Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: Shatargat
    Bugün: 0
    Dün: 0
    Toplam: 33538

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 239
    Üye: 0
    Toplam: 239

    FrpWorld.Com :: View topic - Yüksek Büyücülük Kulesi (RPG) / Sınava Girenler İçin
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Yüksek Büyücülük Kulesi (RPG) / Sınava Girenler İçin View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    calis
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 21, 2004
    Posts: 738
    Location: Ä°zmir

    PostPosted: Sun Apr 16, 2006 7:48 pm Reply with quoteBack to top

    Bir ışık buşmuştu belki bu yeri harabeye çevirmiş bir yaratık yada yaratıktan saklanan masum bir kişi.Odaya girince ne ile karşılaşcağından emin olmayan estalus harabe odaya tekrar geri döndü.Yerlerde bir çok mutfak eşyası vardı kimi kırık kimide hala sağlamdı.Elf gözleri ile farketmiş olduğu yerdeki bir tavayı eline aldı.

    -"Bir tava ha-bir tava seni ne kadar koruyabilir zavallı büyücü"

    Estalus içindeki ses aldırmayarak merdivene doğru ilerledi.Merdiveni yavaşça vede sessizce çıkmaya çalıştı.Elindeki tavayı havaya doğru kaldırarak ışık gelen odanın kapısını hızlıca araladı.

    _________________
    No one hears him cry so he turns to evil...
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Mon Apr 17, 2006 11:09 am Reply with quoteBack to top

    Estalus kapıyı aralarken odadan korku dolu ir hıçkırık sesi duyuldu. Elf elindeki tavayı her an birisinin kafasına indirecekmiş gibi bir pozisyonda tutarak içeri girdi.

    Burası bir çocuğun yatak odasıydı. Çeşitli bez bebekler ve oyuncaklar çevreye yayılmıştı. Duvara yaslı bir halde küçük bir yatak vardı. Yatağın ayakucundaki komidinin üzerinde ise bir mum. Yatağın tam karşısında küçük bir dolap bulunuyordu. Odanın pancurları sımsıkı kapatılmıştı. Estalus muhtemelen bu yüzden dışarıdan hiç ışık görmemişti.

    Hıçkırık bir daha duyuldu ve bu sefer kapının arkasından geldi. Estalus irkilip tavayı vuracak gibi kaldırarak kapıyı kapadığında ise onun çıplak bedenine ve elindeki tavaya korkuyla bakan minik bir kız çocuğu gördü. Çocuk, kapının arkasında duvarın köşesine sinmişti ve ağlıyordu.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    calis
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 21, 2004
    Posts: 738
    Location: Ä°zmir

    PostPosted: Mon Apr 17, 2006 1:57 pm Reply with quoteBack to top

    Küçük bir kız sadece küçük bir kız.Ne kadar utanç bir duruma düşmüştü.Hem çırılçıplak olması hemde küçük bir kızın karşısında tavayla savunma durumuna geçmesi utanmaktan daha da beterdi.

    Sinirden olsa gerek estalus u boynuna bir sıcaklık hücum etmişti.Sanki bir demirci dükkanı ocağının önünde çalışıyordu.Elindeki tencereyi sertçe odanın bir köşesine fırlattı.Kız bu ani haraket ile sıçradı.

    Estalus kızın üstüne doğru ilerledi.Kızın boğazından tutarak onu yakınına çekti.Büyücünün uzun tırnaklı elleri kızın canını açıtmaya yetmişti.

    -"Konuş tatlı kız bu evi bu hale getiren ne.Ailen nerede-vede bu kasaba niye bu kadar ıssız.Konuş!!!.Yoksa sana yapacaklarımı aklından bile geçiremessin"

    diyerek sırıttı...

    _________________
    No one hears him cry so he turns to evil...
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Mon May 01, 2006 9:16 pm Reply with quoteBack to top

