Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: ihobunyr
    Bugün: 4
    Dün: 6
    Toplam: 34514

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 301
    Üye: 0
    Toplam: 301

    FrpWorld.Com :: View topic - Yeni Dünya ( RP EKRANI )
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Yeni Dünya ( RP EKRANI ) View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    AZaZ3L
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Mar 20, 2006
    Posts: 117

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 12:39 am Reply with quoteBack to top

    Quote:

    "' Afedersiniz burda ki insanlar niye toplandı,bir yerlere mi gidiyolar yoksa burda bir kasaba gibi bir yermi kurulacak."

    Raphael duyduğu bu soruya gülümsedi..Belliki adamın bu olayla uzaktan yakından ilgisi yoktu..

    Ozanın müziğine geri dönüşüyle gözlerine inen uykuyu parmaklarıyla gözlerini sıkarak atmaya çalıştı..Yattığı yerde hafifçe doğruldu..Yüzüne gelen saçlarına sinir olup bileğindeki iplerden biriyle bağladıktan sonra yerinden yavaşça kalktı biraz yürüyüş iyi gelicekti hemde kalabalıkta bazı hareketlenmeler olmaya başlamıştı..Zaten bu kargaşada uyuması pekde mümkün değil gibi gözüküyordu.Kampın çevresinde bir tur atmaya karar verdi...

    _________________
    http://www.travian.com.tr/?uc=tr2_22747
    Back to top View user's profileSend private message
    Logan
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 29, 2004
    Posts: 1963
    Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 10:03 am Reply with quoteBack to top

    Quote:
    Büyücü başka dünyalara götürebileceğini idda ediyor bizi savaşçı, sonu gelmemiş başka dünyalara" dedi sorduğu adam şaşırmış bir ifadeyle.

    "Senin haberin yok mu ? Eğer öyleyse çok şanslı bi adammışsın "


    Cody '' Diyar bu kadar kötüye Gidiyor ha... Bu kadar umutsuz,bu kadar mı caresiz hem yaşadığınız yerleri terk edecek kadar,hemde tanımadığınız bir büyücünün vaadlerine inanarak... kimdir ne dir diye bileniniz varmı ? mağdem bu kadar iyi biri niye amıyor sizler içeri. ? ''

    Cody Birden düşündü ne yapıyordu. ? belkide kücük olan umutları söndürecekti. Bir kaç kişi cıkıp gidip savaşalım derse onların ölümünden sorumlu olacaktı.

    '' Ben burda bir ayaklanma cıkarmaya çalışmıyorum yada geri dönüp savaşalım demiyorum. sağdece Körü körüne inanmayın,her zaman temkinli olmakta yarar vardır.''

    _________________
    Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASÄ°L GELÄ°RSE GELSÄ°N!!! Savas NaÄ?ralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDÄ° SEFFA
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Edmond
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 03, 2006
    Posts: 5509
    Location: Ã?anakkale

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 1:39 pm Reply with quoteBack to top

    Edmond gülümseyerek adama baktı.Belli ki çok yaşlı bir adamdı.Yaşlıdan çok gün görmüş de denilebilirdi.Adama bakarken içinin acıdığını hissetti.Herkes mecburen bu büyücüye gelmişti.Edmond en başından beri büyücüye güveniyordu.Ancak halk güvenmiyordu.Edmond acıyarak etrafına baktı.Ağlayanlar, sızlayanlar, herkes bir telaş içindeydi.

    Edmond son bir kez etrafına bakarak adama döndü.*Efendim, siz en doğru olanı yapmışsınızdır elbet, ancak çocuklarınızı kurtaracağını umduğunuz kişi hakkında çok daha iyi düşünün çünkü siz onun çocuklarınızı kurtaracağını bekliyorsunuz.Eğer siz bile güvenmezseniz kim bilir çocuklarınız ne yapar* diyerek çocuğa baktı.*hem de büyücüler sandığınızdan daha marifetlidir* dedi aklına ustasına getirerek

    _________________
    I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

    The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

    I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

    -Freddie Mercury
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteYahoo MessengerMSN Messenger
    Kathranis
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jan 10, 2007
    Posts: 65

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 2:32 pm Reply with quoteBack to top

