Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: ejexebu
    Bugün: 5
    Dün: 8
    Toplam: 34244

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 282
    Üye: 0
    Toplam: 282

    FrpWorld.Com :: View topic - Yeni Dünya ( RP EKRANI )
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Yeni Dünya ( RP EKRANI ) View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Sat Jul 07, 2007 12:26 am Reply with quoteBack to top

    susy, ileri görüşlü biri olmamıştı hiç, hayatın akışına katılıp onunla birlikte hareket etmeyi seviyordu. Ama şimdi, içine düştükleri durum, onu zorlamaya başlamıştı.

    Ellerini kurtarması hiç zor olmadı.

    Fikirler zihninde dönüyordu. Pek az şans vardı. Gruba baktı, birini seçicekti.
    Cebinin küflü ve topraklı derinliklerinden, yansıltan'ın bir parçasını çıkardı.

    En son büyüsünü örmeye başladı. Vucudunda hafif titreşimler hissetmeye başlamıştı, susy. (İnvisibility)

    Son olarak sessizce hareket edip, bir kaç adım, arbededen uzaklaştı.
    Back to top View user's profileSend private message
    darkelven
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Dec 29, 2006
    Posts: 229
    Location: khalkedon

    PostPosted: Sat Jul 07, 2007 11:48 am Reply with quoteBack to top

    Shruiak içinden öyle okkalı bir küfür savurdu ki, bir an için,bunu dışından söylemediğine şükretti.Xardas bir kadına karanlık bir büyü yapıyordu, bir başka kadın daoya saldırmaya çalışmıştı.

    Böyle giderse her an Dao cücelere hepsini öldürün şeklinde bir emir verebilirdi.Burada kılıçlarından uzakta, cücelerin oklarıyla gelebilecek bir ölümü beklemek meleze göre değildi, köle olabilirdi, ama kesinlikle ölmek istemiyordu.Ne yapacağına karar vermi uzun sürmedi.

    Kendini yere atıp kılıçlarına uzandı ve takla atarak görünmeden bulundğu yerden ve daodan mümkün olduğunca uzaklaşması gerektiğini düşünerek kalktı, kılıçları elinde bitmişti diğerlerinin arkasından hızlıca ve saklanmaya çalışarak yarı sürünerek yarı koşarak ilerlemeye başladı, görünmek istemiyordu, hızlı da olması gerekiyordu.

    Amacı o karanlık çıkışa doğru ilerlemekti.Son ana kadar diğerlerinin arkasinda saklanarak ilerleycekti.Tam grubun bittiği yerden itibaren açık alana çıkmış olcaktı.Çlüm korkusu Shruiak`ı bambaşka biri yapmıştı sanki.

    Çyle ki, o açık alanda vurulmamasının tek yolunun bir mucize olduğunu biliyordu, ve ateist melez,geri dönmesinin de mümkün olmadığının farkına varmıştı, korkudan yada umutsuzluktan,kafir, tanrılara hayatında ilk defa dua etti:

    ''Oralarda beni duyan kim varsa, ölmek istemiyorum, yemin ederim, drow yada insan tanrıları, yemin ederim eğer burdan ölmeden kurtulur ve mahzenlerde özgür kalır veya yeryüzüne ulaşırsam, siz tüm kalbimle inanıcam, bir daha kafirlik etmiycem, yalvarırım, ölmek istemiyorum.''

    _________________
    ''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

    Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

    drow atasözü
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    calida
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Feb 27, 2006
    Posts: 293

    PostPosted: Tue Jul 10, 2007 6:05 pm Reply with quoteBack to top

    Mesale isiklarinin golgesinde, yanindaki arkadaslarina olabildigince kisik sesle, "Yine kotu bir seyler olacak! Hic hoslanmiyorum." dedi. O kadar kisik bir sesle soylemisti ki kendisi bile dedigini zor duymustu.
    Back to top View user's profileSend private message
    C_Deschain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jun 01, 2006
    Posts: 291
    Location: ankara

    PostPosted: Tue Jul 10, 2007 8:33 pm Reply with quoteBack to top

    Gelen sesleri dinledi.İyi şeylerin beklediğini sanmıyordu onları.Ama ne fark ederdiki olabildiğince bataklığa batmışlardı.Yeterincede yaralanmıştı bundan sonra kolay kolay ölmezdi.Çldüremezlerdi..Gülümsedi.Eski neşesi yavaş yavaş yerine gelemye başlıyodu.şu yaralarıda tam olarak bi iyileşsin çok iyi olucaktı.Bunları düşünürken Elanora nın fısıltı halinde söylediklerini zar zor duyabildi.Ve kendi içinden onayladı.işler gerçekten zordu.Ama korkusu yoktu.Çldürmek onun için bir tutkuydu ve bunu severek defalarca yerine getirebilirdi...
    Diğerlerinin ne yapacağını merak ederek sessizce bekledi...

