Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: Wilda42072
    Bugün: 2
    Dün: 59
    Toplam: 88725

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 2009
    Üye: 2
    Toplam: 2011

    Şu An Bağlı:
    01 : azujuq
    02 : onekyroz

    FrpWorld.Com :: View topic - KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI) View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    Dragonfire
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Sep 21, 2003
    Posts: 2005
    Location: Abyss

    PostPosted: Fri Mar 24, 2006 1:04 am Reply with quoteBack to top

    Garip ruh halinden tüm bu olaylara rağmen kendisini kurtaramamış olan karmaşık vaziyetteki Khelben başını iki yana sallayarak adımını alana doğru attı ve bir dirençle karşılaşmayınca devam etti.

    _________________
    "What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sat Mar 25, 2006 10:54 am Reply with quoteBack to top

    Grup üyeleri birer birer kozanın içinden geçtiler. İçerisi dışarıdan farksız gözüküyordu, yine de hisleri kuvvetli olanlar eklem aralarının uyuştuğunu hissedebiliyordu.
    Grubun tamamı koruma kalkanının içine girdiğinde büyüyü daha önce elinde tutan yerleşik güçlü bir ses tonu ve keskin bir el hareketi ile kalkana emretti ve kalkan önden ilerlemeye başlayan yerleşiklerin hemen ardından aşağıya doğru ivmelenerek hareketine başladı.
    Kalkan hızla aşağıya doğru süzülürken altıni, ağsı görünümü etrafa sürekli ışıklar saçıyor ve başdöndürücü biçimde öteleniyordu. Bu sirküler hareketler uzun süre kalkanın bir noktasına odaklananlar için başdöndürücü bir etki yaratabilirdi.
    Kalkan birazdan hızını arttırdı. Dışarıda şimdi kuvvetli bir esinti başgöstermişti, yine de grup kalkan sayesinde bundan etkilenmiyordu. Az sonra da yine kalkanın etrafında kızıl ışık saçılmaları olacaktı ki bunlar keskin hatları olan dik ve uzun kıvılcımlardı. Koruma Kalkanı nın işlevi burada anlaşılıyordu.
    Kalkanın etrafında ufak çapta patlamalar meydaha gelirken kalkan sirküler hareketini devam ettiriyor, patlamalardan etkilenmeksizin aşağı doğru hızla ilerliyordu. Grubu çevreleyen kalkandan farklı olarak, yerleşikler ne kıvılcım ne de patlama etkisi altında kalıyordu. Onları bu tabakaya bağışıklı kılan birşey olsagerekti.

    Yolculuk uzunca bir süre böyle devam etti. Tabaka aşıldığında ise muhteşem bir gözüntü altıni ışık huzmelerinin arasında grubun gözlerine çarptı.

    Yerleşiklerin dev şehri!

    Onlarca, yüzlerce gökkubbe tepeden bakıldığında burayı daha önce görmeyenlerin gözünde bir cennet yapıyordu.
    Gökkubbeler daha yükseğe ulaşmak için adeta birbirleri ile yarışıyorlardı sanki, ve onların kökünü tutan dev saraylar, muhteşem yapılar, bentler göze çapıyordu. Burada herşey o kadar düzenliydi ki insan tepeden baktığında buranın bir masallar şehri olduğunu düşünebilirdi.
    Yerleşiklerin şehrine yaklaşıldıkça gökte süzülen başka yerleşiklerde gözükmeye başladı. Onların çoğu da ilgili gözlerle koruma kalkanını ve içindeki leri kısa süreliğine gözlemlemeye çalışıyorlardı.

    Tabakadan tümüyle sıyrıldığını ve gruba zararlı bir etkinin olmayacağı düşünüldüğünde kozanın ağsı yapısı yine bir emir sözcüğüyle çözüldü, büyünün özü eriyip havaya karıştı.şimdi grup birşey daha farketmişti. Hava altıni tozlara bulanmıştı ve grubun gelmiş olduğu yarıdüzlemden farklı olarak burada hava koyu sarı bir renkteydi. Renksiz değil. Etraf antik sarı bir renkte gözüküyordu ve böyle birşeyi ilk kez görmüş olan grup kendilerini bir rüyadaymış gibi yahut halüsilasyon görüyormuş gibi hissetmişti bir süreliğine.

    Bundan hemen sonra Quarion Rasnar'ın yanına yaklaştı.

    Rhinna aszem kyiel Marangues, tharruin dedi o etkileyici ses tonu ile. Ardından yüzünde ince bir gülümseme belirdi ve devam etti. Sözlerini söylerken aşağıda bir noktayı işaret ediyordu. Dev bir palas orada göze çarpmaktaydı.
    Ghenna clien thae Colasiar. Khas Colasiar iar Lath-andher. Bit aehr un ylaen dhenna.

    Sözlerini bitirdiğinde Quarion grubun önüne geçerek hızla aşağıya doğru süzülmeye başladı. Lath-landher in palasına doğru yönelmişti şimdi. Rasnar söylenen ismi biliyordu. Lath-landher... şafağın, ışığın ve doğumun efendisi Lathander olmalıydı bu. Rasnar bunu düşünürken yine kaşları gözünün üzerini örtmüştü, dudakları ileri doğru çıkmış, şişkinleşmişti.