    Kathranis elmayı kenara fırlattı. Yavaşça ayağa kalktı ve kurdu Volan'a birşeyler fısıldadı. kurt kervandaki bir at arabasının altına doğru yöneldi. Kathranis de merakına yenilerek önündeki kadının ardından kalabalığın içine doğru yürümeye başladı. etrafına bakıp neden büyücünü onları beklettiğini öğrenmek için birini aradı gözleriyle ancak kimse birşey biliyor gibi değildi ; ilerde birkaç kadın dedikodu yapıyor, bir adam diğerine birşeyler anlatıyordu ve bir büyücüye benzeyen biri bir çiftçiyle konuşuyordu.
    Kathranis kalabalığa doğru yavaş yavaş yürüdü. Rüzgarı kesmesi için yele ters bırakılan kervanlardan birisinin arasından geçerken bir drow gördü, hiç drow görmemişti ancak gördüğü şeyin bir drow olduğunu düşünüyordu. Tekrar kafasını çevirdiğinde ise drow orda değildi. Aklı karışmış olarak uyuklayan adamın yanına gitti, başlığını biraz daha aşağı çektikten sonra adamı dürttü:
    "Merhaba bayım, büyücünün bizi neden beklettiği hakkında birşey biliyor musunuz ya da birşey işittiniz mi" diye sordu adamın duyabileceği bir sesle.
    "Hayır! Ben de herkes ne biliyorsa onu biliyorum" dedi adam tekrar başını çevirerek.

    Güzel, diye düşündü Kathranis acaba herkes ne biliyor?. Kalabalığa biraz daha yaklaşarak insanları dinlemeye başladı.
    Back to top View user's profileSend private message
    haldor_goraxe
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Oct 26, 2005
    Posts: 275
    Location: Ýstanbul, sen??

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 3:00 pm Reply with quoteBack to top

    Aman Tanrım! Bu ne güzellkitir! "Galiba aşık oldum" dedi içinden ve cücenin yanına oturup onu izlemeye devam etti. Bir kadınla konusuyorlardı. bir an ikiside bir yere baktılar. Ne vardı acaba? dönüp oda baktı o tarafa. Bir şey görememişti. Ve telaşlı bir şekilde kalktılar ayağa. Demin baktıkları yöne ilerliyorlardı. Piijek'te onları izlemeye koyuldu.

    _________________
    Rakı ve Balık....Ä°Å?te Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin Å?uursuzluÄ?u kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    esen
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 10, 2004
    Posts: 809

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 5:36 pm Reply with quoteBack to top

    Amora'nın Sol Lagna'da kalması için hiç bir nedeni yoktu artık. Ne sığınabileceği bir evi nede ailesinden geriye kalan biri vardı. Küçük kardeşleri Tom ve Eilaydayı evin yıkıntıları arasından çıkarması tam bir gününü almıştı. Minik kalpleri artık atmıyordu. Annesinin o güzel yüzünün parçalara ayrılmış hali ne yaparsa yapsın gözünün önünden gitmiyordu. Böyle bir trajedi Sol Lagna'da hemen hemen herkesin başına gelmişti ama yinede kabul edemiyordu. Kimsesiz tam 4 gün geçmişti, ne yapacaktı nereye gidecekti hiç bir şey bilmiyordu. Evinin yıkıntıları arasında sağlam kalan bir duvara yaslanmış boşluğa bakıyordu, bir süre sonra sesler duymaya başlamıştı, at kişnemeleri , toprak yolda zor bela ilerleyen arabaların sesleri ve en önemlisi insan sesleri? Uzun zamandır evlerinin önünden geçen toprak yol kullanılmıyordu. Yolun tamamını kaplayan 6 tane at arabası tıka basa insan doluydu. Aynı zamanda yürüyerek arabaları takip eden perişan görünüşlü insan sayısı hemen hemen 35?i buluyordu. Neler olduğunu öğrenmek için en yakınında bulunan annesi yaşında bir kadına sordu?

    Khedan Boderium denen büyücünün boyut kapısını açacağı gün yaklaşmıştı. Khedan Boderium kalesinin bulunduğu yere yarım günlük yolları kalmıştı. 2 gündür aralıksız yürümüştü, geride kalmak istemediğinden mümkün olduğunca tempolu yürüyordu. Omuzlarına dökülen bal rengi saçları ter ve tozdan yüzüne yapışmıştı, bileklerine dek uzanan eteği toprak yoldaki taşlara takılmaktan yırtılmış ve beyaz teni kirden sarımsı bir renk almıştı. şu an güzel olmadığını biliyordu. Hiç bir zaman güzel olmak için ekstra bir şey yapmaya gerek duymamıştı. Yeşil gözlerini ileriye dikmiş yeni bir başlangıç için yürüyordu.
    Kafile sonunda Khedan Boderium denen büyücünün kalesinin olduğu yere varmıştı. Etrafta onların kafilesinden önce gelen bir sürü perişan görünüşlü insan vardı. İnsanlar gruplar halinde bekliyordu, hepsinin gözlerinde bir umut kırıntısı görmek mümkündü. Amora sessizce bir köşeye çekildi ve beklemeye başladı. İnsanlar , kendileriyle yada aileleri haricinde kimseyle ilgilenmiyor gözüküyordu? Görünüşte böyleydi ama sanıldığı gibi herkes kendi halinde değildi. Amora, kadınların birbirlerine yaklaşıp bu durumda bile dedikodu yapmalarını bir türlü anlamıyordu. İki gündür aralıksız yürümek vücudunu bitkin düşürmüş olacak ki oturduğu yerde gözleri kendiliğinden kapanıverdi.
    Back to top View user's profileSend private message
    EldariL
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 18, 2006
    Posts: 137

