Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: FrederickB
    Bugün: 22
    Dün: 112
    Toplam: 84851

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 1928
    Üye: 0
    Toplam: 1928

    FrpWorld.Com :: View topic - Yeni Dünya ( RP EKRANI )
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Yeni Dünya ( RP EKRANI ) View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sun Jun 17, 2007 11:01 am Reply with quoteBack to top

    Dikkatli dinlediklerde gümbürtülerden başka sesler de geliyordu. Yine de ne kadar dikkatli dinlerse dinlersinler, diğer seslerin neye ait oldukları çıkartamıyorlardı.

    Xyra’nın yaptığı büyünün ardından ortalık aydınlanınca beşi birlikte yola koyuldular. İlerledikçe artan sesler, onların haklı olduklarını ortaya çıkartıyordu. Gerçekten de oralarda bir şeyler oluyordu.

    Bunu fark ettiklerinde hızlarını arttırdılar. En önde Xyra vardı. Onu Elanora takip ediyordu Elanora’nın hemen yanında Clesyné bulunmaktaydı. Arkalarında ise Alestralis’in ayak sesleri geliyordu. Elias ise en arkadaydı.

    Ve en son dönemecin Xyra aniden durunca diğerleri de durmak zorunda kaldılar. Xyra duvara vuran parlak bir ışık görmüştü.

    Swain’in yarattığı parlak ışığı…

    Tam ortasında dört kollu bir canavarın gölgesini barındıran ışığı…

    Artık yavaş adımlarla ilerleyip dönemecin köşesinden baktıklarında tüyleri ürperten manzarayla karşılaştılar.

    Yaratık, dört kolunda tuttuğu iki yaydan birindeki oku, Swain’in alnına dayamıştı. Swain’in alnından kan süzülürken Xyra ile göz göze geldiler.

    Yaratık henüz onların geldiğini fark etmemişti. Pis, hırıltılı kıkırdamalarla Swain’e gırtlaktan bir dille bir şeyler söylüyordu, ama bu dile aşina olan Xyra, söylenenleri anlayabiliyordu.

    “Yeeghoh ghombile’dul ighnagh-zûl messah. Ianhno vorshile’mun! Hishkak nolob krissz tanar’ri vil-jurach!”

    Xyra kaşlarını çattı. Yaratığın bir iblis olduğunu anlaması pek de uzun zamanını almamıştı. Yine de bu tür hakkında çok bilgisi yoktu. Sadece okuduğu bir paragraflık tanımdan çıkartabildiği kadarıyla bu tür iblislere ok iblisi deniyordu ve yay kullanmada muhteşemdiler. Ama yine de bu, iblisin dediklerine anlam vermesini kolaylaştırmıyordu. Ne demek istemiş olabilirdi ki acaba?

    Spoiler:
    Abyssal: “Gerçekten bizi satabileceğinizi mi düşündünüz? Hepiniz ahmaksınız! Kimse tanar’rilere karşı çıkıp yaşayamaz!”

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    darkelven
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Dec 29, 2006
    Posts: 229
    Location: khalkedon

    PostPosted: Mon Jun 18, 2007 10:17 am Reply with quoteBack to top

    Yıldırım göğsün çarptığıktan dakikalar sonra, Shruiak ölmediğini farketti.Canı korkunç bir biçimde acıyordu ve garip bir şekilde bu büyüyü her kim yaptıysa onu öldürmek istemediğini farketti.Aksine, büyü half-drowun gözlerinin açılmasına yol açmıştı.

    Portaldan geçmeden hemen öncedaha çok cüceyle dövüşmek istediği gibi bir şey söylediğini hatırlıyordu.Sanki bu tanrılardan bir cevaptı ona.Bir ekz daha lanet okudu hepsine melez.Xardas, onun için yardım çağırıyordu.Shruiak dizlerinin üstünde doğrulmayı denedi ve ancak o zaman ağlar içinde sarılmış oldularının farkına vardı.Ayağa lakmak için uğraştı eliyle yüzüne yapışan ağları dağıtmaya başladı.

    Ayağa kalktığında kılıçlarından ikisne de ulaşmayı denedi. Hala tam olarak kendinde degildi.Cesaret verici bir kaç söz duydu.Zaten bu darbenin ardindan bile herkes savunma pozisyonuna geçmeye başlamıştı ki İllyranin ve Susynin teslim olduklarini duydu Shruiak.

    Daonun mesajı açık ve netti.Ve içgüdülerini izleyen melez, kılıçlarını indirdi.

