Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: MaritzaCro
    Bugün: 11
    Dün: 60
    Toplam: 84285

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 1441
    Üye: 1
    Toplam: 1442

    Şu An Bağlı:
    01 : ecubedegu

    FrpWorld.Com :: View topic - Dört Atlı
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Dört Atlı View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Tue May 04, 2010 1:44 pm Reply with quoteBack to top

    "Etkilendim." dedi siyahlı adam kırmızı parlak bir elmayı sertçe ısırdı, yavaş yavaş yemeğe başladı, "Kuralları bozup duygularla oynarsanız, böyle olur işte mahşerin dört aptal atlısı..."

    Birden bire dört atlı bir evin oturma odasında izlediği televizyonun arkasından bir adamın belirdiğini fark edince yerlerinden sıçradılar. Savaş diğerlerine göre daha sakin kalabilmişti, o bile "Sen nasıl.." diyebildi sadece,

    "Nasıl mı serbest kaldım, uzun uzun bir hikaye, sizin gibi beceriksiz kıyamet arzulu yaşlı pisliklerden çok daha ileriyim., Siz duyguları, kontrol edersiniz ben ise onları yaratırım, bu aptalca oyun sizin gözünüzde nasıl sona erdiğine bakın.

    "Duyguları kontrol ederseniz kuralları bozmuş olursunuz, ki merak ile konuşup bu şefkati ikna etmesini söyledim görünüşe göre başarmış, siz kiminle oynadığınızı bilmiyorsunuz aptallar siz benim yanımda çocuk sayılırsınız."

    Dördünün de gözleri şeşkınlıkla, açıldı. Retlaw'ın gülümsemesi ölümden bile soğuktu, "SEN !" dedi Çlüm şaşkınlıkla,

    "Görünüşe göre en sonunda beni tanıdınız." dedi siyahlı adam elmasının çöpünü bir kenara atarken, "Unutmayın ben zamnında bir kumar oynadım, onu kaybetmeyi de hiç istemiyorum."

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Tue May 04, 2010 2:44 pm Reply with quoteBack to top

    Dortlu, Ankara'da ODTUnun yanibasindaki Yuzuncu Yil Mahallesindelerdi. Genelde burada ODTUlu ogrenciler otururdu. ODTU kizlarin eline gecince burada yasayan erkekler de ayrilmis ve kizlar erkeklerin evlerine yerlesmisti. Dort Atlinin icinde bulundugu ev o kadar duzensizdi ki, bu erkek ogrenciler icin bir yasam tarzi olsa da kizlar evi derlenip toplanmayacak kadar umitsiz bir vaka olarak gormuslerdi. Eeee Kiyametin Dort Atlisi icin sorun yoktu. Cipslerini ve gazozlarini almis televizyon izliyorlardi.

    Retlaw'in iceri girdigini gorunce Savas gulumsedi.

    Savas dur bakalim Retlaw dedi... Sevkat oyunu kadin ve erkek isyaninin liderleri ile oynayarak hata etti. Izle ve gor isler onun dusundugunden farkli gelisecek.

    Iki cocuk telefon baglantisi ile programa katilinca once bir sessizlik oldu. Sonra ilk konusan Kerem Usta oldu.

    Iste kizimin durumu kadinlarin ne kadar acimasiz oldugunu gostermiyor mu soruyorum dedi. Ben evden kendi istegimle mi ayrildim. Esim atmadi mi evden beni... Kizimi da boyle babasina dusman yetistiriyor iste esim... Biz iste bizi kizlarimizdan ayiran bu duzen icin de mucadele ediyoruz. Erkeklerin uzerinde kadin baskisi bitmeden kizlarimiz da ozgur olamaz.

    Fatma Gunal oglunun durumuna uzulmustu. Ama Kerem Usta'nin kadinlara boylesine saldirmasi onu oylesine cileden cikardi ki, o da karsilik verdi. Efendim, kimin kime baski yaptigini goruyoruz. Bu programi bile erkek sunucu bile acmadi mi? Yillardir kimin baski gordugu acik degil mi? Asil erkekler kadinlara baski yaptikca ozgur olamazlar. Asil biz kadinlar icin mucadele ederken tum insanlik icin mucadele ediyoruz. Ben kadinlari savunurken oglum icin de guzel bir gelecek yaratiyorum.

    Yahu kadin, ac acina birakinca ogluna neyin gelecegini yaratiyorsun diye bagirarak karsilik verdi Kerem Usta.

    Ben kendim mi istiyorum sizi ac birakmayi. Neden ogrenmediniz yemek yapmayi o zaman siz erkekler, bir de ustayim diyorsun kendine... Doyursana erkekleri... Olmuyorsa da ozur dileyin bitsin diyoruz. Dilemiyorsunuz. Simdi de cocuklarimizi bize karsi kullaniyorsunuz. Hep cocuklarimiz icin sustuk biz kadinlar simdi onlar icin konusacagiz.

    Boylesine acimasiz bir zihniyetle anlasma olanagimiz yoktur ne yazik ki diye karsilik verdi Kerem Usta. Buradan acikliyorum Fatma'nin ogluna elimden geldigince destek olacagim ben... Melek'e de annesi bakamiyorsa ona da bakarim.

    Melek'in annesi birden telefonu kizindan kapti. Nasil bakamiyorum kizima Kerem. Gul gibi de geciniyoruz. Asil sen ayarttin kiz degil mi telefona ciksin diye.

    Fatma Gunal da kafasini sallayarak. Ayartirlar ayartirlar efendim bu erkekler cocuklari da ayartirlar. Bakin benim cocugumu da kullaniyorlar kendi kizini da kullanir bu erkekler...

    Kerem Usta dayanamayarak Sen ne diyorsun be kadin diye bagirdi.

    Ne dedigimi sana mu soracagim diye karsilik verdi Fatma Gunal.

    Evet soracaksin, kadinligini bil hanim efendi ol dedi Kerem Usta.

    Simdi hanimefendiligi gorursun dedi Fatma Gunal. Ve studyodaki vazoyu aldip Kerem Ustanin kafasina indirdi. Son anda kenara cekilen Kerem hafif siyrikla atlatti olayi ama o da buldugu cam bir bibloyu Fatma Gunal a firlatti. Bir anda studyo karismisti.

    Erkek sunucu, uzgunuz sayin seyirciler programa devam edemiyor burada programi kesiyoruz. dedi.

    Studyodan kilometrelerce uzakta, Ankara Yuzuncu Yil Mahallesinde Hastalik kahkaha atarak iste budur dedi... Sevkat basariz oldu...

    Savas dusunceli bir ifade ile agzina bir cips atti, sodasini icti. Disarida slogan atan kadinlarin sesi duyuluyordu, demek ki program izlenmisti.

    Hayir dedi tam olarak basarisiz olmadi... Bu program sayesinde yarin insanlar cocuklarini dusunecek, hem erkekler hem kadinlar. Sonuc en azindan iclerinden bir bolumu baris ve anlasma isteyecek, ve eger baris yapmak ve anlasmak isteyenlerin konusmasini engellersek onlar giderek guclenecekler.

    Peki o zaman nasil engelleyeceksin onlari diye sordu Olum bir yandan agzindaki gazozu yutmaya calisarak...

    Basarisiz bir anlasma denemesi dedi Savas.... Bizi cok guclendirebilir Olum. Sonuc olarak benim cogu savaslarin temelini attigim yerler baris konferanslaridir.

    Sonra Retlaw'a dondu, hep beraber guzel bir oyun oynayabilecegimiz guzel bir sahne yaratacagim Retlaw, senden ricam o sahne olusana kadar bekle... Sonra seninle istedigin kadar oynariz.

    Derken bir kisneme sesi duyuldu ve hic yokluktan bir at belirdi. Savas ata atlayarak simdi izninle dedi bir parca isim var. Sonra Yuzuncu Yil Mahallesindeki evin penceresinin cami buyuk bir sangirti ile parcalandi, sonra Savas pencereden ati ile disari cikti ve neresi oldugu bilinmeyen bir yere at surmeye basladi..

    Bu konusmadan iki gun sonra, Fatma Gunal ile Kerem Usta Dunyanin tum kadin ve erkeklerinden temsilciler secip Turkiye'ye yollamalarini istediler. Amaclari tum Dunyaya yayilmis kadin erkek catismasinin bitmesi icin anlasmakti ve artik anlasmazlik tum Dunyada yanki bulduguna gore tum kadinlari ve erkekleri temsil eden yapilar olusmali bu yapilar birbirleri ile anlasmaliydi.

    Bir hafta sonra secimler yapildi, 3 milyar erkekten yaklasik 800 milyonu secime katilmisti. Dunyada o zamana kadar erkek izci gruplari disinda hic erkek orgutu yoktu, bu ilk defa erkeklerin sadece hemcinsleri arasinda organize olma cabasiydi. Yine de onca unlu bilimadami, sporcu, sinemaci erkek varken onlarin onculugunde nisbeten organize olmalari kolaydi.

    Kadinlarda ise katilim muazzamdi. 3 milyar kadindan yaklasik 2 milyari katilmisti, Afrikanin ucra koselerindeki kadinlar bile bir sekilde organize olup temsilci yollamisti Turkiyeye... Kadinlar anlasilan epey dertliydi.

    Bir ay sonra ise, Dunya Kadinlar Birligi Konferansi ile Dunya Erkekler Birligi Konferansi ayni anda kadinlar Sivas'ta Cifte Minareli Medrese'de, erkekler ise Corumda Hatusas sehrinde olmak uzere toplaniyordu. Iki konferansa da 10000 kadin ve erkek katiliyordu. Kadinlarin konferansinda radikal sloganlari sert yuzleri ile Fransiz kadinlar ozellikle goze carpiyordu.

    Ayni anda Tokyo'nun firtinali bir gununde ise baska bir toplanti vardi. Dunya'nin zenginler klubu olarak adlandirilan G8 liderleri, Dunya'ya yayilan krizi konusmak icin toplanmisti. Disarida korkunc bir firtina altinda, Japon Imparatorluk sarayi onunde kadin ve erkek gruplari birbirlerini protesto ediyorlardi. Polis iki grubu guclukle ayiriyordu. Guc ulkelerin liderlerinin elinden hizla kayiyordu. Bir seyler yapmak lazimdi. Toplanan liderlerden sadece Ilgiliz basbakani kadindi. Geri kalanlar, ABD, Almanya, Italya, Fransa, Cin, Rus, Japon liderleri erkekti.

    Imparatorluk Sarayinin buyuk salonunda ilk Rus Basbakani konustu.
    Bir cozum bulmaliyiz arkadaslar, bu kadinlarin yaptigi deliligi sona erdirmeliyiz.

    Ingiliz basbakani Maria Hillmeyer kizginlikla Ne demek kadinlar sayin basbakan, bir ozur bile dilemeye dilleri varmayan erkekler degil mi?