    DM:
    Estalus'un uzun tırnakları, kızın boğazının yumuşacık etlerine gömülüp kanatırken, kız sadece nefes almaya çalışarak debelendi. Gözlerinden yaşlar geliyordu. Çyle acınası bir haldeydi ki sızlanamıyordu bile.
    Estalus-:
    Estalus kendisini kızın yerine koydu.Ne kadar çaresiz ve zor durumdaydı.Tıpkı şimdi olduğu gibi.Adaletsiz bir dünya diye iç geçirdi.Tırnak aralarına kaçan kızın sıcak kanını hissetmesi ile bir süre bekledikten sonra ellerini çekti.Kız her ne oldu ise yeterincekorkmuştu.Onu daha fazla korkutmanın anlamı yoktu.
    -"Bak güzel kız bana burda olan biten herşeyi anlatırsan seni bu zor durumdan kurtarabilirim."
    DM:
    Estalus onu bıraktığında kız yeniden kendisini köşeye attı ve iyice büzülerek başını kollarının arasına aldı. Dönüp Estalus'a bakamıyordu bile, belki vahşiliğinden belki de çıplaklığından. Sadece arada bir hıçkırıyordu o kadar.
    Estalus-:
    Estalus işinin uzamasından dolayı sinirle kızın yatağına doğru hareketlendi.Kızın yatağında bulunan ufak bir örtüyü beline doladı.Çrtü sadece bel ile diz arasını örtmüştü.Buna aldırmayarak tekrar kızın yanına gitti.
    -"Bak küçüğüm" dedi saçlarını okşayarak.
    -"Burda her ne olduysa seni çok korkutan bir şey olduğu kesin.Eğer bana yardımcı olursan sana minnettar kalırım vede senin bu zor durumdan kurtulmanı da sağlayabilirim.Hadi konuş benimle lütfen."
    DM:
    Çocuk bir anlığına başını hafifçe kaldırıp yaşlı gözleriyle Estalus'a baktıktan sonra tekrar başını kollarına gömüp hıçkırmaya başladı. Estalus'un elinin altında zangır zangır titriyordu. Yine de tek kelime dahi etmiyordu.
    Estalus-:
    Estalus hafifçe başını salladı.şu veletler ne onların dünyasını nede duygularını anlıyordu.Ne yapcağını bilmeyerek oda da boş boş volta atmaya başladı.Kız ise hala odanın bir köşesinde hıçkırarak ağlamaya devam ediyordu.Estalus oda da volta atarken bir yandan da odayı elf gözleri ile tek tek en ince ayrıntısına kadar arıyordu.Belki ufak bir ip ucu bulabilirdi.
    DM:
    Yer, alt katın aksine tahtadandı. Daha önce de gördüğü gibi pancurlar sımsıkı kapatılmıştı. Odanın bir tarafında küçük kızın yatağı duvara dayalı duruyordu ve ayak ucundaki komidinin üzerinde bir adet mum vardı. Odanın tam karşısında ise bir dolap mevcuttu. Oda zaten geniş değildi, ama eşyaların yerleştirilmesiyle odada küçük bir kız için oldukça geniş bir yer açılıyordu ve bu boş alanlara da kızın oyuncak bebekleri saçılmıştı.
    Estalus-:
    Estalus yerdeki bezden bir bebeği alarak kızın yanına oturdu.
    -"Hahaha zavallı büyü şimdide herşey bitti de evcilik mi oynuyacaksın."
    Estalus sese aldırmayarak bez bebeği elinde çevirerek
    -"Demek oyuncakları seviyorsun.Hah saçma bi soruydu hangi çocuk bebekleri sevmezdi ki.Bende bir zamanlar oyuncaklarla oynardım tıpkı senin yaşındayken.Oyuncaklar güzel şeydir.Bütün herşeyi bir kenara bırakıp sadece oyuncaklarla ilgilenirsin.Tabi bir çocuğun ne gibi bir derdi olabilirki."
    Aslında estalusun oyuncaklarla ilgili söylediği tümü şey bir yalandı.Sadece veletin azından bir kaç şey alabilmek için bunları sölemişti.Estalus küçüklüğünde oyuncaklardan nefret ederdi.Tek eğlencesi ise büyü idi.
    DM:
    Çocuğun ilgisini bu sefer çekmiş gibiydi. En azından kız başını kaldırıp Estalus'u izliyordu.
    Estalus-:
    Estalus sevecen bir şekilde gülümseye çalıştı.Bunları yaparken kendisinden iğreniyordu.
    -"Gel senle ufak bir anlaşma yapalım güzel prenses.Sen bana burda olanları ve bunu neyin yaptığını en ince ayrıntısına kadar anlat.Bende senle uzun zaman boyunca bebeklerinle oynarım.Bu arada senin için yapcağım süprizleri de unutma.Büyüden hoşlanırsın herhalde" diyerek göz kırptı
    DM:
    Fiyasko! Tam bir fiyaskoydu bu Estalus için. Kız önce onu yaşlı gözlerle izliyordu, ama büyü kelimesini duyunca tekrar hıçkırdı ve duvara öyle sokuldu ki neredeyse duvarla bir olacaktı.
    Estalus-:
    Lanet olsun büyük bir pot kırmıştı.Estalus sinirden parmak boğumları beyazlaşıncaya kadar yumruklarını sıktı.Ama nasıl olur hangi velet büyüden hoşlanmazdı.Hele havada uçuşan havayi fişekler.Demekki bütün çocuklar kendi çocukluğuna benzemiyordu yada en azından bir kısmı.
    -"Yoo-yoo tatlım korkma sana zarar vermek aklımdna geçecek en son şey.Havada rengarenk uçuşan havayi fişekler,kelebekler görmek istiyceğini düşünmüştüm.Hayır yapma ama böyle ağlıyarak benide üzüyorsun."
    DM:
    Çocuk sadece tek gözüyle görebilecek şekilde kolunu indirdi. Yine de hala ağlıyordu.
    Estalus-:
    Kız ağlamasına rağmen Estalus kızın güvenini kazandığını düşünüyordu.Bu sevindirici bir haber di.Bir veledin ağzından laf almak ne kadar da zordu.Estalus tekrar sevecence gülümsemeye çalışarak.
    -"Bak tatlım sana zarar vermek aklıma gelicek en son şey.Hele senin gibi güzel bir hanfen diye ise asla ama asla bu düşünülemez."
    Elini kızın başına yaklaştırdı vede hafif bir hareketle gözündeki yaşları parmağı ile sildi.
    DM:
    Kız bu sefer başını kaldırdı. Ağlamıyordu, ama konuşmuyordu da. Sadece Estalus'a öylece bakıyordu.
    DM:
    Kız cevap vermedi, sadece Estalus'a üzgün üzgün bakıyordu o kadar.
    Estalus-:
    Ya bu kız dilsizdi yada hala estalus dan korkuyordu.Yada en kötü ihtimalle evi bu hale sokan yaratık yada her ne ise ondan dolayı şokta idi.
    -"Canım yoksa benle konuşmak istemiyormusun?"
    DM:
    Tepki aynıydı. Hiçbir fark yoktu. Çocuk öylece bakıyordu sadece.
    Estalus-:
    Estalus üzülürmiş gibi yaparak başını elleri arasına aldı.Bir yandan da koluyla açıklık bıraktığı yerdende ufaklığı kesmeyi ihmal etmeyi ihmal etmiyor du.
    -"Yazık güzel bi hanım efendiyle bile arkadaşlık bile kuramıcak kadar korkunçmuyum.Bende buralara yeni bir arkadaş bulurum diye gelmiştim."
    DM:
    Aynıydı. Çocuk öylece Estalus'a bakıyordu. Gözlerinde bir keder ifadesi vardı, ama bu ifade Estalus'a yönelik değildi. Dalıp gitmişti. Estalus'u görmüyordu sanki.
    Estalus-:
    Estalus homurdanarak ayağa kalktı.Bu kız dilsiz olmalıydı.Başka ne yapabilirim diye düşünürken tekrar ufak oda da volta atmaya başladı.Bu sırada sırf merak tan dolayı kızın dolabına yaklaştı.Kıza dönerek.
    -"Acaba dolabına bakmamda sakınca varmı tatlım ?"
    DM:
    Kız aynı boş bakışlarla karşılık verdi.
    Estalus-:
    Estalus poflayarak dolabın kapağını hafifçe açtı.
    DM:
    İçeride sadece kızın giysileri vardı. Kıyafetler rengarenkti. Kız renkli şeyleri seviyor olmalıydı. Bunun dışında göte çarpan tek şey ise dolabın altında duran büyükçe bir kutuydu.
    Estalus-:
    Renkli elbiseler.İğrenerek bu renk cümbüşünden uzakdurmaya çalıştı.Renkli elbiselerin dışında dolabın altında bulunan büyük kutu Estalus un ilgisini çekti.Kutuyu hafifçe kendisine doğru çekti.
    DM:
    Kutu kolayca Estalus'un yanına geldi.
    Estalus-:
    Kutu kolayca estalus a gelince bir anlık şaşkınlıkla durdu.Kutu boyutuna göre hafif gibi görünüyordu.Acele ile kutuyu açtı.
    DM:
    Kutu bomboştu. İçinde hiçbir şey yoktu.
    Estalus-:
    Kutu boş çıkınca ilk olarak kutuyu duvara fırlatmak estalus un tek isteği idi.Fakat bunu yapmadı.Zira çocuğu tekrar ürkütmek istememişti.Estalus ayağa kalkarak mumu eline aldı.Kıza dönerek
    -"Biraz dan geliyorum küçüğüm evde kısa bir tur atıcam.Sakın bir yere ayrılma.Birazdan tekrar gelicem."
    DM:
    Kız hiçbir şey demeden aynı ifadeyle Estalus'u süzmeye devam etti. Estalus ise odadan çıktığında üst katta iki odanın daha olduğunu fark etti.
    DM:
    Estalus'un sol tarafında aşağı inen merdiven uzanmaktaydı, önünde ise üstteki katın koridoru. Tam karşısında bir başka kapı vardı. Koridor oradan sola dönüyordu. Karşısındaki kapının yanına asılan ayna sayesinde Estalus koridorun sonunda bir odanın daha olduğunu fark etti.
    Estalus-:
    Estalus tam karşısındaki kapıya hzılı birşekilde ilerledi.Kapının kulbundan tutarak ileriye hafifçe itti.
    DM:
    Kapıyı açtığında bir anlık karaklıkla karşılaştı ama anında gözleri alıştı ve etrafı görebildi. Burası da bir yatakodasıydı. Kızın ebeveynlerine ait olmalıydı. Ama tıpkı alt kat gibi burası da yağmalanmıştı. Kıyafetler liğme liğme, eşyalar paramparça bir şekilde yerde uzanıyordu. Hatta odanın camı kırılmıştı.
    Estalus-:
    Odaya son kez göz gezdirdikten sonra diğer odalaır gezmek içi koridora çıktı.Aynada görmüş olduğu koridorun sonundaki odaya doğru ilerledi.
    DM:
    Buz gibi odayı terk eden Estalus, diğer odanın kapısına geldi. Bu kapı diğerlerine nazaran daha yıpranmıştı.
    Estalus-:
    Estalus bir an tedirgin olarak ayağını gıcırdayan bir tahtaya basmış gibi ayağını geriye çekti vede yıpranmış kapıya kulağına dayayarak içeriyi dinledi.
    DM:
    Tıpkı evin kalanı gibi burası da sessizdi. Estalus'un kulağına herhangi bir ses gelmedi.
    Estalus:
    Estalus emin olduktan sonra elini kapı kulbunun üstüne götürdü vede kapıyı ileriye doğru itti.
    DM:
    Bu kapı sanki yıllardır açılmamış gibiydi. Kapının ulbu dahi paslanmıştı ve Estalus zorlukla kulbu indirebildi. Ama Kapıyı ittiğinde kapı açılmadı, kilitliydi.
    Estalus:
    Geri çekilerek biraz düşündü.Kapı eski gözüküyordu belki biraz güç kullanarak kapıyı açabilirdi.Estalus 1 adım geriye adım attı.Sağ adımını öne attı gücünü omzuna vererek sertçe kapıya doğru vurdu.
    DM:
    Nafile. Kapı açılmamıştı.
    Estalus:
    Estalus açamadığı kapıya son kez bakarak kızı kontrol etmek için kızın odasına tekrar geri döndü.
    DM:
    Kızın odasının kapısı kapanmıştı. Tuhaf bir şekilde kapının altından sızan ışık güçlenmişti.
    Estalus:
    Lanet olsun onu yalnız bırakmamalıydım.
    dedi içinden vede hızla kapıyı ileri doğru itip içeri girdi.
    DM:
    Yanıyordu. İçerisi alev alevdi. Estalus'un görebildiği kadarıyla mum nasıl olduysa devrilmişti ve yatak, dolap, perdeler, hatta yerdeki tahta parkeler bile alev alevdi. Kız ise ortada yoktu. Yine kapının arkasına sokulmuş olduğunu düşünerek Estalus oraya baktı. Kız aynı anlamsız bakışlarla orada oturmaktaydı.
    Estalus:
    Estalus alev leri görünce şaşkınlıktan donup kalmıştı.şaşkınlığını üzerinden çabucak attı.Hızlı davramalıydı zira odanın tamamını kendisi ve kızla birlikte alevler sarabilirdi.Büyük adımlarla kızın yanına ulaştı.Nasıl oluyorduda bu kadar sakince durabiliyordu.Kızı kucağına alıp geldiği gibi kapıya doğru hızlı adımlar la ilerledi.
    -"Bunu neden yapıyorsun ki büyücü o kıza ne gibi bir borcun varki" dedi içindeki ses,
    -"Kapa çeneni aptal.Görüceksin bu kız çok işime yarıcak.Sanırım..."
    DM:
    O dışarı adımını attığı anda alevler aniden ortadan kayboldu.
    Estalus:
    Estalus başka bir şey unutup unutmadığına bakmak için kafasını geri çevirdi.Gerçi unutcak neyi olabilirdiki bir büyü kitabımı-hıh.Başını geri çevirdikten sorna gözleri fal taşı gibi açıldı.şaşkınlıktan kucağındaki kızı bile düşürüyordu.
    -"Bu-bu nasıl olabilir...Ama-ama az önce bu oda alevler içindeydi."
    DM:
    Alevler her nasılsa yok olmuştu. Yanmış her şey görülebiliyordu, ama hiç ateş yoktu.
    Estalus:
    Bu evde garip şeyler oluyordu.Ya bunlar estalusun aklının ona uynadığı bir oyun yada bu başlı başlına bir oyundu.Kızı yavaşça tahta zemine bırakan estalus yanan odanın içine girmeyerek yere çömeldi.Elini yanmış olan parke yüzeye doğru bir sıcaklık hissetmeyi beklermiş gibi yaklaştırdı.
    DM:
    Evet, parkeler hâlâ sıcaktı. Yangının izleri belliydi.
    Estalus:
    -"Lanet olsun" dedi kızgın sesi ile.Kızın korkup korkmaması artık umrunda bile değildi.
    -"Nasıl bir bilmecenin içindeyim.Nasıl bir bilmecedir ki bu bu kadar karma karışık".
    Estalus:
    Estalus kızı yanın dan ayırmaması gerektiğini aklında bulundurarak onu kucağına aldı vede aşşağı kata doğru merdivenden yavaşça inmeye başladı.
    DM:
    Aşağısı halen aynı durumdaydı. Herhangi bir değişiklik yoktu. Ama dışarıda rüzgâr şiddetlenmişe benziyordu zira gıcırdayarak sallanan ön kapının hızı artmıştı. Çok yakından bir uluma daha geldi.
    Estalus:
    -"Sanırım sabah olana kadar burada beklesek iyi olur.Bu havada hemde yabancı bir yerde dışarıda kalıcak kadar aklını kaybetmiş bir büyücü değilim"
    Kucağındaki kızla birllikte son odayı da kontrol etmek için odanın bulunduğu yere doğru ilerledi.
    DM:
    Diğer oda bir salondu. Birkaç tane rahat görünümlü koltuk ve bir kanepe göze çarpıyordu. Bir şömine vardı ve şöminenin üzerinde çeşitli figürler mevcuttu. Yerde kırmızı bir halı vardı. Odanın her iki yanında da asılı portreler vardı ve hepsi şahin burunlu, kel bir adama aitti.
    Estalus:
    Estalus kucağındaki kızı rahat kanepenin üstüne bıraktı vede duvarlarda asılı olan portrelerin yanına doğru gitti ve resimdeki adamı incelemeye başladı.
    DM:
    Adam keldi ve şahin burunlu bir adamdı. Pahalı elbiselerle resmedilmişti. Resimdeki pozundan önemli birisi olduğu anlaşılıyordu veya kendisi öyle görünmeyi seçmişti. Tepeden bakan bir havası vardı.
    Estalus:
    Estalus bu evden bir şey çıkarabilme umudunu yitirmişti.Kızın yanına gitti vede.
    -"Bana hiç bir yardımın dokunmadı tatlım sanırım bundan sonra yanlız başına devam ediceksin tıpkı benim gibi."
    dedi vede evi terk etmek üzere hızlı adımlarla çıkışa doğru yola koyuldu.
    DM:
    Dışarıda rüzgar şiddetini oldukça arttırmıştı. Estalus gökyüzüne baktığında daha önce boş olan gökyüzünde artık bulutların uçuştuğunu gördü. Ayın önüne geçip zaman zaman ışığını kesiyorlardı. Sokaklar artık daha karanlıktı. Bu sefer çok yakından birkaç uluma daha duyuldu.
    Estalus:
    Estalus sağ daki yolu tercih etti nasıl olsa yapıcak şu anlık hiç bir şeyi yoktu.Vede kaybediceği.
    DM:
    Dışarısı gerçekten çok soğumuştu ve artık Estalus'un titremesi aşikârdı. Rüzgarın getirdiği tozlar gözüne kaçtığından rahat ilerleyemiyordu. Yolun ortalarına geldiğinde rüzgar beline baştan savma dolanmış çarşafı söküp aldı ve uzaklara uçurdu. Sokaklar sessizdi. Ta ki Estalus karanlık bir yan sokağın önüne gelene kadar. İşte o anda sokağın içinden bir hırlama duydu.
    Estalus:
    Tahmin ettiği şey sonunda karşısına çıkmıştı.şu anda sadece aklından geçen bir kurt olmasıydı.Umarım aklındaki diğer düşüncelerdne bir başkası değildir dedi kendi kendine.Sokak karanlık olduğu için karşıdaki hedef görülmüyordu.Estalus korku nedeni ile olsa gerek gerilemeye başladı.
    DM:
    Karanlıkta aniden bir şey üzerine atladı. Estalus daha kenara çekilememişti ki o şey Estalus'a çarpıp onu yere mıhladı ve ikisi yuvarlandı. Elf büyücü daha ayağa kalkamamıştı ki boğazına karşısındaki şeyin dişleri kenetlendi. O anda görebildiği kadarıyla bu şey sadece bir köpekti, ama iyi eğtilmişti. Zira boynunu koruyan bir tasmaya sahipti ve tertemizdi. Kasmı bir bedene sahipti. Köpek dişlerini boğazına gömmedi. Sadece o pozisyonda bekledi.
    Estalus:
    Çstüne atlayan şey karşısında şaşkınlığa vede ani bir korku ya mahsur kalan estalus köpeğin dişlerini neden boğazına daldırmadığı konusunda aklı karıştı.Köpek şu anda üstünde vede elverişli bir poziyondaydı.Fakat bir tasma bu estalusun gözündne kaçmadı bir tasması vardı.Bu demek oluyorduki köpeğin bir sahbi vardı belkide sahibi de yakında idi...
    DM:
    Korkudan ne kadar geçtiğini bilmiyordu. Gittikçe hızlanana ve gökyüzünü fırtına bulutlarıyla dolduran rüzgar, Estalus'un bedenini titretmekteydi. Buna bir de korkunun titreyişi eklendiğinde Estalus nöbet geçirir gibi zangır zangır titriyordu. Bir dakika? On dakika? Yarım saat? Bir saat? Hiçbir fikri yoktu. Köpek taş kesilmiş gibi duruyordu. Ta ki Estalus yakınlarında birkaç çizme sesi duyana kadar. "Vay vay vay. Bak Larry, senin it gece gezinen bir sapık yakalamış."
    Estalus:
    Sapık...Sapık mı diye soru sordu kendi kendine.Herşey bitmişti vede şimdi de estalus sapık damgası yemişti.
    -"Bana bak aptal adam gelde al şu üstümdeki tasmalı azmanı"
    diye bağırdı.Demek sapık ha.
    DM:
    Havaya uyumlu, buz gibi bir sessizlik oldu. Sonra ayak sesleri yaklaştı ve Estalus kıpkırmızı kesilmiş, sakallı, bir adam gördü. Havada bir ıslık çaldı ve...Estalus bacakarasında aniden muazzam bir acı hissetti. (Estalus--> 8 damage) "İşte..." dedi adam. "Böylece artık sapıklık yapamayacaksın. Ne dersin Larry? Boynunu kırdıralım mı?" Bir süre sessizlik oldu, ardından daha kalın ve bezgin bir ses konuştu. "Fena fikir değil. Tabi eğer bundan haberleri olmazsa."
    Estalus:
    -"Ahhhh..Seni gidi orospu çocuğu.Ahhh" diye inledi estalus.Boyun kırma konuşmasını duyunca ise acının verdiği sinir ile inleyerek devam etti.
    -"Durmayın fahişe soyları.Durmayın vede kırın boynumu kırında öteki tarafta annelerinizi becermeme olanak sağlayın" estalus acı ile bir sağa bir de sola dönerek kıvrandı.Bir yanda da söylediği sözler kaşısında acı kahkahalar atıyordu.
    DM:
    "Isır oğlum! Çldür!" Estalus'un boğazını kavramış olan köpek bir an guruldandı, sonra dişlerini Estalus'un boğazına geçirip nefes borusunu sıktı.
    DM:
    Estalus nefes alamazken içgüdüsel olarak çırpınmaya başladı. Nefes alamadığı için herhangi bir büyü de yapamıyordu. Gözleri kararırken ve zihni dünyadan uzaklaşırken adamların zalim kahkahalarını duyabiliyordu.
    DM:
    Ta ki o sesler acı dolu çığlıklara, hırlamalar da viyaklamalara dönüşene kadar.
    DM:
    Nefes borusundaki basınç aniden kalkarken, Estalus derin bir nefes alıp ciğerlerini doldurdu. Yerinden kıpırdamaya mecali yoktu. Başını çevirip baktığında köpeğin ve adamların kızarmış ve kömürleşmiş cesetler halinde iki yanında yattığını gördü.
    Estalus:
    Bu acı durumda iken tek gördüğü şey 2 adam ve köpeğin yanıp kömüre dönmüş olan cesedi idi.Hangi güç bunu yapmış olabilirdi veya bunu yapmış olan kimdi.Görünürde sadece cesetler vardı başka hiç bir şey yoktu.
    DM:
    Ama hiçbir şey ya da hiçkimse gelmedi. Artık yağmur serpelemeye başlamıştı. Estalus'un parçalanmış erkekliği inanılmaz sızlıyordu. Bir gökgürültüsü duyuldu.
    Estalus:
    Estalus nefes aldığına şükrediyordu.Fakat-fakat diğer zarar gelmiş bölge için yapabilcek bir şey yoktu.Estalus ölmediğine ssevinmelimiydi yoksa üzülmelimiydi?Buna anlam veremeden ayağa kalktı.Fakat ayağa kalkarken ağır zarar gören bölge den dolayı acı ile inledi.Boğazında bir şey yok gibiydi nefes alırken biraz güçlük çekiyordu.
    Estalus:
    Bütün bedenini acı sarmıştı.Hareket bile edemeyecek durumdaydı.
    DM:
    Rüzgar artık çok şiddetliydi ve yağmur da hızlanıyordu. Estalus ayakta bile zor duruyordu. Gidecek bir yeri de yoktu. Bedeni zaten yaralıydı ve şimdi onlara bir yenisi-hem de bu sefer daha önemlisi-eklenmişti ve kan kaybediyordu.
    DM:
    Sonra köpeğin çıktığı ara sokaktan bir fısıltı duydu. "Pşşt!"
    Estalus:
    "Pşşt!"
    Estalus bir ses duymuştu.Bu aklının ona oynadığı bir hayal daha mıydı.Bu kadar acı ile hayal görmek normaldi.Estalus acıdan dolayı yavaş yavaş başı dönmeye başlamıştı.Başka seçeneği yoktu hayal veya gerçek nolursa olsun.Sesin geldiği yöne doğru dikkatle baktı.
    DM:
    Sokak hâlâ karanlıktı ve bir şey görünmüyordu. Ama Estalus aynı sesi ikinci kez duyduğunda orada birisinin olduğundan şüphesi kalmamıştı. "Buraya gel!" diye fısıldadı ses.
    Estalus:
    Hayal değildi.Bu ses gerçekti.Vede estalus u oraya doğru çağırıyordu.Başka seçeneği olmayan estalus oraya doğru sendeleyerek vede aksayarak ilerlemeye çalıştı.Her adım onun için eziyet gibi geliyordu.Zarar gören bölgeden dolayı her adımın da acı duyuyordu.Bu acı sonun da da nefes almak zorunda kalıyordu.Nefes almasıda güçleşmişti zira o köpek azmanı nefes borusunu zedelemişti.
    DM:
    "Hadi, çabuk ol biraz!" diye sabırsızca fısıldadı ses. Estalus'un bariz ortada olan yarasını fark etmemesi için kör olması lazımdı. Bu da haliyle Estalus'un yürüyüşünü engelliyordu. Yine de Estalus en sonunda gölgelerin önüne varabilmişti. "Çabuk, saklan. Çok vaktimiz yok."
    Estalus:
    Estalus seslenen kişiye yaklaştığında sonunda konuştu
    -"Hızlı hareket edebilseydim emin ol sana ihtiyacım olmaz dı yabancı.şimdi beni terslemeyi bıraktı biraz yardım et"
    DM:
    Bir el hızla gölgelerin içinden çıktı ve Estalus'u omzundan kavrayıp uçururcasına gölgelerin içine çekip yandaki evin duvarına yapıştırdı. "Sessiz ol. Mümkünse nefes bile alma." diye keskin bir fısıltıyla buyurdu sesin sahibi.
    Estalus:
    Estalus kendisine sert çe davranılmasından dolayı acı ile inledi.
    -"şimdi de beni öldürme yemi çalışıyorsun yabancı.Hıh bide sessiz olmuş."
    Estalus karşısındaki yabancının yüzünü seçmeye çalıştı fakat karanlıktan dolayı fazla bir şey göremiyordu.
    DM:
    "şşşt!" diye tekrar sabırsızca fısıldadı. Sonra Estalus adamın neden bu kadar ısrarcı olduğunu anladı. O da şimdi duymuştu sesleri. Yaklaşan çok sayıda kişi vardı.
    Estalus:
    Estalus yaklaşan sesleri duyunca karanlık sokağın içinde olduğu için şükretti.Eğer biraz daha geç kalsaydı yeni gelenlere yakalanıcaktı.Hemde 2 adam ve de bir köpeğin cesedi ile.Çıplak olmak da başlı başına bir sorundu.
    DM:
    Ayak sesleri gittikçe yaklaştı ve en sonunda sokağın önünde, cesetleri incelemeye başlayan yedi ilâ on kadar adam belirdi. Hepsi de önceki ikilinin giydiği üniforma ve zırhlara bürünmüşlerdi: Parlak kırmızı bir tabardın üzerine sol göğüslerine işlenmiş, kılıç taşıyan bir karga. Adamlar eğilip cesetleri incelerken yüzleri gerçekten de sıkkın görünüyordu. "Bunu kim yaptı dersiniz?" diye sordu bir tanesi. Kapkara cüppelere sarınmış olan ve bariz bir şekilde büyücü olan bir tanesi "Ya bir kaçağı öldürmeye çalışırken yüksek lordlar öldürdü, ya da isyancılar icaplarına baktı." diye mırıldandı. Bir süre hepsi de sessizliklerini korudular. Sonra lider olduğu belli olan bir tanesi "Her halükârda kaçağı veya sorumlu olan isyancıları bulmalıyız. Dağılın!" buyurdu. Askerler toparlanıp ortadan kaybolmaya başlarken bir tanesi gözlerini kısarak karanlık sokağa baktı ve elindeki mızrağı önünde tutarak sokağa doğru ilerlemeye başladı. O anda Estalus dehşet içinde omzundaki eli artık hissetmediğini fark etmişti. O her kimse, gitmişti.
    Estalus:
    Estalus yardım eden yabancının ortadan kaybolması vede sokağa doğru gelen adam yüzünden telaşa kapıldı.Tek bir avantaji vardı oda karanlık.Yaslan makta olduğu duvar ve ince bedeni ile adeta bir bütün oldu.Duvara yaslanarak karanlık sokağın dahada ilerisine gitmeya karar verd.Yavaş yavaş ses çıkarmama ya dikkat ederek hareket e geçti.
    DM:
    Bir adım attı. Sonra bir adım daha. Ve yanınaki çöp poşetlerinine çarparak hışırtıları çıkardı. "Hey! Kim var orada?!" Asker mızrağı önünde tutarak hızla ilerledi. Karanlığa girdiğinde mızrağının ucu Estalus'un teninine değmişti bile. Askerden hoşnut bir homurtu çıktı. "Sen, gel bakalım benim-" Konuşması bir gurultuyla boğuldu ve sessizliğe gömüldü. Mızrağın baskısı derisi çizilen Estalus'un bedeninden kalktı. "Gel hadi. Beni takip et." diye fısıldadı az önceki ses ve karanlık sokaktan çıkarak köşede bekledi. Estalus onu ilk defa görebilmişti. Ona sırtı dönük olsa da kendi boylarında, siyah ve bedenine yapışan bir kıyafete bürünmüştü. Başını örten bir başlık vardı. İri olmasa da kaslı bir atletik bir vücuda sahipti.
    Estalus:
    Estalus artık kurtuluş yolu kalmadığını sandığı anda tekrar o yabancı ortaya çıkmıştı.Vede önüm deki engelide ortadan kaldırmayı başarmıştı.şimdi de estalus u ttekrar yanına çağırıyordu.Estalus mızrağı yerden alarak ona dayandı.Vede hızlıca yabancının yanına gitmeye çalıştı.Mızrak az da olsa biraz daha rahat yürümesini sağlıyordu.
    DM:
    Adam iki yana baktı ve sonra Estalus'a eliyle gelmesini işaret etti. Ardından caddeye çıktı ve karşı tarafa gitti. Dönüp Estalus'u beklemeye koyuldu.
    Estalus:
    Adam iyi ki estalus u bekliyordu yoksa estalusn un adama yetişmesine imkan yoktu.Estalus hızlı hareket etmeye çalışıyordu fakat yaralar bunu engellemeye yetiyordu.Estalus adamın yanına geldi .Soluk soluğa kalmıştı.Kalbi çok hızlı atıyordu.
    -"Kimsin yabancı.Bana ne borcun varki yardım ediosun" dedi.
    DM:
    "şu anda konuşmak için ne doğru yer ne de doğru zaman." Adam sustu ve Estalus'u baştan aşağı süzdü ve gözü yarasına takıldı. Estalus'un vücudu zaten yanıklarla doluydu, ama yarası oldukça ciddiydi ve kanamaya devam ediyordu. "Tırmanabilecek misin? Bu binanın çatısına çıkmamız gerekiyor."
    Estalus:
    -"Tırnmanmak mı" dedi acı ile gülerek-"İnan bana bu yaralar ile nasıl ayakta kalıyorum onu bilmeiyorum.şu anda içimden sadece şu soğuk taşların üzerine yatıp bir dahada kalkmamak geliyor"
    DM:
    Bu dileğini seve seve gerçekleştirecek bir düzine adam biliyorum.." Adam sustu. Ne yapacağını düşünüyora benziyordu. "Pekâlâ, buraya tırmanmamız şart. Ben önden tırmanıp sana ip sarkıtacağım. Ona tırmanmaya çalış, yoksa..." Estalus'un önündeki şahıs seri hareketlerle binaya tırmanmaya başladı. Göz açıp kapatıncaya kadar çatıya varmıştı bile. Gözden kaybolduğunda Estalus bir süre onu göremedi, sonra çatıdan bir ip sarktı önüne.
    Estalus:
    Çok çabuk olmuşdu.Adam seri hareketlerle binaya tırmanmıştı.Estalus ip e bakarak somurttu.Bu yaralı hali ile nasıl tırmanmayı başarcaktı.Fazla beklemenin ne estalus a nede yabancıya yararı vardı.Estalus ipi iki eli ile tutarak kendini yukarıya çekmeye çalıştı.
    DM:
    Estalus kendisini yukarı çekmeye çalıştı ama boşta kalan ayaklarını çırptığında bir acı spazmıyla birlikte yere düştü. Yukarıdaki adamın öflemeleri kulağına çalındı.
    Estalus:
    Acı tüm benliğini sardı vede tekrar yere çullandı.Adamın öflemesi ni duyan estalus siniini kontrol altına aldı vede sözlerini kendine sakladı.
    -"Ne yapmamı bekliyordun ha.Bu yaralarla yürüdüğüme şükretmelisin.Beni çekmeye nedersin bakalım beni yukarı çekebilcek kadar güçlümüsün yoksa bu vücut görünüş için mi?" dedi estalus.
    DM:
    Adam bir an duraksadı. "Vücudumu nudist domuzlardansa güzel kadınlara saklamayı tercih ederim aslında. Ama sanırım şartlar bir istisna yapmamı gerektirecek. İpi beline dola."
    Estalus:
    "Sakin ol estalus bu sefer o şom ağzını açarka yine işleri berbat etme"dedi içinden elf.Çte yandan ise istediğini yaptırdığı için avantajlı durumdaydı.İpi beline doladıktan sonra.
    -"Göster merifetini bakalım koca adam" diye konuştu.
    DM:
    "Koca adam mı? Senden daha iri değilim ben!" diye şikayet etti siyahlar içindeki şahıs ve sonra ipe asıldı. Bir dakika kadar sonra Estalus çatıya varmıştı. Adam aceleyle ipi Estalus'un belinden ve bağladığı bacadan çözdü. "Güzel, güzel.. Beni izle. Acele etmemiz lazım. Çok vaktimiz kalmadı." Ardından adam çatıda ilerlemeye başladı.
    Estalus:
    Sinirlen mesi estalus un hoşuna gitmişti.Çatıda adamı izlmeye koyuldu.Çok vaktimiz kalmadı demişti.Acaba ne için vaktimiz kalmamıştı.Kaybetcek bir şeyi yoktu gitmek zorundaydı.