    _________________
    ''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

    Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

    drow atasözü
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Mon Jun 18, 2007 11:00 am Reply with quoteBack to top

    Susy herkesi izliyordu. Bekliyordu. Elleri havada , teslim olmuştu.
    Back to top View user's profileSend private message
    Edmond
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 03, 2006
    Posts: 5509
    Location: Ã?anakkale

    PostPosted: Mon Jun 18, 2007 11:48 am Reply with quoteBack to top

    Edmond ağlamanın bir şey değiştirmeyeceğini düşünmeye başladı.Evet, belki ölecekti.Ama her şey bitmiş değildi.Kurtulmanın bir yolu olmalıydı.Elini kılıcına götürdü, kılıcını hafifçe kınından çekti.Çstlerindeki ağı parçalamayı deneyecekti.İşe yarar mıydı bilmiyordu ama deneyecekti.

    Kılıcı çıkardı.gruba arkasını döndü.Kılıcı aşağıya eğdi.Ve kılıcı ağları doğrayacak şekilde yukarı savurdu

    _________________
    I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

    The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

    I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

    -Freddie Mercury
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteYahoo MessengerMSN Messenger
    Illyra
    Forum Yöneticisi





    Joined: Jan 25, 2005
    Posts: 2113
    Location: Duskwood

    PostPosted: Wed Jun 20, 2007 3:40 pm Reply with quoteBack to top

    Lienas hızla yayını eline alıp ağdan çıkmak için yavaşça kıvranmaya başladı*

    bu sırada seslendi

    "susy haydi, gel!"

    ağdan çıktığı anda son hızla dao nun yanına koşacaktı.

    *escape artistick check

    _________________
    Image
    Back to top View user's profileSend private message
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Wed Jun 20, 2007 4:06 pm Reply with quoteBack to top

    Susy, ağdan çıkmaya çalışan lineas'a, yardım etti.
    "Geliyoruz, ateş etmeyin."
    Back to top View user's profileSend private message
    Rhalazarn
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Feb 05, 2007
    Posts: 148
    Location: Nordmar

    PostPosted: Thu Jun 21, 2007 8:10 am Reply with quoteBack to top

    Büyücünün damarları büyünün acı ama hoş tadıyla dolmuştu. Bütün bedenini dolaştıktan sonra parmak uçlarına doğru ilerliyordu büyü. Ve şimdi de parmaklarından çıkıp daoyu bulacaktı…
    Eğer salağın biri onu engellemeseydi tabii. Tam kimin yaptığını düşünmeye başlamıştı ki daonun sözlerini duydu ve daha önemli sorunları olduğunu anladı.
    Xardas drow melezinin inen palalarına baktı… Ve birden hayal kırıklığına uğradığını fark etti. Birçok kişi zaten pes etmekte kararlıydı, tamam, ama melezden –yani az önce Xardas’a gelen cücelerden birini öldürerek ona büyük ölçüde yardım etmiş olan kişiden-böyle bir hareket beklemiyordu. şimdi kara cüppeli zor bir durumda kalmıştı.
    İki seçenek vardı: Ya saldırmaya devam edecek ve ölecekti, ya da pes edecek ve yaşamaya devam edecekti-dolayısıyla buraya geliş amacına yaklaşmasına engel olan şeyler büyük ölçüde ortadan kalkacaktı.
    Seçeneklerin ilkinde hayatını, ikincisinde onurunu kaybediyordu. İkisinin de değeri aynıydı kara cüppeli için. Ama ilkini yaptığında pes etme eğilimi gösteren melezi de tehlikeye atmış olacaktı. Eh, kazanamayacaklarını o da biliyordu, bu durumda bir manası kalmayacaktı saldırışının muhtemelen. Yine de belki bir kıvılcım bulmak umuduyla gözlerini diğerlerinin üzerinde gezdirdi ve az önce aptal diye bağırdığı büyücünün şimdi en onurlu olanı yapmakta olduğunu düşündü. Ağları yırtmak en doğru olandı, çünkü saldırış ya da pes ediş bir şey kaybettirirken, ağları yırtmak rakibe belirsiz bir hareket olarak gözükebilirdi, bu durumda o da bir sonuca varamayıp ne yapacağına karar veremeyebilirdi.
    Xardas hayatından da onurundan da vazgeçmeden devam edebilirdi belki-en azından deneyecekti. Belki de ağların yok olması onlara daha büyük fırsatlar sağlayabilirdi…(Aslında Xardas kendini kandırdığını biliyor ama bunu kendine itiraf edemeyecek kadar gururlu Very Happy)
    Kara cüppeli böyle düşünerek elini kılıcına götürdü ve çekti kılıcını, tam savuracaktı ki…
    Kılıç kullanmadığını hatırladı.
    Elinde kılıç falan yoktu.
    Ağları yok edecek bir aleti yoktu.
    Hayır, hayır vardı. Kulede ustası öldüğünde onun silahını almıştı. Çoğu zaman kullanmadığı için aklından çıkardı. Bir gürzdü bu, büyücü de hep onu yanında taşımıştı o zamandan beri, hem ustasını hatırlattığı için, hem de bu tip durumlarda faydası dokunabileceği için…
    Gürzünü çıkardı ve ince, uzun parmaklarıyla kavradı kabzasını. Parmakları büyü için yaratılmış olsa da, uzun oldukları için her şeyi çok iyi kavrayabiliyorlardı.
    Büyücü gülümsedi. Her ne kadar narin de olsa, böyle fiziksel silahlardan da çok zevk aldığı zamanlar oluyordu. Ona halkını hatırlatıyorlardı. Ve bu gürzün hatırlattığı daha birçok şey vardı.
    Geriye çekti onu önce ve ardından indirdi ağlara tüm gücüyle…