    Italyan basbakani Julius Gisuppe, lutfen sinyora dedi Ingiliz Basbakanina biz de kavga edersek bu is hic bozulmez. Sonra diger liderlere de bakarak, Artik Dunya kadinlari ve erkekleri kendi birliklerini de kurmak uzereler, bunu yaptiklarinda Dunyadaki tum ulkelerin ikiye bolunmesi bile olasi. Bu isin tek cozumu var dedi. Iki tarafin barismasi icin bir konferans toplanmasini onerelim. Yeri de her seyin basladigi Turkiye olsun.

    Antalya dedi Rus Basbakani Igor, Antalya guzel yerdir Turkiye de konferans orada olursa guzel olur.

    ABD baskani Peter Meyer, ama dedi, oneriyi hep beraber yapmaliyiz.

    Ve eslerimiz de yanimizda olmali dedi Cin baskani Chang..

    O aksam ABD basbakani Peter Turkiyenin basbakanlik koskunu aradi. Cumhurbaskani da koskteydi. Cumhurbaskanligi koskunde basbakan ve cumhurbaskaninin esi kaliyordu. Cumhurbaskani da basbakanin yanina tanismak zorunda kalmisti. Peter Turkiye Cumhurbaskani ve Basbakanindan kendisini destekleme sozu aldi.

    O aksam Rus basbakanin esi Olga da Cumhurbaskani koskunde kalan basbakan ve cumhurbaskaninin esini arayarak onlarin da destek sozunu aldi.

    Boylece bir yandan Sivas ve Corumda konferanslar surerken, once 8 ulkenin devlet baskani ve esleri, sonra da Turkiye Cumhurbaskani ve Basbakani ve esleri kadinlar ve erkeklerin arasinda bir baris konferansi cagrisi yaptilar. Konferans yeri olarak Antalyayi onerilmisti, Rus basbakani Igor un istedigi olmustu.

    Cagrinin yapildigi aksam Turkiyedeki kadinlar televizyonu ATVye cikan Fatma Gunal, Bizim onerimiz sudur dedi, Tum Dunyada tum sirketlerin erkek yoneticilerinin yaninda bir de kadin yoneticileri olmalidir, sirket sahipleri hisselerinin yarisini eslerine devretsinler, tum parti liderleri bir kadin es baskan atamalidir. Tum universitelerin en az ucte biri kadin ogrenci ve profesorlerden olusmali olmazsa universitelerin yarisi kadin universitesi olmalidir. Evet su uc gunde Sivasimizin bu guzel medresesinde bu taslagi olusturduk, ama bunu tartismak uzere Antalya ya gidecegiz. Cunku biz kadinlar her zaman fedakarizdir. Ancak artik ezilmeye katlanmayacagimizi da tum Dunya erkekleri bilsin, bilsinler ki artik bizim orgutumuz neredeyse tum Dunya kadinlarini temsil ediyor, ona gore tavirlarini belirlesinler.

    Ayni gun Kerem Usta da, Biz kadinlarin bu deliligi baslattigi yemek yarismasini iptal etmeye raziyiz. Ama bakin iste daha dun ozur diyen kadinlar simdi neler istiyorlar, yarin bizden kolelik de isteyecekler. Biz erkeklerin kendi cabasi emegi ile elde ettigi mallara, konumlara goz diktiler. Korkarim bu zihniyetle uzlasma sansi yok. Ama biz yine erkekligimizi gosterecek ve Antalya konferansina katilacagiz.

    Boylece hem Dunya Kadinlar Birligi hem de Dunya Erkekler Birligi konferansa katilmak icin 100 er kisilik heyet sectiler. Yine de iki birlik de kendini fes etmedi, 10000 kadin Sivas'ta ve 10000 erkek de Corum'de kalarak konferansi takip etmeye karar verdi. Tum devlet yapilarinin uzerinde, biri 2 milyar, oburu 800 milyon kisiyi temsil eden bu iki birligin var olmasi bolunme riskinin hala cok guclu oldugunu gosteriyordu.

    Kadin ve erkek heyetleri Antalya sehrinin kale icindeki ufak otellerine yerlestiler. Aksam da Akdeniz manzarasina hakim iki farkli lokanta da toplandilar. Kadinlar, mercimek corbasi, yaprak sarma, peynirli borek, tel kadayifi yerken... Erkekler Kerem Usta'nin Iskenderini yediler. Sonra iki grup da ertesi gunku konferans da nasil bir taktik izleyeceklerini konustu. Kadinlar bir yandan da Turk kahvelerini ictiler, ama erkeklerde ne yazik ki kahve yapmayi bilen yoktu.

    Ayni aksam, Savas Antalyanin meshur sahil seridine indi. Akdenizi seyreden Baris'a, ne guzel bir deniz degil mi kardesim dedi. Ne cok kapisirdik seninle bu denizin ortasinda.

    Evet dedi Baris.... Akdeniz'e baris getirmek icin cok ugrastim ben.

    Yine de barisi getiren hep Savas'ti eninde sonunda degil mi kardesim. dedi Savas Baris'a... Sevinirsin diye dusundum, bak Antalya Baris Konferansi basliyor yarin.

    Bu konferansi savas cikartmak icin kullanmak istedigini biliyorum kardesim. Bil ki ben de bos durmayacagim. Bu konferans seninle en buyuk carpismalarimizdan biri olacak sanirim. diye karsilik verdi Baris...

    Oyle ise sanirim kardesim, her sey baslamdan once benimle Antalya baris konferansi icin icersin degil mi dedi elindeki sarap kadehini Barisa uzatarak.

    Iyi oyle ise dedi Baris, Antalya Baris Konferansina

    Antalya Baris Konferansina dedi Savas ve carpisan kadehlerin sesi duyuldu. Antalya Korfezinin dogu yakasinda, ertesi gunku firtinanin oncesinde, bir huzurlu gece yasatmak istercesine Ay yavasca Akdenizin sularinin uzerine doguyordu.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Tue May 04, 2010 5:10 pm Reply with quoteBack to top

    Retlaw kızgındı, Savaş'ın onu kale bile almamıştı, Böcekler, dört atlıymış. O dördü onun için bir böcekti. Yüzüncü yıl mahallesinden Sıhhıyeye kadar yürüdü Bir sigara aldı cebinden, yakmak için siyah parkasının üstünü aradı ama yine bir şey bulamadı. Çakmağı düşürmüş olmalıydı.

    "Neyse öteki tarafta bir işim vardı. " diye mırıldandı, sonra etrafa baktığında büyük sıhhıye katlı otoparkını gördü. " Bu işe yarayabilir."

    Yavaş yavaş ilerleyerek, merdivenlerden çıkıp otoparkın kapısından içeri girdiğinde, boyut değişti. şimdi karşısında kırmızı duvarlı geniş bir salon vardı, İçeride dört kişi yeşil örtülü bir masada oturup kağıt oynuyorlardı.

    Retlaw kaygısızca sephanın üzerindeki sadece dalları olan çiçeğe doğru ilerledi. Masadakiler şaşkınlıkla dönüp ona doğru baktılar. Oynadıkları masanın gerisinde sarı bir ışıkla bezenmiş Yedilerin Yeri yazmaktaydı. Retlaw onları umursamadan sigarasını kuru dallara uzattı. Aniden dallar alev alarak sigarayı yaktı. Retlaw dumanı zevkle içine çekerken ona şaşkın şaşkın bakan dörtlüye doğru üfledi dumanını.

    "Ne diye şaşırıyorsunuz sonuçta Cehennemde değil miyiz zaten ?"

    İçlerinden iri olan, sakallı dev gibi bir adam, ona doğru sert sert baktı, "Beni kızdırıyorsun sorun bu oyun oynuyoruz şurda !"

    "Niye hepiniz insan formundasınız hala Ira ?" diye sordu, Retlaw "Yoksa öfke mi demeliydim ?"

    Çfke sinirle homurdandı.

    "İşten yeni geldik tatlım," dedi Çfke'nin karşısındaki güzel kadın, Retlaw'a bacaklarını göstererek bacak bacak üstüne attı. " O yüzden böyleydik istersen değişelim hemen."

    "Gerek yok, Asmodeus," dedi Retlaw, elini önemsemezce sallayarak. "Zaten sizi işe çıkarmaya geldim."

    "Ben de Liderimizin niye buralara geldiğini merak ediyordum. Meğer bizi kullanmak içinmiş, Ah senin yerinde olmayı ne kadar isterdim." dedi İçeriden kısa boylu çirkin bir cadıya benzer olan Kıskaçlık, geldi.

    "Invidia seni görmek ne hoş," ded Retlaw, " Sessizce şurada duran Mammon ile Yine tıkınmakta olan Gula 'da burada, ya Arcedia nerde ?"

    "Ne kadar gerizekalısın ?" dedi Çfke sinirle homurdandı. " Miskin'in hep uyuduğunu bilmiyor musun ?"

    "O zaman onu kaldırı ver İra sana zahmet ?" dedi Retlaw, "Yarına işimiz büyük, Yedi büyük günah orada olmalıyız, Mahşerin dört atlısına iyi bir ders verebilmek için."

    Asmodeus, güzel bacaklarını indiridi, kaşların çatıp kırmızı güzel dudaklarını yaladı, hoş erkekleri ve güzel kadınları düşündü O şehvetti

    Mammon'un gözleri parladı hemen ayağa kalktı, Gözlerinde fırsatçılığın ifadesi okunuyordu. O Açgözlülük dü.

    İra, ters bir şekilde homurdanarak, Arkadaşını kaldırmaya gitti, rahatsız edildiği için sinirliydi O Çfkeydi.

    Gula, sıkıntıyla ağzına bir çikolata attı, yemek yerken rahatsız edilmekten hiç ama hiç hoşlanmazdı Çünkü o Oburluktu.

    Invidia, histeri ile tittredi, o da bu durumdan hoşlanmamıştı, ve Retlaw'ı hiç sevmiyordu çünkü o Kıskançlıktı.

    Arcedia, yatağında huzursuz bir uykudaydı çünkü liderlerinin geldiğini hissetmişti ama kalkmak istemiyordu Çünkü o Miskinlikti..

    " Peki nereye gidiyoruz Lucifer ?" diye merakla sordu Mammon, gözlerindeki ifade hiç değişmemişti.

    "Antalyaya Mammon Antalyaya." dedi Retlaw gülümseyerek. "Bu arada bir daha bana lucifer demeyi kes yoksa dilini keserim. Bir şey diyeceksen Retlaw de yeter."

    Lucifer, tehlikeli bir biçimde gülümsedi, Çünkü onu hiç bir zaman küçük düşüremezler kaale almamazlık yapamazlardı Çünkü O Kibirdi.....

    Ve 7 büyük günahın hepsi o gün cehennemden çıktılar ve Antalyaya doğru ilerlediler....

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Wed May 05, 2010 7:48 pm Reply with quoteBack to top

    Antalya sahilinde Dort Atli senzlonglara uzanmis konusuyordu. Dordu de yasli kadin gorunumundeydiler. Bembeyaz solgun cildi ile Hastalik ozellikle dikkat cekiyordu.