    PostPosted: Mon Jan 15, 2007 7:41 pm Reply with quoteBack to top

    Alegria, günlerce süren yolculuğunun ardından dinlenebilmeyi umut bile edemeyeceği bir anda oraya vardığını anladı. Yer yer bağırışlardan ve çoğunlukla hoşnutsuz mırıldanmalardan oluşan ve dalga dalga yayılıyor gibi görülen bir uğultu patlak vermiş gibiydi. Pekçok göz bütün bunların kaynağı gibi görünen delikanlının olduğu yere doğru dönmüştü. Kararsız adımlarını o tarafa doğru yöneltirken, kulakları ağızlardan çıkan ve şu anda gerçekten de ihtiyacı olan bilgi yerine geçebilecek her bir sözü yakalamak için dikkat kesilmişti. Belli ki insanlar beklemekten sıkılmışlardı ama hava da daha çok korkunun kokusu var gibiydi. Bilinmeyeni beklemenin korkusu.
    Aniden fikrini değiştirdi. Neler döndüğünü anlamadan kendini olası bir kargaşanın içinde bulmak istemiyordu. Çzellikle de dostunu düşmanını ayırt etmeden. Adımlarının yönünü bu hengamenin içinde çekici sayılabilecek tek yöne, müziğe doğru çevirdi. Yabancılarla dolu bu kalabalıkta, tehditkar görünen birkaç şekil gözüne çarpmıştı -geçmişte, gölgelerde süzülmeyi tercih eden yer altı sakinlerinden biriyle hoş olmayan bir çekişme yaşamıştı ve onları iyi tanırdı- ve çoğu savunmasız olan bu insanlarda buna benzer bir izlenim bırakmak istemiyordu. Pelerinin başlığını iyice geri attı ve ateşin ve müziğin etrafında sıralanmış insanların yakınındaki bir ağacın dibinde kendine bir yer buldu. Aralarına karışmaya henüz gerek görmemişti. şimdilik tek yapmak istediği biraz dinlenmek ve dinlemekti. Sırtını ağacın gövdesine yaslayarak oturdu ve ateşin kızıl parıltıları siyah saçlarında gezinirken elini çantasına attı. El yordamıyla atıştıracak bir şeyler buldu. Ne yediğini bile farkedemeyecek kadar yorgun olmasına rağmen, siyah gözleri, hafif rüzgarın kulaklarına taşıdığı sözlerle ani bir ilgiyle parladı.

    Quote:

    Büyücü başka dünyalara götürebileceğini idda ediyor bizi savaşçı, sonu gelmemiş başka dünyalara" dedi sorduğu adam şaşırmış bir ifadeyle.

    "Senin haberin yok mu ? Eğer öyleyse çok şanslı bi adammışsın "


    Dinlenmek için iyi bir yer seçmişti anlaşılan. "Ve dinlemek için" diye iç geçirdi ne olduğunun farkında olmadığı 'şeyden' bir ısırık daha alırken.
    Back to top View user's profileSend private message
    WizardOfQuarks
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Nov 28, 2004
    Posts: 757
    Location: Ankara

    PostPosted: Tue Jan 16, 2007 4:19 pm Reply with quoteBack to top

    Yer ve gök adeta yarılırken kalabalık ortam da onlara ayak uydurmaya çalışırcasına iyice hareketlenmiş, tam bir kargaşa ve gerginlik ortamına dönüşmüştü. Artık saklanmanın bir anlamı da kalmamıştı ve işini şansa bırakmak genellikle tercih etmediği bir yol olsa da burada tam olarak neler olup bittiğini bir an önce öğrenmeliydi.

    Saklandığı yerden çıkıp kabalığın arasına karıştı ve drow melezini takip etmeye başladı. Her zaman işine geldiği şekilde hareket eden Xyra için onun bir melez olması o kadar önemli değildi şu anda. Kaosun hakim sürdüğü bu ortamda sakinlik içinde ilerledi ve merakla izlemeye devam etti.

    Çzerine dikilen tehditkar bakışların farkındaydı ve o da bir kaç kişinin bakışına karşılık vermekten kendini alamadı. Bu zaten sürekli karşı karşıya olduğu bir durumdu ve bundan zevk aldığını kendine itiraf etmeliydi. Yüzünde bundan hoşlandığını belli eden bir ifade belirmişti ama bu karmaşanın ortasında daha fazla dikkat çekmemek için başlığıyla yüzünü iyice kapattı ve peşinde olduğu melezin arkasında bekleyip kendisini farketmesini bekledi.

