Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: oxetesode
    Bugün: 0
    Dün: 7
    Toplam: 33775

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 414
    Üye: 0
    Toplam: 414

    FrpWorld.Com :: View topic - BİLGELİK, ÇLÇM VE KARANLIğIN TAPINAğI (YEMİNER)
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     BİLGELİK, ÇLÇM VE KARANLIğIN TAPINAğI (YEMİNER) View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    ARDETH
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Dec 04, 2005
    Posts: 2

    PostPosted: Mon Dec 05, 2005 10:09 am Reply with quoteBack to top

    Dev kapıların arasından gelen devasa kara bekcıyı goren Ardeth bıraz tereddutle bır adım gerı cekıldi..Ardeth hem korkuyordu hemde aradı gercegı buldugu ıcın heyacanllıydı bu ıkı duygusunu saklıyamıyordu gozlerınden bellıydı.saygılı bır sekılde kara bekcının sorularına soyle cevap verdı.Efendı Yemıner e oncelıkle sadakatımı ve hızmetımı sunmaya daha sonrada Efendı Yemıner bana laıik gorurse ustun bilgeliginden yararlanmak istedigini gerekirse yasamım pahasına olsa biie efendimiz icin son nefes son fer savasmaya gozumu kırpmadan sadakatımı sunmaya cok uzaklardan geldım sizi bulmamı saglayan sizin evrene yaydınız guctu bu gucun hızmetındeyım Efendı Yemıner imizin buyuk kararına sıgınıyorum dedi.Ve ardından kara bekcının ıkı sorusunada soyle cevap verdı.Adım Ardeth evet amacım bılgı almak ve hızmet sunmak Yüce yeminer efendimizin istegiyle. onun bılgelıne ve ustunlugune sıgınıyorum dedı ve ıyıce heyacanlandı.kara bekcının ne dıyecenı sabırsızlıkla beklıyordu ve ıcerde ne oldunu cok merak edıyordu.
    Back to top View user's profileSend private message
    dekotta
    KutsanmıÅ? KiÅ?i





    Joined: Apr 10, 2005
    Posts: 233

    PostPosted: Thu Feb 02, 2006 3:27 pm Reply with quoteBack to top

    Dekotta salonda ayakta dikilmiş bekliyordu, içinde tarif edemediği bir korku, heyecan karışımı vardı. Evet hiddetliydi, hem de çok fazla. Hem kendisine hem olanlara, en çok da kendine.

    Ne yapmıştı da bu olmuştu ? Ne yapmıştı da bunu hak etmişti. Daha birkaç gn önce ulu Yeminer'in takdirini kazanan kendisi ne gibi bir hata işlemişti ki bu görevden uzaklaştırılmıştı. Dekotta yumruğunu sıkmış ayakta kazık gibi dikilmişti, gözünü karşısındaki Yeminer heykeline dikmiş dişlerini ve yumruğunu sıkıyordu.

    Dekotta ayakta bu şekilde ne kadar beklediğini bilmiyordu ama sonunda ağır zırhları ile zaten insan üstü ağırlığı çok daha artmış olan dev adam dizleirinin üstüne düşerken çıkardığı ses adeta bir binanın çöküşünü andırıyordu. Dizlerinin üstüne düşmüş karanlık rahip ağır çelikten yapılmış, devçıkıntıları olan eldivenli yumruğunu zemine öyle vurdu ki yer sallandı ve sert zeminden neredeyse eldiven kadar bir parça koptu.

    "Beni bağışla lordum, hatam neyse bunu bulucağım ve affetmen için sana yalvaracağım, gerekirse affetmen için onlarca kişi kurban edeceğim" dedi Dekotta, kızgınlıktan gözlerinden birkaç damla yaş akmıştı ve başta tüm gücü ile bağırdığı halde son kısımlara geldiğinde sesi sadece kendi duyacağı kadar alçalmıştı. Dev rahip ilk kez kendisini bu kadar kızgın ve güçsüz hissediyordu.

    "Beni bağışla lordum, nolur hatamı affet ve beni sınırsız gücünle kutsa." sözü sadece kendi duyabileceği bir fısıltı olarak çıkmıştı.

