Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: alocip
    Bugün: 0
    Dün: 3
    Toplam: 33574

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 258
    Üye: 0
    Toplam: 258

    FrpWorld.Com :: View topic - Warcraft Tarihçesi, Genel Bilgiler ve Bilinmesi Gerekenler.
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Warcraft Tarihçesi, Genel Bilgiler ve Bilinmesi Gerekenler. View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    catboy
    Site Yazarı
    Site Yazarı





    Joined: Jan 19, 2007
    Posts: 3268
    Location: Izmir

    PostPosted: Fri Dec 03, 2010 4:21 pm Reply with quoteBack to top

    Image

    WARCRAFT TARİHÇESİ

    1. Bölüm: Titanlar ve Evren Hakkında Genel Bilgiler Â? SargerasÂ?ın İhaneti ve Â?Burning LegionÂ?un Kuruluşu

    Evren, Â?Great DarkÂ? olarak bilinen uzay boşluğu ve boşluğun içinde yer alan gezegenlerden (bunlardan en önemlileri Argus, Azeroth ve DraenorÂ?dur) meydana gelir. Evrenin nasıl meydana geldiğiyle çeşitli teoriler olsa da kozmik bir patlama ile önce Â?Great DarkÂ? denilen boşluk, ardından da gezegenlerin oluştuğu düşünülmektedir.

    Image

    Evreni yöneten ve onu şekillendiren ulu varlıklar Titanlardır. Bu yeni oluşmuş evreni keşfetmeyi yeni hobileri haline getirmişlerdi, yani evrenin meydana gelmesiyle bir ilişkileri yoktur. Pantheon isminde bir Titan Konseyi de vardır.

    Â?Twisting NetherÂ? diye bilinen asıl evrenle bir alakası olmayan astral başka bir boyut daha vardır. Maddi bir yer olmayan, boyutsuz, ilüzyon ve sihirle donanmış bir yerdir burası. Bu astral boyuttan evrene sıklıkla geçişler açılmakta ve oradan gelen varlıklar da saldırılar yaparak Titanların şekillendirmeye çalıştıkları evreni bozmaktadırlar.

    Pantheon bu amansız saldırıları durdurmak için konseyin en yüce savaşçı Titanı olan SargerasÂ?ı görevlendirdi. Sargeras görevini ciddiye alarak milenyumlarca bu astral boyuttan gelen yaratıklarla savaştı.

    Â?EredarÂ? diye bilinen şeytani bir ırk sayısız gezegeni ele geçirip köle yapmıştı. Köleleştirdikleri ırklar mutasyona uğrayıp çeşitli iblis türlerine dönüştüler. Sargeras bu yeni tehdit karşısında bocaladı. Onları Â?Twisting NetherÂ?ın köşesinde tuzağa düşürüp zor da olsa yenmeyi başardı. Ama bu ırk ile olan savaşında zihnen derin yaralar aldı.

    Umutsuzluğa düşen SargerasÂ?ın karşısına bu sefer de Â?NathrezimÂ? olarak bilinen vampirimsi bir ırk çıktı ve Titanların düzenine saldırılar düzenleyen bu ırklar köleleştirdikleri ırkları gölge yaratıklarına dönüştürüyorlardı. Sargeras kolaylıkla bu türü de alt etmeyi başarsa da, yüreğinde büyümeye başlayan çürümeyi durduramıyordu artık.

    Görevine olan inancını kaybeden Sargeras merhamet gibi duygularını birer birer kaybetmeye başladı. Titanların hayali olan kusursuz evrenin gerçekleşmeyeceğini, karanlığın en sonunda tüm evreni ele geçireceğine inanmaya başladı. Onu divanın en önemli üyesi olan tüm Titanlar onu sakinleştirmeye, düşüncelerinin hatalı olduğu konusunda ikna etmeye çalışsalar da Sargeras kararını vermişti. Kendisine ait olacak bir evren bulacaktı ve artık umutsuzca güzelleştirilmeye çalışılan bu çürümüş evrenin bir parçası olmayacaktı.

