Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: uvifazo
    Bugün: 0
    Dün: 5
    Toplam: 33780

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 254
    Üye: 1
    Toplam: 255

    Şu An Bağlı:
    01 : Lord_Feanor

    FrpWorld.Com :: View topic - Ansiklopedi Maddeleri...
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Ansiklopedi Maddeleri... View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Nov 19, 2009 4:54 pm Reply with quoteBack to top

    Ansiklopediye eklediğim son dört madde şunlar

    6) Göçler

    Fantastik Edebiyatta Göçler: Gerek göçebe yaşam tarzı, gerekse toplumların bir yerden bir yere yaptıkları büyük göçler, günümüzün Batı uygurlığının temeli olarak sayılabilecek Yunan ve Romanın halk edebiyatlarında çok fazla yer almaz. Belki bunun da etkisi ile gerek günümüzün Batı Avrupa kaynaklı fantastik halk edebiyatı, gerekse esinlendiği ana unsurun Batı Avrupa Kültürü olduğu söylenebilecek modern fantastik edebiyat göçlerden sınırlı düzeyde bahseder. Buna karşın, Amerikadaki yerlilerin, Orta Asyada yaşayan halkların, Kuzey Avrupa Halklarının ve Dünyanın farklı birçok başka yerindeki halkların yarattığı fantastik öykülerde göçler güçlü ögeler olarak yer alabilmekte, kimi zaman da sınırlı düzeyde de olsa, modern fantastik edebiyatı da etkileyebilmektedir.

    Göçlerin Nedenleri: Kimi zaman neden sadece doğadır. Mevsimler insanları farklı zamanlarda farklı yerlerde yaşamaya zorlayabilir. Ya da öyle bir yerde yaşanıyordur ki, orada söz konusu varlıkların sağ kalabileceği çok az sayıda ufak bölge vardır. Bu yerlerin bir kısmı sürekli doğa tarafından tahrip edilmekte, bir yandan da başka yerlerde yeni yaşanabilir bölgeler oluşmaktadır. Bu durumda söz konusu varlıklar içlerinde bulundukları yaşanılabilir bölge bu özelliğini kaybettiğinde başka bir yaşanılabilir bölgeye göç etmek zorunda kalabilirler. Elbette bu varlıkların yaşamak için neye ihtiyaç duyacağı, söz konusu yerdeki yaşanılabilir ve yaşanılamaz bölgelerin özellikleri tamamen yazarın hayal gücüne bağlıdır. Kimi zamanda yıllardır, hatta bazen yüzlerce ya da binlerce yıldır bir bölgede yaşamış olan insanların bir anda başka bir bölgeye göç etmeleri gerekebilir. Kimi zaman bunun nedeni, yaşadıkları yerin üzerine çöken bir felaket olabilir. Kimi zaman da bir tür düşman onların orada barınmalarına izin vermiyor olabilir.

    Göç Ederken: Kimi zaman birkaç kişi, kimi zaman binlerce insanın bazen günlerce, haftalarca, hatta kimi zaman aylarca yol alması mümkün olabilir. Çzellikle binlerce kişi hep beraber göç ediyorsa, içlerinde yaşlı küçük birçok insanın olması mümkündür. Elbette günlük işler, yiyecek bulmak, hastaları iyileştirmek gibi işler bile her gün bir problem olabilir ve içinde göçle ilgili bir bölüm olan bir fantastik edebiyat öyküsünü ilginç hale getirebilir. Ancak bunun dışında kimi zaman daha önce hiç gidilmemiş toprakların üzerinde yol alırken, karşılaşabilecekleri yeni hayvanlar, belki gizemli fantastik yaratıklar, tuhaf yer şekilleri, belki göç edenleri engellemeye çalışan canavarlar, kısacası çoğu zaman bilinmeyene doğru yapılan yolculuğu daha ilginç hale getirilen birçok öge katılabilir hikayeye. Bir göç yolculuğunun muhtemelen en vaz geçilmez yanlarından birisi de ozanlardır. Yerleşik bir yaşama sahip toplumlarda insanlar yaşananları yazılı olarak da kaydedebilir. Yazı bilinmiyorsa bile resimlerle yaşananları ifade edebilirler. Ancak göçebe toplumlar söz konusu olduğu üzerinde hikayeler yazan bir kitabı ya da resmi götürmek her zaman mümkün olmayabilir. O nedenle ozanların toplumun içinde yaşananları nesilden nesile aktarılmasında önemi çok büyüktür. Eğer göç bir defalık büyük bir göçse hiç değilse bu göç sırasıda ozanlar her zamankinden fazla önem kazanacaktır. Eğer söz konusu toplum sık sık göç eden bir toplumsa zaten o toplumda ozanların normal toplumdaki yerlerine göre bir adım önde olmaları beklenebilecek bir durumdur.

    Sürekli Göç Ederek Yaşamak: Yukarıda da bahsedildiği gibi, böyle toplumlarda ilk göze çarpan, maddesel ürünlerin çok sınırlı olma zorunluluğudur. Göç sırasında her eşya, taşınacak bir yük haline gelir. Ve sonuç olarak taşınmaya ne kadar değeceği sorgulanır. Sürekli göç eden toplumlar, göçü yaptıkları alan ne kadar sınırlı olursa olsun, yerleşik bir topluma göre çok daha fazla değişim halindedir. Gittikleri ve yaşamaya başladıkları yeni yerler, daha önce yaşadıklarına ne kadar yakın olursa olsun her zaman ancak orada yaşamaya başlayınca keşfedilecek yeni gizemler barındırabilir. Yaşamları her açıdan içinde barındırdığı bu değişime uyum sağlayacak şekilde tasarlanmak zorundadır. Bu uyum zorunluluğunun yarattığı yaşamın nasıl bir yaşam olabileceğine ilişkin yaratılacak kurgular, fantastik öykülerde yer alabilecek ilginç fantastik ögelerin arasında yer alabilirler.

    7) Tarzan

    Fantastik Edebiyatta Tarzan: Hayatını ormanın içinde sürdüren insan toplumları ve her hangi bir toplumdan bağımsız insanlar da edebiyatın birçok alanının yer verdiği konular arasındadır. Bu tür insanların arasında belki de ilk akla gelen tarzandır. Tarzanın sadece fantastik bir öge olmadığı, gerçek Dünyada da kimi zaman tarzanlara rastlandığını belirtmek gerekir. Ancak fantastik edebiyat kimi zaman tarzanlara farklı çoğu zaman fantastik özellikler de ekleyebilmiş, ya da fantastik olayların ortasında kalan bir karakter haline getirebilmiştir.

    Tarzanın Çzellikleri: Bazı hikayelerde çocukluğundan, ya da bebekliğinden beri hayvanlar tarafından yetiştirildiğinden bahsedilir. Bazen de hayatının bir döneminde kendi isteği ile ormana gider. Ne olursa olsun, sıradan bir insan yaşamının bir kısmı ormanda da sürdürülebilecek pek çok yanından vazgeçmiştir. Çrneğin, birçok hikayede uyumak için ormanın içinde, toprağı kazarak, ya da yaprak ve kuru dalları kullanarak da olsa bir yer yapmaz, ağaçların üzerinde ya da yerde uyur. Çoğu zaman çok az giysisi vardır. Çzerindeki giysiler de çok eskidir. Bazı hikayelerde, yemeğini pişirmeden yemesi bile mümkündür. Kısacası insan yaşamından uzaklaşmış, ormandaki hayvanların yaşamına daha yakın bir yaşam sürmektedir. Kimi zaman ormanda yaşayan hayvanlarla da anlaşabilir. Bu anlaşma bazen, örneğin bir köpek sahibinin köpeği ile anlaşmasını andıran şekilde de olabilir. Ancak bazı hikayelerde bunun ötesinde tarzanların hayvanlarla sanki karşılarındaki bir insanla konuşuyormuş gibi konuşmaları mümkündür.

    Tarzanla İletişim: Muhtemelen tarzan hikayelerinde en çok işlenen ögelerden birisi, medeni bir yerden, bir köyden ya da bir şehirden, hatta bazen çok uzaklardan gelen bir insanın tarzanla iletişim kurmaya çalışmasıdır. Ormanda kalmak çoğu hikayede tarzana ne kadar hayvanları anlamayı öğrettiyse, o kadar insanlarla anlaşmayı unutturmuştur. Bazı hikayelerde bir iki kelime de olsa konuşmayı hatırlamaları mümkündür. Bazen konuşmayı tamamen unutmuşlardır ve karşılarındakilerle işaretle anlaşırlar. Bazen de karşılarındaki insanların işaretlerle anlatmak istediklerini bile anlamaları mümkün değildir. İnsanlarla anlaşma imkanı ne derece az ya da çok olsun, tarzan genellikle diğer insanlardan çekinir, eğer tamamen ormanda büyümüşse, muhtemelen kendisi dışında hiçbir insanı görmemiştir, o nedenle insan onun karşılabileceği en tuhaf canlıdır. Eğer kendi isteği ile ormana gitmişse ve bu yaşamı seçmişse, zaten etrafındaki insan yaşamını muhtemelen sevmeyen bir insandır. Bu nedenlerden dolayı genellikle tarzanla iletişim kurmak isteyen bir kişinin onun güvenini kazanması şarttır. Kimi zaman tarzanlar, ormandaki hayvanlara zarar vermek isteyen, ya da başka bir kötü amacı olan kişilerce kandırılabilirler, bu durumda ormana gelen bir sonraki insanla iletişim kurmak tarzan için daha da zor olacaktır.

    Köye ya da şehre Giden Tarzan: Etrafındaki çok sayıda insan muhtemelen daha ilk anda başını döndürecektir. Çstelik de kıyafetleri ve konuşma tarzı ile etrafındakilerin dikkatini çekme ihtimali de yüksektir. Kapalı bir yerde uyumak, normal insanların yediği yemeklerden yemek muhtemelen ona tuhaf gelecektir. Kimi zaman insanların kırbaçladığı, evlerin ahırlarına, kümeslerine kapattığı hayvanlar da tarzanların tepkisini çekebilir. Tarzanların bu hayvanları kurtarmaya çalışmaları mümkünüdür, bu da başlarını belaya sokmalarına neden olabilir ve ilginç bir hikaye ögesi oluşabilir. Eğer bağlı olan bir vahşi hayvansa, daha doğrusu ormanda gördüğü hayvan türlerinden birisi ise tarzanın tepkisinin çok daha fazla olması da mümkündür. Tarzanın köye ya da şehre inmesi, onu bir şekilde gelmeye ikna etmiş birisinin vesilesi ile olabileceği gibi, kimi zaman, özellikle kendi isteği ile ormana gitmişse kendiliğinden de olabilir. Bazen de ormanda yakalanan bir hayvan, ya da ilgisini çeken birisi, mesele aşık olduğu bir kızı takip ederek de köye ya da şehre ulaşabilir. Muhtemelen eğer kendisine yardım eden bir insan yoksa, hele tamamen ormanda büyüyüp yetiştiyse, şehirde ya da köyde geçirdiği zaman çok daha zor olacaktır.

    8)Bitkiler

    Fantastik Edebiyatta Bitkiler: Bitkiler muhtemelen özellikle ilk toplumların için en büyük gizemlerden birisi idiler. Hayvan gibi hareketli ya da canlı gözüken varlıklar değildi. Ancak sıradan bir cansız gibi de değildiler. Çok hızlı olmasa bile şekil değiştiriyor ve hareket edebiliyorlardı. Bunun dışında yenebiliyorlardı. Kimi zaman bazı bitkiler insanların özellikle de ilgisini çektiler. Çrneğin kimi zaman çok büyük boyutlara ağaçlar bunların arasındaydı, kimi çiçekler de bunların arasında sayılabilirdi. Bitkileri anlamak, onların doğru büyümesini hareket etmelerine bir şekilde yardımcı olmak, bir hayvanı anlamak ve onun sağlıklı kalmasını sağlamaktan daha zordu. Bu da bitkileri anlayabilmenin kimi zaman hayvanları anlamanın bile ötesinde önemi olan bir yetenek olmasını sağladı. İlk toplumların muhtemelen yaşadığı tüm bu duygular, fantastik halk edebiyatına ve sonra da modern fantastik edebiyattaki bitki ögesine yön verdi. Bu öge çoğu zaman diğer ögelerin gerisinde kalan bir öge olsa da, bazı hikayelerde bir anda öne çıkarak hiç beklenmedik şekilde diğer ögelerden çok güçlü şekilde hikayelerde yer alması mümkündür.

    Tuhaf ve İlginç Bitkiler: Dünyada, farklı coğrafyalarda birçok tuhaf, o coğrafyada yaşamayan bir insana fantastik gelebilecek bitkiler vardır. Çrneğin, sinek kapan bitkisi, onu görmeyen bir insan için, ne kadar gerçekten var olduğunu bilse de fantastik bir ögenin yerini tutabilmektedir. Dolayısı ile örneğin gerçekte var olan bu bitkinin, bir fantastik edebiyat öyküsünün en tuhaf bitkilerinden birisi olması mümkündür. Daha ilk bakışta insana garip gelen bu tür bitkilerin dışında muhtemelen ilk olarak dikkat çeken bitkiler, içlerinde insanları iyileştibilecek, ya da zarar verebilecek maddeler barındıranlardır. Bu bitkilere fantastik edebiyatta kimi büyülerde kullanılabilen bitkiler de eklenmiştir. Hatta bazen bizzat bitkiye dokunmak, ya da bitkiyi yemek bir büyünün başlamasını sağlayabilir. Bu bitkilerin yanında elbette çoğu zaman özel bir anlam verilebilecek bir bitki türü ağaçlardır. Ağaçlar hem tek başlarına, hem de hep birlikte bir orman oluşturduklarında etkiliyiciliklerini korumuşlardır. Kimi zaman meyveleri ile, bazen üzerilerinde yaşayan insanlar ve hayvanlar sayesinde, bazen tuhaf şekilleri ve bu şekillerin yarattığı hikayelerle gerek fantastik halk halk edabiyatı gerekse modern fantastik edebiyatta, birçok hikayede kısa da olsa yer almayı başarmış ögelerin arasındadır. Elbette fantastik edebiyatın bildiğimiz bitki türleri dışında hayal gücünün yardım ile daha farklı bitki türlerini kurgulaması ve fantastik edebiyata yerleştirmesi de mümkündür. Bu tür ögelerin arasında genellikle normallerinde çok daha büyük ağaçlar, ya da sıradan bir bitkiye göre çok daha hızlı hareket edebilen, dolayısı ile etraflarındaki insanlarla çok daha etkin mücadele edip, onlar için bir tehlike oluşturma imkanı olan bitkiler sayılabilir.

    Bitkileri Anlamak: Kimi zaman ormanda yaşamak bile bitkileri anlamaya yetmeyebilir. Hayvanların sorunlarını, isteklerini, korkularını anlayabilen bazı fantastik edebiyat karakteleri bitkilerle bizim kurabildiğimizin ötesinde bir iletişim kuramamaktadır. Kısacası bitkileri anlamak çoğu zaman daha zordur. Ama kimi zaman bunu başaranlar fantastik edebiyat karakterleri de vardır. Bu tür karakterler çoğu zaman iletişimi bitkiye dokunarak kurarlar. Bu iletişimin tam olarak nasıl sağlandığı, eğer dokunarak iletişim kuruluyorsa dokunmanın tam olarak ne işe yaradığı birçok hikayede tam olarak kurgusu yapılmayan ögelerin arasındadır. Ancak böyle bir iletişimin sonunda, kimi zaman iletişimi kuran kişi bitkiden, etrafında olan olaylarla ilgili bilgi almayı, kimi zaman bitkinin bir hastalığını, ya da bir korkusunu öğrenmeyi başarır. Daha seyrek durumlarda ise bitkinin normal şartlarda olduğundan çok daha hızlı hareket etmesini, kimi zaman bir savaşta, ya da birisinden saklanırken kendisine destek olmasını sağlaması mümkündür. Kimi zaman da özel bir bitki, çoğu zaman bir ağaç, yakınındaki bir insanla, ya da bazen etrafında bir bölgede yaşayan insanların birçoğu ile ya da bazen hepsi ile bir şekilde iletişim kurabilmesi mümkündür. Bu iletişim kimi zaman karşı karşıya konuşma kadar ayrıntılı olabileceği gibi, bazen de yapraklarını dökme zamanı, ya da dalların yavaşça da olsa bir yerden bir yere hareket etmesi gibi sıradan bitkilerde olabilecek şekillerde olur, ama söz konusu insan ya da insanlar bunlardan aslında bitkinin kendilerine anlatmak istediği düşünce ve duyguları, bazen de uyarıları anlayabilirler.

    9) Gökyüzü

    Fantastik Edebiyatta Gökyüzü: Gökyüzünü hayatımızın bazı anlarında etrafımızdaki Dünya’nın sıradan bir ayrıntısı olarak görmemiz mümkündür. Ama başka bazı anlarda, gökyüzünde sıradışı bir şeyler oluyorken, ya da bir şekilde gökyüzünü izlemeye daha fazla vakit bulduğumuz saatlerde, bir anda bizi en fazla etkileme potansiyeline sahip ögelerden birisi haline gelebilir. Etrafımızdaki Dünya’nın, Yeryüzü, Denizler ve Gökyüzü olarak ayrılabileceği zamanlarda, muhtemelen bu üçlünün arasında hem en çok korkulan hem de en çok ilgi çeken gökyüzü idi. Her ne kadar özellikle yeryüzü, kimi zaman denizler de insanları kimi zaman gökyüzü kadar etkileyebilse de, gökyüzü bu diğer iki yerle kıyaslandığında çok daha hızlı değişme imkanına sahiptir, aynı zamanda insanı çok daha fazla şaşırtan ve diğerlerine göre çok daha rahat gözlenilen ama içinde yol alınması en güç yerlerden birisidir. Bir çok medeniyet açısından, gökyüzüne hükmedebilmek, bir varlığın sahip olabileceği en büyük güçlerden birisi olarak tasvir edilmiştir. Gökyüzündeki değişimlere kısmen de olsa hükmedebilen varlıklar, fantastik edebiyatta sıkça geçen gökyüzü ögesi ile içiçe ögelerden biridir. Gökyüzünde fantastik ya da fantastik olmayan yöntemlerle yapılan seyahatler ise gökyüzü ögesinin farklı bir işleniş tarzı olarak sayılabilir. Fantastik Edebiyatta yer alan bir üçüncü gökyüzü ögesi ise, yaşadığımız Dünyadakinden daha farklı bir gökyüzünün olduğu Dünyalar, ya da hikayenin geçtiği Dünyadaki gökyüzünde meydana gelen, o güne kadar hiç rastlanmamış değişimlerdir.

    Gökyüzüne Hükmetmek: Kimi zaman basitçe rüzgarı kontrol etmek, ya da yağmurun hızını azaltıp hızlandırmak gibi nisbeten basit bir kontrol şeklinde olabilir. Ancak bazen, istediği zaman rüzgar ya da yağmur yaratma, kimi zaman şehirleri yok edebilecek fırtınalara yön verebilme, hatta kimi zaman Güneş’in, Yıldızların ve Ay’ın yerlerini kontrol etme düzeyine bile ulaşabilir. Her hangi bir varlığın gökyüzünü kontrol etmesini sağlayan çoğu zaman tam olarak açıklanamayan bir gizemdir. Bazen bu kimi hikayelerde kendince bir tür bilinci olduğu hayal edilmiş gökyüzü ile iletişim kurup onu istediği gibi davranmaya ikna edebilir. Elbette bu tür bir bilince sahip gökyüzünün söz konusu kişinin isteğini reddetme ihtimali de vardır.

    Gökyüzünde Seyahat: Çoğu zaman uçarak yapılır, kimi zaman gerçek yaşamda da çalışması mümkün bir aletin yardımı ile uçulabileceği gibi, bazen de bir tür büyüsel method yardımı ile, ya da kimi zaman gökyüzünde uçabilen bir tür fantastik hayvanın yardımı ile uçulması mümkündür. Kimi zamanda hikayelerdeki hayal gücü ile gökyüzünde seyahat etmenin uçmak dışında yöntemleri de bulunabilir. Çrneğin kimi hikayelerde, yeterince yüksek bir ağaca tırmanarak, bulutların üzerine kadar çıkmak, hatta bazen Gezegenlere ya da Güneş’e ulaşmak bile mümkün olabilir. Kullanılan method ne olursa olsun, gökyüzüne seyahat sırasında muhtemelen en çok dikkat çeken aşağıdaki uçsuz bucaksız gözüken yeryüzü olacaktır. Gökyüzü çoğu zaman zaten yer yüzünde görüldüğünden daha farklı bir şeyler göstermez. Ancak bazı fantastik hikayelerde, gökyüznde de ilginç ögeler yaratılabilir. Kimi zaman bir fırtınanın ortasın, ya da ulaşılan bir gezegenin, ya da Güneş’in üzeri,, hayal gücü ile yaratılmış ilginç bir ortam haline getirilebilir.

    Farklı Gökyüzleri: Gökyüzünde farklı olabilecek akla gelebilecek ilk öge, gökyüzünün rengidir. Farklı fantastik öykülerde, gökyüzünün akla gelebilecek her türlü renkte olması mümkündür. Kimi zaman hiç bir zaman karanlık olmaması, ya da her zaman karanlık olması da bazı öykülerde gökyüzünün sahip olduğu, sıradışı bir öge olabilir. Bazen gökyüzünde, sıradan bir Dünyada rastlanmayacak, ya da insanların normal yaşam koşullarında çok ender tanık oldukları kimi olayları sıkça yaşandığı Dünyaları hayal etmek mümkündür. Çrneğin kimi öyküler ateş yağmurlarının, ya da göktaşı yağmurlarının sıkça görüldüğü Dünyalarda geçebilir. Kimi zamanda, gökyüzünün bir yerinde, sıradan insanların olmasa bile, kimi insanların, ya da kimi varlıkların ayaklarını basabildiği, hatta kimi zaman şehirler ve medeniyetler kurdukları yerlerin olması da mümkündür. (bkz. Gökyüzü şehirleri)

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Wed Jan 06, 2010 6:21 pm Reply with quoteBack to top

    10) Oteller

    Fantastik Edebiyatta Oteller: Yolculuklar fantastik edebiyatın, aslında çoğu zaman fantastik olmayan edebiyatın da en çok işlediği konulardan birisidir. Yolculuklar eğer eski zamanlarda geçiyorsa, ya da günümüzün Dünyasından çok eski dönemleri andıran ülkelerde ya da diyarlarda yer alıyorsa yolculuk sırasında kalınan mekanlar genellikle hanlardır. (bkz hanlar) Günümüz Dünyasında ya da gelecekte ise geçen çoğu hikayede yollarda ya da şehirlerde kalınan yerler otellerdir. Issız bir yolun ortasında duran odaları neredeyse bomboş bir otel çoğu zaman ana konusu ne olursa olsun modern bir fantastik hikayeye renk katabilecek ögelerdir. Oteller günümüz hikayelerinde kimi zaman hikayenin bir parçası olan yan öge olabileceği gibi. Kimi fantastik hikayelerde, özellikle okuyanları korkutmak için yazılmış kimi öykülerde hikayenin ana konusunu da oluşturabilen mekanlardır.

    Otellerin Çne Çıkan Yanları: Oteller çoğu hikayede ıssızdırlar. bomboş bir giriş odasında uyuyan bir resepsiyon görevlisi çoğu fantastik hikayenin otellerde geçen parçalarında rastlanabilen bir bölümdür. Çoğu hikayede daha renkli, bazen yüzlerce hatta binlerce insanın bir arada olduğu otellerde bile bir tür ıssızlık, daha açık ifade etmek gerekirse, bir arada bulunan onca insanın içinde, kimsenin diğer insanların ne yaptığını görmediği, söylediği sözleri işitmediği oteller yer alabilmektedir. Burada işitmeme ve görmeme, insanlar otelde kalan diğer insanları bilerek ve isteyerek yok saydığı anlamına da gelebilir. Bazen de insanlar, aslında bilerek ve isteyerek bunu yapmak istemeselerde, yazarın hayal gücünün belirleyeceği bir nedenle, bir şekilde birbirlerini göremiyor ve duyamıyor da olabilirler.

    Otellerin Sırları: Çoğunlukla daha önce orada kalanlarla ilgili sırlardır. Ancak kimi zaman çok daha derinlerde bazı sırlar barındırabilirler. Kimi zaman otelin kendine özgü bir bilinci vardır, bu bilinç hayal gücünün yaratacağı bir fantastik amaç için içinde kalmaya gelen herkesi, ya da kalmaya gelenlerin içinden seçtiklerini kullanmaya karar verebilir. Ya da kimi zaman içinde kalmaya gelenleri yine hayal gücünün yaratacağı bir amaç adına bir tür sınava tabii tutabilir. Kimi zaman da bir oda kendine özgü bir sırrı içinde barındırıyor olabilir, bu oda hana gelenlerin içinde kaldığı odalardan birisi olabileceği gibi, yemek yenilen odalardan birisi, ya da otelin deposu gibi farklı amaçlarla kullanılan odalardan birisi, hatta kimi zaman tamamen boşaltılmış kimi zaman da otelin sahibinin bile var olduğunu bilmediği gizlenmiş bir oda olabilir. Çzellikle korku temelli öykülerde bu tür sırlar oldukça sıkça vurgulanır. Kimi zaman otelde kalan gizemli bir varlık, otele gelmiş kişileri otelde var olan bir tehlikeye karşı uyarmak ister. Bazen de aslında tehlike otelin dışındadır. Kimi zaman bu tehlike otelin üzerinde bulunduğu yolun ilerisinde, ya da otelin içinde yer aldığı şehirde olabilir. Bu durumda otelin içindeki varlık, ya da bazen kendi bilincini kazanmış otel içinde yer alan her odası, her eşyası ile, orada kalmakta olanları uyarmaya çalışabilir.

    Garip Oteller: Aslında günümüzün turizm endüstrisinin yardımı ile bu tür otelleri hayal etmek çok da zor değildir. Ağaçların üstünde, ya da yerin altında, ya da mağraların içinde, ya da tamamen buzdan yapılmış odalardan oluşan, ya da denizin ortasında veya altında ya da akla gelebilecek birçok tuhaf özelliklere sahip otelde günümüzde kalınabilinmektedirEğer hikaye gelecekte geçiyorsa, bir astroidin üzerinde, ya da uzayın ortasında, ya da tuhaf bir gezegenin üzerinde, veya gökyüzde asılı duran bir otel hikayelerde yer alabilir. Hayal gücü kullanılarak daha tuhaf otellerde yaratılabilir. Bulutların üstünde, bir yanardağın içinde, ya da sadece uyunduğu zaman, rüyalar aleminde gidilip içinde kalınabilen oteller hikayelerin içinde yer alabilirler. Aynı zamanda odaları buzdan ya da tamamen ışıktan oluşan, ya da akla gelebilecek her türlü bitki ile kaplı, ya da sürekli hareket eden eşyalardan oluşan, içinde insandan farklı varlıkların, ya da hayvanların misafirlere hizmet ettiği oteller de hayal gücü ile yaratılabilecek ve fantastik hikayelerde yer alabilecek otel ögeleri arasındadır.

    11) Canavarlar

    Fantastik Hikayelerde Canavarlar: Canavarın tam olarak ne olduğunu tanımlamak zordur. Eğer bir tanım yapmaya çalışırsak, bu bizlere zarar vermek isteyen, tam olarak ne olduğunu anlayamadığımız, korkutucu varlık olabilir. Sonuç olarak farklı hikayelerde pek çok varlık canavar haline gelebilir. Normalde zararsız olarak gördüğümüz, dost canlısı olduğunu varsaydığımız varlıklar, hikayelerdeki karakterlerin bakış açısı değiştiğinde bir anda bir canavar haline gelebilirler. Hatta kimi hikayelerde insanlar da, başka insanlar tarafından, ya da insan dışındaki kimi varlıklar tarafından canavar olarak görülebilir.

    Canavarların Genel Çzellikleri: Genellikle fiziksel bir güç sahibi varlıklardır. Kimi zaman uzun büyük dişleri, tırnakları, güçlü kolları, uzun boynuzları, iri pençeleri, sivri gagaları kısacası hayvanlardan alışkın olduğumuz korkutucu ve bize zarar verebilecek farklı fiziksel özellikleri olabilir. Bazı hikayelerde çoğu zaman çeşitli hayvanlardan alınmış özellikler birleştirilebilir ve bu özelliklere yenileri eklenebilir. Çoğu zaman güçlü ya da hızlıdırlar, bazen bu iki özelliğe birden de sahip olabilirler. Genellikle çok zeki değildirler, ama bunun da istisnaları olabilir. Kimi zaman insanı baştan çıkaran bir güzellikleri, ya da dinleyenleri adeta kendinden geçiren bir sesleri olabilir. Bunları da etkiledikleri insanlara zarar vermek için kullanırlar. Bazen, ağızlarından ateş saçma, baktıkları insanları taşa dönüştürme gibi, kimi daha farklı özelliklere de sahip olabilirler.

    Canavarlarla İletişim: Genellikle en zeki olanları ile bile iletişim kurmak çoğu zaman imkansızdır. Bazen canavarın diğer karakteleri anlama kabiliyeti yoktur. Bazen de anlasa bile onların ne söylediklerini önemsemez. Sonuç olarak bu ikisinin canavarın gözünde farkı yoktur. Yine de bu tarz iletişim kurulduğu durumlar olabilir. Bazen karakterler bu iletişimi canavarla pazarlık yapmak, ya da onu korkutmak ya da bir süre oyalamak için kurabilirler. Bazen de kimi zaman tamamen bir yanlış anlamadan dolayı onlara saldıran canavarı sakinleştirmeleri, söz konusu varlığın kendilerini anlamasını sağlamaları mümkün olabilir. Bu durumda hikayenin bir bölümünde canavar olan varlık bir anda hikayenin geri kalanında zararsız bir varlığa, hatta bazen hikayenin diğer karakterlerinin dostu olacak bir varlığa dönüşebilir.

    Canavarlaşma: Nasıl hikayenin bir bölümünde canavar olan bir varlık kendisi ile kurulan iletişimin sonunda hikayenin geri kalanında zararsız hatta dost bir varlığa dönüşebiliyorsa, hikayenin bir bölümünde zararsız hatta dost olmuş bir varlık da hikayenin bir yerinde bir canavara dönüşebilir. Bu bazen onu etkileyen bir büyü, bir hastalık ya da çok üzücü, ya da korkutucu bir olayın sonucunda gerçekleşebilir. Sonuç olarak söz konusu varlık çevresindeki diğer varlıkları tanımamaya başlayabilir, etrafındaki diğer tüm varlıkları bir tür düşman olarak görmeye başlayabilir. Eğer etrafındaki varlıklara zarar verebilecek yeterli bir güce sahipse bu onu canavar haline dönüştürmek için yeterli olabilir. Bazen aslında dost olan iki varlık, bu tarz bir dönüşümün sonrasında birbirlerini bir tür canavar olarak görebilirler. Bu durumda karakterlerden her birinin bakış açısına göre karşıdaki kişi bir canvardır, ama eğer olaya daha geniş bir açıdan bakarsak, sadece aslında anlaşabilecek hatta dost olabilecek, ama iletişim kuramadıkları için bunu yapamayan iki varlık vardır. Bazen de değişen koşullar bir anda, daha önce hikayenin bir kahramanına zarar veremeyecek bir varlığı daha güçlü, ya da hikayenin söz konusu kahramanını daha güçsüz hale getirebilir. Bu dönüşüm yaşanmadan önce, söz konusu hikaye kahramanın söz konusu varlığa zarar veriyor olması, yani bir bakıma söz konusu varlığın bakış açısından hikayenin kahramanının bir canavar gibi olması mümkündür. Koşullar değiştiğinde ise söz konusu kahraman karşısındaki varlık için zararsız hale gelebilir, buna karşı da söz konusu varlık, zamanında kendisine zarar vermiş hikaye kahramanına öfke duyan, dolayısı ile o kahramanın bakış açısı ile kendisine zarar verebilecek bir canavara dönüşebilir.

    12) Çlümsüzlük

    Fantastik Edebiyatta Çlümsüzlük: Belki de ölümün insanların en çok düşündüğü konulardan biri olmasından dolayı ölümsüzlük de hem Dünyanın farklı yerlerindeki fantastik halk edebiyatı öykülerinde, hem de modern fantastik edebiyat öykülerinde sıkça işlenen bir konudur. Bu konu kimi zaman ölümsüzlüğü arayan bir varlığın hikayesi, kimi zaman doğuşundan itibaren ölümsüzlüğe sahip başka bir varlığın hikayede bir öge olarak yer alması ile işlenebilir. Konunun işlendiği bir hikayenin ölümlü bir varlığın ölümsüzlük kavramına bakış açısına yoğunlaşabileceği gibi, aynı zaman ölümsüz bir varlığın gözünden bu özelliğe sahip olmanın olası iyi ve kötü yanlarını işlemesi de mümkündür.

    Çlümsüzlüğü Arayış: Kimi zaman sürekli devam etmesi gereken hiç bitmeyen bir arayıştır. Hayatının sonlarına geldiği anlarda, kimi zaman yerine getirilen bir görev, kimi zaman yapılan bir büyü, kimi zaman başka bir varlığın ona verdiği bir güç bu arayışı yapan varlığa bir miktar daha yaşama imkanı verir. Ama bu süre bittiğinde daha fazla yaşama şansını elde etmek için, yeni bir görev yerine getirmek, yeni bir büyü yapmak ya da ona daha önce daha fazla yaşama gücü veren varlığın bunu tekrar yapması gerekebilir. Kimi zaman da ölümsüzlük bir defalığına verilir ve bu gücü bir defa elde eden kişi, bu güç kendisinden bir şekilde geri alınmadığı sürece hiçbir zaman ölmeyecektir. Elbette bu arayış mutlaka olumlu sonuçlanmak zorunda değildir. Kimi zaman ölümsüzlüğü aramak insanın bir varlığın boyunca hep sürdürdüğü ve en sonunda sonu başarısızlıkla biten bir arayış olabilir. Kimi zaman ise bu arayış sırasında söz konusu varlık zaten yaşamını anlamlı hala getiren birçok şeyden vazgeçebilir ve en sonunda ölümsüzlük ona hayal ettiği mutluluğu vermeyebilir.

    Çlümsüz Varlıklar: Kimi zaman ölümsüzlük, ne olursa olsun belki özel bir yol dışında bir varlığın yaşamının sona ermesinin tamamen imkansız olmasıdır. Kimi zaman da bir varlığın ölümsüz olması, onun yaşamının sona ermeyeceği anlamına gelmez, ama söz konusu varlığın sahip olduğu ömrün belirli bir sonu yoktur. Çlümsüzlüğü doğuşundan itibaren elde etmiş bir varlık için çoğu zaman etrafındaki ölümlü varlıklar çoğu zaman çok kısa bir süre var olup sonra ortadan kaybolan, bir bakıma yaşadığımız Dünyada biz insanlar için bir otobüs yolculuğunda birkaç saat sohbet edip sonra hiç görmeyeceğimiz kişiler gibidir. Çoğu zaman ölümlü varlıklara çok fazla bağlanmamaya, onlarla ilişkilerini sınırlı tutmaya özen gösterirler. Eğer bir varlık bir ölümlü olarak doğmuş ama sonradan ölümsüzlük kazanmışsa, ölümsüzlük onun hayata bakışını yavaş yavaş değiştirecek ve ilk başta belki buna alışması mümkün olmayacaktır. Etrafında ölümsüzlük kazanmadan önce bağlandığı varlıkların ömrü sona erdiğinde, bu duruma ölümsüzlük kazanmış bir varlığın katlanması çok çok zor olabilir. Daha da beteri, etrafındaki başka ölümlü varlıklara bağlanmaya devam edebilir ve bağlandığı yeni ölümlü varlıkların da ömürleri sona erdikçe bu onu daha da sarsabilir. Bunun dışında özellikle ölümlü varlıkların yarattığı ve yön verdiği bir yerde yaşıyorsa, etrafındaki değişime de uyum sağlamak ona zor gelebilir. Çrneğin günümüz Dünyasının bir şehrinde yaşıyorsa, söz konusu şehrin 1000 yıl içinde geçireceği değişim muhtemelen çok büyük olacaktır. Her ne kadar bu değişime alışmak için bizim de elimizde bir 1000 yıl olsa da, yine de özellikle 1000 yıl önce şehirde var olan ve sevdiğimiz şeylere duyduğumuz özlemi paylaşacak kimse yoksa bizim için bu değişim çok sarsıcı olabilir.