    RP DIşI NOT: Diyeceğiniz ya da yapacağınız birşey olurmu diye mesajımı yarıda kesiyorum. Muhtemelen akşam mesajımın geri kalan kısmını yollayacağım. Arada yapılacak ya da söylnecek birşey varsa yapılsın.

    Spoiler:
    şehrimiz Marangues' e hoş geldiniz efendiler(ince bir gülümseme ve devam). Orada gördüğünüz tapınağa gideceğiz. Lath-landher ın muazzam tapınağı orası. şimdi oraya doğru devam edelim

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sat Mar 25, 2006 1:12 pm Reply with quoteBack to top

    Kozaya yaklaşırken Necros ihtiyatla yavaşladı ve hızlı gözlerle kozayı inceledi. Cüce ne derse desin, bu yaratıklara güvenemiyordu. Bu bir tuzak olabilirdi, onları yakalayacak olabilirlerdi, onları öldürebilirlerdi-ki bunun kolay olacağını hiç sanmıyordu-,onları başkalarına karşı yem olarak kullanabilirlerdi... Olasılıklar Başbüyücü’nün zihninde dolanıyordu, ama daha önce de dediği gibi, başka seçenekleri yoktu. Necros ihtiyatla kozanın içine girdi ve...

    Hiçbir şey olmadı.

    Necros rahatlamış bir nefes verdi ama henüz gevşemek için fazla erkendi. Neler olacağını kim bilebilirdi ki? Nitekim herkes içeri girdiğinde kalkan hareket etmeye başladı.

    Necros gözlerini kalkanın gittiği yere odaklamıştı. Sanki çok daha uzakta neler olduğunu görmeye çalışıyor gibiydi. Kalkan hızlandıkça ışıklar saçıyor, ve bu da Başbüyücü’nün başını döndürüyordu. Görüntü dayanılmaz olana kadar bakmaya devam eden Necros, en sonunda başını çevirip gözlerini kırpıştırdı ve başını iki yana sertçe sallayarak kendine gelmeye çalıştı.

    Kendine geldiğinde Necros dikkatini yerleşiklere verdi. Burada böyle bir yaşam formunun varlığını bile bilmiyordu. Ama muhtemelen ilkel yaratıklardı. Aksi takdirde gözünden kaçmaları olanaksızdı. Bu yüzden bunlarla gitmelerini bile yakışıksız buluyordu Necros. Tam dönüp bu yüzden Rasnar’a homurdanacaktı ki göz ucundan gördüğü bir şey, aniden başını o yöne çevirttirdi.

    Bu... Bu imkansız! Nasıl olabilir?! Bu şehir buradayken nasıl gözümden kaçmış olabilir?!

    Ama Multiverse’in enginlikleri sınırsızdı. Her şeyi bilemezdi. Belli ki yerleşiklerin muazzam şehri de bilgisinin ötesindeydi.

    Yüzlerce dev kubbe göğe doğru yükselirken, mükemmel yapılar Necros’un gözüne çarpıyordu. O kadar kusursuzdu ki burası Necros bir an Arcadia’nın kusursuz imarının sergilendiği bir şehre baktığını sandı. Ama hala Pozitif Enerji Boyutu’ndaydılar.

    Havadaki diğer yerleşikleri önemsemeyen Başbüyücü, o sırada Rasnar’la konuşmakta olan sözcüye döndü. Bu sırada kalkan iplikler halinde çözülüp yok olmuştu. Sözlerini bitirdiğinde yerleşik aşağıdaki bir yapıya doğru ilerliyordu. Necros merakla Rasnar’a baktı. Ne olmuştu?

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Shevarash
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jan 15, 2005
    Posts: 1310
    Location: Ä°zmir

    PostPosted: Sat Mar 25, 2006 2:46 pm Reply with quoteBack to top

    Cüce Quarion`a başıyla kısa bir selam verdikten sonra onayladı.

    El`u seenil Quarion, veleni dul kenleiri.

    Gruba geri dönen Ransar hepsini gözden geçirdikten sonra konuşmaya başladı.

    Yerleşikler, bahis konusu yere geldiğimizi söylüyorlar. İleride gördüğümüz büyük yapı bir tapınak ve şu anda oraya gidiyoruz. Hepinizin tahmin edebileceği gibi, tapınakların özel kuralları ve düsturları vardır. Bu yüzden orada herhangi bir nezaketsizlik yapmayacağınızı düşünüyorum!

    Hafifçe kaşını kaldıran cüce şüpheyle yanındakilere baktı. Eğer bu kadar garip bir grupla yola çıkmış olmasaydı daha önce gelmediği bu düzlemde iyi vakit geçireceğinden emindi. Lathander inananları da genelde sıkıcı olsalar da herhangi bir yıkıcı harekette bulunmaktan hoşlanmazlardı. Taa ki herhangi bir tehtide maruz kalıncaya kadar.

    Ama şimdi karşısındaki dengesiz drow, hırslı büyücü, devasa yarı-iblis ve sağı solu belirsiz buçukluğa bakınca huzursuzca kıpırdandı. Kolay olmayacaktı ama üstesinden gelinebilirdi.

    Düşünceler içindeki Ransar bakışlarını birinden diğerine kaydırırken gözü sessiz adam Kami`ye ilişti. Pek bir iletişim kurmamışlardı ve hala onunla ilgili kafasında sorular vardı. Kamiye doğru biraz eğilen Ransar adamı omzundan dürttükten sonra gözlerinin içine bakarak ve heceleri tek tek seçerek yavaşça konuşmaya başladı.

