Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: afahaq
    Bugün: 0
    Dün: 1
    Toplam: 33753

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 424
    Üye: 0
    Toplam: 424

    FrpWorld.Com :: View topic - Saf Çfke
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Saf Çfke View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Fri Oct 20, 2006 11:20 am Reply with quoteBack to top

    Günün ilk ışıkları yüzüne vururken Muharrem yatağında son bir kere daha döndü, pencere pervazından vuran gün ışığına arkasını dönmesi, hemen çekyatının yanında duran küçük komidin in üzerinde ki saat ile yüzleşmesini sağlamıştı. Birden üzerindeki ince yorganı atarak çekyatın üzerinde oturur komuna geldi ve hemen acele ve paniklemiş bir şekilde komidin in üzerindeki gözlüğünü aldı. Her zaman olduğu gibi gözlüğünün camlarını bile silmeden, gözlüğünü taktı saati eline aldığında iş başlangıç saatine sadece iki dakika kaldığını gördü.

    "Kahretsin bu saat neden çalmadı işe geç kaldım, ne yapacağım şimdi."

    Muharrem saati elinde bir kaç defa çılgınlar gibi salladı, saat çalışıyordu fakat alarmı çalmamıştı. Kontrolsüz bir şekilde bir anda saati duvara fırlattı ve saat bir "ÇIN !" sesi çıkarttıktan sonra paldır küldür yere düştü. Muharrem geç kalmanın şoku ile daha ne yaptığının bile farkına varamamıştı. Ne yaptığının farkına vardığında hemen gidip saati yerden aldı...

    "Umarım bu sesi Makbule Hanım duymamıştır."

    Makbule Hanım dul ev sahibesiydi, asabi kişiliği ile tanınırdı, arkasından onun için çevredeki insanlar ve esnaf Sürahi Hanım, dışarı da oyunlar oynayan mahalle çocukları ise Cadı Teyze diye anarlardı. Çevredeki insanların değişlerine göre kocasının ölümünden sonra daha bir çekilmez olmuştu, birde bütün mahalle de dedikodu kaynağı olan kızı Ayla' nın evden ayrılışından sonra, kadın artık yalnızdı. Muharremin oturduğu tek oda tek salonlu daire ile beraber kendi kaldığı dairesi vardı altı katlı apartmanda.

    Muharrem bir yandan saate lanetler yağdırmaya devam ediyordu bir yandan da takım elbisesini giyinmeye çalışıyordu. Bir anda gömleğinin ve pantolonu nun ütüsüz olduğunu fark etti fakat çok geçti artık, Muharrem patronuna ne diyecekti, patronuyla işe ilk altı ay önceden beridir hiç konuşmamıştı bile, pek çok kişide olduğu gibi onu görünce yolunu bile değiştiriyordu, çok mecbur kalınca da, başıyla bir selam verip zoraki bir tebessüm ediyordu, bütün çalışanlara da aynısını yapıyordu hatta, bu sebeplerle insanlara selam vermek zorunda kalmasın "günaydın" demek zorunda kalmasın diye en erken o gelirdi işe onun geldiği saate muhasebe bürosun da sadece temizlikçi kadın oluyordu, onunla hiç konuşmazdı zaten, diğer insanlarla ise iş dışında hiç konuşmazdı.

    "İşe geç kaldım, patronun karşısına nasıl çıkarım, acaba işimi bırakayım ? Yooo hayır olmaz Makbule karısı beni hemen kapının önüne koyar!

    Bir sinir dalgasına daha kapıldı ve ütüsüz pantolonunu yere fırlattı, gömleğini giymişti kravatını da takmıştı, şimdi üzerinde gömlek altında ise boxer ile salonun ortasında paniklemiş bir haldeydi.

    O an kapı çalmaya başladı, bu alacaklı gibi çalıştan direk Makbule hanım olduğu anlaşılıyordu.

    "Muharrem o tıngırtı neydi !, Muharrem Allahın cezası açsana şu kapıyı !"

    Bir anlık bir panikle kapıya doğru yöneldi, tam kapıyı açacakken, pantolonunu giyinmemiş olduğunu fark etti.

    "Gggg geliyorum Makbule Hanım."

    Aceleyle pantolonunu giymeye çalışırken dengesi bozuldu ve yere düşme tehlikesi atlattı, Makbule Hanım hala kapıyı çalmaya devam ediyordu.

    "Muharrem aç şu kapıyı !!"