    Çlümsüzlüğünden Vazgeçmek: Çoğu zaman bunun nedeni, ölümlü bir varlığa bağlanmaktır. Kimi zaman böyle bir bağlılık ölümsüzlüğün kendiliğinden sona ermesini sağlar. Kimi zaman da böyle bir bağlılığı yaşayan kişi kendi istediği ile ölümsüzlüğünden vazgeçebilir. Bazen de bir görevi yerine getirmek için ölümsüzlük gücünden vazgeçmek gerekebilir. Böyle hikayelerde çoğu zaman ölümsüzlük bir varlığın içinde bulunan bir tür enerji gibidir. Bu enerji söz konusu varlık tarafından bambaşka bir enerjiye dönüştürülebilir ve başka bir iş için kullanılabilir. Böyle bir dönüşümün sonucunda eskiden ölümsüz olan varlık söz konusu görevi yerine getirir. Ama artık, hikayeden hikayeye uzunluğu değişse de ne zaman sona ereceği yaklaşık olarak belli bir ömrü vardır.

    13) Kehanetler

    Fantastik Edebiyatta Kehanetler: Kehanet gelecek hakkında bilgi almamızı sağlayan doğaüstü bir güç ya da bir olay olarak tanımlanabilir. Zaman zaman kehaneti gören zeki bir varlıktır. Bazen bunu yaptığı bir büyünün yardımı ile ya da kendisine ait doğal bir güç sayesinde görür. Bazen de bunu planlamadığı ummadığı hatta bazen istemediği halde, zeki bir varlık gelecekte olacak olaylar hakkında bilgi edinebilir. Kehanetler bir defa görüldükten ya da öğrenildikten sonra hikâyeye etkileri çok farklı olabilir. Kimi zaman insanlar kehanette öngörülen olayları önlemeye çalışırlar, genellikle bunu yapmaya çalıştıklarında başarısız olurlar. Hatta bazen kehaneti önlemeye çalışırken aslında onun gerçekleşmesine neden olurlar. Kimi zaman da kehanetin verdiği gelecekle ilgili bir cümle, ilk başta zannedilenden çok farklı anlamlara bürünebilir.

    Kehanetleri Görenler: Kehaneti yapanlar, eğer kendileri isteyerek ve kontrol ederek geleceği görebiliyorlarsa çoğu zaman kâhin olarak adlandırılırlar. Günümüzde pek çok ülkede, bazı insanların bu tarz geleceği görme güçlerinin olduğuna inanılmaktadır. Elbette geçmişte böyle güçleri olan insanların olduğuna dair inanç muhtemelen daha güçlüydü. Günümüzde de geçmişte de bu tarz insanlar genellikle gelecekte olacak olaylarla ilgili ayrıntılı bir tasvir yapmazlar. Genellikle tek tek cümleler söylerler ve onları dinleyenleri meraklandırırlar. Günümüzde bunun nedeninin ticari olması mümkün olabilir elbette. Ancak fantastik hikâyelerde kimi zaman bunun nedeni kâhinin gördüğü geleceğin tamamını anlattığında karşısındakinin bunu kaldıramayacağını düşünmesi ve ona sadece gerektiği kadar bilgi vermesi olabilir. Kimi zaman da kahinler özellikle karşılarındakileri kandırmak isterler. Böyle durumlarda gelecekle ilgili söyledikleri tahminler genellikle doğrudur, ama bu cümleleri duyan kişi onları yanlış anlar ve hatalar yapar. Çzellikle ilk cümlelerin tam da söz konusu kişinin tam düşündüğü gibi çıkması, daha sonraki cümlelerin yanlış anlaşılması ve bu cümlelerin söz konusu kişiyi tuzağa düşürme ihtimalini arttırır. Zaman zaman da kehanetleri insanlar kendi çabaları ile elde edebilir. Yine günümüzde kimi falların yardımı ile insanların geleceği görebildiğine inanan insanlar bulunmaktadır. Çzellikle modern fantastik hikâyelerde bu fallardan tarot falı sıkça kullanılır. Çoğu fantastik hikayede bu tür fallar da insanlar çoğunlukla eksik ve bazen yanlış anlamaya müsait bilgiler vermekte, onları yanlış yönlendirebilmekte ya da böylece hikayede ne olduğu belli olmayan bir güç ya da sadece tesadüfler sayesinde belirli bir gerçeği tam onu bilmenin en işlerine yarayacağı anda öğrenmelerini mümkün olabilmektedir.

    Kehanetlerin Hikâyeye Etkileri: Kimi zaman kehaneti duyan karakterler hiçbir değişiklik yapmadan yaşamlarına devam ederler. Kimi zaman bunun nedeni ne yaparlarsa yapsınlar kehanette öğrendikleri olayı değiştiremeyeceklerini düşünmeleridir. Ancak bazen de kehanete inanmazlar. Hatta kimi zaman söz konusu kehanetin gerçekleşeceğini gösteren belirtiler görüldüğü zaman bile kehanete inanmamayı sürdürebilirler. Sonuç olarak geleceğin nasıl şekilleneceğini görebilen bir insan için, özellikle kehanette öngörülen olaya hazırlıksız yakalandıklarında insanlar zarar görecekse bu durum çok acı verici olabilir. Elbette bunun tam tersi bir durum da yani insanın kehanetten kaçmaya çalışması da mümkün olabilir. Ancak bu da çoğu hikâyede mümkün değildir. Çoğunlukla kişiler kaçmaya çalıştıkça kehanette öngörülen olayların gerçekleşmesi de hızlanır. Çoğu zaman kehanetlerden en çok faydalananlar öngörülenlerin gerçekleşeceğini kabul edip, söz konusu olaylar gerçekleştiğinde en az zarar görecek şekilde hazırlık yapanlardır. Hatta kimi zaman olayın daha önce gerçekleşeceğini anlayanların, bu bilgiyi kendi çıkarları için kullanmaları bile mümkündür. Ancak bu durumda da kehanetlerin yanıltıcı olması ve söz konusu kişilerin hiç hesaplamadıkları şekilde zarar görmeleri de mümkündür.

    14)Yer Altı

    Fantastik Edebiyatta Yer Altı: Bizler toprakla gökyüzünün tam ortasında yaşarız. Toprak bize ayaklarımızı basabileceğimiz sağlam bir zemin verir. Gökyüzü de başımızı kaldırdığımızda var olduğunu hissedebileceğimiz bir özgürlük duygusu verir. Gerek toprağın altına inmenin, gerekse gökyüzünün üstüne çıkmanın bu duygulardan birisini yitirmek anlamına geleceğini savunmak mümkündür. Bu açıdan bakıldığında toprağın altına inmek, hareket edilecek alanın kısıtlanması, üstümüzde zaman zaman yükselip alçalan, bazen bizi nispeten yukarıdaymışız gibi hissettirse de, kimi zaman daracık tüneller de hapsedebilen tavanın insafına kalmak anlamına geldiği savunulabilir. İnsanlık tarihinde toprağın altında en çok zaman geçirilen yerler muhtemelen madenlerdir. O nedenle de madenler muhtemelen fantastik edebiyatta yer altı öğesinin en çok işlendiği yerlerdir. Benzer şekilde insanlık tarihinde yer alan başka yer altı mekânlarından da gerek fantastik halk edebiyatının gerekse modern fantastik edebiyatın esinlenmesi mümkündür. Elbette doğrudan insanlık tarihinin bir deneyiminden ilham almayan, hayal gücü ile yaratılmış yer altı Dünyaları hatta bu Dünyaların üzerinde kurulu medeniyetleri hayal etmek mümkündür.

    İnsanlık Tarihinden Esinlenmeler: Madenler insanların hayal gücünün yer altına açıldığı mekânlar olarak görülebilir. Darılıp genişleyerek ve kıvrılarak ilerleyen koridorların gizemi, ışığın, havanın, sesin yeryüzünde bilinenlerden farklı kurallarla var olması, çoğu madende hissedilen dayanılması güç sıcaklık madenlerin ilk akla gelen öğeleridir. Bu ortamlar o kadar sıra dışıdır ki, kimi zaman böyle ortamlarda çalışanların da sıradan insanlar olamayacağı, insandan farklı bir varlık olması gerektiği düşünülmüş ve hayal gücü ile madenlerde çalışan cüce halkı adı verilen yeni bir halk yaratılmıştır. (Bkz Cüceler) Madenler dışındaki yer altı mekanları da, kimi zamanlı sığınma amaçlı yapılan yer altı şehirleri, kimi zaman bir yerden başka bir yere gizlice gidilmesini sağlayan geçitler, kimi zamansa modern hikayelerde yer eden kanalizasyonlar hatta metro hatları az ya da çok benzer özellikleri taşır. Çoğu hikayede teknolojinin yardımı ile çok güçlü bir ışıklandırma mekanizması kullanılsa bile yer altı mekanlarının ıssızlığı engellenemez. Bu mekanlarda geçen hikayeler çoğu zaman, hep insanın nereye gittiğini ve ne yapacağını kontrol edemediği, arada rastladığı sınırlı seçenekler bir yana bırakıldığında bazen saatlerce dar bir geçidin sürüklediği yere gitmek zorunda kaldığı bölümler içerir. Bu yolculuğun sonunda hiç beklenmedik odalara çıkılması, hiç beklenmedik gizemlerle karşılaşılması mümkündür.

    Yeraltındaki Yaşamı Hayal Etmek: Toprağın biraz altında yaşayan canlılar için kazarak kendilerine ait mekanları oluşturmak mümkündür. Daha altlarda yaşayanlar en azından hava alabilecekleri bir tünele yakın olmak zorundadırlar. Fantastik edebiyatta böyle mekanlarda yaşadığı hayal edilen canlıların çoğu zaman ya karanlıkta görme yetenekleri gelişmiştir, ya da duyma, koklama, hissetme yetenekleri görmeye gerek kalmayacak kadar güçlüdür. Yer altında var olduğu hayal edilen medeniyetler çoğu zaman mağaralardan esinlenilerek tasvir edilmiştir. Bazı hikayelerde elmasla kaplı tepeler, evler, şehirler bulunur. Yer altı gölleri, sarkıt ve dikitler çoğu yer altı medeniyetinin anlatıldığı hikayelerde sözü geçen öğelerdir. Fantastik hikayelerde adı geçen çoğu yer altı medeniyeti şehri etrafını saran onlarca geçidi istediği zaman kapatabilme imkanına sahiptir. Belki de yer altındaki yaşamla ilgili kurulabilecek en sıra dışı hayallerden biri, yer altında yeterince derine inildiğinde gökyüzünün ve Güneşin olduğu ikinci bir yeri hayal etmektir. Böyle bir yeri hayal etmek yeryüzünün düz olduğu düşünüldüğünde daha kolay olabilir. Bu ikinci Dünya bizimkine çok benzeyebileceği gibi, toprak, su fiziksel yasaların bizimkilerden çok farklı olmaları da mümkündür. Hatta uç bir durumda birçok şey bizdekinin tam zıddı olabilir. Çrneğin Güneş siyah renkli olabilir, ya da yerçekimi aşağıdan yukarı doğru olabilir.

    15) Görünmezlik

    Fantastik Edebiyatta Görünmezlik: Popüler fantastik edebiyatta en çok geçen ögelerden birisidir. Çoğu zaman bir tür süper güç olarak hikayelerde geçer. Bu güce sahip olmak onu kontrol edebilmek, bu güce sahip olanlarla baş edebilmek gibi sorunlar fantastik edebiyatta birçok hikayede işlenir. Ancak kimi zaman fantastik edebiyat görünmezliği de farklı şekillerde işleyebilmektedir.

    Görünmezlik Gücünü Kazanmak: Görünmezlik kimi hikayelerde doğa üstü bir öge olmadan da kazanılabilir. Işığı gölgeleri yönlendirerek böyle bir güç kazanmak mümkün olabilir. Başka hikayelerde ise bu güç doğa üstü yollardan elde edilebilir. Bu yolla elde edildiğinde görünmezlik gücünün bir bedelinin olması mümkündür. Çrneğin kimi hikayelerde görünmezliğin eğer çok uzun süre kullanılırsa en sonunda onu kullanan varlığın sonsuza kadar görünmez olarak kalmasına yol açması mümkün olabilir. Ya da tekrar görünür olmak için bir tür sınavdan geçmek ya da bir bedel ödemek gerekebilir. Görünmezlik gücünü kazanmanın bu gücü kazanan için en hoşa gitmeyen yanı, muhtemelen o varlığın kendi kendini de görememesidir. Ellerinin ayaklarının nerede olduğunu görmeden yürümek ya da bir iş yapmak kimi zaman zorlayıcıdır. Ayrıca aynaya baktığında kendini görememek bile hoşa gitmeyen bir deneyim olabilir. Kimi hikayelerde bu durumla baş etmek için görünmez olan varlıklar, belli giysiler hatta kimi zaman boyalarla kendilerini görünür hale getirmek için uğraşabilirler. Ancak kimi zaman söz konusu varlığın giydiği her giysi, üzerine değen her boya da görünmez hale gelebilir. Hatta kimi zaman görünmez bir varlığa dokunan başka varlıkların bile görünmez hale gelmeleri mümkündür.

    Görünmez Varlıklarla Baş Etmek: Daha önce de belirtildiği gibi görünmez varlığın en zayıf yanı kendini görememesidir. Bu belirli bir yerde hem kendini gören hem de görmeyen bir varlık aynı tehlike ile karşılaştığında onun zararına olabilir. Bu nedenle de görünmez bir varlıkla baş etmek için başka bir varlığın kendisi için de bir zarar verme ihtimali olsa bile böyle bir tehlike yaratması mümkündür. Bunun dışında görünmez varlıklarla baş etmenin en bilinen yolu onları bir tür oyunla görünür hale getirmektir. Bir su bidonunu ya da un çuvalını yere devirip o kişinin ayak izlerini gözlemek bunun bir yolu olabilir. Bunun dışında görünmeyen kişinin ses çıkarmasını sağlayacak bir şeyler yapıp o sesi takip etmek, ya da o kişinin kendi kendine yakalanacağı bir tuzak kurmak da görünmez bir varlıkla baş etmenin bir yolu olabilir. Elbette sahip olduğu görünmezlik gücünü kaybetmesini sağlamak da görünmez bir varlıkla baş etmek için bir yöntem olarak sayılabilir.

    Farklı Görünmezlik Türleri: Kimi zaman bir varlığın tam da istediği kişiye görünüp diğer kişilere görünmemesi, ya da istediği kişiye görünmeyip diğerlerine görünmesi de mümkün olabilir. Çzellikle istediği kişiye görünüp diğer kişilere görünmeyen varlıklar fantastik edebiyatta sıkça geçer. Belki bunun nedeni gerçek Dünyada da insan zihninin aslında var olmayan varlıkları etrafında varmış gibi zannettiren hayal gücüdür. Kimi zamanda bazı kişiler diğer insanların göremediği kimi varlıkları görme gücüne sahiptir. Çyle ki bazen bu varlıklar birbirlerini dahi göremezler, ama onları görme yeteneği olan kişi onları görüp sorunlarını çözebilir. Kimi zaman da görünmezlik özellikle sevdikleri de kendisini göremediği zaman bir tür lanet haline de gelebilir. Bu durumda bazen görünmeyen varlıklar kendilerini görme yeteneği olan birilerini bulup sorunlarını çözmelerini isteyebilir, bu durumda bu varlıkları görebilmek de çok da istenmeyen bir durum haline gelebilir. Bazı hikayerlerde cansız varlıkların da görünmez olması mümkündür. Çrneğin bir sandık bazen doğru zaman gelene, ya da doğru insan kendisini bulana kadar görünmez olarak kalabilir. Sandığı görünmez yapan bir tür fantastik güç olabileceği gibi fiziksel bir güç de olabilir.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Mon Feb 08, 2010 5:14 am Reply with quoteBack to top

    16) Yağmur

    Fantastik Edebiyatta Yağmur: Yağmur çoğu zaman toprağın daha verimli olmasını sağlayan bir tür bereket kaynağı olarak görülür. Bu şekilde bakıldığı zaman yağmurun yağması bir tür hediye, yağmaması ise bir tür felaket olarak görülebilir. Çzellikle kurak bölgelerde yağmur yağmasını sağlamak çoğu fantastik halk edebiyatında kimi zaman fantastik bir güç olarak yer alabilmiştir. Bunun dışında sürece bir ormanın, bir köyün ya da bir şehrin yağmur yağarkenki görünümü de sadece fantastik edebiyatın değil bir çok edebiyat eserinin de ilgi duyduğu bir ögedir. Bunun dışında bildiğimiz yağmurun dışında ateşin, taşların, asitin ya da başka şeylerin yağdığı yağmur türleri de zaman zaman fantastik edebiyat eserlerinde yer alırlar.

    Yağmurun Yağması İçin: Çzellikle kurak bölgelerde yağmurun yağmasının nasıl sağlanabileceği hem insanların akıllarını hem de hayal güçlerini meşgul eden bir konudur. Muhtemelen ilk toplumları yarattıkları yıllardan itibaren insanlar yağmur ile bulutların arasındaki bağlantıyı fark etmiştir. O nedenle yağmur yağdırmak için çabalayan bir insanın ya da insan grubun önce gökyüzünde bulut oluşturabilmesi, ya da zaten gökyüzünde bulutun var olması gerekir. Yağmur yağdırmanın bir tür fantastik yöntemle yapıldığı durumlarda bulutu oluşturma ile buluttan yağmurun yağmasını sağlamanın kimi zaman farklı kişiler ya da gruplar tarafından gerçekleştirilen iki farklı güç olarak hayal etmek mümkündür. Bu şekilde bakarsak aslında bulutu yağmur yaratma gücü olan bir varlık olarak da görebiliriz. Eğer istersek bulutun kendisine ait bir bilincinin olduğunu düşünmek ve yamurun yağması için onu ikna etmek gerektiği de hayal edilebilir.

    Yağmur Yağarken: Yağmurun en çok yağdığı bölgelerde bile yağmurun yağdığı an, diğer anlara göre sıra dışı bir andır. Normal zamanlarda katı olmasına alıştığımız, suyun istediğimiz zaman ulaşıp istediğimiz zaman uzak durabileceğimiz yerlerde durduğu Dünya bir anda değişmiş ve su damlalar halinde bile olsa etrafımızı kaplamıştır. Böylesi bir an bazı insanlar için sığınacak bir çatı aradıkları sinir bozucu bir an olabileceği gibi, diğerleri için hayal güçlerini en etkili çalıştırabildikleri, en büyülü anlardan birisi olabilir. Fantastik olmayan edebiyat eserlerinde bile yağmur yazarlar tarafından kullanıldığında hikayelere renk katabilen bir ögedir. Çoğu zaman hüzün, özlem gibi duyguların arka plandaki yağan bir yağmur ile bir arada anlatılması mümkün olabilmektedir. Ancak bunun da ötesinde kimi zaman bazı fantastik olayların ancak yağmur yağdığında gerçekleşmesi de bazı hikayelerde rastlanabilecek bir ögedir. Kimi zaman yağmur bir kapının açılmasını, bir hastalığın iyileşmesini sağlayabilir. Ya da yağmur kimi zaman başka zamanda görülmeyen kimi şeylerin görünmesini sağlayabilir. Ya da kimi zaman bir fantastik gücün kullanılması ancak yağmurun yağdığı zamanlarda mümkün olabilir.

    Farklı Yağmur Türleri: Gökyüzünden suyun yağabileceğini görmek muhtemelen insanlara belki bir gün başka şeylerin de gökyüzünden yağabileceğini düşündürmüş olması mümkündür. Dolayısı ile ateş, taş, asit gibi başka maddelerin de gökyüzünden yağdığı hikayeler bulmak mümkündür. Aslında bu tür farklı yağmur türlerinin sadece fantastik edebiyatla da sınırlı kalmayabileceğini de belirtmek mümkündür. Göktaşı yağmurlarını ya da yanardağların patlamasının sonrasındaki yağmurlarını doğanın gerçekleştirdiği farklı yağmur türleri olarak görebiliriz. Benzer şekilde farklı gezegenlerde de farklı yağmur türlerinin olması mümkündür. Ancak her ne kadar bu tür yağmurlar doğada mümkün olabilse de, nasıl en çok bilinen yağmur türü, fantastik halk edebiyatın ve moden fantastik edebiyatın konusu oluyorsa, bu tür yağmurların da gerek yağmalarına neden olan nedenler, gerekse bu yağmurlar yağarken oluşan ortam, ki genellikle bu ortamın bir korku ortamı olduğundan söz edilebilir, fantastik edebiyat hikayelerinde gerek arka planda yer alan ögeler gerekse kimi zaman hikayenin temel ögelerinden birisi olarak yer alabilirler.

    17) Teknoloji

    Fantastik Edebiyatta Teknoloji: Teknoloji modern anlamda Dünyanın son iki yüz elli yılında gerçek anlamda gelişmiş bir kavramdır. Daha önceki dönemlerde teknolojinin de yer aldığı hikayelerin var olmadığından bahsedilebilir. Son iki yüz yıl boyunca ise, yavaş yavaş gelişen teknoloji birçok şeyin başarılmasını sağlamıştır, adeta eskiden bir tür mucize gibi görülen kimi işler artık başarılabilir hale gelmiştir. İnsanın hayal gücü bir gün teknolojinin çok daha fazlasını yapabileceğini düşünmüştür. Bilim Kurgu edebiyatı adı verilen edebiyatın en temel ögelerinden birisi de bugün var olmayan gelecekte belki bir gün yaratılabilecek bir teknolojik düzey hayalidir. Teknolojinin fantastik edebiyatta akla gelebilecek ilk yeri muhtemelen teknolojinin insana verdiği güç ile fantastik yollarla elde edilmiş gücün mücadelesidir. Ancak kimi öykülerde teknoloji ile fantastik güçlerin işbirliği yapabildiği ve bir arada daha büyük bir güç meydana getirdiğine de hikayelerde rastlanabilir.

    Teknoloji ile Fantastik Güçlerin Mücadelesi: Kimi zaman doğaüstü bir gücün, kimi zaman da bizzat doğanın mücadelesi böylesi bir mücadelenin konusu olabilir. Bu tarz mücadeleler kimi zaman gelişmeye ve yavaş yavaş doğanın önünü tıkamaya başlayan insanların yarattığı teknolojiye karşı umutsuzca verilen bir mücadele olabilir. Kimi zaman da hikaye tam tersine de dönebilir. Beklenmedik bir anda ortaya çıkmış bir fantastik güce karşı tüm teknolojik güçler seferber olsa da bir işe yaramayabilir. Kısacası teknolojik fantastik sayılabilecek bir gücün karşısında çaresiz kalmış olabilir. Çzellikle ikinci tür hikayelerde karakterlerin ilk başta söz konusu fantastik gücü küçümsemesi ve kendi teknolojilerinin verdiği avantaja fazla güvenmeleri mümkündür. Böylesi bir durumda mücadelelerinde başarılı olmaları için söz konusu gücü anlayabilmeleri gerekir. Kimi zaman söz konusu fantastik gücü yenmek için mevcud teknolojileri hiçbir işe yaramayacağını anlayıp, fantastik bir yol arayabilirler. Ya da fantastik bir takım güçlerle ellerindeki teknolojinin kendilerine verdiği gücü birleştirebilirler. Tersi durumda, fantastik bir güç teknolojinin karşısında çaresiz kalmışken, genellikle söz konusu gücü kullananların hızla karşı tarafın teknolojisini öğrenme yolları yoktur. Böylesi bir durumda çoğu zaman belki etraflarında hep var olmuş, o güne kadar kullanmadıkları çok daha büyük bir tür fantastik gücü keşfetmeleri ve kullanmaları gerekir. Kimi zamanda ellerindeki fantastik güç ile belki bir parça da olsa öğrenebildikleri teknolojiyi birleştirip bir arada kullanmaları da gerekebilir.

    Teknoloji ile Fantastik Güçlerin İşbirliği: Aslında bu türden bir işbirliğinin ille de iki gücün bir arada kullanılması şeklinde olmasına gerek yoktur. Böyle bir işbirliği kimi zaman aynı toplumda hem fantastik güçlerin hem de teknolojinin rol oynaması şeklinde de olabilir. Oynanan roller birbirinden farklı alanlarda olabilir. Mesela fantastik güçler insanları iyileştirmek için, teknoloji ise ulaşım için kullanılıyor olabilir. Ya da aynı alanda birbirini destekleyecek şekilde de kullanılabilirler. Çrneğin teknolojinin yardımı ile bir uzay aracı yapılır ama bu aracın uzayda uzun mesafeler gidebilmesi bir tür fantastik gücün yardımı ile olabilir. Kimi hikayelerde ise bu işbirliği fantastik güçleri kullanmasını bilenler ile teknolojiyi bilenler arasında gerçekleşebilir. Hatta kimi zaman bu bir tür bilinç kazanmış doğanın sahip olduğu bir fantastik güç ile insanların sahip olduğu teknoloji arasında bile olabilir. Böyle bir işbirliği her zaman kolay olmayabilir. Çzellikle teknolojiyi bilen insanlar fantastik güçlerin doğası hakkında hiçbir bilgi sahibi değillerse, ya da fantastik güçleri kontrol edenler teknolojiyi hiç bilmiyorlarsa o zaman iki gücün bir arada nasıl kullanılacağını planlamak çok zor olabilir. Kimi zaman iki açıdan güçlü olan farklı gruplardan birinin bir üyesi diğer grubun içine girerek zayıf olduğu alanda kendini güçlendirebilir. Bunu yapan kişiler genellikle iki farklı grubun arasındaki işbirliğini organize eden, teknoloji ile fantastik güçlerin uyum içinde bir arada çalışmasını sağlayan insanlar olurlar.

    1Cool Kıyafetler (Giysiler)

    Fantastik Edebiyatta Kıyafetler: Kıyafetler insanların neredeyse ilk bilinçlerini kazandığı dönemden beri hep var olmuşlardır. İlk başta korunma amacı ile var olmuşken zamanla, toplumsal yaşamın ve güzellik anlayışının bir parçası haline gelmişlerdir. Farklı toplumların farklı kıyafetleri olabildiği gibi, zaman zamanda aynı toplumda farklı kesimlerin giydiği farklı kıyafetler var olabilmiştir. İnsanların hayal gücü, özellikle insana benzeyen ama insandan farklı canlı varlıkları ve kimi zaman toplumların içinde yer alan belli fantastik güçleri olan farklı grupları tasvir ederken o grupları ya da toplumları tasvir eden farklı kıyafetleri de hayal edebilmiştir. Bunun dışında kimi zaman da belli kıyafetler kendilerine ait fantastik güçler barındırabilmişlerdir.

    Farklı Fantastik Grupların Kıyafetleri: Bir fantastik topluluğun, ya da grubun neden belli bir kıyafet tarzını tercih edeceği tamamen hayal gücüne kalmıştır. Kimi zaman özellikle belli bir toplumun içinde var olan fantastik güçleri olan, ya da bir fantastik gücün peşindeki bir grup eğer varlıkları gizli ise, dikkatli bakılmayınca fark edilmeyecek, yine de gruba dahil olan insanların baktıklarında birbirlerini tanımalarına yarayacak özel bir kıyafet giyebilirler. Ya da kıyafetleri sahip oldukları ya da peşinde oldukları fantastik gücü de yansıtan bir kıyafet türü olabilir. Eğer söz konusu olan insana benzeyen ama bir fantastik ırksa, mesela elflerden, cücelerden, gnomlardan bahsediliyorsa (bkz elfler, cüceler, gnomlar) o zaman giysi söz konusu ırkın yaşadığı yere ve ırksal özelliklerine göre değişebilir. İnsana benzemeyen fantastik canlıların kimi zaman insandan çok daha zeki oldukları durumlarda bile genellikle üzerlerinde kıyafetin olmadığı hayal edilmiştir. Bunun nedeni ne kadar zeki olurlarsa olsunlar insanın hayal gücünün bu tür varlıkları hayvanlardan ayırmakta güçlük çekmesi olabilir. Ancak böyle bir varlığın giyeceği giysiyi hayal etmeye çalıştığımızda, aklımıza bildiğimiz kıyafetlerden çok farklı bir kıyafet tarzı gelebilir. Çrneğin ışığın, ya da suyun bir şekilde bu tür varlıkların üzerlerinde onların vucudlarını örtmeye yarayan bir giysiye dönüştüklerini hayal etmek mümkündür.

    Fantastik Güçleri Olan Giysiler: Bir giysinin insana verebileceği en fazla hayal edilmiş güç görünmezliktir. Böyle bir gücü veren giysi genellikle giyilmediği sürece görünür, ama bir defa bir insan onu üzerine giydiği zaman hem giysi, hem de onu giyen kişi görünmez olur. (bkz görünmezlik) Ancak bunun dışında insanın tamamen hayal gücüne bağlı farklı güçler de hayal edilebilir insanın ateşe dayanmasına, ya da suda nefes almasına izin veren giysiler, insanın daha hızlı koşmasını sağlıyan çizmeler, ya da insanın kollarının daha güçlü olmasını sağlayan eldivenleri fantastik hikayelere bir öge olarak koymak mümkündür. Bir giysinin bu güçleri insana nasıl verdiği yine tamamen hayal gücü ile tasarlanacak bir konudur. Ancak kimi kıyafetlerin günümüz Dünyasında da insanın bazı koşullara dayanmasını sağlayabildiğini belirtmek gerekir. Kısacası bir giysinin belli bir gücü vermesi, fantastik yollarla olabileceği gibi, bu kıyafetin teknolojinin bugünkü düzeyi ya da daha ileriki yıllarda ulaşabileceği düzey sayesinde söz konusu özelliği kazandığı da düşünülebilir. Kimi zamanda kıyafetin rengi, yapıldığı özel fantastik bir kumaş türü, ya da şekli onun insana aktaracağı fantastik bir gücün kaynağı olabilir. Bazen de kıyafet sadece belli özellikleri olan insanlara, mesela sadece kızlara belli güçler veriyor da olabilir. Kıyafetlerin verdiği güçler her zaman olumlu güçler de olmayabilir. Kimi zaman bir kıyafet onu giyene zarar da verebilir. Kimi zaman bu zarar onun aklını karıştırarak hatalar yapmasına neden olunarak verilir. Kimi zaman da bu zarar fiziksel bir zarar hatta acı da olabilir. Ya da giysiyi giyen insanın erafındaki insanların uzaklaşması, bastığı toprağın kuruması gibi doğrudan söz konusu kişiyi etkilemese de yine de ona zarar veren bir takım belalar kıyafeti giyince bir insanın başına gelebilir. Böyle durumlarda kimi zaman söz konusu kişinin giydiği kıyafeti çıkarması mümkün olmaz, ya da ancak bunu yapabilmesi için bir mücadele vermesi gerekir. Ancak bazen de söz konusu kişi zararın kıyafetten kaynaklandığını anlayamaz, ya da anlasa bile kıyafet onun aklını karıştırdığı için, kendisine zarar verdiğini bildiği halde söz konusu kıyafeti çıkarmak istemeyebilir.

    19) şakalar

    Fantastik Edebiyatta şakalar: Fantastik Edebiyatta en fazla öne çıkacak şaka ögesi muhtemelen, şaka yapmayı bir tür yaşam tarzı haline getirmiş, sıradan insanların ciddiye aldığı değerleri, ciddiye almayan ırkların, insanlara yaptıkları şakalardır. Söz konusu ırk kimi zaman perilerdir, kimi zaman elfler, kimi zaman gnomlar, bazen de diğer insanlardan ayrı yaşayıp daha farklı bir hayat tarzını benimsemiş insanlar hatta ya da sıradan bir insan topluluğunun içinde yaşasalar da yaptığı şakanın ciddiyetini anlayamayan çocuklar olabilir. Aslında şakadan hoşlanan ve hoşlanmayan insanları bir araya getiren hikayelere fantastik hikaye dışında hikayelerde de rastlanabilir. Ancak fantastik hikayelerde kimi zaman şakayı yapan grubun bir tür fantastik güce de sahip olmasını sağlar. şakalar böylesi bir fantastik güçten faydalanılarak yapılıyorsa o zaman şakanın kurbanları için çok daha dehşet verici hale gelebilirler.

    Fantastik şaka Türleri: Zamanı ileriye alıp, şakanın kurbanının yıllar sonrasında hayatına devam etmesini sağlamak, kurbana bir torba altın vermek, daha sonra fantastik bir yolla altınların taş parçalarına dönüşmesi, kurbanın vucudunu hayvanın vucuduna dönüştürmek yapılabilecek şakalardan birkaçıdır. Bu şakaların özelliği çoğu zaman amacın kurbana zarar vermek değil, onu da güldürmek amacı ile yapılmasıdır. şakayı yapan kişi kurbanın bu şakadan dolayı hayatının sarsılacağını hatta kimi zaman tamamen alt üst olacağını tahmin edemez, çünkü onun hayat tanımı farklıdır. Belirtmek gerekir ki eğer söz konusu eylemi yapan kişi yaptığı eylemin kurbanın hayatında yaratacağı etkiyi biliyorsa o zaman yaptığı eylemi, onu yapan kişi sadece eğlenmek için yapıyorsa bile şaka olmadığını savunmak sanırım yanlış olmaz.

    şaka Kurbanlarının Hissettikleri: şaka kurbanın bakış açısı ile kendisine yapılan dehşet vericidir. Çyle ki böyle şakaların varolduğu söylentisi olan yerlerde insanlar çoğu korku ile yaşadıklarını düşünmek mümkündür. Kimi zaman da bu insanlar şakayı yapan ırka ya da gruba karşı büyük bir öfke hissederler. Çyle ki gerçekte belki akıllarından hiç kötülük geçmeyen bu ırk ya da grup, şaka kurbanı olan insanlar için adeta kötülüğün simgesi haline de gelebilir. Kendilerine şaka yapılan insanların ise kimi zaman hayatları boyunca kendilerine gelememeleri mümkündür. Elbette, eğer şakanın yapıldığı kişi de şakayı yapan ırkın ya da grubun parçası ise ve onların hayat anlayışlarını paylaşıyorsa, o zaman kendisine şaka yapıldığında, bu şaka normal insanlara yapılan şakalarla tamamen aynı bile olsa gülüp geçecektir. Çzellikle kimi hikayelerde kendisini benzer şakalar yapıldığında bunu ciddiye almayan böylesi karakterlerin olması söz konusu ırkın ya da grubun bakış açısını daha iyi muhtemelen gösterecektir.

    şaka Yapanların Hissettikleri: şaka yapanların çoğu zaman en azından şakayı yaptıkları sırada karşılarındakilerin hissettiklerini anlamadığı daha önce ifade edilmişti. Kimi zaman, özellikle şakayı yapan çocuklar, şakanın yapıldığı kişi ise tanıdıkları kişi ise, şaka yapıldıktan sonra, şakayı yapanlar aslında yanlış bir şey yaptıklarını anlayıp bunu telafi etmeye çalışabilir. Yapılan şaka bir tür fantastik güçle yapılmışsa bu şekilde şakanın yol açtığı zararı telafi etmenin çok zor olması mümkündür. Bazen de şaka yapıldıktan sonra, karşısındaki insanın tepkisini gördüğü zaman bile şakayı yapan kişi şakanın verdiği zararı anlamayabilir. Böyle durumlarda söz konusu kişi şaka kurbanın bağırmasını, kendisini yakalamaya çalışmasını, hatta kimi zaman ağlamasını bile aslında bir tür aldatmaca olduğunu, aslında söz konusu kişi kendisine göstermese bile aslınd onun da eğlendiğini düşünür. Böyle düşünmesinin sebebi ise, yapılanın her hangi bir insanın üzülmesine neden değebileceğini anlayamamasıdır. Bu tür ırklar, ya da gruplar için sıradan insanların tamamı en ufak bir espriyi bile kaldıramayan kişiler gibidirler. şaka yapan bu tür insan gruplar, ve bazen ırklar kimi zaman bazı fantastik yeteneklere de sahiptir. Bazen doğal olarak sahip oldukları bazen de bir şekilde kazandıkları yetenekleri de şaka yaparken kullanırlar. Ancak kimi zaman bu yeteneklere ancak hayatı fazla ciddiye almadıkları sürece sahip olabilirler. Hayatı daha fazla ciddiye almalarını sağlayacak bir olay, kimi zaman büyük bir acı yaşadıkları zaman bu yeteneklerin kaybolması mümkündür.

