Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: AlvinGarci
    Bugün: 47
    Dün: 50
    Toplam: 88965

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 1588
    Üye: 0
    Toplam: 1588

    FrpWorld.Com :: View topic - Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı Ararken...
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı Ararken... View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    Rhonin
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Dec 27, 2004
    Posts: 478
    Location: Ankara

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 8:13 pm Reply with quoteBack to top

    V'ladhek Horcoel'in omzuna elini koydu ve sadece onun duyabileceği şekilde elfçe " tamam sakin ol dostum önemli değil.." dedi...Arkadasının omzundan elini çekti ve bir iki adım ileri doğru attı...

    " Bunun için gönüllü hımm...İsteyen var mı aramızda ve evet büyüyle gerçekten iyi şeyler yapabiliriz...Belki canlı birilerini bulursak burada neler olduğunu sorabiliriz " diyerek yine öksürüğe tutuldu lanet orcların pis kokusu , cesed kokuları ve yanık kokusu havada iğrenç bir yoğunluk yapıyordu...

    Havadaki kasvetli hava da başkaydı...Eldarine bakarak " Sadece şehire bakmamalıyız bir kaç kişi etrafa da göz atmalı belki kaçan birileri vardır ne dersiniz bakalım mı?"

    _________________
     Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yaÄ?murun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
    Back to top View user's profileSend private messageMSN MessengerICQ Number
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:07 pm Reply with quoteBack to top

    Cervantes kalenin tozlu koridorlarında hızlı adımlarla ilerliyordu. Kendisine tahsis edilen oda tahmininden daha uzakta gibiydi. Ya öyleydi ya da kaybolmuştu. Her halükârda kaleyi inceleme fırsatına sahip olmuştu.

    Koridorlar tozla kaplıydı. Çyle ki attığı her adım, yılların tozuyla kaplı zeminde ayak izi oluşturuyordu. Kale sanki yıllarca, yıllarca kullanılmamış gibiydi. Cervantes elini toz kaplı duvarlarda gezdirdiğinde işçiliğin mükemmelliğini fark etti. Duvarlar tamamen pürüzsüzdü. Zaman aşımından hiç etkilenmemişti. Taş blokların çizgileri görünmüyordu. Sanki kale kayadan oyulmuş gibiydi.

    Adımlarının normalde bu bomboş koridorlarda yankılanması gerekirdi. Ama yerdeki tozlar sesi boğuyordu. Cervantes başını kaldırıp baktığında koridordun bir insan yapımı için bile oldukça yüksek olduğunu fark etti.

    Cervantes koridoru inceleyerek devam ettiğinde en sonunda çift kanatlı kocaman kapıların önüne geldi. Kapıları ittirerek açtığında ise beklediğinden çok daha büyük bir odayla karşılaştı.

    Oda onun için hazırlanmıştı, en azından nezaket açısından hazırlanmıştı denilebilirdi. Yerdeki tozlar alelacele süpürülmüş ve odanın köşelerine yığılmışlardı; ama buna rağmen yerde hala yer yer toz çizgileri görülüyordu. Odada CervantesÂ?in bir yatak olduğunu düşündüğü bir taş kaidenin üzerine beceriksizce bir çarşaf serilmişti. Kaidenin daha ilerisinde, odanın ortasındaki taş bir masanın üzerine biraz kurutulmuş et ve bayat ekmek bırakılmıştı. Yanında da ucuz olduğu bu mesafeden bile belli olan bir şişe şarap konulmuştu.

    Odanın iki yanında büyük taş sütunlar yükseliyordu. Koridordaki mükemmel taş işçiliğinin aynısı burada da mevcuttu. Sütunlarda en ufak bir çatlak yada aşınma yoktu. Sadece tozluydular.

    En sonunda Cervantes kapının tam karşısında, odanın öbür ucunda duran şekle baktı. Baltasını yere dayamış ve sapına yaslanmış, sakalı yerlere kadar uzanan, heybetli bir cüce heykeliydi bu ve oda boyunca yükseliyordu.

    Ve Cervantes cüce heykelinin taş kaidesinin önünde, odaya özenle yerleştirilen tek şeyi gördü: zırhını. Saygıyla ve özenle kaidenin önüne yerleştirilmişti.