    Bulunduklari yer kadinlarin bolgesi idi. Oradan gecen 16 yaslarindaki bir kiz Hastalik in o halini gorunce dayanamayip "Teyze" dedi. "Derinin rengi cok solgun bir doktora gitsen diyorum."

    Hastalik bunu duyar duymaz once diger uc atliya bakti, sonra bastonunu alip, kiza bakarak Ne Diyorsun ya? Doktor diyor bana doktor diyor dedi ve kizi kovalamaya basladi.

    Yaklasik bir dakika sonra uclunun yanina dondu.

    Yahu doktor diyor bana ya... Nasil bana doktora git der... Nefret ediyorum doktorlardan... Hele son yuzyilda ne hastalik cikardiysam hepsini cozduler..

    Oyle deme Hastalik dedi Savas, Bak benim sayemde Savaslarda doktoralar biyolojik silah diye bir sey de uretiyor, yeni hastaliklar cikariyor. Bu kiyagimi da unutma...

    Basini masum masum one egen hastalik Oyle dedi, ama cogu yine de hastaliklari cozmeye ugrasiyor. Su Hipokrat Yemini diye bir sey var ya... O Egeli doktor cikardi 2500 yil once... Yani kanser etsem Hipokrati yeriydi... 25 yuzyildir unutturamadim doktorlara su yemini...

    Neyse konumuza donelim dedi Olum. Durumumuz cok ciddi. Yedi Gunah yola cikti. Yarin burada olurlar. Ne yapacagiz?

    Aslinda bize tam olarak nasil zarar vereceklerini anlayamiyorum. Kadinlarla erkekler arasinda tam olarak nasil baris yaratabilirler ki? Hirs, ofke, kibir, nefret, kiskanclik en fazla erkekler ve kadinlarin kendi iclerinde ayrilik cikarir degil mi? Eeee bu da kadin erkek savasi olmasa da baska bir savas cikarmamizi saglar. Kadin erkek arasi gerginlik de ortada kalir, bir gun gelince de yine kullanmak uzere... Hatta belki yeni savasin bile bir parcasi yapabiliriz.

    Oburluk ve Sehvet var ama dedi Hastalik.

    Oburlugu cok seviyorum ben dedi Aclik Obur insanlar hep actir.

    Evet ama Oburluk ancak erkeklerin kadinlara boyun egmesini saglar. Ama bu gercek bir baris olmaz, cunku bir zaaflari erkekleri teslim olmaya iterse erkekler icten ice hep bir ofke tasir iclerinde... Sonra gozunun onune guzel bir bedene sahip Sehveti getirerek Sehvete gelince o da gercek bir baris saglamaz diye dusunuyorum. Cunku insan birine sehvet duysa bile yine de ondan nefret edebilir.

    Ama yine de... Yuzunu burusturarak ekledi Savas, sanirim en cok cekinmemiz gereken Sehvet...

    Yontemlerinden emin olamayiz dedi Olum. Ama bildigimiz bir sey var ki, Yedi Gunah bu Evren de yaratilmis herseye karsi gelebilirler. Bize bile...

    Her zaman hic alismadigimiz yontemleri kullanirlar, ve onlar olmadan bile Baris ve Sevkat gibi karsimizda yer alanlar var. Tek avantajimiz Kiyamet in bize verdigi gucler... Sonra bir soluk aldi, ve Akdeniz'in sakin sularina dogru bakarak ekledi Yine de bu cok ciddi bir durum, gerekirse Olum un bile olaya karismasi gerekebilir.

    Ama dikkatli ol dedi Savas, Olum Barisi da getirebilir unutma...

    Evet dedi Olum dikkatli olacagim. Ama durumun ciddiligini dusunerek liderligi aliyorum Savas dedi. Buraya kadar iyi yonettin ama artik benim tecrubeme ihtiyac var.

    Savas cok mutlu degildi hafifce yuzunu de burusturdu. Ama Olum hakliydi.

    Tamam dedi...

    Oyle ise simdilik bekleyecegiz dedi Olum ne yapacaklarini gorecegiz? Ne yaparlarsa yapsinlar bunun BIZIM isimize yaramasini bir sekilde saglamak zorundayiz.

    O aksam Kadinlar Konseyinin Fransiz Temsilcisi Jean Chiron etkileyici bir konusma yapti.

    Bakin dedi gelen kadinlara. Erkek Mahallelerinin ve Kadin Mahallelerinin farkini gordunuz hepiniz. Tum bu olanlar gostermiyor mu? Kadinlarin erkeklerden cok daha ustun bir medeniyet kurabildiklerini tek basina... Insanligin eserlerinde asil buyuk payin kadinlarda oldugnu gostermiyor mu? Yarin biz kadinlar insanligin yarattigi bu medeniyette yuzyilardir hak ettigimiz onurlu yeri alacagiz. Birileri arka planda olacaksa onlar erkekler olacaktir. Turkiyede yasananlar bunu onlara ogretmedi ise aynisi yakinda Tum Dunyada yasanacak...

    Dinleyen kadinlarin heyecanli yuzlerine bakarak ekledi. Dunya Kadinlarinin Hak Ettigini Almasi Icin dedi yumrugunu yukari kaldirarak.

    Eveeet Yasaaaa diye bagirdi salonda bulunan diger tum kadinlar... Fatma Gunal yaninda bulunan Afrikadan, Asyadan Avrupa ve Amerikadan gelmis onca kadina bakti. Jean in yaninda en ser konusanlardan biris Senegalden gelen Naomi idi... Olmaz denen oluyordu, Dunya kadinlari haklarini aramak icin birlesiyordu. Antalyanin kuzeyindeki Karanlik Bey Daglarina bakti... Bu ismin ne kadar ironik oldugunu dusundu gulumsedi...

    Antalyaya giderek yaklasan Yedi Gunahtan da habersizdi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Thu May 06, 2010 12:38 am Reply with quoteBack to top

    "Invidia, ilk sen git kadınların arasında çekememezlik oluştur, Kadınlar özellikle kadınları kıskanırlar bu en büyük ayrılık olacaktır kadınlar için ve erkeklere dönmelerini saylayacaktır." dedi Retlaw, gülümseyerek, biricinci kozunu sahaya sürdü, bekliyordu. Mahşerin dört atlısı Kıskançlığı hiç hesap etmeyeceğini düşündü.

    İnvindia, yaşlı bir kadın görünümünde bütün, kadınların arasında dolaştı, Birden bire Fatma hanımın neden onların başkanı olduğu konusunda, tartışmalar başlattılar, bu yeni ortaya çıkan liderlik konusununda, büyük tartışmalar patlak verdi. Fransizlar neden lider türk biz daha büyük bir milletiz diye söyleniyordu. Tartışmalar gittikçe şiddetleniyordu.

    "Biraz ortama doz at İra." dedi Retlaw gülümseyerek, Çfke homurdanarak ilerlerken, Retlaw ekledi. " Dört aptal atlı sadece duyguları arttıracağımızı, düşünmekle hata ettiler, Onların erkeklere duyduğu öfkeyi azaltıp o öfkeyi birbiri arasına yönelt İra, Kadınlar öfkeden kudursun ve erkeklerine dönsünler.Aynı şeyi erkeklere de yap."

    Çfke ilerleyerek Retlaw'ın dediklerini yaptı kavga şiddetlenmiş diğer dünya ülkelerinden gelen kadınlar, çekip gitmeye başlamıştı. Çte yandan Memmon, Gula ve Asmeoeus, erkeklerin zihinlerine kadınlara sahip olmamanın boşluğunu, yaptıkları yemeklerin ne kadar güzel ve hoş olduğunu, ve cinsel tatminsizliklerini hatırlattılar, Ve Retlaw gülümseyerek yakılıp yıkılmış konfersansta ilerleyerek, ilk büyük melek olma gücünü kullandı, aynı anda bütün tartışan kadınlara ve erkeklere bir an için gururu bırakmalarını telkin etti sessizce.

    Ve o gün akın akın evlere geri dönüş başladı, konfersanta çoğu eş birbirilerine sarılarak konferastan ayrıldılar,çocuklarını alıp evlerine yerleşmeye başladılar. Artık çoğu kişi bu tartışmanın aptallığına gülüyordu, çünkü özür dileyip gururu bırakmışlardı. bu retlaw'a çok acı verse de,gelecek günahlar için bir yatırım görevini görüyordu.

    Retlaw, Arcedia hariç diğerler iblisleri bütün tartışan kadınlar ve erkekleri bulmaları için yolladı, "Hepsini telkin edin bir daha bu sorun çıkmasın kadınları ve erkekleri birbirine bağlayın, unutmayın biraz şeytanlığınızı kullanın." dedi o donuk gülümsemesiyle,

    "Ya ben ne yapacağım peki , patron." dedi Arcedia, esneyerek, belli ki ayakta durmaktan yorulmuştu,

    " Sen benim tedbirimsin." dedi Retlaw "Bizimkilerin atladığı bir kaç kişi olabilir ya da hala erkeklerden nefret eden grup liderleri de olabilir bu ve bunun gibi sorun çıkarabilecek insanları, bul onları öyle, Tembelliğe batırki bir daha konferansmış, yok savaşmış devrimmiş gibi şeylerle uğraşmasınlar."

    Arcedia, görevi aldığı anda esnemesi kesildi, görevi aldığı anda miskinliği uçar giderdi. Anında Retlaw'ın yanından kayboldu. Retlaw ters devrilmiş bir sandalyeyi düzelterek oturdu bir sigara yaktı. Bakışlarını karşısındaki giriş kapısına doğrulttuğunda beyaz takım elbiseli adamı görünce şaşırdı.

    "Ah Pax, seni beklemiyordum." dedi Retlaw gülerek., "Dört atlının kuduz gibi üzerime saldıracağını sanıyordum."

    "Bana niye Latince sesleniyorsun şeytan," dedi Barış, Retlaw'a tepeden bakarak, "Bu işe neden karıştın ?"

    "Lütfen bana Retlaw de," dedi siyahlı adam, "Latince kulağıma daha hoş geliyor, ayrıca bir melek olarak da adın buydu değil mi ?"

    "Çyleydi," dedi Barış sakince, "Senin yardım etmene şaşırdım doğrusu."

    "Sinirimi bozdular," dedi Retlaw, gülümseyerek, "Bilirsin sinirim bozulunca, herkese karşı çıkabilirim."

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Fri May 07, 2010 6:30 pm Reply with quoteBack to top

    Aspendos Tiyotrosu'nun kralin kizina asik bir mimar tarafindan yapildigindan bahsedilirdi. Oylesine insaa edilmist ki, tiyatronun en alt bolumunde fisiltiyla konusan birisinin cumleleri en yukarida oturanlar tarafindan bile duyulabilirdi. Cok sukur ki, Antalya'da olanlari fark ettiklerinde Olum un liderliginde hizla buraya gelen Dort Atliyi kimsenin duymasi mumkun degildi.