    _________________
    "�n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..."  Einstein
    Back to top View user's profileSend private message
    Lupus Nigra
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Dec 24, 2005
    Posts: 236
    Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 12:06 am Reply with quoteBack to top

    Wandlar basit sopalardır. Ufacık tahta kemik ya da bir mağradan çıkan kristalden olabilirler. Bir wandı dedenizin ön bahçede bıçakla oyduğu tahta parçasından ayırmak bilmeyen biri için gerçekten zordur... Tahta bir çubukla wandı bir savaşçı karşısındaki büyücü wandı onun üzerine doğrultup elindeki sopanın tetiklemesine basana kadar anlamaz...

    Ama o sopa parçası üzerinize cehennem alevlerini saldığında saygı duyulacak bi şeye dönüşür. Yani her şey tetiğe bakar...

    Bağzen de bir ortamda hava gergindir. İki kabadayı grubu birbiri ile bakışmaktadır. Biri tuvalete gitmek için kalkar ve diğer grubtan elemanın omzuna çarpıp birasını döker... Sonra kıyamet kopar...

    Ya da büyücü kongresinde bir büyücü diğerinin keşfettiği büyüyü eleştirip durur biri dinler dinler susar. Diğer aşağılamaya devam ederken ilki de dinlemeye devam eder... Aşağılayan en sonunda "Bir maymun bile bu büyünün çalışmayacağını..." diye bir cümle kurarken ilki de "Ben senin anan..." diye başlayan bir cümle kurar ve havada bir anda Ateştopları ve Zıplayan Yıldırımlar beliri verir.

    Veya bir grup insan kendilerini süre gelen Kıyamet'ten kurtaracağını vaad eden büyücünün kapısının önünde toplanır. Ancak büyücü inatla kapıyı açmaz yada açıklama yapmaz... Büyünün konsantrasyon ve zaman istediğini gözz ardı etmiş grup sinirlenmeye başlar ve gerginlik tırmanır da tırmanır... Sonunda grupta ki elfler o zamana kadar farketmedikleri drowu görürü ve.....

    Alestralis, bir anda yerinden doğruldu. Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Bir drow insanların arasından omuz ata ata bir yere doğru gidiyordu. Genç elf ister istemez kenarda oturan elf grubuna baktı... Farketmemiş gibilerdi. şimdilik...

    Mavi saçlı genç belki bilmiyordu ama şu drowla ortak bir yönleri vardı. O da işini şansa bırakmayı hiç sevmezdi... Yerinden fırlayıp kalabalığa karıştı ve drowun arkasından seğirtmeye başladı. "Belki büyü yapıp ten rengini falan açarım" diye düşünüyordu. Tabi dengesiz büyü ağı ve bir drowa "iki dakka şurda dur ben senin bi yüzü değişştirivereyim" falan gibi bişşeyler demenin tehlikesi aklına geldi... Arkasından gidiyordu da ne dicekti... Belki anlatırım durumu. "Ulan ben de elfim" diye seslice düşündü oldukça ağır insan argosuyla.

    Düşünüp drowu izlerken bu düşüncelere dalmıtı işte ve bu yüzden izlediği kişşiye fazla yaklaşştığını fark edemedi. Drow arabaların arasında aniden durunca neredeyse ona toslayacaktı. "Aha.." Drow sese dönüdüğünde ve Alestralis drowun nereye gittiğini gördüğünde ikinci bir şaşkınlık dalgası geçti üzerinden. Drow kızı arabaların altında saklanan başka bir drowun arkasında durmuş ona bakıyordu. Bir an ne söyleyeceğini şaşşırdı. Ve ev sahibi tarafından yakalanan hırsızların zaman kazanmak için uyguladığı o ünlü her şey normalmiş gibi davran numarasını yapı verdi...

    Ehem....

    Merhaba...

    _________________
    Bir kiÅ?inin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
    Joseph Stalin
    Back to top View user's profileSend private message
    yeminer
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Oct 01, 2003
    Posts: 4320
    Location: istanbul

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 1:36 am Reply with quoteBack to top

    Khedan kapıya vardığında 5 çırağının çağırma için gerekli 5 mangalı kapının önüne yığdıklarını, onlara daha önceden verdiği listede bulunan herşeyi hatta birkaç bitkiden fazlasını getirdiklerini gördü. Büyü gerekenleri konusunda cimri olan büyücü bunu yapan çığraı bulup cezalandırmayı sadece bir saniye düşünmüştü ama zaten geride bırakacağı şeyler için üzülmenin, dövünmenin anlamı olmadığına karar verdi.

    5 çırak da endişeli yüzlerle, beklenti içerisinde ustalarına bakıyorlardı.