    Oren seçilmişi arkasından bir hapşırık duyduk. Dönüp baktığında genç bir silahtarın odanın girişinde olduğunu gördü. Belli ki ona yetişmek için hızla koşmuş ve koşuşuyla havalanan tozlar oku hapşırtmıştı.

    Â?Zırhınız, Lordum.Â? diyebildi silahtar sadece.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:07 pm Reply with quoteBack to top

    IlyamainÂ?in sorusu karşısında tüm mırıltılar kesildi. Gergin bir sessizlik oldu. Sanki halk kendileri hakkında bilgi vermeden önce ondan almak istiyor gibiydiler. Sonra yaşlı, titrek, ama buyurucu bir kadın sesi duyuldu.

    Â?Çekilin, çekilin önümden!Â?

    Â?Olmaz nine. Sen artık bu işler için çok yaşlısın. Evine dön.Â? diye itiraz etti bir erkek sesi, belli ki torunu.

    Â?Ne için yaşlıyım? Misafir ağırlamak için mi? Çekil önümden!Â?

    Tok bir ses, sonra da genç adamın acı dolu iniltisi.

    Ilyamain, toprak üzerinde kendisine yaklaşan ayak sesleri duydu. Griffon da köpek de sessizliğe gömülmüşlerdi, tıpkı halk gibi. Yaklaşan yaşlı kadın, IlyamainÂ?in birkaç metre ötesinde durdu.

    Â?Köyümüze hoşgeldin genç bayan. Diğerlerinin tavrı için af dilerim. Normalde buralara çok az yabancı gelir. Ama önce o mülteciler, şimdi de sen gelince hepsinin kafası karıştı. Yaşamları değişince tedirgin oldular. Gel, seni evime götüreyim. İsmin nedir?Â?

    Yaşlı kadın devam edip IlyamainÂ?in yanına geldi ve yaşlı, ama kendinden emin ve güçlü kolunu IlyamainÂ?in koluna geçirdi.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:08 pm Reply with quoteBack to top

    Dioraveni, HeavenbreezeÂ?i köye doğru sürerken olduğu yerden olağandışı bir hareketlilik fark etti. Köyün evlerindeki ışıkların yanmasına rağmen halk ellerinde meşalelerle köy meydanına toplanmıştı. Sanki bir şey oluyor gibiydi. Bir konuşma olamazdı. Gecenin köründe kimse toplanmazdı. O zaman...bir sorun var demekti. Gerçi Heavenbreeze oldukça sakin görünüyordu. Ama sonuçta o da sarayda yetiştirilmiş bir hayvandı. İçgüdüleri ancak bir yere kadardı.

    Heavenbreeze köye iyice yaklaşmıştı. Birkaç dakika sonra ilk binalara ulaşmış olacaktı Dioraveni. Tam bu sırada yanından bir kahkaha duydu. Dioraveni irkilerek dönüp baktığında birkaç metre ilerisinde son derece kirli paçavralara sarınmış, gözleri garip garip bakan bir adam gördü. Elleri ve ayakları zincirlenmişti; ama ellerindeki zincirler çok uzundu. Adam gittikçe ona yaklaşıyordu.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:09 pm Reply with quoteBack to top

    Kadının vücudunu yoklamakta olan eli, karnında boydan boya derin bir kesiğe gelince Slach bir an ürperdi. Kadının ılık ve kaygan bağırsaklarını hissedebiliyordu. Kadın aniden doğruldu ve kanlı elleriyle SlachÂ?ın boynuna sarıldı. Slach hafif bir patlama sesi duydu. Herhalde başka bir kan kabarcığıydı bu. Kadın titreyerek konuşmaya çalıştı.

    Â?Yard... Cerv...Â?

    Kadın yere yığıldı. Hala yaşıyordu ama muhtemelen pek vakti yoktu.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:10 pm Reply with quoteBack to top

    Azazel daha duasını yeni bitirmişti ki bacağına bir şey sürtündü. Herhangi birisi bu sürtünüşten ürker ve kaçardı. Ama o bu ormanın bir yaratığıydı. Bu orman içindeki hiçbir şey ona zarar vermezdi.

    Gerçekten de Azazel aşağı bakınca bacağına sürtünen koca bir kurt gördü. Kurt gözlerini AzazelÂ?in gözlerine dikti. Birkaç dakika bakıştılar. Sonra kurt uludu ve ormandan çıkıp kasabaya doğru koşmaya başladı.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:11 pm Reply with quoteBack to top

    Sabır. Sabır belki de erdemlerin en büyüğüydü. Sabır, en büyük gizleri açığa çıkartırdı. Tıpkı o orkların yalnız olduğunu açığa çıkarttığı gibi.