    Titanlar kaybettikleri kardeşlerinin ne kadar ileri gidebileceğini asla tahmin edemediler. En derin düşüncelerinde bile böyle bir şeye kalkışacağını hesaplayamadılar. Sargeras evreni kusursuzlaştırmak için o kadar uğraşıp da içinde yer alan ırkların karanlığa düşüp kötülükler yapmasına engel olamayan Titanların her şeyin suçlusu olduğunu düşündü. Milenyumlarca boyunca savaştığı, uğruna masum yüreğini kaybettiği bu evreni sonsuza kadar yok edip geride bir şey bırakmamayı aklına koymuştu, bunun için de koca bir ordu kuracaktı.

    SargerasÂ?ın hayranlıkla bakılan görünüşü de değişmeye başladı, öfkesinin etkisiyle gözlerinden ve saçından yayılan alevlerle herkesin korktuğu birine dönüştü. En büyük düşmanları olan Eredar ve Nathrezim ırklarını hapsettiği Twisting Nether astral boyutundan serbest bırakmakla işe başladı. Eredar ve Nathrezim kaosun efendisi karşısında eğildiler ve sonsuza kadar onun hizmetkarı olacaklarına dair yemin ettiler.

    Ordusu hazırdı, Â?Burning LegionÂ? ismiyle bilinecek oan bu ordusnun tek amacı Titanları ve kokuşmuş evrenlerini yakıp yıkmak, bir daha kötülüğün yeniden yeşermesine engel olmaktı.

    Kendisine Eredar ırkından iki şampiyon seçti. Birincisi KilÂ?Jaden idi, onun görevi evrenin en karanlık köşelerini keşfe çıkıp orduya yeni üyeler bulmaktı. Evreni karış karış gezecek ve herkesi ordunun birer parçası yapmaya çalışacaktı. İkinci şampiyon ise Archimonde idi. Orduyu yönetecek esas kişi o olacaktı. Titanlarla olan savaşlarında ordu ona emanet edilecekti.

    Nathrezim ırkından ise Tichondrius, KilÂ?JadenÂ?in altında bir rütbeyle kendi ırkının lideri olacaktı. Evrenin dört bir yanına SargerasÂ?ın öfke dolu niyetini taşımayı kabul etmişti.

    Archimonde ilk başta Pit Lord denilen ırkları orduya katmıştı ve aralarından MannorothÂ?u da elit komutanı konuma getirmişti.

    Böylece Burning Legion ilk savaşına hazırdı. Dört komutan, üç ırktan oluşan bu ordu evrende ilerleyecek ve gezegenleri birer birer işgal edecekti. Toplamda kaç gezegeni yaktılar, kaç ırkı tamamen yok ettiler hala bilinmemektedir.

    Image

    1. Bölümün Sonu!

    Gelecek Bölümde: Eski Tanrılar & Ejderhalar!!!
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's website
    catboy
    Site Yazarı
    Site Yazarı





    Joined: Jan 19, 2007
    Posts: 3268
    Location: Izmir

    PostPosted: Sat Dec 04, 2010 11:31 pm Reply with quoteBack to top

    2. Bölüm: AzerothÂ?un Keşfedilişi - Tanrılar ve Titanların Savaşı Â? Ejderhaların Ortaya Çıkışı

    SargerasÂ?ın gerçek amacından habersiz Titanlar yeni edindikleri hobilerini sürdürmeye devam ediyordu. Sayısız gezegeni güzelleştirmişler, içinde yaşayan canlılarla ilgilenmişlerdi. Ama sadece tek bir gezegen ile diğer gezegenlerden daha fazla ilgilendiler, çünkü bu gezegen daha farklıydı, daha kusursuzdu. İsmi Azeroth olacaktı bu gezegenin.