    "Bu gün işinizi düzgün yapın tembeller " dedi alışkanlıktan gelen bir uyarı ile çıraklara ama asıl uyarıyı kendisine yapıyordu. Bu gün hata yapmaması gerekiyordu, akşam olmuştu artık ve birazdan ayini yapabileceği gerçek saat gelecekti.

    "şimdi bu aletleri dışarı çıkarın, kapıdan en az 10- 15 metre uzağa dediğim gibi yerleştirin dedi büyücü ve tekrar şatonun salonuna doğru yola koyuldu. Biraz olsun meditasyon yapıp dinlenmeye ihtiyacı vardı. Ama sonra fikir değiştirdi ve o da çıraklarla birlikte dışarı çıkmaya karar verdi.

    Susy Eliatı olduğu yerden kaldırmak istemiş ve kalkmasına yardım etmişti. Eliat bu hareketi garipsemiş, tabiri yerindeyse biraz yabanileşmişti. Az önce aldırma dediği kişilerişn aslında samimi arkadaşları olduğunu ve sadece şakalaştıklarını ve ufacık bir hata yaptığını anlayıverdi zeki büyücü ama gecikmişti.

    "Buranın bir yöneticisi falan yok Susy" dedi genç kadın ama arkadaşlarının yanına gitmek istediğini anlamıştı Susy.

    Raphael miskin miskin uyumaktan bıkmış bir tur atmak için sıcak ateşin güzel müziğin yanından uzaklaşmıştı. Kampta genel olarak beklenti ve bıkmışlık gördü, herkes artık ne olacaksa olmasını bekliyordu. Gezintisi esnasında normal halkın yanında birkaç ilginç tipe de rastlamıştı ama sayıları o kadar fazla değildi. Bu gurupta deneyimli savaşçı, büyücü sıkıntısı var gibi görünüyordu.

    Cody karşısındaki adamla konuşurken adamın gözlerinin birkaç kez silahlarına gittiğini fark etti. Ya eşyalarını beğenmişti ya da onlardan korkmuştu. Tam olarak hangisinin olduğunu kestiremedi ama karşısındaki adamın cevabı kesindi.

    "Çyle ya da böyle en son kapı ölüme çıkıyor savaşçı, ümit bile bu aralar değerli bi aş oldu. şanslı adamsın dedim ya, çok ses çıkarma, şu oğlana uyma " dedi o esnada da biraz önce büyücüye hakaret eden genç çocuk ve kardeşi karavanların arasına girmişlerdi.

    Edmond karşısındaki adamın biraz daha yumuşadığını hissetti, sözleri kullanmak her zaman ustalık gerektiren ama meyvelerini çabu veren bir sanattı.

    "Haklısın " dedi adam sesinde bir hüzünle " ama çocuklarımı geride bırakamazdım, ve en ufak bir ümit dahi olsa tepemezdim " dedi, sesinden aslında aynı soruları binlerce kez kendisine sormuş ve hep bu aciz cevabı almış bir adamla karşı karşıya olduğunu anladı Edmond.

    "İstersen bize katıl, bu büyücülerden anlar gibi bir havan var " dedi adam, artık korkacak, endişe edecek birşeyi yoktu ailenin babasının. Tüm aile fertleri burdaydı ve çevredeki herkes aynı umutsuzlukla buraya sürüklenmişti. Birkaç kişi ile tanışmanın zararı olmazdı, hem adam da nazik birisine benziyordu...

    Kantharis olduğu yerden kalkıp kalabalığa karışmıştı, tabi buna karışmak denilebilirse çünkü o yaklaştığında herkes bir ona bakıyor ve sessizleşiyordu. Çylece ortalıkta bir süre dolandıktan sonra gizlice sokularak bilgi toplamanın pek de olanaklı olmadığını anladı. En doğrusu direk sorulan sorularla sonuca ulaşmaktı ama insanların çok da bişey bilemediklerini hepsindeki ümitle karışık korku ifadesinden çıkarabiliyordu. İnsanlar da birçok bakımdan hayvanlar gibiydi, hayvanları anlayabilen Khantaris insanları da bu yöntemle biraz olsun çözebiliyordu.

    Amora yolculuğun verdiği yorgunluğu atmak için kervanın birkaç metre ötesinde yere serdiği koyun postunun üstüne kıvrılıp yatmıştı. Birşeyler olana kadar kestirmenin en iyi karar olduğunu düşünüyordu. Bu esnada kampta ufak çaplı hareketlenmeler oluyor, bazen yanından birileri geçip gidiyordu ama kimse onu rahatsız etmeye kalkışmadı. Rahat bir uyku çekme fırsatı buldu bir süreliğine.