    Orklar adamın cesedini yağmalamaya devam ettiler. Ta ki orklardan biri baltasını diğerinin kafasına geçirene kadar. Muhtemelen ganimetin sadece kendisine ait olmasını istiyordu. Ork öyle bir sırıtıyordu ki o mesafeden bile Nakh bunu görebiliyordu. Ork çevresine bakındı. Başka kimseyi göremeyince diğer orkun cesedini ortadan kaldırmak için cesedi omuzladı ve ormana-doğruca NakhÂ?a doğru-yürümeye başladı. Sabır, bir kez daha meyvesini vermişti.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Dec 03, 2005 11:12 pm Reply with quoteBack to top

    Shön hızla gruba doğru uçarken Hastlisch de gözlerini kısarak gruba bakmaya çalıştı. Kısa boylu bir adam, iki tane uzunla tartışıyora benziyordu. Gerçi bu kadar yanlarına düştükleri halde hiçbirinin bunu fark etmemesi çok garipti ama... Kısa olan da bir gnom muydu acaba? Yoksa-ah, hayır-bir buçukluk muydu? Ama sanki bu kısa olanın çenesinde uzun bir sakal görmüş gibiydi. Ve birisi daha vardı: Ak cüppelere sarınmış birisi daha. Kim olduğunu çıkartamıyordu gerçi ama...

    Guuuuuk!

    Gökyüzündeki tanrıların nuru gibi bir baykuş son hızla HastlischÂ?in suratına bindirdi ve ikisi birlikte yuvarlanarak yere çakıldılar. Elleri dolu olan HastlischÂ?in yerden kalkması gerçekten zordu. Uzun süre debelenen gnom mucit, bir sağa bir sola yuvarlanarak debelenip durdu. Ama o bundan yılmazdı! Mucit ruhu asla karşılaştığı zorluklar karşısında yılmazdı! Hastlisch denemeye devam etti. Ve en sonunda, beş dakika kadar sonra, ayağa kalkmayı becerdi. Shön tepesinde dönerek masum masum gukluyordu. Ona bir şeyler anlatıyordu sanki.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Darkgnome
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 31, 2004
    Posts: 3918
    Location: Ankara

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 12:35 am Reply with quoteBack to top

    Yerde 5 dakika boyunca debelendi Hastlisch ve içindeki delilikte uçup gitti. Sanki şimdi daha iyi düşünebiliyordu. Oradaki kişiler düşman yada değil dikkatli olmalıydı. Ayrıca bu alet çok ağırdı. sırtı yere yapışmış gibiydi. Bunu hafifletmenin bir yolunu bulmalıydı. Ancak ağırlığın çoğu içindeki sıvıdan kaynaklanıyor olmalıydı. Sıvının hafifletilmesi söz konusu bile değildi.

    Sonra aklına geldi şu anda yerdeydi ve şehre bunu yapmış olan kişiler onu bu şekilde bulurlarsa sadece öldürülmez, alay edilir, aşağılanır ve işkence görebilirdi. Tekrar kendisini yere mıhlamış olan aleti kaldırmaya çalıştı ve yan dönmeyi başardı. bunu yaparken kollarını dışarıya doğru germiş ve ağırlığını bir tarafa doğru vermişti. Yani dengeyi kullanmıştı.

    Belki de bu tanka vereceği daha dengeli dağılmış bir şekil daha kullanışlı olmasını sağlayabilirdi. Arka kısma çok fazla ağırlık biniyordu. Ancak daha yayvan ve daha fazla sırtı saran bir tasarım işi kolaylaştırabilirdi. sonra tekrar yerde yattığı aklına geldi.

    Debelendi debelendi ve debelenmesinin hiç bir işe yaramadığını gördü. Ağırlığı yetersiz kalıyordu. Belki de önünde daha fazla ağırlık olsa. Böylece geri düşeceği zamanlarda dahi ileri hamle ile ağırlık merkezini sağlaması daha kolay olurdu. Gnom bir dirseği yerde, kafası avcunun içinde diğer ve diğer eli ile sakalını sıvazlarken birden içinde bulunduğu durumun vahimliğini hatırladı. Etrafında yağmalanmış şehirler vardı ve şehir şehirlikten çıkartılmıştı.