    Sonunda ev sahibesi kendi yedek anahtarı ile kapıyı açmak için anahtarı alt göze soktu, fakat muharrem bu sefer anahtarı kapıdan çekmemişti, iki anahtar birbiri ile çakışınca kapı açılmadı, kilit dönmüyordu. Muharrem bu sefer anahtarı kapının üzerinde bıraktığı için şükretti ve fermuarını da çekip hemen kapıya koştu ve Makbule hanım ile yüzleşmek için kapıyı açtı eski tahta kapı gıcırdayarak açıldı, hatta açılırken yamulmuş olan kapının alt tarafı iç gıcıklayıcı bir ses çıkardı, Muharrem bu iç gıcıklayıcı sesten ilk zamanlarda tiksinir olmuştu, fakat şimdi bu sesi dahi hayatında ki pek çok şey gibi kabullenir olmuştu, aynı ev sahibinin yaygaraları gibi.

    "Bu buyur Makbule Hanım."

    Kapıyı tamamen açmamıştı sadece yarısına kadar araladı.

    "İçerde ne yapıyorsun sen ! , hem bu saate ne işin var senin burada !"

    Kadın kapıyı tamamen açmak için ittiriyordu, fakat Muharrem kapının tamamen açılmaması için ayağını kapının arka tarafına koymuştu.

    "Makbule Hanım unuttunuz galiba ben burada yaşıyorum."

    Kapıyı ittirmeye devam ederek...

    "Aç bakiyim şu kapıyı, at mı koşturuyorsun içeride, evime bir zarar verdiysen bugün kapı önüne koyarım seni !!"

    Bir an patronunun onu azarladığı, ona bağırdığı ve diğer çalışanların onun arkasından güldüğünü hayal etti. Sabah ortaya çıkan anlık öfkeye bir kere daha tutuldu, Muharremin bir anlık kapıyı ardına kadar açma hareketi hala kapıyı ittiren ev sahibesinin dairenin içine doğru düşmesine sebep oluyordu, kadın sendeledi.

    Makbule Hanım : "Ne yaptığını zann !!!"
    Muharrrem anında araya girdi : "Kapı önünü koyarsan koy yeter artık !!!"

    Çfke ile kadının üzerine yürüyordu, kadın dairenin içerisine doğru geri geri çekilmeye başlamıştı Muharremin bu halini hiç görmemişti daha önce.

    Muharrem : "Bana bak senin dırdırlarını dinlemekten bıktım artık !!!"

    Kadın en sonunda duvara kadar geri çekildiğinde daha fazla geri çekilecek yeri kalmamıştı, Muharrem duvar dibine kadar çekilen kadının hemen karşısında duruyordu ve şimdi parmağıyla kadını işaret ediyordu öfkeyle.

    Muharrem : "Sana kiranıda ödüyorum tam zamanında daha ne istiyorsun ?!!!"

    Muharrem kadına vurmak için elini kaldırmış olduğunu fark etti birden, kadın korku ile yüzünü buruşturmuştu.

    Makbule Hanım : "Oğlum yapma Lütfennn"

    Sakinleşmeye başlamıştı hemen elini indirdi ve etrafına bakındı, ne yapmıştı böyle yaptıklarına inanamıyordu sanki bu olanların sorumlusu başka biriydi. Hemen kapının bitişiğindeki askılıkta asılı duran ceketine uzundı ve kapıdan dışarı çıktı, apartmanın koridoruna indiğinde derin derin bir kaç kez nefes aldıktan sonra dönen merdivenlerden hızlıca inmeye başladı, kalbi hala heyecandan deliler gibi çapıyordu. 4. kata indiğinde alt komşu şeyda hanımın yarıya kadar araladığı kapıdan ona baktığına gördü, bu meraklı kadın her apartman kavgasına böyle kulak misafiri olurdu ve daha sonra çevre komşularla yaptıkları her ev gezisinde apartmandaki herkesin dedikodusunu yaparlardı, bazen muharrem bu dedikoducu kadın ve arkadaşlarının kendi hakkında neler konuştuklarını merak ederdi. Fakat bu düşünceleri kısa bir sürede aklından savuştururdu.

    Bir anda şeyda hanımın onu tebrik edeceğini sandı, Makbule cadısını oda sevmezdi, şeydanın 20 yaşındaki bekar kızı Ayşegül de kapı aralığından Muharreme bakmaya çalışıyordu, pek çok zaman olduğu gibi yine Muharreme bakıp sırıttı, Muharrem her zaman olduğu gibi hiç aldırış etmeden merdivenlerden hiç yapmadığı kadar hızlı hızlı indi.