    _________________
    <div>Tári Nénharma....</div><br>
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    WizardOfQuarks
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Nov 28, 2004
    Posts: 757
    Location: Ankara

    PostPosted: Tue Jul 10, 2007 8:48 pm Reply with quoteBack to top

    Duydukları fısıltıların ve müziğin kaynağını merak ediyordu ve tam bu düşüncesini diğerleriyle paylaşacakken tüneldeki sıkıntılı ilerleyişleri bitmişti. Tüneli kapatan bir kaya bunu zorunlu kılmıştı. Kayanın kenarlarından gelen meşale ışıkları orada birilerinin olabileceğini gösteriyordu. Yanındakilere dönüp, "şimdi ne yapacağız? Bunu yerinden oynatmaya çalışacak mıyız? Yoksa geri mi döneceğiz?" diye sordu. Sonra kayaya iyice yaklaşıp açıklıktan diğer tarafı görmeye çalıştı.

    _________________
    "�n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
    Back to top View user's profileSend private message
    Swain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 18, 2005
    Posts: 103
    Location: Ankara

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 7:12 am Reply with quoteBack to top

    WizardOfQuarks wrote:
    ]"şimdi ne yapacağız? Bunu yerinden oynatmaya çalışacak mıyız? Yoksa geri mi döneceğiz?"[/b]


    "Geri dönüş bir seçenek değil hanımım. Bu kayayı ittirmeliyiz."

    Swain oldukça büyük gözüken kayayı kımıldatıp kımıldatamayacağını anlamak için hafifçe yoklar.

    "Tanrım bana güç ver!"
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    Rhalazarn
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Feb 05, 2007
    Posts: 148
    Location: Nordmar

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 11:36 am Reply with quoteBack to top

    Xardas bir kez daha büyünün vücudunda gezindiğini hissediyordu, üstelik bu sefer büyü ondan kaçmıyordu, tersine başka birinin vücudundan ona malzeme taşıyordu… Karşısındakine yeterli zararı verip vermediğini bilmiyordu, ama kendine kesinlikle yararı dokunmuştu-gereği kadar ya da gereğinden de fazla. Kendisini etçil bir hayvan gibi hissediyordu; bir kedi gibi en çok, kara ve iri bir kedi-aç bir panter… Küçük ceylandan ilk ısırığı fazlasıyla iyi koparmıştı, bir vampir gibi emmişti kanını. Ancak avının kaçmasına izin vermeyecekti…
    Xardas zevkle kapanan gözlerini açtı ve açılan ağzını kapadı. Kendini biraz önceki halinden çok daha iyi hissediyordu ve kendinden hiç olmadığı kadar memnunmuş gibiydi. Minyatür kadınınsa yaraları açılmışı, her taraf kana bulanmıştı. Kara cüppeli ağzını açmadan, sessizce gülümsedi, hayat bundan ibaret değil miydi? Birileri güçlenir, birileri zayıflar, önceden zayıf olan güçlü olsa ve güçlü olan da zayıf olsa bile… Çnemli olan kimin güçlü kimin zayıf olduğu değildir, kimin daha fazla güç istediğidir. Daha fazla güç isteyen kazanır… O kişi eskiden zayıf da olsa, zayıf değildir artık. Ancak güçlü olduktan sonra, daha da fazla güç istemezse, güç isteyen zayıflar onun yerini alacaktır yine. Bu sebeple tanrısal bir güç isteyen biri, dünyadaki herkesten güçlü de olsa, güç aramayı bırakmamalıdır. Çünkü gerçek güç tanrılardadır, onlara ulaşmaksa kişinin yeteneklerine bağlıdır. Ve kişi bir gün tanrı olsa bile…
    Tanrıların da tanrısı vardır.
    Xardas düşüncelerinin ona çizdiği yolu izleyerek iki elinin parmaklarını birleştirdi ve biraz önce görünmezlik büyüsü yapmış olan kadınla buçukluğu beraber hedef alarak ellerini bir yelpaze gibi açarken, şu sözcükleri sarf etti:
    “Kair tangus miopiar!” (Burning Hands)

    _________________
    <div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
    Back to top View user's profileSend private message
    C_Deschain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jun 01, 2006
    Posts: 291
    Location: ankara

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 5:56 pm Reply with quoteBack to top

    Swain'in söylediklerini işiterek "Umarım tanrıların yanındadır.Bu kayayı ittirmek için gerçekten hitiyacımız olucak." der ve yardım etmeye koyulur...