    *Çıkartılmıştı!"

    Gnom omzuna astığı spreyleyiciyi çıkarttı. Evet kalkabilmişti. Demek ki buluşnun bazı zayıflıklarıda vardı. Mesela kendisi gibi bir ... bir... sakallarıolanoldukçazekivezekiolmasınedeniylebazıbakımlardanörneğinfizikselbakımdandiğerlerinegörebirazdahagerideolanbiribunukullanırken dengesi bozulabilirdi. Yani ne olursa olsun gövdeden ayrı bir şekilde taşınması da işleri rahatlatabilirdi. Belki de altına bir tekerlek koyarsam diye geçirdi içinden,

    Guuuuk

    Â?Ne? Ne var? Evet yanıyor. Yanıyor, bütün şehir yanıyor ve yanında belki de bütün potansiyel müşterilerim ve evet buradan ayrılacağım.Â?

    Guuuk

    Â?Ne beyaz sakalı?Â?

    Guuk Guuuuuuk

    Â?Delimi. Nasıl bir deli? Beyaz büyük bir gömlek giydirilmiş bir deli ha!Â?

    Guuuk

    Â?Metal giysili adam. Yani zırh giymiş adamlarmı demek istiyorsun. Hani HaroldÂ?ın şu yapmayı çok sevdiği metal giysileri vardı. Onlar gibimi?Â?

    Guk. Guuuuuuk Guk Guk GuuuuuuuUUk

    Â?Sakallı benim kadar basık birimi. Basık diye sen kime diyorsun. Basık değilim ben. Sadece ırkımınkalıtsalözelliğiolanuzunboyluvedahahantalinsanlarınyanındabirazdahakısaymışgibigözüküyorum.Â?

    Guuuuk

    Â?Benden daha gürültülüde ne demek. Yani ben bir cüce aksiyim öylemi? Benim aksi olmadığı sende biliyorsun Yoksa senin gibi bir geveze kuş ne kadar yaşayabilirdi ki?Â?

    .....

    Â?Başka ne gördün?Â?

    .....

    Â?Schön beni duyabiliyor musun?Â?

    .......

    Biraz sessizlik oldu ve iki yılmaz iradeden biri kısa sürede pes etti.

    Â?Tamam sen geveze değilsin! Sen çok akıllı bir kuşsun ve benim yandaşımsınÂ?

    Guuk

    Â?Evet, aslan yürekli! Hadi anlat, başka ne gördün?Â?

    Guuuk Guuuk Guk

    Tekrar parlayan Gnom ilerideki bir molozun üstüne konmuş baykuşa doğru parmağını sallayarak

    Â?Bak ben koca burunlu filan...Â?

    Schön başını ancak bir baykuşun yapacağı gibi 180 derece arkaya döndürdü ve ardından vücudu da arkaya döndü.

    Â?Tamam, benim kadar koca kafalı, koca burunlu, çirkin, gürültücü, basık olan adam diğer iki metal giysili adamla kızgın bakıştı! Acaba bu basık adamda, bana benzemeyen bir şey var mı diye düşünmeye başladım!Â?

    Guuuk

    Â?Metal giysisi üstünde bir gümüş tüy.Â?

    Hastlisch bu şekli daha önceden görmüştü. 10 kasabaya geçen seferki ziyaretinde Cervantes ismindeki şövalyede ve OrenÂ?in takipçilerinde de gümüş bir tüy sembolü vardı.

    Hastlisch her ihtimale karşı yinede speryleyicisini omzuna taktı ve sönmüş ucunu tekrar yaktı. Gözleri üstündeki isleri sildi ve Oren şövalyesi olduğunu düşündüğü kişilerin yanına doğru ilerlemeye başladı. İçinde bir korku oluşmaya başlamıştı. Daha demin fark etmese de hislerinin ortaya çıkışı çok yumuşak olmuştu. Ancak bu her zaman öyle olacağı anlamına gelmezdi. Çünkü korku, korkaklık onun kişiliğinde olduğu, için en zor zaptedebildiği duygusuydu.