    DM:
    Adam az ileride karşı caddedeki geniş bir evin-bu yetimhâne değil miydi?-üst kat duvarına Estalus'un takip edemediği bir ritm'de vurdu. Sonra duvar aniden geriye doğru gidip yana doğru açıldı. Bir gizli geçit! Adam Estalus'a gelmesini işaret etti.
    Estalus:
    Duvarın aniden hareket etmesi ile estalus yerinde sıçradı.Ama bu nasıl olabilirdi yetim hane dışarıdan bakıldığında boş gözüküyordu.İçerde birileri olsa bile kapıyı kırmaya çalıştığımda bunu farketmeleri gerekirdi.Yabancı estalusun gelmesi için el hareketi yaptı.İlk önce estalus tereddüt etsede dışarısı soğuk,çıplak ve yaralı biri içinde tehlikeli idir.Estalus bir huşu içerisinde adamı takip etti.
    DM:
    Estalus tam kapıdan geçerken ensesinde tuhaf bir karıncalanma ve ürperme hissetti. Yağmurun ve rüzgârın sebep olduğu bir şey değildi bu. Daha çok bir içgüdüydü. Ama adam düşünmesine olanak vermeden onu içeri itti ve peşinden gelip kapattı. Estalus kendisini bir şöminenin yandığı, sıcak ve konforlu bir oturma odasında buldu. Kapıyı gecelik giymiş bir kadın açmıştı. Kadın ilgiyle Estalus'u süzüyordu.
    Estalus:
    Kadın tarafındna izlendiğini fark eden estalus utangaç bir şekilde kızardı.
    DM:
    Kadın bakışlarını Estalus'tan ayırdı ve siyahlı adama döndü. Estalus artık onun başlığını açtığını ve onun da bir elf olduğunu gördü. Kadın sıkkınca mırıldandı. "Bu kim?" Adam yılışık bir şekilde sırıttı. "En ufak bir fikrim yok, ama muhafızlardan kurtulmayı başardı. En azından neler olduğunu bize kendisi söyleyebilir."
    Estalus:
    Bir elf !!!.Evet bu bir elf ti.Estalus un aklına büyü gücünü gençken keşfedip 3 elf arkadaşını katlettiği gün geldi.Ne kadar zaman olmuştu bir ırkdaşını görmeyeli.Yutkunarak konuştu
    -"Buraya nasıl geldiğimi bende bilmiyorum.Kendi mi çıplak bir halde kasabadaki kalenin zindanında buldum."
    DM:
    İkisi birbirlerine baktılar. Estalus'un dediklerini kafalarında tartışıyorlar gibiydiler. En sonunda kadın mırıldandı. "Pek de içaçıcı bir halde değil. Zindandan çıktığına inandıracak kadar yarası var." Adam başını salladı. "Ama o zindanlardan şimdiyekadar kurtulan hiç olmadı." Kadın elini kaldırdı. "Ama bu olamayacağı anlamına gelmez. Sen, bize adını söyle."
    Estalus:
    Adını söyleyemezdi.Her elf gördüğünde adını saklamak zorundakalıyordu.Zira ismi uzun süre önce tüm elf diyarlarına dönmüş bir elf olarak haber verilmişti.Bir dönmüş olduğumu öğrenirlerse beni yaşatmazlar dedi içinden telaşla.
    -"İsmim Elras" dedi hafifçe eğilerek.
    DM:
    "Elras.." kadın sanki ismi tartıyormuş gibi mırıldandı bir süre. Sonra devam etti. "Zindanlara nasıl girdin Elras? Seni hangi sebeple içeri tıktılar?"
    Estalus:
    -"Bilmiyorum.Uyandığımda çıplak bir halde zindanlarda buldum kendimi."
    DM:
    Kadının kaşları çatıldı. "Ne demek oluyor bu Elras? Hafıza kaybından söz etme, çünkü öyle olsa adını bile hatırlayamazdın."
    Estalus:
    -"Dediğim gibi bayan size yalan söylemiyorum.Kendime geldiğimde bu lanet olası zindanlarda buldum kendimi"
    DM:
    Kadının gözleri kısıldı ama öbür elfin tepkisiyle gevşedi. "şimdi geçmişi kurcalamayı bırak da yaraları için bir şey yapabilir misin onu söyle." Kadın elfe buz gibi bir bakış attı. "Elbette yapabilirim, bunca yıl şifacılık üzerine boşuna çalışmadım ben." Kadın ardından Estalus'a döndü. "Elras, yaralarını tedavi edebilirim, lakin bu işlem uzun sürecek ve acı verici olma ihtimali var. Bu yüzden seni uyutmam gerekecek. Tedaviyi reddedebilirsin, ama bu riskli olur. Eğer tedaviyi kabul edersen kendini tamamen benim ellerime teslim etmek zorundasın."
    Estalus:
    Güvenmek den başka çaresi yoktu.
    -"İnanın bana bayan şu anda çektiğim acılar sizin yapcaklarınızdan bana daha fazla acı verceğini sanmıyorum.Bana tedavi ederseniz size minnettar kalırım."
    DM:
    Kadın başını salladı ve dalgınca kapıya seğirtti. Tam kapıya geldiğinde durdu ve elfe döndü. "Meloras, onu on beş dakika sonra odama getir." diyerek odadan çıktı ve kapıyı kapattı. Meloras, Estalus'a baktı. "şey, otur derdim ama sanırım senin durumunda bu oldukça acı verici olacak."
    Estalus:
    -"Beni düşündüğün için sağol."dedi estalus kibirli şekilde.Vede kadının çağırması için beklemeye koyuldu.Sonunda bu korkunç acı işkencesi sona ericekti.Veya estalus öyle sanıyordu.
    DM:
    On beş dakika kadar sonra Meloras Estalus'un koluna girdi ve onu odadan çıkartarak merdivenlere götürdü. Merdivenlerden güçlükle indiklerinde Estalus kendisini bodrum katında demir, kalın bir kapının önünde buldu. Kapı yavaşça açıldı ve Meloras, Estalus'u içeri soktu. Sonra onu metal bir masanın üzerine yatırdı. Kadın elinde bir bezle geldi. "Bu bezin içinde seni uyutacak bir koku var Elras. Bundan korkman için hiçbir sebep yok. Sadece birkaç saat baygın kalacaksın." Kadın bezi Estalus'un yüzüne bastırarak ağzıyla burnunu kapadı. Estalus birkaç saniye içinde bayılmıştı bile.
    DM:
    Uyandığı zaman ne kadar geçtiğini bilmiyordu. Başı kazan gibiydi. Vücudunda herhangi bir ağrı yoktu, ama hareket edemiyordu. Başını kaldırıp baktığında sebebini gördü. El ve ayak bileklerinden metal masanın dört köşesine sıkıca zincirlenmişti. Vücudundaki yanıklar kaybolmuştu. Kendisini başındaki karşılıklık dışında dinç hissediyordu. Ama erkekliğinin olduğu yerde hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey.
    Estalus:
    Estalus kendine gelmişti.Ne kadar süredir yattığını bilmiyordu.Fakat acıları sona ermişti.Ama-ama korkunç bir şey daha vardı.Estalus un cinsel organı yerinde yoktu.Vede elleri ile bacakları demir halkalarla bağlanmıştı.Telaş ile estalus bunlardna kurtulmaya bir yandan dan da "Bayan" diye bağırmaya başladı.
    DM:
    Onun bağırışıyla birlikte dışarıdaki koridordan bazı ayak sesleri yankılandı ve ardından demir kapı gıcırtıyla açılarak kadın içeri girdi. "Ah, ayılmışsın. Kendini nasıl hissediyorsun?"
    Estalus:
    -"Çok iyi bayan fakat bir şey dışında"dedi kafasını cinsel organın olması gereken yere doğru döndürdü.
    DM:
    Kadın Estalus'un bakışlarını takip ederek derdini anladı. "Ah, malesef ki orası için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. O denli parçalanmış organlar normal şifacılık yeteneklerini aşıyor. Çok güçlü bazı büyüler bu tip şeyleri düzeltebiliyor ama malesef ki ne büyücülerimiz ne de rahiplerimiz bu güce henüz ulaşamadılar. Ben de bu yüzden yapabileceğin en iyi şeyi yaparak parçaları kestim ve düzenli olarak diktim. Kanama durdu. Malesef ki o güce erişmiş bir rahip veya büyücü bulana kadar üreme yetini kaybettin Elras. Ama hayati olan boşaltım sebebiyle ölmeni engellemek için sana büyülü bür kolye vereceğim. Bunu asla kaybetme, zira kaybedersen üç gün içinde zehirlenip ölürsün." Kadın, Estalus'un zincirlerini çözmeye koyuldu.
    Estalus:
    -"Lanet olsun.Bunca şeyden sonra bide cinsel organımı kaybettim.Size teşekkür ederim bayan.Lütfen kızgınlığımı affedin zira kızgınlığım size değil bunları yapan fahişe soylarınadır.Ayriyetten güçlü bir rahip veya büyücü bu aksaklığı düzeltebilirmi?"
    DM:
    Kadın omuzlarını silkti. "Ben sadece şifa öğrenimim sırasında rahip ustalarımdan birisinin bana söylediği kadarını biliyorum. Anlattığına göre vücuttaki bir parça koparsa, parça ile bedeni birleştirebilecek bir büyü mevcutmuş. Ama eğer senin durumundaki gibi bir parçalanma mevcutsa ancak en güçlü rahipler veya büyücüler bunu düzeltebilirlermiş." Kadın, Estalus'un zincirlerinin tamamını çözdü.
    Estalus:
    Bu durum dan dolayı canı sıkkın bir şekilde yattığı yerde oturur konuma geçti.
    -"Yinede herşey için sağolun bayan.Sizden son bir şey daaha isteyebilirmiyim?"
    DM:
    "Elbette." diye mırıldandı kadın kapıya doğru seğirtirken.
    Estalus:
    -"Çstüme giymem için verebilceğiniz erkek elbiseniz varmı"diye sordu
    DM:
    Kadın tek kaşını kaldırdı. "Sana bir etek daha çok yakışırdı aslında." dedi sırıtarak. "Morales getirecekti. Ah, evet. Kapının dışına koymuş." Kadın eğilip deri bir pantolon ve kadife bir gömlek aldı ve Estalus'a fırlattı. "Acele et, yukarıda seni bekliyoruz." dedi ve hızla merdivenleri çıkmaya başladı.
    Estalus:
    Estalus somurtarak kadının arkasından sessizce konuştu
    -"Cinsel organım yerinde olsaydı ben sana ne yapcağımı bilirdim." dedi sırıtarak.Estalus deri pantolonu vede kadife gömleği giydikten sonra odadan çıktı.Evet yaraları kesinlikle iyleşmişti.Kendini daha iyi hissediyordu.Kadının çıktığı merdivenleri oda hızlı bir şekilde çıkmaya başladı.
    DM:
    Estalus üst kata çıktığında pek çok çocuk sesi duydu. Burası giriş katıydı. İlerideki odada geniş bir masa görmüştü ve burada çocuklar bakıcılarıyla birlikte yemek yiyorlardı. Çst katta ise onun buraya girdiği oda ve yanındaki pek çok başka oda bulunuyordu.
    DM:
    Tekrar üst kata çıktığında onun binaya girdiği odanın kapısının açık olduğunu gördü. Meloras kapının karşısındaki bir koltuğa kurulmuş, şarabını yudumluyordu. Estalus'u görünce gülümsedi. "Aah, Elras. Gel, otur."
    Estalus:
    Estalus daveti geri çevirmeyerek meloras ın karşısında bulunan koltuğa oturdu.
    DM:
    Estalus odaya girdiğinde orada başkalarının da bulunduğunu fark etti. Beyaz cüppeli iki adam-bariz bir şekilde büyücüydüler-, iri yarı, biri genç ikisi orta yaşlı ve savaşmaya yatkın görünen üç adam, kendisini tedavi eden kadın pahalı giysilere bürünmüş, ince ve kısa bir adam.
    DM:
    Estalus karşılarına oturduğunda karşısındaki büyücülerden birisinin bir elf olduğunu fark etti. Elf ona buz gibi bakıyordu. "Buraya özel bir amaç için çağrıldın...Estalus." Büyücü gerçek adını kullanmıştı.
    Estalus:
    Estalus adının zikredildiğini duyunca şaşkınlığını gizleyemedi.Tekrar yutkundu.
    -"Demek adımı biliyordunuz.Peki o halde melaros nie bana estalus adımla hitab etmedi veya yalan söylediğim için bana bir şey yapmadı ?"
    Lord Necros:
    Melars yan koltuktaki Estalus'a uzanıp sırtına vurdu. "Elras ismi daha çok hoşuma gitti de ondan." dedi gülerek.
    Estalus:
    Estalus hiç de eğleniyor gibi gözükmüyordu.Oturduğu yerden hızla ayağa kalktı.
    -"Nasıl bir oyun oynanıyor bana karşı hemen biri açıklasın" diye bağırdı.
    Lord Necros:
    Aynı büyücü karşlarını kaldırarak "Senin bize oynadığından daha farklı değil, katil." dedi.
    Estalus:
    Evet bunlar da diğer elfler gibi biliyorlardı.Estalus un bir dönmüş olduğunu.Açıkçası bilmeleri estalus un işine gelmişti.Zira estalus hep bu tedirginlikle durmuycaktı.
    -"Onu babamı çatışmada yalnız bırakmadan önce düşüncektin elf.Tek güvendiğim kişi yide sizin sayeniz de de kaybetmiş oldum BABAMI !!!"
    Lord Necros:
    "Senin yaşadığın yer, baban, ve savaşın bize yabancı Estalus. Burada öyle bir yer bilinmez. Burada baban da bilinmez. Burada tek bilinen şey senin bir katil olduğundur." dedi büyücü hırçın bir edayla. Odadakiler huzursuzca yerlerinde kıpırdandılar.
    Estalus:
    -"Doğru diyorsunuz Enaber de olanları nerden bilebilirsiniz ki.Nerden bilirsiniz tek başına kalmış bir elf çocuğunun çekti güçlükleri zorlukları.Biliyormusun elf o elf arkadaşlarımı öldürünce okadar çok zevk aldımki sanki onca yıl tek başıma çektiğim güçlüklere deymiş" dedi küstahça gülerek.
    Lord Necros:
    Elfin yüz hatları yumuşadı ve kederli bir hâl aldı. Derin bir iç çekti. "Hayat...zordur Estalus. İnan senin hayatlarının mükemmel geçtiğini düşündüğün insanlar bile senin bilmediğin nice belalarla karşılaşmıştır. Bu hayata karşı zaferi, ancak yüreğini onun tüm kötülüklerine karşı hâlâ sevgiyle tutabiliyorsan kazanmışsın demektir. Ne yazık ki sen bunu hiç anlayamadın."
    Estalus:
    -"Anlamadım elf vede anlamak da istemiyorum sizin kurallarınızı düstruplarınızı hiç bir şeyinizi anlamak istemiyorum.şimdi sadete gelelim.Nolucak sa şimdi olsun.Artık konuşmaktan sıkıldım"
    Lord Necros:
    "Eğer anlamaya çalışsaydın..." diye devam etti elf büyücü "Belki de bugün çok farklı olurdu. Acın konusunda haklısın Estalus. Bunu inkâr edemem. Buradaki hiçbirimiz inkâr edemeyiz. Bazen...bizim de yanlışlarımız oluyor. Ama peki ya diğerleri? Ya babanı veya seni hiç tanımayan, onca masum insan? Eğer onlara şans verilseydi, babanı ölüme terk edeceklerini nereden biliyorsun? Babana sadık kalıp onunla dövüşmeyeceklerini nereden biliyorsun? Dünyayı karşına alma Estalus, zira onun binlerce acısı olduğu kadar, onlarca güzelliği de var. Ve bunlardan bazıları kaybını geri getiremese de bunu telafi edebilir."
    Estalus:
    -"şansları vardı elf.Babam gibi kahraman gibi ölebilirlerdi.Yada yenilgiyi avantaja çevirip orc saldırısını püskürtebilirlerdi.Ama bunu yapmadılar onun yerine kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırıp eşlleri vede çocuklarının yanına döndüler.".
    Ogün aklına gelince estalusun gözlerindne yaşlar boşalmaya başlamıştı.Her baba ailelerinin sıcka güvenli ortamına kavuşurken ben evimizin önünde yannız kalmıştım.Topluluğun içinde küçük düşmemek için göz yaşlarını çabucak sildi vede kendine geldi.
    Lord Necros:
    "Evet, ONLARIN şansı vardı. Ama peki diğerlerinin? Bu şansa sahip olamayanların? Herkese birer pislikmiş gibi davranıyorsun. şu anki haline baksana? Seni tedavi ettik, yaşamını kurtardık. Ama sen ayakta ateş saçan gözlerle bize hesap soruyorsun. Senin vatanının varlığını bile bilmeyen bizlerin, babanı kurtarma şansımız nasıl olabilirdi ki? Yaptığın yanlıştı. Onları öldürmek yerine, korkaklıkları yüzünden adalete teslim edebilirdin. Her şeye rağmen acını düşünerek bunu mazur görebiliriz. Ama peki ya diğerleri? Bu şansı olmayanlar neden babanın ölümü yüzünden acı çeksinler?"
    Estalus:
    -"Sizleri suçladığım falan yok elf.Sizlere bana yardım ettiğiniz için minnet vede saygı bile duyuyorum."
    Estalus:
    -"Adalet e güvenmemi beklemeyin bile olmayan bir adalet e nasıl güvenebilirim."
    Lord Necros:
    "Adalet, sandığından çok daha fazlasıdır Estalus. Adalet sadece fanilerin yaptıkları kurallar değildir, bu yıkılmaz, ebedi bir düzendir. Herkes eninde sonunda yaptıklarının bedelini ödeyecektir veya ödülünü alacaktır. İster bu yaşamda, ister öbüründe. Babanı terk edenleri sen öldürmeseydin, belki de onları çok daha kötü bir kader bekliyordu. Hiç düşünmedin mi? Belki de onları öldürerek onlara İYİLİK yapmış oldun." Yaşlı adam neredeyse ağlayacak gibi gözlerle Estalus'un gözlerine bakıyordu.
    Estalus:
    -"Çzgünüm elf artık benim için hiç bir ümit yok yüzünü karanlığa dönmüş elften başka karşında bir şey yok.Amacım sadece büyü.Ne adalet nede iyilik.Dünyadan kendimden başkalarını düşünmemi gerektircek bir neden de yok.Çzgünüm"
    Lord Necros:
    "Her zaman ümit vardır Estalus. Gecenin en karanlık saatinde bile daima gökte parlayan bir yıldız vardır." Elf bir kez daha iç çekti. "Sende hâlâ ümit var Estalus, buna inanmasan da. Bir gün sen de gerçekleri göreceksin. Sana bunu vermemi garip karşılayanlar olabilir. Ama bu artık senin hakkın oldu, en azından hâlâ ümit barındırdığın için." Elf bir elini uzatıp avucunu açtı. İçinde altın bir zincirin ucuna takılmış, ortasında mavi, oval bir taşın olduğu altın bir kare vardı. "Senin vücudunu temizleyip yaşamını devam ettirecek olan kolye bu."
    Estalus:
    Elf in söyledikleri çok doğru idi.Estalus saygı duyulcak birini bulduğu için hem mutlu hemde üzgündü.Çzgün olmasının nedeni ise bu kişinin bir elf olması.Acaba benim için bir ümit varmıydı.Olabilirmiydi.Hayır olmuycaktı olamazdı.Düşünceleri hemen aklından uzaklaştıdı.Vede adamın avucunun içinde ona verdiği şeyi incelemeye koyuldu.
    -"Vücudumu temizleyip yaşamımı devam mi ettircek?Ne demek istiyorsun elf?"
    Lord Necros:
    "Tedavin sırasında cinsel bölgeni senin de fark ettiğin gibi tamamen temizlemek zorunda kaldık. Bunun yokluğunda boşaltım konusunda büyük bir zarar yaşayacaksın. Vücudundan atamadığın zehirli maddeler vücudunda birikecek ve sonunda seni ölüme götürecek. Bu büyülü kolye ise, bu zehirli maddeleri her gün düzenli olarak nötralize edecek. Ama çok dikkatli olmalısın, kolyeyi kaybedersen üç gün içinde ölürsün." dedi Estalus'u tedavi eden kadın ciddiyetle, sözü elften alarak.
    Estalus:
    Estalusun 2 şey den dolayı yüzü buruştu.Birincisi cinsel organının tamamen kaybettiğinin hatırlatılması diğeri ise bu kolyeyi kaybedicek olursa durumun kötü olması.Estalus elf in elinden kolyeyi aldı vede boynuna astı.
    -"Herşey için tekrar teşekkür ederim" dedi.
    Lord Necros:
    İri yarı, orta yaşlı adamlardan birisi öne eğilerek "Merak etme, karşılığını ödeyebileceğin bir yol var." dedi hırçınca ama Estalus'la konuşan elf büyücü, yanındaki bu adamın kolunu hafifçe tutarak ona fısıldadı, ama Estalus'un keskin elf kulakları bu fısıltıyı duyabilmişti. "Lütfen Sardok, biz bunu karşılık almak için yapmadık."
    Estalus:
    -"Karşılığını ödeyebileceğim yolda neymiş yabancı?"
    Lord Necros:
    Adam konuşmak için derin bir nefes aldı ama elf büyücü onu tekrar tutarak susturdu. Sonra Estalus'a döndü ve az önce oturduğu koltuğu gösterdi. "Otur, Estalus, bu uzun bir hikâye."
    Estalus:
    -"Sanırım yeterince zamanım var"diyerek daha önce oturduğu koltuğa bağdaş kurarak tekrar oturdu.
    Lord Necros:
    Elf büyücü derin bir nefes aldı. "Adım, Zaradek, Estalus. Bir zamanlar Solaria olarak bilinen bu şehrin başbüyücüsüydüm. Senin kimliğini ve anılarını nasıl bildiğimizi merak edersin sanırım. Zindana girmenle ilgili bize hiçbir şey anlatmadın. Biz de riske girmemek için sen uyurken ben bir büyü ile zihnine ve anılarına girdim. Anıların içerisinde bir bölüme asla ulaşamadım, ama eski geçmişini öğrendim, tıpkı adın gibi.
    Solaria barışçı bir kentti. Savaşla pek işimiz olmazdı. Stratejik bir noktadaydık, ama barışçı politikamız bizi hep korumuştu. şehirde çok güçlü kimseleri bulamazsın. Başbüyücü olmama rağmen seni iyileştirecek güçten yoksun olmam buna bir örnek.