    Söy-le-dik-le-ri-mi an-lı-yor-sun de-ğil-mi?

    Spoiler:
    Kendim ve arkadaşlarım adına hoşbulduk Quarion.
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Mar 25, 2006 4:40 pm Reply with quoteBack to top

    Rivro kafesin hızlanması ile bir an korkuya kapıldı. Baş dönmesi de korkusunu arttırdı. Ancak alıştıktan sonra bu duygu.. Bu hızla gitme duygusu hoşuna gidiyordu. Yaşadıklarının yarattığı şaşkınlık olmasa bir heyecan çığlığı atabilirdi.

    Onları hapise götüreüp götürmeyeceklerinden emin değildi. Belki de onun büyüyü yanlışlıkla yaptığını anlamışlardı ve misafir edeceklerdi.

    Bu duygu karmaşası şahre ulaşana kadar sürdü. şehir Rivro nun önceki tüm düşüncelerini aklından silecek kadar çarpıcıydı. O uzun kuleler.... İçlerinde bulundukları masalda tek eksik olan zaten masallardaki kuleler ve saraylar değil miydi? Ya da bakalım bu masalda daha nelerle karşılaşacaktı?

    Küre yok olduğunda hobbit irkildi evet burada misafirlerdi. Etrafını hayranlıkla incelerken cücenin sözlerini hayal meyal duydu. Bir tapınağa gideceklerdi. Masallarda tanrılara inanan rahiplerin kaldığı yere...

    Oralarda yanlış bir şeyler yapmamak gerekiyordu. Ama yanlış olanlar nelerdi ki? Rivro dikkatli olmalıydı... Bu sarılar da sonuçta uzundu ve ona kızabilirlerdi.

    Cüceye dönüp gidelim dedi. Kimi de duymuştur dediğini... Konuşmayı bilmiyor ama ne söylediğimizi anlıyor sanırım.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    fingolfin
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jan 08, 2004
    Posts: 1636
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Sun Mar 26, 2006 12:23 pm Reply with quoteBack to top

    Yerleşiklerin şehrinin düzeni Kami'yi hayran bırakmıştı. Cüce iletişimi sağlarken, geçirdikleri yolculuktan da etkilenmiş olan Kami, ihtiyatlı bir şekilde etrafını inceliyor. Detayları özümsemeye çalışıyordu. Cüce tekrar gruba hitap edince dikkatini ona yöneltti, cüce kendisine yönelip yavaşça konuşmaya başladığındaysa yüzüne hafif bir gülümseme yerleşti. Ufak bir tebessümle başıyla cüceyi onayladı ve ilerleyelim manasında elini hafifçe ileri uzattı.

    _________________
    Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
    GümüÅ?tendi parıldayan miÄ?feri.
    Ringil'di kadim kılıcının adı,
    Kristallerle donanmıÅ?tı mavi kalkanı.
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sun Mar 26, 2006 9:56 pm Reply with quoteBack to top

    Kami elini yavaşça ileri uzattığında cüce yanaklarını yukarı şişirdi, dudaklarını öne doğru uzattı. Sonra eldivenli elleriyle monkun omzuna hafifçe dokundu. Derinden izleyen gözleri ona bakıyordu.
    Andero sesini soluğunu çıkarmamıştı, görünüşünden de hiçbirşey anlaşılamazdı. Ama tekrar herkes yerleşiklerin peşinden ilerlemeye hazırlandığı vakit o da gidilmesi gereken tarafa yöneldi.
    Grup yavaş yavaş aşağı süzülmeye devam etti ve o devasa kubbelerin altına indi. Etrafta görülebilen kulelerin, konakların ve palasların mimarisi diyarda görülenden oldukça farklıydı. İlk bakışta yapıları tutan sütunların fazlalığı göze çarpıyordu. Aynı şekilde kuleler bilinen mimarilerinden farklı olarak çapı geniş tabanlar üzerine oturtulmuşlardı. Kuleler yükseldikçe çapın genişliği azalıyordu ve zaman zaman bu kuleler birbirleri ile bağlanıyordu. Bağlandıkları noktalardan aşağı doğru da yine daha ince sütunlar göze çarpmaktaydı. Ve bu inceli kalınlı sütunlar o kadar fazlaydı ki dikkatle izlendiğinde bir kumaşın üzerine işlenmiş kusursuz desenler gibi bir görünüm yaratıyordu.

    Ve Lathander'ın Palası. Grup üyeleri yaklaştıklarında Lathander'ın Palasının etrafındaki yapılara nazaran en büyük ve muntazam yapı olduğunu gördüler. Binlerce metrearenin üzerine oturtulmuş, yüzlerce balkon, dev bahçeler adeta göz kamaştırıcıydı.

    Çyle ki ancak, altıni göğün altındaki bir Lathander Tapınağı muazzam güzelliğini ortaya koyabilirdi. derdi yerleşiklerin içinde düzlemlerarası yolculuklar yapmış olan filozoflar. Hakkatende öyleydi. Tapınak, onu izleyenlerin gözleri önünde adeta gücünü, şerefini ve kutsiyetini ortaya koyuyordu.

    Yerleşik grubunun kendi aralarında kısa bir konuşma geçirdikten sonra aralarından birisi hızını arttırarak Lathander'ın Palasına girdi. Bu esnada yerleşiklerde palasın kendileri için ayrılmış olan bölümünü aradılar, bulduklarında da o tarafa yöneldiler. Seçilmiş grubunun gördüğü ise dev bir bahçeye inişe geçmekte olduklarıydı.