    _________________
    Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ıÅ?ıÄ?ı daha net görürdüm, Å?imdi, kalabalıÄ?ın içinde, koca bir boÅ?luktayım.
    Eskisi kadar zevk vermese de, son bir kez daha!
    "
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Logan
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 29, 2004
    Posts: 1963
    Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 1:33 am Reply with quoteBack to top

    Quote:
    Ben, Harbormm Doomhammer. Oren şövalyesi ve Tapınak Lideriyim."



    Bu Sözden sonra bu cüceyi dinlemesi gerektiğini anlamıştı... aralarında Horcoel Diye hitap etikleri,ve büyücü olduğu her halinden beli olan birisi vardı...

    Gümüşyüz onlara göre biraz iri ve kalıplı duruyordu bir insan boyu ortalamasının çok yukarsında idi... cüce ile konuşurken kafasını nerde ise 90 derecelik açı ile aşağıya eymek zorunda kalıyordu,''Ben, Harbormm Doomhammer. Oren şövalyesi ve Tapınak Lideriyim''... sözünde büyük bir kibirlilik sezmişti Gümüşyüz ama şimidi bunu düşünücek zaman değildi...

    İnsanlar bir plan yapmaya çalışıyordu, ama çabuk olmaları lazımdı her an o kasabayı yamalıyan yaratıkla buraya yönele bilirdi... Burda lider biri olmalı idi ama bu kendisi değildi burda ondan kat kat yetenekli kişiler,savaşçılar vardı...

    Ama Gümüşyüzü güçlü yapan yeteneğinden ziyade inacı idi,tapınakta kaldığı sürece Lord Oren inancını tamamı ile kalbine işlemişti Gümüşyüz.Tek eksiği Lord Orenin eski Kutsal inanları hakında ve yaptıkları hakında bir bilgi idi...

    Gümüşyüz amlemini çıkarmak ve onu sıkmak istedi ama onun kalbine yakın durması ona daha çok huzur veriyordu...

    Gümüşyüz sağdece bakıyordu yanan kasabaya o grubun içinde hiç bir şey demeden... ve elindeki kılıcı kabza baktıkça daha da sıkıyordu.(Kılıç kınında)

    _________________
    Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASÄ°L GELÄ°RSE GELSÄ°N!!! Savas NaÄ?ralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDÄ° SEFFA
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Slach
    Gölge Ustası





    Joined: Nov 13, 2004
    Posts: 759
    Location: EskiÅ?ehir

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 5:30 am Reply with quoteBack to top

    Kadın yerde bütün acı ve güzelliği ile yatıyordu. slacha göre garipti ama kadına acımıştı.Belki dakikalardır acı içinde kıvranıyordu. Yardım cerva sözü yine bir ikileme düşmesine sabep oldu. Geri mi dönmeliydi. On kasabaya bir şekilde yardım etme gerekesinimi duyuyordu.

    Kadının ölmüş gibiydi garip inleyen sesi çıkmıyordu artık. Kadının elleri ve ayaklarını düzeltti. Kendi inanacına bağlı ölüm töreni bilmiyordu ama bunu şimdilik pek bir önemi yoktu. Slach çantasından çıkardığı eski bir pelerin ile kadının üzerini kapattı ve yine kararsızca ne yapmak istediğini düşündü.

    _________________
    Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı Å?amatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's website
    Sylvos
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Nov 21, 2004
    Posts: 1073
    Location: Darkon

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 6:03 am Reply with quoteBack to top

    Quote:
    ''Sen orcların kafasını uçurmakla değerli olan zamanı harcarken adalet şovalyesi,orada bir yerde insanlar işkence çekiyor olacak..Acı çekicekler ve onları kurtarabilecekken sen orcların canını almayı seçeceksin..I ıh..Bu bence iyi bir plan değil..Bence büyüye ihtiyacımız var..''dedi ve tekrar Eldarine döndü..


    Peki ne için gittiğimi sanıyordun? Kaçtığım için mi? Sen atınla hiçbirşey olmamış gibi kasabadan giderken, ben 10 kasaba oduncularını iskelete çevirmeye çalışan bir büyücüyü yakalamaya çalışıyordum. Bunları daha önceden düşünmüş müydün? Kasabadan dönüp yardım alarak mı bu işi halletmeliydim sence? Bu ne kadar mantıklıydı? Etrafımı yaşayan-ölü düşmanlar çevirirken şövalyeler teker teker kasabayı terkediyordu. Onların arasından ne zorlukla kurtuldum biliyor musun? Ve önümden geçen 3000' e yakın ork... Eğer böyle olsaydı yardım çağırır mıydım? Neden çekip gitmek varken, insanları öldürüp dirilten bir büyücünün peşine düşeyim? Neden 10 kasabanın işgal edileceğini bildiğim halde yardım çağırayım? Bunun için mi suçlu oluyorum? Eğer beni suçlayacak birisi olsa bile, emin ol ki bunun sen olmayacağın kesin. Bunları yapmasaydım şimdiki durumumdan daha endişesiz ve rahat olurdum, bunu bil. Olanları biliyorsun. Sözünü seç ve öyle konuş." dedi küçümser bir edayla..