    _________________
    <div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br>                   <br> -Ragnar Lodbrok</div>
    Back to top View user's profileSend private message
    darkelven
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Dec 29, 2006
    Posts: 229
    Location: khalkedon

    PostPosted: Thu Jun 21, 2007 11:16 am Reply with quoteBack to top

    Shruiak, Kara Cüppeli``nin bakışlarını yakalamıştı, hayal kırıklığı mı,şaşkınlık mı, yoksa tiksinti mi?Melez emin değildi.Ama sonuçta bu pek de önemli değildi, o da pes etmiş gibi gözüküyordu şimdi.

    Ağları parçalamaları gerekiyordu evet, o da kılıcını savurdu onu dört bir yandan saran ağlara.

    _________________
    ''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''

    Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...

    drow atasözü
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    Mark
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Aug 31, 2006
    Posts: 2004
    Location: Midkemia, portal/istanbul

    PostPosted: Thu Jun 21, 2007 1:20 pm Reply with quoteBack to top

    "Saldırmayın, Teslim oluyoruz, Geliyoruz." diye seslendi, susy.
    Back to top View user's profileSend private message
    Logan
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Apr 29, 2004
    Posts: 1963
    Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim

    PostPosted: Fri Jun 22, 2007 4:42 pm Reply with quoteBack to top

    Cody Bu kadar inançsız bir takımla... Bu kadar düşmana karşı koyamıyacağını anladı.
    İçinden GEçenleri Anlatmak istedi arkasındaki korkak gruba haykırarak...
    Zaten HAyin büyücüde ölmüştü... Köle tüccarına baktı.
    Etrafındaki örümcek ağlarına bakındı. Bİr kaç kılıç darbesi ile rahatca ilerliye bilirdi....

    Ama Tek başına ne şu iri yaratığı yene bilirdi ne de bu cücüleri...

    Bu yüzden Kılıcını ve kalkanını İndirdi.. İri yarı yaratığa baktı... ve grubu susturmak için elin kaldırdı...

    ''Bİzden ne istiyorsun... !? şu üstümüzdeki salak ağı kaldırında Konuşalım...''

    _________________
    Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASÄ°L GELÄ°RSE GELSÄ°N!!! Savas NaÄ?ralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDÄ° SEFFA
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Argay
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Feb 21, 2006
    Posts: 191

    PostPosted: Fri Jun 22, 2007 7:02 pm Reply with quoteBack to top

    Argay yanındaki savaşçıya baktı.savaşçı deve sesleniyordu.

    Quote:
    ''Bİzden ne istiyorsun... !? şu üstümüzdeki salak ağı kaldırında Konuşalım...''


    Argay da artık ne döndünüğü öğrenmek istiyordu.kalkanını indirdi.kılıcına dayandı.ve gelecek olan cevabı bekledi.
    Back to top View user's profileSend private messageMSN Messenger
    EldariL
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Sep 18, 2006
    Posts: 137

    PostPosted: Sat Jun 23, 2007 12:12 pm Reply with quoteBack to top

    Yaralananlar, ölmek üzere olanlar, bir bir inen kılıçlar, bağıranlar...

    Alegria öfkeden burnundan soluyordu... Böyle olmamalıydı.

    şu lanet ağlardan bir kurtulabilseydi! Hiddeti, kolundan kılıcına aktı ve sanki düşmanı bu yapışkan ağlarmışcasına savurmaya başladı. Kesip kesemediği umrunda bile değildi! Belki kurtulsa, yapacağı ilk iş Dao'ya saldırmak olurdu. Körü körüne... Belki ona varmadan ölmüş olurdu ama umrunda değildi! Ruhunda yanan ateş teslimiyeti kabul edemiyordu.

    Hayal gücünü zorlayan bir küfür daha homurdanıp kılıcını sağa sola sallamaya devam etti. Artık gözleri ağı görmüyor, Dao'yu hayal ediyordu. Çnce kollarını kesti, sonra bacaklarına sayısız delik açtı hayali düşmanının... Ama ölümcül darbeyi vurmadan önce onunla daha çok işi vardı. Tanımasa da, bir hiç için ölenleri görmüştü. Nasıl kayıtsız kalabilirdi? Biri intikamlarını almalıydı. "Sen de onlara katılacaksın aşağılık," diye hırladı hayalindeki düşmana. "Ama onların ki kadar hızlı bir yolculuk olmayacak!"

    Kılıcını tekrar savurdu dao'ya (ağlara)...