    Titanlar artık zamanlarını bu gezegende geçirmeye başladılar. Ama bu gezegende önceden ikamet etmeye başlayan element kökenli (elemental) varlıklar vardı ve Titanların gezegeni kendi hayallerinin peşinden orasını burasını değiştirip durmasından son derece rahatsız olmuşlardı. Bir gün deniz olan yerde diğer gün koca bir dağ getirilmiş oluyordu. Çünkü en kusursuz gezegen burası olacaktı, denizidir dağıdır öyle bir yerleştirilecekti ki evrenin merkezi dendi mi Azeroth denir olacaktı.

    Bu elementallar şimdilerde eski tanrılar olarak bilinen kozmik bazı varlıklara tapmaktalardı. Titanlara rakip olan bu tanrılar, titanların dokunuşlarıyla dünyalarının değiştirilmesinden en az ona tapan kulları kadar rahatsızlardı. Sen kendini ne sanıyorsun da ikamet ettiğim yerin tüm coğrafyasıyla oynayıp duruyorsun ile başlayan sözlü düellolar yerini kocaman orduların savaşına bıraktı. Azeroth değişmeyecek ile Azeroth en kusursuz halini alana kadar her gün değişmeye devam edecek savaşıydı bu artık. Yani geleneksellik ile değişimin savaşından bahsediyoruz.

    Tanrılar ile Titanların arasında geçen bu savaş sadece tek bir gezegen hakimiyeti içindi. Bir sürü gezegen vardı evrende, ama onlar bu gezegene tüm gezegenleri verirlerdi gerekirse. O kadar değerli olmuştu ki artık kimse neden illa bu gezegen tatmin edici bir yanıt veremiyordu bile kendisine.

    Titanlar konseyi Pantheon, elinde ne varsa yolladı AzerothÂ?a bu tanrılardan kurtulabilmek için. Bilseler SargerasÂ?ın yakında Burning Legion ordusuyla yayacağı dehşeti tümünü birden göndermezlerdi. Ama işte o anda tek tehdit bu eski gelenekçi tanrılar idi.

    Tanrıların elemental ordusunu yönetecek olan komutanlar şunlar idi: Alev Lordu Ragnaros, Taş Ana Therazane, Rüzgar Lordu AlÂ?Akir ve Gelgit Avcısı Neptulon.

    Çlümlülerin erişemediği korkunç kuvvette bir orduya sahip olsalar da Titanlar kendilerini tanrı sayan elemental lordlarını birer birer kalelerinde yendiler, ardından da tanrıların ordusu filan kalmadı. AzerothÂ?ta yenilik rüzgarları esmeye devam edecekti sonuç olarak.

    Titanlar ortalık sakinleşip aslında oranın yerel halkı olan tanrıları defettikten sonra iyicene AzerothÂ?a yerleşmeye başladılar. İyice savaş sonucunda dağılmış olan bu gezegende işleri yoluna koymaya karar verdiler. Sihirli, yaşayan taşlardan Â?EarthenÂ? denilen cücemsi bir ırk yarattılar, Â?Sea giantÂ? denilen başka bir ırk daha yarattılar. Bu iki ırk AzerothÂ?un şekillendirilmesinde yardımcı oldular.

    Tek bir kıta kalana kadar AzerothÂ?u şekillendiler. Kara parçalarını bir araya getirdiler. Geri kalan kısımlarında da sadece kocaman bir okyanus kalmıştı. Kıtanın ortasında Titanlar bir enerji kuyusu koydular. Well of Eternity ismi konulan bu kuyudan yayılacak olan enerji canlılığın oluşmasında etkili olacaktı. Kıtaya ise Kalimdor dediler.