    -------------------------------

    Seçilmiş Grubu yerleşikler ile palasın dev bahçesine indiklerinde yerleşik grubunun lideri olan büyücü onların üzerindeki diğr büyüyü de kaldırdı. Grup üyeleri uzunca bir sürenin ardından yeniden toprak ile buluşmuşlardı. Ve şimdi yerçekimi sözkonusuydu, kendilerini önceki gibi uçmaya meyili hissetmiyorlardı.

    Biraz sonra diğer yerleşikte bahçeye açılan onlarca kapının birinden çıktı, arkasındakilere buyurmalarını işaret ettikten sonra kendisi de hızla öne çıktı. Bir taraftanda kendi grubuna bakıyordu ara ara.
    Yerleşiğin ardından üç kişi geldi. Hemen en önlerinde bembeyaz saçları, sakalları olan birisi çıkmıştı. Çzerinde geniş, pembe bir cüppesi vardı. Elinde pekte uzunca olmayan bir asa taşıyordu. Yürüyüşü yavaştı ve daha çok asasından destek almaktaydı.
    Yaşlı kimsenin ardından iki kişi daha gelmişti, onlar açık mavi cüppeli ve yaşlıydılar. Muhtemelen dini konularda bilgili ve palasın yetkili kişilerinden olmalıydı bunlar.

    Pembe cüppel yaşlı kimse gruba doğru yaklaştığında pembemsi yüzü daha da görünür hale gelmişti. Yüzünde hafif tebessümlü bir hal vardı ve birkaç metre kadar grubun önüne geldiğinde derin nefes alış verişleri de duyulur olmuştu.

    Quarion Rasnar'ın hemen yanındaydı ve hafifçe eğilerek kulağına fısıldadı.

    Hyaem Rasnar, thenna us arhepras un Colaias Lath'landher . Thenna khul pır gnaller thun.

    Rheena uol daena christel dunza Lath-landher. Him astur thin Lath'landher nhir klas listar. Dhim Frazel ukh Yvonal. Rhas ulmat thenna grannesz. Rhun al daena yhanna kutsmar hyael dunzel Lath-landher.

    Söylenenler semavi dildendi ve bu adamda kadife hoş bir sese sahipti. Ama bu ses diğer yerleşiklerdeki gibi değildi, onlarınki daha coşkulu ve sanki arkadan bir koro devam edermiş gibi çok sesli çıkardı. Bu ise yaşlı birisinin ağzından dolgun bir şekilde çıkıyordu. Aynı şekilde gözleri de kendilerininki gibiydi, akı ve rengi vardı. Gözkapaklarının arasından ince bir şekilde görünebilen açık mavi gözler...

    Ve derinleri izleyen buzmavisi gözler grup üyelerini tek tek izlemeye başladı. Frazel'in gözleri özellikle kara zırhlı dev Andero'nun üzerinde uzun süre odaklandı. Birşeyler düşünüyordu belli ki ama bunun dışavurumu olmadı, en azından bir süreliğine...



    Spoiler:
    (Quarion)Efendi Rasnar, gelen Lathander Palasının ataerkidir. Kendisi oldukça saygın bir kimsedir.

    (Lathander Ataerki)Selamlar ola size Lathander'ın sevdikleri. Burada, Lathander'ın koynunda emniyettesiniz kardeşlerim. İsmim Frazel ukh Yvonal. Bu ibadethanenin müritlerinden biriyim. Sizleri de tanımak isterim Lathander'ın sevdiği kulları.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Andero
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jun 24, 2004
    Posts: 758
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Tue Mar 28, 2006 1:37 pm Reply with quoteBack to top

    Hiçbir şey... Andero için boşa giden bir çaba olmuştu grubu gözlemlemek, tabii ki şimdiye kadar. Bu boyutun yerlileri olarak görülen bu halkın konuştuğu dillerden birini anlayabilen cüce çıkmıştı ve lanet olsun ki o da Draconic'i değil konuştukları ve Andero'nun anlamadığı diğer lisanda konuşmuştu. Konuşulanları anlamamak onun için bir problemdi ama cücenin başına bela acacak br şeyi, en azından şimdilik, yapacağını düşünmüyordu. E yapsa da beladan sonra ilgileneceği kişi cücenin kendisi olurdu. Ortada pek bir sorun yok gibi görünüyordu. Cücenin dili bilmesi tamamen eğitimiyle alakalı olmalıydı. Bu tarz bir boyutla ilgili bir eğitim aldığını ve bir rahip olduğunu göz önünde bulundurursak da onu doğru yola çevirmek biraz zor olacaktı. Aslında işi misyonerlik yapmak da değildi ama elindeki fırsatları kulanmak bilinmesi gereken bir özellikti. Her şeyden öte, sadece bir dil bildiği için cüce değerli sayılamazdı.