    20) Tiyatrolar

    Fantastik Edebiyatta Tiyatrolar: Tiyatrolar kimi zaman gerçek Dünyadan, kimi zaman ise hayal gücü ile yaratılmış Dünyadan ögelerin bir araya getirilerek sergilendiği yerlerdi. Ancak bunlardan hangisi yapılıyor olursa olsun, bir tiyatro her zaman insanı yaşadığı andan koparıp başka bir ana ve gerçekliğe götürme iddasını taşır. Hatta kimi zaman bunu daha iyi yapabilmek için kimi oyunlar seyircileri de oyunun içine çekmeye çalışabilirler. Tiyatronun kimi zaman başarısız olsa bile böylesine büyük bir iddiaya sahip olması, onu fantastik edebiyatın en etkileyici ögelerinden birisi olma potansiyeline sahip olmasını sağlar. Bir fantastik hikayede tiyatro, kimi zaman sergilenen olay ile gerçek Dünya arasında bir bağ yaratabilir. Kimi zaman da sergilenen oyunlar gerçek Dünyanın zaten o güne kadar fark edilmeyen bir parçası olabilir. Oyunu seyreden seyircilerin tamamı ya da en azından bir bölümü, farkında olmadan oyun bittiği zaman da var olmaya devam edecek yeni bir Dünyaya adım atmış olabilir.

    Tiyatro Oyunundaki Gerçeklik: Tiyatro oyunları, oynandıkları süre boyunca, özellikle etkileyici bir sahnede sergileniyorlarsa, dört yanımızı saran, elimizi uzatsak dokunabileceğimiz hayali bir Dünya yaratır. Böyle bir Dünyanın yaratılması, özellikle söz konusu Dünyayı geçmişte meydana gelmiş bir olayı, ya da bir efsaneyi bir insanların hissetmesini sağlamanın etkileyici bir yoludur. Kimi zaman oyunlar oyuncuların bile bilmedikleri kimi gerçeklerin anlaşılmasını sağlayabilirler. Tiyatroya gelen insanlara bazı gerçekleri yeniden yaşatmak, onların akıllarından geçenlerin anlaşılmasını sağlayacak yollardan birisi olabilir. Bunun dışında oyunda anlatılan efsaneyi ya da olayı araştıran bir kişinin tiyatroyu seyrettiğinde, olayı yaşayan insanların ya da varlıkların ne hissetmiş ve ne düşünmüş olduklarını çok daha iyi anlaması mümkündür. Bu da onun araştırmasına çok daha sağlıklı bir yön vermesini sağlayabilir. Kimi zamansa tiyatro oyununu sergileyen oyuncular bilerek ya da bilmeyerek aslında tiyatro oyununun ötesinde bir eylem yapıyor olabilirler. Bazen tiyatro oyununda okunan bir şiir yapılan hareketler, kullanılan eşyaların farkında olunmadan bir tür fantastik gücün ortaya çıkmasını sağlaması mümkündür. Ya da bazen tiyatro oyunun içinde sadece seyreden bir kişinin anlayacağı bir tür mesaj olabilir. Normal yollardan bu kişiye mesajı iletmek, belli bir nedenden dolayı imkansızken, o kişinin tiyatro oyununu izlemesi ile söz konusu mesajı alması mümkün olabilir. Bazen de oyun aslında örneğin bir görevi yerine getirecek kişiyi seçmek için yapılan bir tür sınavdır. Seyircilerin içinden doğru kişi oyunu gördüğü zaman bunun sadece oyun olmadığını anlayacaktır, sonrasında da eğer gerekiyorsa buluşması gereken kişilerle buluşması gereken yerde buluşacak ve görevini yerine getirecektir. Kimi zaman da tüm seyircileri tiyatroyu izlerken bir tür fantastik yolla hissettikleri duygular, akıllarındaki düşünceler değiştirilir ve onların oyunu izledikten sonra evlerine döndüklerinde, ertesi gün hayatlarına yeniden başladıklarında tiyatroyu sergileyenlerin istedikleri gibi davranmaları sağlanır.

    Tiyatro Binaları: Çzellikle eski tiyatro binaları başlı başlarına fantastik hikayelere konu olabilirler. Kimi zaman yıllardır kullanılmamış ve unutulmuş gizli bölümleri, geçitleri, bilinmeyen sahne dekorları ile, bazen bir tiyatro binası kendisi bir tür bilinç kazanıp içinde sergilenen oyunlara yön verebilir. Bazen de tiyatro binasının içinde yer alan fantastik varlık ya da varlıklar, ya da fantastik güçleri olan bir insanın da oyuna yön verme hatta en umulmayan anda oyuna dahil olma ihtimali vardır. Kimi zamanda tiyatronun bazı geçitleri ya da odaları başlı başlarına fantastik özelliklere sahip olabilirler. Çzellikle kimi oyuncular bu geçitleri kullandıklarında ya da odalara girdiklerinde kimi fantastik özellikleri kazanabilirler ve onların katılımı ile sergilenecek oyunlar da bu fantastik özellikler nedeni ile bambaşka bir biçim alabilir.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Mon Mar 01, 2010 2:53 am Reply with quoteBack to top

    1) Bilmeceler

    Fantastik Edebiyatta Bilmeceler: Bilmeceler, gerek fantastik edebiyatın gerekse fantastik olmayan edebiyat türlerinin hikayelerde yer almasından en çok hoşlandıkları ögelerden birisidir. Fantastik edebiyat söz konusu olduğu zaman bu ögenin varlığı çok eski çağlarda yaratılmış fantastik halk edebiyatı eserlerine kadar gider. Hikayelerin birbirinden çok farklı yerlerinde kimi zaman bir çırpıda çözülmesi gereken, kimi zaman da bir hayat boyu üzerinde uğraşılabilecek bilmeceler yer alır. Bu bilmeceler kimi zaman hikayede anlatılan olaylar ya da kişilerle ilişkilidir, kimi zaman da bu kişi ve ilişkilerden bağımsızdır ve sadece onları zorlayacak bir sorudur. Hikayelerde ne şekilde yer alırsa yer alsın çoğu zaman bilmecelerin çözüldüğü sahneler kimi zaman dövüş sahneleri kadar etkileyici ve heyecan verici sahneler olabilmektedir.

    Bilmecelerin Ne Zaman ve Nasıl Sorulur? : Belki de bir fantastik edebiyatta bilmece ögesinin yer aldığı ilk akla gelen sahne, fantastik bir yaratığın avladığı bir insana onu serbest bırakmak için, ya da yine bir insanın koruduğu bir kapıdan geçmesine izin vermek ya da koruduğu bir nesneyi almasına izin vermek için sorduğu sorulardır. Bilmece ögesi hikayelerde bu şekilde yer aldığı zaman genelde bilmeceleri çözmek için sınırlı bir süre vardır. Bu sürenin sonunda bilmecenin çözülememesi durumunda söz konusu kişinin kurtulmak ya da almak istediği nesneyi almak için bir daha şansı olmayabilir. Bazen de söz konusu kişiye istediği kadar süre verilir ama sadece bir cevap verme hakkı tanınır. Söz konusu cevap yanlışsa en azından o kişinin bir daha bilmeceyi çözme şansı olmayacaktır. Eğer söz konusu yaratık birden fazla kişinin olduğu bir gruba soruyu soruyorsa kimi zaman gruptan herkesin birer sorunun cevabını vermesi gerekebilir, ya da bazen sadece tek bir kişinin soruyu cevaplaması yeterli olabilir. Kimi zamansa bilmeceler kitaplarda, ya da açılması gereken kapıların üzerinde olabilir. Bu tarz bilmeceleri çözmek, kimi zaman gidilecek bir yerin neresi olduğunu bulmaya ya da hikayenin geçtiği Dünyadaki bir gizemi çözmeye yardım edebilir. Bu durumda bilmeceyi çözmek için insanların istedikleri kadar süreleri vardır. Ancak böyle durumlarda genelde bilmece çok daha karmaşık hale gelir. Hatta kimi zaman bir hikayenin tamamen bir bilmecenin çözülmesi üzerine kurulması, ya da bilmecenin hikayenin büyük bir bölümüne yayılan bir öge olması mümkündür.

    Fantastik Edebiyatta Sorulan Bilmeceler: Kısa sürede cevaplanabilecek nisbeten daha kolay olan bilmecelerin bazıları, özellikle fantastik halk edebiyatında ve mitolojilerde geçenlerin ciddi bir bölümü zaman geçtikçe edebiyat eserlerinin dışında da rastlanabilen, bilmecelere ilgi duyan insanların rastlayabileceği bilmeceler haline gelebilmişlerdir. Bu bilmeceler genellikle çok kolayca çözülebilecek bilmecelerdir, ancak onları çözebilmek için insanların önyargılarını kırabilmeleri ve insanlara, nesnelere, Dünyaya farklı açılardan bakabilmeleri gerekmektedir. Çrneğin bir berberin ya da kılıç ustasının kadın olabileceğini düşünmeleri gerekebilir. Ya da gün doğumu, gün ortası ve gün batımından bahseden bir bilmecede bahsedilen günün bildiğimiz gün olması gerekmediğini, söz konusu günün insanın yaşamını temsil edebileceğini akıl edebilmeleri gerekir. Daha kapsamlı ve uzun sürede çözülecek bilmecelerde ise çoğu zaman bilmeceyi parçaları ayırıp adım adım çözmek gerekebilir. Çrneğin uzun bir bilmecede kullanılan gün sözcüğünün aslında hangi anlamda kullanıldığını hemen anlamak mümkün olmayabilir ve asıl bilmeceyi çözmeden önce bu ve bunun gibi başka sözcüklerin anlamlarını çözmek gerekebilir. Uzun bilmecelerde de çoğu zaman bir defa bilmeceyi bu tarz alt parçalara böldükten sonra onu çözmenin çok kolay olması mümkündür. Bir defa doğru soruyu, örneğin bu bilmecede gün sözcüğü ile ne kastediyor sorusunu sorduktan sonra aslında cevabı bilmecenin sorulduğu yerde, ya da bilmeceyi çözmeye çalışan kişinin çok yakınında bulmak mümkün olabilir. Bilmecenin söz konusu alt parçasını çözdüğü zaman, o bilginin de yardımıyla çözmesi gereken ikinci parçanın hangisini olduğunu bulmak ve bir defa daha doğru soruyu sormak gerekebilir. Bu tür adımların atılması ile de büyük ve daha kapsamlı bilmecenin çözülmesi mümkün hale gelebilir.

    2) Uyumak

    Fantastik Edebiyatta Uyumak: Uyuma eylemi üzerine bir tanım yapmak gerekirse muhtemelen bu tanım şöyle olurdu. Uyuma, hem bedenimizi hem de zihnimizi dinlendirmek için yapılan eylemdir. Ancak aynı zamanda da etrafımızdaki Dünyayı gözlemlemeye ara verdiğimiz, o nedenle de tehlikelere açık olduğumuz bir durumdur. Bu nedenle uyuyacağımız yerlerin güvenli olması ya da birilerinin bizi gözlemesi gerekir. Elbette uyku söz konusu olduğunda en ilginç noktalardan birisi rüyalardır. Bu konuda zaten ayrı bir başlıkta (bkz. rüyalar) daha ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Uyumanın Amaçları: Günlük yaşamımızda çoğunlukla uyumamızın esas amacının dinlenme olduğundan daha önce de bahsedilmişti. Ancak fantastik edebiyatta kimi zaman bazı yaratık ve varlıklarla, kimi zaman özel güçleri olan bazı insanların uyurken bir tür fantastik yolla dinlenmenin yanısıra, vucutlarındaki bazı yaraları iyileştirmeleri mümkündür. Hatta bazen, çoğunlukla bazı yaratıkların hayatlarında bir defa gerçekleşen bir uykunun sonucunda görünümlerinin değişmeleri ve özel bir takım güçler kazanmaları mümkündür. Kimi zaman da örneğin kendilerini takip eden büyük bir ordudan kaçan insanların çoğunlukla fantastik yollarla, günlerce, aylarca hatta kimi zaman yıllarca uyuyup tehlike geçince kalkmaları mümkündür. Bu tür bir uyku sırasında genellikle uyuyan kişinin yemek ya da suya ihtiyacı yoktur. Bu tarz bir uyku sayesinde onun yiyecek ve su bulmak için dışarı çıkmasına ve tehlikelerle yüzleşmesine gerek kalmaz. Bir yandan da uyumasaydı hissedeceği yakalanma korkusunu da hissetmez, uyandığında zaten tehlike geçmiş olacaktır. Bir bakıma uyku onu hemen bedensel hem de zihinsel zaaflarını aşmasını sağlar. Bazen de bazı insan ve yaratıkların onlara ihtiyaç duyulacağı zamana kadar uyumaları mümkün olabilir. Bu tür uykularda kimi zaman belli bir zaman geldiğinde söz konusu insan ya da yaratık uyanabilir. Çrneğin yıldızların belki binlerce yılda bir gerçekleşen bir şekilde dizilmeleri bu tür bir uyanmanın gerçekleşmesini sağlayabilir. Ya da belli bir olay, örneğin binlerce yıldır kimsenin girmediği mağraya birisinin girmesi, ya da birilerinin bir tür fantastik yolla yaptığı çağrı söz konusu insanı ya da yaratığı uyandırabilir. Bu tür uykuların sonrasında uyanan yaratık ya da insanların onları uyandıranlara karşı sinirli olmaları mümkündür. Bu noktaya kadar verilen örneklerin yanısıra, bir insanı ya da yaratığı bir başka insan ya da yaratığın ona zarar vermesi için uyutması da mümkündür. Bu tür bir uyutma kimi zaman söz konusu insan ya da yaratığı kandırarak yapılabileceği gibi, aniden kullanılan bir tür güç ya da silahla da söz konusu kişi uyutulabilir.

    Uyunan Mekanlar: Uyumak için ilk akla gelen yer elbette yataklardır. Ancak farklı varlıklar için uyunacak mekanlar değişebilir. Çrneğin kimi yaratıklar daha farklı şekilde uyumayı tercih edebilir. Çrneğin bazı yaratıkların yatağa uzanarak uyumak yerine ayakta durarak uyumayı tercih edebilir. Ya da bazı mekanlarda insanların da bildiğimiz yataklardan farklı yataklarda ya da yatağa hiç benzemeyen yerlerde uyuması gerekebilir. Çrneğin yerçekiminin olmadığı bir mekanda bir yatakta yatacaksak bile uyurken yanlışlıkla uçup kafamızı duvara çarpmamamız için söz konusu yatağa kemerle kendimizi bağlamamız gerekebilir. Elbette özel bir takım uyuma türleri için uyunan yerler çok farklı olabilir. Çzellikle insanları ya da yaratıkları iyileştirecek ya da onlara özel güçler verecek, vücudlarının şeklini değiştirecek uykuları için özel uyuma mekanlarına ihtiyaç vardır. Bu konuda gerçek doğada en çok bilinen örnek tırtılın kelebeğe dönüştüğü kozadır. Bu örnek bir çok fantastik hikayede farklı yaratıkların dönüşüm geçirdiği daha büyük ve daha değişik görünümlü kozaların hayal edilmesine ilham vermiştir. Bir kozada uyuyan bir yaratığın hayatta kalabilmesi için geçirdiği dönüşüm tamamlanana kadar kozanın içinde kalması zorunlu olabilir. Eğer söz konusu uyku uzun sürecek bir uykuysa, kimi zaman uyunan yerin uyuyan kişinin bedensel ihtiyaçlarını azaltacak türde bir yer olması, ya da bir şekilde fantastik ya da fantastik olmayan bir yolla söz konusu kişinin bedeninin işleyişini değiştirip onun eskisi kadar çok besin ve suya ihtiyaç duymadan yaşamasını sağlaması mümkün olabilir.

    3) Kabuslar

    Fantastik Edebiyatta Kabuslar: Kabusların özel bir rüya tür olduğundan bahsedilebilir. Rüyaların da onu görenlere kendilerini iyi ya da kötü birçok farklı yanları olabilir. (bkz kabuslar) Bu açıdan bir kabusu kötü yanı ağır basan bir rüya olarak görmek de mümkün olabilir ve sıradan bir rüyadan çok da keskin bir çizgi ile ayrılmadığı savunulabilir. Yine de kabuslar kimi zaman daha en başından en sonuna kadar kendilerini belli edebilirler. Bu tarz kendini belli eden kabuslar, her şeyden önce daha en baştan insanların korktukları bir şeyi onlara yaşatırlar, bir bakıma bu korku ile yüzleşmesini sağlarlar. Bu açıdan kimi zaman bir kabus içinde bulunan her öge ile, kimi zaman basit ve zararsız olabilecek ögelerle bile onu gören insanın korkmasına neden olacak bir rüya haline gelebilir. Kabuslar tek başlarına insanlara fantastik gelebilecek ögeler oldukları için, gerek fantastik halk hikayelerinde gerekse modern fantastik hikayelerde sıkça yer alırlar. Kimi zaman her hangi bir ek öge eklemeden sadece hikayenin belli yerlerinde karakterlerin belli kabuslar görmelerini sağlamak bile hikayeyi daha ilginç hale getirebilir. Ancak bazen kabuslara kimi fantastik özellikler kazandırmak da mümkün olabilir. Çrneğin kimi öykülerde insanların ya da başka varlıkların bir takım fantastik yollarla sürekli kabus görmeleri sağlanabilir. Ki her gece yattığında kabus görmesi bile başlı başına katlanılması çok zor bir durumdur. Kimi zaman da kabuslarda gördüğü olayların gerçekleşecek bazı olaylar hakkında insanı uyarması da mümkündür. Hatta bazen aslında kabusun içindeyken bile bir yerlerde o olayın gerçekleşiyor olması mümkündür. Kimi zamanda uyurken görülen kabus aslında o kişinin yattığı yerde geçer, bir bakıma o kabusu kişi etrafında bir şeyler olduğunu görmektedir, bu olan şeyler korkutucudur ama o kişi yataktan kalkamadığı, ya da kalksa bile kendini kontrol edemediği için olanları engelleyememektedir. Bu tür kabuslara karabasan da denmektedir.

    Birisinin Kabus Görmesini Sağlamak: Kimi zaman bu sadece bir kişinin huzursuz ya da başarısız olmasına neden olmak için yapılır. Mesela fantastik bir hikayede her hangi bir nedenle bir sınamadan geçecek bir savaşçıya o sınamada başarısız olduğunu gördüğü bir dizi kabus yaşatılabilir ve bu kabusların sonucunda kendine inancını kaybetmesi sağlanabilir. Ya da bazen belirli bir konusu olmayan, söz konusu kişiye birçok farklı korkusunu bir arada yaşayan kabuslar bir kişiyi onlardan kurtulmak için her şeyi göze alacak hale getirebilir. Elbette kimi zaman bir insanın kötülük ettiği bir kişi ya da varlığın o kişiye yaptığı kötülüğü durmadan hatırlatmasını da mümkün olabilir. Çzellikle o kişi yaptığı kötülükten dolayı vicdan azabı çekiyorsa, bu tarz kabuslarla yaptığı kötülüğün ona tekrar tekrar hatırlatılması mümkündür.

    Gerçekleşen Kabuslar: Bu tür kabusların geçtiği hikayeler kabuslarla ilgili hikayelerin belki de en korkunç olanları olmaları mümkündür. Bu tür hikayelerde bir insanın gördüğü kabus aslında gerçekleşmektedir, ya da kısa süre sonra gerçekleşecektir. Kimi zaman kabusun içinde gerçekleşecek olayı söz konusu kişinin kabusu görürken engellemesi mümkündür, ama bunun için çok korktuğu bir şeyi yapmaya cesaret etmesi gerekebilir. Kimi zaman da söz konusu kabus bir uyarıdır ve kabusta gördüklerinin gerçekleşmesini en azından kısmen engellemek mümkün olabilir. Kimi zaman da kabusu gören kişi ne yaparsa yapsın kabusta gördüklerinin gerçekleşmesini engelleyemez. Bir bakıma olacakları bilmenin ve engelleyememenin acısını bir arada yaşar.

    Karabasanlar: Karabasan olarak adlandırılan kabus türüne bazı kaynaklarda uyku felcinin yarattığı bir hayal olarak geçer. Bu tarz kabusların en bilinen yanı kendimizi yattığımız yerde görüp vucudumuzu hareket ettirememizdir. Bu tek başına yeterince korkutucu olabilir. Ancak bazen bunun yanında yatılan yere bir varlığın girdiğini ve bizim bu şekilde hareketsiz kalmamıza neden olduğunu da hayal etmemiz mümkündür. Bir bakıma karabasanları rüya ile gerçek dünya arasındaki bir köprü olarak görmek mümkündür. Etrafımızda gerçek Dünyayı görürüz, ama bedenimiz uyanmayı reddeder ve bunun yanında bazen o Gerçek Dünyanın içinde kabusumuzun bir parçası olan varlıklar, eşyalar görebilir, sesler duyabilir, belki aslında olmayan bir tehlikenin olduğunu hissedebiliriz. İşin en tuhaf yanı da etrafımızdaki diğer uyuyan ya da uyumayan insanlar bizim görüp duyup hissettiklerimizi fark etmezler ve biz onlara sesimizi duyuramayız. Tüm bu açılardan karabasan belki de rüya türleri içinde en gizemlisidir. Elbette bazı fantastik ögelerle de birleştirilerek fantastik hikayeleri daha da zenginleştirecek bir öge haline getirilmesi mümkündür.

    4) Hapishaneler (Zindanlar)

    Fantastik Edebiyatta Hapishaneler: Hapishaneler gerek günümüz Dünyasının modern hapishaneleri olsun, gerekse geçmiş zamanın zindanları olsun, hemen her zaman ürkütücüdür. Bir tutuklu ya da esir için başına neyin geleceğini bilmediği bir yerdir hapishane, nereye gideceğine ne yapacağına çoğu zaman kendisi karar veremez. Bir gardiyan içinse, muhtemelen oradan kaçmak isteyen kendisinden nefret eden insanlarla dolu bir yerdir. Böylesine büyük korku ve gizem kaynağı olan bir mekanın gerek modern gerek geleneksel fantastik edebiyat tarafında sıkça kullanılan bir öge olması son derece doğal bir durumdur. Elbette fantastik edebiyat diğer ögelere yaptığı gibi fantastik edebiyata da kendince farklı boyutlar ekleyip zenginleştirebilmektedir.

    Hapishane ve Zindanlarda Yer Alabilecek Çgeler: En klasik öge hücrelerdir. Hücre hem söz konusu kişinin kaçmasını engellemek için yapılır, hem de kimi zaman hücrenin kendisi cezanın kendisidir. Çzel bir takım varlıklar ya da özel güçlere sahip kişilerin kaçmaması için bazen özel hücreler yapılabilir. Bu tarz hücreler çoğu zaman söz konusu kişilerin fantastik güçlerini kullanmalarını engelleyecek şekilde tasarlanmıştır. Çrneğin duvarlardan geçme yeteneği olan bir kişinin hücresi ancak asma köprü ile ulaşılabilen etrafı uçurumlarla çevrili bir hücre olabilir. Elbette yine klasik bir öge hapishanelerden bulunan sıradışı gardiyan ve mahkumlardır. Sıradışı bir mahkumlar özellikle fantastik güçlere sahiplerse onları hapishanede tutmakla görevli sıradışı mahkumların çok dikkatli olmaları gerekebilir. Söz konusu fantastik gücün kullanılmasına neden olacak ufacık bir ihmal o kişinin kaçmasına neden olabilir. Sıradışı gardiyanlar da kimi zaman sadece mahkumların değil, diğer gardiyanların da korku duydukları varlıklar haline gelebilirler. Çzellikle bu gardiyanlar insan dışı bir varlıksa, yine farkında olmadan o gardiyanı kızdıracak en ufak bir hareket bunu yapan mahkum ya da gardiyanın zarar görmesine neden olabilir. Sıradışı gardiyan ya da mahkumlar söz konusu olduğunda bazen fantastik güçleri olmayan insanları durdurmayacak bazı maddeler ya da eylemlerin onları durdurması, ya da onlara dayanılmaz gelmesi mümkündür. Nasıl mıknatıs demir üzerinde etkili ama insan üzerinde etkili değilse, bazen sıradan bir ses ya da müzik, bir renk, ya da bir ışık fantastik güçleri olan ve alt edilmez gibi görünen bir mahkum ya da gardiyan için dayanılmaz ya da vazgeçilmez, ya da dehşet verici olabilir. Elbette bu sıradışı gardiyan ve mahkumların kendilerine fantastik ana ya da yan öge olarak yer alabilecek kendi öyküleri olabilir ki bu tür öyküler de fantastik öykülere renk katabilecek ögeler arasındadır. Fantastik ya da fantastik olmayan hikayelerde hapishanelerle ilgili yer alabilecek bir başka bir öge de hapishanede daha önce yer almış mahkumlarla ilgili izlerdir. Bu izler kimi zaman sonraki mahkumlar için uyarılar içerebilir. Ya da onların kaçmalarına ya da hapishaneden çıktıklarında onlara yardım edecek sırlar içerebilir.

    Hapishaneden Kaçış: Belki en çok işlenen hapishane ögesidir. Kimi zaman doğrudan hücreden dışarıya açılan bir yol bulma ya da yaratma şeklinde olabilir. Bu yol bazen fantastik bir yolla yaratılabilir, ama fantastik bir hikayede bile fantastik olmayan yollarla yaratılması mümkündür. Kimi zaman da kaçış hapishanenin tüm güvenlik önlemleri ve güvenlikle sorumlu kişilerle yüzleşerek de olabilir. Bazen özellikle fantastik yollarla korunan bir hapishaneden çıkmak için bir bilmeceyi çözmek ya da bir sınamayı geçmek gerekebilir.

    Sıradışı Hapishaneler: Çzellikle fantastik halk edebiyatında sıkça yer alan ögeler arasındadır. Kimi zaman bir ada ya da bir gezegen başlı başına bir hapishane haline getirilebilir. Kimi zaman ateşten, sudan hapishaneler yapılabilir. Ya da havada asılı duran ve bu nedenle kimsenin kaçamayacağı hapishaneler yaratılabilir. Yaratılabilecek sıradışı hapishane türlerinden birisi de insanların zihinleridir. Kimi zaman fantastik yollarla insanlar kendi zihinlerinin içine hapsedilebilir. Böyle durumlarda bazen kendi zihinlerinin içinden çıkabilmek için bir gerçeğin farkına varmak, ya da bazen o gerçekle yüzleşmek gerekebilir.

    5) İntikam

    Fantastik Edebiyatta İntikam: Birçok güçlü başka duygu gibi intikam da fantastik edebiyatta yer alan bir duygudur. İntikam, bir insanın kendisine kimi zaman büyük bir acı ya da kayıp yaşatan bir kişiye, bazen de kötü giden bir hayatın sorunda tüm insanlar, bazen tüm Evrene kendi yaşadıklarına benzer acılar ya da kayıplar yaşatma isteği olarak görülebilir. Bu tarz bir duygu hem insana normal zamanlarda yapamayacaklarını yapmasını sağlayacak bir güç verir. Hem de onu içten içe tüketir. Bu kazanılan gücün ve kendini tüketmenin, hayal gücünün de yardımı ile daha da ilginç hale getirilmesi mümkündür. Bunun yanında fantastik edebiyatta kimi zaman yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarılan intikam öyküleri, hatta kimi zaman insanların ötesinde, başka canlı varlıkların hatta kimi zaman tüm doğanın belli kişilere, ya da varlıklara karşı duyduğu intikam hissi fantastik edebiyat eserlerinin konusu olabilir. Kısacası intikam doğrudan hayal gücünün yarattığı bir öge olmasa da hayal gücünün geliştirmesine en açık ögelerden birisidir.

    İntikam Duygusunun İnsanları Değiştirmesi: İntikam duygusu insanın zihninde belirdiğinde, insanın daha önce çekindiği, yapamadığı, gücünün yetmediği şeyleri yapmasını mümkün hale getirir. Fantastik edebiyatta insanların intikam hissi ile dolduğu sırada yaşadığı bu güçlenme ona bir takım fantastik güçlerin de eklenmesi ile geliştirilebilir. Çyle ki kimi zaman intikam duygusu söz konusu kişinin kişiliğinden bağımsız bir varlık kazanıp o kişiyi yönlendirmeye başlayabilir. Bir bakıma o kişi aslında yapmak istemediği, yaptığı için bir yandan pişmanlık duyacağı şeyleri, aslında içinden atıp kurtulmak istediği bir varlık tarafından yapmaya zorlanabilir. Hatta kimi zaman içindeki intikam hissinin yarattığı bu varlığın onu kontrol ettiği zamanlarda yaptıklarını söz konusu kişi normal zamanlarda hatırlamayabilir. Ancak hemen hemen her zaman ister insanın kendi kişiliğinin bir parçası olsun, ister o kişilikten bağımsız bir tür fantastik bir kişilik kazansın intikam hissi genelde gücünü o intikamı yaşatan kişiden alır. İntikam, o kişiyi yavaş yavaş yaşamından, zevk duyduğu her şeyden uzaklaştırmaya başlar. Bazı fantastik hikayelerde söz konusu kişi intikam duygusunu hissetmenin sonucunda bedeninin değişmesi güzelliğini ve belki intikam almasına hizmet etmeyen kimi yeteneklerini de kaybedebilir. Kısacası söz konusu kişinin hayatının intikam amacına hizmet etmeyen bölümünün yavaş yavaş yok olup, intikama hizmet eden bölümünün güçlenmesi mümkündür.

    Sıradışı İntikamlar: Kimi zaman bazı yıllarca ya da yüzyıllarca insanların zihninde yaşayabilir. Söz konusu normal bir hayat yaşıyor görünse bile, aslında zihninde belki kendisinin bile fark etmediği ama ona zarar veren kişiyi gördüğünde ortaya çıkacak bir yan olabilir. Bazı hikayelerde alınması gereken bir intikamın nesilden nesile aktarılması da mümkündür. Kimi zaman fantastik hikayelerdeki hayal gücü, ormanların, nehirlerin ya da denizlerin de yaşadıkları büyük acıların sonrasında intikam alma isteği duyabileceklerini hayal edebilir. Nasıl insanlar, intikam hissi ile değişiyorlarsa, nehirler, ormanlar, denizler ve toplumlar da intikam hissi tarafından değiştirilebilirler. Hayatlarını daha mutlu yaşamalarını sağlayan yetenekleri, güzellikleri yavaş yavaş yok olurken, intikam duygusuna hizmet eden yeni, kimi zaman fantastik güçlerinin ortaya çıkması mümkündür. Bir süre sonra varlıklarının tek nedeni bazen belli kişilere, bazen tüm Evrene acı yaşatmak haline gelebilir.

    İntikam Hissinin Sonu: Çoğu zaman insanların ya da intikam hissi duyan diğer varlıkların, içlerindeki intikam duygusunu bitirmek için bu duygu ile savaşmaları gerekir. Bazen bu savaş kendi içinde kişilik kazanmış bir varlıkla savaşmak haline de gelebilir. Ne olursa olsun intikamla savaşmak çoğu zaman bir tür iç savaştır. Kimi zaman intikam duygusu, söz konusu kişiye acı yaşatıldığı anda biter. Çzellikle eğer acı çektirilen insan, aslında intikam duygusunun içinde bir yanı ile hala sevdiği bir kişi ise, bazen o kişiyi acı çekerken görmek intikam duygusunu bitirebilir. Kimi zaman bu duygudan kurtulmanın, ya da bir başka insanı, ya da varlığı kurtarmanın tek yolu bir tür fantastik bir yol olabilir. Bazen söz konusu olan bir deniz, nehir ya da ormansa, onları intikam duygusunundan kurtarmak için onlarla iletişim kurmanın bir yolunu bulmak ve belki onları belki hala yaşadıkları acıdan kurtarmak için çaba sarfetmek gerekebilir.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Sun Mar 14, 2010 1:24 pm Reply with quoteBack to top

    1)Dionysos

    Yunan din ve pantheonunun en gizemli tanrısıdır Dionysos. Yunanistanda geç tanınmıştır bu tanrı ama tanınıncada çok derinden etkilemiştir Yunan düşüncelerini kısacası yunan mitolojisini.

    Homeros ve Hesiodos çok az bahsetmiştir bu tanrıdan. Kısaca birkaç bilgi ile üzerinden geçmiştir sadece. Nedeni ise Yunan mitolojisinin kurucusu Homeros ve Hesiodosun İ.Ç 8 ve 9. yy da yaşamış olması ve Dionysosu yeni yeni tanımaya başlamalarıdır. Dionysosu tam olarak tanımak için birkaç yy daha beklemek gerekecektir. İ.Ç 5. yüzyılda Euripides in ''Bakkhalar'' isimli tragedyası ile tanınmıştır tam olarak Dionysos. Euripidesin bu tragedyasın Dionysosla ilgili herşeyi öğrenebiliriz. Yaşamı, gücü, ona karşı gelenlere yaptığı şeyler.. Kısacası herşey....

    Hesiodos Dionysosdan bahsederken;

    ''Kadmos'un kızı Semele de sevişip Zeusla
    şanlı Dionysos'u doğurdu, o çoşkun tanrıyı

    diye ifade etmiştir.

    Annesi Semeledir Dionysos'un ama onu dünyaya getiren Semele değil babası Zeus'tur. Zeus'un yaptığı kaçamak sonunda gelmişti dünyaya Dionysos. Hera çabucak haberdar oldu bundan ve öç almak istedi haliyle kocası Zeustan ve Semeleden. Tüm kiniyle peşine düştü Hera Semelenin. Tüm öfkesine rağmen Semelenin cezasını bizzat Zeus'un vermesini ve ikisininde acı çekmesini istiyordu Hera. Bu yüzden Semelnin yanına başka bir kılığa bürünerek gitti. Bir ölümlünün kılığına. Yaklaştı Semeleye ve:

    '' Sen koynuna girenin Zeus olduğunu söylüyorsun ama emin misin bundan? Nice kişiler vardır ki masum genç kızları kirli emellerine alet etmek için takma isim kullanıyor. Karnında ki çocuğun babası Zeussa kantılasın bunu madem'' demiş.

    Bunun üzerine Zeustan dileğinin yerine getirilmesini ister. Zeus dileğinin ne olduğunu bilmeden Styks ırmağı üzerinde yemin eder dileğini yerine getireceğine. Styks üzerinde edilen yemin o kadar kuvvetli, o kadar sağlamdır ki Zeus bile değiştiremez bunu. Çstelik diğer tanrılarıda şahit tutmuştur buna.

    ''Çyleyse'' der Semele, '' nasıl ki Kronos'un kızı hera sen görmekteyse hep, bende görmek isterim seni bir kez olsun tüm görkeminle''

    Zeus susturur birden Semeleyi ama olan olmuştur. Styks üzerinde edilen yemin bozulamazmış. Bu yüzden gösterir kendini Zeus Semeleye. Ama hangi ölümlü kadın dayanabilmiş ki Zeus un görkemli görüntüsüne Semele dayansın. Zeusun yıldırımlarıyla yanıp gider Semele'cik!!

    Semele ölmüştür ama karnındaki çocuk yaşamaktadır hala. Zeus Semelenin ölü bedeninden alır çocuğu ve kendi baldırına yerleştirir.

    Zamanı gelincede Zeus dünyaya getirmiştir Dionysos'u. Nysa perilerine teslim eder onu Zeus. Büyüyüp gelişen Dionysos başlar ülke ülke gezip dinini yaymaya.