    İşleri bitince Titanlar gezegende durmak istemediler, hobiydi sonuçta. İş bitti, artık gitme vaktiydi. Gitmeden önce ama gezegeni olası tehditlere karşı koyuyacak bir ırk yarattılar: Dragonflight! Gerçek anlamda bildiğimiz ejderhaların ataları olan bu ırktan bir sürü vardı, ama temel olarak beş farklı renk baskındı. Pantheon güçlerden bir kısmını bu beş türün liderine aktardı, onlara ise Dragon Aspect denildi.

    SargerasÂ?ın ağabeyi ve PantheonÂ?un yüce babası AmanÂ?Thul kozmik gücünün bir kısmını yüce bronz ejderha NozdurmuÂ?ya aktardı. Bu ejderha zamanı ve kaderi gözetliyordu, görevinden dolayı da Â?Timeless OneÂ? olarak bilinir oldu.

    Dişi Titanlardan biri olan Eonar ise kozmik gücünün bir kısmını kırmızı ejderha AlexstrassaÂ?ya aktardı. Ejderha kraliçesi olarak da bilinen bu ejderha gezegen üzerinde yaşayan herkesi gözetlemekle görevlendirilmişti.

    AlexstrassaÂ?nın genç bir kız kardeşi vardı, yeşil ejderhalardan biri olan YseraÂ?ya da Eonar kozmik gücünden aktarmıştı. Ama sonsuz bir uykuya dalıp Hayalci adıyla bilinir oldu. Kendi hayalinde yarattığı bir evren olan Â?Emerald DreamÂ?den gelebilecek olası tehdide karşı gözcülük yapmaya başladı.

    Titan tarihçelerini tutan ve usta bir büyücü olan Norgannon ise mavi ejderha MalygosÂ?a kozmik gücünden aktarmıştı. Böylece Malygos Â?Spell-WearerÂ? adıyla bilindi, sihrin koruyucusu oldu.

    Dağları ve kanyonları şekillendiren KhazÂ?goroth ise yüce siyah ejderha NeltharionÂ?a (işte ileride AzerothÂ?un tabiri caizse içine eden DeathwingÂ?e dönüşecek baba ejderha budur!) kozmik gücünden aktardı. Dünyanın derinliklerine kadar dağı, taşı, toprağı bu ejderhaya emanet edildi ve o zamanlar son derece cömert, yufka yürekli olan bu ejderhaya Â?Earth-WanderÂ? dendi.

    Beş muhafız ejderha babaya görevleri anlatıldı ve sonra Titanlar AzerothÂ?u kaderine terk ettiler. Her şey iyi hoş gidiyordu, ama Sargeras bu güzelim gezegen AzerothÂ?u fark edince işler sarpa saracaktı. Eski tanrıların yanında sadece tek bir gezegeni değil, evrenin kendisini yok etmek isteyen büyük bir güç ordusuyla beraber harekete geçmişti bile...

    2. Bölümün Sonu

    Gelecek Bölümde: Dünya Uyanıyor!!!
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's website
    catboy
    Site Yazarı
    Site Yazarı





    Joined: Jan 19, 2007
    Posts: 3268
    Location: Izmir

    PostPosted: Sat Dec 11, 2010 12:30 am Reply with quoteBack to top

    3. Bölüm: Dünya Uyanıyor & Well of Eternity (Sonsuzluk Kuyusu) Â? AzsharaÂ?nın Yükselişi


    Ne demiştik geçen bölümde, Titanlar Azeroth ismini taktıkları bir gezegen keşfettiler ve orada hüküm süren eski tanrıları kapı dışarı edip gezegeni kusursuz hale getirmeye çalıştılar. Sonuç olarak gezegende Kalimdor ismiyle anılan kocaman tek bir kıta meydana getirdiler. Kıtanın merkezinde ise büyünün ve enerjinin kaynağı bir kuyu inşa ettiler. Kuyu dendiğine bakmayın, aslında büyülü bir göl de denilebilecek bu yerin adı Â?Well of EternityÂ? (Sonsuzluk Kuyusu) olmuştu.