    Ama bir buçuk yıl kadar önce şehrimize bir grup yabancı geldi. Kara cüppelere sarınmış bu yabancıları benimseyemedik ve onları hep izledik. Sonra aniden yöneticilerimiz tuhaf bir şekilde davranmaya, bizi ezmeye ve şehri dış güçlere resmen satmaya başladılar. Bu grup ise bir kurtarıcı gibi, bir ihtilâl yaparak şehrin yönetimini ele geçirdi ve eski yöneticilerin biri dışında hepsini öldürdü. Baron Richter von Berdin..."
    Lord Necros:
    Zaradek yanındaki ince, sıska adamı gösterdi. "Sağ kalan son yöneticimizdir ve kendisine düzenlenen suikastten kurtulmuştur.
    Her neyse, bu başa geçen grup şehre kök söktürmeye başladı. Pek çok kişiyi sudan bahanelerle zindanlarına alıyorlardı ve o kişilerden bir daha asla haber alınamıyordu. Yoğun çalışmalarım sonucunda bu grubun ölümbüyücüleri olduğunu öğrendim. Sudan sebeplerle zindanlara aldıklarını öldürerek onların cansız bedenlerini kaldırıyorlardı."
    Lord Necros:
    Estalus'un aklına zindanlarda kendisine saldıran zombi geldi. Belki de bu o anlama geliyordu. Zaradek devam etti. "Bizim amacımız bu grubu düşürmek. Bir isyan yapmak kısacası. Varlığımızın farkındalar ama üssümüzü, yani burayı, asla bulamadılar. Sen o kaleden kaçabilen tek kişisin. Senden istediğimiz şey bizi içeriye sokman ve içerisi hakkında bilgi vermen. Aksi taktirde bunu başaramayız. Solaria halkının tek ümidi bu isyan. Eğer başarısız olursak, Solaria ölümbüyücülerinin elinde yok olacak." Zaradek sessizliğe gömüldü ve Estalus'un cevabını bekledi.
    Estalus:
    -"Demek karşınızda bir grup necromancer var.Bu ilginç uzmanlaşmak istediğim alanalr biridir necromancy.Karanlık sanatlarla uğraşmak sizin de tahmin etceğiniz gibi fazla kişinin tercih ettiği bir yol değildir." Estalus biraz düşündü.Bu durumu kendisi için kazançlı duruma getirebilirdi.Büyülü eşyalar büyü kitapları ve bunun gibi bir sürü değerli bilgi içeren hazineler.
    -"Pekala size yardım edicem.Fakat kale zindanı hakkında pek bir şey hatırladım yok.Bilirsiniz o korku ile düşünebildiğiniz tek şey kurtulabilmek.Ayrıca bir şartım olucak.Büyü ile ilgili olan hertürlü nesneler bana ayit olucak.Bunlara büyülü eşyalar kitaplar da dahil.Umarım bunları bana çok görmessiniz?"
    Lord Necros:
    Zaradek gülümsedi. "Çlümbüyücülerinin bize bir şey bırakmadan hepsini yok edeceklerini düşünüyorum aslında. Ama eğer arta kalan herhangi bir şey mevcut olursa, çok güçlü olan ve yok edilmesi gerekenler dışındakileri alabilirsin. Dediğim gibi, biz barışçı bir halkız ve ölümbüyücülerinin yıkıcı malzemeleri bizi ilgilendirmiyor. Başka herhangi bir sorun var mı Estalus?"
    Estalus:
    -"Evet başka bir sorunum daha var.Büyü yapmam için gerekli olan büyü bileşenleri gerekli."
    Lord Necros:
    "Ah, tabi ki. Sana gerekenleri bizzat temin edeceğim. Benim stoğumu kullanabilirsin." dedi Zaradek sıcak bir gülümsemeyle. "Başka?"
    Estalus:
    -"Bir asa da fena olmaz.Bundan başka bir isteğim ise yok."
    Lord Necros:
    "Bir yürüyüş asası. Pekâlâ. Bunu da hallederim." dedi Zaradek ve Sardak sözü aldı. "Bu gece saldıracağız. Çlümbüyücülerinin gece uyuyacakalrını hiç sanmıyorum, ama askerlerinin çoğu uyuyacaktır. Kaleye dört koldan sızacağız. Asıl saldıracak olan grupsa ön kapıdan girecek. Bu grubu ben kumanda edeceğim ve Zaradek'le Estalus da benimle olacak. Morales, sen ikinci grupsun. Hepimizden önce sen ve suikastçilerin kaleye sızmalı ve ölümbüyücülerinden yapabildiğiniz kadarını ortadan kaldırmalısınız. Sorusu olan?"
    Estalus:
    Estalus onaylar bir şekilde kafasını salladı.
    Lord Necros:
    Diğerleri de Estalus'a eşlik ettiler. Sardak ayağa kalktı. "O halde toplantı bitmiştir. Gece hepimiz burada son kez toplanacağız." Sardak ve diğerleri odadan çıkmaya başladılar. Morales çıkarken Estalus'un omzuna vurup ona göz kırptı. En sonunda odada sadece Zaradek ve Estalus kalmıştı. Zaradek, Estalus'a içten, sıcak, babacan bir edayla bakıyordu.
    Estalus:
    Estalus zaradek deki sıcaklık ve de içtenliği hissetti.Babasının ölümündne buyana kimse ona bu şekilde davranmamıştı."Kendine gel estalus.Asla gevşeme." dedi içindn vede bakışlarını zaradek den kaçırdı.
    Lord Necros:
    Zaradek yavaşça ayağa kalktı ve Estalus'a yaklaştı. Ona elini uzattı. "Gel, seni laboratuarıma götüreyim. Malzemelerini de hallederiz." Ona hâlâ gülümsüyordu.
    Estalus:
    Estalus hiç bir yumuşama belirtisi göstermeden Zaradek e katıldı.
    Lord Necros:
    Zaradek ve Estalus odadan çıkıp koridorun sonundaki odaya gittiler. Odanın kapısı açıldığında Estalus'u tanıdık pek çok koku karşıladı, ama sadece iyi kokular vardı burada. Kara büyü malzemelerinde kullanılan bileşenlerin kokuları yoktu. Gerçekten de odanın içinde çeşitli kavanozlar, şişeler, keselerin olduğu raflar vardı. Tam karşılarında ise pek çok kitabın olduğu raflar. Ortalarında bir çalışma masası göze çarpıyordu. Odanın bir ucunda sıra sıra dizilmiş beş kadar yürüyüş asası ve yanyana asılı duran iki epe ile üç hançer vardı. Odadaki tek ışık kaynağı, çatı katı olmasından dolayı küçük olan ve az ışık veren bir pencereydi. Etraftaki pek çok şamdan Estalus'un dikkatini çekse de hiçbiri yanmıyordu.
    Estalus:
    Yüzüne çarpan gül vede çeşitli hoş kokulu bitkilerin kokuları ile Estalus biraz daha gevşedi.Estalus un ilk gözüne takılan bir sürü kitabın durduğu raflardı.İçinde ne kadar çok yararlı bilgi vardır kimbilir diye iç geçirdi.
    Lord Necros:
    "Çoğu istihâre büyüleri." dedi Zaradek, Estalus'un bakışlarını farketmişçesine. "Ama aralarında pek çok başka büyü okuluna mensup büyüler de var, ölümbüyücülüğü dışında. Kara büyüyü kesinlikle hoş karşılamıyorum Estalus. Kara büyü yapılana olduğu kadar yapana da zarar verir. Hayır, kesinlikle onaylamıyorum." Zaradek elini bileşenlerin olduğu raflara salladı. "Ne ihtiyacın varsa al. Keseleri rafların sonundaki dolaptan bulabilirsin. Ben de sana iyi bir yürüyüş asası seçeyim."
    Estalus:
    Estalus büyü bileşenlerinin bulunduğu rafın önünde durarak dikkatle incelemeya başladı.-"Hmm.Nerdesin nerdesin.Hıh evet burda biraz sülfür biraz yarasa pisliği..."Estalus gerekli bileşenleri topladıktan sonra bunları irili ufaklı keseler eyerleştirdi.
    Lord Necros:
    Estalus malzemeleri seçerken, Zaradek de asaları tek tek deniyordu. Bu sırada da türlü şeyler mırıldanarak hepsine bir bahane buluyordu. En sonunda birisinde karar kıldı. Onu sevecenlikle okşayarak Estalus'a uzattı. "Al. Gençlik günlerimden kalma. Aile yadigârı aslında. Karaağaçtan yapıldığı için de oldukça hafif. Dene."
    Estalus:
    -"Yo elf bunu kabul edemem heel bir aile yadigarı ise hiç bir şekilde bunu kabul edemem" diyerek eli ile asayı itti.
    Lord Necros:
    Zaradek yeniden ona uzattı. "Ama bir yürüyüş asası istememiş miydin? İşte sana bir tane. Al bunu." dedi gülümseyerek ve yüzüne üzüntülü bir ifade gelerek ekledi. "Benim...bunu bırakacak bir çocuğum yok. Arkamdan tahta kurtlarının kemirmesiyle ortadan kalkmasındansa, yetenekli bir elde kullanılmasını tercih ederim."
    Estalus:
    Estalus üzüntülü bir şekilde asayı eline aldı.Asanın dengesi çok güzeldi.Ayrıca hafiflik bakımından da çok iyiydi.Daha önce böyle bir asası olmamaıştı.Ya çok ağır yada dengesi yok dneicek kadar asası olmuştu.Estalus teşekkür maiyetinde elfler arasında olarak yaygın olarak kullanılan hareketi kullandı.Elini kalbinin üstüne getirerek hafifçe eğildi.
    Lord Necros:
    Zaradek ona aynı şekilde gülümsedi. "Bu asayı birkaç nesil önce bir druid hediye etmiş. Asadan istediğin zaman sana kuzeyi gösterir. Böylece yönünü kaybetmeni engeller. Yine asanın gücü içerisinde günde bir kez toprak zemindeki kişileri sarmaşıklarla etkisiz hale getirmeyi kapsar. Ben onu yeterince kullandım. Sıra sende."
    Estalus:
    Büyülü bir asa.şu anda elinde tuttuğu büyülü bir asaydı.Hayatın daki ilk aldığı büyülü bir eşya.Acaba bana niye bu kadar iyi davranıyorlar.Ben onlara doğru düzgün bir iyilik yapamamışken onlar benim ödeyemeceğim şeyler yapıyorlardı.
    -"İyilik senin anlamıycağın şey minik elf" diye konuştu içindeki ses.Estalus kafasını sallayarak bu sesi uzaklaştırdı.
    Lord Necros:
    Estalus ve Zaradek, günün kalanını Zaradek'in laboratuarında hazırlanarak geçirdiler. Estalus bir süre yeni asası ile alıştırma yaptıktan sonra o da Zaradek'le birlikte büyülerini çalışmaya başladılar. Gerçekten de Zaradek, Estalus'a göre çok daha kudretli bir büyücüydü.
    Lord Necros:
    Zaradek onu çırağı olarak alsa muhtemelen Estalus çok fazla şey öğrenirdi. Ama ne yazık ki pek vakitleri yoktu. Gerçekten de zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan gece çökmüştü. Kapılarının çalmasıyla ikisi de kendilerine geldiler. Kapıyı hafifçe aralayan Morales "Zamanı geldi." dedi ve kapıyı kapatıp geri gitti. Zaradek, Estalus'a gülümseyerek onu odadan çıkardı ve ilk girdikleri odaya soktu. Herkes oradaydı. Sardak herkesi süzüyordu. "Herkes yerini biliyor. Sorusu olan varsa şimdi sorsun."