    Başka bir doğuş öyküsü daha vardır Dionysos'un. Yer altı ecesi Persephone ile Zeus un oğluydu Dionysos bu öyküye göre. Adı da Zagreusdu. Hera o amansız kıskançlığı ile kışkırtmış titanları ve Dionysosu parça parça ettirmiştir. Bir tek yüreği kalmıştır. Zeus birkez daha hayat verir bu yürekten Dionysosa. Bu duruma sinirlenen Zeus yıldırımlarıyla vurarak yok eder o titanları. O küllerden de insanlar yaratılmış bu öyküye göre. Bu yüzden de insanın oluşumunda tanrısal bir cevher vardır.

    Herşeyden önce bir doğa tanrısıdır Dionysos. Çzümle simgelenmiştir bu tanrı. Taşkınlığın,çoşkunun ve yaşama sevincinin tanrısıdır o. Çzümle simgelendiği için aynı zamanda şarabın ve bu şarabın getirdiği taşkınlığın, sınır tanımazlığında tanrısıdır.

    Dionysos adına düzenlenen şenliklerde tekeler kurban edilir ve dinsel şarkılar söylenirdi. Tanrıyı simgeleyen tiayatro oyunlarıda oynanırdı tabi ki de. Her tiyatroda bir sunak yapılırdı onun adına.

    Dionysos kimi zaman bir ölümlü biçimine girerek diğer ölümlülerle konuşurdu. Bun örnek olarak pentheusla yaptığı konuşmayı örnek olarak gösterebiliriz. Yaptığı konuşmada Pentheusun inançsızlığada gözler önüne serilmiştir.

    Pentheus: Çnce söyle bana nedir senin kökenin?

    Dionysos: Hiç böbürlenmeden söyleyeyim. Bundan daha kolay birşey yoktur benim için. Çiçiekli Bozdağı tanıyorsun kuşkusuz ondan söz edildiğine göre.

    P:Tanıyorum;Sardes şehrinin bir amfiteatr gibi çeviren hani.

    D:İşte ordanım ben. Lydia vatanımdır benim.

    P:Yunanistana taşıdığın bu gizemler nereden gelme?

    D:Zeus'un oğlu Dionysos verdi bana onları.

    P:Demek orada yeni tanrılar yaratan bir Zeus var,öyle mi?

    D:Hayır, Tam da burada Semeleyle birleşen o Zeustur bu.

    P:Sen bu buyruğu geçe düşünde mi gördün, yüzyüze mi aldın ondan?

    D: Ben onu gördüm , o da beni: Sırlarını emanet etti bana o.

    Pentheusun annesi Agaue bir Bakkhalıydı. Bu da Dionysosun Anadoulu olduğunu gösteriyor açıkca.

    Neyse biz Yunanlıların bakış açısına geri dönelim;

    Yunanlılar Dionysos için gamdan kurtaran derlerdi. Ona bağlananlar üzüntüden kurtulurdu verdiği çoşku ile.

    Onun en bilinen öykülerinden biride Midasla ilgili olandır. Dionysosu bakıp büyüten Silenos bir gün şarapı fazla kaçırıp Phrygia çayırlarında kuytu bir köşede uyuya kalmış. Tanrının en sevdiği yaratığıydı Silenos. Koca burunlu,çıplak kafalı, şişman ama kısa boylu ve keçi bacaklı boynuzlu bir yaratıktı. Midas onu bulmuş ve tanrıdan (dionysosdan) buna karşılık dokunduğu herşeyin altın olmasını istemiş. Böylece dokunduğu herşey altın olacak o da zenginliğinin sınırı olmayan biri olacaktı kendi düşüncesine göre.Akıllı Dionysos da hiçbirşey demeden kabul etmiş isteğini. Midas bir süre sonra farketmiş dokunduğu herşey altın olduğu için yemek yiyemediğini ve halsiz kaldığını. Pişmanlık ve açgözlülüğünden dolayı özür dilemiş tanrıdan ve düzelmesini istemiş bunun. Dionysosda Midasın bundan ders aldıgını görerek gidip Sart çayına girmesini ve bu şekilde düzeleceğini söylemiş ve dediği gibi de olmuş.O günden bu yana Sart çayında hep Altın tozları olduğu söylenir.

    Son olarak da Dionysosun kutsal hayvanı panterdir. Kutsal bitki ve agaçlarıysa asma fidanı, sarmaşık, meşe ve çamdır diyerek yazımı burada bitiriyorum...

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz

    Last edited by Aegron Linwelin on Sun Mar 14, 2010 1:27 pm; edited 1 time in total
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Sun Mar 14, 2010 1:26 pm Reply with quoteBack to top

    2)PAN

    Yaygın görüşe göre Hermes ile nymphe Penelopenin oğludur. Bir doğa tanrısıdır Pan. Yarı insan yarı keçi görünümlü bir tanrıdır. Pan sözcüğü Â?bütünÂ? anlamına gelmektedir. Bu da bu tanrının gücünün ne denli geniş olduğunun bir göstergesidir.
    Çocuk Pan ilk doğduğunda öyle korkunç bir yaratıkmış ki annesi ve babası korkmuş o denli. Babası Hermes onu sarıp OlymposÂ?a çıkardığında tanrılar ve tanrıçalar bir hayli eğlenmiş bu garip yaratığın görüntüsüyle.
    PanÂ?a özellikle Arkadia ilinde büyük bir saygı gösterirlermiş. Bal ve keçi sütü sunardı ona. Bir elinde değnek diğer elinde Syrinks denen kavalı dağ bayırda dolaşırmış Pan. Aslında Syrinks bir peri kızıymış. Pan bu kızın güzelliği karşısında öylece kalmış. Bakmış etrafta kimse yok başlamış bu peri kızını koşturmaya. Peri kızı kaçmış PanÂ?dan ama nafile. Bir süre sonra ensesinde hissetmiş PanÂ?ı. İşte o zaman kardeşlerinden kendisini bir bitkiye dönüştürmelerini ve PanÂ?ın eline düşmekten kurtarmalarını istemiş. Pan tam büyük bir mutlulukla peri kızını yakaladığı anda kucağında peri kızının yerine birkaç kamış olduğunu fark etmiş. Bunun üzerine Pan; Â? Peri kızı olarak benimle olamadın ama seni yanımdan hiç ayırmayacağımÂ? diyerek o kamışlardan birinden yedi delikli bir kaval yaptı. İlk yedi delikli kavalıda böylece Pan icat etmiş oldu.
    Av tanrısı olarak da bilinirdi Pan. Bu yüzden köşe bucak her yeri bilirdi. Bunu da en güzel PersephoneÂ?nin kaçırılmasından sonra DemeterÂ?in kendini bir kuytuya çekmiş olarak bulması ve ZeusÂ?a haber vermesi ile kanıtlamıştır.
    Pan başka bir peri kızı olan PitysÂ?e de aşık olmuştu.Hem bu peri kızı Strinks gibi onun aşkınıda karşılıksız bırakmamıştı. Lakin bu peri kızına tek aşık olan Pan değildi. Birde kuzey rüzgarı Boreas vardı nicelerdir peri kızına aşık olan. Ama peri kızı hiç yüz vermemiş BoreasÂ?a. Buna sinilenen Boreas kaçırmış peri kızını ve ona türlü türlü işkenceler etmiş. Peri kızına acıya Gaia(toprak ana) onu bir çama dönüştürmüş. Pan da sevgilisinin anısını ölümsüzleştirmek için çam yapraklarından yapılmış bir taç yapmış kendine ve onu hhep başında taşımış. Poyraz ise hep acı acı inletirmiş çam ağacını.
    PanÂ?ın kavalından çıkan sesin çok ürkütücü olduğu söylenir. Titanların savaşında onları ürkütmüştü Pan kavalı ile. Atinalılar, Marathon savaşında PanÂ?ın Persler üzerinde korku estirdiğine ve onun sayesinde kazandıklarına inanırlar.

    3)Rhea ''Toprak Ana''

    Rhea, Anadolu tanrıçası Kybelenin Yunan tanrıları dünyasında aldığı isimdir. Uranos ve Gaia dan olma dişi bir titandır Rhea. Zeus dan önce evrene hakim olan KronosÂ?un hem kız kardeşi hem de karısıdır. Kronos; Zeus, Poseidon ve Hades in babasıdır aynı zamanda. Tanrıların babası olmasına rağmen ozanlar bu sıfatı Kronos gibi çocukları yiyen acımasız bir babaya vermek istememişlerdir.

    Rhea ya ise Â?Tanrıların anasıÂ? sıfatı seve seve verilmiştir. Kronos un yanında çocuklarını zalim babalarından kurtarmak için savaşan bir annedir o. Bu çabasında çok başarılı olamasa da en küçük oğlu ZeusÂ?u babası tarafından yutulmaktan kurtarmış, onun yerine taşa sardığı bir bez parçasını yutturmuştur KronosÂ?a. ZeusÂ?u İda dağında bir mağarada saklamıştır Rhea. Onu orada İda ve Adresteia adından iki peri kız kardeş ballarıyla beslemiş, Amaltheia adından ki keçide ZeusÂ?u emzirmiştir. Ağladığı zaman sesinin duyulmaması içinde Kuretler kalkanlarına vurarak onu acımasız babasından habersiz büyütmeyi başarmıştır Rhea.

    Rhea aslında toprağı simgelediği için aslında sadece tanrıların değil, bütün varlıkların anasıdır. İlkel insan döllenme ile dokuz ay çocuğun doğum süresini tam olarak kavrayamadığından olsa gerek yaratıcılığı kadına yüklemiş, bunu da her türlü bitkinin yaratıcısı olarak kabul ettikleri toprak ile özdeşleştirmiştir.

    Rhea toplumlara ve çağlara göre değişik isimler almış ama özünde Â?Toprak AnaÂ? sıfatını taşımıştır. Bu isimler; Kubaba, Kyble, Ma,Arinna, İnana,Lat gibi isimlerdir. Çnü Roma dünyasına yayılır toprak ana RheaÂ?nın yıllarca. Daha sonra Â?Tanrı AnasıÂ? sıfatıyla Hristiyanlıkta yer bulmuştur kendine.

    Yaratıcılığı toprak ile simgeleyen ilk çağ insanı beden olarak bir kadını düşünmüş ve tüm yer yüzünü bu kadının bedeni olarak tasarlamıştır kafasında. Yer yüzünün bağrındaki taşlar kemiklerini, ağaçlar ve her türlü bitki saçlarını, irili ufaklı dağlar bereket taşan memelerini ve akan sular da bu memeleri besleyen sütlerdir. Elbette ki bu damarları ve kanı unutmamıştır insan. En küçük su birikintisinden ırmaklara değin onun kan ve damarlarını oluşturmuştur yeryüzü. Döl yatağı da vardır elbet yaratıcı olarak simgelenen kadının. Mağaralarda döl yatağıdır onun.

    Kybele yani Rhea nın en ünlü hikayesi bir ölümlü olan Attis ile olan aşkıdır. Kybele AttisÂ?e kendi tapınağının bakımını vermiş buna karşılıkta Attis den bakir kalma sözü almıştır. Ne var ki ölümlü Attis sevdalanır ve verdiği sözü unutur. Düğün töreni sırasında gelen konukların arasına karışmıştır Kybele. Onu görünce derinden sarsılan Attis vicdan azabı ile erkeklik organını keserek kendini hadım eder. AttisÂ?in toprağa akan kanlarından menekşeler ortaya çıkar. Attis bununla da kalmaz. Tam kendini asacağı sırada eski sevgilisine acıyan tanrıça onu bir çam ağacına dönüştürür ve o günden sonra çam ağacı AttisÂ?in simgesi olur.

    4)Athena

    Bigeliğin, savaşın, bilimin ve sanatın tanrıçasıdır Athena. Pallas Athena da denir ona. Kendisine birçıok sıfat verilmiştir. Bunlardan bazıları;

    şehirlerin koruyucusu
    Pallas Athena(pallas isimli bir devi öldürdüğü zaman almıştır bu sıfatı)
    Zafer Taşıyan
    Esenlik dağıtan
    Güçlü babanın kızıdır.

    Kardeşim artemis gibidir o da. Evlenmemiştir ve bakiredir. Okeanos ve Tethysin kızı Metis le Zeus un birleşmesinden doğmuştur Athena. Ama bilinlel doğumlardan farklı olmuştur athenanın doğumu. Metis tam doğuracağı sırada samcılar ile kıvranmaktayken Zeus Metisi yutmuştur Uranos ve Gaianın öğütlerine uyarak.
    Birden kafasında dayanılmaz bir acı başlar Zeus'un. Daha fazla dayanamayacağını anlayan Zeus, Hephaistos'u çağırır huzuruna demir dövdüğü en büyük balyozu ile ve kafasına vurdurdur balyozu. Athenanın doğuşu işte böyledir. Zeusun kafasından bir elinde kalkan, bir elinde kargısı ile çıkmıştır zırhlara bürünmüş güzeller güzeli tanrıça.

    Zeusun kafasından doğması Athenaya hem aklı hemde bilgeliği simgeleyen nitelikler yüklemiştir. Çn safda savaşan olarakta savaşın tarnıçasıdır Athena.

    Hem aklın hem de savaşın tanrıçası olması ile Aresi yarışmada yenmiştir Athena. Ares sadece savaşın tanrısıdır ve onun aldığı güç kaba kuvvetten gelir. Oysa Athena hem aklın hem savaşın tanrısıdır ve bilgeliğini kullanmıştır yarışmada da.

    Sadece ölümsüzlerle değil ölümlülerlede boy ölçüşmüştür. Dokumacılıkda çok usta olan Arakhne ile yarışmıştır. Arakhne bir ölümlüdür ölümlü olmasına ama çok küstahtır tanrılara karşı. Ayrıca çok da yeteneklidir. Ve başlarlar yarışmaya...

    Athena poseidon ile olan savaşını dokumuştır tüm tanrılarla beraber, Arakhne ise Zeusun yaptığı çapkınlıkları dokumuştur. Buna tahammül edemeyen Athena iki üç defa vurmuştur kadının alnına. Kadın yediremez kendine bunu ve asmaya kalkar kendini. Athena acır kadına ve onu bir örümceğe dönüştürür. Böylece hep dokumaya devam edecektir Arakhne ve soyundan gelenler..

    Athenanın en hayran olduğu tanrı Odysseusdur. Tanrıçanın bu adama arka çıkmasının nedeni ise akldır Odysseusun.

    Baykuş ve ejderha onun kutsal hayvanlarıydı. Ayrıca Panathenaia bayramalrında athan adına öküz kurban edilir.

    Zeusunda en sevdiği kızıydı Athena. Bunun nedeni kenisi doğum verdiği için olabilir mi acaba? Smile

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Fri Mar 19, 2010 12:20 am Reply with quoteBack to top

    5)Hephaistos

    Değişik rivayetler vardır bu tanrının doğumu ile ilgili. Ama en bilineni Hesiodosun da anlattığı gibidir. Rivayete göre Hera kocası ZeusÂ?a duyduğu hınçtan dolayı kendi hiçbir erkekler beraber olmadan doğurmuştur HephaistosÂ?u.
    Homeros destanlarında ise Zeus ile HeraÂ?nın oğlu olarak görünür.
    Heranın kendi anlatımına göre böylesine şekilsiz bir çocuk doğurduğu için kendinden utanan Hera HephaistosÂ?u denize atmış. Tehtys ile Okeanos kızı Eurynome sahip çıkmışlar HephaistosÂ?a ve ona tam 9 yıl bakmışlar. O da boş durmamış tabi ki sürgünlüğü sırasında. Birçok küpeler, takılar, bilezikler yapmış bir mağarada.
    Ama Hephaistos Â?köpek gözlüÂ? diye anlattığı annesinden hep öç almak istemiş. Sonunda kafasına öç almayı koyan Hephaistos demirlerin tanrısı olduğu için çok güzel bir taht yapmış annesi için. Bu tahtın görünmez zincirleri varmış. Annesini bu şekilde tuzağa düşürmeyi planlıyormuş Hephaistos. İstediği gibi de olmuş. şekilsiz diye denize attığı oğlunun tahtını çok beğenmiş Hera ve kurulmuş hemen tahta. O zaman anlamış bunun bir tuzak olduğunu Hera. Birden kendini zincirlerin arasında buluvermiş. Sonunda bundan kurtuluşun olmadığını anlayanlar DionysosÂ?a başvurmuşlar son olarak. Dionysos tatlı şarapla sarhoş etmiş topal tanrıyıda anca öyle getirmiş OlymposÂ?a. HephaistosÂ?un bağlarını çözmesiyle anca kurtulabilmiş Hera.
    Olymposlu tanrılar hep alay edermiş Hephaistosla ama hepte ona işleri düşermiş.Tanrılar arasında elinden en çok iş gelen tanrı Hephaistosdur tabi ki de.Onsuz yapamaz hiç biri. HeliosÂ?un güneş arabasını, Heraklesin altın zırhını, AkhilleusÂ?un kalkanını ve nicelerini hep o yapmıştır. Zeus ölüm saçan yıldırımlarıda onun elinden çıkmadır. Hünerinin sınırı olmayan Hephaistos ilk kadın insanı Pandorayı da yaratmıştır. Böylece ne kadar hünerli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır herkese.
    Yalnız annesi kötülük etmemiştir HephaistosÂ?a. Babası Zeus da bir tartışmada sırf annesinin tarafını tuttuğu için OlymposÂ?un tepesinden Lemnos adasına fırlatmış HephaistosÂ?u. İşte topal olmasının sebebi de budur HephasitosÂ?un.
    HephaistosÂ?un karısı AphroditeÂ?yi Ares ile basmasının öyküsünü ayrıntılı olarak Aphroditeyi anlatırken yazacağım.
    PrometheusÂ?u yani ateşi alıp insanlara veren, ZeusÂ?un tabiriyle onları ateşin kötülüklerine iten tanrıyıda Kafkas dağlarına Hephaistos zincire vurmuştur. ZeusÂ?un yardımına gelip başından AthenaÂ?nın çıkmasını sağlayan da odur.
    Hem ateşin hemde demircilerin tanrısıdır Hephaistos. Yanardağların içinde çalışır Hephaistos, Kyklop yardımcıları ile beraber. Hünerli bir demirci olduğu kadar hünerli bir kuyucumdur da Hephaistos. Tanrılar için bir çok bilezik, yüzük yapmıştır Hephaistos hünerini kanıtlamak için. Tanrıların içtikleri kutsal şarap kaplarını dahi bun hünerli tanrı yapmıştır.

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Fri Mar 19, 2010 2:29 am Reply with quoteBack to top

    Bu da benim son beş maddem

    6) Oyuncaklar

    Fantastik Edebiyatta Oyuncaklar: Oyuncaklarla ilgili belki de ilk hatırlanması gereken onların gerçek yaşamda da başka işlevleri olan nesneler olabilecekleridir. Kimi zaman oyuncak bir heykeldir, kimi zaman bir giysidir, kimi zaman bir telefondur, bir arabadır, bir lambadır. Gerçek yaşamda işlevleri olan tüm bu nesne ve aletler bir çocuğun ya da çocuk ruhlu bir kişinin elinde oyuncak haline gelebilirler. Elbette fantastik kimi nesneler ve aletler de hikayelerde kimi çocuklar tarafından bulunduğunda onların eğlenmek için oynadıkları oyuncaklar haline gelebilirler. Bir oyuncağı yaratan öncelikle çocukların, ya da oyuncakla oynayacak her hangi başka insanın sahip olduğu hayal gücüdür. Oyuncakları fantastik edebiyatta bir öge olarak kullanırken, çocukların zaten sahip oldukları bu hayal gücünden faydalanmak bu ögenin öyküyü daha da renklendirmesini sağlayabilir.

    Canlanan Oyuncaklar: Birçok oyuncağın çocukların ya da çocuk ruhlu insanların eline geçtiği zaman gerçekte sahip olduğu özelliklerden daha farklı özelliklere sahip olduğu hayal edilir. Çrneğin çoğu çocuk ve bazen büyük kişilere geceleri oyuncak ayılarla yatmak güven verir. Çünkü ayının kendilerini bir şekilde koruduğunu hayal ederler. Benzer şekilde oyuncak bebeklerin, ya da askerlerin yaşadığını hayal etmek, en azından oyun sırasında çocukların sıkça yaptığı bir şeydir. Bunun dışında kimi zaman bazı nesnelerin aslında sahip olmadığı güçlere sahip olduğunu da hayal etmek oyun sırasında yapılabilecek bir şeydir. Çrneğin oyuncak bir arabanın, hatta belki de tahta parçaları ile yapılmış basit bir oyuncak bile olsa, gerçek araba gibi hareket ettiğini, hatta gerçek arabanın bile sahip olmadığı güçlere sahip olduğunu mesela uçabildiğini hayal etmek oyun sırasında çocukların yapabileceği bir şeydir. Bu hayal gücünden fantastik edebiyat hikayelerinde yararlanmak, oyuncakları kullanmanın etkili yollarından birisidir. Kimi zaman bir çocuğun oyun oynarken, ya da oyuncağını yanında taşırken oyuncağın taşıdığını hayal ettiği bir özellik bilinmeyen bir nedenden dolayı aslında oyuncağın gerçekten taşıdığı bir özellik olabilir. Çrneğin bir oyuncak ayı gerçekten çocukla konuşuyor ve geceleri onu koruyor olabilir. Derme çatma bir oyuncak araba gerçekten gerçek bir araba gibi çalışıyor olabilir hatta çocuğun hayal ettiği fantastik bir özelliğe sahip olabilir. Bazen bu özellik bir tür fantastik varlık tarafından çocuğun mutlu olması için oyuncağa kazandırılmış olabilir. Çrneğin pinokyonun hareket eden, konuşan, kendine ait bir karakteri olan bir kuklaya dönüşmesi bir oğlu olmayan bir marangoza verilmiş bir hediye olarak görülebilir. Bazen de oyuncakların sahip oldukları özellikleri onlara kazandıran çocukların sahip olduğu hayal gücüdür. Çrneğin bir fantastik öyküde bir oyuncak ayının sahibi olan çocuk ayının yaşadığını ve onu koruduğunu hayal ettiği sürece gerçekten yaşaması ve çocuğu koruması mümkündür. Böyle bir öyküde çocuk büyüyüp de ayının sadece bir kumaş parçası olduğunu düşünmeye başladığında oyuncak sahip olduğu yaşamı kaybedip sadece bir kumaş parçasına dönüşmesi mümkündür.

    Oyuncaklar Çlkesi: Bir çocuğun ya da çocuk ruhlu bir insanın kendi odasını, ya da evin her hangi bir odasını ya da örneğin bahçeyi içindeki her eşya nesneyi hayal gücü ile değiştirerek, bambaşka özelliklere sahip bir nesneler söz konusu yeri de bambaşka özelliklere sahip bir yer olarak hayal etmesi mümkündür. Bir bakıma etrafındaki tüm Dünya oyuncaklarla dolu bir ülkeye dönüşmüş gibi hayal etmek mümkündür. Gerçek yaşamda karşılaşılan nesnelerin hayal gücü ile değiştirilerek bir oyunun parçasına geldiği böylesi hayal ürünü bir ülke kimi zaman bir fantastik hikayenin ana konusunu bile oluşturabilir. Kimi zaman bu ülke gerçekten oynanmak için üretilmiş oyuncaklarla dou bir ülke olabilir. Bazen de aslında bambaşka özelliklere sahip nesneler değişip de oyuncak haline gelebilirler. Elbette bu ülke hiçbir tehlikenin korkutucu olayın yaşanmadığı bir yer olmayabilir. Burada da kendini o ülkenin içinde hayal edenlerin karşılaşacağı tehlikeler, onları korkutacak anlar olabilecektir. Ancak bu tehlikelerin söz konusu çocuk ya da yetişkinin kendi hayal gücü ile yarattığı tehlikeler ve korkular olduğunu düşünmek mümkündür. Ya da en azından gerçek yaşamdaki kimi tehlikeler çocuğun hayal gücü tarafından değiştirilerek bir tür oyunun parçası haline getirilmiş olabilir. Çocuk ya da yetişkin hayal gücünü açık tutukça, belki hayal gücü olmasa hiç bir işe yaramayacak nesneler belli güçler kazanan oyuncaklara dönüşecek, aslında hiçbir özelliği olmayan yerler sığınaklar, kaleler, ya da fantastik özelliği olan başka yerler haline gelebilecek ve çocuk ya da yetişkin, o anda bulunduğu yeri bir oyuncaklar ülkesine dönüştüren hayal gücü olmasa asla baş edemeyeceği tehlikeler ve korkularla baş edebilecektir.

    7) Gezginler

    Fantastik Edebiyatta Gezginler: Yolculukların, ya da farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse yaşadığı yeri bırakarak bambaşka bir yere giden kişilerin fantastik edebiyatın en çok işlenen konularından birisi olduğundan başka bir madde bahsedilmişti. (Bkz Yolculuklar) Her ne kadar farklı karakterlerin de yolculuk yapması mümkün olsa da, gezginler de yolculuk yapan insanların arasında muhtemelen en meşhurlarıdır. Çoğunlukla diğer yolculuklarda yola çıkmanın bir amacı varken, gezginler için yolculuk çoğu zaman amacın kendisidir. Kimi zaman bir yere yerleşmek bir yaşam kurmak zor geldiği, kimi zaman yolda olmak, sürekli yer değiştirmek daha güzel bir yaşam olarak görüldüğü için, ya da yazarın hayal gücünün yaratabileceği her hangi bir başka nedenle gezmek gezgin için kimi zaman belli bir süre, kimi zaman tüm yaşamı boyunca devam edecek bir yaşam tarzıdır. Dolayısı ile günümüzde içinde yaşadığımız Dünyada bile bir gezginin yaşamı muhtemelen birçok insanın ilginç bulacağı, hatta kimi zaman birçok insana fantastik bile gelebilecek ayrıntılarla doludur. Elbette gezginlerin kendilerinin de ilginç bir karaktere ve kimi zaman fantastik özelliklere sahip olması mümkündür.

    Gezginlerin Çzellikleri: Çoğunlukla yeni bir şehir, ya da köye uğradıkları ilk anda orasını severler ama bir süre sonra orada kalmak onları huzursuz etmeye başlar. Eğer tek başına geziyorlarsa genelde kendi kurallarına göre yaşamaya alışkındırlar, o nedenle şehirlerdeki ya da köylerdeki kurallara uymakta zorlanabilirler. Tıpkı ozanlar gibi onlar da birçok öykü bilebilirler (bkz ozanlar ) ancak gezgin olmayan bir ozana göre çok daha farklı şehirlerin, ülkelerin bazen Dünyaların ve boyutların hikayelerini ve öykülerini bilebilirler. Yanlarında çoğu zaman çok fazla eşya taşımazlar. Elbette eğer bir araba, gemi ya da farklı bir araçları varsa o zaman daha fazla eşya taşımaları mümkündür. Ancak üzerlerinde taşıdıkları eşyalar ve kimi zaman giysiler tuhaf çoğu zaman daha önce görülmemiş eşya ve giysilerdir. Bunun nedeni bir gezginin farklı, kimi zaman fantastik ülkeleri ve yerleri görüp oralardaki eşyalardan işine yarayanı yanına almasıdır. Dolayısı ile bu eşyaların bir bölümü belki gittiği şehirde sadece öykülerde adı geçen fantastik varlıklara ait olabilir. Bu eşyaların bir takım fantastik ya da fantastik zannedilen güçleri de olabilir. Elbette bir gezginin fatnastik bir yolla, belki sadece gitmek istediği yeri düşünür düşünmez kendini orada bularak geziyor olması mümküdür. Kimi zaman da bazı merkezi şehirlerde kendilerine ait evleri, hatta kimi zaman birden çok ailelerinin olması da mümkündür. Bu ailelerin bir bölümü fantastik varlıklardan da oluşuyor olabilir. Gezginler, bir bakış açısı ile hiçbir yere ait değillerdir, ama diğer bir bakış ile de her yere aittirler. O nedenle daha önce gitmiş oldukları ülkelerden her hangi birisi tehlikeye düştüğünde gezginlerin oraya gidip oradaki insanlara yardım etmesi mümkündür. Aslında bu nedenle kimi zaman gezginler ülkelerin tam ihtiyaç duydukları sırada ortaya çıkan kahramanlar haline de gelebilirler. Normal zamanlarda da söz konusu ülkelere uğruyorlarsa bile ortaya çıkmak istemiyor olabilirler. Kendileri gibi başka gezginleri de tanıyor olmaları, aralarında bir dostluğun ya da düşmanlığın oluşması mümkündür.

    Gezginlerin Yaşamı: Gezginler kimi zaman öylesine, yolun onları götürdüğü yere giderler. Bazen de gidilmesi imkansız gibi görünen yerlere gitmek de isteyebilirler. Ya da bir nedenle örneğin denizin üzerinde ya da altında, yer altında, gökyüzünde, ya da modern fantastik edebiyat hikayelerinde uzayda yol almak isteyebilirler. Böyle durumlarda kimi zaman üzerinde ya da yolculuk ettikleri ortamın onlar için özel bir önemi vardır. Ya da bazen sadece kendilerini örneğin denizin üzerinde daha rahat hissediyor olabilirler. Kimi zaman yaşamlarının sonunda en başta çıktıkları yere geri dönmek, ya da kimi zaman fantastik özellikleri olan özel bir ülkeye gitmek isteyebilirler. Bazen de hayatlarının belli bir anında artık her hangi bir yere yerleşmek ve orada yaşamak isteyebilirler. Kimi zaman bir gezginin yaşamı bir fantastik öykünün ana konusu olabilir. Ancak her ne kadar yaşamları fantastik anlarla dolu da olsa, bir gezginin kendisi de çoğu zaman fantastik bir öge olduğundan, yazarın fantastik Dünyayı yavaş yavaş keşfetmemizi istediği öykülerde, çoğu zaman önemli bir öge, önemli bir karakter, bazen ana karakterin en iyi dostu, ya da en büyük düşmanı olurlar, ama genellikle ana karakter olmazlar.

    Cool Sınavlar

    Fantastik Edebiyatta Sınavlar: Sınavlar bir insanın nasıl bir karaktere sahip olduğunu test etmek, ya da onu bir yere ya da bir göreve kabul edilip edilmeyeceğine karar vermek için ya da yazarın hayal gücünün yaratacağı başka sebeplerle birçok fantastik öyküde yer alabilirler. Kimi zaman bir sınav onu geçmeye çalışan birisinin gücünü, bilgisini ya da dikkatini ölçer, kimi zaman ise öfkesine ya da korkusuna ne derece hakim olabildiğini, ya da hırslarına ne kadar hakim olabildiğini test eder. Bazen bir sınavın belli koşullara dayanıklılığı test etmesi de mümkündür. Ne şekilde yapılırlarsa yapılsınlar, sınavların bulunduğu bölümler çoğu zaman fantastik edebiyat öykülerinin en heyecan verici yerleri arasında olmaya adaydırlar.

    Sınav Türleri: Sınav söz konusu olduğunda genellikle aklımıza ilk gelen okullardaki yazılı sınavlardır. Ancak fantastik edebiyatta çoğu zaman bambaşka şeylerin sınanması mümkündür. Bir karakterin bir oku ne kadar isabetli atılabildiği, ya da kalabalık bir sokakta kimseye görünmeden yürümeyi başarıp başaramadığı test edilebileceği gibi, bazen de fantastik gücü olan bir resmin ne kadar doğru şekilde çizilebildiği, bir flürü ne kadar içten çalabildiği de test edilebilir. Kimi zaman söz konusu karakterin testi geçip geçemediğini anlamak için fantastik yollar kullanılabilir. Çrneğin resim doğru çizildiğinde ya da flüt doğru çalındığında söz konusu karaktere bir tür fantastik güç verebilirler. Kimi zaman da sınavı geçmek için söz konusu karakterin bir tür fantastik güce ya da yeteneğe sahip olması gerekir, hatta bazen böyle durumlarda test söz konusu kişinin fantastik yeteneğinin olup olmadığının anlaşılması için kullanılır. Bir karakterin duygularına ne kadar hakim olunduğunu, ya da ne kadar dayanıklı olduğunun test edildiği sınavlar biraz daha farklı olabilir. Diğer sınavlarda sınava girecek herkes için tek bir sınav tasarlamak mümkünken, duygulara hakim olmayı ya da dayanıklığı ölçen sınavlarda çoğu zaman sınava giren her karakter için ayrı bir sınav tasarlanır. Bu sınavlarda bazen fantastik yollarla sınava giren kişinin kendisini korkuları ya da öfkesi ile yüzleşeceği ya da dayanıklılığını zorlayacak ortamlara gitmesini ya da kendisini bu tür ortamlarda zannetmesi sağlanabilir. Kimi zaman da bu tarz bir sınava giren bir karakterin aslında sınavda olduğunu bilmiyor olması mümkündür. Hatta kimi zaman farklı bir tür bir özelliğinin, mesela ne kadar güçlü olduğunun sınandığını zanneden bir karakterin aslında duyguları ya da dayanıklılığı sınanıyor olabilir.

    Sınavları Yapanlar: Sınavların çoğu zaman hikayedeki karakterleri işe alacak ya da eğitecek kişiler ya da gruplar tarafından yapılması mümkündür. Kimi zaman sınavı yapan kişinin ya da grubun aslında gizli ve sınava girene zarar verecek bir amacının olması mümkündür. Çrneğin söz konusu kişiler sınava giren kişinin gücünü ya da bilgisini test ediyormuş gibi görünseler de, aslında yaptıkları sınavla o kişinin örneğin belli bir yere girebilmek gerekli olan bir tür fantastik güce sahip olup olmadığını test ediyor olmaları mümkündür. Söz konusu fantastik gücü kullanmak aslında o kişiye zarar veriyor olsa bile, sınava giren kişinin bu güce sahip olduğunu anladıktan sonra sınavı yapan kişilerin onu bu gücü kullanmaya zorlamaları mümkündür. Kimi zaman da sınavı yapan, söz konusu kişinin kendisini kullanabilecek, yetenek, dayanıklılık, güç ya da iradeye sahip olup olmadığını test eden bir eşya da olabilir. Bazen eşya kendisine ait bir irade ile bu sınavı yapabilir, ya da o eşyayı yapan kişi belki bir şekilde hiçkimsenin söz konusu sınavı geçmeden eşyayı kullanmasını kimi zaman bir tür fantastik yolla önlemiş olabilir. Kimi zaman da bir orman, bir göl, bir hayvan, bir bitki , bir okyanus, bir gezegen, bazen de Evrenin tamamı bir kişiyi belli bir yere girip giremeyeceğini, belli bir sırrı öğrenip öğrenemeyeceğini ya da belli bir görevi üstlenip üstlenemeyeceğini anlamak için bir tür sınava tabir tutabilirler. Kimi zaman söz konusu orman, göl, okyanus, gezegeni, ya da Evrenin tamamını temsilen, bir insan, ya da başka bir varlık sınavı yapabilir. Bazen de söz konusu orman, göl, okyanus, gezegen ya da Evren söz konusu insanlar doğrudan iletişim kurmayı ve onu test etmeyi başarır. Kimi zaman da bir kişinin kendi kendini sınaması mümkündür. Çoğu zaman bu tür kendi kendine yapılan sınavlar belli bir şeyi yapıp yapamayacağını anlamak için gücünü, dayanıklılığını ya da fantastik bir yeteneğini bir yolunu bulup test etmek amacı ile yapılır. Ancak bazen, içinde hiç bilmediği bir yanın ortaya çıkması, belki yıllardır zihninde gizlediği bir anı ya da bir bilginin açığa çıkması için söz konusu kişinin zihninin bir bölümünün kendisine bir sınav yapması mümkündür. Böyle durumlarda bazen söz konusu kişi zihninin bir yanı kendi kendine sınav yapıldığını fark etse de diğer bir yanının bunu anlamamış olması mümkündür.

    9) Toprak

    Fantastik Edebiyatta Toprak: Toprak hem ayağımızın altında bulunan, sert ya da yumuşak ama sonuç olarak nereye kadar uzandığını bilmediğimiz zemindir. Hem de bitkilerin üzerinde büyüdüğü bir bakıma yaşamın kaynağı olan maddedir. Çyle ki zaman zaman bitkilerin hatta bazen tüm yaşamın bir tür koruyucusu olduğu da var sayılabilir. Eski çağlardan beri toprağın EvrenÂ?e şekil veren en önemli dört önemli maddeden biri olduğuna ilişkin bir inanç da vardır. Bugün hala buna inananlar da bulunmaktadır. Dayanıklılık, sabretmek, beslemek, değişmezlik gibi bir çok özellik toprakla özdeşleşebilmektedir.