    Cüce dönüp konuştuklarını gruba anlattığında Andero cücenin arada geçen konuşmadan fazla bir şeyi kendine saklamadığını tahmin etmişti zira bu saf kalpliler daha sonra kullanmak üzere kendilerine saklanması gereken şeyleri görmeyi bilmezdi. Gene de etrafında bu tarz basit varlıkların olması hoş bir şeydi. Disiplininin arttırdığı gücünün sınırlarını daha iyi hissedebiliyordu. Yerlilerin önerisini duyduğunda ise önce yüzü asıldı zira bir kafes içine konup bir şehre götürülmek hem onuruna bir hakeretti hem de onları yoldan uzaklaştıran bir uğraşı gibi görünüyordu. Yine de bilgi işlerine yarayabilirdi. Çzellikle Andero'nun aradığı o spesifik bilgiye ulaşmak için boyutlar arası bilgi şu an en çok ihtiyaç duyduğu şeydi. Bu gruptaki zayıf varlıkların hiç birinin onun istediği bilgiyi taşıma ihtimali yoktu. O halde daha bilge birilerine danışılmalıydı. Nasılını bilmiyordu ama Andero bu işin sonunda daha ayrıntılı bilgiye ulaşma şansının az da olsa var olduğunu hissedebiliyordu. Bu sebeple sadece başını sallamakla yetindi. Suskunluğunu bir süre daha koruyacaktı. Hem basit bir büyünün ona zarar verme ihtimali yoktu. İnanılmaz bedeni büyüden etkilenmiyordu. Bunda, nasıl olduğunu bilmese de, olağanüstü zırhının da bir payı olduğunu biliyordu.

    Yerliler büyüyü yapmaya başladığında sessizliğini korumuştu ve büyünün üzerindeki herhangi bir şey tarafından geri yansıtılmamasını ummuştu zira büyüye bazen istediğinden bile daha dirençli olabiliyordu. Büyü yapılırken gözüne yine ufaklık takıldı. Küreyi yine çkarmıştıç Küreyi görünce Andero'nun kaşları çatıldı. Biraz önce cüce büyüyü yerlilerin kendi kendilerine yaptıklarını söylemişti. Demekki kürenin bir anlamı yoktu. Ama... Küre birden parlamaya başlamıştı. Kısa süreli bir parlayış ve ardından tekrar çantaya geri giriş. Bu yeterliydi. Ufaklık kesinlikle küreyi kullanmayı bilmiyordu. Ortaya çıkan bir şey daha vardı ki o da kürenin gerçekten büyülü olduğuydu. Yerlilerin yaptıkları büyüyü mü bozmuştu?

    Bir süre sonra oluşturulan büyüsel alan Andero'nun düşüncelerini bir süreliğine derinlere gömmesine sebep oldu. Düşünmek için her zaman vakit bulabilirdi. Cücenin söylediklerini dinledi ve grupla beraber hareket ederek büyüsel alanın içine girdi. İstekli olarak bedeni büyünün dokunuşunu reddetmemişti.

    Büyüsel alan içindeki hareketleri Andero için yeni bir tecrübe olmuştu. Aslında bu boyutta hareket etmeye alıştıktan sonra fazla yeni bir şey de sayılmazdı. Asıl yeni olan bir süre sonra karşılarına çıkan devasa şehirdi. Nedenini bilmiyordu ama bu şehri ilk gördüğü anda sevmemişti. Çzerine akan yapaylık ve saklama hissi nedensiz bir şekilde onu rahatsız ediyordu. Bu şehirde onu huzursuz eden bir şeyler vardı.

    şehre girdiklerinde yerlilerin oluşturduğu mimariyi gözlemledi bir süre. Buranın üzerinde çalışıldığı belliydi. Yapıları içeriden görmek Andero'nun huzursuzluğunu azaltmaya ise yaramamıştı.

    Bir süre sonra ilk başta onlarla konuşan yerli tekrar cüceye döndü ve yine Andero'nun anlamadığı o dilde konuştu. Bu noktadan sonra Andero Draconic'i anladığı noktada söze girmemekte hata yapıp yapmadığını düşündü. Aslında büyücüden bir tepki ummuştu zira onu eğitilmesi için Efla'ya verebilirdi, şu an amaçları için çok zayıftı ama büyücü bir tepki de bulunmamıştı. Draconic dilini bilmemesi, kütüphanelerindeki sınırsız kaynaktan faydalanamaması ve bu sebeple kendisini sadece kısıtlı miktarda geliştirmesine neden olurdu. Acaba bu kadim dili öğrenebilecek kadar zeki miydi?

    Cüce onlara gidilecek tapınaktan bahsedince bir anlık bir sıkkınlık yaşadı ama bunu dışarı vurmamaya çalıştı. Bu tarz bir "iyilik timsali (!)" boyutta ne tarz bir tapınak olabilirdi ki? Yine de tapınak demek bilgi demekti ve bilgi onun görevinin ilk aşamasıydı. Bu sebeple başıyla sessizce onayladı ve grupla birlikte devam etti.

    Tapınağa girerken yaşadığı iğrenme hissi, korkunç tecrübesinin ve inanılmaz disiplinin bir eş sonucu olan iradeyle bastırılabilmişti. İçinden bu tapınağın taşını taşının üstünde bırakmamak geçiyordu aslında her an. Bu tanrıyı tanımıyordu ama nedense onda bu hisleri uyandırmıştı. Büyük ihtimalle bunu yapabilirdi ama yine de zamanını alırdı. Daha sonra bir zaman buraya gelirse bu işle uğraşmayı aklının bir köşesine yazdı. Onun gibi Apocalypse'e hizmet eden, Azalin'e kafa tutmuş birini basit bir tapınağın yıldırması düşünülemeyecek kadar komik bir şeydi.