    Alegria ağacın gölgesinde oturmuş biraz önce bir kadının erzakları arasından düşmüş ekmek parçasını kemiriyordu. Kulaklarını dört açmış neler olduğunu anlamaya çalışıyordu ki şato tarafından iç gıdıklayıcı bir gıcırtı sesi duydu. Zaten tetikte olan kulakları ile eş zamanlı hareket eden gözleri anında şatonun kapılarının açıldığını anladı. Sonunda birşeyler olacak gibi görünüyordu.

    Xyra melezin arkasından olduğu yerden çıkmıştı, melezi izleyen insanlar tedirgin olmuştu ama asıl tedirginliği Xyra'yı gördüklerinde yaşamışlardı. Çlümcül bir ahenkle yürüyor, kısacık boyu, atletik yapısı, kara teni ve kızıl gözleri ile adeta kusursuz bir güzellik ve zalimlik nişanesi gibi görünüyordu.

    Susy ve Eliat biraz önce birkaç metre ileri gitmişti ve karavandaki kadınlar merakla onlara ve ilk kez gördükleri drowa bakıyorlardı ki bir anda yanlarında beliriveren Xyra ikisinin çığlık atmalarına neden oldu.

    Xyra 'nın alaycılık ve tehdit dolu bakışı bu iki çığlığı kısa tutmaya yetmişti. Bu esnada genç adam ateşin başına varmış vo oradakilerle konuşmaya başladı.

    "Burada miskin miskin oturacağımıza birşeyler yapalım. Çç gündür burada bu sıçan muamelesini görmekten bıktım ben " dedi hissetle, küçük kardeşi her dediğini kafa hareketleri ile teyit ediyor, en ufak kelimeyi bile kaçırırsa sanki abisi haksız düşecekmiş gibi bu işi ciddiyetle ve hiç kaçırmadan yapıyordu.

    "Sakin ol delikanlı " dedi ozan ona şefkatle bakarken. "Çok da matah birşey bekleme, büyücü senin için buraya inmez " dedi bilmiş bir havayla ve ekledi "büyücüleri bilirim, hele Khedan gibileri... onun gözünde koyundan fazla değerin varsa şükret delikanlı "

    Genç adam sinirlenmişti bu sözlere ve bu hiddetini arada sıkıp bıraktığı yumruklarından anlamak mümkündü.

    Alestralis drowu izlemeye koyulmuştu, bu drowun başına bela açıp birşeyleri tetiklemesinden korkuyordu. Bu esnada dalgınlık edip ona fazla yaklaşmış ve fark edilmişti.

    Ehem.. merhaba derken arkasından gelen ikinci drowu, ve dehşetle fark etti ki aslında ilk gördüğü bir drow olmayabilirdi. Çünkü ikinci gördüğü daha kısa, daha çelimsiz ama çok daha ölümcül görünen ve gerçek bir drow olmaya daha yakın bir kişiydi. Bu karşılaşma elfin kanını dondurmakla birlikte onu heyecanlandırmıştı da. Eğer başka biryerde olsa muhtemelen iki drow onu şimdi ızgara yapıyor olurdu çünkü bu iki kuzen ırk birbirlerindn nefret ederlerdi ve karşısında duran iki kişinin de pek farklı yanları yok gibiydi tani yeryüzünde olmaları ve çevrelerindeki her gözün onların üzerinde olması dışında.

    Alestralis o an farketti ki görüş hizasındaki herkes, hatta o gürültücü delikanlı da dahil bu ovada nadir olan ağaçların birinin karşısında gerçekleşen bu tuhaf karşılaşmayı inceliyordu. Endişe ile çevresine bakındı ve o esnada şatonun kapılarının sonuna kadar açıldığını ve iki kişinin ellerinde ağır birşeyle dışarı çıktığını fark etti. Ama bu bile kalabalığın ilgisini başka bir yere toplayamamıştı.

    Bir melez, bir drow ve bir de yeryüzü elfi karşılıklı durmuş birbirlerine bakıyorlardı.

    Bu esnada kalabalık hafif bri hayret nidası çıkarmış, olay çevresindeki herkes işlerini bırakıp ilgilerini buraya yöneltmişti. Uzaktakilerse sadece oradaki hareketlenmeyi ve insanların oraya toplanmasını fark edebildi.

    _________________
    her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediÄ?ini anlayamasın
    güç amacın, karanlık aracın olsun.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's website
    Logan
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 29, 2004
    Posts: 1963
    Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 8:49 am Reply with quoteBack to top

    Cody adama'' belkide haklısın''... Derken etraftan gelen tepkilerin geldiği yere baktı,bir kalabalık vardı acaba büyücümü inmişti. Bence böle zart diye herkezin içine inmezdi Diye Düşündü.Oraya doğru ilerledi. İlerledikçe kalabalığın bir çember gibi bir şey oluşturduğunu ve 2 drow 1 elfle karşılıklı bakıştıklarınını gördü. Bir anda Durdu ''Drow mu YEryüzünde Ne arıyor bunlar.Lanet olsun ''

    Kalabalığı yararak onların olduğu yerin içine girdi. Onların tam ortasının biraz gerisinde durarak yani bir üçgenin köşeleri olacak şekilde durarak.