    _________________
    Do you really want to see something from your worst dreams? I'll take you into the land of the dead, where you should never go alone and where the past has a frightening habit of repeating itself-for ever!
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Tue Jun 26, 2007 7:06 pm Reply with quoteBack to top

    Sol koluna yapışmış olan beyaz, iğrenç ağı, sağ eliyle çekiştirerek sıyrılmaya çalışıyordu. Yapış yapış ağ ellerinde sünerken içinden birkaç küfür sıraladı. Aynı ağlar bacaklarını da kaplamıştı ve Lineas’ın bunların hepsinden kurtulması gerekecekti. Yoksa belki burada ölebilirdi bile. Sırtı yanıklarla doluydu ve ok yarası hâlâ çok acıyordu. Lineas’ın tek istediği buradan bir an önce kurtulmak ve en azından hayatta kalabileceğini düşündüğü, daonun tarafına geçmekti.

    Kolundaki ağı sündürürken aynı ağın eline bulaştığını ve oraya da yapıştığını fark etti. Bir anda sağ eli, sol koluna yapışmıştı. Lineas panikle sağ elini de kurtarmaya çalışırken arkadan ona yardım etmeye çalışan Susy’nin ellerini hissetti. Genç büyücü kendisini bırakmış, Lineas’ı kurtarmaya çalışıyordu.

    Ama onun da durumu farklı değildi. Kendisi de Edmond’un şimşek dalgasından kalan yanıtları ve yaralarıyla ağa bulanmıştı ve Lineas’ı kurtarmaya çalışması işleri sadece daha da kötüleştirmişti.

    Sadece birkaç saniye sonra ikisi birbirlerine dolanmış, ağlar da bedenlerini iyice sarmıştı.

    Dao, keyifle parlayan gözlerle mağarayı süzdü. Kayaların arkasındaki cüceler, arbaletlerini tekrar dolduruyor, piyade cüceler ise kalkanlarını önlerine çekerek savunma pozisyonunda köleleri çevreliyorlardı. Uzakta Khedan’ın bedeni yerde öylece uzanıyor, Cristobal ise bedeni siper alarak bir köleleri izliyor, sanki bir köpeğin, doğru bir şey yaptığında sahibinin onu ödüllendirmesini bekler gibi daoya hevesle göz atıyordu. Kölelerden iki kadın kurtulmaya çalışırken birbirlerine dolanıyor, birkaçı kılıçlarıyla ağları kesmeye çalışıyordu. Hatta kara cüppeli büyücü bir gürz ile ağları yarmaya çalışırken bir başka savaşçı da deliler gibi kılıcını ağlara savuruyordu. Hatta daonun kulağına söylediği bazı sözler bile geldi. Yine de savrulan kılıçların çoğu başarısız oluyordu. Çrümcek ağının esnek yapısı, normalde onları kolayca kesebilecek hamlelerin çoğunu savuşturuyor, sadece çok minik kesiklere imkân sunuyordu.

    Ve o sırada tüm bu sahneye tuz biber olarak dao, Cody’nin sesini duydu.

    Cody wrote:
    ''Bİzden ne istiyorsun... !? şu üstümüzdeki salak ağı kaldırında Konuşalım...''


    Ve dao sonunda kahkahayı patlattı.

    Çyle bir kahkahaydı ki bütün mağara inledi ve bir an herkes irkildi. Dao katıla katıla gülerken kılıcını dahi yere düşürdü ve öne doğru eğilerek midesini gülmekten ağrımaya başlayan midesini tutmaya başladı. Buram buram alay kokan kahkahası, bir süre daha yankılanırken yeni kölelerinin hepsinin yüreklerine nefret saçtı.

    “Konuşmak mı?! Pazarlık yapabilecek halde misin bre itin dölü?! Sen, benim gibi bir zât-ı muhtereme ancak değersiz canını bağışlamam için köpekler gibi yalvarabilirsin!”

    Daonın canı aslında fazlasıyla sıkkındı. Yüce Han El Malek İbn-i Salût’un pek de hoşnut kalmayacağı belliydi. Bu yeni köleler birkaç tane cücenin hakkından bile gelememişlerdi. Kaybettiklerinin yokluğunu kesinlikle dolduramazlardı. Ama öte yandan, belki Yüce Han onlar için uygun bir şeyler bulabilirdi.

    Dao, Cristobal’a bakarak parmaklarını şaklattı. Gözleri daonun sütbeyazı gözlerinde olan Cristobal, başını bir kez salladı ve sonra dudaklarından dökülen tek bir emir sözcüğüyle birlikte köleleri çevreleyen ağlar ortadan kayboldu. Hemen ardından da daonun bariton sesi bir kez daha yükseldi.

    “Ey canlarını kurtarmak için merhametimi dilenen aciz köleler, silahlarınızı şimdi askerlerime teslim edin! Ve siz, teslim olmayı reddedenler…” Daonun yüzünde öylesine sadistçe bir sırıtış oluştu ki tüm dişleri gözler önüne serildi. “Çlümlerden ölüm beğenin.”