    _________________
    <div>Tári Nénharma....</div><br>
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 7:46 pm Reply with quoteBack to top

    Enerjiler parmaklarında yoğunlaşırken Edmond bir kez daha büyünün teninde yarattığı o tatmin edici karıncalanmayı hissetti. Bu kez onun büyüsüne engel olan hiçbir şey yoktu ve bunun mutluluğuyla Edmond büyüsünü serbest bıraktı. Parmaklarından fırlayan üç tane kırmızı ok, büyük bir hızla kızıl cüppeli genç büyücüye ilerliyordu.

    Göğsünde ani bir acı hissedip geriye yuvarlandığında Cristobal hâlâ meraklı bir şekilde dao ve Alegria’nın mücadelesini izliyordu. Cristobal’ın göğsü kavrulurken yerde acıyla kıpırdandı ve içinden bir küfür salladı. Böyle yapmamalıydı. Dikkatini bir anda dağıtması, onu ne hale getirmişti.

    Peki bu büyüyü yapan kimdi? Kadın büyücüyle kara cüppeli büyücü birbirlerine girdiklerine göre cevap basitti: O kahrolası elf! Gerçekten de Cristobal, acıyla kıstığı gözlerini açtığında Edmond’un parmaklarını indirdiğini gördü.

    Cristobal o anda elini keselerine attı ve…hayır, bir ateş topu oradakilerin hepsini öldürürdü. Teslim olanları öldürürse, dao ile hiçbir pazarlık şansı kalmazdı. Başka bir şeyler bulmalıydı. Başka bir şeyler ama ne?

    Büyücüyü haklamak? Kesinlikle! Teslim olmuş numarası yapmasına rağmen büyücünün kendisine saldırması, savaşı tercih ettiğinin apaçık bir kanıtıydı. Böylelikle Cristobal, elf piçinin kendisine daha fazla sorun çıkartmasını önleyecekti. Bunu bilen Cristobal, yattığı yerden büyüsüne başlarken Edmond’un beti benzi attı. (Scorching Ray) Cristobal’ın yaptığı büyü basit ama oldukça etkili bir büyüydü. Büyüyü karşılayamazdı çünkü ne o büyüye sahipti, ne de onu bozabilecek herhangi bir şeye.

    Cristobal’ın elinden alev topçukları fırlayıp Edmond’a doğru havada ilerlerken Edmond’un tek yapabildiği öylece izlemekti.

    Bir de Piijek’in onu ittirerek yana devirişi.

    …ve alev topçuklarının Piijek’in bedenini delip geçişi.

    Susy kendisini henüz görünmez etmişti ki Piijek’in delik deşik olmuş bedenini gördü ve Piijek fal taşı gibi açılmış gözlerle önce dizlerinin üzerine, sonra da yüzükoyun yere düşerken öylece kalakaldı. Daha ilk baştan beri kendisine sıcak davranan, ilgi gösteren, o iyi niyetli erkek…şimdi ölmüştü!

    Bir anda Susy’nin içinden bir şeyler kopup gitmişti sanki. Yerdeki cesede öylece bakarken Xardas’ın büyü sözlerini işitmedi. Yaptıklarının farkına bile varmadı. Yaşam enerjisinin çekilmesi yüzünden zayıf düşüp titreyen Lineas’ın önce onun gözden kayboluşu, sonra da Xardas’ın büyü sözlerini duyuşu karşısındaki dehşet dolu bakışlarını görmedi.

    Susy’i ancak Xardas’ın ellerinden fırlayan alevler kendine getirdi.

    Tüm konumuna rağmen zorlukla alev dalgasının önünden çekilmeye çalışan Lineas, zorlukla da olsa bunu başardı ama alev dalgasının bedenini yalamasına engel olamadı. (Lineas--> 5 damage) Bedeni bu kez de alevle kavrulurken Lineas bedeninin ne kadar mahvolduğunun farkındaydı. Artık her uzvunu kıpırdatmak ona acı veriyordu. Aldığı nefes bile ciğerlerini yakıyor, gözlerinden yaş getiriyordu. Göğsü alevle kavrulmuş ve yanıtlar boynuna kadar çıkmıştı.