    ''Arkaşlar sakin olun burda son istediğimiz şey bir düello ,ve kan dökülmesi.2 ırk ta birbirine düşman ama şu anda bu durumda bunu unutmanız ve hayatta kalmak için şu lanet büyücünün yapacağı işi beklemektir. ''
    Sonra Drowlara Döndü
    ''umarım Buraya Sorun Çıkarmaya değil Hayatta kalmak için GElmişsinizdir.''

    Cody 2 tarafada bakıyordu.Eli hafiften kılıcına yönelmişti.

    _________________
    Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASÄ°L GELÄ°RSE GELSÄ°N!!! Savas NaÄ?ralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDÄ° SEFFA
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Edmond
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 03, 2006
    Posts: 5509
    Location: Ã?anakkale

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 9:29 am Reply with quoteBack to top

    Edmond adamın acıklı haline baktı.Aslında adam haklıydı.Yani böyle bir dünyada kimseden ayrılmamak gerekirdi.Edmond'un klasik uykulu tavrı gitmişti.Biraz daha açılmıştı sanki bu adamı gördükten sonra.Adam her zamanki tavrını değiştirmişti artık.Sakinleşmişti ve duygusallaşmıştı.

    Adam Edmond'a dönerek *"İstersen bize katıl, bu büyücülerden anlar gibi bir havan var* dedikten sonra Edmond adama dönerek gülümsedi.*Afedersiniz ama büyücülerden anladığım hissini verdiğim için üzgünüm.Çünkü bütün büyücüler birbirlerinden farklıdır.Ben buraya gelmeden önce öyle büyücüler gördüm ki ağzım açık kaldı.Çünkü çok sahtekarlardı.Ancak öyle bir büyücüyle tanıştım ki dilim tutuldu.O kadar iyi birisiydi ki beni bu yola sürükledi.*.Edmond bunları söyledikten sonra başını öne eğerek *Büyücülüğe* dedi.Sonra da *Eğer bir büyücüyü kabul ederseniz katılmaktan zevk duyarım* dedi

    _________________
    I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

    The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

    I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

    -Freddie Mercury
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteYahoo MessengerMSN Messenger
    Swain
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 18, 2005
    Posts: 103
    Location: Ankara

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 9:37 am Reply with quoteBack to top

    Swain olanları şimdiye kadar büyük bir sakinlikle seyretmişti kenardan. Hatta kendisine omuz atarak geçen savaşçıya kızmamıştı bile. Burda gerginlik olmamalıydı. Ama birisinin bunu onlarada hatırlatması gerekiyordu. Bukadar sessizlik yeterli!

    "Savaşçı haklı.. Ne kadar birbirinize katlanamasanızda burda sukunetinizi korumak zorundasınız. Buradaki her adama ihtiyacımız olabilir. Kanı lanetlisi olsa bile.. Buradaki düşmanlıkları bir tarafa bırakın ve tek düşünceniz yeni dünyada karşılaşacaklarınız olsun. Orada bizi ne kötülüklerin beklediğini sadece tanrılar bilebilir." diyerek Tam levha zırh ve elinde tuttuğu iri çekiç ile kendini gösterdi tanrı savaşçısı. Kısa kesilmiş kuzgun siyahı saçlarının altında ışık saçan masmavi gözleri karanlığın içindeki umudu ve ışığı temsil ediyordu.
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    EldariL
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 18, 2006
    Posts: 137

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 12:51 pm Reply with quoteBack to top