    Kırmızı gözleri içeride onları karşılayanları süzdü yavaşça. Hangisinin üsleri olduğunu anlamak çok zor olmuyordu. Neden bir tabu gibi üs olanlar hep böyle görünürdü ki? şimdi Andero disiplinini kaybetse ve içgüdülerine yenilse adam rahatça ölebilirdi. Böyle durmalarının amacı neydi? Yine de şu anda için de bulunulan durum, gerektiğinde kendisinden iyi kimsenin gösteremeyeceği saygıyı gerektiriyordu ve o da gerektiği gibi davranacaktı. Aslında bu tapınakta yeri olmadığını hissedebiliyordu zira ona çevirlen gözler de pek dosthane değildi ama önemli olan Apocalypse'in bekasıydı ve ona verdiği kodlar çerçevesinde Andero *O*nun yararı için her şeyi yapabilirdi. Adamın kendisini özel bir ilgiyle süzdüğünü görünce bakışlarına aynen karşılık verdi ama kıas bir süre onu başını hafifçe eğerek selamladı. Ortamı germek işine yaramazdı. İstediğini aldıktan sonra eğer gerekirse oyun oynayabilirdi zaten.

    Adam Andero'nun yine anlamadığı bir dilde konuşmuştu. Cüceye konuşmaları cücenin bu dili de bildiğini ya da en azından bu dilin bir önce kullanılan dil olduğunu gösteriyordu. O halde konuşmayı cüce yapacaktı. Onun bir şey saklamayacağı düşünüldüğünde uygun zamanı beklemek muhtemelen Andero için bir kayıp olmayacaktı.

    _________________
    Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
    Back to top View user's profileSend private message
    fingolfin
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jan 08, 2004
    Posts: 1636
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Wed Mar 29, 2006 2:40 pm Reply with quoteBack to top

    Yeniden toprağa basmaktan mı, yoksa bulundukları mekanın atmosferinden mi bilinmez Kami'nin içini bir huzur kaplamıştı. Karşılarındaki pembe cüppeli yerleşik diğerlerinden farklı gözüküyor ve farklı konuşuyordu. Kami söylediklerini anlamasa da ses tonundan adamın bilgeliğinin farkına varmıştı. Yaşlı kişi konuşmasını bitirip onları süzmeye başladığında, Kami adama saygıyla selam verdi...

    _________________
    Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
    GümüÅ?tendi parıldayan miÄ?feri.
    Ringil'di kadim kılıcının adı,
    Kristallerle donanmıÅ?tı mavi kalkanı.
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    Shevarash
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jan 15, 2005
    Posts: 1310
    Location: Ä°zmir

    PostPosted: Thu Mar 30, 2006 9:32 am Reply with quoteBack to top

    Cüce etraflarındaki müthiş mimariye bakmaktan kendini alamıyordu. Her ne kadar O`nun gönlü karanlık mağaralar, sessiz dağ zirveleri ve geniş salonlara ait olsa da bu ışıl ışıl diyardan oldukça etkilenmişti. Sersemlemiş bir şekilde etrafına bakarken karşılarındaki adam kendilerine seslendiği hayal meyal işitmişti.

    Bir an içini kafasını sallayıp kendine gelen Ransar temkinli bir şekilde konuşmaya başladı.

    Vre geindril Frazel ukh Yvonal. Elu Lathander been hie`rvinilun.

    Cüce konuşmasının bu kısmında durarak sıkıntıyla içini çekti. Arkasındaki gruba kaçamak bir bakış atmamak için kendini zor tutuyordu ancak devam etmeye kendini zorlayarak sakalını çekiştirdi.

    Felune chostan g`reean Yuol. Blu vear macchone vley hujkyn. Hees vlenan pasj chernis. Sûlgenan velaron Lathander xyen xu celbyn. Velarasan huon gey`li farmn, mnemnoa`r huss lyenc.

    Spoiler:
    Merhabalar Ataerk Frazel ukh Yvonal. Lathander`in ışığı üzerinize parlasın.(duraksama, devam)İyi niyetiniz gönlümü ısıtıyor. Ancak Lathander gibi yüce bir kavrayışa sahip bir tanrının bile hepimizi kutsadığından emin değilim. Yine de yolumuza ışık tutacağını umarım çünkü bizler katıksız bir yokoluşa karşı çare arayan yolcularız ve buraya halklarımızı bu yok oluştan kurtaracak bazı şeyleri aramaya geldik.
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Mar 30, 2006 4:49 pm Reply with quoteBack to top

    Hobbit in dikkatini öncelikle direkler çekti. Tüm binaların içinde bi sürü direk vardı. Değerli taşlardan yapılmış gibiydi direkler... Binalar her halde ağır olmalıydı.

    Bazı direkler de binaların dışlarındaydı. Pencereleri olduğuna göre insanlar bunların içinde mi yaşıyor diye düşündü Rivro...

    Bahçeleri görünce direkleri ve civardaki diğe şeyleri unuttu.. Maltyr dan ayrıldığından beri yeşillik bir yere gitmemişti. Hele şu bıçağın kalbine saplanışından sonra durmadan uçmuştu... Artık yere konmak uzanmak gökyüzüne bakmak istiyordu.

    Yere uzanır uzanmaz da öyle yaptı. Çnce yere oturdu. Bohçasını yiyecekli bölüm kafasının altına gelecek şekilde yere koydu. Ve bohçaya kafasını koyarak uzandı.

