Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: afahaq
    Bugün: 0
    Dün: 1
    Toplam: 33753

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 438
    Üye: 0
    Toplam: 438

    FrpWorld.Com :: View topic - Akşamın şarkısı
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Akşamın şarkısı View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Efla
    Site Admin
    Site Admin





    Joined: Apr 10, 2004
    Posts: 3916
    Location: Ankara

    PostPosted: Sun Dec 05, 2010 3:35 pm Reply with quoteBack to top

    Tepenin üstündeki tek ağacın dibine oturmuştu. Sırtını da ağaca dayamıştı. Keyfine diyecek yoktu doğrusu. İlk öğrendiği şeylerlerden biri olmuştu zaten hayatta. Mutsuz insanlar kaderlerini suçlarlardı genellikle. Ama genellikle de mutlu olamamalarının sebebi beklentileriydi. Hayattan onlara veremeyeceği şeyler istemek anlamsız değil miydi zaten? İstediklerini onlara versen bile mutlu olamayacaklardı. Malesef dünyada bunu düzeltmek için yapılacak çok az şey vardı. Ama o pek az şeyden birini yapmakla gurur duyuyordu hep.

    Karnını da doyurmuştu. Belki yediği en lezzetli yemek değildi ama buna gerek de yoktu. Sadece zevkini çıkartmasını bilmek gerekiyordu. O zaman bütün yedikleri güzeldi. Geçen gün ısırdığı bozuk meyveyi saymazsak tabi. Onun pek savunulacak bir tarafı yoktu.

    Çubukla biraz ateşi eşeledi. Artık pek ihtiyacı kalmamıştı ateşe ama yine de hoşuna gidiyordu. Evin verdiği sıcaklık hissi gibi... Bazen bir şömine olduğunu hayal edebiliyordu. Ve şömineler sadece ısınmak için yakılmazdı.

    Akşam oluyordu. "Ne tatlı bir kızıl" diye düşündü. Belki sonbahar yapraklarınınkinden bile tatlı. Geceyle gündüzün birbirini görebildiği şu sayılı dakikalarda her gün aynı heyecanı koruyabilmesini seyrediyordu. Hala aynı allık geliyordu Gök yüzüne yüzlerce asırdan sonra.

    Çstelik şehrin ışıkları da eşlik etmeye başlamıştı bu sefer manzaraya. Güneşin küçük suretleri yeryüzünde vücut buluyordu bir bir. İşte bu yüzden buraya gelmişti. şehir çok güzeldi ama malesef bu güzeliğin bütünü içeriden görünmüyordu.

    Derin bir nefes aldı ve gözlerini kapattı. Hafif esen rüzgar eski yaprakları süpürdüğü gibi endişeleri süpürüyordu bedeninden. Hafifçe bir melodi mırıldanmaya başladı ağzıyla. Gözlerini açtı sağında duran lavtasına uzandı hala melodiyi mırıldanıyor ve çeşitlendiriyordu. Neyle ilgili olmalıydı....

    Ayak sesleri duydu. Misafiri olmalıydı ama aldırmadı. Lavtanın tellerine dokunarak mırıldandığı melodiye eşlik etti. Henüz hiçbir söz yoktu. Sadece melodi...

    Ayak sesleri yaklaştıkça mırıldanmayı kesti sadece lavtadan ağır bir melodi geliyordu. Ve en sonunda iki suret karşısında belirdi. Pek bakımlı olduğu söylenemezdi kıyafetleri. Yolculuktan kirlenmiş bir kıyafet değildi sadece özensizlikten. Belki de bilerek böyle bırakılmıştı daha çok siyah kumaşlara sarılmış gibi duruyorlardı. Hatta ağızlarını da kapatmışlardı kumaşlarla. Sadece burunlarının bir kısmı ve gözleri görünüyordu.

    Aldırmadı. Çünkü selam verse bile muhtemelen karşılık alamayacaktı. En azından umduğu şekilde melodi aldırmaksızın daha da gelişmeye başladı.

    Çndeki adam konuştu. Görünüşünden diğerinden daha genç olduğu beli oluyordu. Aslına bakılırsa diğeri daha çocuk sayılırdı. Bakışları diğerinden farklıydı çocuğun ne yaptığından eminmiş gibi görünmüyordu sadece bir şey söylemeden elindeki bıçağı tutuyordu. Korkutucu durmaya çalışıyordu. Pek de başarılı sayılmazdı. Çndeki adam konuştu:

    "Tıngırdatmayı bırak da sökül bakalım paraları." Sesini kalınlaştırmaya çalıştığı belli oluyordu.

    Hiç cevap gelmedi aynı melodi çalmaya devam etti. Hatta bakmıyordu bile iki hayduta önüne eğilmişti.

    "Duymadın mı be adam yoksa geri zekalı mısın ya paranı ver ya biz canınla beraber zorla alırız. Hadi zamanımız yok."

    Kafasını bu kez kaldırdı ve görebildiği gözlere birer kez baktı. Hafifçe gülümsedi. Hala çalmaya devam ediyordu. Ağzını açtı ama ağzından çıkan sadece sözcükler değildi. Bir şarkıydı. Haydıtların anlam veremeyen bakışları karşısında söyledi:

    Gündüz geceye bakarken,
    Gökyüzünün ardında,
    Güzel tatlı ve utangaç,
    Al al yanaklarıyla.


    Çnceden duyulan melodi artık daha belirginleşmiş ve kendinden emin çıkıyordu.
    Söylemeye başladığı zaman melodi tekrar yavaşlıyordu. İki haydut da gözlerini dikmiş izliyorlardı

    Ne bir gün ne de bir saat,
    Belki bir kaç dakika.
    Ne konuşmaya vakti var
    Ne de vedalaşmaya.