    Durum Susy için de pek parlak değildi. Alevler birden bedenini sararken Susy acıyla kendine geldiği ve çığlığı bastı. (Susy--> 9 damage) Bedeninin her bir farklı tarafında gerek Edmond’un şimşeğinden, gerekse Xardas’ın alevinden gelen yanıklar vardı ve bacağındaki ok hâlâ saplı bir vaziyette yürüyüşünü zorlaştırıyordu. Susy de bedeninin oldukça ağırlaştığını hissetmeye başlamıştı.

    Saelnir’in efsunundan sonra kendisini çok daha güçlü hisseden Alegria duvarın sonuna kadar gitmişti. Duvar, karanlık tünelin bütün önünü kapsıyordu ve neredeyse hiçbir girişi yoktu. Ama Alegria, duvarın en sonuna vardığı zaman burada küçük bir açıklık bulunduğunu fark etti. Oldukça alçak, ve dar bir açıklıktı ve resmen duvar parçalanmış gibiydi. Doğal bir açıklık olmadığı belliydi.

    İçeri baktığında meşalelerin yansımaları sayesinde bir karaltıyı görebiliyordu.

    Alegria wrote:
    "Elinden gelenin en iyisi bu mu?"
    diyip gülerek içeri girerken karanlık şeklin bir köşede büzüşmüş olduğunu ve titrediğini fark etti.

    Alegria wrote:
    "Çamurdan başka neler yapabiliyorsun?"
    diyerek yaklaşırken daonun titreyen sesi duyuldu.

    “Bizi öldürme. Yalvarırım bizi öldürme!” Daonun korkuyla titrediği barizdi.

    Shruiak, çıkışa doğru yarı sürünüp yarı koşarak ilerlerken daonun yarattığı duvarın, çıkışın önünü kapattığını fark etti. Dünyası bir anda başına yıkılmıştı sanki. Tanrılar onu duymamıştı belli ki. Dahası, tam aksi yöne baktığında dört cüce piyadenin kararlı adımlarla ona yaklaştıklarını görüyorlardı. Ççünün baltaları elinde olmasına rağmen birisi saldırı pozisyonunda değildi. Elinde bir zincir vardı.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 7:47 pm Reply with quoteBack to top

    Xyra’nın görebildiği kadarıyla oldukça geniş bir mağaraya açılıyordu tünel. Görebildiği kadarıyla bomboştu. Geriden meşale ışıkları gelse de, herhangi bir şey göremiyordu.

    Bu sırada Swain kayayı yoklamış ve gayet rahat ittirebileceğini fark etmişti. Clesyné ve Swain kayayı sadece bir yüklenişte ittirmeyi başarmışlardı. Hepsi birden pür dikkat bir vaziyette mağaranın içine süzüldüler.

    Mağara oldukça geniş, oval bir mağaraydı. Tam karşılarında bu büyüklükte olmasa da oldukça geniş bir tünel uzanıyordu, ama tünel karanlıktı. Sol tarafları mağaranın duvarı olarak kalıyordu. Sağ taraflarına, yani ışığın geldiği yöne döndüklerinde ise…

    Nutukları tutulmuştu.

    Hayatlarında gördükleri en büyük hazine yığınıyla karış karşıyaydılar!

    Bol miktarda altın, gümüş sikkeler, platin paralar, bakır parçalar vardı. Bir yığın mücevherat, takı, süs eşyası da mevcuttu. Sandıklar, gösterişli silahlar da cabası…

    Burası belki de bir şehri tümden satın almaya yetecek kadar hazineyle doluydu.

    Hazinen tam yanına koyu renkli bir taştan bir ejderha heykeli oyulduğunu gördüler. Bu kocaman ejderha heykeli uyur vaziyette dikilmiş, sanki hazineyi sahiplenmiş gibi konulmuştu. Etrafta ise hazinenin kime ait olduğuna dair hiçbir iz yoktu. Elias ve Xyra’nın gözleri hazinedeki çeşitli eski kitaplara takılırken, Swain’in gözü gösterişli bir miğfere dikilmişti bile.