    Gezegende yaşayan ilkel bir ırk bu kuyuyu keşfedecekti. Kuyunun cazibesine kapıldılar ve kuyunun etrafına kasabalar kurdular. Zaman geçtikçe de kuyudan yayılan enerji bu ırkı daha güçlü ve bilge hale getirmişti, dahası ölümsüz de olmuşlardı. Kaldorei diyorlardı kendilerine, ama bütün dünya onları Â?Night elfÂ? (Gece elfi) olarak tanıyacaktı.

    Ay Tanrıçası Elune, taptıkları, ibadet ettikleri, her gün sabah kalktıklarında dualarını eksik etmedikleri ilahi bir varlıktı. EluneÂ?nin bu kuyunun diplerinde bir yerlerde dinlendiğine inanırlardı, tabi bu inanış ırkın zamanla daha da kuyuya bağımlı bir hayat sürmelerine de neden olacaktı.

    Kendilerini geliştirdikçe bilinmezliklerle dolu olan yaşadıkları dünyayı keşfetme duygusuyla doldular. Keşiflerinin en büyüğü ejderhalar olmuştu. Ejderhaların kökenini ve dünyayı koruma görevlerinin öğrendiklerinde ise bu sırrı saklamaya yemin ettiler. Ejderhaları yalnız bıraktılar, görevlerini engellemek, dahası kötü niyetli ırkların ejderhaların yerlerini bulmalarını kolaylaştırmak istemedikleri için.

    Cenarius denilen tanrısal güçleri olan ormanların efendisi ile karşılaşmaları gece elfleri için önemli bir gelişmeydi. Bu kutsal kişi gece elflerindeki bilgeliği görmüş ve onları öğrencisi olarak yanında eğitmişti. Böylece druidizm inancını başlatmıştı.

    Gece elfleri kültürel yönden kendilerini çok fazla geliştirmişlerdir. Tapınaklar, yollar, yüksek yüksek tepelerde evler kurup durmuşlardı. Azshara, gece elflerinin yetenekli, aşık olunası, hayranlıkla bakılacak muhteşem güzellikteki gece elflerinin kraliçesi kuyunun dipçiğine bir malikane inşa ettirmişti. Hizmetkarları ise QuelÂ?dorei yani Highborne (Yücedoğanlar) olarak biliniyordu.

    Gece elflerinin tamamı, dilencisinden kraliçesinin evlat edindiği zenci tenli oğlancığına kadar herkes kraliçe için halikulada görüşler bildirirdi. Çünkü halkıyla o kadar ilgili, o kadar iyi niyetli bir elf parçasıydı ki görseniz içinizde erimeyen yağ parçası kalmazdı. Ama bu kraliçenin kendini elit tabakadan görmeye başlayan zibidi hizmetkarları için aynı görüşleri herkes söylemezdi, fısıltılar halinden bir kıskançlık başlamadı değildi.

    Azshara Hanım rahibe kızlarımızı bir araya getirmiş ve bir toplantı yapmıştı onlarla. Bu toplantının ana konusu ise biz neden varız, bu dünya nasıl oldu, yaşamamızın yüce bir amacı var mıydı gibi felsefik sorulara yanıtlar bulmaktı. Evrim diyenler oldu, EluneÂ?ye hakaret ettiği düşünülerek aforaz edilmesi üzerine başka kimse fasulyeler üzerinde genetiksel araştırmalar yapamadı. (Başka bir gezegende, uzaydan mavi renkli görüldüğü söylenen bir gezegende, evrim konusu şiddetli bir şekilde tartışıldığı iddia ediliyordu gerçi.)

    Kraliçemiz son kararını vermişti, yanıtlar kuyunun dibindeydi, EluneÂ?nin yüce ay ilahemizin yastığının altında yazıyordu tüm soruların yanıtları. Kuyu dibine kadar araştırılacak, yüce amaç ortaya çıkartılacaktı.