    Tiyatronun mermerlerinin uzerine serdikleri gazetelere oturmus siradan belki biraz fazla titiz ziyaretcileri andiriyordu Dort Atli, ama konustuklari konu ciddiydi.

    Yedi Gunah yarattigimiz catismayi bitirmeyi basardi dedi Hastalik mimizlanir gibi bir ses tonu ile...

    Hakli dedi Savas Acikcasi bu kadar hizla bu catismayi sona erdirmelerini beklemiyordum. Insanlarin icindeki gunahlari azaltmalari gercekten supriz oldu.

    Surpriz oldu evet dedi Olum. Ama unutmayin onlarin gucu biraz da insanlarin gunahkarligina baglidir. Dolayisi ile azalttiklari gunahlarin yerine yenilerini yaratmalarini en azindan bir yere kadar bekliyordum. Beni sasirtmadilar.

    Erkeklerin ve kadinlarin birbirlerine karsi ofkesi, kiskancligi... Erkeklerin duydugu oburluk hissi, sehvet acgozluluk duygulari ve de....

    Ve de evet her seye ragmen Dunyadaki tum erkek ve kadinlarin birlesmesi gerektigine inananlarin yasadigi tembellik...

    Bunlar bizim ne isimize yarayacak ki diye sordu Hastalik...

    Tum bu duygular diye acikladi Olum Bir savasin cikmasi olumun acligin ve hastaliklarin yayilmasi icin birebirdir. Yeter ki onlari dogru sekilde kullanabilelim. Kadinlarla erkekler arasinda bir savas imkansiz hale gelmis olabilir. Ama unutmayin Corum ve Sivas'ta toplanmis 20000 kadin ve erkek var. Bu insanlar Dunyanin en unlu kisileri digerlerini en cok etkileyecek kisiler, ki cogu zaten Dunyanin her yerindeki kadin ve erkeklerle secilmisler.

    Ve eger onlarin duygudugu ofke ve kiskancligi bir catismaya donusturebilirsek dedi Savas. Ulkelerine donduklerinde tarihin en muazzam savasini baslatabilirler.

    Diger tum savaslardan daha delice tum Dunyaya yayilmis neredeyse hicbir mantik ve anlam icermeyen bir savas. dedi Olum. Iclerindeki ofke ve kiskancligin tum diger anlamlari orttugu o nedenle insanlarin ne icin carpistiklarini bile bilmedikleri bir savas.

    Iste bu gercekten ilginc bir durum olur dedi Hastalik.

    Evet dedi Olum. Aslinda senden de ozel bir sey isteyecegim Hastalik dedi Olum. Cok ozel bir hastalik tasarlamani istiyorum. Her seyden once tedavisi olmayan hicbir hastalik yaratamayiz biliyorsun bu bize yasaklanmistir. Senden zaten ilaci bilinen ama artik hicbir yerde uretilmeyen bir hastalik yaratmani istiyorum. geriye cok az ornek kalmis olsun ilactan. Hastalik tum Dunyaya yayildiginda mevcud Dunaynin her yerindeki tum ilac fabrikalarinda bir ayda en fazla on bin sise uretebilsinler... Yani mevcud ilacin uretimi cok pahali olsun.

    Oysa dedi Hastalik, Dunyanin her yerinden gelen insanlara bulastiracagim bir hastalik ilk haftada bile yuzbinlerce kisiye yayilir sonra da milyonlara... Bunu sevdim dedi Olum e Hastalik... Orta Cagdaki Kara Vebadan beri kendimi hic bu kadar genc hissetmedim.

    Simdi dedi Olum hizli olmaliyiz. Basarimiz biraz da hizimiza bagli... Ayni anda hem Corum'da Dunya Erkekler Birliginin toplanma yerinde, hem de Sivas'ta Dunya Kadinlar Birliginin toplanma yerinde olmaliyiz. Ama erkekler daha onemli.... Ama her seye baslamadan once yine de son bir sey var bilmenizi istedigim

    Nedir o? diye sordu Savas Olume.

    Olumse anlatti. Diger Uc Atliya birden anlatti.

    Bundan sonra olaylar hizli gelisti. Corumda ve Sivas'ta toplananlar tum kiskanclik ve ofke krizleri patlak verdiginde birkac dakika icinde icinde bulunduklari sehri terk edecek durumda degillerdi. Hazirlanmalari ulasim icin bir yol bulmalari gerekiyordu. Ve bu arada Olum Aclik ve Savas hizla calismaya basladilar.

    Aclik ozellikle aralarinda kiskanclik ve ofke hissi olan erkek ve kadinlar bir arada yemek yedikleri saatlarde iclerindeki aclik hissini arttiriyordu. Konferansta tum yemekler toplu yapiliyordu. O nedenle yemekleri paylasirken erkek ve kadinlarin arasinda kavgalar cikarmak kolaydi.

    Ama zaten yemek saatleri disinda da her yerde her an kadin ve erkeklerin arasinda kavga vardi. Ve Savas bu kavga duygusunu daha da tesvik ediyordu. Ulasim sorunun cozulmesi bir gunden fazla zaman alinca kiskanclik ve ofkenin yarattigi kavgalarin fiziksel catismalar donmesi zor olmadi.

    Burada da Olum devreye girdi. Fiziksel Kavgalarda zaten insanlarin artik Ofkeden en cok gozunun dondugu anlarda farkli ulkelerin ya da ayni ulkelerin farkli bolgelerinden olan insanlarin kavgalarinda kadin ve erkeklerin olmesine on ayak oldu. Artik Dunyanin neredeyse her ulkesinden gelen gruplar baska ulkelerden gelenler histeri duzeyinde bir ofke duyuyordu, hatta cogu ulkeden gelenler kendi iclerinde bolunmus farkli bolgelerden olanlar birbirleri ile kavgali olmustu.

    Tum bu kavgalarsa kameralarla tum Dunyaya duyuruluyor. Dunyanin her ulkesindeki insanlar en cok sevdikleri en cok ornek aldiklari erkek ve kadinlarin kavgalarini kimi zaman olumlerini izliyor, kavgalar catismalari, soylemler tum Dunyaya yayiliyordu.

    Ama bir istisna vardi. Kucuk bir istisna... Ortadogu, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkas Bolgesinden gelenler arasinda tuhaf bir sekilde bir dostluk gelismeye baslamisti. Belki de yillardir onca savasin ve gerginligin yasandigi bu bolgenin insanlari tum Dunya Savas a dogru gittigi sirada bir anda kendilerine gelmislerdi. Ama belki Dort Atlinin da burada bir rolu vardi. Ornegin tam da Filistin temsilcisi kadin Israillilere kendi yaptigi tatlilardan ikram edecekken, Israillilerin aclik hissi bir anda kuvvetliniyor dolayisi ile Israilliler Filistinliler arasinda bir dostluk duygunun olusmasi mumkun hale geliyordu. Ya da Fransiz Erkekleri Sirplara saldirdiginda Bosnalilar Sirplara yardim edip kurtariyor ve iki grup arasinda bir kardeslik hissi olusuyordu. Yavas yavas Dunyanin en cok catisma gormus bolgesinden gelenler geri kalan bolgelerden gelenler arasinda bir ofke histerisi gelisirken hic olmadiklari kadar sagduyulu hale gelmeye baslamislardi.

    Neden bunu yapiyoruz diye sordugunda Aclik.

    Cunku demisti Olum... Isimizi dogru olarak yapmamiz icin Dunyanin geri kalani savasa tutustugunda bir Baris Bolgesi gerekli bize... Ve bugunku kosullarda baris bolgesi icin en dogru secim. Ortadogu Balkanlar Kafkasya ve Orta Asya yi kaplayan bolge... Ve elbette bu bolgenin merkezindeki Turkiye...

    Bir hafta sonra Sivas ve Corumdaki tum kadin ve erkekler evlerine donmustu. Ama ofke histerisi tum ulkelere yayilmis bir dusmanliga donusmustu. Almanya Italya ve Ingiltere'deki insanlar ile Fransa, Ispanya ve Baltik Devletleri'deki insanlar devletlerinin birbirlerine savas acmasini istiyordu. Polonya Cekya ve Slovakyayla Savasin esigindeydi. Ukrayna, Estonya, Litvanya, Beyaz Rusya ile Rusya arasinda gerginlik cikmisti. Ama Rusya asil Cinle de Savasin esigine gelmisti.

    Cin le savasin esindeki bir ulke de Hindistandi, Japonyadaki insanlar ise Cinle birlikte Hindistan ve Rusyaya savas acilmasini istiyorlardi. Avusturalya Cinhindi Bolgesi ve Okyanusya devletlerine savas acmak uzereydi.

    Dunyanin en buyuk askeri gucu ABD ikiye bolunmustu. Kaliforniya, Utah, Yeni Meksika, Arizona, Teksas gibi bir cok Guneybati eyaleti ABDden ayrilmak gerektigini savunuyor. Washingtonda ise boyle bir seyin savas anlamina geleceginden bahsediliyordu. Ayrilacak eyaletler kendilerine Kuzey Meksika Bolgesi diyordu. Meksika da bu eyaletlerle birlikte ABDye Savas ilan etmek uzereydi. Kanada ise ABDnin yaninda Meksikaya karsi savasa girecekti.

    Guney Amerikada ve Orta Amerikada Arjantin ve Brezilya arasindaki gerginlik tum kitaya yayilmis ve devletler bu iki ulkeden birisinin yaninda yer almislardi.

    Afrika ulkelerinden Libya Italyaya, Tunus, Cezayir ve Fas Fransaya savas ilan etmisti. Geri kalan Afrika ulkelerinde Misir haricindekilerin hepsi birbirleri ile savas halindeydi.

    Fransa'da ayrica Guney Fransizlar ve kuzey Fransizlar birbirlerine karsi sert soylemlerle ortaya cikiyorlar ve ulke bir tur ic bolunme yasiyordu. Benzer sekilde Rusyada yasayan Ukraynali ve Beyaz Rusyalilar, Ingilteredeki Irlandali ve Iskocyalilar, New Yorktaki Guney Bati Amerikalilar bu ulkelerdeki ve sehirdeki diger insanlarla giderek catisma noktasina dogru gidiyordu.

    Cinde de aralarinda aslinda cok kucuk bir ideolojik fark olan olan iki parti Kuomang ve Kutamang taraftarlari birbirleri ile catisma esidindeydi. Paris, Londra, New York, Moskova ve Pekin'in bazi mahallelerinde catismalar meydana gelmisti. Catismalarda olumler de yasanmis ve bu olumler tepkiyi daha da arttirmisti.

    Tum bunlar meydana gelirken bir ay kadar once Dunya Kadinlar Birligine sahiplik etmis Sivasta bir konferans toplaniyordu.