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.

    Last edited by Lord Necros on Tue Jun 26, 2007 7:08 pm; edited 1 time in total
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Tue Jun 26, 2007 7:07 pm Reply with quoteBack to top

    Raja:
    Xyra`ya kafasinin bi hareketiyle gittigini isaret eder, sessizce adamin arkasindan yaklasmaya calisir..
    Viol D'Amore:
    Xyra önden giden rangerın zarar görmesini önlemek için bildiği bir koruma büyüsünü okumaya başlar. Elleri ise gerekli malzemeleri bulmak için ceplerini karıştırıyordur. (Shield)
    (W)Lord Necros:
    Swain'in sözcükleri değil, ama tam arkasıdan duyduğu ayak sesleri, iblisin dikkatini dağıttı ve bir anlığına dönüp arkasına baktı. Aynı anda Swain kalkanı ile okları uzaklaştırdı ve çekicini iblisin midesine gömdü. İblis bir an iki büklüm olsa da birkaç adım geri çekilmeyi başardı.
    Satanist Yiyen Piskopat Kedi:
    Swain iki büklüm olan yaratığın suratını öne eğmesini fırsat bilerek bu sefer çekici tam aksi yönde kafasını hedefleyerek savurdu. (Power Attack) "Adalet yerini bulsun!"
    Raja:
    Elenora acı içinde iki büklüm olan yaratığın tarafından farkedildiğini anlayınca hareketlerine hız verdi. Eğitimleri sırasında aldığı anatomi bilgisi saYesinde düşmanına ok attırmamanın yolunu biliyordu. Kılıçlarını tam koltuk altlarına sapladı.
    Viol D'Amore:
    Xyra iblisle savaşanlara nasıl yardım edeceğini düşünüyordu. Onun için zor olacaktı o yüzden geriye doğru gitmeye başladı. Çatışmaya ne kadar uzak olsa o kadar iyi olacaktı.
    Lord Necros:
    Swain'in haykırarak savurduğu çekici iblis, yayının kenarıyla savuşturmayı başardı ve sonra da bir adım geri atarak Elanora'nın kılıçlarından kurtulmayı başardı. Bu sırada Clesyné de kılıçlarını çıkartmış, bir savaş narasıyla iblisin üzerine saldırmıştı. İblis, Clesyné'nin savurduğu ilk kılıçtan kaçmayı başarsa da ikinci kılıç iblisin böğrüne saplanıvermişti. Bu sırada Xyra, Alestralis'in gözden kaybolduğunu görürken Elias'ın da kendisi gibi geride durduğunu fark etti.
    Satanist Yiyen Piskopat Kedi:
    Swain kalkanını ve bedenini kullandı. Niyeti O'nu kendisi ile duvar arasına sıkıştırmaktı. Böylecek ok atamayacaktı.
    Satanist Yiyen Piskopat Kedi:
    Yere basabildiği kadar sağlam bastı
    Raja:
    Clesyne`nin basarili darbesini firsat bilip, sag kilicini yaratigin kaburgalarina sapladi. sol kilicinida adamin girtlagina dayayip bastirmaya basladi..
    Viol D'Amore:
    Xyra Alestralis'in ne işler çevirdiğini merak ediyordu ama şu an onunla ilgilenecek durumda değildi. Bu yaratığa karşı oldukça güçsüzdü ve kendini kormalıydı. (Mage Armor)
    Lord Necros:
    Swain'in hamlesiyle duvara yapışan iblis, boynuna dayanan kılıca baktı bir anlığına. Sonra geriye doğru bir adım attı ve adeta ortadan kayboldu. Bir an bile geçmeden, Xyra'nın iki metre kadar önünde belirdi. Xyra aynı anda Elias'ın bir büyüye başladığını duydu. (Scorching Ray) Elias'ın elinden fırlayan ateş yumakları iblisin bedenine çarpıp etini kavururken yaratık acı dolu bir çığlık attı ve bir anda gölgelerden fırlayan Alestralis, yaratığa doğru rapieriyle bir hamle yaptı, ama iblis koluyla rapierin yönünü değiştirerek kurtuldu.
    gkhank:
    Swain bunun ne anlama geldiği farkındaydı etrafındakileri uyardı. "Bu şey herneyse istediği gibi ordan oraya geçebiliyor herkes çok dikkatli olsun" şimdiye kadar canını defalarca kurtaran kalkanını bi kez daha hizmeti için önüne çekmişti bu sefer arkasına 2 canı daha alarak.
    Raja:
    Paladinin arkasından ilerlerken gözüne tam göğsüne saplanmış bir ok ilişti. Kimbilir ne kadar acı veriyordu.yuzunu burusturdu `Eger burdan sag cikarsak, yaralarina bakmaliyiz` dedi. Kılıçlarını yere paralel tutuyordu. Avına yaklaşan bir panter edasında sessiz ve bir okadar süratli ilerleyişini sürdürdü.
    Viol D'Amore:
    Xyra bir anda önünde beliren yaratığı görünce şaşkınlıkla birlikte birkaç adım geri gitmişti. Ama bu onun karar vermesini engellememişti. Büyünün nelere kadir olduğunu bilecek kadar uzun süre uğraşmıştı onunla. Yanındaki büyücü büyüsünü yaparken o da kendi büyüsünü yapmaya başlamıştı. (Bonefiddle)
    Lord Necros:
    Xyra keselerinden minik, gümüş bir yay çıkarttı ve orta parmağıyla sararak tuttuğu başparmağı üzerinde bu yayı gezdirirken dudaklarından sözden ziyade tuhaf bir melodi döküldü. Aynı anda herkesin gözü önünde hayali bir yay oluştu ve iblisin vücuduna sürtünmeye başladı. İblis bir an dişlerini sıksa da silkelendi ve yay aniden ortadan kayboldu. Xyra, büyünün işe yaramadığını anlamıştı. Bu sırada Elias ikinci büyüsüne de başlamış, ve az önceki gibi birkaç alev yumağını daha iblise yollamıştı. Alev yumakları iblise çarparken iblis yine acıyla kükredi, ama Alestralis'ten birkaç adım uzaklaşarak tekrar saldırı yapmasını engelledi.
    Swain:
    Swain kendini büyücüler ile yaratık arasına atarak çekicini yaratığın solundan omzuna doğru indirir. Asıl amacı ağır zırh kullanmayan ve çabuk yaralanabilecekleri için onları korumaktı.
    Raja:
    Elanora, Paladinin cekicini yaratigin omuzuna indirdigi sirada, firsattan yararlanip ,yaratigin sirtina dogru ziplayarak sag elinde tuttugu kiliciyla boynuna soldan saga kesik acacak sekilde hamle yapti.
    Viol D'Amore:
    Buyusunun ise yaramadigini goren Xyra hayal kirkligiyla olanlari izliyordu. Elindeki asayi SIKICA tutarak gucu hissetmeye calisti ama olmuyordu. Paladinin arkasindaki yerini koruyarak koruyarak beklemeye devam etti.
    Lord Necros:
    İblis yaylarını çaprazlayarak Swain'in çekicini, tam çekicin başının hemen altından durdurduğu anda Elanora zıplayarak iblisin tam arkasına indi, ama kılıçlarını yeterince güçlü savurma imkânı bulamadığından yaratığın dirençli derisini aşamadı. Alestralis de rapierini iblisin sol koltuk altına saplamayı başarmış olsa da, yaratığın acıya dayanıklı vücudu bunu hissetmemişti bile. Bu sırada Clesyné de bir savaş narasıyla saldırdı ve kılıçlarını yaratığın sırtına gömdü. Kılıçlardan biri, yaratığın akciğerlerine yakın bir yere saplanırken iblis acıyla böğürdü ve elleri titredi, bu sayede Swain'in çekici serbest kaldı. Bu sırada Elias aynı büyüyü tekrarladı ve alev yumakları iblisin bedeninde derin yanıklar oluşturmaya devam etti.
    Swain:
    Swain çekici tüm gücüyle bastırmaya devam etti yayları kırarcasına!
    "Çıktığın yere geri dön!"
    Viol D'Amore:
    Devam eden catismain arasinda kendini artik iyice ise yaramaz hissediyordu. Ama pes etmeyecekti. Paladine vurmamak icin acisini ayarladi ve degnegini yaratigin kafasina hedefleyerek buyuyu aktif edecek sozleri soyledi. (Magic Missile)
    Lord Necros:
    Swain var gücüyle bastırarak yayları kırmaya çalışırken Alestralis bir hamle daha yaptı ama rapieri bir kez daha iblis için sinek ısırığını aratmadı. Aynı anda Clesyné, iblisin sırtındaki kılıcını çıkartmaya çalıştı ama eli kaydı ve kabzayı elinden kaçırdı. Diğer kılıcını zorlukla savursa da ıskaladı. Elanora ise daha başarılıydı. Dev kılıçları bu kez iblisin sırtında derin yarıklar açmıştı. Bu sırada Elias ve Xyra aynı anda büyülü okları saldılar ve...aynı anda bir adım geriye çekilip ortadan kaybolan iblis yüzünden büyülü okları Clesyné ve Elanora'ya çarptı. (Clesyné--> 8 damage, Elanora--> 4 damage) Geriden iblisin böğürtüsü geldi ve oraya döndüklerinde iblisin çoktan oklarını çektiğini gördüler. İkişer ok uçtu ve en öndeki Elanora ile Clesyné'ye saplandı. (Elanora--> 17 damage, Clesyné--> 14 damage). Hemen ardından yaratık iki ok daha sallamak üzereydi ki...Aniden sağ taraftan, geniş mağaradan gelen koca bir kaya iblise çarptı ve onu duvara mıhladı. İşte o anda hepsi de onu duydular. Mağaradan gelen, tüyler ürpertici fısıltılar geliyordu. Ortam da bir anda aşırı derecede soğumuştu.
    Swain:
    Swain'in kutsal ışığı mağarayı terkederken sessiz olmaları için diğerlerine işaret etti. Çok kan kaybetmişti ama henüz son damlasına kadar tüketmemişti. Kanındaki kutsallık ona hayat verdiği sürece ayakları üzerinde duracaktı. (Full Cover)
    Raja:
    gogsune ard arda saplanan acilar yuzunden bi anda nefesi kesildi ve geriye sendeledi.Saskinlikla Xyra`nin yuzune bakdi.Ama bilerek yapmadigini bildigi icin, goz kirpti ve iyi oldugunu anlamasini sagladi, bakislarini gogsundeki yaratigin okuna cevirdi. Cikarmayi bir an dusunsede hemen vazgecdi ve kiliclarini tekrar SIKICI tutup Paladinin soyledigi gibi sessizlik icinde bekledi.
    Viol D'Amore:
    Xyra karanligin icerisinde beklerken az sonra karsilasacaklarina kendini hazirlamaya calisiyordu. Zekasina güvendiği kadar büyülerine de güveniyordu. Son bir kez büyülerini aklından gecirdi ve seslere odaklandi.
    Lord Necros:
    Clesyné tekrar bir savaş narasıyla saldırırken Alestralis de yeniden gölgelerin içinde kaybolmuştu. Xyra'nın kulağına, Elias'ın yaptığı büyünün sözleri çalınıyordu. (Ghost Sound) Elias'ın büyüsü biter bitmez birden bir tabur asker yaklaşırmış gibi koşturan, zırhlı ayak sesleri duyulmaya başladı ana mağaradan. İblis ayağa kalkmaya çalışırken Clesyné'ye baktı ve hemen ardından diğerlerinin göremediği, mağaranın girişine baktı. Vahşice bir haykırışla oklarından birini Clesyné'ye, birini ise mağaranın dışına çevirdi. Clesnyé'ye fırlattığı ok, iblis o tarafa bakmayarak ateş ettiği için ıskalarken öbür tarafa attığı oku kimse göremedi. Clesyné'nin geriye kalan son kılıcı, iblisin midesine saplandı.
    Lord Necros:
    Ama tüm bunlara rağmen, ortamdaki o tüyleri ürperten soğuk geçmemişti ve Swain hâlâ dışarıdan gelen o anlamsız fısıltıları duyabiliyordu.
    Swain:
    Swain yanında duran insanın gözlerinden korkuyu ve telaşı okuyabiliyordu.
    "Geri gidin" diye etrafındaki herkesin duyabileceği bir şekilde fısıldadı.
    Swain:
    Swain bunları söylerken yanında duran rangerı da çabuk olması için hafifçe itmişti
    Swain:
    hemen arkalarından gelen tehlikeyle savaşacak güçlerinin olmadığının bilincindeydi
    Raja:
    `Seni birakip hic bi yere gitmiyorum, bizimle geliyorsun, yaralisin.` dedi ve Paladin`in onu ittirdigi koluna yapisip onlarla birlikte gitmesi icin cekistirmeye basladi.
    Viol D'Amore:
    Gelen seslerin ne oldugunu merak etse de paladinin dedigi gibi buradan gitmeleri lazimdi. "Hadi cabuk ilerleyelim" diye seslendi. Uzun zamandir yeraltinda yasiyordu ve eger bu ona biraz tecrube kazandirdiysa bu seslerin hayra alamet olmadigini kestirebiliyordu. Paladinin sozleri onu tetikleyen şey olmuştu. Tunelden en onde ilerlemeye basladi.
    Lord Necros:
    Kılıcını, saplı olduğu iblisin sırtından kurtardığı gibi Clesyné de peşlerinden koşmaya başladı. Bikaç metre sonra ilk dönemeçten sağa saptıklarında hepsi bir aradaydı. İblisin vahşi haykırışlarla dövüştüğünü duyabiliyor, ama kiminle dövüştüğünü anlayamıyorlardı. Onlar mağarada ilerlerken kısa süre sonra sesler kesildi.
    Lord Necros:
    Ayrıldıkları yere geldiklerindeki son dönemeçte en arkadaki Swain bir anlığına geriye, bir tehlikenin yaklaşıp yaklaşmadığını anlamak için döndüğünde karanlığın içinde bir şekil gördü. şekil kısa boyluydu. Kesinlikle bir cüceydi...ve kesinlikle ölüydü. Gözleri boş boş bakıyor, elleri gevşekçe iki yana sallanıyordu. Göğsünde bulunan iki ok ve derin bir yarıkla öylece duruyordu.
    Lord Necros:
    Ve dahası, eğer Swain yanlış görmediyse, cücenin sakallarından su damlıyordu.
    Lord Necros:
    Cüceyi gördüğü anda Swain aynı ürpertici fısıltıları tekrar duydu ve korku nedir bilmeyen paladinin bile tüyleri diken diken oldu. Aynı ürpertici soğukluğu tekrar hissetti ve hemen ardından cüce, ölü elini kaldırarak yollarının ilerisini işaret etti. Sonra da hızlı bir şekilde havaya karışırcasına yok oldu.
    Swain:
    Swain neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bir yandanda kendisine güven veren bu elleri sıkıca kavramıştı..