    Eğer parayla ilgili bir cennet vardıysa, burası orasıydı.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    C_Deschain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jun 01, 2006
    Posts: 291
    Location: ankara

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 8:27 pm Reply with quoteBack to top

    Gözlerini gördüğü şeyden ayıramadı.Bu nasıl bir hazineydi.Bu hazineyle hepsi yeterince zengin olabilirdi.Bunlar işin hayal kısımlarıydı.Gerçek kenarda yatan ejderha heykelindeydi.Bu hazine kiminse elbette korumasız bırakmıycaktı bu gösterişli hazineyi...Belkide hazine bu heykeli olan ejderhanında..Bilemezlerdi kimin olduğunu..Bakışları önlerinde uzana karanlık tünele yöneldi.En mantıklı seçim tünelde ilerlemekti.Kararını verdi.şimdi ses çıkarmadan diğerlerini izlicekti.Eğer birisi hazienye dokunmaya kalkarsa ya onu engelliycekti ya da burdan arkasına bile bakmadan kacıcaktı.Belki daha sonra gelir hazineyle ilgilenirdi.Ama önce burdan kurtulmalıydı.Nese önemli olan grup arkadaşlarının ne yaptığıydı.Eğer onlar hazineyi almak isterlerse elini sürmeden izlicekti.Duruma göre kendi payınıda alıcaktı..Ama ters giden bişi olursa o zaman en yapcağını kendisinden başka birisi bilmemeliydi.Yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi..

    Dinlenmek için gözleri bir yer aradı..Heykel ejderha gayet rahat görünüyordu.Yanına doğru yürümeye başladı..Amacı ejderhanın kafasının üzerine oturmaktı.Bunu yapabilmek güzel olcaktı..Hemde çok güzel..Biraz önce gözlerinde var olan mantıklı insan bakışları şimdi bir delinin bakışlarını almıştı.Gidip oraya oturmak istiyordu.Oturmalıydı..Adımları gittikçe sıklaştı..Sabırsızlanıyordu...Kahkahaları bütün mağarayı dolduruyordu..

    _________________
    <div>Tári Nénharma....</div><br>
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    esen
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 10, 2004
    Posts: 809

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 9:11 pm Reply with quoteBack to top

    Kötü şeylerin olacağını hissetmek ve hiç bir şey yapamamak Amora için yeterince ızdırap verici bir hal almıştı. Yeni tanıdığı insanlar bile olsa onlarla yolculuk etmiş ve bu yolculukta her şeyin daha iyi olacağına dair inancını korumuştu. Ona yardım eden yaşlı büyücü Edmond , şu an tehlikede ve Amora ona yardım edemiyordu...

    Amora bir şeyler yapmadan durmaya daha fazla dayanamazdı ve içindeki son bir güçle bulunduğu yerden kalkmak için hamlede bulundu. Bu sandığındanda zor bir hareket olmuştu. Çok fazla kan kaybetmiş olmalıydı. Başı dönüyor ve bacakları onu taşımıyordu ama bir şekilde ayağa kalkmak ve bu olanlara son vermek için tüm cabasını ortaya koydu. Tüm olanlara rağmen içindeki inanç hala duruyordu. Yeni bir yaşam ve yeni bir hayat onların olabilirdi...
    Back to top View user's profileSend private message
    EldariL
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 18, 2006
    Posts: 137

    PostPosted: Wed Jul 11, 2007 9:58 pm Reply with quoteBack to top

    Bir saldırı...
    Bir tuzak...
    Ama kesinlikle beklediği şey bu değildi. Dao dizlerinin üzerine çökmüş başını ellerinin arasına almış tir tir titriyordu. Hayır, kendini görmeye hazırladığı senaryolar arasında kesinlikle bu manzara yoktu. şaşkınlığı bir an bile yüzüne yansımadı. Vücudu hala savaş modundaydı ve bunun bir tuzak olabileceği fikri tedbiri elden bırakmasına engel oluyordu.

    Quote:

    “Bizi öldürme. Yalvarırım bizi öldürme!” Daonun korkuyla titrediği barizdi.


    "Biz mi?" dedi Alegria şüpheyle duvar dibine büzülmüş karaltıya doğru yaklaşırken. Gözlerini daha iyi seçebilmek için kısmıştı. Bu ani değişikliğin sebebini anlamaya çalışıyordu ama fazla umursamadığını farketti. Alegria'nın tek istediği...

    Aralarındaki mesafeyi sakin adımlarla kapatırken, aşağı doğru sarkıttığı kılcıyla yeri çizmeye başladı. Kayaya sürtünen metalin keskin tınısı karanlıkta yankılanırken gözleri karardı. şimdi yaşayaman silah arkadaşları bu hareketin anlamını bilirlerdi.

