Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: eqiwage
    Bugün: 0
    Dün: 5
    Toplam: 33759

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 454
    Üye: 0
    Toplam: 454

    FrpWorld.Com :: View topic - ADALETİN,ÇLÇMÇN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN BATTLEC
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     ADALETİN,ÇLÇMÇN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN BATTLEC View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    Swain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 18, 2005
    Posts: 103
    Location: Ankara

    PostPosted: Mon Apr 03, 2006 3:04 pm Reply with quoteBack to top

    Artık yaklaşmıştı. Hissedebiliyordu.. Tam kalbinin üstündeki “tüy” dövmesinin giderek yandığını.. Ama bu önemli değildi. Uzun zamandır yoldaydı ve sonunda varmak üzereydi Lord Oren’in tapınağına. Bu güne kadar ne yaptım Oren’in hizmetkarı olmaya layık olabilmek için diye düşündü kendi kendine.. Birden hayatı gözlerinin önüne geldi. Çocukluğunu ve ergenlik dönemini hatırladı. O güne kadar anlam veremiyordu bu dövmeye oraya nası yapıldığı nasıl oluştuğu hakkında en ufak bir fikri bile yoktu. Annesini her zaman bir meleğe benzetmişti ve onu çocuk yaşta kaybettiği için onun hakkında tek hatırladığı her zaman “Tanrıların adaletine güven yavrum” demesiydi. Bu cümle zamanla beynine kazınmış ve adeta hayatının anlamı haline gelmişti. Haksızlık olarak gördüğü her olaydan sonra kendini yatıştırmak için bu sözü söylerdi kendi kendine ve dinmesini beklerdi engin öfkesinin. Adalet tanrısının yanlış bir şey yapmayacağını biliyordu çünkü.. tüm benliğiyle inanıyordu buna..

    Kendisini bir türlü inandıramamıştı tüm bu adalet saçmalıklarına ta ki o gün gelip çatana kadar.. Kader sonunda ömrü boyunca kin ve nefret duyduğu insanı karşısına çıkarmıştı. Yaşamı boyunca onun yaptıklarının utancıyla yaşadı.Ve hesap sorma günü gelip çatmıştı. Elinden gelse damarlarında babasına ait ne kadar kan varsa boşaltacaktı. Onun kanını taşımaktan utanç duyuyordu. Ama sonunda tanrılar onu kendi elleriyle yakalayıp adalet adına öldürme onurunu ona bahşetmişlerdi. O vakit gerçekten inanmıştı Lord Oren’in adaletine ve yüceliğine. İlk kez babası tanrıların adaletine hesap verirken hissetmişti dövmesinin yandığını yoksa acıyan kalbimiydi.. Bilmiyordu. Dizleri üzerine çöktüğüne kalbinde hissettiği o tuhaf şevkat kırıntıları adeta yüreğindeki çağlayanları dindirmişti. Başını kaldırdığında gördüğü zifiri karanlığın içinde görünen bir çift ela göz onu gömüldüğü karanlıktan çıkarıp almıştı. Daha sonra babasına duyduğu hırsın ve kinin körelttiği bilinci yerine yavaş yavaş gelirken şu sözleri işitti ve irkildi istemsizce “Günahlarının cezasını çekti. Ruhu huzur bulsun.” Bu gözleri tanıyordu.. Yargıç Larin.. tanıyordu bu suratı.. ilk kez ona öfke duydu. Ve azından şu kelimeler döküldü bir fısıltı halinde.. hayır hayır daha çok bir tıslamaya benziyordu sesi. “Cehennemde kavrulsun!”
    Kılıcındaki kanı silerken yaşadıkları gözünün önüne geldi. Kalbine kılıcını sapladığı anki o boş bakışı hiçbir zaman unutmayacaktı. Unutamazdı..

    Yargıç Larin’in hayatına girmesi onun yaşamını kökten değiştirecek olayların başlangıcı olmuştu. Onu kendi oğlu gibi koruyup gözetti. şimdiye kadar olan eğitiminde büyük payı vardı. Babası gibi sevmişti onu ve ölürken sarfettiği sözler onu Oren’in yanıbaşına kadar getirmişti. “Işığı takip et o sana yol gösterecektir evlat. O ışıkla yardıma muhtaçlara el uzat ve adalet dağıt. Artık…” cümlesini bitiremeden kollarında can vermişti yaşlı Paladin.. yorgun ve yaşlı bedeni izin vermemişti cümlesini tamamlamasına. Ama artık ne yapması gerektiğini biliyordu. Larin’in ardından yas tutmayacaktı. Zaten o da bunu istemezdi. “Hiçbir zaman ölülerin arkasından yas tutma. Hayatları boyunca yaptıkları onları ya cezalandırır ya mükafatlandırır. Çlüm bu dünyanın sonu olabilir ama bilmediğin bir dünya daha var” derdi zaten.. Bu sebeple alelacele çıkmıştı yola kaybettiği her saniye bir masum ölüyordu. Bu savaş zamanında yas tutmak yersizdi.

    Nice dağlar aştı nice denizlerden geçti nice düşmanla mücadele etti ve sonunda aylardır erişmek için çabaladığı yerdeydi. Lord Oren’in kutsal topraklarında.. Lakin hayatında tanrısından başka kimse yoktu. Ve Oren adına and içti tüm kötüleri yeryüzünden kazıma uğruna...