    Yaşam ve Toprak: Toprak gerek fantastik halk hikayelerinde gerekse kimi modern hikayelerde bazen adeta yaşamı kendiliğinden yaratıp şekillendiren bir varlık olarak tasvir edilebilir. Su ve hava toprağa yardımcı olabilir ya da onu engelleyebilir. Ancak onların yardımını aldığında yaşamı adım adım ortaya çıkaracak olan sonuç olarak topraktır. O nedenle bazen yaşayan tüm varlıkların aslında toprağın parçası olduğu şeklinde bir inanç vardır ve bu inanç fantastik hikayelerde bir öge olarak kullanılabilir. Toprak bir bakıma üzerinde yaşamış tüm varlıkların hafızası gibidir. Kimi zaman belli fantastik yollarla, topraktan üzerinde yaşamış olanların acılarını, mutluluklarını, hikayelerini öğrenmek mümkün olabilir. Yaşadığımız Dünyada kimi zaman insanların toprağın içinden gelip de ona hükmetmek istemek gibi bir çaba içine girdiği dile getirilebilir. Toprağın kendi istediği gibi şekillendirdiği ormanlar, dağlar, ovalar, çöller, insanlar tarafından önce yavaşça sonra çok daha etkili şekilde değiştirilmiştir. Bu değiştirilme süreci, toprağın kendi yarattıklarının yok edilmesi, bu süreç sırasında bir tür kişilik kazandırılan toprağın çektiği acılar, ve bu acıları bir şekilde hissetmeyi başaran insanlar fantastik hikayelerde yer alabilecek konulardır. Ancak toprağa hükmetmek isterken bile insan toprağa bağlı olduğu bir gerçektir. Açılan tarlalar, kurulan şehir ya da köyler çoğu zaman toprağın dayanıklılığına ve bazen verimliliğine ihtiyaç duyarlar. Bir bakıma insan artık yaşayacağı yerleri yaratma işini tamamen toprağa bırakmasa da yine de toprakla bir arada çalışmaya ihtiyaç duyar. Medeniyetin ilerlemesini sağlayan madenlerin, metallerin birçoğunun da topraktan çıktığını düşünürsek, toprağın hala bizim medeniyetimiz için çok önemli olduğunu fark edebiliriz. Bu da tabii, kendi kişiliğinin olduğunu düşünüğümüz zaman, toprağın her adımda bizi yönlendirmiş olabileceğini bize düşündürür. Acaba hangi madenin ne zaman keşfedileceğini toprak mı belirlemiştir? Nerelerden hangi ırmakların akacağını, nerede toprağın verimli nerede verimsiz olacağını toprak mı seçmiştir? Eğer isterse kendi içinden çıkan madenlerin ve metallerin bile özelliklerini değiştirme şehirleri yıkma ve medeniyete zarar verme ihtimali var mıdır toprağın? Kısaca herşeyin değişme, belki toprağın bizi cezalandırma ihtimali var mıdır? Elbette bilimsel gelişmeler sayesinde toprağın ne derece değişebileceğini, medeniyeti ne kadar tehdit edebileceğini bugün biliniyor. Yine de bu sorulara hayal gücümüzü kullanarak da yanıtlar vermemiz ve bu yanıtlardan esinlenerek fantastik edebiyat öyküleri yaratmamız mümkündür.

    Toprağın şarkısı: Toprağın şarkısı, frpworld sitesinde Firble isimli karakterin sahip olduğu flütün adıdır. Ancak bu müzik aletine verilen isim bazı fantastik edebiyat hikayelerinde geçen bir kavramdan esinlenilerek konulmuştur. Denilir ki toprak aslında sürekli ve hiç kesilmeyen bir şarkı söyler. Toprağın söylediği bu şarkının aslında bizim medeniyetimiz de dahil olmak üzere yaşamın kendisi olduğu da düşünülebilir. Ancak başka bir bakış açısı ile toprağın söylediği bu şarkının farklı bir şarkı olduğunu da düşünebilir. İnsanlar toprağın üzerinde yaşamaya o kadar alışmıştır ki, diğer birçok sesin arasında bu şarkıyı duyamazlar. Ancak toprağı gerçekten anlamaya çalışan kişilerin bu şarkıyı duyması mümkün olduğundan bahsedilir. Bu şarkı farklı ögeler içerebilir. Geçmişle gelecek arasındaki bağdan söz edebilir. Yaşam, ya da yaşamın ötesindeki Dünya hakkında sözler söyleyebilir, toprağın bizlere, insanlara ilişkin kaygılarını içerebilir. Ancak ne olursa olsun bu şarkıyı duyabilen bir insanın eskisinden daha bilgi bazı şeylerin daha farkında bir insan haline gelebileceğini en azından hayal etmek sanırım mümkündür.

    10) Heykeller

    Fantastik Edebiyatta Heykeller: Heykeller, çok kabaca yapılmış oldukları durumlarda bile insanları zaman zaman canlı olduklarına inandırabilecek sanat eserleridir. Kimi zaman bir tek bir insan ya da canlı figürü, kimi zaman da bir olayı, canlandıran çok sayıda canlı ve cansızın bir arada olduğu heykellere farklı yerlerde rastlamak mümkündür. Kimi zaman çok yüksek binaların bile boylarına denk heykellere rastlanabileceği gibi, kimi zaman da insanların avuçlarının içine sığabilecek figürlerin de heykel olduklarını düşünmek mümkündür. Ne kadar farklı boyutlarda ve şekillerde olurlarsa olsunlar, sahip oldukları gerçeklik hissi heykellerin fantastik edebiyatta güçlü ögelerden birisi olmasını sağlar.

    Heykellerin Gizemleri: Genellikle fantastik hikayelere esin kaynağı olan birçok mekanda, örneğin tapınaklarda, kalelerde, saraylarda, kimi zaman gemilerin üzerinde heykellere rastlamak mümkündür. Böyle mekanlardaki heykellerin genellikle üzerlerindeki çok küçük ayrıntıların bile o mekan hakkında ipucu veren anlamları olabilir. Kimi zaman heykeller mekandaki bir güce karşı insanları uyarıyor olabilirler. Kimi zaman da söz konusu heykeller karşılaştıkları bir sorunu çözmek için o mekana gelenlere yol gösterici ipuçları taşıyor olabilirler. Bazen bu heykellerin gölgelerinin yılın belirli günlerinde özel bir yeri örneğin gizli bir kapıyı işaret etmesi mümkündür. Kimi zaman da farklı bir ışıkla bakıldığında üzerilerinde normal ışıkla bakılınca görülmeyen şekiller görmek mümkün olabilir. Kimi zaman da bu tür heykellerin üzerinde fantastik güce sahip eşyalar içeren bölmelerinin olması mümkündür. Bazen de heykelin kendisi mekanın içindeki fantastik bir gücü harekete geçirecek bir güce sahip olabilir.

    Heykellerin Canlanması: Fantastik Edebiyatta heykellerle ilgili en çok rastlanan öge olması mümkündür. Bazen söz konusu canlanma heykelin gerçek bir insan ya da insana benzeyen bir varlık gibi, etten bir yapıya bürünmesi şeklinde olabilir. Bazen de heykel taş şeklinde kalır. Ancak hareket etmesi, hatta kimi zaman uçması mümkün hale gelir. Heykellerin bu tür canlandıkları durumlar kimi zaman bir yeri, ya da bir nesneyi korumak içindir. Bazen korunacak yerin koskoca bir şehir olması da mümkündür. Kimi zaman heykeller söz konusu yeri, örneğin şehri tehdit eden her düşmanın saldırışında canlanmazlar. Onların canlanması için özel bir takım fantastik güçlere sahip belirli, belki şehre saldıracağı uzun zaman önceden bilinen bir düşmanın harekete geçmesi ile mümkün olur. Bazen de birisinin harekete geçirmesi gerekebilir. Kimi zaman da heykellerin belli fantastik güçlere sahip kişiler tarafından bulundukları mekana ve o mekanda yaşayanlara zarar vermesi için de canlandırılması mümkündür. Kimi zaman söz konusu heykel özellikle bir gün canlanması için yapılmış ve bir şekilde söz konusu yere yerleştirilmiş olabilir. Ancak bazen de heykelin canlanması istediği her heykeli canlandırma gücüne sahip bir insan ya da bir varlık tarafından da canlandırılabilir.

    Heykele Dönüşme: Bu konuda muhtemelen en çok bilinen örnek Yunan Mitolojisindeki MedusaÂ?nın heykele dönüştürdüğü varlıklardır. Medusa gözlerine her bakan kişiyi taş bir heykele dönüştürmek gibi bir özelliğe sahiptir. Ancak bu tarz güçlere fantastik hikayeleri yazanların hayal güçlerine bağlı olarak farklı insanlar, varlıklar hatta kimi zaman doğa sahip olabilir. Kimi zaman heykele dönüştürme o kişiyi cezalandırmak için değil, onun bozulmadan kalabilmesi için de yapılmış olabilir. Çrneğin doğanın bir kişilik kazanıp her hangi bir insana aşık olduğu durumlarda söz konusu insanı heykele dönüştürüp sonsuza dek yaşamasını sağlaması mümkündür. Kimi zaman da belli varlıkların belli durumlarda kendiliğinden heykele dönüşme ihtimali de vardır. Çrneğin belli varlıklar Güneş Işığı ile karşılaştığında heykele dönüşebilirler.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Fri Mar 19, 2010 9:56 pm Reply with quoteBack to top

    Hephaistos

    Değişik rivayetler vardır bu tanrının doğumu ile ilgili. Ama en bilineni Hesiodosun da anlattığı gibidir. Rivayete göre Hera kocası ZeusÂ?a duyduğu hınçtan dolayı kendi hiçbir erkekler beraber olmadan doğurmuştur HephaistosÂ?u.
    Homeros destanlarında ise Zeus ile HeraÂ?nın oğlu olarak görünür.
    Heranın kendi anlatımına göre böylesine şekilsiz bir çocuk doğurduğu için kendinden utanan Hera HephaistosÂ?u denize atmış. Tehtys ile Okeanos kızı Eurynome sahip çıkmışlar HephaistosÂ?a ve ona tam 9 yıl bakmışlar. O da boş durmamış tabi ki sürgünlüğü sırasında. Birçok küpeler, takılar, bilezikler yapmış bir mağarada.
    Ama Hephaistos Â?köpek gözlüÂ? diye anlattığı annesinden hep öç almak istemiş. Sonunda kafasına öç almayı koyan Hephaistos demirlerin tanrısı olduğu için çok güzel bir taht yapmış annesi için. Bu tahtın görünmez zincirleri varmış. Annesini bu şekilde tuzağa düşürmeyi planlıyormuş Hephaistos. İstediği gibi de olmuş. şekilsiz diye denize attığı oğlunun tahtını çok beğenmiş Hera ve kurulmuş hemen tahta. O zaman anlamış bunun bir tuzak olduğunu Hera. Birden kendini zincirlerin arasında buluvermiş. Sonunda bundan kurtuluşun olmadığını anlayanlar DionysosÂ?a başvurmuşlar son olarak. Dionysos tatlı şarapla sarhoş etmiş topal tanrıyıda anca öyle getirmiş OlymposÂ?a. HephaistosÂ?un bağlarını çözmesiyle anca kurtulabilmiş Hera.
    Olymposlu tanrılar hep alay edermiş Hephaistosla ama hepte ona işleri düşermiş.Tanrılar arasında elinden en çok iş gelen tanrı Hephaistosdur tabi ki de.Onsuz yapamaz hiç biri. HeliosÂ?un güneş arabasını, Heraklesin altın zırhını, AkhilleusÂ?un kalkanını ve nicelerini hep o yapmıştır. Zeus ölüm saçan yıldırımlarıda onun elinden çıkmadır. Hünerinin sınırı olmayan Hephaistos ilk kadın insanı Pandorayı da yaratmıştır. Böylece ne kadar hünerli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır herkese.
    Yalnız annesi kötülük etmemiştir HephaistosÂ?a. Babası Zeus da bir tartışmada sırf annesinin tarafını tuttuğu için OlymposÂ?un tepesinden Lemnos adasına fırlatmış HephaistosÂ?u. İşte topal olmasının sebebi de budur HephasitosÂ?un.
    HephaistosÂ?un karısı AphroditeÂ?yi Ares ile basmasının öyküsünü ayrıntılı olarak Aphroditeyi anlatırken yazacağım.
    PrometheusÂ?u yani ateşi alıp insanlara veren, ZeusÂ?un tabiriyle onları ateşin kötülüklerine iten tanrıyıda Kafkas dağlarına Hephaistos zincire vurmuştur. ZeusÂ?un yardımına gelip başından AthenaÂ?nın çıkmasını sağlayan da odur.
    Hem ateşin hemde demircilerin tanrısıdır Hephaistos. Yanardağların içinde çalışır Hephaistos, Kyklop yardımcıları ile beraber. Hünerli bir demirci olduğu kadar hünerli bir kuyucumdur da Hephaistos. Tanrılar için bir çok bilezik, yüzük yapmıştır Hephaistos hünerini kanıtlamak için. Tanrıların içtikleri kutsal şarap kaplarını dahi bun hünerli tanrı yapmıştır.

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Sun Mar 28, 2010 10:56 am Reply with quoteBack to top

    Kentauros'lar

    Gövdelerinin alt kısmı at, üst kısmı insandır bu yaratıkların. Yeleleri ve kuyrukları da vardır. İksion ile NepheleÂ?nin çocuklarıdır kentauroslar. Yabani, azgın, şehvet ve içki düşkünü olduklarından genelde kötü yaratıklar olarak nitelendirilirler.

    İçinde iyi olanları da vardır bu yaratıkların. AsklepiosÂ?a hekimlik sanatını öğreten bilge Kheiron mesela. Ya da Silenos ve nypmhe(peri kızı) MelienneÂ?den doğan Pholos. Zaten ikisi de diğer kentauroslardan farklı soydan gelmektedir. Çzelliklerin farklı olması da bundan olsa gerek

    .

    Yunan mitolojisinin ünlü kahramanlarında da yazacağım Herakles, Erymanthos domuzunu avlamaya giderken(ki bu onun 12 görevinden sadece üçüncüsüdür.) bir Kentauros olan Pholos konuk etmiştir onu. Güzel bir şölenle ağırlamıştı bu önemli konuğunu Pholos. Yiğidimiz Herakles bir testi de şarap açtırmak istemiş bu şölende. Bu şarabıda Dionysos vermiş Kentauroslara. şarap açılır açılmaz çıkardığı koku ile diğer Kentauroslar koşup gelmişler oraya ve HeraklesÂ?e saldırmışlar. Herakles burada da yiğitliğini göstererek tüm Kentaurosları alt etmiştir. Hepsini birden bilge KheironÂ?un mağarasına kadar kovalamıştır. Kovalarken attığı oklardan biri bir rivayete göre bilge Kheiron a gelmiştir. Diğer bir söylentiye göre ise PholosÂ?a. Ama yaygın olarak bilge KheironÂ?a geldiği söylenir. Çlümsüz olan bilge o kadar çok acı çekiyormuş ki ölümlü olup ölmeye bile razıymış artık. O zaman ateş hırsızı diye adlandırılan Prometheus onun yerine ölümsüzlüğünü kabul etmişte bilge Kheiron anca öyle ölmüş.

    Kentaurosların azgınlığı bir başka anlatımla daha iyi anlaşılmaktadır. LapithÂ?ler kralı Peirithoos, Argos kralı AdrastosÂ?un kızı Hippedameia(at evcilleştiren manasına geliyormuş bu) ile evlencekken ünlü konuklar Herakles ve TheseusÂ?la birlikte Kentauroslarda düğüne davet edilmişler. Ama içtikleri şarap ile azıtan Kentauroslar geline sarkıntılık yapınca Lepithler ile Kentauroslar arasında bir kavga başlamış. Herakles ve Theseusda işin içinde olunca Kentaurosların çoğu orada ölmüş. Sağ kalanlar ise Sirenlerin yaşadıkları adalara gitmişler ama hepsi yok olmuşlar oralardaÂ?

    Maddeleri kendi sitemden alıp koyuyuorum bilginize!!!

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Apr 04, 2010 3:51 am Reply with quoteBack to top

    Ansiklopediye az önce eklediğim beş madde

    11) şehirler

    Fantastik Edebiyatta şehirler: şehirler insanların kurduğu ve şekil verdiği yerlerdir. Doğanın oluşturduğu ve yönlendirdiği diğer birçok yerden farklı olarak buralarda insanlar diğer çoğu yerde olduğundan daha fazla kontrol sahibidir. Ancak bu çoğu zaman şehirleri daha az gizemli ya da korkutucu yapmaz. Karanlık sokaklar, eski onlarca hatta bazen yüzlerce yıl öncesine dayanan binalar, yıllar önce yaşanmış gizemli olaylar pek çok şehrin içinde söylentilerin oluşmasına ve günümüzde bile devam eden bir fantastik halk edebiyatının oluşmasına katkı sağlar. Dolayısı ile şehirlerin fantastik edebiyata belki de en bilinen katkıları bu tür şehir efsaneleridir. Bunun dışında özellikle ıssız çöllerde, buzullarda, derin ormanların içinde içinde eskiden yaşamın olduğu hatta bazı hikayelerde bu yaşamın hala devam ettiği kayıp şehirler de fantastik edebiyatta şehirlerin yer aldığı başka bir hikaye türüdür. Kimi hikayelerde de günümüzde insanların yaşadığı şehirlerden farklı sıradışı şehirlerin de bir fantastik edebiyat ögesi olarak yer alması mümkündür.

    şehir Efsaneleri: Kimi zaman rüzgarın çıkardığı sesler, kimi zaman terk edilmiş bir binanın içinde görüldüğü zannedilen bir ışık kimi zaman da sadece hayal gücü şehirde yaşayan insanların böyle öyküler yaratmasını sağlayabilir. Bazen de gerçekten olmuş bir olayın içine bir süre sonra fantastik ögelerin katılması mümkündür. Kimi zaman bu tarz efsaneler yıllar önce olmuş bir tür fantastik bir olaydan bahsedebilir. Ama çoğu hikayede bugün bile devam eden bir iz bulmak mümkündür. Bir evin salonunun penceresinden geceleri hala dışarı bakan bir fantastik varlık, bir sokağın köşesinde hala duyulan ağlama sesleri gibi hikayedeki karakterlerin izlerini hala bulabileceğimizi bizi anlatan ögeler genellikle bu tür hikayeler de yer alırlar. şehir efsaneleri çoğu zaman sadece belli bir bölgede yaşayanlarca yaratılır ve bilinir. Mahallede tuhaf bulunan, çoğunlukla da korkulan binalar ve kimi zaman insanlar bu hikayelerin konusu olabilir. Ancak bazen tüm şehri saran bazı efsanelerin de olması mümkündür. şehrin altında her binanın altında girişi olan tüneller, tüm şehre yayılmış gizemli fantastik varlıklar gibi ögeler bu tarz tüm şehri konu alan fantastik hikayelerin konusu olabilirler. Bu tür hikayelerin bazen yaklaştığı belli işaretler sayesinde anlaşılan belli bir zaman gelince şehirde yaşanacak bir olaylarla ilgili kehanetler de içermesi mümkündür.

    Kayıp şehirler: Kimi zaman yıllar önce insanların yaşayıp sonra terkedilen şehirler daha sonra bu tarz kayıp şehirler haline gelebilirler. ( Bkz Antik şehirler) Kimi zaman da bu tür şehirlerde hala insanlar yaşar ancak bazen o şehirlerde yaşayan insanların isteği ile, bazen de istekleri dışı bir nedenle bu şehirle bağlantı kesilmiştir ve şehre ulaşmak mümkün değildir. Kimi zaman şehri gizleyen bir tür görsel oyundur. Bir nedenle şehri iyice yakınına gelmedikçe görmek mümkün değildir. Bazen de şehir ormanların içine, dağların üzerine, çöllerin ortasına ya da farklı gizemli noktalara kurulmuş olabilir. Bazen de şehri bir tür büyüsel yolla, sadece belli özelliklere sahip insanların görmesi sağlanıyor olabilir ve sadece bu insanların şehre girebilmesi mümkün olabilir. Bazen de şehri görebilmek için doğru zamanda şehrin yakınında olmak gerekir, çünkü şehir sadece yıl hatta bazen yüzyıl boyunca doğru noktadan bakıldığında görülebilmektedir. Kayıp şehirler özellikle, hazine arayan, macera peşinde olan gezginlerle ilgili öykülerde rastlanması mümkün ögeler arasındadır.

    Sıradışı şehirler: Bu tür şehirlerin birçoğu fantastik edebiyat ansiklopedisinin farklı maddelerinde yer alıyor. ( bkz yeraltı şehirleri) ( bkz gökyüzü şehirleri) ( bkz deniz şehirleri) Ancak bazen bir şehir içinlerindeki kuralların sıradışılığı yüzünden sıradışı bir şehir olmuş olabilir. Çrneğin diğer tüm açılardan aynı bile olsa insanların gündüz uyuyup geceleri çalıştığı bir şehri bile sıradışı bir şehir olarak görmek ve fantastik bir öyküde böyle bir şehre yer vermek mümkündür. Fantastik Edebiyatın belki de en çok rastlanan sıradışı şehir türlerinden birisi, farklı fantastik varlıkların ve belki de insanların bir arada yaşadığı ortak şehirlerdir. Birbirinden çok farklı onca varlığın nasıl ortak bir şehir yaşamı yaratabileceğinin hikayelerde işlenebilecek ilginç ögelerden birisi olabilir.

    12) Işık

    Fantastik Edebiyatta Işık: Işık fantastik edebiyatta çoğu zaman iyiliğin bir tür sembolü olarak kullanılır. Sonuç olarak ışık insanların görmelerini, etraflarındakileri az ya da çok fark etmelerini sağlar. Karanlığın belki de etrafındakileri görememekten dolayı yarattığı korku, ışığın insanlığın eski dönemlerinden beri bir tür kurtuluş yolu ya da kutsal öge gibi algılanmaya başlanmasına neden olduğu söylenebilir. Dolayısı ile ışık, en eski fantastik halk hikayelerinden itibaren sıkça kullanılan bir ögedir ve hikayelerde çok farklı şekillerde kullanılabilmektedir.

    İnsanların Saçtığı Işık: Çncelikle belki şunu yazmak gerekir. Bilimsel araştırmaların sonuçlarını dikkate alırsak insanlar gerçekten kendi gözleri ile göremeyeceği bir ışık saçarlar, bu ışığın kaynağı insanların vucud ısılarıdır. Ancak yine mevcud bilimsel araştırmalarla bu tarz bir şeyin varlığı keşfedilmemiş bile olsa, insanların aynı zamanda dikkatli baktığında herkesin görebileceği bir ışık saçtığına ilişkin de bir inanç vardır. Bu ışık kimilerine göre insanların duyguları değiştikçe daha farklı renklerde olabilmektedir. Çok güçlü duygular yaşadıkları zamanda ise başka zamanlara göre çok daha farklı çıkmaktadır. Bu inanca sahip olanlara göre başka insanların saçtığı bu tür ışıkları görebilmek onların hangi duyguları yaşadığını anlaşılmasını sağlar. Böyle bir yeteneği olan bir kişi örneğin karşısındaki kişinin bir nedenle kızgın olduğunu bilecek ve ona nasıl davranacağına karar verirken bu bilgiyi kullanabilecektir.

    Işığın Güçleri: Işığın en büyük gücü insana etrafındakileri görme gücü vermesidir. Fantastik Edebiyatta ışığa atfedilen birçok başka gücün de bu güçten yola çıkarak oluşturulduğu söylenebilir. Çrneğin kimi zaman bir takım farklı ışık türlerinin normal ışıkla göremediğimiz bazı şeyleri de bize göstermesi mümkün olabilir. Normal ışıkla göremediğimiz bir duvarın ötesini, ya da bir kağıdın üzerinde normalde göremediğimiz bir şekli, hatta kimi zaman bir şekilde bir insanın iç yüzünü ışığın bize gösterme ihtimali vardır. Bazen de ışığın, insanın kafasındaki korku ve kuşkuları dağıtan, doğruları görmesini sağlayan bir özelliği olabilir. Hatta kimi zaman etrafında ışıkla kaplanan bir insanın hastalıklarının iyileşmesi, gençleşmesi, ya da belli fantastik güçler kazanması mümkündür. Ancak bazı durumlarda bunun tersi de olaibilir. Kimi zaman ışığın, çoğu zama daha kötü tabiyatlı varlık ve insanlara ama bazen en masum kişilere bile zarar vermesi mümkün olabilir.

    Işığı Kontrol Etmek: Işık yukarıdaki tüm özellikleri nedeni ile insanların en çok kontrol etmeye çalıştığı güçlerden birisi olmuştur. Çrneğin aynalar insanın ışığı kontrol etme çabasının bir ürünü sayılabilir. ( Bkz Aynalar ) Aynı şekilde mercekler de ışığı kontrol etme amacı ile üretilen nesnelerden birisidir. Çzellikle fantastik halk edebiyat hikayelerinde ışığı kontrol eden fantastik ya da gerçek yaşamda rastlanabilecek araçların çoğu zaman amacı, kimi zaman bir yıl, kimi zaman yüzyıl hatta bazen binyıl içinde tam olarak belli bir gün hatta bazen belli bir saatte ışığın belli bir noktaya, örneğin bir duvarın belli bir yerine, ya da belli bir heykelin üzerine düşmesini sağlamaktır. Böyle hikayelerde çoğu zaman tam o anda ışığın düştüğü yere bakanlar, başka bir zaman baktıklarında göremeyecekleri bir şekli ya da yazıyı görebilirler bu da onların çoğu zaman belli bir gizemi çözmelerini sağlar. Bazen de ışığı kontrol eden bazı kişiler, onun yardımı ile insanları iyileştirmeyi, ya da düşmanları olan varlıklara zarar vermeyi amaçlıyor olabilirler. Kimi zaman da ışığı kontrol etmenin amacı, uzaklardaki birilerine bir mesaj göndermektir. Uzaklardaki bir kulede görünen ışığın bir kasaba ya da şehri düşmanlara karşı uyarması fantastik hikayelerde rastlanabilecek bir durumdur. Bazen birbirlerini gören kuleler yardımı ile ışık mesajın çok uzaktaki ülkelere bile taşınmasına yardımcı olabilir.

    13) Yazarlar

    Fantastik Edebiyatta Yazarlar: Yazarlar fantastik edebiyatta, kimi zaman mevcud öykünün bir tanığı ve anlatıcısı olabilirler. Bazen söz konusu yazar şans eseri büyük bir olaya tanık olmuş ve bunu yazıya geçirmiş olabilir. Ya da bizzat söz konusu olaya hatta kimi zaman birden fazla olaya tanık olmayı kendisi seçmiş olabilir. Zaman zaman bilinmeyen ülkelere gitmek, oraların nasıl yerler olduğunu kayda geçirmek de bir yazarın amacı olabilir. Bunun dışında özellikle modern fantastik edebiyatta bir yazarın yazdığı öyküdeki karakterlerden birisinin ya da bazen öykünün tamamının gerçekleşmesi de fantastik edebiyat eserlerinde rastlanabilecek ögelerden birisidir.

    Yazarlar ile Ozanların Farkı: Ozanlarla yazarların arasındaki farkı anlamak için öncelikle matbaanın keşfinin öncesinde kitapların insanlar için ne anlam ifade ettiğini anlamak gerekir. Matbaa bulunmadan önce her kitabın yazılması ve kopyalanması uzun bir zaman alıyordu. O nedenle kitaplar zor bulunan, değerleri en etkileyici mücevherlerle bile ölçülebilecek nesnelerdi. ( bkz kitaplar ) Hele hele kütüphaneler o dönemlerde ağzına kadar altınla kaplı hazine odaları kadar etkileyici idi muhtemelen. Dolayısı ile bir yazar, bir ozana göre çok daha planlı, yazdığı şeyi daha ayrıntılı düşünerek kayda geçiren bir kişi idi muhtemelen. Yazdığı hayal gücü ile üretildi ise bile, muhtemelen, resimlerle, grafiklerle, haritalarla, belki hikayenin ortasında bilgi veren bölümlerle hayal gücüyle yarattığı nesneleri, ülkeleri, canlıları insanları söz konusu yazar açıklayacaktır. O nedenle bir ozanın öyküsü çok daha etkileyici olsa bile, bir yazarın kitabın içindeki fantastik öykü muhtemelen çok daha gerçek olduğu hissi verecektir. Bu nedenle ozanlar gerçeği zihinlerinde yeniden şekillendiren kişilerken, yazarlar gerçeği olabildiğince olduğu gibi anlatan kişiler olarak görülmeleri mümkündür.

    Yazarların Hikayeleri: Fantastik bir öykünün içinde ya da gerçek Dünyada bir kitabı alıp okuyan birisi için yazar hikayenin arkasındaki görünmeyen bir kişi olabilir. Ama özellikle o öykü bir kişiyi gerçekten etkilediğince ya da öykünün içindeki bir yan dikkatini çektiğinde o kişinin yazarın o öyküyü nereden öğrendiğini merak etmesi mümkündür. Çstelik de bir ozanın aksine, yazarın kitapta bulunmayan notlar tuttuğu, şekiller çizdiği de düşünülebilir. İlk akla gelen aslında yazarın öyküyü bizzat yaşadığıdır. Hatta belki öykünün içinde adı geçen bir karakter olması bile mümkündür. Ancak kimi zaman yazar öyküyü başka birisinden mesela bir ozandan da duymuş olabilir. Ancak böyle bile olsa ozanın söylediği ile yetinmeyip, öykünün ne kadar gerçek olduğunu araştırmış. Çrneğin gerçekleştiğini yazdığı fantastik bir olayla ilgili kanıtlar bulmuş olabilir. Bazen de öykü yazarın zihninde aniden belirir. Çyküyü yazarın aklına nasıl bir gücün neden getirdiği, tamamen söz konusu konuyu yaratan kişinin hayal gücüne bağlıdır. Ancak çoğunlukla söz konusu kişinin yazar olarak seçilmesinin nedeni, onun aklında beliren öyküyü yazmak için en doğru kelimeleri seçme, belli sahneleri canlandırmak için en doğru şekilleri seçme yeteneğidir. Bir defa öykü aklına geldiğinde böyle yazarların günlerce hiç aralıksız söz konusu kitabı yazmaları mümkündür.

    Yazarların Hikayelerinin Gerçekleşmesi: Kimi zaman bir yazarın hayal gücünde yarattığı bir olay, ya da bir karakter bir anda gerçeğe dönüşebilir. Bir ozanın hikayesinde böyle bir olay yaşandığında, ozanın zaten yaşadığı yerdeki olaylardan ve kişilerden, belki fantastik varlıklardan etkilendiğini, dolayısı ile onun sözlerindekileri benzer bir varlığın olması doğal karşılanabilir. Ama yazar söz konusu olduğunda, sadece o kişinin hayal gücü söz konusudır. Ve sonuç olarak söz konusu kişinin hayal ettikleri bir şekilde gerçek olmuştur. Kimi zaman bunun nedeni, bir şekilde söz konusu kişinin hayallerinin gerçekleştiren bir tür fantastik güce sahip olmasıdır. Bazen de bu söz konusu kişinin yazması ile ilgilidir. Söz konusu kişi yazdıkça, hayal ettikleri kağıda döküldükçe, yazılan varlıklar ya da olaylar bir şekilde hayat bulur. Kimi zaman yazarın kitapları sayesinde hayat bulan varlıkların, yok olmamak için söz konusu yazarın yazmayı bırakmaması için ellerinden geleni yapmaları mümkündür.

    14) Uzay

    Fantastik Edebiyatta Uzay: İnsanlar muhtemelen düşünmeye başladıkları ilk yıllardan beri gökyüzünün açık olduğu günlerde uzaydaki nesnelere bakmışlar ve hayal kurmuşlardır. Ancak yukarıda gördüklerinin sonsuz bir boşluğun içinde var olan sayısız cisim olduğunu anlamaları zaman almıştır. 400-500 yıl kadar öncesine kadar öncelikle yıldızlar, güneş ve uzaydaki diğer isimler önce gökyüzünde hareket eden kutsal varlıklar olarak hayal edilmişlerdir. Daha sonra bu cisimlerin olduğu ortam yani uzay herşeyin mükemmel olduğu bir Dünya olarak hayal edilmiştir. Uzayın tam olarak ne tip bir yer olduğunun anlaşılması çok daha yakın zamanda gerçekleşmiştir. Ancak yine de uzay hayal gücünün yarattığı bir çok hikayeye konu olabilmiştir. Uzayla ilgili bu tür hikayelerin bir bölümü bilimkurgu hikayeleridir.Bu tür hikayeler hayal gücünün yarattıklarını bir şekilde bilim ve teknolojinin olası gelişmelerine bağlar. Ancak uzayla ilgili çok farklı tarzda fantastik ögeler de içeren hikayeler mevcuddur.

    Uzayda Yolculuk: Uzayda yolculuk etmek bugün muhtemelen birçok insanın bir defalığına bile olsa hayal ettiği ögelerden birisidir. Dolayısı ile bu öge pek çok farklı hikayede farklı şekillerde işlenir. Çzellikle uzak mesafeleri alabilmenin türlü yolları hem fantastik hem de bilimkurgu hikayelerinde işlenmektedir. Uzak mesafeleri aşacak uzay yolculuklarının belki ilk akla gelen yolu boyut kapıları olarak da adlandırılan kapılardır. Bu kapıların nasıl yaratılabileceklerine ilişkin bazı fizik kurallarından esinlenilmiş fikirler olsa da yine de bu kapıları eski zamanlarda geçen fantastik edebiyat eserlerinde de var olan bir tür fantastik öge olarak görmek mümkündür. Bunun dışında bazen belli hayvanlar, bazen de belli maddelerin ve bazen dansların ve sözlerin yardımı ile insanların, hayvanların ya da başka varlıkların da bu tür yolculuklar yapılmasını sağlamaları mümkün olabilir.

    Uzayda Fantastik Varlıklar: Uzay Dünya üzerinde yaratılan birçok fantastik kurgu hayalinin çeşitli gezegenlere ve gökcisimlerine taşınabileceği bir yerdir. Gezegenlerin görünümleri, fiziksel kuralları, yıldızlardan başlayarak, uzaydaki bu başka gezegenlerin üzerlerindeki binalar, evler, bitkiler, hayvanlar çok farklı şekillerde hayal edilebilir. Kimi zamanda bazı hayvan ve varlıkların uzayda seyahat etmeleri de mümkündür. Bu seyahatın nedeni bazen gezegenlerinin yok olmuş olmasıdır. Bazen de bu hayvanlar ya da varlıklar kendi tercihleri ile sürekli bir gezegenden başka bir gezegene yolculuk yapıyor olabilirler. Eski zamanlarda uzayda hareket eden onca cismin kendilerine ait bir yaşamlarının olduğunu hayal etmiş insanlar için uzayda yaşayan ve yolculuk yapan canlılar hayal etmesi zor değildir. Hatta bazen bu varlıkların bedenlerini korumak için hiçbir şey kullanmadan yolculuk yapıyor olmaları da mümkündür.