    Bir ses duyana kadar da uzanmayı sürdürdü. Sonra kalkıp ne olduğuna baktı. Pembe yüzlü bir uzun vardı. Saçları da beyazdı. Aynı.. aynı yaşlılar gibi. Tabii yaşlı hobbitlerin boyu kısalırdı. Bu uzunun da kısalmıştı her halde ama yine de uzundu.

    Bu uzun da o anlaşılmayacak bir şeyler söylüyordu. Cüce onunla konuşuyor gibiydi. Çyle ise yapacak bir şey yoktu... Kalacakları yere gidecekleri zaman cüce ona haber verirdi. Başını tekrar bohçanın üzerine koydu. Gözlerini kapattı. Kısık bir sesle ıslık çalmaya başladı.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sat Apr 01, 2006 6:45 pm Reply with quoteBack to top

    Frazel'in merhamet dolu bakışlarla grubu izlemekteydi. Yine de yüzünde bir huzursuzluk var gibiydi. Rasnar bunu farketti fakat birşey söylemedi. Huzursuzluk, Lathander konusunda söylenenlerden kaynaklanmıyor gibiydi, çünkü Frazel'de biraz sonra sözlerine başlayacaktı.

    Rhinna velaron gitcho frael. Yuon hera frach murd an yuola thrum in nekh hasfen Yvalar Lath landher frest kim tuu fircher.

    Bunu söylerken geriden dolgun bir ses yükseldi.

    Klain uhr zat Pylar Maranguessa

    Sesin sahibi bahçeye hızlı adımlarla girdi, üzerinde yeşil bir tunik vardı ve üzerine kırmızı bir sembol işlenmişti. Sembol üzerinde, başı önüne eğik ve gözleri kapalı ince suratlı bir bayan başının önünde yine ince eller birbirini kavramıştı ve bu kraliçenin sembolüydü.
    Sözlerin ardından bahçedeki görevliler tek dizleri üzerine çöktüler ve başlarını yere çevirdiler, sağ elleri yere çökmemiş sağ dizlerinin üzerindeydi.
    Ve yine Lathander rahipleri de cüppelerini önlerine iyice toparlamışlar, sol ellerini karın boşluklarına yerleştirerek belden selama durmuşlardı.
    Grup ilk başta ne olduğunu anlayamadı. Çzellikle Rasnar ve Necros etrafa bakakalmışlardı. Rasnar birkaç saniye içersinde kendisini toparladı ve hemen yardım isteyeceği yegane kişiye, Quarion’a döndü.
    Quarion diz çökmüştü ve Rasnar’ın bakışlarını yakalayıvermişti. Yerleşik hızla semavi dilde konuşmaya başladı.

    Yvaen uol doana Quivalante Marangues eul, Rasnar.

    Rasnar sözleri idrak eder etmez diğer grup üyelerine döndü ve aceleyle Quarion’un söylediklerini fısıldayarak tekrarladı.

    “Marangue’nin Büyük Kraliçesini selamlayın!”

    Bunları söylerken kendisi de eğilerek adamın geldiği yöne doğru selam durdu. Aynı şekilde diğer grup üyeleri de Büyük Kraliçe asmaların kalın kollarının birbirine sarmalanarak bahçenin en geniş kapılarından birini oluşturduğu yerden girişini yaptığı anda Rasnar’a benzer şekilde selamlarını verdiler.

    Rivro tek elini karnına yapmacık bir şekilde gömmüştü, diğer eliyle de fazla eğilmiş olduğu için zorlanan sırtını tutmaktaydı. Bu esnada başını kaldırıp diğer görevlileri ve rahipleri izlemekteydi. Baktığı yönde onun görüşünü engelleyecek hiçbirşey yoktu ve Büyük Kraliçeyi de ilk o görmüştü.

    Bu da ne ola ki!

    Rivro’nun içinden verdiği ilk tepkisi böyle olmuştu. Buçukluğun gözbebekleri tekrar büyüdü. Çzerine onlarca kat giysi giymiş, saçları abartılı bir şekilde yukarı doğru kabartılmış incecik elleri ve yüzü olan 1.60 boylarında yaşını belli ettirmeyen birisiydi gördüğü.
    Birazdan diğer grup üyeleri de Kraliçeyi görecekti. Bayan ne genç görünüyordu ne yaşlı, ne yürüyordu, ne de uçuyor, sanki akıyordu. Alnının ortasında sarı bir ışıltı vardı, dikkatle bakıldığında ise, Kraliçenin alnına çizilmiş bir rünün olduğu ve dışarı taşan altıni ince ışıltının bu ründen dışarı taştığı görülebilirdi. Aristokrat bir ailenin evladı olan Sigil’li Necros diyarda ve cehennemde geçirdiği onca zamanın ardından, bir an tekrar Sigil’in o muazzam konaklarından birindeymişte konağın hanımefendilerinden biri teşrif etmiş gibi hissetmişti. Bu görüntü karşısında bir an midesi bulanır gibi oldu, gözleri kararır gibi olmuştu. Böyle hissediyordu kendisini ama neden böyle hissetmişti bir anda, hiç bilmiyordu.

    Ve tüm hisler üzerindeyken Marangue’nin Büyük Kraliçesi bir soprano bir korodan yükselirmiş gibi gelen o şaşırtıcı ve hayran bırakan sesiyle konuştu.