    "Peki düşün bakalım Horcoel.. İnsanları kurtarmak için orkların canını incitmeden nasıl kurtarabiliriz? Onlara bunu yapmamaları gerektiğini mi söyleyerek? Harabelerde emin ol ki işe yarayacak hiçbirşey bulamazsın. Gittikleri yerlerde canlı bırakmaya alışkın değildir orklar..."

    Rp Dışı Not:
    Quote:
    ''şovalyeler onurlu olur ve kendilerine ihtiyacı olanları terk etmez ha Sir Harbormm?..Bu mendilin ne anlama geldiğini bana daha önceden söylemiştiniz..Nöbetçi mendili bana getirdiğinde hissettiklerimide bilmeliydiniz..Zaten sayımız azdı ve bizi bırakıp gitmiştiniz Sir Harbormm..Hemde tapınak şovalyeliğini bırakarak..Yanlışmıyım sir Harbormm..Bu mendilin anlamı bu değilmiydi?''

    ''Bizi bırakmanız..''

    ''Bakıyorumki ölüm ve savaş a olan inancımı kaybetmem sonrası Bizi yani '' tapınak şovalyelerini değil Kasabayı''bırakıp gidişinizden sonra yeniden tapınak şovalyesi ilan edilmiş üstüne eskiden bana ait olan tapınak liderliği rütbeliğine gelmişsiniz..Sizi tebrik ederim..Lord Oren in adaletini asla sorgulamadığım gibi sizin rütbenizide sorgulamam..Bu onun ve sizin seçimleriniz..Ama bu yeni yetkileriniz size Sir V'ladhek i sorguya alma hakkını size vermez..Çünkü o sizin sorumluluğunuzda olan bir şovalye değil..Siz yeniden tapınak şovalyesi + lider ilan edildiğiniz sırada o çoktan tapınak şovalyeliğini bırakmıştı..Ve size olan bir bağlılık borcu yoksa Sir Harbormm ve hiçkimseye zararı yoksa..Bu sizi ilgilendiren şeyler arasına girmez..Her insanın kendisine has özgür bir iradesi ve kendine has kararları vardır..Ve V'ladhek Khalderun Oren inancından vazgeçip kendi yolunda hiçkimseye zarar vermeden ilerlemek istiyorsa bunu yapmakta serbesttir..''
    Abicim bu bölüm çok pis metaya kaymış. 10 kasabada sana bir mendil felan veren olmadı. Zaten benim gidişimin ardından kısa süre sonra da sen gittin zamanlamaya bakılırsa. Bunu yaptım, ama sizin bunu rp açısından bildiğinizi Dm söylememişti. Bunları yok sayıyorum...

    _________________
    -I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVÄ°L!!
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Gorath
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Mar 22, 2004
    Posts: 2057
    Location: Meleran

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 7:19 am Reply with quoteBack to top

    Tehlike yok... tehlike yok... İlyamain kurtarıcının burnuna değen elinde huzur buldu. O burda! dedi kendi kendine. O burda ve tehlike olduğunu hissetseydi buna engel olurdu. Derin bir nefes aldı ve koluna girmiş olan, genç adamın nine diye hitap ettiği, bir kadın sesine ve nazik dokunuşuna sahip olan kimseye hitaben "Efendim lütfen..." dedi. "Nerede olduğumu bilmem gerekli." Görmeyen gözlerle etrafına baktı. Ne görüyor, ne de nerede olduğunu hissediyordu. Havada bir rüzgâr vardı sanki. Kulaklarında uğuldayan hafif bir rüzgâr. Ama...