    ...
    [Melodi bir kez daha çaldı.]

    Bırak kendini artık yorma,
    Rüzgar anlatsın sana,
    Sen sadece kulak ver
    Akşamın şarkısına...


    ...
    İki haydut gevşediklerini hissettiler. Kılıç ve bıçak tutan elleri artık o kadar sıkı tutamıyordu

    Daha iyi görmek için
    Kapat gözlerini.
    Rüyalar götürsün seni,
    Yıldızların ardına.


    ...
    En sonunda kılıç yere şangırdayarak düştü. Ve ikisi de kendisi hafifçe yere bıraktılar.

    Topraklar yatağın olsun.
    Kucaklasın seni.
    Yıldızlar örtün olsun,
    Sarsın korusun seni.


    ...


    şarkısını bitirdiğinde lavtayı elinden bıraktı. Yüzünü biraz kırıştırdı. Güzel olmuştu ama yine de tam istediği gibi değildi. şartlara göre doğaçlama söylemeyi de seviyordu ama özgür hissedemiyordu o zamanlar kendini o kadar. Bir an için bu iki adam gelmeseydi nasıl bir şarkı olacağını düşündü çok daha güzel olabilirdi ama bu an bir kere gelirdi. Çnünde başka şarkılar vardı.

    Çnce daha büyük olan haydutun yanına gitti. Yüzündeki kumaşı biraz aralayarak yüzüne baktı ve geri kapattı. Sonra kesesine baktı pek aç gibi görünmüyordu. yemek için çalıyor gibi değildi. Diğer haydutun yanına gitti. Yüzüne baktığı kişi daha bir çocuk sayılırdı. Başka bir yerde karşılaşsa tamamen masum olduğunu düşünürdü. Belki de zaten masumdu. Bu çocuğun kesesine baktı. İçi neredeyse boştu kendi kesesini çıkarttı birkaç kuruş allı içine ve yerine koydu. İşler yolunda gierse zaten paraya pek ihtiyacı olmayacaktı.

    Çocuktan bıçağı ve adamın elinden yere düşen kılıcı alarak çantasına yerleştirdi. Burada biraz daha oturabileceğini ummuştu ama adamlar uyanmadan gitmeliydi. Hayatın ne getireceği belli olmazdı belki de şimdi gitmek şehre yepyeni bir şeyler görmesine neden olacaktı.

    Eşşalarını toparladı. Ateşin üzerine biraz toprak attı ve ayağıyla söndürdü. Ve şehre doğru yola koyuldu. Deminki şarkının melodisini ıslıkla çalıyordu bu kez....

    _________________
    Chaos is the law of nature,
    Order is the dream of man.
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's website
    catboy
    Site Yazarı
    Site Yazarı





    Joined: Jan 19, 2007
    Posts: 3268
    Location: Izmir

    PostPosted: Sun Dec 12, 2010 12:12 am Reply with quoteBack to top

    Bilen bilir beni
    Gökkuşağı gibi binbir renktir kalbim
    Yeter ki dinle bir beni
    Belki anlarsın ne demek istediğimi


    "Hım çok fazla karamsar oldu bu, biraz daha neşeli bir şey eklemek lazım." diye mırıldandı.

    Dağların arasında
    Sislerle çevrili sihirli bir gölde
    Yıkanıp da geldim
    Tıpkı aynadan geçermişcesine
    Yeni bir diyara giriş yaptım


    "Bunun anlamı neydi şimdi? Çok uyduruk oldu, ama en azından karamsar bir hava yok bu sefer." diye düşündü.

    Kasabaya giriş yapmıştı artık. Keyifle bir şeyler mırıldanmaya devam ediyordu, ama deminkiler gibi söze dökmüyordu.

    "Hah işte buradasın." diye kaba bir ses duyuldu. Ona yetişmeye çalışıyordu.

    "Bay Henderson, kızıl aydan size selam getirdim."

    "Kes şu şairane konuşmanı, William." dedi Bay Henderson. Son derece kızgın bir bakış atmaktaydı. Ne söyleyecekti acaba ve neden bu kadar kızmıştı, anlam vermek mümkün değildi...
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's website
    scythe
    KutsanmıÅ? KiÅ?i





    Joined: Oct 05, 2003
    Posts: 871
    Location: eskiþehir

    PostPosted: Mon Dec 13, 2010 6:10 pm Reply with quoteBack to top

    "Geciktin William ve hala gülerek şarkı söylüyosun karşımda."

    Henderson kulaklarına kadar kızarmıştı, göğsüyle birlikte göbeği de inip kalkıyordu. Herhangi bir maceraya girişmek bir yana dursun maceraperestlerle muhatap olmak bile sinirlerini bozardı, ama mecburdu bu sefer ve bi anlaşma yapmıştı.


    "Geldim işte bay Henderson, uzun yollar aştım ve şimdi bu suratla mı karşılıyorsunuz beni"

    Henderson'ın öfkesi genç ozanın hevesini kaçırmıştı.

    "Diğerleri neredeler peki? Belki biraz neşemizi buluruz, hala nasıl bir işe bulaşacağımızı söylemediniz."

    Henderson öfkesini yutmak ister gibi derin bir soluk aldı, tek kelime daha etmeden yürümeye başladı. Son beklediği kişi de gelmişti ve daha sinir bozucu saatler vardı önünde.

    _________________
    you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailYahoo MessengerMSN Messenger
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.34 Saniye