    Saatine bakmak için sol koluna baktığında sol kolunun boş olduğunu farketti, saatini evde unutmuştu, çok geçti artık minübüsteydi Yenibosna daki evinin önünden geçen Bakırköy minübüsüne binmişti hemen...

    Minübüse binmeden önce adamın biri apartmanın hemen köşesinden çıkvermişti, durağa kadar aynı yol üzerinden gitmişlerdi, adam sürekli ona bakar gibiydi, adam durağın yakınındaki köprünün hemen girişimde duvara yaslanmıştı ve bir sigara yakmıştı ve sonrada birden bire ortadan kaybolmuştu, ilk başta Muharrem adamdan korkmuştu, İstanbul yankesicilerle dolu bir yerdi, kimin ne olduğu belli olmuyordu burada neyse ki adam sonra ortadan kayboldu, Muharrem böyle yankesicilerden hırsızlardan tinercilerden çok korkardı. Bir keresinde üç tane tinerci saat 22:00 gibi şirinevler de önünü kesip ondan para istemişlerdi. Muharrem o an korkudan cebindeki 1 milyonu bırakıp koşmaya başlamıştı.

    Minübüs tıklım tıklım tıklım doluydu, her sabah aynısı oluyordu, hele ki haftanın ilk iş günü pazartesileri. İğne atılsa yere düşmezdi.

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Narq
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 10, 2005
    Posts: 290
    Location: Istanbul

    PostPosted: Wed Nov 29, 2006 1:24 pm Reply with quoteBack to top

    Camların kapalı olması tıklım tıklım olan minübüsteki insanların nefes almasını zorlaştırıyordu ama görünüşe bakılırsa kendisinden ve ufak bir kızdan bir başkası bunu önemsemiyordu.Kız 16-17 yaşlarında gözüküyordu,boyu da biraz kısa olduğundan insanların arasında sadece sol elini hareket ettirebiliyordu

    İçerde hayvan muamelesi gören insanlar şoförün hiç umrunda değildi,o alacağı yolcu sayısına bakardı.

    Kendi düşünceleri arasında kaybolan Muharrem gözünün ucuyla nefes almakta zorlanan kızın kendisini süzdüğünü gördü.Kızın çok tatlı bi bakışı vardı ,Muharremde kıza küçük bir gülümseme gönderip kafasını kara düşüncelerine geri gömdü.

    Bu sabah karşılaştığı adam aklına geliverdi..her sabah aynı saatte aynı yoldan giderdi fakat ilk defa bu adamı görmüştü.Sıradan bir insandır diye düşündü ilk başta ama kafasında ki bir şey onu sürekli o noktaya yöneltiyordu...gelecek sabah yine aynı saatte bu adamı yakalamayı deniyecekti...

    Kafasını kaldırdı ve içinden küfürleri kendine saydırmaya başlamıştı..işte iş yerini bir durak daha geçmişti her zaman ki gibi...şoföre durması için bağırdı...

    --İnecek vaar--

    şoför ani bi manevrayla sağa yanaştı kapı aralandı..sabahın o soğuk ciğerleri parçalayan havası Muharremin içine aniden doldu ,bir anda kendine gelmesini sağladı...

    İnsanları ite kaka kapıya ulaşmaya çalışırken sağ eli çantasıyla beraber sıkışmıştı..sinirle ve temiz havanın verdiği dinçlikle asılıyordu....bir kağıt parçası..........

    Bir kağıt parçasının parmakları arasına tepilişini hisseti..son gücünle asıldı ve çantasını arabadan kurtardı....

    Sağ elinin parmakları arasında duruyordu ..ufak bir not...

    _________________
    It's always darken as before the dawn;If Its not meant to be Its not meant to be www.bizkackisiyiz.com
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Mon Jan 29, 2007 5:11 pm Reply with quoteBack to top

    Muharrem iner inmez elindeki nota baktı ;


    Not : “Kendini tanımaya başlayacaksın.”

    Muharrem kağıdın arkasına da baktı fakat başka bir yazı yoktu sadece bu.

    Birkaç saniye olduğu yerde durup notu anlamlandırmaya çalıştıktan sonra hızlıca ilerlemeye başladı. Bir yandan koşar adımlarla ilerliyor bir yandan da bu nota bir anlam vermeye çalışıyordu, bu notun anlamı neydi ve daha da önemlisi kim bırakmıştı ?