    “Hoş geldiniz yaralı diyarın seçilmişleri. Ben Marangue’nin Kraliçesi Klesme un Deala. Geç geldiğim için üzgünüm, bir zamanlama hatası oldu diyebiliriz. Yine de her halükarda, sizleri bekliyorduk.”

    şimdi tüm grup hayretler içersindeydi. Büyük Kraliçe Klesme un Deala diyarın ortak dilinde konuşuyordu!

    Görevli yerleşikler eğilmiş vaziyette beklemeye devam ettiler. Lathander ruhbanları ise doğrulmuşlardı.


    NOT: Rasnar için Semavi Dil çevirisi;
    Spoiler:
    Sizi anlıyorum cüce Efendi. Yine de sorununuza bir çözüm üretebilmek için buradayız ve Kutlu Lathander'ın da yardımıyla ışığı tekrar bulmaya çalışacağız.(Quarion Rasnar'a) Marangue’nin Büyük Kraliçesini selamlayın Rasnar.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Apr 01, 2006 7:12 pm Reply with quoteBack to top

    Kadın zengin ve önemli birine benziyordu. Hobbit bir an ne yapacağını bilemedi. Bu kadının ne olduğu aklına geliyor ama çıkaramıyordu. Böyle zengin uzunları diğerlerinin yere oturararak ya da hatırlayamadığı garip şekillerde karşıladğını duymuştu. Cücenin söyledikleri ile bir parça rahatladı. Bu kadın bir krilişe idi. Hobbit kasabasındaki şef gibi... Uzunlar için her halde bu daha önemli bir şeydi. Ama cüce sadece onu selamlamalarını istiyordu.

    Rivro hafif oturarak doğruldu. Başıyla hafifçe selam verdi. Sonra kadının gelişini izledi. Kadın anlaşılır şekilde konuşurken Rivro nun içi kıpır kıpır oldu. Sonunda ne dediğini anlayacak birileri vardı önünde...

    Oturduğu yerden sıçrayıp kadına doğru yürüdü. Selam bayan... bir süre ismi hatırlamaya çalıştıktan sonra Bayan Kesme Hanım...

    İsmim Rivro... Bir an onu kendisini beklediğini hatırlayarak durdu... Bizi buraya isimsiz oğlan yollamıştı. Ama sizden bahsetmedi. Neyse buluştuk işte... Arkada uzun giysili olan Nergos. Sonra çok uzun olanımız Anyo... Biraz uzun olanı hatırlamıyorum. Siyah olanımızı da... galiba Maret de ismi...

    Çbürümüz de Kimi...

    İsimsiz oğlan bize yaşaadığımız yerdeki derelerin ağaçların yok olacağını söyledi. Bu olmasın diye bi şeyin kalbi diye bir değerli taş bulmamız gerekiyormuş.

    Ama buradaki herkes garip konuştuğu için pek bir şey konuşamadık. Siz çok şükür bizim gibi konuşuyosunuz.

    Sonra arkadakilere bakıp biraz durdu... Bi de bizim sanırım biraz yemek yememiz ve yatmamız gerekiyor. Çcret için size satabileceğim bir şeyler...
    biraz tereddürle durdu. Büyü yapan tılsımlı şeyleri satacak mıydı? Ama bir yerde de kalmaları gerekiyordu. En azından sadece birini olabilidiğince uzun süre kalmak için Kesmeyle konuşup öyle satmaya karar verdi... var.. Sanırım onu size verirsem bana ve arkadaşlarıma bir hafta yemek bi de yatabileceğimiz bi yatak odası gösterirsiniz, Bayan Kesme.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sat Apr 01, 2006 8:46 pm Reply with quoteBack to top

    Kraliçe Klesme uon Deala, Rivro'nun söylediklerine solgun bakışlarla karşılık verdi. Diğer yerleşiklerde konuşmayı garipsemişlerdi.

    "Size yiyecek, içecek ve yatacak yer temin edebiliriz fakat diğer dediklerinizi anlayamadım Efendi Rivro.
    Gölün güneyindeki ahaliden gelen hobbit neyden bahsediyor ki acaba? Daha açıklayıcı olur musunuz ?"

    Kraliçe aynı bakışlarla diğer seçilmişlere kısa birer bakış attı. Bu esnada LAthander Tapınağının ataerki de Kraliçeye doğru yaklaşmaya başlamıştı, belli bir mesafeye geldikten sonra o da durdu, daha fazla ilerlemedi. Gözlerini kapatmış, ellerini önünde birleştirmiş içinden birşeyler fısıldıyordu ataerk.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 6:34 am Reply with quoteBack to top

    Kesme nin sözleri hobbit i şaşırttı. Akıllı bir kadına benziyordu ama sözlerini anlamamıştı. Belki o da buraya bi yerlerden gelmişti ve yorgundu.

    Diğer önemli konuları bırakıp en önemlisini sölemeye karar verdi.

    Bayan Kesme, Hepimiz çok yorulduk ve çok karnımız aç... İsterseniz biraz dinlenelim biz hemen... Sonra size her şeyi yine anlatırım.

    Sonra cücenin kendisinden daha iyi anlatabildiği aklına geldi. Ne dediği anlaşılmayan adamlarla bile konuşmuştu.

    Ya da arkadaşım................ Biraz uzun olan büyücü arkadaşım da size anlatabilir.

    Neyse işte... İsterseniz şimdi biz biraz dinlenelim mi Bayan Kesme?

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 1.09 Saniye