    Bundan sonra Dekotta tekrar ayağa kalktı ve yüzü heykele dönmüş şekilde geri geri sunaktan çıkıp ana salona girdi. Ana salonda çivileri yamulmuş eldivenlerine baktı, bunlara bir çare bulsa iyi olacaktı ama onu yolda düşünürdü. Burada şansını kaçırmıştı, şimdi başka yerlerde denemeliydi.

    Dekotta 10 kasabaya daha önce gitmek istemişti fakat sihirbaz bir kadın yüzünden bu yolculuğunu başarı ile tamamlayamamıştı. şidi yarım bıraktığı işi tamamlamalı ve orada yapmayı düşündüğü şeyleri yapmalıydı. 0 kasaba buradan çok uzaktı ve Dekotta bu yolun tamamını at sırtında gitmenin ona çok zaman kaybettireceğini düşünüyordu. Bu yüzden Bekçi'den yardım istemeye karar verdi ve onun yanına gitti.

    "Size saygılarımı sunarım Bekçi, sizden bir ricam olacaktı, yardımcı olursanız çok sevinirim" dedi Dekotta saygılı bir sesle. Onun gurupla gitmemiş olacağına oldukça şaşıracağını hatta belki de kızacağını düşünüyordu. Ya da bir ihtimal daha vardı, gidemediğini ve belki de bunun nedenini ble biliyor olabilirdi.

    "Lanet olsun sana bilgisizlik " diye düşündü kendi kendine Dekotta ve cahilliğine lanet etti. Çğrenmeliydi, bilmeliydi, hem de herşeyi !!
    Back to top View user's profileSend private message
    yeminer
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Oct 01, 2003
    Posts: 4320
    Location: istanbul

    PostPosted: Fri Feb 03, 2006 6:32 pm Reply with quoteBack to top

    Bekçi yeni gelene kapıyı açmış ve ana salona geri dönmüştü. Bu esnada rahip Dekotta yanına gelmişti. Biraz önce olan olayları çok iyi biliyordu Bekçi ama bundan bahsetmeye gerek duymadı.

    "Dileğin nedir kutsal rahip ? " dedi soğuk, duygusuz bir sesle.

    _________________
    her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediÄ?ini anlayamasın
    güç amacın, karanlık aracın olsun.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's website
    dekotta
    KutsanmıÅ? KiÅ?i





    Joined: Apr 10, 2005
    Posts: 233

    PostPosted: Fri Feb 03, 2006 7:09 pm Reply with quoteBack to top

    Dekotta Bekçi'nin biraz önce olan olaylardan dolayı soğuk davrandığını düşündü ama bunu anlamanın imkanı yoktu. Aslında hiçbir değişiklik olmamış olma şansı da vardı, Bekçi her zaman zaten soğuk davranırdı. Dekotta zihnini birkaç saniye bunla meşgul etti ama hemen sonra Bekçi'nin kendisini beklemekte olduğunu fark etti.

    "Çzür dilerim lordum, biraz önce ne oldu anlayamadım ama lordum için yapmam gereken görevimi yerine getiremedim. " dedi Dekotta, bu esnada başı aşağıya düşmüştü, Bekçinin gözlerine bakamayacak kadar utanıyordu bu zayıf durumundan. Bu yüzden başı öne eğik konuşmasına devam etti.

    "Eğer izin verirseniz 10 kasabaya önceden düzenlediğim ama yarıda kalan gezimi tamamlamak, mümkün olursa çevreden bilgi toplamak ve bu zor zamanlarda tapınağıma faydalı şeyler yapmak istiyorum." diye devam eti Dekotta ve asıl yardım istediği konuyu söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.

    "Eğer izin verirseniz bu yolculuğu tapınaktan oraya aktarılmak şeklinde yapmak istiyorum." dedi Dekotta ve Bekçi'nin cevabını bekledi.

    "Orada bize ne gibi faydalar sağlayabilirsin rahip ? " dedi Kara Bekçi az önceki ölüm kadar soğuk olan ses tonuyla.