    Bu projede sadece Highborne tabakasından kişiler alındı, çünkü kimse onlar kadar bilge ve çalışkan değildi güya. Ayrımcılığın diz boyu olduğu bu dönemde elit tabaka siyasetten uzak bir yaşam sürmeye çalışmış, kuyunun dibinde araştırmalar yapmaya adamışlardı.

    Araştırmalar uzun yıllar sürmüştü, lakin bu Highborne kesiminde bir takım değişiklikler de baş göstermeye başlamıştı. Hayal ettikleri şeyleri zihinlerini zorlayarak gerçekleştirebildiklerini, istedikleri şeyi bir düşünceyle yok edebildikleri keşfettiler. Aslında büyü yapmayı öğreniyorlardı. Aşçılar çakmakla uğraşmadan oluşturdukları alevlerle yemeklerini pişirir, sıcak yaz günlerinde halk terden sırılsıklam olurken Azshara Hanım ve hizmetçileri hayalgüçleriyle oluşturmuş oldukları buz gibi içeceklerle keyiflerine keyif, midelerine yeni tatlar katıyorlardı.

    Cenarius bu büyü denilen meretin akıl çeldirici bir şey olduğuyla ilgili bir kampanya başlatmış, herkesi druidizm inancına davet etmişti. Böylece büyücüler ve druidler arasında bir iktidar mücadelesi başlamıştı. Yapmayın etmeyin, akıl karı değil bu, bir gün başımıza taş yağar sözlü uyarıları işe yaramamıştı pek fazla druidliğe gönül vermiş gece elflerinin.

    Büyü cidden akılları çelmişti, artık iyi niyetli, hoşgörülü olamıyorlardı büyü kullananlar. Açgözlü, kibirli, dahası her şeyi düşünerek yaptıklarından tembel bir nesil yetişiyordu. Acımasız diz boyuydu. Druidler gizli toplantılar düzenliyor, kraliçenin malikanesinin önünde protestolar düzenliyorlardı. Genelde yoktan var olan gözleri yakan biber aromalı bir gaz yüzünden dağılmak zorunda kalıyorlar ve büyünün gücü karşısında ellerinden bir şey gelmiyordu.

    Azshara, o gülümsemesiyle en kötü niyetli kişinin bile kalbini eriten nur parçası, bir tek eksiği melek kanatları olan bu güzeller güzeli kraliçemiz maalesef halktan uzaklaşmış, sevgi nedir bilmez olmuştu. Rahibeleri ile şatosundan ayrılmıyor, sürekli yeni büyüler öğrenmeye çalışıyordu. Amaç istiyordu işte ve sonunda kendisine bir amaç bulmuştu. Yüce bir amaç değildi, halkını ileriye taşıyacak, tüm sorulara yanıt bulmasını sağlayacak bir amaç da değildi. Artık umursamıyordu bunları bile, çünkü kendisi artık EluneÂ?den bile daha yüce, dünyayı yaratn güç neyin nesiyse ondan daha güçlü bir hale gelebileceğine inanıyordu ve en sonunda ona tapılacağı, kullarının önünde eğileceği korkulan bir tanrı olacaktı.

    Malfurion Stormrage, CenariusÂ?un ilk öğrencisi, druidizmin inancıyla yüreğini doldurmuş genç elf korkunç bir felaketin yakın olduğunu hissediyordu. Highborne ve dahası kraliçelerinde meydana gelen yozlaşmadan ilk şüphelenen oydu, halk kraliçesini görmüyor olsa da kraliçelerinin asla halkına sırtına dönmeyeceğine inanıyordu. Malfurion uzaktan halktan birisinin girmesinin yasak olduğu şatoya baktı ve içten içe ağladı. Çünkü biliyordu, artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ayrılıklar, acı dolu günler onları bekliyordu.

    3. Bölümün Sonu

    Gelecek Bölümde: Kadimlerin Savaşı!!!
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's website
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.43 Saniye