    Uzayın Tamamı Hakkında: Uzay dev bir boşluktur. Bir gün içinde yolculuk yapmaya başladığımızda öyle zaman gelebilir ki, günlerce, yıllarca bitmeyen yollar kat edebiliriz. Böyle uzun yolları hayal etmek bile, etrafımızdaki boşluğa bir anlam vermemiz için bazen yetmektedir. Her ne kadar gemileri yönlendiren dalgalara benzeyen uzay araçlarını yönlendiren bir güç olmasa da, uzayın kimi zaman araçları bir tür irade ile belli bir yöne götürdüğü düşünülebilir. Her hangi bir denizin barındırdığı kara miktarından çok daha az katı yer barındıran uzayda bir gezegeni bulmak bile bazen uzayın bir şekilde bize yardım ettiğini bize düşündürebilir. Bazen de etrafımızdaki tüm yıldızlar, gezegenler, Dünyadakinin aksine her yanımızı sararak ve Dünyadakinden çok daha parlak görünümleri ile bize bir şeyler anlatıyor olabilirler. Hatta biz yolculuk yaparken söz konusu yıldızlar hızla yer değiştirerek görüntülerinden bir anlam çıkarmamızı istiyor olabilirler. Böylesi uzun yolculuklarda muhtemelen yolcular hayal görmeye çok yatkın olacağından böyle ögelerin hikayelere hayal mi gerçek mi olduğu en azından bir süre için belli olmayan ögeler olarak yerleştirilmeleri mümkün olabilir.

    15) Atlantis

    Fantastik Edebiyatta Atlantis: Atlantis tarihin çok eski bir dönemine dayanan bir efsanedir. O dönemin hikayelerinde yer alan, o zamanın hikayelerindeki birçok başka ülke gibi, fantastik özellikleri olan, tuhaf insanların, yaşadığı bir adadır Atlantis. Daha sonra da yok olmuş, hakkında hiçbir söz duyulmamıştır. Elbette böyle bir adanın gerçekten var olup olmadığı, eğer varsa ne zaman yok olduğu özellikle fantastik edebiyat yazarlarının ve o dönemin öykülerini okumayı sevenlerinin üzerinde düşünüp hayal kurabilecekleri bir konudur. Günümüzde fantastik edebiyatın yanısıra bilimkurgu edebiyatı da Atlantis öyküsünü kendince uyarlamış ve bildiğimiz medeniyetin daha emekleme döneminde olduğu yıllarda var olan çok gelişmiş bir medeniyete dönüştürmüştür. Fantastik edebiyatta da söz konusu medeniyeti, insanların bedenleri ve zihinleri ile kıyaslandığında bize çok daha güçlü bir beden ve zihne ve bu beden ve zihni destekleyen fantastik özelliklere sahip varlıkların yarattığı bir medeniyet olarak hayal edip, AtlantisÂ?i hikayelerde bir öge olarak kullanabilmiştir. Elbette bilimkurgu ve fantastik edebiyatın işbirliği yapması ve bu iki hayalin karışımı bir hayal kurması da mümkünüdür ki çoğu zaman da öyle olmuştur. Dolayısı ile Atlantis bu iki edebiyat türünün en fazla birbiri ile kaynaştığı konulardan birisi olarak görülebilir.

    Atlantis Niye Yok Oldu: Bu konu zaman zaman Atlantis ile neredeyse hiç ilgisi olmayan fantastik ve bilimkurgu eserlerinde bile kısaca geçecek kadar hem fantastik hem de bilimkurgu edebiyatında meşhur bir konudur. Eğer gerçekten var olduysa koskoca bir ada niye batmış koskoca bir medeniyet niye yok olmuştur? Kimi zaman neden bir tür kimlik kazanan okyanusların ya da yeryüzünün kızması ve adayı batırması olarak hayal edilebilir. Ya da söz konusu adada şiddetli bir savaş olmuş bu savaş sonunda hiç beklenmedik bir anda adanın batmasını ve üzerindeki medeniyetin tamamen yok olmasını sağlamıştır. Bazen de AtlantisÂ?teki uygarlık gittikçe gelişen insanlıktan gizlenmek için üzerinde bulundukları adanın, elimizdeki teknolojiye rağmen bugün bile hala ulaşamadığımız okyanusların derinliklerine gömülmesini sağlamıştır. Bu bakışa göre Atlantis medeniyeti bugün hala varlığını sürdürmektedir.

    Günümüzün Atlantis Medeniyeti: Bu konuda belki en çok duyulabilecek hayal, okyanusun altında, denizde yaşama kabiliyeti kazanmış akıllı varlıkların günümüzde hala yaşadıkları insanlardan gizlenmiş medeniyettir. Hatta günümüzde Atlantis kelimesinin birçok insanın aklına denizin altında var olduğu hayal eden bir medeniyeti çağrıştırması mümkündür. Kimi zaman biz insanlar gibi normal şartlarda bedenleri denizin altında yaşayabilecek kabiliyette olmasa da teknolojilerinin yardımı ile deniz altında yaşayabilen bir medeniyetten de bahsedilebilmektedir. Kimi zaman da insanlardan daha gelişmiş ve fantastik bir yolla bizim zihinlerimizi de etkileyebilen Atlantis Medeniyetinin aslında hala okyanusun üzerinde var olan adayı görmememizi sağladığı da hayal edilebilmektedir. AtlantisÂ?in hala var olduğu halde kendisini insanlardan gizlemesinin nedeni, kimi zaman onların DünyaÂ?nın dışında kurulmuş ve gezegenimizde bizi gözlemek için bulunan bir uygarlık olarak hayal edilmektedir. Bazen de Atlantisliler insanlara medeniyetlerini geliştirmeleri için yardım eden varlıklar olarak hayal edilir. Bu varlıkların bize daha doğru şekilde yönlendirebilmeleri için de bizim onların varlıklarından habersiz olmamız gerekmektedir. Bazen de Atlantislilerin her ne kadar insanlardan daha gelişmiş bir zihin ve bedene ve insanlardan daha gelişmiş bir teknolojiye sahip olsalar da insanların sahip olduğu hırsın, eğer keşfedilirlerse, eninde sonunda insanlığın onlardan daha gelişmiş bir teknolojiye sahip olmasıyla ve en sonunda Atlantis medeniyetinin yok olması ile sonuçlanacağından korktuklarını hayal eder. Bu bakış açısına göre Atlantislilerin insanlardan gizlenme nedeni, onların insanların kendilerini yok edeceğinden korkmalarıdır.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Apr 25, 2010 4:35 am Reply with quoteBack to top

    Ansiklopediye az önce eklediğim beş madde

    16) Çeşmeler

    Fantastik Edebiyatta Çeşmeler: Çeşme, çoğu zaman yerin derinliklerinde bulunan suyun yukarıdaki kişiler tarafından kullanılmasını sağlayan bir yapıdır. Yukarıdaki kişiler çeşmedeki sudan, su içmek yıkanmak, ya da bambaşka amaçlarla faydalanabilir. Günümüzde bile özellikle ıssız yolların ortasında çeşmeler insanları şaşırtan ve sevindiren sürpizlerden birisidir. şehirlerde ise günlük yaşamımızın bir parçası olduğu için çoğu zaman fark etmesek de aslında bizlerin yaşamında en vazgeçilmez ögelerden birisi haline gelmiştir. Çeşmelerin özellikle suyun çok değerli olduğu topraklarda fantastik edebiyatın önemli ögelerinden birisi haline gelmesi beklenebilecek bir durumdur.

    Çeşmelerin Yapılması: Çoğu hikayede, bir şehre ya da ülkeye suyun getirilmesi bile başlı başına bir fantastik hikayenin konusu olabilir. Çrneğin Ferhat ile şirinÂ?in hikayesinde FerhatÂ?ın şehre su getirmesi hikayenin içinde destansı bir olaydır. Ki çoğu o dönemin pek çok şehri için , hatta günümüzde de kimi ülkelerde birçok şehir için bir şehre yeterli miktarda temiz su getirmek o şehir halkının hiç unutmayacağı destansı bir başarı sayılacak kadar önemlidir. İçinden su akan çeşmeler çoğu zaman suyun geldiğini müjdeleyen yapılardır. Bir bakıma özellikle şehirler için uzun bir çalışmanın en son noktaları sayılabilirler. Kimi zaman bir çeşmeyi yapmak ve içinden su akıtmak, özellikle günlerce sürecek bir çalışma birkaç saat, dakika ya da saniyede tamamlanmışsa fantastik edebiyatın kimi en güçlü varlıklarının bile güçlerini kanıtlamak için seçtikleri bir yol olabilir. Kısacası bir çeşmenin içinden su akıtmak kimi öykülerde başlı başına bir tür fantastik olaydır.

    Çeşmelerden Akan Su: Bir çeşmeden akan suyun ilk dikkat edilen özelliği öncelikle suyun temizliği, berraklığıdır. Fantastik bir hikayede, fantastik olmayan bir öge olarak bir çeşmeden berrak ve temiz bir suyun akması ya da akmaması hikaye için önemli bir öge olabilir. Çzellikle çeşmelerden akan suyun hastalıklı ve kirli olması bir şehir için çok kötü bir durumdur. Kimi zaman şehirleri kuşatan ordular, ya da o şehri her hangi bir nedenle cezalandırmak isteyen güçler, şehirdeki çeşmeleri besleyen su kaynağını içine karıştırdıkları maddeler ya da sahip oldukları fantastik güçlerle kirli ve insanlara zarar veren bir su kaynağına dönüşmesini sağlayabilirler. Kimi zaman da çeşmelerden akan sular hastalıkları iyileştirici, insanlara özel güç verici özelliklere sahip olabilirler. Çzellikle eski çağlarda birçok su kaynağının çok da temiz olmadığını düşünürsek, yeterince temiz su kaynaklarına çok rastlamayan insanlar, bu tür su kaynaklarından akan suyu içtiklerinde, temiz suyun sağlıklarına yaptığı olumlu etkiyi bir tür fantastik güç olarak düşünmüş olabilirler. Dolayısı ile fantastik hikayelerde çeşmelerden akan suyun en çok rastlanan fantastik gücü hastalıkları iyileştirici, şifa verici özelliğe sahip olmasıdır. Hatta fantastik hikayelerde bu tür çeşmelerden akan sudan içildiğinde ya da o suyun içinde yıkanıldığında, suyun vucuttaki yaraları hızla kapatması, vucuttaki sakatlıkları iyileştirmesi, hatta kimi zaman insanların üzerindeki şanssızlığın atması, gücünün zekasının arttırması mümkün olabilir. Kimi zaman söz konusu çeşmenin suyu içmenin insanlara kimi yetenekler, mesela hayvanlarla konuşma, ya da suyun altında nefes almadan yüzme, ya da kilometrelerce uzaktaki insanların sesini duyma gibi yetenekler kazandırması mümkündür. Elbette bunun tersi, yani bir çeşmeden akan suyu içmenin ya da o suda yıkanmanın bir insana fantastik yolla bir zarar vermesi de mümkündür. Kimi zaman bu zarar bir duyusunu ya da yeteneğini yitirmek şeklinde olabilir. Bazen suyu içmek unutmak istediği bir olayın hafızasında canlanmasına, ya da geceleri sürekli kabuslar görmesine neden olabilir. Kimi zaman suyun kazandırdığı bir yetenek bile, mesela etrafındaki insanların akıllarından geçenleri duymak, kafasında yüzlerce insanın sesi bir araya geldiğinde söz konusu insanı çıldırtacak bir lanete dönüşebilir. Çeşmelerden suların özellikle iyileştirici, ama kimi zaman zarar veren özelliklerin de çeşmelerin üzerlerinde yazılıyor olmaları mümkündür.

    17) Bilgisayarlar

    Fantastik Edebiyatta Bilgisayarlar: Bu maddenin yazıldığı 2010 yılında bilgisayarlar nisbeten yeni kullanılmaya başlanan aletler olarak sayılabilirler, özellikle yaygın kullanmaya başladıkları dönem en fazla 20 yıl geriye götürülebilir. Ancak özellikle internetin sağladığı kimi zaman Dünyanın öbür ucundaki milyonlarca farklı müzik parçasına, filme, organizasyona ve insana ulaşma imkanı bilgisayarı ilgi çekici bir alet haline getirmiştir. Çzellikle bilimkurgu filmleri bilgisayarı sıkça bir öge olarak kullanmaktadır. Ancak insan yaşamına bu kadar katılmış bir aletin, özellikle çoğu kişiye kimi zaman çok gizemli görünebildiği de düşünülürse, modern fantastik edebiyatın da bir ögesi haline gelmesi beklenebilecek bir durumdur. Aslında günümüzde bilgisayarın tamamen fantastik ya da fantastik ve bilimkurgu karışımı hikayelerde öge olarak kullanıldığı örnekleri bulmak çok da zor değildir.

    Bilgisayarı Kullanan Fantastik Varlıklar: Bilgisayarlar, fantastik varlıkların geçtiği bir çok öyküde, bu fantastik varlıklardan etkilenebilirler, kimi zamanda bu varlıklar tarafından kullanılabilirler. Günümüzde fantastik öykülerde geçen kimi varlıkların örneğin hayaletlerin gerçekten var olduklarına ve bir mekana girdiklerinde mekanda bir tür manyetik alan yarattıklarına ilişkin bir inanç vardır. Dolayısı ile fantastik öykülerde bilgisayarların, bu tür varlıkların olduğu zaman, ekranlarındaki görüntünün bozulması, bilgisayardan tuhaf seslerin gelmesi veya bazen bilgisayarda açık programın takılması gibi sorunlar yaşamaları mümkündür. Kimi zaman da fantastik varlıklar bilgisayarda yazıların belirmesini, görüntülerin oluşmasını, belli filmlerin yüklenmesini, belli müzik ya da konuşmaların bilgisayarın ses sistemi ile duyulmasını sağlayabilirler. Kimi zaman bu tür varlıklar için bilgisayar iletişim kurmak istedikleri insanlara ulaşmak için bir yoldur. Ancak bazen de bu varlıklar bilgisayarları insanlara zarar vermek için bir araç olarak da kullanabilirler.

    Bilgisayarın İçindeki Dünyaya Girmek: Hem bilimkurgu edebiyatınında hem de fantastik edebiyatında bilgisayarın içindeki oyunların, filmlerin ve bazen de bilgisayardaki tüm sistemlerin çalışmasını sağlayan bir tür fantastik ortamın içine insanların girdiği öyküler anlatılır. Aslında insanların bilgisayarın içindeki Dünyaya girdiği öyküler fantastik edebiyat ile bilimkurgu edebiyatının en çok içiçe geçtiği konulardan birisidir. Bilimkurgu edebiyatı, insanların bilgisayarın içindeki bir oyunun ya da hikayenin parçası haline gelmesini sanal gerçeklikle açıklar. Bilgisayar bir şekilde insanların beynindeki duyu organlarını kontrol eden bölümlere ulaşır ve yaşamadığı bir şeyi yaşadığını zannetmesini sağlar. Kimi zaman örneğin bir kişiyi bir bilgisayar oyununun içine çeken bilgisayarın kendine ait bir bilinci olabilir, ya da bir başka insanın ya da fantastik varlığın kontrolünde olabilir. Çzellikle internet ile, insanların, ya da fantastik varlıkların bilgisayarının başındaki onbinlerce kişiye ulaşma şansı olduğu düşünülürse, bu her hangi bir fantastik varlığın Dünyanın birçok yerindeki onca insanı aynı anda bir hayal Dünyasının içine çekmesi için bir yol olabilir. Bunun dışında kimi zaman, bilgisayarın içinde gördüğümüz, duyduğumuz onlarca görüntü ve sesin oluşmasını sağlayan bir tür fantastik Dünya olduğunu hayal etmek mümkündür. Bu Dünya kimi zaman tamamen bilgisayarı kullanan kişinin emrindedir ve o kişi söz konusu Dünyayı nasıl yönlendirmek istiyorsa bilgisayarın içindeki Dünya da o şekilde yönlenir. Ancak bazen bilgisayarın içindeki bu Dünyanın kendine ait bir karakterinin olması, hatta bazen insanların emirlerini reddetmesi mümkündür. Bazen bu Dünyanın içinde, birbirinden bağımsız birçok fantastik varlığın var olduğunu ve bilgisayarın içindeki Dünyada birlikte çalışarak görüntü ve sesleri ürettiklerini düşünmek mümkündür. Bu durumda bu Dünyanın içindeki birbirinden bağımsız varlıkların aralarındaki işbirliğinin bozulması, hatta bir kısmının bilgisayarın bozulması ve bir daha kullanılmaması için uğraşması mümkündür, örneğin bilgisayar virüslerinin bu tarz varlıklar olarak hayal edilmeleri mümkündür.

    1Cool Köyler ve Kasabalar

    Fantastik Edebiyatta Köyler ve Kasabalar: Köyler ve kasabalar şehirlerden çok daha küçük yerleşim birimleridir. Küçük olmaları, onların şehirler gibi etraflarını çok etkin bir şekilde biçimlendirmelerini, adeta doğanın arka planda kalıp insanın yarattığı yerleşim birimleri olmalarını engeller. Köy ve kasaba etrafındaki doğa ile çok daha iç içe olmak zorundadır. Muhtemelen yaşamlarını sürdürmek için mutlaka köyün ve kasabanın etrafındaki doğal ortamlara da gitmeleri gerekecektir. Kimi zaman da, etraflarındaki doğada yaşayan hayvanlar ve bitkiler mesela kurtlar zaman zaman köye inip orada yaşayanlara zarar verebilir. Dolayısı ile köyler ve kasabalar öncelikle etraflarındaki doğanın yarattığı öykülerle fantastik edebiyata konu olurlar, ikinci olarak da farklı fantastik varlıkların yaşadıkları köyler ve bazen kasabalar da fantastik edebiyatın konusu olabilirler. Sonuç olarak söz konusu fantastik varlıkların sahip olduğu bir şehri gizlemek çok daha zordur. Ama söz konusu olan bir köy olduğunda, bir insanın yaşadığı şehrin, ya da içinden geçtiği ormanın ya da ovanın bir köşesinde bile saklı bir köyün olduğuna inanması mümkündür.

    Köylerin ve Kasabaların Etraflarındaki Sırlar: Köylerin ve kasabaların etraflarında doğanın yarattığı bir çok farklı şekil, kaya, hayvanlar hakkında birçok efsane duyulabilir. şekli insana benzeyen bir kayanın, aslında bir insanın taşa dönüşmesi ile oluştuğu, parmak izini andıran kimi göllerin, bir devin elini toprağa bastırması ile oluşan çukurlar sayesinde yaratıldığı, ya da hüzünlü bir şarkı söyleyen bir kuşun aşk hikayesini günümüzde de köylerde yaşayan insanlardan duymak mümkündür. şehir efsaneleri genellikle insanlar ve insanlara benzeyen ya da teknolojinin yarattığı ögeleri andıran varlıklar olurken köylerdeki insanlar için doğa hala fantastik öykülerde ciddi bir yer tutar. Dolayısı ile bir efsaneyi keşfetmek için yolculuk eden maceracıların anlatıldığı öykülerde, köyler maceracıların efsaneler hakkında ilk kanıtları keşfettikleri duraklar olabilir. Kimi zaman da köylerin bazı sırları vardır. Kimi zaman köyde yıllar önce olmuş bir olay, mesela köyde yaşayan bir kişinin yaşadığı kötü bir hastalık, köye gelen garip bir yabancı, yıllar önce yaşanan köyde yaşayanlara çok zararı dokunmuş bir kuraklık, yılların etkisi ile içine fantastik ögeler katılan bir öykü haline getirilebilir. Elbette hikayelerin de bu tür öykülere yer veren kişilerin bu fantastik ögelerin ne kadarının doğru olduğuna ilişkin kararları tamamen kendi hayal güçlerine bağlıdır. Bunun yanında kimi zaman köylerin içinde ya da etraflarında, hiçbir zaman girilmeyen bir ev, ya da konuşulmayan bir insan, hiç bir zaman yanına yaklaşılmayan bir tepe, hatta olabildiğince etrafında olmamaya gayret gösterilen bir bitki ya da hayvan da olabilir. Kimi zaman başka nedenleri olsa bile, bu nedenlere hayal gücünün eklediği bir takım fantastik tehlikeler ya da nedenler de eklenebilir. Kasabalar, köylüler için diğer köylerle iletişim kurabilecekleri bir nokta, uzaklardan gelenler içinse civardaki birçok köyün öykülerini aynı anda öğrenebilecekleri bir yerdir. Her ne kadar kasabaların kendi fantastik efsaneleri de olabilse de çoğu zaman birçok köyün aynı anda benimsediği bir fantastik hikaye de kasabalarda insanların birbirine anlattığı bir hikaye haline gelir. Bazen de farklı köylerin yarattığı farklı fantastik hikayeler kasabalarda konuşula konuşula tek bir fantastik hikaye haline de gelebilir.

    Farklı Fantastik Varlıkların Köyleri: Çoğu zaman ormanın içinde, vadilerin ortasında, bazen mağaraların içinde ama kimi zaman da rahatlıkla görülecek bir yerde olabilirler. Bazen sıradan bir köy gibi görünmeleri, içinde yaşayanların da sıradan insanlar gibi görünmeleri mümkündür. Çrneğin İngiliz efsanelerindeki cüce, buçukluk gibi farklı hayali fantastik varlıklar toplumların zihninde bu şekilde oluşmuş olabilir. Kimi zaman çoğu kimsenin gitmediği bu köylere, söz konusu fantastik insanlar ya da fantastik varlıklarla iletişim kurabilen, hatta kimi zaman onlarla dost olabilen az sayıda kişinin gidiyor olması mümkündür. Bu durumda bu kişiler aynı zamanda söz konusu insanlar ya da fantastik varlıklarla ilgili bilgi kaynağı olarak da görülebilirler. Bazen de söz konusu köyün yerini sadece burada yaşayan fantastik varlıklarla dost olan kişiler bulması mümkündür. Farklı fantastik varlıkların sahip olduğu köylerin evleri, çeşmeler, belki de köyün içinde bulunan bütün yapılar sıradan bir köyden farklıdır. Çrneğin evler toprağın içine gömülü olabilir. Sıradan köylerde hiç var olmayan kimi binalar olabilir. Köydekilerin yaşam düzenleri çok farklı olabilir. Çrneğin gece uyanıp gündüz yatıyor olabilir. Kısacası bu tür sıradışı köyler, fantastik edebiyat yazarlarının ve halk öykülerini yaratanların zihinlerindeki fantastik varlıklarının hayal edilen yaşamlarının şekillendiği yerler arasındadır.

    19) Mevsimler

    Fantastik Edebiyatta Mevsimler: Her ne kadar mevsimler kelimesi tek başına hayal gücümüzü çok fazla harekete geçiren kelime değilmiş gibi görünebilse de, tek tek mevsimlerin isimlerini düşündüğümüzde, aslında bu düşüncenin yanlış olduğunu fark etmek mümkündür. Yaz, Sonbahar, İlkbahar, Kış fantastik halk edebiyatı, modern fantastik edebiyat da dahil olmak üzere edebiyatın pek çok alanında sıkça rastlanan ögelerin arasındadırlar. DünyaÂ?nın özellikle mevsimlerin daha açıkça hissedilebildiği bölgelerinde bunun böyle olmasına şaşırmamak gerekir. Havanın soğuması, bitkilerin yapraklarını dökmesi, hayvanların göç etmesi, kısacası doğanın uykuya dalması, sonrasında ilkbahar geldiğinde bitkilerin, hayvanların hatta toprağın ve gökyüzünün yeniden canlanması muhtemelen insanları en eski çağlardan beri etkilemiş bir döngüdür. Muhtemelen insanlar bu döngünün bir gün yarıda kesileceğinden korkmuş, bazen de bu döngüye benzer başka döngüler de olabileceğini hayal edebilmişlerdir. Kısacası mevsimler, hem yılın mevsimleri olarak fantastik edebiyatta en güçlü ögelerden birisi olarak yer almış. Hem de hayal gücünün yarattığı daha farklı mevsimler, mesela bir insanın ömründe ya da bir krallığın tarihininde mevsimlere benzeyen bir döngünün olduğu bazen de Dünya üzerinde bilinen yıldan farklı başka döngülerin de olduğu ve bu döngülerin de kendi mevsimlerinin olduğu hayal edilmiş ve bu hayalin sonucunda yaratılan mevsimler de fantastik edebiyatın parçası olabilmiştir.

    Yılın Mevsimleri: Fantastik Edebiyatta yılın mevsimleri, kendileri bir fantastik öge olmadıkları durumlarda bile hikayelerde fantastik bir arka plan ögesi olabilmişlerdir. Çrneğin kış, çoğu zaman bir tür hayatta kalma mücadelesinin verildiği dönemdir. Ancak bazen örneğin savaşların olduğu zamanlarda kış insanların çarpışmaya ara verdiği ve dinlendiği bir dönem olabilmiştir. Normal zamanlarda ilkbahar, doğanın canlandığı, tarlalarıni bahçelerin yeşerdiği, daha güzel bir dönemi müjdeleyebilir. Ancak ilkbahar aynı zamanda, bazen hikayenin kahramanlarına zarar verecek hayvanların, canavarların, bazen de başka varlıkların uyandığı ve ortaya çıktığı bir dönem de olabilir. Yaz ise genellikle yılın en çok hareketinin olduğu dönemdir. Çzellikle insanların yaşamlarını doğaya göre ayarladığı bölgelerde, yazın en çok işin olduğu mevsim olduğu söylenebilir. Belki bunun da bir sonucu olarak birçok fantastik hikayede yaz aynı zamanda en kritik olayların olduğu, bir bakıma sıcağın yanı sıra verilen mücadelelerin de insanların terlettiği bir dönem olabilmektedir. Mevsimlerle ilgili özellikle fantastik halk hikayelerinde, örneğin mitolojilerde yer alan bir hikaye türü de, mevsimlerin nasıl ortaya çıktığını açıklayan hikayelerdir. Bu konuda, Dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar oldukça farklı ve renkli hikayeler oluşturabilmiştir. Bu hikayelerin mevsimlerin nasıl oluştuğunu öyküsünde fantastik bir hikaye ile açıklamak isteyen bir yazar için esin kaynağı olması mümkündür. Mevsimleri oluşturan döngünün nedenini açıklayan bu tür öyküleri kimi zaman fantastik edebiyatın kimi hikayelerinde, kimi karakterler dikkatle dinleyip, sonra bu döngüyü kırmak, kimi bir ülkede, kimi zaman tüm Dünyada sürekli bir kış, ya da ilkbahar başlatmak isteyebilirler. Kimi zaman da başka karakterlerin yarattığı bu bitmeyen kış ya da ilkbahar mevsimini sona erdirmek için kimi karakterler mevsim döngüsünü yeniden başlatmanın yollarını arayabilirler.

    Daha Farklı Mevsimler: Bu konuda ilk akla gelen insan hayatıdır. Bu hayatı ilkbahar, yaz, sonbahar, kış şeklinde sıralanan bir mevsime benzeten karakterlerin yer aldığı fantastik halk hikayelerine rastlamak mümkündür. Kimi öykülerde de insan hayatının sonlandığı kışın ardından bir yeniden doğuş, yani yeni bir ilkbaharın da geleceğinin de hayal edildiği gözlenebilir. Krallıklar, ormanlar, dağlar ve canlı ve cansız birçok ögenin kimi zaman gezegenlerin hatta EvrenÂ?in tamamının da tıpkı doğa gibi, yeniden hızlandığı, hızlı yaşadığı, temposunu yavaşlattığı ve dinlendiği dönemleri kapsayan bir döngü yaşadığının kimi fantastik öykülerde vurgulanması mümkündür. Bu daha geniş döngüler muhtemelen bir insan hayatından uzun süreceğinden çoğu zaman bir insan tarafından fark edilmesi kolay değildir. Fantastik hikayelerde insanlar bu tür döngüleri bazen farklı zamanları anlatan eski öyküleri birleştirerek fark edebilirler, bazen de doğaya, ya da gökyüzüne yıldızlara baktıklarında bu tür bir döngünün ipuçlarını bulabilirler. Bazı fantastik hikayelerde yazarlar, farklı zamanlarda geçen hikayeler anlatarak bu tarz daha büyük döngüleri vurgulayabilirler.

    20) Asalar

    Fantastik Edebiyatta Asalar: Asa çoğunlukla uzun ve ince bir eşyadır. Kimi zaman odundan yapılmış olabilir, hatta kimi zaman kabaca şekil verilmiş bir dal parçası olabilir. Bazen metaldan ya da başka maddelerden de yapılabilir. Hatta kimi zaman hayal gücü ile ışığa ya da suya onları kontrol eden bir varlık ya da insan tarafından asa şeklini verildiği ve bu varlıklarının kullanacağı bir tür asanın yaratılabileceği düşünülebilir. Tarih boyunca kimi zaman bazı asaların belli güçler barındırdığına ya da belli güçlerin kullanılmasına aracı olduğuna bazen inanılmış inanılmıştır bazen de böyle güçlerin olduğu hayal edilmiştir. Fantastik edebiyat da tarih boyunca farklı ülkelerdeki farklı insanların hayal gücünden etkilenerek asa ögesine kimi hikayelerde yer vermiştir.

    Asaların şekilleri: Bazı asalar sadece garip bir şekli olan bir ağaç parçası olabilirler. Bazen bu şeklin kendine özgü bir anlamı olabilir, hatta kimi zaman o ağaç parçasına belli bir güç veriyor olabilir ya da bazen bu şekil onun asa olarak kullanılmasına yarayan bir özelliğinin olduğuna işaret edebilir. Bazen metallerin özel ve kimi zaman fantastik yöntemlerle işlenmesi ile belli güçleri olan asalar üretilebilir. Kimi zaman asanın üzerinde ona güçlerini veren özel bir taş da olabilir. Kimi zamanda asaların üzerlerinde şekiller ve yazılar olabilir. Bu şekiller ve yazılar, bazen asanın gücünü arttıran ögelerden birisidir, bazen de asayı kullanacak olan kişilere onu kullanmak için hangi yeteneklere sahip olması gerektiğini, asanın ne işe yaradığını hatta bazen asayı kullanmanın tehlikelerini anlatıyor olabilir.

    Asaların Güçleri: Asaların bir öge olarak kullanıldığı bazı öykülerde, asayı kullanan kişinin asaya dayanarak zorlukla yürüdüğü ve böylece hem kendi gücünü hem de asanın gücünü sakladığı bir sahneye rastlanabilir. Asalar kimi zaman sadece basit bir dayanak olarak görünürler. Ancak çoğu öyküde kimi zaman istenilen her an, kimi zaman bazı özel ve gerçekten gerekli anlarda insanlara ve başka varlıklara bazı güçler verebilirler. Bu güçler kimi zaman, karşıdaki insana ya da başka bir varlığa zarar vermeye yarayan güçler olabilir. Bazen asanın onu taşıyan bir kişiye bir takım olumlu yetenek ve özellikler kazandırması örneğin onu daha güçlü, daha dayanıklı hale getirmesi mümkündür. Bazen de asalar insanların ya da başka varlıkların bazen kendi içlerinde bazen de etraflarında olan güçleri kullanmalarına yardım ederler. Böyle durumlarda eğer kullandıkları güç kendi güçleri ise bir bakıma içlerindeki gücü kontrol etme aracı, eğer kullanılan güç etraflarında olan bir güçse, o zaman o gücü yönlendirmenin bir aracı olabilirler. Kimi zamanda başka bazı varlıklar, bazı kritik anlar da asaya verdikleri bir güç aracılığı ile söz konusu kişiye ya da varlığa yardım edebilirler. Asaların aynı zamanda kimi hayvanları, ya da fantastik varlıkları kontrol etmek için kullanılan bir araç olması mümkündür. Bazen asa onu kullanan kişiye söz konusu hayvanlar ya da varlıklarla anlaşma yeteneği verebilir. Bazen de asadan yayılan bir tür fantastik güç, söz konusu hayvanların ve diğer fantastik varlıkların, kimi zaman farkında olmadan asayı kullanan kişinin her istediğini yapmasını, kimi zaman da asayı kullanan kişiye güvenmesini sağlar. Kimi zaman da asaları taşımak, bazı insanların arasında da söz konusu insanların asayı taşıyana itaat etmesini ve bazen de güvenmesini sağlayabilir.

    Asaları Kullanmak: Kimi zaman asaları eline alan her insan kullanabilir. Başka bazı hikayelerde ise, asayı kullanmak için kimi zaman bir tür eğitim, kimi zaman da bazı yetenekler, bazen de bazı kişilik özellikleri gerekli olabilir. Eğer asa bir insanın, ya da fantastik varlığın içindeki gücü kullanmanın bir aracı ise, o zaman zaten içinde söz konusu gücü barındırmayan varlık için asa işe yaramayacaktır. Eğer asa doğadaki bir gücü kullanmanın bir aracı ise, ya da doğadaki hayvanların ve başka varlıkların güvenini kazanmayı sağlıyorsa, kimi zaman asayı kullanmak için doğayı anlayabilmek ve kimi zaman da sevmek gerekir ve bu duygulara sahip olmayan bir kişi için asanın nasıl kullanılacağını anlamak imkansız olabilir. Kimi zaman da asa onu kullanacak kişiyi bir şekilde test edebilir, özellikle eğer asa fantastik bir varlığın onu taşıyana bir gücü aktarmak için kullandığı bir araçsa, böyle bir testin yapılması muhtemeldir.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Aug 08, 2010 3:26 am Reply with quoteBack to top

    Son eklediğim beş madde şunlar

    1) Gölge

    Fantastik Edebiyatta Gölge: Gölge ışığın yansıdığı bir yer ile ışık arasına konulan bir cismin daha ışığın yansıdığı yerin bir bölümüne ya da tamamına ışığın gidememesi sonucunda oluşur. Çzellikle ilk çağlarda ışığın yansıdığı mağraların duvarlarına düşen gölgeler muhtemelen o dönem yaşayanları büyüleyen şeylerdi. Daha sonra ışığın bir tür iyiliğin sembolü haline gelmesi ile gölge de bir çeşit kötülük sembolü haline gelebilmiştir. Ancak aynı zamanda gölge o an için savaşamayacak durumda olanlar için bir tür saklanma yolu haline de gelmiştir. Bu nedenle de her hangi bir nedenle saklanmak isteyenler için gölge doğru kullanıldığında çok işe yarayan bir doğa olayı haline gelmiştir.

    Gölgenin Anlattıkları: Gölge oyunları muhtemelen eski çağlarda ortaya çıkmış ama bugün de birçok farklı ülkede oynanan bir oyundur. Çok basit şekilde iki elin güçlü bir ışık kaynağının önünde yaptığı hareketlerle oynanabileceği gibi, Karagöz ve Hacivattaki gibi kuklalar kullanılarak da oynanabilir. Gölge oyunu her ne kadar doğrudan fantastik olmasa da fantastik edebiyat eserlerine renk katabilecek bir ögedir. Ancak bu oyundan esinlenilerek, kimi zaman rüzgarın hareket ettirdiği ağaçların oluşturduğu gölgeler, ya da bazen bir anda onları yaratan hiçbir kaynak olmamasına rağmen bir duvarda ya da her hangi bir yerde aniden belirdiği hayal edilebilecek gölgelerin hareketleri ile insanlara bir şeyler anlatıyor olması mümkündür. Kimi zaman bir şeyleri anlatacak gölgeleri fantastik güçlere sahip kimi kişilerin çağırması gerekebilir.

    Gölge ve Işık: Gölge aslında tam anlamı ile karanlık değildir, hatta gölgeler bazen kısmen aydınlık bile olabilirler, ama ne olursa olsun gölgeler ışığın en azından kısmen bir yere ulaşamaması sonucunda oluşurlar. Işığın iyi bir güç olarak benimsendiği hikayelerde, gölge bu iyi gücün önünün kesilmesini temsil eder. O nedenle gölge bir bakıma ışığın insanlara ulaşması için aşması gereken engeldir. Bu nedenle gölgelerle özdeşleşmiş, hatta bazen gölgeleri kontrol eden karakterlerin, ışıkla özdeşleşmiş hatta ışığı kontrol edenlerin insanlara yardım etmesini engelleyici bir rol almaları mümkündür. Elbette ışığa bakış açısı değiştiğinde, örneğin ışık bir fantastik hikayede en azından o hikayede geçen hali ile kötü bir öge haline geldiğinde ışığın önünü kesen gölge aslında iyi bir güç haline de gelebilir.