    "Lordum, bildiğim kadarı ile orada da yaşayanlar bu zor zamanlarda bir çözüm bulmak için uğraşıyodur. Onlara yardımcı olabilirsem apınağımıza da yardımcı olabileceğimi düşünüyorum, nitekim biraz önceki cehennem kapısını bekleyen Oren_Dautry seçilmişi de aynı sebepten gurubumun geçmesine izin vermişti. " dedi rahip, hala başı önündeydi ve kendisine izin verilmesini umuyordu.

    "Bundan ne kadar çok eminsin rahip, seni yok etmek istemeyeceklerini nereden biliyorsun ? " dedi kudretli Kara Bekçi bir kez daha aynı soğuklukla.

    Dekotta'nın ümidi kırılmaya başlamıştı. Galiba biraz önceki günahının cezasını çekiyordu.

    "Affınıza sığınıyorum lordum" dedi Dekotta biraz öncekinden de daha aşağıda bir sesle. Başka birisi bu şekilde Dekotta'yı sorgulasa şu anda kılıcı onun boynunda duruyordu ama şimdi bunu yapan Kara Bekçi idi ve onun karşısında boynu kıldan inceydi.

    "Benimki sadece bir ümit" diye bitirdi konuşmasını Dekotta ve Kara Bekçi'nin huzurundan çekilmek için izin isteme amaçlı ona baktı. O esnada Kara Bekçi'nin eli kendisine doğru geliyordu. " Muhakkak yıkım geliyor" diye düşündü Dekotta ve sonuna razı oldu. Lordunun emirlerini sorgulayamazdı.

    Kara Bekçi elini Dekotta'nın omzuna koydu ve hafifi bri şekilde sıktı. Kara Bekçi'nin inanılmaz gücü Dekotta'nın soluğunu kesmişti ama bu sıkma öldürme amaçlı değildi.

    "Ona iyi bak rahip, o sana buradan yadigar. " dedi Kara Bekçi buz igib sesi ile ve kısa bir aradan sonra devam etti.

    "Amacında başarılı olman için bu son şansın, şimdi benimle gel."

    Dekotta inanamıyordu, Kara Bekçi isteğini kabul etmişti.

    Dekotta üzerindekileri kontrol etti. Kahverengi bir cüppesi, ekipmanları, herşeyi hazırdı. Zaten yolculuğa hazırlanıyordu. Hazırdı ve Kara Bekçi'yi takip etti. Biraz önce girdiği salona bir kez daha girdiler fakat bu kez en uçtaki sunağa gitmediler. Ondan bir önceki soldaki kapıya girdiler. Oda genişti ve bomboş olması orayı çok daha geniş gösteriyordu. Sadece yer seviyesinden yarım metre kadar yüksek yuvarlak bir kaya vardı.

    "Kaya'nın üzerine geç rahip, seni 10 kasabaya aktaracağım" dedi Kara Bekçi ve Dekotta'nın dileğini yapmasını bekledi.

    Daha sonra Kara Bekçi Dekotta'nın anlamadığı bir lisanda birşeyler söyledi ve Dekotta bedeninin bir anda hafiflediğini hissetti.

    NOT : Bu rp yi Yeminer ile zaman kaybını engellemek üzere msn den yaptık. Ben rp halini yazdım.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Fri Jul 21, 2006 1:13 am Reply with quoteBack to top

    Sessiz koridorlar, boş odalar...

    Belki de tarihinde ilk defa, Yeminer Tapınağı bu kadar boş, bu kadar sessiz kalmıştı. Tüm odalar terk edilmiş, tüm koridorlar boşalmış, tüm ayinler bırakılmıştı.

    Tüm inananlar kütüphaneye toplanmış, ölümün tapınağında hayatta kalmak için, bir parça ısınabilmek için, kadim bilgileri içerek kitapları yakıyorlardı.

    Onları kurtarmak için giden kafileden dönen olmamıştı. Kötü talihleri sadece bununla kalmamış, o soğuk, buzlu diyara açılan geçit kapanmamıştı. Oradan giren dondurucu rüzgârlar, ayin odasını buzla kaplamış, odaları barınılmaz hale getirmiş, koridorları kayganlaştırmıştı.

    Erzakını kapanlar kütüphaneye doluşmuş, Yeminer’e onları kurtarması için yakarıyorlardı. Geçidi kapaması ve onlara bir parça sıcaklık, bir parça hayat vermesi için.