    ..Cücenin kolu havaya kalktığında işaret ettiği yöne çevirdi Kafasını aniden. Yeniden bakmak için kafasını geri çevirdiğinde cücenin yerinde olmadığını görmüştü ama sakalından akan damlaların yerde oluşturduğu lekeler bunun bir halüsilasyon olmadığını gösteriyordu.
    Tıpkı gösterildiği yolu takip edecekti.. başkada çare gözükmüyordu zaten. Swain diğerlerine tek kelime etmemişti. Gücünü konuşmaya değil de savaşmaya saklıyordu. Zaten güçlükle nefes alabiliyordu. Buna rağmen sık sık dönüp arkasını kontrol etmeden alamadı kendisini.
    Swain:
    Az önce suyunu içirirken gözlerindeki minnetarlığı şimdi yerine getiriyor olmalıydı. Tanrıların yardımıyla.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Tue Jun 26, 2007 7:09 pm Reply with quoteBack to top

    Swain onlara yetiştiğinde Alestralis, Clesyné, Elanora, Elias ve Xyra oturmuş, yaralarını tedavi etmeye veya sarmaya çalışıyorlardı. Elias yerden aldığı küçük bir taş parçasını efsunlayarak ışık yaymasını sağlamıştı. Bu ışığın altında hepsi de kendilerine çekidüzen vermeye çalışıyorlardı. Elias, Xyra ve Alestralis, Clesyné ve Elanora’ya saplı olan okları sırayla çıkartırken kolcuları sımsıkı tutuyor, ani hareket yapmalarını engelliyorlardı ve ardından yaralarını sarıyorlardı.

    Swain geldiğinde onu da aynı şekilde tedavi ettiler, ama zırhını çıkartmaları biraz zaman almıştı.

    Swain, gördükleri hakkında hiçbir şey anlatmıyor, tuhaf bir sessizlikle onların, yaralarını sarmalarına izin veriyordu. Aklı sürekli o cücedeydi. Çlmeden önce, o suyun ilk damlaları ağzına döküldüğü anda gözlerinde oluşan minnet ifadesini, ardından o gözlerin telaşla faltaşı gibi açılıp onu ittirmesini, ve sonra geri dönüp hepsinin yaşamını birden kurtarmasını tekrar tekrar gözlerinin önünden geçiriyordu.

    Yaraları sarıldıktan ve toparlandıktan sonra, tüm bu dövüşün ana amacının sadece çok az bir kısmına sahip olduklarını fark ettiler. Swain’in bulabildiği tek suyu cüce içmişti-ki bu şu anda Swain’in şükran duyduğu bir şeydi-harita yoktu ve yiyecek olarak sadece birkaç küçük peksimet vardı.

    Yine de önlerinde tek bir tünel vardı ve bu tüneli izlemekten başka çareleri yoktu…tabi geri dönüp iblislerle tekrar yüzleşmek istemiyorlarsa.

    Bu şekilde kısa molalar vererek kaç saat yol aldıklarını tam bilmiyorlardı, ama Elias’ın dördüncü kez yaktığı taş artık sönmek üzereyken Elias onlara yaklaşık dört saati doldurduklarını söylemişti ki en sonunda bir yol ayrımına geldiler.

    Esas tünel yolları boyunca genişlemişti ve bu genişleyen tünel şimdi ileriye dümdüz devam ediyordu. Bir başka tünel ise dola doğru kıvrılan, küçük bir tüneldi.

    “Eee, şimdi ne yapacağız?” diye sordu Elias. Tüm yolculuk boyunca, önden giden Swain’in yanında durmuştu ve diğerleri ile elinden geldiğince diyalog kurmamaya özen göstermişti. Swain tam sebebini bilmese de, kendisi yokken Elias ve grubun kalanı arasında pek de hoş şeyler geçmediğini anlayabilmişti. Elias’ın gözlerinde sık sık pişmanlık yakalıyordu ki bu iyi bir şey değildi.

    Herkes birbirine bakarken, Swain’in gözüne dar tünelde bir şey çarptı.

    Bir adet sakalından sular damlayan ve gayet ölü bir cüce.

    Çstelik bir anlık gözüktükten sonra da hemen kayboluvermişti.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.73 Saniye