    Gölgelere Saklanmak: Fantastik Hikayelerde geçen ünlü karakterlerde rastlanabilecek bir özellik de doğru zaman gelinceye kadar karakterlerin savaşlardan kaçınmak için saklanabilmesidir. Saklanmak için belli eşyaları kullanmak mümkündür. Ancak çoğu zaman bir eşyanın bir insanı tamamen saklaması mümkün olmayabilir, böyle durumlarda söz konusu karakter kendisini görmesini istemediği kişinin konumuna ve etraftaki ışık kaynaklarına bakıp, nerelerin söz konusu kişi için daha karanlık, gölge altında gibi göründüğünü fark etmesi ve o kişinin en az görebileceği noktada saklanması onu avantajlı hale getirecektir. Benzer şekilde ellerindeki bir eşyayı veya etraftaki bir şeyi saklamak isteyenler için gölgelerden nasıl faydalanacağını bilmek çok işe yarayabilir. Kimi zaman da böyle kişilerin belli mekanları düzenleme şansları olduğunda, ışığın ve o mekandaki nesneleri tam da istedikleri noktalara gölge düşürecek şekilde tasarlamaları mümkündür. Bir mekan bu şekilde tasarlandığında öyle bir mekana girenin mekanın neresindeki insanları ve nesneleri görebileceği neredekileri görmekte zorlanacağına da mekanı tasarlayan kişi karar vermiş olur. Bu şekilde gölgeleri saklamak ve saklanmak için kullananların aynı zamanda gölge yaratmaya yarayan bir tür fantastik bir güçlerinin olması da mümkündür. Hiç yoktan yaratılan bu gölgenin ne şekilde yaratıldığı, ne kadar büyük olduğu, insanların görme yeteneğini ne derece etkileyeceği ve böyle bir güç kullanmanın bir insanı yorup yormayacağı ya da bir bedelinin olup olmayacağı tamamen yazarlarının hayal gücüne bağlıdır.

    2) Saatler

    Fantastik Edebiyatta Saatler: Saatler zamanın akışını gösteren aletlerdir. Edebiyatta özellikle öne çıkan üç saat türü vardır. Yelkovan ve Akrepli Saatler, Kum Saatleri ve Güneş Saatleri... Çç saat türünün de kendini özgü bir takım özellikleri vardır, yelkovan ile akrep zaman ilerlerken tam olarak hangi noktada olunduğunu gösterir. Kum Saati zamanın akışının en iyi gözlenebildiği saatlerdir. Güneş Saatleri ise saatin ortasında duran bir ya da birden falza çubuğun gölgesi tam belli bir ya da birkaç noktaya düştüğünde belki her gün belki her yıl, belki yüzyıllar ya da binyıllar boyunca bir defa rastlanan belli bir anın geldiğini gösterir.

    Yelkovan ve Akrepli Saatler: Bu saatler örneğin gün boyunca, sabah mı öğle mi akşam mı olduğunu, ya da bu zaman dilimlerine ne kadar süre kaldığını görmemizi sağlarlar. Günün döngüsüne benzer şekilde fantastik edebiyatta daha farklı döngüleri de temsil eden fantastik saatler yapılabilir. Çrneğin bir insanın yaşamındaki döngüyü, ya da belli bir Dünyanın tarihinde sürekli yaşadığı döngüleri temsil edilen saatlerin yapılması mümkündür. Böyle saatler yapıldığında kimi zaman onların yelkovan ve akreplerini hareket ederek bir tür fantastik yolla, söz konusu döngünün belli bir noktasına geri dönmek ya da hızla ilerlemek mümkün olabilir.

    Kum Saatleri: Kum Saati belki de saat türlerinin içinde en gizemli olanlarından birisidir. Kumun üst taraftaki bölmeden aşağıya doğru akışı adeta zamanın akışının görünür hale gelmesini sağlar. Dolayısı ile bu saatler özellikle bir insana veya başka bir varlığa ya da bazen çok sayıda kişiye hatta kimi zamanbi ülkenin tamamına verilen zamanın ne kadarını kaldığını gösterirler. Bazen bu saatlerin çalışması bir tür fantastik yolla sağlanır ve süre dolduğunda saatler bir tür fantastik olayın gerçekleşmesinde rol oynarlar. Bu fantastik olay söz konusu sürenin verdiği kişinin yapması gereken bir şeyi yerine getiremediği için ona verilen bir ceza da olabilir, söz konusu kişinin kum saatinin süresi dolana kadar katlanması gereken bir güce, ya da bir tür teste katlanmasının sonucunda verilen bir tür ödel de olabilir. Bazen de kum saatleri uzun bir zaman boyunca bir defa gerçekleşen bir tür fantastik olaya ne kadar zaman kaldığını göstermek gibi bir işleve de sahip olabilirler. Böyle durumlarda söz konusu kum saatinin çok yavaş ve çok uzun süre boyunca çalışması beklenebilir.

    Güneş Saatleri: Güneş Saatleri kimi zaman basit bir çucuk ve çubuğun etrafına çizilmiş çizgilerle yapılabilirler. Kimi zaman çok daha büyük direkler, kimi zaman kayaların belli noktalar dizilerek de yapılmaları mümkündür. Kimi zamanda ilk bakışta bir anlama geldiği anlaşılmayan kimi binaların, ya da ağaçların ve bitkilerin hatta kimi zaman dağların yerlerinin, güneş belli açılardan vurduğunda gölgeleri ile belli anların geldiğine işaret edecek şekilde seçildiğini düşünmek mümkün olabilir. Elbette binaları, ağaçları ve özellikle dağları bu şekilde yerleştirebilmek için bir varlığın muhtemelen büyük bir fantastik güce sahip olması gerekecektir. Güneş Saatleri, kum saatindeki gibi zamanın hızla akışını gösterecek kadar etkili değillerdir. Ya da yelkovanlı ve akrepli saatlerin yaptığı gibi günün ya da başka bir döngünün tam olarak neresinde olunduğunu gösterme açısından daha az etkililerdir. Ancak özellikle birbirinden bağımsız birden çok nesnenin gölgesi incelenerek hatta, yıldızların ve AyÂ?ın nereden doğduğu söz konusu direklerin yardımı ile tesbit edilerek, belli olayların tam olarak gerçekleşeceği anın görebilineceğini hayal etmek mümkündür. Hatta kimi zaman söz konusu gölgelerin ve yıldızlar ve AyÂ?ın yerlerinin henüz hiç gerçekleşmemiş, gelecekte olacak olaylar hakkında bile bilgi verebileceğini düşünmek mümkündür. Bazen de bu gölgelerin yılın tam belli bir gününde belli bir zamanda özel bir yeri örneğin bir gizli geçidi, ya da geçmişte belli bir olayın gerçekleştiği yeri gösteriyor olması da belli fantastik hikayelerde rastlanabilecek bir durumdur.

    3) Gemiler

    Fantastik Edebiyatta Gemiler: Gemi fantastik edebiyatın en sık rastlanan ögelerinden birisidir. Denizlerde, nehirlere, yer altı ırmaklarında, gökyüzünde ve uzayda gemilerin yolculuk ettiğine fantastik edebiyatta rastlanabilir. Ancak bu tür gemiler dışında, batmış ve içinde hazine taşıyan gemiler, karaya vurmuş gizemli gemiler fantastik edebiyatın parçasıdırlar. Elbette özellikle deniz, ırmak gibi bilinen yerlerde yolculuk etmeyen gemiler de çoğu zaman sıradışı özelliklere sahip olurlar.

    Denizlerdeki ve Irmaklardaki Gemiler: Gemi en bilinen hali ile, etrafı bilinmeyen bir Dünya yani denizle çevrili insanlar için, bir tür bildikleri katı zemin ve onun üstünde yine bildikleri eşyalarla kaplı bir tür onları bilinmeyen Dünyadan koruyan bir ada gibidir. Geminin üzerindeki bu Dünyada kaptan, tayfalar ve yolcular arasında çoğunlukla, bazen normal yaşamdakinden çok farklı bir düzen kurulabilir. Bu düzen her ne kadar her zaman fantastik bir öge olmasa da fantastik bir hikayenin parçası olabilecek bir ögedir. Çzellikle gemiyi bilinen denizlerin ötesinde fantastik özellikleri olan sulara sokan hikayelerde karşılaştıkları fantastik ögelerin, ve muhtemelen bu fantastik ögelerin yarattığı zorlukların gemideki insanların kurdukları düzene etkisi fantastik bir hikayede incelenebilecek ögelerden birisidir.

    Gemilerin Çzellikleri: Sıradan bir 19. yüzyıl öncesi bir geminin en dikkat çeken yerleri geminin üstünde çoğu zaman tayfaların ve kaptanın zamanlarının çoğunu geçirdikleri güverte, bazen geminin kendisinden çok daha büyük olabilen yelkenler, bazen bir tür depo olarak kullanılar, bazen denizcilerin ya da kürek mahkumlarının kürek çekerek geminin ilerlemelerine yardımcı oldukları güvertenin altındaki üstü kapalı bölümdür. Bazen güvertenin üstünde de üstü kapalı bölümler bulunabilir. Modern gemilerde ise geminin makinelerinin çalıştığı makine dairesi geminin vazgeçilmez bölümlerinden birisidir. Hatta makine dairesinin zarar görmesi veya yakıtın bitmesi böylesi bir modern geminin sürüklenmesine ve de kimi zaman bir tür fantastik maceranın içine düşmesine neden olması mümkündür. Elbette modern gemilerde, lüks yolcu kamaralarından, yüzme havuzuna, lokantalara kadar birçok farklı şeyin de var olması mümkündür. Gerek modern gerekse eski gemilerin yapılarına bir takım fantastik özelliklerin eklenmesi de mümkündür. Çrneğin modern gemilerin makine dairelerinde kullandıkları yakıtlar, bir tür fantastik özelliği olan yakıt olabilir. Çrneğin bir tür fantastik gücü olan bir insanın ya da varlığın makine dairesinde bulunması ve onun sarf ettiği güç geminin ilerlemesini sağlıyor olabilir.

    Gemilerin Karşılaştığı Maceralar: Belki bir geminin karşılaşabileceği en büyük ve fantastik olmayan Dünyada da var olabilecek macera fırtınadır. Fırtına bazen, başka başka her hangi bir düşman ve tehlikenden çok daha fazla gemiyi ve geminin içindekileri zorlayabilir. Çyle ki fırtınalarda bazen her an her saniye alınacak kararlar önemlidir, üstelik de bazen yağmur etrafın görülmesini zorlaştırdığından fırtınanın gemiyi nereye götürdüğünü, gidilen yerde başlı başına tehlikelerin olup olmadığını anlamak da kolay olmayabilir. Fırtınalardan sonra ise fantastik edebiyatta en çok rastlanan tehkileler deniz canavarlarıdır. Bu canavarlar bazen gemiden kat kat büyük olurlar. Gemiye başarılı bir darbe vurmaları geminin batması için yeterli olabilir. Yine de doğru yöntemi bulduklarında, örneğin yaratığın zayıf bir noktasına saldırdıklarında gemidekilerin yaratığı alt etmeleri mümkün olabilir. Bunun dışında gemilerin karşılaşabileceği başka bir öge ise dost ya da düşman başka gemilerdir. Çzellikle düşman gemilerin arasında hakkında en çok hikaye yapılanları korsanlardır. Korsanlar başlı başına bir konu olduğu için ayrı bir başlıkta işlenmiştir. ( bkz korsanlar ) Elbette birbirinden farklı denizler, denizlerin ortasındaki adalar, bu denizlerde veya adalardaki fantastik varlıklar, kısacası bir fantastik edebiyat yazarının yaratabileceği pek çok şey gemilerin fantastik edebiyatta karşılaşabilecekleri maceralara eklenebilir.

    4) Hayal Gücü

    Fantastik Edebiyatta Hayal Gücü: Hayal gücü çoğunlukla sınırları belli olmayan bir terimdir. Kimi zaman sadece kendini başka bir yerde, hatta bazen farklı bir şekilde hayal etmek için kullanılabileceği gibi, bazen de ilerideki hayatı ya da sevdiklerinin hayatı ya da tüm insanlığın geleceği ile ilgili plan yaparken de hayal gücü kullanılabilir. Sonuç olarak sanatçılar ve bilimadamlarının oldukça işine yarayan bir şeydir hayal gücü. Dolayısı ile fantastik edebiyat da dahil edebiyatın her alanında da özellikle sanatçı ile bilimadamlarının hayal güçleri rastlanabilecek ögelerin arasındadır. Hayal gücünü en çok kullanan karakterlerse genellikle çocuklardır. Çocuklar için özellikle daha küçük yaşlarda iken, önlerindeki Dünya onlar için gizem ile doludur. Dolayısı ile daha büyük gizemleri hayal etmek onlar için nisbeten daha kolaydır. Fantastik Edebiyatta Hayal Gücünün özellikle öne çıktığı iki durumdan birisi insanların hayal güçlerinde yarattıkları Dünyayı gerçek olarak görmeleri, ya da hayal ettikleri şeylerin gerçeğe dönüşmesidir.

    Hayalin Gerçek gibi Görünmesi: Aslında bu konuda en ünlü örnek fantastik edebiyatın dışındaki bir karakterdir. Don Kişot isimli romanda, ana karakter etrafına bakmakta ve gördüğü her şeyi şovalye masallarının bir parçası olan ögeler olarak hayal etmektedir. Sonuç olarak aslında çok farklı karakterleri olan insanlar, aslında çok farklı görünen aletler onun kafasında bambaşka şeylere dönüşürler ve hikaye boyunca da ona bambaşka şekilde görünürler. Benzer şekilde etrafındaki nesnelerin ve insanların onlara bakanın hayalinde yeniden şekil kazanması, hatta bazen özellikle bakan kişinin hayal ettiği gibi görünmesi fantastik edebiyatta da rastlanabilecek bir ögedir. Bazen fantastik edebiyatta bir tür büyü ya da özel bir fantastik güç sayesinde insanların baktıkları nesne ve insanları hayal ettikleri gibi görmeleri sağlanabilir. Bazen özel bir mekan içinde bulunan tüm insanlara böyle bir güç verebilir, bu durumda her insan o mekanı tam olarak hayal ettiği gibi görecektir. Bazen de hayali yeterince güçlü bir insan diğer kişilerin Dünyayı kendisinin hayal ettiği gibi görmesini sağlayabilir. Bazen bunu hiçbir şey yapmasına gerek olmadan da sağlayabilir. Ya da başka zamanlarda onların Dünyayı kendisinin hayal ettiği gibi görebilmesi için, hayal ettiğini bir şekilde, örneğin müzikle diğer insanlara anlatması gerekebilir.

    Hayalin Gerçekleşmesi: Kimi zaman bu özel, bazen sadece belirli bir süre için verilen bir güçtür, bazen de bir hayal yeterince güçlü olduğu zaman sürekli yapılabilecek bir şeydir. Hatta günümüzde, gerçek yaşamda da yeterince inanarak hayal edildiğinde, hayal edilenin kesinlikle gerçekleşeceğine inanan insanlar da bulunmaktadır. Kimi zaman hayal yeterince güçlü olduğunda, bir tür fantastik gücü olan bir varlık da o hayali gerçeğe dönüştürebilir. Kimi zaman hayalini gerçekleştirme gücü, özellikle hayal edeceği şeyleri kontrol edemeyen kişiler için tehlikeli bir güç haline de gelebilir. Hayal gücünün yarattığı canavarlar, felaketler, kötü tesadüfler, etrafındaki insanların kendisine yapacağından korktuğu kötülükler, bir insanın hayal ettiği her şeyin gerçeğe dönüşmesi ile gerçeğe dönüşebilir. Böyle durumlarda insanların iyi şeyler hayal edebilmeleri ve kendi hayal güçlerini kontrol edebilmeleri gerekir. Ancak bu özellikle uzun zamandır bilinçli olarak hayal kuramış insanlar için kolay olmayabilir. Kimi zamanda bir hayali gerçekleştirmek ancak onu özel bir anda, özel bir yerde, bazen birden fazla insanın hep birlikte zihninde canlandırması ile mümkün olabilir. Böyle durumda kimi zaman hayali zihninde canlandıran insanların her şeyi çok net olarak gözlerinin önüne getirebilmeleri gerekir, bunu yapmak için kimi zaman fantastik bir güce sahip olmak gerekebilir, ya da kimi zaman müzik ya da bir şarkı sayesinde insanların böylesine net hayal kurmaları sağlanabilir, ya da bazen hayali kuran kişilerin söz konusu özel andan önce uyumaları ve söz konusu hayali uykudayken kurmaları sağlanabilir.

    5) Depremler

    Fantastik Edebiyatta Depremler: Deprem, her hangi bir fantastik öge eklemeden bile insanın hayal gücünü zorlayan bir olaydır. Toprak, tarih boyunca birçok toplumda sabit, değişmez, yerli yerinde duran bir güç olarak görülmüştür. Deprem bu gerçeği değiştirir, toprak, hem de sadece küçük bir alandaki değil, kimi zaman kilometrelerce mesafedeki toprak sallanır, hatta bazen çatlar, parçalanır. Kısacası depremler günümüzde bile gözümüzün önünde canlandırdığımızda, her hangi bir fantastik öge olmadan bile hayal gücümüzü zorlayabilen bir doğa olayıdır. Her zaman yerinde duracağına inanılan böylesi bir gücün nasıl olup da böylesine hareket ettiği değiştiği, insanların hayal gücünü tarih boyunca kurcalamış konudur. Bu konuda birçok efsane, birçok hikaye vardır. Bu efsane ve hikayelere modern fantastik edebiyatın yenilerini eklemesi de mümkündür. Bu efsane ve hikayelerin içinde depremleri ön görebilen ve bazen depremi yaratabilen insan ve varlıkların da özel bir yeri vardır.

    Fantastik Edebiyatta Depremlerin Nedenleri: Her zaman bilinen Dünyanın en temel ögelerinden biri olan toprak değişip, hareket eder hale geldiğinde, insanlar çoğu zaman bir şeyin Dünyadaki dengeyi kısa bir süreliğine de olsa tamamen değiştirdiğine inanmışlardır. Bu konuda belki de en klasik efsanelerden birisi Dünyanın bir öküzün boynuzlarında durduğu ve öküzün kuyruğuna konan sineğin öküzün dengesini bozduğudur. Daha başka hikayeler aslında dengeyi bozanın insanlar olduğundan da bahsedebilir. Eğer insanlar kendi aralarında uyumlu olarak yaşamazlarsa, daha da beteri etraflarındaki doğanın da dengesine zarar verirlerse, bu kimi zaman fantastik bir yolla tüm Dünyanın dengesini bozup depremlere yol açtığı düşünülebilir. Bazen de doğanın kendisi insanların kendi dengesini bozduğunun farkına varıp depremler yaratarak onları uyarmak, ya da yok etmek isteyebilir. Kimi zaman da insanların ötesinde güçlere sahip kimi varlıklar insanların kendi aralarındaki dengenin ya da insanların doğaya müdahalesine kızarak depremler yaratabilirler. Kimi zaman da fantastik bir olay, örneğin o güne kadar doğayı dengede tutan bir gücün yavaş yavaş yok olması da başka felaketlerin yanısıra depremlere yol açabilir. Çzellikle eğer bu güç öncelikle toprağı kontrol ediyorsa, o gücün yok olmaya başlamasının depremlere yol açması mümkündür. Böyle bir hikayede muhtemelen ilk başta seyrek meydana gelen depremler, söz konusu varlık gücünü kaybettikçe, daha sık ve daha şiddetli olacak, söz konusu varlık iyileşmez, ya da yerini aynı güce sahip yeni bir varlık almazsa, en sonunda çok büyük bir felaket yaşanacaktır. Depremlerin kimi fantastik Dünyalarda belirli aralıklarla tekrar tekrar gerçekleşmesi de mümkündür. Kimi zaman bu aralıklar başka felaketlerin de depremlerle birleştiği büyük yıkım dönemleri de olabilir.

    Fantastik Hikayelerde Depremleri Tahmin Etmek: Eğer depremler belirli aralıklarla gerçekleşiyorsa, depremlerin zamanlarını anlamak için çoğu fantastik öyküde yıldızlar kullanılır, çünkü yıldızların hareketleri belirli aralıklarla tekrar tekrar gerçekleşen olayları anlamak için en uygun işarettir. Çrneğin gezegenlerin hepsinin aynı hizaya gelmesi kimi zaman Dünya üzerinde bir dengesizliğin, çoğu zaman depremlerin gerçekleşeceğinin işareti sayılabilir. Eğer depremler tekrar tekrar olarak gerçekleşmiyorsa, o zaman kimi zaman doğada dengesizliği gösteren bir işaret aynı zamanda depremin işareti olabilir. Kuşların göç etmesi, ağaçların kuruması, nehirlerin yönlerinin değişmesi bazı fantastik hikayelerde ileride gerçekleşecek depremlerin işaretleri olabilir. Kimi zamanda deprem yine gökyüzünde gerçekleşen sıradışı bir olay sayesinde de tahmin edilebilir, Güneş ve Ay Tutulmaları insanı tarih boyunca şaşırtan gök olayları arasındadırlar, ve çoğu zaman gezegenlerin aynı hizaya gelmesi gibi bunlar da Dünyada gerçekleşecek bir dengesizliğin, kimi zaman da depremlerin işareti olarak sayılabilmişlerdir. Kimi zaman da gökyüzünde aniden beliren bir yıldız ya da kuyruklu yıldızın görülmesi de olası bir depremin işareti olarak sayılabilmiştir.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Sep 25, 2010 7:14 am Reply with quoteBack to top

    Ansiklopediye eklediğim son beş madde şunlar

    6) Yüzükler

    Fantastik Edebiyatta Yüzükler: Yüzükler tarihin çok eski dönemlerinden beri hem insanların hem bir tür süslenme aracı olarak taşınırlar, hem de onu taşıyan insanların sahip olduğu bir konumu diğer insanlara gösterirler. Bugün de evlilik yüzüğü taşıyan bir insanın evli olduğu sonucuna varmamız bu adetin devamı sayılabilir. Sadece bu özellikleri ile bile yüzükler sadece hiçbir fantastik öge içermedikleri zaman bile fantastik edebiyatta rastlanabilecek ögelerdir. Ancak yüzükler aynı zamanda belli güçler veya lanetler de taşıyabilirler. Kimi zamansa güçler ve lanetler bir aradadırlar ve birbirlerini tamamlarlar. Kimi zaman da yüzükler içlerinde ya da üzerlerinde bir şekilde gizlenmiş bir takım bilgiler, içlerine bir şekilde konmuş sıradışı maddeler hatta içlerine bir şekilde hapsolmuş sıradışı varlıklar da içerebilirler.

    Yüzükleri Taşımanın Anlamı: Daha önce de belirttildiği gibi, en bilinen anlama sahip yüzükler evlilik yüzükleridir. Ancak kimi zaman dostluklar, kardeşlikler, ortaklıklar ve ittifaklar da yapan kişiler de taşıdıkları yüzüklerle aralarındaki dostlukları, kardeşliği, ortaklığı, ittifağı etraflarındaki insanlara gösterebilirler, kimi zaman da yüzüklerde, bazen sadece o dostluğu, kardeşliği, ortaklığı ya da ittifakı paylaşan kişilerin bilip tanıyabildiği bir işaret ya da bir tür güç vardır ve böylece yüzüğü taşıyan insanlar birbirlerini tanıyabilirler, ama yüzüğü taşımayan insanlar, yüzüğü taşıyanların arasındaki ilişkinin farkına varamazlar. Kimi zaman da yüzükler bir kişinin sahip olduğu bir konumu, ya da kazandığı bir başarıyı ya da sahip olduğu bir özelliği de gösteriyor olabilirler. Bazı hikayelerde kimi yüzükleri sadece o başarıları kazanmış, o konuma ya da o özelliğe kişiler takabilir, diğer kişiler çoğu zaman fantastik nedenlerle isteseler bile yüzüğü takamazlar, örneğin yüzük bir şekilde daralıp bir türlü parmaklarına girmeyebilir.

    Yüzüklerin Sahip Olduğu Güçler: Yüzükler çok küçük oldukları ve kolayca taşındıkları için, fantastik hikayelerde insanların bir şekilde özel güçlere sahip yüzükler yapıp onları yanında taşıdığı sıkça hayal edilmiştir. Bu güçlerin bir bölümü yüzüğü taşıyan kişinin yüzüğü ovalaması, ya da sadece yüzüğe dokunması veya bir takım fantastik özelliği olan kelimeler söylemesi ile ortaya çıkarlar. Bazen de yüzük onu takan kişiye doğrudan belli özellikler verebilir. Çrneğin gücünü arttırabilir, duyma yeteneğini geliştirebilir, yaralandığında hızla iyileşmesini sağlayabilir. Ama muhtemelen fantastik hikayelerde yüzüklerin sahip olduğu bu tür özel güçlerin en ünlüsü görünmezliktir. Bu özelliğe sahip yüzükleri takanlar genellikle yüzüğü takar takmaz görünmez olur, çıkardıklarında ise tekrar görünür hale gelirler. Fantastik Hikayelerde yüzüklerin kimi lanetler barındırması da mümkündür. Böyle lanetlere sahip yüzükleri takanlar, kimi zaman isteseler bile yüzüğü parmaklarından çıkarmazlar. Yüzüğün neden olduğu laneti kimi zaman hayatları boyunca, kimi zaman da yüzüğü çıkarmanın bir yolunu bulana kadar hep taşımak zorundadırlar, kimi zaman da bu lanet yüzüğü taşıyanlara onlar bunun farkına varmadan zarar verir, bu bazen yüzüğün onu takanların karakterlerini yavaş yavaş değiştirmesi şeklinde olur. Bu şekilde kendisini takanı lanetleyen yüzüklerin muhtemelen en ünlüsü Yüzüklerin Efendisi hikayesindeki yüzüktür.

    Yüzüğün İçindeki Bilgiler, Maddeler, Varlıklar: Tarih boyunca, yüzüklerinin içinde zehir taşıyan kişilerle ilgili hikayelere sıkça rastlanabilir. Kimi zaman da yüzükler bazen fantastik bazen de fantastik olmayan güçlere sahip maddeleri içlerinde barındırabilirler. Çzellikle içinde kaydadeğer bir şey taşıyamayacak kadar küçük görünen yüzüklerin böyle maddeler veya sıvılar barındırması fantastik hikayeleri ilginç yapacak ögelerden birisidir. Benzer şekilde yüzüğin ufak bir parşomen veya üzerine kazınmış bir yazı, ya da bir tür fantastik bir yolla ortaya çıkacak bir tür bilgi taşıması da aynı şekilde bir fantastik hikayeyi ilginç kılacak ögelerden birisidir. Bunun yanında yüzüklerin içine, kimi fantastik varlıkların hatta kimi zaman kimi fantastik yollarla hapsolması mümkündür. Kimi zaman bu varlık ya da insanları yüzüğü takan kişi istediği anda kurtarabilir. Kimi zamanda bu varlıkları veya insanları kurtarmak için, kimi görevleri yerine getirmek ya da kimi fantastik güçlere sahip olmak gerekebilir.

    7) İluzyonlar ( Yanılsamalar )

    Fantastik Edebiyatta İluzyonlar: İluzyon bir insanın aslında var olmayan bir şeyi gördüğünü sanması olarak tanımlanabilir. İluzyon gören bir insan bu görüntüyü kendi aklından yaratmamıştır, Gerçekte varolmayan nesnenin görüntüsü ya da bir nesnenin gerçekte olduğundan farklı görünmesini sağlayan dış Dünyanın bize oynadığı bir oyundur. Tamamen kendi zihnimizde yaratılan görüntüleri halisinasyon ya da sanri olarak adlandırmak daha doğrudur. İluzyonlar kendi başlarına insanlara fantastik gelen olaylardır. Tarihin bilinen en eski zamanlarından günümüze kadar iluzyonlar insanları şaşırtmakta, hatta insanlar kimi zaman doğa üstü kimi güçlerin bu iluzyonları oluşturduğuna inanabilmektedir. Günümüzde sihir gösterisi olarak adlandırılan gösterilerin önemli bir bölümünün iluzyon gosterileri olması da iluzyonların insanları etkileme gücünün bir göstergesidir.Dolayısı ile iluzyonlar, her hangi bir ek fantastik öge eklemeden bile, özellikle fantastik hikayeleri daha renkli, daha heyecanlı ve gizemli hale getirecek ögelerden birisidir.

    İluzyonları Yaratmak: İluzyonlar genellikle, ışık ve aynalar kullanılarak yaratılır ama insanın gözünün önündeki bir nesneyi normal durumda göründüğünden farklı görmesini sağlayacak her şey bir iluzyon yaratabilir. Çrneğin akvaryumun içinde olduğu için bir balık bize olduğundan daha büyük göründüğünde, su da bu iluzyonun bir parçasıdır. Benzer şekilde su buharı, ya da sadece hava da iluzyonların yaratılmasında rol oynayabilir. Kısacası iluzyonlar dış Dünyanın bize oynadığı oyunlardır. Işığı, suyu, aynaları, havayı ve daha başka ögeleri kullanarak oldukça büyük iluzyonlar yaratmak mümkün olabilir, şehirleri dağları hemen önlerinde duran insanların sağlanabilir, ya da o sırada başka bir yerde olan insanların aslında bomboş bir sokağın ortasında görünmesi dolayısı ile o sokağın kalabalık olduğunun zannedilmesi sağlanabilir. Belki gezegenlerin yıldızların bile ortadan kaybolması sağlanabilir, kısacası iluzyonlarla insanların ne derece yanıltılabileceği, gerçek yaşamda bu işle uğraşanların, hikayelerde ise yazarların hayal gücü ile sınırlıdır. İluzyonlar kimi zaman, tek bir kişiyi etkileme amacı ile yaratılırlar. Bu amaçla yaratıldıkları zaman sadece tek bir kişi söz konusu yanılsamayı görecek, örneğin sadece tek bir kişi o sırada önünde olan bir nesneyi fark etmeyecek, diğer insanlar söz konusu nesneyi fark edebilecektir. Bazen de belli bir ortamda bulunan tüm insanların var olan bir şeyi fark etmemesi, ya da orada olmayan bir nesnenin ya da bir kişinin orada olduğunu fark etmesi istenebilir. Çrneğin kimi zaman bazı hikayelerde kimi karakterlerin her hangi bir nedenle gizli kalması gereken bir şehre kimsenin girmemesi için şehrin çok yakınından geçen insanların bile şehri fark ememesini sağlayacak bir iluzyon yaratması mümkündür.

    İluzyonları Fark Etmek: Hem gerçek yașamda hem de hikayelerde kimi zaman insanların bir iluzyon gördüklerini anlamaları mümkün olabilir. Kimi zaman bu bazı insanların daha iyi bir görme yeteneğine sahip olmaları sayesinde mümkün olabilir.Gözlerinin önündeki görüntülerin ayrıntılarını daha iyi fark edebilmek, ya da bazen daha açık veya daha az koyu renkleri fark edebilmek, insanların önlerindeki görüntünün gerçek bir nesneye ait olmadığını anlamalarını ya da bazen aslında önlerinde diğer insanların göremediğ bir nesne olduğunu alamalarını sağlayabilir. Kimi zamanda bir takım görme duygusu bir takım aletler, örneğin gözlükler yoluyla, ya da yenilen, ya da içilen bir maddenin ya da sıvının yardımıyla ya da fantastik bir yolla gelişmesi normalde fark edilmeyecek bir iluzyonun bir iluzyonun fark edilmesini sağlayabilir. Kimi zaman iluzyonları oluşturan kişiler de sadece belli aletlere veya yeteneklere sahip kim olduklarını bildikleri kişilerin söz konusu görüntünün bir yanılsama olduğunu fark etmesini samaçlayabilirler. Bu durumda da iluzyonu söz konusu alete veya yeteneğe sahip kişilerin fark edebileceği şekilde tasarlarlar. Bazen de günün tam belli bir saatinde ve yılın tam belli bir gününde belki de ışığın tam belli bir açıdan gelmesi sayesinde bir iluzyonu fark etmek mümkün olabilir.

    Cool Danslar

    Fantastik Edebiyatta Danslar: Danslar çoğu zaman hayatımızda aynı anda iki farklı amaçla yapılırlar. Bir yandan dans bir tür eğlencedir, öte yandan da kimi zaman ayrıntıları ile planlanmış, kimi zaman insanların içinden geldiği gibi yarattığı hareketleri ile bir tür ritüeldir. İster bir kadınla erkeğin yaptığı eşli bir dans olsun, ister bir halk oyunu olsun, ister bir modern dans gösterisi olsun, genellikle her dansın kendine özgü eğlencenin ötesinde bir anlamı vardır. Ama yine rituel özelliği ne kadar öne çıkarsa çıksın, yine her dans biraz da insanları eğlendirmek, ya da farklı şekilde ifade edersek bir araya getirmek için yapılır. Danslar hem insan topluluklarını hem de tarihin belli dönemlerini, hem de fantastik edebiyat yazarının hayal gücü ile yarattığı, varlıklar ve yerleri anlatırken, hikayede geçen toplulukların okurların gözünün önünde en iyi canlanmasını sağlayacak ögelerden biridir. Yazarların gerek günümüzde var olan veya geçmişte var olmuş danslardan ilham alınarak, gerekse hayal gücü ile yaratılan yeni danslarla hikayeleri zenginleştirmesi mümkündür.

    Dansların Anlamları: Danslar kimi zaman iki insan arasında bir tür iletişim yoludur, ya da bazen söz konusu kişilerin birbirleri ile mücadele ettikleri bir tür yarıştır. Dansın yarış haline dönüştüğü durumlarda bazen dansın belli bir özelliği yarışı kazananı belirleyebilir. Çrneğin dans edenlerin hızı, ya da ne kadar uzun süre dans edebildikleri, ya da yaptıkları özel hareketler, mesela ellerinin üzerinde dans etmeleri kimin yarışmayı kazanacağını belirleyebilir. Bazen de dans figürleri geçmişte olmuş bir olayın, ya da dans edenlerin ait olduğu toplumun hayatlarındaki belli bir şeyin, mesela bağbozumunun, ya da bazen belli bir hayvanın hareketlerinin canlandırılması amacı ile tasarlanmış olabilir. Bazen yıllardır, kimi zaman hangi amaçla tasarlandığı tam bilinmeyen figürleri izleyerek, yüzlerce yıl önceki efsaneler ya da yaşamış canlılar ya da varlıklar hakkında bilgi edinmek mümkün olabilir. Bazen de dans doğadaki belli bir canlıya ya da doğanın kendisine teşekkür amacı ile tasarlanmış da olabilir, ya da o toplumun içindeki farklı grupların, örneğin avcıların, demircilerin, ya da örneğin büyücülerin, birbirlerinin yaptığı işleri görüp anlamalarını sağlayabilir. Kimi zaman da danslar, insanların ya da başka toplulukların doğa ile veya kimi hayvanlar veya bitkiler ile de iletişim yolu olabilir. Yaptıkları danslar fantastik bir şekilde söz konusu hayvanların, bitkilerin ve doğanın anlatmak istediklerini anlamalarını sağlayabilir. Elbette bunun tersi de olabilir, kimi zaman bitkiler, hayvanlar ve doğa bir şekilde dans ederek insanlara bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir.

    Dansların İnsanlara ve Doğaya Etkileri: Kimi zaman danslar onu yapan kişilerin belli güçler kazanmalarını sağlayabilirler. Kimi zaman insanların bu güçleri kazanmasını sağlayan dansın sahip olduğu fantastik bir özellik de olmayabilir, örneğin kimi dansların sahip olduğu figürlerin insanlara belli bir dövüş sanatını öğretiyor olması mümkündür. Ama bazen de dans fantastik bir yolla insanın kimi güçle kazanmasını, örneğin gençleşmesini, veya daha güçlü hale gelmesini, ya da belli bir hastalıktan kurtulmasını sağlayabilir, kimi zaman dansın insana bu gücü vermesini sağlayan, dans yolu ile doğa ile ya da fantastik bir varlık veya güç ile kurulan iletişimdir. Ama bazen de dansın figürleri bir şekilde fantastik bir gücün ortaya çıkmasını ve söz konusu insana belli yetenekler kazandırması mümkün olabilir. Kimi zaman da yine benzer şekilde dans, doğrudan dans edenin üzerinde olmasa da etrafında belli bir etki yaratabilir. Çrneğin, söz konusu dansın yapılması gerçekleşmekte olan bir tür doğal felaketi durdurabilir, ya da genel olarak doğaya yayılmış bir hastalığı durdurabilir. Bazen böyle bir etkinin olması için tek bir insanın dans etmesi yetmez, birçok insanın aynı anda birbirleri ile uyum içinde dans etmeleri gerekebilir. Hatta bazen insanların da ötesinde, doğadaki hayvanların ve bitkilerin, bazen nehrin, denizin, rüzgarın bile dansa katılmaları veya dans edenlerin hareketlerini onların ritmine göre ayarlamaları gerekebilir.