    Seslere, konuşulanlara bu kadar yoğunlaşmışken sanki hepsi aynı anda olmuş gibi geldi genç savaşçıya... Kalabalığın sesi sanki değişmiş, uğultu sanki başka şeyler fısıldar olmuştu. Ama hemen öncesinde kulakları uzun zamandır bir işaret, bir hareket beklenen şatodan gelen paslı bir sesi yakaladı. Bunu kalabalıktan gelen bastırılmış çığlıklar izledi. Neden insanların ümitle bekledikleri hareket nihayet gerçekleşmişken şatoyla ve önünde aceleyle hareket eden şekillerle pek ilgilenmediklerini sorgulamadı. Savaşçı içgüdüleri onu çoktan uyarmıştı. Aynı anda başka bir şey insanların ilgisini cezbetmişti. Her zaman tetikte olan kadın çoktan ayağa kalkmış bakışların yöneldiği tarafa doğru yürümeye başlamıştı. Acele etmiyordu. Çünkü tehlikeyi yoğun bir şekilde hissettiği yer şatodaki hareketlenmeydi ve uzak durmaktan bir zarar çıkmayacağına karar vermişti. şimdi şu kalabalığa böylesine şaşkınlık veren şey neymiş bir göz atacaktı. Kalabalık, şaşkın ve bir o kadar meraklı yüzlerin merkezine yöneldiği ve ilerledikçe aralarından geçmeyi zorlaştıracak kadar sıklaşan bir daire oluşturmuştu. Çn saflara doğru sıyrılmaya çalışırken pekçoğunun benzer tepkiler verdiğini ve ilk defa gördükleri bir şey karşısında 'beklentiyle' suskunlaştıklarını hissetti. Sonunda tuhaf manzara gözlerinin önünde belirdiğinde olup biteni kavradı. Bir Drow! Ancak yüzünden ne düşündüğünü anlamak zordu. Sadece şimdi nerede olduğunu bilmediği dedesi o anda gözlerindeki anlık ifadeyi ve anlamını yakalayabilirdi. Sadece o şu anda neler hissettiğini anlayabilirdi. Çfkeyle daha da kararan siyah gözleri kamp ateşlerinin ışığında alev almış gibi göründü. Ama sadece kısacık bir an. Çfkesini zincirleyen tek şey savaşçı disipliniydi. Bir drowun burada ne işi vardı? Tanrılar onu deniyor olmalıydı. Gözünün önüne en acı kabuslarında ona işkence eden ve asla gerçekleşmeyecek en tatlı rüyalarını süsleyen adamın yüzü geldi. Acısını gömeli çok uzun ve intikamını alalı çok kısa bir zaman olmuştu. Ama intikam sanki acısını gömdüğü sandıktı ve onu elde eder etmez acı serbest kalmıştı. Yıllarca peşinden gittiği intikam bir drowdu. Sevdiği adamı ondan alan bir şeytan! şimdi dönüştüğü duygusuz insanı yaratan karanlık ruhun sahibi. Ve şimdi onun türünden biri tam karşısında duruyordu. Kendi duygularını bir kenara atmak için konsantre oldu. Onlardan sadece birini tanıdığı için ya şanslıydı ya da şansız. Bu yakında ortaya çıkardı. Çünkü onun duygularından daha önemli olan şey manzaranın bütünüydü. Bir melez ve bir yüzey elfi... Ve bir eli kılıcının kabzasında olan bir savaşçı vardı. Bir kargaşa sırasında muhtemel müttefikleri kim olabilir diye göz gezdirirken, kargaşa çıkmamasını umuyordu. Aklının bir kısmı hala şatonun önündeki hareketlenmedeydi. şimdi kargaşanın sırası değildi. Ve eğer ortalık şenlenirse bunun kısa sürmesi için elinden geleni yapacaktı. Buna engel olmaksa öncelikli tercihiydi. Elleri silahlarına hemen ulaşabileceği kadar yakın, tehditkar gözükmeyecek kadar uzak, gözleri drowda beklemeye başladı...
    Back to top View user's profileSend private message
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Wed Jan 17, 2007 1:26 pm Reply with quoteBack to top

    Karavanların arasinda drowlarin karsilasmasini gördü. Sonra farketti ki, birinin teni daha siyah kulaklari daha çekik ve gözleri, bedeni daha kivrakti. Diğerinin, Melez oldugunu anladi, hemen.
    Eliat in, rahatsizligini farketti. "Tamam sen geri dön, sonra görüşürüz."
    Drowlarin karsilastigi yere gitti.
    Kalabaliktan cikan birkac adam, suküneti saglamaya calisiyordu.
    Quote:

    ''Arkaşlar sakin olun burda son istediğimiz şey bir düello ,ve kan dökülmesi.2 ırk ta birbirine düşman ama şu anda bu durumda bunu unutmanız ve hayatta kalmak için şu lanet büyücünün yapacağı işi beklemektir. ''
    Sonra Drowlara Döndü
    ''umarım Buraya Sorun Çıkarmaya değil Hayatta kalmak için GElmişsinizdir.''


    Quote:

    "Savaşçı haklı.. Ne kadar birbirinize katlanamasanızda burda sukunetinizi korumak zorundasınız. Buradaki her adama ihtiyacımız olabilir. Kanı lanetlisi olsa bile.. Buradaki düşmanlıkları bir tarafa bırakın ve tek düşünceniz yeni dünyada karşılaşacaklarınız olsun. Orada bizi ne kötülüklerin beklediğini sadece tanrılar bilebilir."


    "Herkes, Sakin olsun." Dişi drowla, göz göze geldi. "Büyücü nün buraya davet ettigi irk, yalniz biz degiliz görünüyor. Hayatta kalmamiz için, birlikte calismaliyiz."

    Ordaki gergin halk in ilgisi çekmek için, Asasini salladi.
    "şato ya bakin. Kapilari acildi. İlerleyin."
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.46 Saniye