    Bu konferansta, Iran, Irak, Suriye, Israil, Filistin, Misir gibi Ortadogu devletleri, Kuzey ve Guney Kibris, Yunanistan, Sirbistan, Bosna, Kosova, Macaristan gibi Balkan Devletleri, Afganistan, Kazakistan gibi Orta Asya Devletleri, ile Ermenistan Azerbaycan gibi Kafkas Devletleri aralaridaki tum sorunlari donduruyor. Ve karmasaya giden Dunyada 10 yil boyunca gecerli olacak bir baris ve saglik, teknoloji, altyapi ve daha nice alanda gecerli olacak bir isbirligi anlasmasi imzaliyordu. Bu bolgede 100 yildir devam eden nice sorunlar ilk defa cozume bu kadar yaklasiyordu. Bunun icin Dunyanin geri kalaninin bir cilginligi yasamasi gerekmisti demek ki...

    Konferans'i Cifte Minareli Menderse'nin balkonundan izleyen Baris hic beklemedigi sirada kardesini arkasinda buldu...

    Evet kardesim dedi Savas Barisa... Ne kadar birbirimize ters de olsak yine de kardesimsin sonucta. Ben de sana hediye vermek istedim.

    Neden? diye sordu Baris. Once Retlaw. Sonra da sen niye alabileceginizin tamamini almiyorsunuz? Niye bu ulkeleri de savasa sokmadin sen?

    Cunku kardesim. Bir yerlerde sicak yataginda savasi izleyenler olmadan benim icin savasin anlami olmaz.. Cunku kardesim ben ne kadar Savaslardan guc alsam da insanlara bir secenek oldugunu hatirlatmak isterim. Cunku kardesim her zaman son ana kadar bir dengenin var olmasina izin vermek bizlerin hepimzin var olus sebebidir. Sadece ve sadece Retlaw ve diger alti gunah bu sebebin disindadir. Ve o nedenle kardesim sana bir daha onunla konusurken dikkatli olmani oneririm.

    Baris hicbir sey demedi. Belki de boyle bir gun ve anda en dogrusu konusmamakti.

    Icki ister misin diye sordu Savas Baris a. Kardesinin hayir dedigini gorunce de guldu kendi kendine... Sen hic elindekinin degerini bilmedin dedi ve Medresenin kapisindan cikip Savasa dogru giden Dunyanin ufak bolumunde barisi yasatan konferansi izleyen kardesini kendi dusunceleri ile bas basa birakti..

    Retlaw tum olanlari izliyordu. Olanlari engelleyebilirdi. Buna gucunun yetecegini biliyordu. Ama tum Dunya bir ofke, kiskanclik ve nihayet kibir histerisinde yuzerken, Retlaw hic olmadigi kadar gucluydu. Ve evet insanlarin bu gunahlarin icinde yuzmeleri onun kendisini hic olmadigi kadar iyi hissetmesini sagliyordu. Kadin erkek catismasi ayri bir seydi. Dunyanin neredeyse her ulkesindeki insanin neredeyse hicbir mantikli amac olmadan ofke kiskanclik ve kibirle birbiri ile catismasi... Bu daha farkliydi...

    Dort Atlinin istedigi oldu diye dusundu bir an bu ona huzursuzluk verdi. Ama sonra yine dusundu. Dort Atli neydi ki sonucta. O Retlaw di dort atliyi istedigi zaman durdurabilirdi. Hele bu savas tam anlami ile ciktiginda gucu oylesine artacakti ki, simdilik o dort aptalin istedigi olsundu.... Retlaw bekleyebilir hatta belki onlara yardim edebilirdi...

    Dunya bir yandan kaosa giderken... Bir yandan neredeyse Dunyanin her yerinde tuhaf bir hastalik belirmisti. Bir tur mide hastaligi gibiydi. Ilk basta hafif bir sey oldugu dusunulmustu. Ama hastanelere basvuranlarin sayisi giderek artiyordu. Ve ciddi bolumu de hastanelerde tedaviye alinmisti.

    Tuhafti, ABD ve Fransa da ulkedeki ofke histerisi agir hastalar arasinda bile fiziksel kavgalarin cikmasina neden olmus ve olenler olmustu. Ulkelerin ordulari sinirlarda ucak filolari havaalanlarinda bekliyordu. Fransa, ABD, Ingiltere, Rusya ve Cinin sehirlerinde her gun gittikce siddeti artan catismalar yasaniyordu. Acligin da yonlendirmesi ile insanlar marketler hucum etmis ve alabildikleri kadar besini depolamislardi... Ama cogunun evlerinde sadece bir buzdolabi vardi, aldiklari yiyeceklerin cogu birkac gun sonra curumeye baslayacakti.

    Ve tum bu kaosta doktorlar bu yeni hastaliga bri cozum bulmaya calisiyorlardi...

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Thu Jul 01, 2010 10:25 pm Reply with quoteBack to top

    "Ne yapacağız ?" diye söylendi karanlıkta bir ses,

    "Bilmiyorum çok da umursamıyorum açıkcası." dedi diğer bir ses bir gece lambası yaktı.

    "Dünya savaşa gidiyor ama ?" dedi ilk ses, itiraz halinde

    " O haklı dedi." odadaki üçüncü ses "şu durumda bu bizi ilgilendirmez."

    Gece lambasının ışığında solgun görünen ikinci ses gülümsedi, sadece mavi gözleri bir an için parlamıştı.

    "Benim zamanım henüz gelmedi, niye beni buraya çağırdınız anlamıyorum ?" dedi odadaki dördüncü ses.

    "O da haklı." dedi üçüncü ses tekrardan, gözlüğünü tek parmağıyla yukarı kaldırırken. " Onu ne diye çağırdınki."

    İlk ses ışığa doğru yürüdü uzun boylu yakışıklı sarışın bir adamdı. " Çünkü barış bizden yardım istedi, ben baş melek olarak siz üst melekleri buraya çağırdım."

    "Ah Mikeal, Micheal, Michel, ya da kendine ne diyorsan." dedi ikinci ses, "Biz ne yapabiliriz ki mahşerin dört atlısı geçmiş harakete, üstelik içlerinden bir tanesi bana hesap veriyor, durum kontrol altında yani."

    "DURUM KONTROL ALTIN DA MI ? şu an dünyanın durumuna bir bak istersen, ölüm kayıtlarını, inceledim aralarında vadesi gelmeden ölenler var yaptığın iş bu mu Azrail." diye kükredi Mikhail, "Hepiniz kendinize gelin biraz."

    Azrail'in suratı bir an öfkeyle çarpıldı, lambanın gerisine gidip,karanlığa karıştı.

    "Kontrol edecek." dedi, dördüncü ses " Çyledir o bilirsin."

    "Etsin de görsün," dedi sinirle...

    "Azrail'in sorulacak hesabı olabilir belki ama bizim bunlarla ilgimiz yok, birimizin görevi bitti diğerinin görevine ise daha vakit var." dedi üçüncü ses.

    "Siz... anlamıyorsunuz...." dedi Mikhail, "Belki de daha üst mercilere başvurmalıyım."


    ******


    Retlaw bir sigara yaktı, gazate okuyordu. En sonunda Amerika iç savaşa girmişti, daha çok ölüm daha çok vahşet aha çok günah, olabilecek en güzel şeydi bu

    "ıra." dedi yanındaki koltukta uzanan iri adama.

    "Hıı" dedi öfke sinirle Retlaw'a baktı.

    "Çocuklara söyle, duygu limitini standarta indirsinler, gökyüzündeki büyüklerin dikkatini çekmek istemeyiz."

    Çfke homurdanarak çekip gitti. Retlaw gazeteyi katlayıp bir köşeye koydu. Bütün işleri o dört aptal atlı başlatmıştı, gökyüzündekiler bu durumu fark ederlerse suçu onların üstüne atacaktı tabi ki... Kaşınan onlar olmuştu hatta kendisi onları durdurmaya bile çalışmıştı....

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Oct 21, 2010 3:58 am Reply with quoteBack to top

    "Bir sonraki asama..... "

    Paris in unlu kafelerinden birinde oturan dort alimli hanimdan birisi idi bunu diyen. Baslayan savas Dunyada, ve bu arada Fransa'da da bircok sehre buyuk zarar vermisti. Yine de ulkeler kimi buyuk sehirlerini yikimlardan korumayi basarmislardi. Cunku bu sehirlerin ayakta durmasi ulkelerdeki insanlarin morellerini korumasi icin cok onemliydi.

    Evet alimli hanim, yani daha dogrusu alimli bir hanim kiligin girmis Savas da tam da bundan bahsediyordu.

    Bir sonraki asama, insanligin barisa olan inancini yikmak, onlarin bu kaosun artik onlenemeyecek duzeye geldigine inanmasini saglamak. diye devam etti.

    Iyi de Dunyada hic savasin olmadigi bir baris bolgesi olurken bunu nasil basaracagiz? diye sordu Aclik.

    Sorun degil, dedi Savas. Insanlarin en sevdigim yani belli guc simgelerine cok fazla anlam yuklemleri. Guclu olduklarina hic yikilmayacagina inandiklari bir sey yok oldugunda alt ust oluyorlar. Ve en fazla anlam yukledikleri guc simgeleri de muhtemelen sehirler. Bir iki saniye durup ekledi. Roma sehrinin yikilisini hatirlarsiniz.

    Nasil hatirlamam, dedi Hastalik kanalizasyon sistemleri temiz su kaynaklari yok olmustu. Kiyamete en cok yaklastigimiz zamanlardan biri idi sanirim.

    Evet dedi Savas, cunku Roma hic yikilmayacak bir sehirdi, ve o yikildigi an, insanlarin buyuk bolumu Dunyadaki tum duzenin yikildigina inandilar. Ustelik de o zaman Romanin cokusunu Dunyaya duyuracak televizyonlar, bilgisayarlar da yoktu.

    Nereye geleceksin? diye sordu Olum.

    Suraya gelecegim dedi Savas. Bugunku Dunyada da boylesi guc simgesi sehirler var, guclu devletlere ait, ve bu devletlere ait gucun simgesi olmus sehirler. Bu sehirlerin en yikilmaz olanlari bir anda hep birlikte coktugunde bu baslayan kaosun tersine cevrilebilecegine insanlarin inanci cok azalacaktir. O nedenle Dunyanin savasin icine cekilmis bolumlerinde, insanlar ya savasa teslim olacaklar ya da umutsuzca barisin oldugu bolgelere kacmaya calisacaklar. Boylece biz de son asamaya gecebilecegiz.

    Hangi Sehirler peki sence bugun Dunyadaki gucun simgesi olan sehirler? diye sordu Aclik.

    Bes sehir dedi Savas. New York, Londra, Moskova Pekin ve de....

    O anda oturduklari unlu Fransiz Kafesini titreten kulaklari sagir edecek kadar guclu bir patlama sesi duyuldu.

    Evet basliyor dedi Savas. Besinci sehir Paris.