    Muharrem (kendi kendine söylendi) : “Hay Allah’ım neden bunların hepsi beni buluyor ?”

    şimdi koşmaya başlamıştı çünkü ineceği durağı kaçırması iyice vakit kaybettirmişti, zihninin her köşesinde patronunun bağırtıları ve çalışanların onun hakkında yaptığı alaylı konuşmalar ve gülüşmeler yankılanıyordu.

    Bir anda ayağı köprünün karşı bitişiğinde oturan dilencinin para atmaları için yere koyduğu plastik tasa çarptı ve o an dilencinin takılmış plak gibi devam eden lafı yarıda kesildi.

    “Allah rızazası ….”

    Plastik tasın içindeki paralar merdivenlerden aşağı yuvarlanıyordu.

    Muharrem olduğu yerde kalakaldı. Tek bacaklı dilenci koltuk değneklerinden destek alarak kendinden beklenmeyecek bir çeviklikte oturduğu yerden ayağa fırladı.

    Dilenci anlaşılmaz bir şekilde konuşuyor ve küfürler ediyordu…

    Dilenci : “Paralarımı nasıl dökürsen hele bak topla onları , ölünü…kerem !”

    Muharrem daha yeni ne yaptığının farkına varabilmişti.

    Muharrem : “Kusura bakma afedersin, isteme...”

    Dilenci sol eli ile Muharremi yakasından yakaladı.

    Dilenci : “…kerim affını, puştoglu topla onları.”

    Tartışma etraftan pek çok kişinin toplamasına sebep oldu. Yakında ki işportacılar anında olay yerine koştu. Yaklaşık yirmi kişilik bir kalabalık etraflarını sarmıştı.

    “ Birader adamın paralarını toplasana !”



    Muharrem o an ne yapacağını şaşırmıştı bu sabah başına gelenler için hayatı için lanetler savurmaya başlamıştı. İşte bu dalgınlık anından onu ikinci kez bir hortum gibi savuran şey dilencinin attığı sert tokat oldu.


    Bir anda kendini arkasına bile bakmadan koştururken buldu arkasından bağzı bağrışmalar ve hayret nidaları yükseliyordu. Orada neler olmuştu neler yapmıştı böyle. şimdi kısık bir sesle bir panik nidası kopardı Yenibosna' nın ara sokaklarında iş yerine doğru koşarken : "Bana neler oluyor böyle ?!" "Orada neler oldu ?!"

    Muharrem yol boyunca hafızasını yoklamasına rağmen orada neler olduğu hakkında hiç bir şey hatırlamıyordu.

    şimdi muhasebe birosunun bulunduğu binanın köşesini mesken tutmuş simitçinin sesi duyuluyordu.

    "Simittt sıcak sıcak ! Simit sıcak sıcak simit ! simitçiiii !

    Müdürün arabası kapıdaydı, siyah BMW X5.

    Muharrem : "Allah kahretsin !"

    Hızla basamakları çıkmaya başlamıştı ki, çıktığı bir kaç basamak merdivenden indi ve asansöre koştu fakat asansör sekiz katlı binada daha üçüncü kattan yukarı çıkıyordu.

    Basamakları üçer beşer atlaya atlaya çıkıyordu son altı basamağı tek hamlede zıplamıştı fakat bunun farkına bile varamadı.

    şuanda üçüncü kattaydı Muharrem fakat daha asansör üçüncü kata çıkmamıştı bile. On saniyelik bir bekleyişin ardından asansör üçüncü kattaydı, kapı açıldı fakat içinden sadece bir kişi indi ve içerisi fazlasıyla kalabalıktı, bunlar sekizinci ve sok katta ki müşavirlikte çalışan kişilerdi. O an arkadan bir ses geldi :

    "Kardeşim dolu asansör kapıyı tutma".

    Arka taraftaki kadınlar bu laf üzerine gülüşmeye başladı ve ardından iri kıyım deri ceketli bir adam asansörün kapısını muharremin yüzüne kapattı.

    Yine sinirlerinin gerildiğini hissediyordu, asassör yukarı çıktıktan sonra kapıya yumruk atmak üzere olduğunu farketti.

    "Bana neler oluyor kendimi kontrol edemiyorum sanki !"

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Fri Feb 02, 2007 9:02 pm Reply with quoteBack to top

    Yine basamakları beş er beş er atlıyordu. Ofis' in katına asansörden önce ulaşmıştı, fakat yine farketmedi, farketse bile şu durumda umrunda olmazdı.