    Ne kadar komikti... Yani ölümün efendisinden, yaşam dilenmek...

    Duaları cevap bulmamıştı. Sadece bu kadarla kalmamış, bir gece aniden rahipler, efendileriyle olan bağlantılarını kaybetmişlerdi. şimdi ise sayısız insan, donmamak için mücadele etmeye çalışıyordu.

    Tapınağı terk edemiyorlardı. Tüm giriş ve çıkışlar kapalı ve mühürlüydü.

    Sadece tek bir kişi çıkabilmişti: Kara Bekçi. Kendisini Yükseliş Dağı’nın zirvesine çıkartmış, kılıcını önüne dayayarak diz çökmüş, zirvenin dondurucu soğuğuna meydan okuyarak inancını, efendisine kudret sağlaması için bütünleştirmişti. Lord Yeminer... Onun yaşamındaki tek anlamdı. Eski bir kral olan Kara Bekçi, krallığı çöktüğünden beri hayatını Lord Yeminer’e adamıştı. Onun hayatını orada kurtaran oydu. Nasıl ona sadakatle hizmet etmezdi ki?

    O biliyordu. Kara Bekçi, pek çok şeyi biliyordu. Lord Yeminer, onunla pek çok sırrını paylaşmıştı. Habis liç kendisini tanrı kişiliğinden ayırdığında, tamamen ayrıldıklarını düşünüyordu, lâkin yanılıyordu. Onlar hâlâ birbirlerine bağlılardı. Büyücülük Kulesi’nin Efendisi, ve Çlülerin Lordu. Onlar, bir çift kiraz gibiydiler. Gövdeleri ayrı olsa da, dalda birleşiyorlardı. Birinin varlığı, diğerine bağlıydı.

    Kara Bekçi, mırıltıyla başladığı duasını yavaş ivmeli bir kreşendo ile gürleştirerek efendisine yakardı. Ona sadakatini önerdi. Hizmetini önerdi. Bedenini önerdi. Canını önerdi.

    Ruhunu önerdi.

    Ama ses yoktu. Kara Bekçi de tıpkı diğerleri gibi, onu hissedemiyordu. Hatırlayabildiğinden daha uzun süredir ilk kez gözlerinden yaş geldi. Derin bir nefes aldı ve başını geriye atarak efendisinin ismini haykırdı.

    Hepsinden çok daha şiddetli bir rüzgâr, geçitten çıktı ve tapınağın tüm koridorlarını, odalarını ve kapılarını dolaştı. Kitaplar ve parşömenlerle yakılan ateşleri söndürdü. Bazı şanssızları dondurarak öldürdü.

    Ve geçit kapandı.

    Yükseliş Dağı’nı kaplayan kara bulutlar ilk defa aralanırken, Kara Bekçi umut dolu gözlerle bu açıklığa baktı ve ellerini yakarırcasına havaya kaldırdı.

    Ve gökyüzünden ateş yağdığını gördü. İnananların duaları en sonunda kabul olmuştu. Soğuk, onlardan alınacaktı.

    Dev bir göktaşı, Yükseliş Dağı’nın zirvesine çarpıp infilak ederken, Kara Bekçi son bir gayretle efendisinin adını haykırdı. Dağ, göktaşının darbesiyle ufalanarak çökerken, dağdaki goblin kabileleri dehşetle uludu, tapınaktaki insanlar bu ilk sıcaklık dalgalarıyla Yeminer’e şükrederken, ateş onları dağladığında şükürleri küfürlere ve beddualara dönüştü.

    Her şey sadece birkaç dakika içinde bitti. Havaya kalkan toz bulutu çöktüğünde, Yükseliş Dağı’nın yerinde dev, derin bir çukur olduğu gözler önüne serildi. Yeminer’le alay edercesine, Yükseliş Dağı’nın adıyla alay edercesine oluşmuş bir Düşüş Çukuru.

    Ama derler ki, kim ola ki o çukurun dibine iner ve merkezinde oturup, sessizliği dinlerse, Kara Bekçi’nin haykırdığı son şeyi duyarmış.

    Yeminer...

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.49 Saniye