    Ayağı sanki bir şeye takıldı ve bir anlığına tökezledi. Ninenin kendisini tutan kolu onu yeniden sabitleyince "Çzgünüm efendim." dedi. Sonra bayanın kendisine az önce yöneltmiş olduğu soru aklına geldi. "Çzür dilerim size ismimi bahşetmedim." dedi yanaklarının kızardığını, ateş bastığını hissederek. "Kabalığımı bağışlayın lütfen. İsmim İlyamain." Yanında yürüyen sessiz köpekten bir mırıltı yükselince "Ahhh..." dedi. "Bu da Kurtarıcı." Eli ile yeniden köpeğin burnuna dokundu.

    "Efendim." dedi. "Griffon'um... Albentuna. Ona ismi ile hitap edilmezse kimseyi yanına yaklaştırmaz ama lütfen güvenmediğiniz kimseye ismi söylemeyin ve mümkünse kimseyi ona yaklaştırmayın. Kimsenin zarar görmesini istemem efendim."

    Ayağı yeniden tökezleyince düşücek gibi oldu ama yeniden kadın tarafından desteklendiğini hissetti. İlyamain normal zamanlarda körlüğe kendisini alıştırmıştı ve yürürken neredeyse hiç tökezlemezdi ama uzun süredir gökyüzündeydi ve uzun uçuş sonucunda ki ayaklarının yer ile teması sanki daha önceden hiç yürümemiş gibi hissetmesine yol açıyordu. Sanki yeri daha az hissediyor ama buna rağmen ayakların altında ki zeminin varlığını tüm benliği ile algılıyordu. İncelikli duyular kısa süreliğine sapmış gibiydi.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailICQ Number
    Yener
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 12, 2005
    Posts: 1742
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 11:37 am Reply with quoteBack to top

    Sabrının meyvesini almak Nakh'ı oldukça huzurlu kılmıştı.Nakh şimdi gizliliğini bozmamaya karar vermişti bu aptal ork'un bir anda onu fark edebileceği mesafeye kadar gelmesini beklicekti,bu sayede Nakh orkun bir anlık sersemleme ve şaşkınlığından faydalanarak ona süpriz bir saldırı yapabilirdi.


    Bu ork'un kendi ırkdaşını öldürmesi Nakh'ı hiç şaşırtmamıştı,orkların kendi çıkarları için herkesi satabileceğini duymuştu.Nakn ork kanı taşıdığı için kendini lanetlenmiş hissettiyordu ama bu onun kaderiydi böyle yaşamayı öğrenmek onun yapabileceği en mantıklı şeydi.


    Nakh bir anda daldığı düşüncelerden sıyrıldı ve şu anda yapmak üzere olduğu işe odaklandı.Nakh çok uzun bir zamandır ork dilini konuşmuyordu,bu kelime bakımından çok fakir olan yabani dilden hiç hoşlanmıyordu ama buralarda orklar dolaşıyorsa pratik yapması pek fena olmayacaktı.



    Nakh orkun yaklaştığı kısa süre içinde kafasında planını yeniden tasarladı.Ork onu gördüğü an ona sanki çok büyük bir savaşçıymış gibi selam verecek ve önüne para kesesini atacaktı.Sonrada afallamış olan ork'a bayıltıcı bir darbe indirmeyi düşünüyordu.

    _________________
    [b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    WereWolf
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 15, 2005
    Posts: 83

    PostPosted: Sun Dec 04, 2005 11:54 am Reply with quoteBack to top

    Azazel, kurtadam formuna dönüştü sırtındaki devasa Greatsword u Deprem i kınından çekti ve kurt un peşinden kasaba ya doğru koşturdu.Kasaba da nerdeyse ayak basacak yer kalmamıştı.Toprak leşten görünmüyordu.Bütün orduyu üstüne çekmemek için temkinli davranıyordu Kurtlordu .Etrafı bir black dragonun nefesi kadar yeşil gözleriyle tarıyordu.Derken bir uluma sesi duydu.Hemen o yöne doğru koşmaya başladı.Köşeyi döndüğünde 2 tane orkla yüzyüze gelmişti.Orkların Azazel in yanında cüce gibiydiler.Orklar korku içinde ellerini baltalarına götürdüler.Azazel in kurt rehberide orkların arkasında belirdi.Azazel greatswordunu orklara doğrulttu.Çılgınca bir nara kopartarak orkların üstüne atladı...

    _________________
    isim:Azazel
    Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
    Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
    Göz Rengi:YeÅ?il
    Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
    Alignment:True Neutral
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.66 Saniye