    Muharrem' in ceketini elinde gören ofis çalışanları, şaşkın yüz ifadeleriyle onun bu dağınık halini süzüyorlardı. Hızla duvar kenarından geçip kendi kapalı bölmesine geçmeye çalışırken duvar kenarında ki su depasunu devirmek üzereydi. Bu aksilik stajyer kızlardan bir kaçının gülüşmesine neden oldu fakat Muharrem her zaman olduğu gibi bu aptal kızların kikirdemelerine aldırış etmemişti.

    Ceketini dosya dolabının yanında ki askılığa astıktan sonra sandalyesine gömüldü. Ofisteki sessizlik fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Birazdan o sessizlik çok şiddetli bir tayfunla bozulacaktı.


    Tam bilgisayar kasasının açılış tuşuna basacağı an garip bir ses kısık bir acı çığlığı atmasına sebep oldu. "Bu ses bu ses dün gecede duydum bu sesi, sanki biri yazı tahtasına tırmaklarını sürtüyor".

    Bu garip ses hemen arkasında duran Müdür Akın bey' in prefabrik bölmeye girişini fark edememesine sebep olmuştu.

    Müdür Akın bey : "Muharrem bey bugün geç kaldınız, mazeretiniz nedir ?!"


    Bir anda ofis yeniden sessizliğe büründü, sanki bütün herkes Muharrem ve Müdür Akın bey arasında geçen konuşmaya kulak kabartmıştı.

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Narq
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 10, 2005
    Posts: 290
    Location: Istanbul

    PostPosted: Sat Feb 03, 2007 10:46 pm Reply with quoteBack to top

    Müdür Akın bey : "Muharrem bey bugün geç kaldınız, mazeretiniz nedir ?!"

    Muharrem bu seslenişi duymamıştı.Kafası hala bu tahtaya acıyla sürülen tırnağın -ya da öyle sandığı- sesindeydi.

    Müdür Akın bey : "Muharrem bey bugün geç kaldınız diyorum, mazeretiniz nedir diyorum;dikkatinizi bir iki dakikalığına bana verirmisiniz lütfen?!"

    3. sesleniş üzerine boynunu şiddetli bir biçimde çevirdi,müdürün olduğu yere bakıyordu peki müdürü görebiliyormuydu?Hayır.Bakışları aynı karanlıkta kalmış bir insanın bakışlarına benziyordu.

    Hareketleri çok donuktu.Göz bebekleri büyümüş ve hareketsizdi.Yavaş adımlarla müdürün üstüne doğru gidiyordu.Aradaki mesafeyi korumaya çalışan müdür,muharrem üstüne geldikçe bir adım geriye atıyordu.Muharrem durdu,sağ elini yavaşça kaldırdı.işaret parmağını müdüre uzattı..suratında pis bir sırıtış vardı..elini şimdi bir silah şekline soktu..yavaşça şakağının oraya götürdü…

    Ağzından çıkardığı silah sesiyle göya kendini vuran Muherrem yere düştü.Boğulmaya başlamıştı,nefes alamıyordu.Müdür şok içerisindeydi.İlk başta Muharremin başına çöküp onu rahatlatmak istemişti fakat içeri koşup bir ambulans çağırmanın daha mantıklı olduğunu hissetti ve odasına doğru telefonu almaya koştu…

    Nefes alamayan muharrem boynunu turmuş yerde çırpınıyordu


    Ve aniden

    O kız....Minibüsteki kız....baş ucundaydı

    ''Nefes alsana..nefes alsana diyorum....llütfen...beni korkutuyorsun''

    O adam...çarptığı dilenci,fakat bir fark var oda adamın kafasında ki boynuzlar

    ''Bıraksana salak kız...gebersin p.şt...daha zayıf insanlara nasıl davranılacağını bilmiyor p.venk....geber''dedikten sonra kahkahalara gömüldü

    Muharrem aklını kaybetmek üzereydi,bunlar rüya olmalıydı,uyanıkken nasıl rüya görüyordu peki?

    İçeri çalışma arkadaşlarından biri koştu onun içeri girmesiye yanı başındaki iki siluet kayboldu.

    .Bu Gamzeydi...Ofiste anlaşabildiği tek insandı..Kızın üstünde kırmızı çekici bir takım elbisesi vardı.Muharremin baş ucuna çöktü..gömleğinin üst üç düğmesini kopardı ve açtı.Kasanın yanında bulunan su şişesini açtı ve yüzü mosmor olan Muharremin yüzüne ve göğsüne çarptı.