    Guney Fransa hareketinin lideri sehrin dort bir yanina yayilan adamlarina talimat vermekle mesguldu. Birkac gun once Marsilyadaki isyani bastirmak icin Fransa bu sehri bombalamisti, simdi onlar bu saldirinin intikamini alacaklardi, hem de Fransanin kalbini yok ederek, gun bugundu. Konkord Meydana dogru ilerleyeceksiniz dedi bir gruba, etraftaki tum mahalleleri yakip yikin, hayir esir almayin. Sonra diger gruba Lurve muzesini siz ele gecireceksiniz dedi, tum sanat eserlerini yok edin hicbirine ihtiyacimiz yok. Sonra ucuncu gruba, evet dedi, sizin goreviniz Eyfel Kulesi... Evet sembolik bir hedef ama onemli... Evet O KULE YIKILACAAAAK. Tamam haber bekliyorum sizden...

    Ayni anda New Yorkta Vahsi Batililar adi verilen bir grup Harlem uzerinden Manhattan a dogru yuruyordu. Sehirde yillardir ertelenen catisma baslamis gibiydi. Polis ve asker bu boyutta bir isyan beklemiyordu. Times Meydani savas alanina donmustu. Isyancilar binalarin icine giriyor ve temellerine patlayicilar yerlestiriyordu, gokdelenler buyuk bir gurultu ile yikiliyordu.

    Londrada olaylar Parlemento binasinin onunde toplanan bir Iskoc ve Irlandali grup baslatmisti, Ingilizlerin arasina karistiklari icin bu grubu fark etmek mumkun olmamisti. Simdi Parlemento coktan harabeye donmustu, grup Buckingham Sarayina girmeye ugrasiyordu. Ingiliz Mahallerinin cogu savas alani idi.

    Pekin de o gune kadar iki grup catismayi onlemeyi basarmisti. Ama bir anda Yasak Sehirde baslayan tartisma buyuk bir catismaya donusmustu. Iki grubun da uyeleri sehrin her yerinde catismaya katilmisti. Yasak Sehir buyuk olcude yangin yeri gibiydi.

    Moskovadsa Ukraynalilar, Kremlin basta olmak uzere belli basli binalari kundaklamisti. Simdi bu binlarin alevleri altinda moskovanin her mahallesindeki her evi yikmaya calisiyorlardi.

    Birkac saat sonra Dunyanin her yerine haberler gelmeye baslayacakti, Moskova, Paris, Londra, Pekin ve New York yaniyordu. Dunyanin en yikilmaz zannedilen bes sehri ayni anda cokmustu. Icinde milyonlarca insan barindiran bu sehirlerde hayatta kalabilen insan sayisi onbinlere dusecekti. Kentlerin anitsal binalari da harabeye donecekti.

    Dunyanin baris bolgesinde yasayanlar bile bu haberi dehsetle izleyeceklerdi. Ustelik de bu haberi bir kotu haber daha eklenecekti. Dunyanin en iyi doktorlarini barindiran bu ulkelerin sehirleri cokerken, Dunyayi saran hastaliktan dunyanin farkli yerlerinde yasayan binlerce insan olmeye baslamisti, tek bir gunun icinde... Ustelik de bu sadece baslangicti.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Thu Oct 21, 2010 8:20 am Reply with quoteBack to top

    Haberler gittikçe yayılıyordu, savaş ve kan ölen onca insan işlenen bunca günah, Retlaw gazetesini okuyordu. şu durumda olmaması gereken şeyler oluyordu ve bunun onunla bir bağlantısı yoktu. O yüzden Napolinin bir kasabasında kahvesini yudumluyordu sadece Beş şehirde oluşan tahribat yıkım ve ölüm acaba Pax bu konuda ne yapacaktı. Barış bölgeleri oluşturmaları çok ironikti... Ortadoğuda barış avrupada savaş buna ancak aptallar kanardı.

    Gazetesinden başını kaldırıp baktığında gölgeler içinden birininin yanına geldiğini gördü karanlık yüzünde derin bir öfke vardı.

    "Anlaşmamız vardı sen onu bozdun," dedi sert bir sesle masaya yumruğunu vurdu, masa ikiye ayrıldı. Karanlıın gücü öfke öfke kabarıyor adamın üzerinde kukuletalı bir pelerin oluyor gibiydi.

    Retlaw ayağa kalkarak iki adım attı. " Bir tek tırpanın eksik Uriel, olanların benle ilgisi olup olmadığını nerden çıkardın. "

    "Lucifer ya da şeytan kendini hangi adla çağırıyorsan Dört atlıdan sonra senin hesabını sormaya geleceğim..." dedi ve gözden kayboldu....

    Retlaw şaşkınlık içinde orada kalakaldı. Azrail'le anlaşmasını bozacak hiç bir şey yapmamıştı. kuralları bozan onlardı sadece, Azrail'İn bu tavrı meleklerin ona karşı tavır alması demekti. Mikhael bunu biliyordu ki tepesine bunu göndermişti...

    İblislerle meleklerin savaşı başlıyor gibi görünüyordu, Çstelik vaktinden önce, hepsi bu salak dört atlı yüzündendi, duyguları geri çekmekte çok geç kalmıştı, oyun üzerine oyun, ayağa kalktı tuvalete gitmek ister gibi kapıya doğru yürüdü kapıyı açıp kapadığında cehennemdeydi...

    Yapılacak iş çoktu.......

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Oct 23, 2010 6:15 am Reply with quoteBack to top

    Sidney Opera binasının yıkıntılarının üzerindeydi Savaş. Moloz yığınlarının arasında, şehrin farklı yerlerinde insanlar yiyecek bir parça yemek bulmak için uğraşırken o lüks bir otelin salonundaymış gibi kahvesini içiyor ve tatlısını yiyiyordu. Belki de en kendine özgü yanıydı Savaş'ın ortalık karıştıkça o daha da sakinleşir, sanki her şey her zamankinden normalmiş gibi davranırdı. Ama bu defa her şey normal değildi.

    Uzaktan beliren İskelete benzeyen meleğin giderek kendisine yaklaşmasını bekledi. Melek yeterince yaklaşınca, Ah dedi Azrail, yine her zamanki gibi çok şıksın. Kahve alır mısın bu arada dedi, içinde kahve bulunan termosu göstererek.

    Sen dedi, Azrail Savaş'a, Duyduğum kadarı ile Atlıların liderliğini üstlenmişsin Savaş. O halde her şeyin sorumlusu sensin.

    Eh Çlüm son derece iyi bir lider aslında, hala da resmen liderimiz o. Ama insiyatifi bana verdi bu seferliğine. Sana çok benzediğini söylemiş miydim bu arada Çlüm'ün.

    Sözlerimi çarpıtma sakın Savaş. Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Çlüm listelerini kontrol ettim. Çlmesi gerekenden çok daha fazla insan ölmüş. Sayıları da giderek artıyor. Söyle ne yapmaya çalışıyorsunuz.

    O anda dev bir patlama sesi duyuldu. Sidney şehrinin insanları arasındaki savaş.

    Ne yapmaya çalışıyorduk diye sordu Savaş, kendi kendine düşünüyormuş gibi görünerek. Ha hatırladım. Sanırım Azrail, biz kıyameti getirmeye çalışıyoruz. Evet dediğin gibi son zamanlarda çok insan öldü, sayıları da giderek artıyor. Ne dersin, acaba kıyamet yakın olabilir mi?

    Ben Azrail'in Savaş, siz dört atlı bana karşı gelemezsiniz.

    Yanılıyorsun Azrail. Sen, ve diğer melekler sizlerin sorumluluğu bu Dünya'nın düzenini sağlamak... Bizler ise zamanı geldiğinde bu Dünya'nın sonunun gelmesine katkı sağlamak için buradayız. Görevlerimiz farklı Azrail. Yoksa neden, sen varken aramıza bir Çlüm daha eklesinler ki.

    Azrail bir süre sessiz kaldı. Sonra devam etti. Bu konuyu diğer meleklerle toplanarak konuşacağız Savaş. Unutmayın amacınız onu yok etmek siz de şu anda bu Dünya'nın parçasıyız. Ve biz bu Dünya'dan sorumluyuz.

    Ama biz bu Dünya'nın doğal parçaları değiliz Azrail. Bir tür yabancı madde gibiyiz. Değil mi? Bizlerin, kaçınılmaz olarak gelecek kıyametin dört atlısının işini yapmayı engellemek, Dünyadaki kimi insanların kaçınılmaz ölümü engellemeye çalışması ile aynı şey değil mi?

    Azrail bir kere daha asık bir suratla Savaşa baktı. "Dediğim gibi Savaş. Bu konuyu konuşacağız." dedi Savaşa. Uzakta, Sidney kentinin öbür ucunda bir patlama sesi daha duyuldu. "Kutlarım bu arada Savaş. Kıyamete gerçekten yaklaşmış görünüyorsun. Ama unutma bu Dünyada olan herşey bizi ilgilendiriyor. Kıyamet bile" dedi Savaşa. Sonra yavaş yavaş gözden kayboldu.

    "Haklısın Azrail" dedi Savaş. "Ama öyle bir an gelir ki kıyameti kimse engelleyemez. Siz bile"

    Barış hala anlamaya çalışıyordu. Neden? Neden Savaş, Dünya'nın yıllardır hiç savaş görmemiş bölümlerinde bir savaş başlatmıştı da, yıllardır savaşın içinde hapsolmuş bölgelerde bir barış döneminin başlamasına izin vermişti. Gerçi hakkını vermek lazımdı. Afrika, Latin Amerika ve Uzak Doğuda yakın tarihte az savaş görmemişti ve şimdi onlar da bu çılgınlığın parçası idi. Ama Dünyanın tam ortasında koskoca bir bölge....

    şimdi ülkelerin ortasındaki Savaş artık onun önlemesi neredeyse imkansız hale getiren bir hal almıştı artık kimin kimle savaştığı belli değildi. Hastalık ve açlık önceleri ideolojiler ve hatta vatan savunması için yapılan savaşları basit bir şekilde var oluş savaşlarına dönüştürmüştü. Çlkelerin liderleri hala umutsuzca içerideki ve dışarıdaki düşmanlarını bir çırpıda yok etmenin planlarını yapmak istiyordu. Savaş bölgelerindeki büyük şehirlerin çok azı yıkıntıya dönüşmemişti.

    Barış şimdi, bu savaş çılgınlığından kaçmak isteyenleri olabildiğince en hızlı yoldan Barış bölgesine gitmesine katkı sağlamaya çalışıyordu. Dünyanın geri kalanındaki savaş elbette bitecekti. O zaman belki bu barış bölgesinde hayatta kalan medeniyetin tüm Dünyayı yeniden inşaa etmesini sağlayabilirdi. Ya da sağlayabilir miydi? Savaş, bu barış bölgesinin var olmasına ne kadar izin verecekti? Amacı kıyameti getirmek değil miydi? Çyle ise eninde sonunda kıyamet bu bölgeye de gelmeyecek miydi? Barış şimdilik bu konuyu düşünmemeye çalıştı. Barış bölgesindeki insanların birbirleri arasındaki kardeşliği elinden geldiğince güçlendirecek. İlerideki olası oyunlara onları hazırlamaya çalışacaktı. şimdilik elinden gelen buydu.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Tue Oct 26, 2010 7:01 pm Reply with quoteBack to top

    " Yapma neden çıkamayacağını söylüyorsun ki."