    Estalus:
    Zaman gelmişti.Sardak ın sorusu üzerine estalus kafasını salladı.Herşey yeterince ayrıntılı idi.
    Lord Necros:
    Herkes odadan hızlıca çıktı. İlk giden Morales ve suikast ekibiydi. Yaklaşık yarım saat aşağıda, uyuyan çocukların yanında sessizce bekledikten sonra diğerleri de dışarı çıktılar. Son çıkan ise Sardak'ın yönettiği gruptu. Estalus ve Zaradek de onunlaydı. Kalenin giriş kapısına doğru ilerliyorlardı.
    Estalus:
    Estalus vede yabancı dostları kale kapısının önüne vardıklarında estalus zardek e biraz beklemesini rica etti.Estalus kesesinden bir şey aldı vede ellerini başının üstüne getirerek çeşitli hareketler yapmaya başladı bir yandan da büyülü sözleri söyledi(mage armor).İlk büyüyü yaptıktan sonra elleri tekrar başının üstüne geldi bu sefer hiç bir büyü bileşeni kullanmamıştı hem el hareketleri hemde sözler farklıydı sözlerin son kısmını bitirdi vede büyüyü yaptı (heroism).Son olarak ellerini göğüs hizasına getirerek çok kısa şeyler söyledi(shıeld).
    Lord Necros:
    Estalus'la birlikde Zaradek de mırıldanıyordu ama onunkiler daha farklıydı. Büyüsüne devam ederken rünleri havaya değil, kapıya çiziyordu. Ardından kapıyı okşadı ve kapı ağır ağır, sessizce açılmaya başladı. Sardak'ın adamları içeri süzülmeye başladı.
    Lord Necros:
    İçeri girdiklerinde Estalus tanıdık ortamı gördü. Askerler Estalus'un daha önce devam etmediği, soldaki koridora sapıyorlardı. Zaradek adımlarını hızlandırarak ön saflara yetişmeye çalıştı ve Estalus'a da hızlanması için eliyle işaret etti. Herkes ellerinden geldiğince ses çıkarmamaya çalışıyordu.
    Estalus:
    Estalus ses çıkarmamak için adeta parmak uç larında yürüyordu.Ayrıca bu tanıdık yer onun tüylerinin düken düken olmasına neden oldu.Çndeki gruba yaklaşarak kısık sesle fısıldadı
    -"Gölge,kuytu vede karanlık olan yerlerden uzka durun burdan çıkarken karşılaştığım bir gölge bana bunu hatırlamama neden oldu" dedi sırıtarak
    Lord Necros:
    Zaradek sessizce başını salladı. Grup uzunca bir süre sessiz koridorlarda ilerledi. En sonunda grup, kalenin merkezinde olması gereken geniş bir odaya vardı. Herkes içeri girdiği anda tüm kapılar kapandı.
    Estalus:
    -"Sanırım gösteri başlıyor" dedi eylenerek estalus.Asasını elinde sıkı sıkı tutuyor bir yandan da yapacağı büyülerin sözlerini bir bir aklında tekrar ediyordu.Fakat tehlikenin nerden geliceği belli değildi.
    Lord Necros:
    Estalus şimdi odayı inceleme fırsatı bulmuştu. Odanın duvarları altın rengindeydi ve oda daire çeklindeydi. Tam karşılarında bu dairenin yarısı boyunca yukarıda uzanan bir balkon vardı. Bu balkonun da üstünde rengarenk, büyük camlar uzanıyordu. Çıktıkları kapının iki yanında da birer kapı daha vardı. Tam tepedeki devasa bir avizeden yeterli ışık sağlanıyordu.
    Lord Necros:
    Sonra aniden balkondaki tek kapı açıldı ve kapkara cüppelere sarınmış bir kişi içeri girdi. Bir süre hepsini süzdü, sonra da buz gibi bir sesle konuştu. "İyi geceler Zaradek. Bu ziyaretini neye borçluyuz acaba?" Zaradek'in yüz ifadesi de onu aratmayacak kadar soğuktu. "Hatrını sormaya geldik Baron Dagh'mar...Ha tabi bir de canını almaya geldik." Dagh'mar isimli adam güldü. Tiz bir kahkahası vardı. "Tabi ki Zaradek. Bunu deneyeceğini biz zaten biliyorduk. Tıpkı karargâhınızın yerini bildiğimiz gibi. Yanındaki yeni, küçük dostun sağolsun..." Dagh'mar eliyle Estalus'u işaret etti "Yerinizi öğrendik. Ve tabi onun sayesinde bu gece buraya geleceğinizi de biliyorduk." Odada buz gibi bir sessizlik oldu.
    Estalus:
    Yüksek lordlar,baronlar ve onların akıl almaz oyunları.Acaba burda ne türlü oyunlar dönüyordu.Acaba kim tek güç olma çabası içinde idiler.Bu sefer de felaket tellalı Estalus olmuştu.Sanırım bu bahtının kara yazgılı olmasından dolayı idi.Estalus başını sallayarak
    -"Bundan haberim yoktu elf."
    Lord Necros:
    Sessizlik devam etti. Sonra Sardak bir öfke nöetiyle kılıcını savurarak Estalus'un üzerine atladı. "Bunu biliyordum! O küçük piçi kendim geberteceğim!" Ama bir asa önüne geçti ve onu durdurdu. Bu sözden beri hiç hareket etmeden durak Zaradek, onu durdurmuştu. Zaradek başını yavaş yavaş çevirerek Estalus'a baktı. Gözlerinde Estalus'un şimdiye kadar gördüğü en büyük keder, acı ve hayalkırıklığı vardı. Zaradek hiçbir şey söylemedi ve tekrar Dagh'mar'a baktı. "En iyi hamleni yap Dagh'mar!" Estalus bu sırada her şeyi fark etti. Kaleden ne kadar da kolay kaçmıştı?! Sadece bir zombi ve bir gölge. Kalenin kapısı bile o kaçarken ardına kadar açıktı. Sonra onu tam öldürecekleri sırada aniden adamların kızararak ölmesi.. Elbette ki ölümbüyücülerinin işiydi. "Merak etme Zaradek, en iyi hamlemi sona saklayacağım." dedi Dagh'mar.
    Lord Necros:
    Kapılar açıldı. İçeri zombiler-yoldaşlarının zombileri-girdi. En önde Morales'in-o hayat ve neşe dolu Morales'in-ve grubunun cesetleri vardı. Askerler hemen bir savunma çemberi oluştururken Estalus'u bu çemberin dışına attılar. Zaradek de onunla birlikte öne çıkıp Dagh'mar'la yüzleşti.
    Estalus:
    Estalus kısa süreli şaşkınlığını üzerindne attık tan sonra karşısında bulunan zombie grubuna karşı savunma durumuna geçti.Büyü keselerindne ufak bir top halinde yarasa pisliği vede biraz sülfür çıkardı.Bunları birbirine karıştırıp bir yandan da havada çeşitli rünler çiziyordu.Büyü içinde hissetti vede hedef olarak zombi grubunu seçti(fireball)
    Lord Necros:
    Ateştopu ortalarında patlayıp bedenlerini yakmaya başlarken zombiler sessizce ilerlemeye devam ettiler. Bu sırada Dagh'mar ve Zaradek de büyülü düellolarına başlamışlardı bile. Çbür yandan gelen zombiler askerlere ulaştılar ve ilk dövüşler başladı.
    Estalus:
    Estalus ani olan patlama sonucu yana uçmuştu.Yerden hemen kalkıp tekrar savunma durumunu aldı.Bu sefer herhangi bir bileşen almayıp direk rünleri havada çizmeye başladı.Bu sırada gözüne bir zombiyi kestirmişti.Büyü yü gözüne kestirdiği zombie ye doğru yönellti(burning hands)
    Lord Necros:
    Yanına kadar gelen zombi bununla yanmaya başlamışken Zaradek, Dagh'mar'a bir sessizlik laneti yollarken Dagh'mar da önüne görünmez bir duvar çekti. Sessizlik lanetinden etkilendi ama saldırılara karşı kendisini korumayı başardı. O anda Zaradek ve Estalus tekrar gözgöze geldi. Zaradek'in gözlerinde aynı dayanılmaz keder ve hayalkırıklığı vardı. "Neden?" diye fısıldadı "Sana güvenmiştim. Seni tedavi etmiştik. Sana hiçbir kötülük yapmadık. Neden bize ihanet ettin? Neden tüm Solaria halkını ölüme mahkum ettin?"
    Estalus:
    -"Bilmiyordum Zaradek.Yemin ederim bilmiyordum.Beni izliyeceklerini tahmin edemiyordum" ded hüzünle.İlk defa elf bilgeye adı ile hitab etmişti.
    Lord Necros:
    Zaradek yıllar gibi gelen birkaç dakika boyunca konuşmadı ve Estalus'un gözlerine baktı. Sonunda dudaklarını yaladı ve "Buradan çıkman lazım. Hangi taraf kazanırsa kazansın seni yaşatmayacak." diye fısıldadı. Aynı anda Dagh'mar'ın sesi duyuldu. Zaradek'in gözleri faltaşı gibi açıldı. "Ah, hayır!" dedi ve Dagh'mar'a dönüp bir büyü yapmaya koyuldu. Ama çok geçti. Dagh'mar büyüsünü bitirdi, derin bir nefes aldı ve çığlığı bastı.
    Lord Necros:
    Çığlığın desibeli normal bir faninin kaldırabileceğinden çok öteydi. Askerlerin hepsi de çığlığa eşlik ederek silahlarını yere attılar ve kulaklarını tıkamaya çalıştılar ama ses buna rağmen kulaklarını aşıp zihinlerine etki ediyordu, tıpkı Estalus gibi. Zaradek de büyüsünü kesmiş ve kulaklarını tıkamıştı. Pek çok askerin kulak ve burunlarından kanlar akıyordu ama Estalus dehşet içinde kulakalrını bile kapatamadığını fark etti. Elleri...yok olmuştu. Bir çamur haline gelmişti. Estalus'un bedeni eriyordu!
    Lord Necros:
    Gittikçe şekilsizleşmeye başladı. Gözleri dağıldı ve görüşü karardı. Gittikçe alçalıyor ve eriyordu. Tüm vücudunda inanılmaz bir acı hissediyordu ama bir türlü ölemiyordu. Son gördüğü şey Zaradek'in Estalus'a dehşet içinde bakmasıydı. Sonrası karanlık ve sessizlik...
    Lord Necros:
    Gözlerini kırpıştırarak açtı. Yumuşak bir yerde yatıyor ve bir tavana bakıyordu. Neler olduğunu anlayamamıştı ama vücudunda en ufak bir sızı bile yoktu. Başını kaldırdığında rahat bir yatakda, bir odanın içinde yattığını fark etti. Bir kez daha çıplaktı.
    Lord Necros:
    Vücudunu incelediğinde cinsel organının halen yerinde olmadığını gördü. Ama boynundaki kolye-onun yaşamına devam etmesini sağlayan kolye-boynundaydı. Bu odaya nasıl geldiğini bilmiyordu ve karşısındaki şömine gürül gürül yanarken burasının neresi olduğunu anlamaya çalışıyordu. Daha önce bir kez daha bayılmış, sonra kendisini bir başbüyücünün odasında çocuklarla buluvermişti. Aca

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.73 Saniye