    "Yaşamayanlar," diye fısıldadı mağarada bu pislik yüzünden ölenleri düşününce. Yaradılışına uymayan gaddar bir gülümseme yüzünü kaplarken karanlıkta gözleri parladı ve tekrar sordu, "Biz mi?"

    Cevap ister gibi bir hali yoktu. Daha çok kurbanına yaklaşan bir kaplan gibiydi. Acımıyordu, merhamet etmeyecekti...

    Aklı her ne kadar bir şeylere takılsa, iç güdüleri onu uyarsa da o umursamadı ve kılıcını geniş bir yay çizecek şekilde kuvvetlice savurdu. Dao'nun boynuna doğru...

    _________________
    Do you really want to see something from your worst dreams? I'll take you into the land of the dead, where you should never go alone and where the past has a frightening habit of repeating itself-for ever!
    Back to top View user's profileSend private message
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Thu Jul 12, 2007 12:27 pm Reply with quoteBack to top

    Susy, kara cüppeliyi gördüğü ilk andan beri hoşlanmamıştı. Bu kara kişilerin, büyünün ulaşmaması gereken, ölüm ötesini fethetmeye kendilerini adadıklarını biliyordu, ölüm ile doğanın yarattığı denge ile oyun oynuyorlardı. Çlüleri mezarlarında rahatsız edip, ötedekileri geri getirmenin yada tanrıların düzenini bozmanın yollarını ararken, kimlerin zarar gördüğünü hiç umursamazlardı.

    İşte şimdi önümdeki, bu adam, Lineas ile bana alevler ile saldırırken, asla yanılmadığımı anlamıştım. Hırsları kendilerini yokediyor ve ruhlarını ölümsüzlük uğruna bile satabiliyorlardı. Uzun tırnaklı ve kararlı bakışlarla lineas a bakan , xardas'ın arkasına yürüdü, görünmez susy.

    Yaraları ağır olsada, önemli değildi, daha önemli şeyler yapmak için görünmezliğini kullanmayı düşünmüştü, ama xardas'ın saldırısı yüzünden, cebindeki kağıda mesajı yazacak zamanı yoktu. Yada arkasındaki christop'e yaklaşık saldırıcak kadar da, zaman yoktu. Çünkü, lineas ağır yara almıştı, güçlü kadına hayran kaldı, susy.

    Yerde yatan Piijek in görüntüsü yüzünden, kalbinde ağır bir yük hissediyordu. Boğazındaki garip tadı yutkundu. Beyaz cüppeli elbisesi, xardas' a saldırdığı anca görünür olacağını biliyordu.

    Fakat, lineas'i terk edemezdi, o kadar kişi öldükten sonra, uzaktaki , elf büyücüye baktı, umutla onun hain çırağı etkisiz hale getirmesini diledikten sonra, Mystra'ya içinden seslendi:

    ("Tanrıçam, bana büyü ağını kullanma lütfünü veren sana teşekkür ediyorum. Seni seviyorum, Tanrıçam. Beni yanına al")

    VE Xardas ın arkasından, üzerine atlayarak onu kıstırmak için kollarını ona sardı. Büyü yapmasına izin vermicekti.

    Lineas' a seslendi, "Kaç"
    Back to top View user's profileSend private message
    Edmond
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 03, 2006
    Posts: 5509
    Location: Ã?anakkale

    PostPosted: Thu Jul 12, 2007 1:07 pm Reply with quoteBack to top

    Edmond ilk önce gelen ışıklara baktı.Sonra da delik deşik olan adama.Bir anda kendini yerde bulmuştu.Eğer ki o adam kendisini ittirmeseydi, ölmüş olacaktı.Adam kendi hayatını sırf Edmond için feda etmişti.O zaman bir işe yaramalıydı.İlk önce ölenin boşa ölmemesini sağlamalıydı.Direk Christobal'a baktı.Lanet herif yanlış kişiyi öldürmüştü.İçinden muhteşem küfürler safurdu.

    Yaralı bir şekilde yerde yatan Amora'ya bakıyordu.Kalkmaya çalışıyordu.Ancak yapamayacağı başından belliyde."Sen yat, huzur seninle olsun" dedi Amora'ya.Sonra bağırarak lanet çırağa baktı.Gerizekalı herif az kalsın kendisini öldürüyordu.Sonra tekrar aynı sözleri mırıldandı.[MAGİC MİSSİLE]

    _________________
    I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

    The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

    I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

    -Freddie Mercury
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteYahoo MessengerMSN Messenger
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.68 Saniye