    "Vakit gelmedi."

    " Vakti biraz ileri aldılar diyelim, ya da o dörtlü böyle bir şeyler yaptıı. Felakete hoş geldin. Neler yapacağını gerçekten merak ediyorum."

    Karanlık içinde çukuru kazan mavi gözlü adam duraksadı arkasından onu ikna etmeye çalışan adamın ayak sesleri ona hızla yaklaşmaktaydı. Elinden kazmayı bırakıp Adama doğru döndü, Ona doğru dönerken yakışıklı yüz hatları soldu sol gözü kırmızılaştı.

    "Emin misin ?"

    "Tabi... ehmm adım gibi."

    "Sen bunu söylüyorsan birileri sorumluluğu almış demektir, o zaman artık özgürüm. Sen dört atlının mı elçisisin."

    "Evet, kısmen öyle." dedi ayaklarını hafifçe yere vurarak.

    "İyi, çok iyi." dedi adam gözleri kıvılcımla parlayarak yeryüzüne doğru toprağı hızla delmeye başladı. "Artık özgürüm." dediği duyuldu delip yukarı çıkmadan önce....

    "Ohhh Süper, deccal artık özgür." dedi bariz bir rahatlamayala sonra telaşla arkasına baktı. " Yaptım gördün mü şimdi söyleyecek misin."

    Arkada toprağın içinden tanıdık bir yüz çıktı "Tabi Merak, söyleyeceğim, cehennemin sırlarını merak ediyorun öyle değil mi ? "

    "Tabi tabi çok merak ediyorum Retlaw çok."

    "Ah" dedi Retlaw gülümseyerek Merak'ın omzunu tuttu. " Göstereyim."

    Birden görüntü değişerek cehennemin dumanlı karanlık alevli topraklarına girdiler, içeride şeytanlar bir meleğin buraya adım attığını görünce hemen etrafını dizdiler. dilleriyle sivri dişlerini yalıyor meleğe bir yiyecekmiş gibi bakıyorlardı.

    "Oh oh cehennem çok çok farklıymış çıkar beni burdan Retlaw çıkar..." dedi merak çığlıkla

    Retlaw onu tuttuğu gibi, şeytanların ortasına attı.

    "Parçalayın."

    şeytanlar iştahla meleğin üzerine çullandılar. Retlaw onları umursamadan ilerledi, ilerde altı arkadaşı onu bekliyordu.

    "Biri gitti." dedi yavaşça "Artık savaş başlayacak..."

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Oct 28, 2010 2:34 am Reply with quoteBack to top

    Isvicre'deki Alp Daglarinin en unlu kayak tesislerinden birindeydiler. Tesisler bombostu. Her yer terk edilmisti. Yine de Savas, tesisin en luks lokantasini bir anda eski haline yakin bir hale sokmayi basarmisti. Ama bugun Savas in degil Hastalik in gunu idi...

    Evet sonunda tasarladigim hastalik isini gormeye basladi. Ozellikle Avrupa'da olen insan sayisi onbinleri buldu bu hafta neredeyse.... Avrupalilar tabii yoksullugu yillardir yasamadilar, o nedenle en dayaniksiz olanlar onlar... Ama Guney Amerika ve Hindistan, Cin de Avrupa kadar kotu durumda... Afrika Amerika ve Avusturalya'da olumler daha az, buralarda insanlar daha fazla kucuk yerlerde yasiyor, hastaligi bulastirmak zor oluyor tabii. Ama tum Dunyada sanirim bundan sonra her hafta yuzbin insan bu hastaliktan olecektir.

    Peki ya baris bolgesi diye sordu Olum Hastalik'a

    Orada henuz olum yok. dedi Hastalik... Hasta insanlar hastanelerde daha iyi kosullarda bakiliyor, eh sonucta savas yok orada Aclik da yok henuz... Bu da orada hastalik in ilerlemesini geciktiriyor. Birkac saniye durup ekledi. Ki bu da bizim istedigimiz bir durumdu sanirim.

    Elbette ki oyle... Zamani gelmeden oradaki insanlarin buyuk sorunlarla karsilasmalarini istemeyiz.

    Aklima takilan bir durum var dedi Aclik. Biliyorsunuz, kiyamet yaklastikca ortaya cikacak bir suru alametten bahsediliyor. Eh gorunen o ki kiyamete de yaklasiyoruz. Bu alametler ortaya cikarsa, ya da ciktiginda biz ne yapacagiz.

    Savas yuzunu hafifce burusturdu. Biliyorsun Aclik, bizim gorevimiz kiyameti getirmek ve sadece bu... Ama kiyamet gelirken nelerin olacagini tam olarak biz de bilemeyiz. Tek yapacagimiz, cok acil bir durum olmadigi surece, oncelikle gorevimizi en iyi sekilde yapmaktir.

    Muhtemelen, Kibir ve Yedi Gunah icin kiyametin gelmesi buyuk bir firsat olacak diye gorus belirtti Hastalik.

    Elbette dedi Savas, kiyamet cogu insanin Yedi Gunahtan birini islemesine, kisacasi onlarin eline dusmesine olanak saglayacak, ama tabii bu konuda bir sey yapamayiz ne yazik ki... Yalniz.... Dunya'nin ters yuz oldugu boyle bir zamanda Yedi Gunah bununla yetinmeyebilir.

    Tum evreni alt ust etmek icin zamanin geldigini dusunecekler dedi Aclik...
    Peki bu durumda biz ne yapacagiz?

    Isimize bakacagiz dedi Savas... Biz isimize bakacagiz.

    Dort melek yeniden bir araya gelmisti. Yeryuzunde yasayan insanlarin hayal edemeyecegi bir ortamdi. Bilinen anlamda madde burada yoktu. Isik her saniye her an sekil ve renk degistirerek meleklerin etrafini sariyordu.

    Azrail konusmaya basladi.... Tum bu olanlarda en basindan beri bir gariplik oldugu acik sanirim. Kiyamete dogru gidiyor bile olsa her sey olmasi gerektigi gibi gitmiyor.

    Cebrail sordu. Israfil, kiyamet konusunda en fazla bilgisi olan sensin. Tum bu olanlar olmasi gerekenler mi, yoksa bizim olanlara mudahale etmemiz gerekiyor mu?

    Israfil, Ben dedi sadece kiyameti kesin zamani geldiginde bilecegim. Kesin zaman benim bile tam olarak bilmem imkansiz... Ama... diye ekledi. Kiyamete giden surece gelince... Dunya yok olusa dogru giderken, olmasi muhtemel bazi olaylar vardir. Eger gercekten kiyamet yaklasiyorsa en azindan bunlarin bir kisminin olmasini bekleyebiliriz.

    Deccal dedi Cebrail... Onun ortaya cikmasi ve tum insanligi karmasaya suruklemesi muhtemel...

    Zaten insanlik karmasa icinde dedi Azrail...

    Bu karmasa hic bir sey degil dedi Mikhail... Tum bu olanlar doga kurallarina aykiri degil su anda... Yasadiklari tum dehsete ragmen insanlar hala kurallari belirli bir Dunyada yasamanin rahatligi icindeler, bu rahatligi fark etmeseler bile... Oysa Deccal kurallari degistirecek bir varlik... Hem de bunu muhtemelen insanlardan alacagi gucle yapacak...

    Peki biz melekler Deccal ortaya cikarsa ne yapacagiz. diye sordu Cebrail..

    Deccal in gucu ve tam olarak nelere yol acacagini bilmiyoruz. Ama yedi Gunah in onu kiyamet yaklasirken insanlari gunaha suruklemenin otesinde amaclarla kullanmak da isteyecekleri neredeyse kesin... Ve en azindan bunu denemelerine izin verilebilir dedi Israfil birkac saat once Savas in sozlerini farkinda olmadan tekrarlayarak. Ve o zaman kiyamet sadece insanlar degil, melekler icin de bir sinav haline gelir. diye de ekledi.

    Oyleyse dedi Cebrail, biz melekler hazir olacagiz.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Thu Oct 28, 2010 7:47 pm Reply with quoteBack to top

    "Orada ölüm yok...."

    Deccal, Kael Bin İzhad son darbesiyle arabistan çöllerinin ortasında bulmuştu kendini bilmediği barış bölgesinin orada. İnsan Suretinde Kael hiç bir kimse içinde en yakın şehire doğru onu izleyen kızgın güneşle beraber ilerledi Bu şehir Mekkeydi.

    ****

    "Ne diye bir Meleği öldürdük Retlaw." diye kükredi Çfke....

    "Hiç kimse beni küçük düşüremez Ira, bu ne dört atlı ne de Uriel, hiç kimse küçük düşüremez..." dedi yavaşça ilerledi. Dünyanın her yerinde ortadoğu hariç her yerinde savaş devam ediyordu. Bu küçük balkan ülkesi huzurluydu tekrar birleşmenin mutluluğunu yaşıyordu. İki adamda bu kalabalığın arasında tatışmaktaydı.

    "Kıyameti hiç istemeyen sendin kıyamet senin ölümün demek bunu biliyorsun, Neden bir meleği öldürüp bunu bir savaş haline getirdin ha ?"

    " Çünkü hiç kimse beni küçük düşüremez." dedi Retlaw gülümseyerek, "Melek öldüğüne göre anlaşma bozuldu, Deccal erkenden harakete geçti. Artık bazı şeyler değişti herşey olmak zorunda olduğu gibi olmayacak. Yani Kıyametten önce ya da sonra ölmeyeceğim. Deccalın kalbini ele geçirdiğimde güçlerim artık onun bile üzerinde olacak..."

    Çfkenin yüzü korkuyla, büzüldü ama bir şey demedi ne de olsa şeytanların babasına karşı çıkamazdı. Onun yerine başka bir şey sordu. " Neden buraya ikimiz geldik ?"

    "şu an yapacağımız şey için ikimiz yeterizde ondan ?" dedi Retlaw, "Hem burası sana nostaljik gibi gelmedi mi ?"

    "Hı, evet burada bir sırpı çoşturup prensin birini vurdurmuştuk da savaş başlamış..." bir an duraksadı. "Yoksa burada da...."

    "Aynen İra aynen şu çocuğu görüyor musun ?" dedi Retlaw genç bir adamı gösterdi elini çantasına sokmuştu kararsızca etrafa bakıyor, bu ülkeleri birleştirmiş balkan liderlerine nefretle bakıyordu.

    "Hadi şu çocuğu biraz ikna edelim." dedi şeytan gülümseyerek. Adam içinde öfke ve kibir duygusuyla kararsızlığı kayboldu silahını çıkarttığı gibi ateşledi. Lideri Göğsünden üç kez vuran çocuk kaçmaya başladı. Ve ortama kargaşa hakim oldu. Bu balkanlarda ve ortadoğuda olan savaşın ufak bir başlangıcıydı.

    "şu dört atlı artık dikkatli olsa iyi olur." dedi Retlaw " Çünkü Yeni Tanrı ben olacağım..."