    Gamzenin dikkatini ilk çeken şeylerden birisi muharremin yanan sağ ön pantalon cebiydi...Hemen orayada suyu attı Gamze.Ve derin bir nefes çekip biraz olsun rahatlayan ve rengi kendine gelen muharremi yerde oturuş pozisyonuna getirdi.

    Elleri iki yana düşen muharrem konuşmuyordu...Güçsüzdü..boş gözlerle gamzenin o güzel yüzüne bakıyordu..

    ''Güzel'' diye düşündü içinden.Bunu düşünürken aniden aynı kızın silüeti Gamzenin arkasında belirdi.Muharreme çatık kaşlarla bakıyordu..Muharrem kupkuru olan boğazından bir iki anlamlı ses çıkarmaya çalışmıştı ki sağ bacağındaki yanığı acıyla hisseti.....

    _________________
    It's always darken as before the dawn;If Its not meant to be Its not meant to be www.bizkackisiyiz.com
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Fri Feb 16, 2007 2:56 pm Reply with quoteBack to top

    Ofisteki herkes Muharremin bölmesine toplanmıştı, kimileri sanki bir sinama filmi seyrediyormuşçasına neşeliydi.

    Etraftaki sesler o an dikkatini çekmiyordu bile...

    "Ay bu gerzeye ne olduki böyle"

    "şuraya bak lan göz göre göre ölüyor herif !"

    "Açılın hava alsın açılın !"

    "ulan tam sayısal oynuyodum be şu işe bak, aklımdaki sayıları unuttum."


    En geride meraklı gözlerle durumu izleyen sekreter hariç kimse Müdür Akın bey 'in arkadan gelişini duymamıştı.

    Müdür Akın bey : "DAğILIN !! Herkes işinin başına tiyatro gösterisimi var burada !?!"

    Müdür Bey' in bu sert uyarısı üzerine işini aksatan kalabalık sessizce dağılmaya başladı.



    Muharrem bir anda Gamze' nin sol kolunu sağ eli ile sıkıca kavradı, bu kuvvetli kavrayış kızın canını yakmıştı. Ve Gamze kısık sesli bir çığlık attı.

    Muharrem : "Teşekkür ederim".

    Sonra gamzenin kolunu bıraktı ve bayıldı.

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Thu Jun 07, 2007 6:26 pm Reply with quoteBack to top

    Gözlerini açtı ve etrafına bakındı, bir sokaktaydı yanlız başına, kısık sokak lambalarından başka hiç bir ışık kaynağı yoktu. Gecenin karanlığına birde sis eklenmişti bembeyaz sis. Yerler yerler arnavut kaldırımıydı ve etrafta yaklaştıkça zarzor netleşen evler tek katlıydı ve çatıları ahşap üstüne atılmış samandan yapılmıştı. Evlerin hiç birinde ışık yoktu.

    Ve ilerledi ilerledi... taki gaz lambasıyla aydınlanan penceresi açık evi bulana kadar, o içeride olmalıydı, her şeyi hazırlamış olmalıydı. Artık buradan uzaklaşmalıydılar, yaşadıkları yasak ilişki nin ortaya çıkması hayatlarına mal olacaktı, böyle bir ilişkiyi ne bir sürü onaylarda nede bir konsül.

    Kapıya yaklaştı "lanet olsun kapı açık" dedi kendi kendine. "Yoksa !"

    HAYIRRR !!! BUNU TEKRAR YAşAYAMAM !!!

    Kapıyı kırarak içeri girdi, çok öfkeliydi artık değişim gerçekleşiyordu;

    Çnce vücudunu yoğun bir kıl kaplamaya başladı kıllar hertarafından çıkıyordu, büyüyen kasları gömleyini, pantalonunu ve ayakkabılarını yırttı, kuyruğu, uzun burnu ve pençeleride acıverici bir şekilde orataya çıktı. Ensesi bir kurt yelesi gibi tüylüydü ve iki metre uzunluğunda ki oda da artık eğilmek zorundaydı.

    Çfkesi dinmiyor, hatta katlanarak artıyordu; ilk önce masadan başlayarak içerideki ahşap eşşaları parçalamaya başladı. Masa büyük bir gürültüyle ortadan ikiye ayrıldı ve üzerindeki gaz lambası duvara çarparak kırıldı, oda alev almıştı fakat o parçalamaya devam etti taki alevler iyice odayı sardıktan sonra ve o sesi duyana dek.

    Varshal lütfen dur artık !!!

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.42 Saniye