    9) Unutmak ve Hatırlamak

    Fantastik Edebiyatta Unutmak ve Hatırlamak: Bildiğimiz bir şeyin bir an için aklımızdan çıkması veya ya da belki yıllar önce yaşadığımız bir anımızı bir süre sonra eskisi gibi hatırlayamama başlamak, hepimizin karşılaşabileceği bir durumdur. Benzer şekilde uzun süredir aklımızda olmayan bir bilginin veya zorlukla hatırladığımız bir anının, bazen gördüğümüz bir nesne, ya da duyduğumuz bir müzik tarafından, bazen de kendiliğimizden sarfettiğimiz çabalamanın sonucunda yeniden hatırlanması mümkündür. Unutmak ve hatırlamak, günlük yaşamdaki diğer birçok öge gibi, zaman zaman bizlere fantastik gelebilecek ögelerden birisidir. Çyle ki, zaman zaman bir insana her hangi bir şeyi unutturmak, hatta bazen o insanın istediği bir anıyı ya da bilgiyi unutabilmesi, gerek fantastik gerekse fantastik olmayan edebiyatta insanların sahip olmak istediği bir güçtür. Bazen de insanların aklındaki bilgileri yavaş yavaş unutması bir tür lanet de olabilir. Benzer şekilde, zihninde zaten var olan bilgileri hatırlamak bazen bunu başaranlar için çok büyük bir güç haline gelebilir. Günümüzde kimi insanlar, insanların zihinlerinin bir şekilde birbirlerine, ya da en azından geçmişte yaşamış atalarına bağlı olduğuna inanmaktadır, bazen bunun da ötesinde hepimizin zihninin aslında tüm Evreni kapsayan dev bir zihnin bir parçası olduğunu, ve kendimizi zorlarsak, bu Evreni saran dev zihne ulaşabileceğimize de inananlar bulunmaktadır. Bu inançtan esinlenilenen, kimi modern fantastik edebiyat ve fantastik halk edebiyatı eserlerinde insanların atalarının öğrendiği ve bir şekilde kendi zihninin derinlerine yerleşmiş bilgileri hatırlaması, hatta bir şekilde Evrenin zihninde kayıtlı bilgileri sırf kendi kendine düşünerek keşfetmesi mümkündür. Bir bakıma kendi zihnini yeterince iyi kullanan bir insanın başka hiçbir araç kullanmadan, her türlü bilgiye ulaşması mümkündür çünkü bu bilgiler zaten söz konusu kişinin zihninde kayıtlıdır.

    Unutmak ve Unutturmak: Gerek unutmak gerekse unutturmak, fantastik edebiyattın en eski örneklerinde de kimi zaman işlenmiş ögelerdir. Çrneğin Yunan mitolojisinin tasvir ettiği cennette, suyundan bir defa içildiğinde insanların Dünyada geçen hayatlarını unuttuğu bir nehir vardır. Dolayısı ile kimi insanlar, cennete gittiklerinde, eski yaşamlarını geride bırakmak ve artık düşünmemek istemektedir. Bunun için fantastik bir yoldan eski yaşamlarını unutmayı seçmektedir. Benzer şekilde kimi fantastik hikayelerde kendilerine çok acı veren hoş olmayan anıları olan insanlar bu anıları kimi zaman fantastik yolla unutmak isteyebilirler. Fantastik Hikayelerde kimi zaman da insanlar başka insanlara, geçmişlerini unutturmak, bu sayede onları istedikleri gibi yönlendirmek isteyebilirler. Böyle hikayelerde geçmişlerini unutturdukları insan, çoğu zaman karşılarında, muhtemelen onlara geçmişini unutturmuş kişinin dediği herşeye inanır, böylece söz konusu kişi o insana istediğini yaptırabilir. Ya da görmemesi gereken bir olayı gören kişiye ya da kimi zaman birden fazla kişiye de kimi zaman bir insanın ya da fantastiğın bir varlık gördüğü olayı unutturması mümkündür.

    Hatırlamak: Gerek kendi yaşamında edindiği bir deneyim olsun, gerekse kendi yaşamının ötesinde bir deneyimin de hatırlanmasının mümkün olduğu bir hikayede olsun, hatırlanması zor şeyleri hatırlamak çoğu zaman insanın kendini etrafındaki ortamı unutarak, kendini sadece düşünmeye vermesi ile mümkün olur. Bazen özellikle hatırlanacak anı ya da bilgi kişinin kendi yaşam deneyiminin yarattığı bir anı ya da bilgi değil de, kendi yaşamının ötesindeki bir kişinin ya da varlığın sahip olduğu ve bir şekilde kendisine aktarılmış bir bilgi ya da anı ise bunun için bazı özel ortamlara gitmek, ve düşünme ve hatırlama işini bu ortamlarda yapmak gerekebilir. Bazen hatırlanmak istenen anı ya da bilgi ile ilgili bir belli bir nesneyi görmek, ya da hatırlanmak istenen bilgi ya da anı ile ilgili bir ortamda bulunmak hatırlanmak istenilen şeyin hatırlanmasına katkı sağlayabilir. Bazen de özel bir takım yollar, mesela rüyalar istenilen şeyin hatırlanması için etkili yollar haline gelebilir. Kısacası hatırlamak, fantastik edebiyatta kimi zaman bir insanın sahip olabileceği en büyük güçlerden biri haline gelebilir.

    10) Sokaklar

    Fantastik Edebiyatta Sokaklar: Sokaklar, şehirlerin, kasabaların hatta bazen köylerin içinde bulunan dar yollardır. Çzellikle şehirlerde bir insanın önünden geçerken bir sokağı fark etmeme ihtimali yüksektir. Yine özellikle şehirlerde, kimi zaman şehrin en kalabalık yerinde bile küçük ve ıssız bir sokağın bulunma ihtimali vardır, ve genellikle böyle bir sokağa girmek, bir adım ötede, şehrin en kalabalık ve güvenli bölgesi olsa bile korkutucu olabilir. Aynı zamanda sokakların, çoğu zaman şehirlerde özel bir takım kültürlerin yaşandığı yerler de olması mümkündür. Kimi zaman da hem şehir hem de kasabalarda özel bir aktivitenin yapıldığı, örneğin belli bir ürünü satan dükkanların, mesela manavların bir araya toplandığı sokakların olması mümkündür. Elbette fantastik edebiyatta bu tür özel sokakların hayal gücünün yarattığı bambaşka özelliklere sahip olması da mümkündür. Kısacası sokaklar, özellikle büyük ve kalabalık şehirlerde kendine özgü, kimi zaman şehrin geri kalanına renk katan ve onu tamamlayan, kimi zaman da şehrin geri kalanından apayrı bir tür küçük Dünya gibidir. Bu Dünyanın tam olarak ne özelliklere sahip olacağı, fantastik edebiyat yazarlarının hayal gücü ile sınırlıdır.

    Issız ve Gizemli Sokaklar: Kimi zaman zaten şehrin sessiz ve sakin bir bölgesindedirler. Bazen özel bir yerde mesela önemli bir binanın yanında olmaları da mümkündür. Bazen de şehrin en gürültülü yerindedirler, ama yine de sokağa girince bir anda insanın etrafını karanlığın sarması mümkündür. Bazen bu tür sokakların yerlerini ancak belli insanlar görebilirler. Kimi zaman bu sokağı görebilecek insanların kimler olacağını, bir şekilde kendine ait bir bilince sahip olan sokağın kendisi belirleyebilir. Sokağın içinde bazen gizem barındıran özel bir bina vardır. Bu tarz bir bina, insanlara veya başka fantastik varlıklara ait özel bir işlevi olan bir bina olabilir. Ya da içinde önemli bir olay geçmiş, bir şekilde kendiliğinden fantastik özellikler kazanmış bir bina da olabilir. Kimi zaman da söz konusu sokağın üzerindeki tüm binalar kimi zaman ayrı ayrı kimi zaman ortak bir öneme sahiptir, ya da bazen binalarda değil de sokağın tam üzerinde kimi fantastik olaylar meydana geliyor olabilir.

    Çzel Sokaklar: şehirlerin belli sokakları, farklı meslek gruplarının ya da ırkların yaşadığı yerler olabilir. Çrneğin fantastik bir hikayede bazen bazı sokaklar mesela buçuklukların, ya da demircilerin yaşadığı yerler olabilir. Bazen de özel bir takım sokakların üzerinde dükkanların da bulunması mümkündür. Çrneğin günümüzdeki şehirlerde kimi ünlü sokaklar, ender özel bir takım eşyaların veya yiyeceklerin satıldığı yerlerdir. Fantastik edebiyatta bu tür yiyecekler ve aletlere kimi fantastik aletlerin ve belki de yiyeceklerin ve daha başka şeylerin eklenmesi mümkündür. Çrneğin falcıları bir araya toplayan bir falcılar sokağı hayal etmek mümkündür. Kimi zaman da sokaklar şehirdeki kimi grupların sıkça uğradığı yerler olabilir. Çrneğin deniz kıyısındaki şehirlerde deniz kıyısındaki caddeler denizcilerin sıkça uğradığı yerlerdir. Benzer şekilde belli bir grubun sıkça uğradığı bir yerin yakınında olan sokaklar sıkça o gruptan insanlarla dolabilir. Elbette bu gruplara fantastik varlıklar da eklenebilir. Çrneğin mezarlığın yakındaki sokaklarda hayaletlere sıkça rastlanması mümkün olabilir. Bazen de sokaklar bazı özel kutlamaların yapıldığı, örneğin ozanların bir araya toplandığı yerler de olabilirler. Ya da özel bir takım seromoniler o sokakta gerçekleşiyor olabilir. Çrneğin şehrin valisi, kimi bayramlarda özellikle o sokaktan geçiyor olabilir. Ya da belki sahip olduğu özel konumundan dolayı sokak kimi sıradışı doğa olaylarının gerçekleştiği bir yer olabilir. Ya da kimi fizik kurallarının geçerli olmadığı mesela yerçekiminin hissedilmediği, ya da mesela seslerin duyulmadığı sokakların bulunduğu fantastik hikayelerin olması mümkündür. Kimi zaman da bazı sokaklar kimi özel güçlerin kazanıldığı yerler olabilir, örneğin sokağın o sokağa gelen kişiyi bir tür fantastik yolla iyileştirici gücü olabilir. Veya sokağa giren kişiler birbirlerinin zihinlerindeki düşünceleri keşfeme gücü kazanabilirler. Kendine özgü özelliklere sahip sokaklar gerçek yaşamda da çoğu zamanda içinde bulundukları şehirlere renk katarlar bu özellikleri ile de özellikle büyük çoğunlukla şehirlerin içinde geçen hikayeler yazan fantastik edebiyat yazarlarına ilham alabilecekleri ögelerden birisidirler.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Tue Oct 19, 2010 4:22 am Reply with quoteBack to top

    Ansiklopediye son eklediğim beş madde şunlar:

    11) Efsaneler ( Destanlar)

    Fantatik Edebiyatta Efsaneler: Efsaneler ve destanlar aslında fantastik edebiyatın anlatım biçimlerinden birisi sayılabilir. Çoğu zaman hem efsane hem destan fantastik halk edebiyatının hikaye türlerinden birisidir. Destanlar genelde oldukça uzun içinde birçok yan hikaye de barındıran ve çoğu zaman söz konusu toplum açısından son derece önemli bir yere sahip hikayelerdir. Efsaneler ise çoğu zaman daha küçük, bazen belli bir yer şeklinin mesela bir dağın ya da bir gölün oluşumunu anlatan, bazen de bir şehrin bir sokağında, ya da bir dağın yamacındaki köyün içinde geçmiş destanlara göre daha dar kapsamlı öykülerdir. Her ne kadar çoğu zaman halk edebiyatı eserleri olsalar da gerek destanların gerekse efsanelerin bir yazarın ürünü olma ihtimalleri de vardır. Kimi zaman yazarların zaten halkın gözünde önem kazanmış büyük ya da küçük olayları destan ya da efsane haline getirmeleri mümkündür, ama bazen de yazarlar daha önce görece önemsiz bilinmeyen olayları destanlaştırabilir veya efsane haline getirebilirler. Fantastik edebiyat hikayelerinin içinde, bir hayal ürünü olan efsane ve destanlar da çoğu zaman gerçek efsane ve destanlardan esinlenilerek yaratılmışlardır. Çoğu zaman özellikle göçebe toplumlar veya yazının henüz keşfedilmediği toplumlarda, bu toplumlar gerçek Dünyada var olsalar da, bir fantastik edebiyat yazarının hayal gücünün ürünü de olsalar, anıların destanlar ve efsanelerle iletilmesi mümkündür. Benzer şekilde özellikle şehirlerin nisbeten ıssız ve bilinmeyen bölgelerinde gerçekleşen kimi olayların kayıtlarının tutulmuyor olması ve zamanla şehrin bu tarz bölgelerinde meydana gelen olayların şehir efsanelerine dönüşmeleri mümkündür. Fantastik edebiyatta en sık rastlanan ögelerden birisi hikaye kahramanın destanda anlatılan hikayede geçen yerlere gitmesi ve söz konusu hikayenin gerçek olup olmadığını öğrenmeye çalışmasıdır.

    Hayal Çrünü Efsane ve Destanlar: Hikayelerde geçen efsane ve destanlar çoğu zaman ozanlar tarafından kimi zaman nesilden nesile kimi zaman bir yerden başka yere aktarılırlar. Çzellikle göçebe toplumlarda, ya da yazının henüz keşfedilmediği toplumlarda destanları bir nesilden diğer bir nesile aktarmak o toplum için çok büyük önem taşıyan bir görev olabilir, böyle toplumlarda söz konusu destanları aktaran ozanların çok önemli bir konuma sahip olmaları mümkündür. Her ozanın böyle bir konuma seçilmiyor olması, destanı nesilden nesil aktarma görevini üstlenecek ozanların özel bir eğitimden geçmesi hatta bazen bu eğitimin sonrasında bir tür sınava tabii tutulması da mümkündür. Destanların belirli bölümlerinin anlatılması da kimi zaman bu toplumlar için bir tür seremoniye benzeyen bir olay haline dönüşebilir. Kimi zaman destanı anlatan ozanlara müzik aletleri çalan başka ozanların eşlik etmesi, hatta bazen destanda anlatılan olayların danslarla canlandırılması mümkündür. Yazının bilindiği ve yerleşik toplumlarda bile, matbaanın olmadığı dönemlerde kitaplar çok ender rastlanan nesnelerdi, dolayısı ile destanlar, efsaneler ve onları anlatan ozanlar yine büyük öneme sahiplerdir. Kimi zaman köylerden köylere, şehirlerden şehirlere dolaşan ozanlar uzak yerlerdeki olayları efsaneleştirerek bir yerden diğerine taşınmasını sağlarlardı, ve kimi zaman çoğu köyün ve kasabanın hatta şehrin uzak bölgeler hakkındaki bilgisi bu tür efsanelerle sınırlı idi. Dolayısı ile fantastik edebiyatta da, yazının biliniyor olduğu toplumlar için bile ozanların bir bölgeden diğerine taşıdığı destanlar ve efsaneler birçok köy kasaba şehir için uzak bölgeler hakkındaki tek bilgi kaynağı olabilir. Modern zamanlarda ise, destan ve hikayeler kimi zaman kıyıda köşede kalmış, unutulmak istenen olayların belki çoğu zaman boş bulunarak o hikayeyi anlatması ile ağızdan ağıza taşınması ile oluşabilir, ya da bazen belki bir kişinin yaşadığı yazıya dökülmeyecek kadar inanılmaz gelen bir hikaye yine ağızdan ağıza taşınarak efsaneleşebilir. Modern zamanlarda geçen fantastik hikayelerde efsanelerin bu ve benzer şekillerde hikayelerde yer almaları mümkündür. Modern zamanlar destanların oluşması için iletişimin fazla güçlü olduğu zamanlardır. Yine de örneğin çok uzun ve kaydının tutulması zor olan bir yolculuğun örneğin bir uzay yolculuğunun bir destanının oluşması mümkündür.

    12) Haritalar

    Fantastik Edebiyatta Haritalar: Haritalar, başta korsan hikayeleri ve define avları olmak üzere farklı fantastik hikayelerde kendilerine yer edinebilen ögelerdir. Genellikle belli bir ülkeyi keşfetmek isteyen bir maceracı, ya da gezgin ya da kaşif, ya da belli bir yeri ya da nesneyi bulmak isteyen insanlarca kullanılırlar. Çoğu zaman üzerlerinde gizemli bir takım şekiller, anlamı çözülmesi zor yazılar olabilir. Kimi zamansa haritalar ancak belli renklerdeki ışığa tutulduğunda ya da üzerine belli bir madde sürüldüğünde ortaya çıkacak bir takım gizli yazılar, ya da şekiller içerebilirler.

    Haritaların Niye Kullanılır: Günümüz Dünyasında, haritalar, bir bölgedeki yerşekillerini ve coğrafyayı anlamaktan, o bölgenin iklimi hakkında bilgi edinmeye, o bölgenin nufus yoğunluğuna kadar çok çeşitli bilgiler içerebilirler. Dolayısı ile haritaların öncelikli olarak kullanıldığı alan bilimsel araştırmalardır. Ancak dağlarda yürüyüş yapan bir sporcudan, kutuplarda keşif yapan bir kaşife, şehrin altındaki tünellerde belli bir noktayı bulmaya çalışan belediye görevlisine kadar bir çok kişi hala haritayı belli bir bölgede kaybolmamak ya da aradığı bir şeyi bulmak için kullanabilmektedir. Fantastik Edebiyatta haritaların kullanım alanları da elbette öncelikle yolunu kaybetmeme, ya da aradığını bulma amaçlıdır. Çzellikle daha önce bilinmeyen, karmaşık bir yere girildiğinde, örneğin bir ormanda ya da yer altında, ya da bir labirentte elinde bir haritanın olması bir fantastik edebiyat karakterinin çok işine yarayabilir. Elbette kimi zaman haritayı tam anlamı ile kullanmadan önce o haritadaki işaretlerin ya da renklerin ya da yazıların ne anlama geldiğini çözmesi gerekebilir.

    Haritadaki şekiller ve Yazılar: Haritaların içerdikleri bilgileri anlayabilmek için çoğu zaman önce haritanın kendine özgü dilini çözmek gerekir. Çrneğin günümüz haritalarında nerenin ne kadar yüksek olduğunu anlayabilmek için haritadaki hangi rengin ne kadar yüksekliğe denk geldiğini anlamak gerekebilir. Bir fantastik hikayede de, yazar, hayal gücünü kullanarak haritaya kendine özgü doğru şekilde bakıldığında insanlara bilgi veren birçok özellik koyabilir. Çrneğin hikayenin karakterlerinden birisi haritaya elini sürdüğünde elini yakan noktalar aslında haritada o noktalarda işaret edilen bölgelerin bir özelliğini işaret ediyor olabilirler. Haritalarda çoğu zaman Fırtınalar Denizi, Uçurum Dağları gibi isimlerle belli bölgeler tanıtılıyor olabilir. Bu isimlerin özellikle Orta Çağın devam ettiği yıllarda ve öncesinde o bölgenin bir özelliğini yansıttığını düşünmek mümkündür. Dolayısı ile kimi zaman isimler başlı başına kendine özgü bilgiler içerebilirler. Kimi zaman da haritada normalde haritanın üzerinde görülmeyecek boyda bir yer ya da bir şekil büyütülerek çizilmiş olabilir. Bu tür şekillere günüzdeki haritalarda da rastlamak mümkündür. Ve hemen her zaman bu şekiller özel bir öneme sahip yerleri işaret ederler. Fantastik edebiyatta kimi zaman söz konusu şekle bakan bir insanın bu şeklin neyi ifade ettiğini hemen görmesi mümkün olmayabilir. Bazen bu şeklin ne olduğunu anlamak için mutlaka haritada şeklin üzerinde gösterildiği bölgeye gitmek gerekir, hatta kimi zaman bu bölgede ancak günün belli bir saati veya yılın belli bir günü söz konusu şeklin ne olduğunu anlamak veya söz konusu şekli gözlemlemek mümkün hale gelebilir.

    Haritalarda Gizli Yazı ve şekiller: Kimi zaman haritalarda kimi yazı ve şekillerin anlamını çıplak gözle anlamak mümkün olmayabilir. Yazılar söz konusu olduğu zaman hikayelerde yer alabilecek oldukça basit bir numara yazının bir aynadan bakıldığı zaman okunabilecek şekilde ters yazılmasıdır. Gerek yazı gerekse şekillede kimi zaman bazı mercek ya da aynalarla bakıldığında şeklin ya da yazının ne olduğunu anlamak mümkün olabilir. Ya da bazen söz konusu haritayı başka bir harita ile üst üste koyunca, haritadaki şekil ve yazıların gerçek anlamını çözmek mümkün olabilir. Çzel bir ışıkla bakmak, ya da haritanın üzerine bir kimyasal madde sürmek de bazen haritada gizli kimi yazı ve şekilleri görünür hale getirebilir.

    13) Hastalıklar

    Fantastik Edebiyatta Hastalıklar: Çncelikle hastalığın son üç yüz dört yüzyıllık zaman diliminin öncesinde, pek çok insan için en anlaşılamayan en fantastik ögelerden biri olduğundan bahsetmek gerekir. Bir kere ortaya çıktığında tedavi edilebilse bile, hastalıkların uzun süre nereden ortaya çıkıp nasıl bulaştığını çoğu insanın anlayamamıştır. Bu da bazı insanlara zaman doğa üstü, bir takım fantastik ögelerin hastalıkları yaratabileceğini düşündürmüştür. Klasik hastalık belirtileri sayılabilecek, deride beliren lekeler, kanamalar, yemek yiyememe, ishal, halsizlik gibi belirtiler de insanları başlı başına şaşırtan ve kimi zaman çaresiz bırakan belirtilerdir. Bu belirtilere de insanların hayal gücü ile yeni belirtileri eklemesi çok zor olmamıştır. Aslında belki de hastalıkların bu gizemli yanından esinlenen modern bilimkurgu edebiyatı da çoğu fantastik varlığı da oluşumlarını bir tür hastalığa bağlayarak bilimkurgu edebiyatına aktarabilmiştir.

    Hastalıkların Nedenleri: Kuyuların ya da havanın zehirlenmesi ya da ısırığı ile insanı hasta eden böceklerin bir şehre ya da kasabaya üşüşmesi, hastalıkların hem gerçek yaşamda rastlanan, hem de fantastik edebiyata aktarıldığında içinde yer aldığı hikayeye renk katan nedenleri arasındadır. şehri ya da kasabayı istila eden böcekler, çekirge ya da sivrisinek gibi günümüz Dünyasında yer alan varlıklar olabileceği gibi, tamamen yazarın hayal gücü ile yarattığı varlıklar da olabilirler. Kimi zaman belli bir zamana kadar birbirinden ayrı yaşayan iki insan grubu bir araya geldiğinde de biri diğerine hastalık taşıyabilir. Gerçek Dünyada Amerikanın keşfi sırasında, Avrupalılar Amerika halklarına bu şekilde kimi hastalıklar taşımıştır. Fantastik edebiyat hikayelerinde ise elfler, insanlar, cüceler, gnomlar birbirlerine hastalıklar taşıyabilirler. Kimi zaman da fantastik edebiyatta insanlar bir şekilde doğayı ya da doğanın belli bir parçasını mesela bir ormanı, veya bir şehir için çok önem taşıyan bir nehri kızdırabilirler ve doğanın tamamı ya da kızdırdıkları parçası söz konusu insanlara bir hastalık taşıyabilir. Hastalığın bir yerden başka bir yere taşınmasının bir diğer yolu da kimi insanların hastalığı bilerek söz konusu yerde yaşayanlara bulaşmalarını sağlamalarıdır. Bu konuda tarihte gerçekten yaşanmış en meşhur örnek, şehri kuşatanların şehrin içine salgın hastalığa yakalanmış insanları mancınıklarla atmaları bu sayede şehirdeki insanların da o hastalığa yakalanmalarını sağlamalarıdır.

    Hastalıkların Belirtileri: İlk akla gelen belirtiler, derinin bir şekilde kendini değiştirmesi, hastalanan kişinin belli şeyleri bazen hiçbir şeyi yiyememesi, bazen belli şeylere karşı, mesela sese ya da ışığa karşı hassaslaşması, kimi zaman da davranış biçiminin değişmesi olabilir. Bu belirtileri, daha uç noktalara taşıyarak pek çok fantastik varlığın nasıl ortaya çıktığına bir tür açıklama getirmek mümkün olabilir. Çrneğin derinin değişmesi, daha çok kılla kaplanması, hastanın daha saldırgan hale gelmesi bir tür kurtadamlığa varan hastalık belirtileri olarak görülebilirler. Ya da derinin yavaş yavaş çürümeye başlaması, söz konusu insanın bildiğimiz anlamda düşünme yeteneğini kaybetmesi, kan dolaşımının yavaşlaması insanı bir tür zombiye dönüştüren hastalığın belirtileri olarak görülebilirler. Ya da derinin ışığa karşı daha hassas hale gelmesi, hastalanan kişinin normal yiyecek ve içeceklerin hiçbirini yiyememesi, o nedenle sadece kanla beslenebilir hale gelmesi insanı bir tür vampire dönüştüren bir hastalığın belirtileri olarak düşünülebilir. Dolayısı ile kimi fantastik yaratıkların özelliklerini bir tür hastalık belirtisine dönüştürerek, bu yaratıkların aslında insanın vücudune giren bir tür virüs tarafından yaratıldığını hayal etmek mümkündür. Bu tür varlıkların varlıklarını bir tür virüse bağlayarak da bu yaratıkları fantastik edebiyat Dünyasından bilimkurgu edebiyatı Dünyasına taşımak mümkün olmuştur. Modern Bilimkurgu Edebiyatında özellikle hastalıkların düşmanlarını yok etmek için saldırgan çoğu zaman fantastik edebiyatta rastlanabilecek yaratıklar yaratan bilimadamlarına sıkça rastlanabildiğinden sanırım bahsedilebilir.

    14) Madenler

    Fantastik Edebiyatta Madenler: Madenler, madenciliğin geliştiği binlerce yıl öncesinin zamanlarından beri neredeyse ayrı bir fantastik Dünya olarak sayılabilecek ortamlardır. Yer altındadırlar. Kimi insanların hayatlarının çoğunu yer altında geçirmelerini sağlayan muhtemelen en belli başlı ortam madenlerdir. Kimi zaman kilometrelerce derine inebilirler. Işık ve açık alan, yer yüzünde çoğu zaman çok sıkıntısını çekmediğimiz iki ögedir. Gece bile yıldızlar bize bir miktar ışık sağlar. Ve dar bir vadinin içindeyken bile, hiç değilse üstümüz açıktır. Oysa madenler tamamen kapalı ortamlardır ve kimi zaman tamamen zifiri karanlık olabilirler. Kimi zaman tünellerin içinde insanların bir labirentin içindeki gibi kaybolması mümkündür. Madenlerin bu şekilde olması kimi zaman madencilerin de insanların zihninde şekillenmelerini sağlamıştır.

    Madenlerin İçindekiler: Madenlerin içinde elbette olan ilk şey metaller ya da minerallerdir. Söz konusu metallerin veya minerallerin neler olabileceği gerek fantastik edebiyatın gerekse bilimkurgu edebiyatının içinde en çok yer alan konulardan biridir. Söz konusu metal ve mineralin, bir takım özel, fantastik özelliklere sahip olması, örneğin onu taşıyana bir takım özel güçler vermesi, ya da özel bir makine ile birlikte kullanıldığında o makineye fantastik ya da bilimkurgu tarafından hayal edilen bir işlev kazandırması, örneğin o makine ile zamanda yolculuk yapılmasını sağlaması. Ya da bazen taşıyanı, lavların ortasındayken bile ateşten, asit gölünün içindeyken bile asitten koruması, ya da kimi fantastik ya da fantastik olmayan tehlikelerden koruyan bir özelliğe sahip olması mümkündür. Bu durumların hemen hepsinde muhtemelen söz konusu maden birçok kişinin kontrol etmek için birbiri ile yarıştığı bir yer haline gelecektir. Kimi zaman da madenlerin içinde metal ya da minerallerden başka ilginç şeyler olabilir. Çrneğin kimi zaman maden vesilesi ile yer altında yaşayan kimi canlılar ya da varlıklarla iletişim kurulabilir, kimi zaman da madenler yer altındaki kimi mağralara, bazen yer altı şehirlerine açılan kapılar haline de gelebilirler. Madenin içinin çoğu zaman sıcak olması beklenebilir. Kimi zaman bazı fantastik hikayelerde madenlerin magma tabakasına çok yaklaşan yerlere kadar indiğini hayal etmek de mümkündür. Bazen bizzat madencilerin de madenlerin içine büyük şehirler kurdukları, madenin içinde ve etrafında bir tür medeniyet kurduklarını hayal etmek de mümkündür. Çzellikle modern fantastik edebiyatta, günümüz madenlerinde tren rayları, metalleri ya da mineralleri yukarıya taşıyan vagonlar, kimi zaman madenlerin içine kurulan labaratuarlar ve bilimadamları da madenlerin geçtiği hikayelerde madenlerin içinde yer alabilecek ögeler arasındadırlar.

    Madencilerin Çzellikleri: Çyle ki kimi fantastik hikayelerde madenciler ayrı bir fantastik ırkın üyeleri olarak bile hayal edilebilmişlerdir. Cücelerin büyük ölçüde madencilerden esinlenilerek yaratıldıklarından bahsedilebilir. Sıradan madencilerin bile gününün büyük çoğunluğunu belki de tamamını madenlerde geçirmesi durumunda, kazma ile çalıştığı için sıradan insanlara göre daha güçlü olacaklarını, dar ve çoğu zaman alçak tavanlı ortamlarda yürüye yürüye daha kısa boylu olabileceklerini, gözlerinin karanlığa daha çok alışacağını ama ışıktan rahatsız olacağını düşünmek mümkündür. Madenin zor koşulları muhtemelen onları benzer zor koşullara karşı sıradan insanlara göre çok daha dayanıklı hale getirmiştir. Aynı zamanda madenlerden çıkan maddelerden çok daha iyi anladıklarını, bu maddeleri farklı özelliklere sahip başka maddelere dönüştürme yeteneklerinin olduğunu da hayal etmek mümkündür. Çzellikle çok hafif ama aynı zamanda sert metaller fantastik edebiyatta rastlanabilecek usta madencilerin üretebildiğini hayal edebileceğimiz bir metal türüdür. Ama aynı zamanda, örneğin karanlıkta parlayabilen, ya da üzerine o metalden yapılmış bir zırh geçirdiğinde insanı görünmez yapan kimi metaller de madencilerin özel bir takım yetenekler ile üretebileceklerini düşünebileceğimiz metal türleri arasındadırlar.

    15) Buz

    Buzun Çzellikleri: Buz denilince muhtemelen ilk akla gelen soğuktur. Çyle ki muhtemelen soğuk ile en çok özleşmiş ögelerden biridir buz. Ama biraz düşününce aslında buzun soğuk olmanın yanısıra başka özelliklerinin de olduğunu hatırlarız. Belki ikinci akla gelen özelliği sertiliğidir. Buz kimi zaman öyle sert olabilir ki, onu bir tür yapı malzemesi olarak kullanmak bile mümkün olabilir. Ççüncü akla gelen özellik ise, buzun donduran, yani hareketi engelleyen, bir bakıma nesneleri zamanın içinde hapseden özelliğidir. Canlı olmayan birçok nesne buzun içinde değişmeden uzun süreler durabilir. Buzun bu özelliği belki de edebiyatta en çok esin kaynağı olan özelliklerinden birisidir.

    Buzdan şehirler: Aslında Dünyada buzdan evlerin hatta kimi zaman otellerin, dev binaların yapıldığı yerler vardır. Ama bu buzdan yapıların içinde en büyük ve etkileyici olanları genellikle turistik amaçlıdır. Tamamen oturma amacı ile yapılmış buzdan yerleşim yerleri, küçük yerleşim yerleridir, ve binalar da küçüktür. Küçük de olmaları gerekir, çünkü buzdan bir yapının içinde sıcaklığın korunması için yapının küçük olması gerekir. Aslında bu küçük buz evler bile, karın çok ender yağdığı bölgelerde insanlara fantastik gelebilen yapılardır. İçinde belki milyonlarca insanın yaşadığı dev buz şehirleri ise belki de bazen bu daha küçük buz evlerden esinlenilerek yaratılıp fantastik edebiyata ekelenebilecek ögelerdir. Çzellikle yaşadığımız Dünyadan çok daha soğuk diyarlarda örneğin Güneşten uzak gezegenlerde böyle şehirlerin var olabileceğini hayal etmek mümkündür.

    Buzun Donduruculuğu: Buz etrafını kapladığında tamamen donan insanlara, hayvanlara ya da başka varlıklara muhtemelen özellikle modern fantastik edebiyatta sıkça rastlanabilir. Gerçek hayatta yaşayan bir varlığın buzun içinde yaşamasını sürdürmesi çok ender rastlanan bir durum olsa da fantastik edebiyatta kimi zaman fantastik güçlerin de yardımı ile insanlar hayvanlar ya da başka varlıklar buzun içinde yaşamayı sürdürebilirler. Ama çoğu zaman buzun içinde geçirdikleri zamanı da hatırlamazlar. Buzlar çözüldüğünde, sanki buzların onları dondurduğu anın bir an sonrasını yaşıyormuş gibi hissederler. Bazen de, söz konusu insanlar ya da varlıklar kendilerini bilerek, ileriki bir zamanda çözülmek üzere donduruyor olabilirler. Kimi zaman da, kimi nesneler, aletler, hatta bazen bir şehrin tamamı, buz tarafından dondurulup korunarak ileriki bir zamana taşınabilir. Çrneğin söz konusu olan bir aletse, bazen buz çözüldükten sonra da aleti çalıştırmak mümkün olabilir. Eğer söz konusu alet geçmişte yaşamış fantastik güçlere ya da günümüzden daha ileri bir teknolojiye sahip insanlardan kalmışsa, o zaman o aleti çalıştırmaya çalıştıran insanların hikayesi fantastik edebiyata ya da bilimkurgu edebiyatına konu olabilir.

    Buzu Kontrol Etmek: Buzları kontrol etmek, istediği zaman suyu hatta başka sıvıları dondurabilmek, ya da istediği zaman çözebilmek, hatta kimi zaman hiç yoktan buz yaratıp nesneleri dondurabilmek özellikle fantastik edebiyatta kimi zaman karakterlerin sahip olabildikleri bir güçtür. Kimi zaman buzu kontrol etmek, bir tür aletin yardımı ile başarılabilir. Bazen de söz konusu karakter, kimi zaman kendisinde hayatı boyunca hep var olmuş, kimi zaman sonradan kazanılmış bir fantastik gücün yardımı ile buzları kontrol etmeyi, buz yaratmayı veya var olan buzları çözmeyi başarabilir. Buzları kontrol eden insanlarda genellikle buzda rastlanan kimi özelliklerin gözlenmesi mümkün olabilir. Çrneğin, bu insanların yüzleri ve derileri solgun olabilir. Bu insanların dokunduğunda diğer insanların onların ellerinin vucudlarının soğuk olduğunu hissedebilirler. Bazen de bu insanların fiziksel özelliklerinden çok karakterleri buz ile benzer kimi özellikler taşıyabilir. Çrneğin, bu insanlar, değişikliğe çok daha kapalı, çok daha sabit bir hayat yaşıyor olabilirler. Veya çok daha sakin bir hayat yaşıyor olabilir, bir seçim yapmaları gerektiğinde diğer insanlara göre daha az kararsız yaşıyor olabilirler.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.63 Saniye