    *****

    "Yapacak bir tek bir şey var." dedi Cebrail, "Azrail dışında biz gökten inemeyiz o ise meşgul bu aralar bunu ancak sen başarabilirsin Barış,"

    "Ne istiyorsunuz." dedi Barış saygıyla baş meleğin önünde eğilerek.

    "Mehdiyi bulmanı..." dedi Cebrail kararlılıkla...

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Oct 30, 2010 1:09 am Reply with quoteBack to top

    Bir zamanlar Ortadogu, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya olarak adlandirilan, son savasin cikisindan itibarense Dunyanin hemen her yerindeki insanlarin kisaca baris bolgesi olarak adlandirdigi bolgede catismalar hizla yayiliyordu. Birbirleri ile catisan insanlari bolecek kesin cizgiler olusmamisti henuz bu sayede devletler catismalari kontrol altinda tutabiliyorlardi. Ama zaten Deccal in da istedigi buydu, kesin bir kaos degil, yavas yavas kaosa ilerlemekte olan bir ortam... Boyle bir ortamda insanlari kolayca etrafinda toplayabilirdi. Bunu yapmaliydi, cunku Deccal in gucu oncelikle onu takip edecek insanlardan gelecekti.

    Kudus sehrinin yer alti mahzenlerinde basitce dosenmis odada onuc kisi bir masanin etrafinda toplanmisti. Masanin basinda bir zaman sahip oldugu ismi unutmus kisacasi Deccal olarak adlandirilan kisi vardi.

    Diger kisilerse, o gunun Baris bolgesi olarak adlandirilan bolgesinin en etkili ulkelerinden gelen kisilerdi. Turkiye, Yunanistan, Israil, Gurcistan, Arabistan, Kazakistan, Iran, Sirbistan, Romanya, Bulgaristan, Misir, Ermenistan ve Turkmenistan'dan gelen tam 12 kisi vardi... Zamaninda Isa peygamberin sahip oldugu 12 havariya karsilik Deccal e ait 12 Havari... Deccal onlari, Dunyanin farkli yerlerine yayilmis, yillardir onun gelisini bekleyen binlerce insanin arasindan secmisti.

    Sonunda ortaya ciktiniz, dedi Turkiye'den gelen Cenk.

    Dogrusu bu son savas basladigindan beri bekliyorduk diye ekledi Yorgo...

    Oyle dedi Deccal once ikisinin sonra da diger on kisinin uzerinde goz gezdirerek. Bu savaslar, bu... kehanetlerde bahsedilen kaos devri dusundugumden erken basladi. Ama tam olarak zamani kim tahmin edebilir ki....

    Oyle ise yeni duzeni kurmaya artik baslayacagiz dedi Iranli Farhad ...

    Evet baslayacagiz dedi Deccal. Bu kaos bize hep o hayal ettigimiz sahneyi hazirladi... Bir yandan savasan karmasa icindeki bir bolge... Bir yandan catismanin, hastaliklarin, acligin kendi yasadiklari yerlere de ulasacagindan korkan insanlar... Ustelik de simdi korkulari gerceklesmeye basliyor.

    Insanlar kurtarici bekleyecek dedi Misirli Sadik.

    Evet bekleyecekler dedi Deccal, Bu da onlari insanligin gercek anlamda yukselisinin baslayacagi duzeni kurma konusunda ikna edecek... Oncelikle Baris Bolgesinde olanlari, sonra da adim adim duzen bugun savasin oldugu bolgeye de yayilacak...

    Gorevimize ne zaman basliyoruz diye sordu Romanyali Vlad...

    Hemen dedi Deccal, hepiniz kendi ulkelerinize gideceksiniz, teknolojik olanaklarda size yardim edecek, ama once sokaklardan baslayacaksiniz... Elinizden gelen en hizli sekilde olabildigince cok taraftar toplayacaksiniz ve onlari devletlerin kontrolunu benim elime gecmesi icin mucadele etmeye ikna edeceksiniz. Boylece de, Baris Bolgesinin uzerinde, yeni duzeninin yaratacagi devlet kurulmus olacak...

    13 Adam bu konusmalari yaparken, Baris kardesi Savasla Istanbul Kapili Carsinin Cay Bahcesinde bulusmustu. Musteri sayisi cok azalmis bile olsa dukkanlar acikti ama insanlarin surati asikti.

    Seninle konusmak icin hic de hevesli degilim dedi basladi soze Baris. Ama saniyorum oyle bir noktaya geldik ki seninle konusmak zorundayim. Cebrail in soyledigine gore Deccal yeryuzunde su anda.... Bunun anlamini biliyorsun... Kiyametten bile daha korkunc bir seyler baslayabilir. Cebrail benden Mehdi'yi bulmami istedi, biliyorsundur, kehanette Deccal ile ancak onun bas edebileceginden bahsedilir. Ben de yardim edebilirsin diye dusundum.

    Savas elini cenesini uzerine koydu dusunceli sekilde, eger isler bu noktaya geldiyse Deccal yakinda harekete gececektir, ve efsanedeki gibiyse de hele ilk basta cok etkili olacaktir saniyorum.

    Oyle ise sen ne yapacaksin? diye sordu Baris Savas'a.

    Henuz bilmiyorum, biz Dort Atli ya verilen gorevler aciktir biliyorsun... Ama isler eger bizim icin uygun degilse o zaman biliyorsun geri cekildigimiz donemler de olur, eger Deccal in gelmesi bunu gerektirirse yine geri cekilebiliriz.

    Geri cekilmeniz yetmeyebilir dedi Baris, hepimizin, meleklerin de duruma mudahale etmesi gerekebilir.

    Biliyorsun dedi Savas, Deccalle ya da baska bir dusmanla mucadele ederken bile biz meleklerin dogru seyi yapmasi yetmez, ayni zamanda dogru zamanda yapmasi gerekir, biz Dort Atlinin isi cok acik, eger tum melekler Deccalle mucadele icin isini terk ederse Dunya nasil bir yer olur dusunsene...

    En azindan Mehdi'nin bulunmasina yardim edebilir misin diye sordu Baris.

    Her zamanki gibi sabirsizsin kardesim. Eger Mehdi ortaya cikacaksa o da dogru zamanda cikmali.. Herseyden once onu ortaya cikartacak olan insanlarin inancidir denir... Henuz insanlardan da boylesine bir inanc beklemek icin erken. Korku her yanlarini sarmis durumda... Ama zamani gelecek...

    Senin bu sogukkanliligindan nefret ediyorum dedi Baris...

    Eh benim gibi karizmatik bir kardesi kiskanman dogal tabii dedi Savas masadan kalkarak, Ben kalkiyorum, sanirim bir satranc takimi alacagim kardesim diye ekledi, belki seninle de bir ara oynariz, son 400 yildir mac yapmadik, tabii ondan onceki 4000 macin hepsini ben kazaninca... diyerek bitirdi sozlerini dudaginda belli belirsiz bir gulumseme ile...

    Baris Savasin bu halinden nefret ediyorum dedi elini ciplak tahta masaya vurarak, sonra masalarin arasinda dolasan siparisleri alan adama seslendi. Bir cay daha alayim ben, koyu olsun...

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Walter
    Yönetici





    Joined: Oct 22, 2005
    Posts: 523
    Location: Gilead

    PostPosted: Fri Nov 05, 2010 8:14 pm Reply with quoteBack to top

    "Duydukki bir savaş olacakmış ?" diye bir ses duydu Barış yolda giderken , "Bu senin durumuna ters düşüyor öyle değil mi ?"

    "Bence de öyle." dedi biri daha barışın önüne dikilerek.

    "Sizin burada ne işiniz var." dedi, Barış karşısına gelen iki adam bakarak.

    "Bizi Mikhail gönderdi." dedi ilki, iri bir vücudu vardı, gürleyerek konuştu. " Senin gibi bir salon beyfendisini kolay lokma sanabilirlerdi."

    "Nitekim Merak bu yolla yok edildi." dedi sesi daha sakin olan adam başını önüne eğmiş öyle konuşuyordu.

    "Bilgi, Cesaret." dedi Barış şaşkınlıkla, "Siz beni miğ koruyacaksınız."

    "Aynen." dedi iki melek aynı anda....

    Savaşlar devam ediyordu dünya nerdeyse top yekün savaş halindeydi, kimsenin ne yapacağı belli olmuyordu. Dünya fokur fokur kaynarken. Dört Atlı Gizli bir tapınakta oturuyor, endişeli görünüyorlardı.

    "Durum karıştı." dedi Hastalık asık bir suratla, "Çoğu ölüm hastalıktan olmuyor, nükleer bombalar aktif hale geçince kimse hasta olmayacak."

    "Çyle deme." dedi Çlüm gülümseyerek. "Bu Radyasyondan olan hastalıkları arttırıp ölümleri çoğaltır."

    "Kesin şu saçmalığı." dedi Savaş, "Çok büyük güç odakları oluştu yaptığımız bu iş boyunca Retlaw ve günahları Deccal ve adamları, Birde melekler, aralarındaki savaş sadece dünyevi şeyler olmayacak. Azrail'e karşı rahat konuştum ama bizimde gücümüz tükenebilir üstelik Retlaw bize bu kadar hırslıyken.

    "O başındaki meleklerle uğraşsın." dedi Açlık, "Durup duruken bir meleği öldürdü, şu ana kadar bu savaşların makul seviyede olmasını isteyen şeytan sonunda çıldırdı. Ortalığı birbirine katacak."

    "Bizde onu izleyeceğiz." dedi Çlüm gülümseyerek.

    "Birden bire bu kadar değişmiş olamaz, bir şey yüzünden harakete geçti. Tam da Deccel'ın çıktığı sırada." dedi Savaş, "Ayrıca kardeşim gelip, Mehdiyi benden bulmamı istedi. Çok tuhaf."

    "Neden biz mehdiyi bulup onlardan önce öldürmüyoruz,." dedi Çlüm ellerini ovuşturarak.

    "Bu şekilde Retlaw'ın ekmeğine yağ sürmüş oluruz." dedi Savaş başını ellerinin arasına almıştı."

    "Retlaw delinin teki ne yaptığını bilmiyor mehdi ile alakası olacağını sanmıyorum." dedi Açlık homurdanarak.

    "Onun bir planı var" dedi Savaş düşünceyle "Bir planı var ve biz onu şu anda bilmiyoruz."

    ******

    "Onu bulabilecek mi sence ?" dedi İsrafil, gökyüzünden barışı izliyordu

    "Bunu zaman gösterecek." dedi Mikhael "Çnemli olan bulunduğunda Mehdi'nin güvende olduğundan emin olmak."

    "Merak etmeyin." dedi Cebrail, "Bunun için orada ben olacağım..."

    _________________
    BeÅ? dakika süren savaÅ?lar binlerce yıl süren efsaneler yaratır. O yüzden savaÅ?ta korkuyla deÄ?il tatmin hissi duyarak ölmelisin. O zaman arkandan aÄ?layacak insan kalmıÅ? olur.
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mail
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 2.73 Saniye