    Lord Oren’in karşısında görkemli bir şekilde gök yüzüne yükselen tapınak karşısındaydı artık. Kör olanlar bile bu sessizlik ve huzur içerisinde orada bir tapınağın var olduğunu anlayabilirdi. Atıyla beraber uzun süren yolculuğunun ardından sızlayan bacaklarını gererek bayılacakmış gibi nefes alıp veren atından indi ve atının boynuna sarılarak ona minnettarlığını başını okşayarak gösterdi. Zaten halsiz olan atını bağlama gereğini bile görmemişti ama asıl nedeni yorgunluktan daha öte bir his olan sadakat ve minnettarlıktı, uzaktan bakıldığında belki fark edilmeyecek bir görüntü olabilir ama bunu her ikiside hissediyordu. Tapınağın önüne geldiğinde kafasını kaldırıp uzun dik merdivenlere bakarak kendi hayatı gibi sert olan merdivene ilk adımını onurlu bir biçimde kafasını göğe kaldırarak attı merdiveni tek tek arşınlarken yüreğindeki tanımlayamadığı duygu nefes almasını bile engeller olmuştu. Adım adım ilerledi tapınağın sessizlik içindeki avlusunda.. Gece vakti ay ışığı tapınağın taş avlusuna vururken usulca attı adımlarını bir yandan da derin derin nefes alarak dizginlemeye çalışıyordu yüreğindeki sonsuz heyecanını. Heykellerin yanlarından geçerken hepsine baktı. Belliydi ki hepsi Oren adına savaşmış ulu savaşçılardı ve bir Paladin’in isteyebileceği en büyük onura erişmişlerdi her biri.. Kim bilir? Belkide bir gün Onun heykelide burada bulunacak tapınağa girenleri selamlayacaktı göğsünü gere gere.. Bir an durakladı. Gözlerini kısarak seçmeye çalıştı ayın üstüne ışık huzmelerini gönderdiği nesneyi. “Lord Oren..” dedi ve hızla yanına giderek Kılıcını yere dik tuttu ve tek dizini yere koyarak boyun eğdi dünya üzerinde saygı duyduğu yegane varlığa. Bir süre sessizliğini bozamadı genç Paladin. Hep bu anın hayaliyle yaşamıştı. Ama şu anda heyecandan ağzı kurumuş, ne söyleyeceğini bilemez haldeydi. Derin bir nefes aldı ve başladı sözlerine ;

    “Senin adına adalet ve huzur dağıtmaya geldim uzak diyarlardan ve şimdi yüceliğine boyun eğiyorum. Esir almadan önce karanlık fani bedenimi ışığınla kurtar beni…“ yere eğdiği başını kaldırdı ve devam etti sözlerine “…Yalvarırım kurtar!”

    Gözlerinin dolduğunu hissetmişti son cümlesinde.. Eğer dünya üzerinde inandığı yegane varlık da onu yalnız bırakacak olursa ne yapacağı nereye gideceğini bilmiyordu ve bu yol ayrımında Oren’in ışığı yerine karanlık bir yola gitmek istemiyordu.

    Tam bunları düşündüğü sırada arkasında bir gürültü duydu. Sesten irkilerek ani bi refleksle kılıcına sarıldı. Kapıya doğru yöneldi..Attığı her adımda hissettiği boşluk duygusu onu yeryüzünden uçurmaya yeterdi. Kapının önüne geldiğinde dışarıdaki sesi dinledi.. Bir süre bekledi fakat bir ses duyamadı ve yavaşça kapıyı araladı...

    ... Karanlıklar içinde iri bir silüet gördü yerde yatan.. Hemen yanına koştu başka hiçbirşeyi umursamadan.. Başına geldi ve çevirdi yüzüstü yatan bedeni. Yüzüne baktı, nabzını yokladı.Vücudundaki yaralarmı yoksa yaşadıklarımı daha fazla canını acıtıyordu bilinmez ama bu acı onun yüzüne işlemişti. Çok ağır yaralı ve kan kaybetmişti. Belli ki zorlu bir mücadeleden çıkmıştı ve onun için hepsinin yaşanmamış kabus dolu rüyalar gibi olmasını temenni etti. Ağzındaki yarı pıhtılaşmış kanı iyice yüzüne yapışmaması için temizledi ve başını çevirdi üstünde yükselen dolunaya "Yüce Oren! Bu adamın günahlarını affet ve kudretinle yaşamasına izin ver" dedi. Kirlenmiş ve biraz çamurlu olduğunu farkettiği elini adamın yarasına götürdü bedenindeki katlanamaz yorgunluğa rağmen Tüm konsantrasyonunu toplayarak onun yaralarına yapabileceği en kudretli büyüyü uyguladı. (Lay on Hands) Yavaş yavaş kendini kaybetmek üzere olduğunu hissetti. Ama o yaşamalıydı.. Kendi yaşamını kaybetme riski aklına geldi ister istemez.. "UMRUMDA DEğİL!" diye haykırdı ve büyüsünü yoğunlaştırarak devam etti.. Ta ki önünde yatan yiğit savaşçı gözlerini açana kadar...
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 1.83 Saniye