Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: GarlandDov
    Bugün: 176
    Dün: 176
    Toplam: 67571

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 1418
    Üye: 0
    Toplam: 1418

    Kaos Zamanı Part.2
    Kaos Zamanı Part.2
    Gönderen: Gorath Tarih: 23.12.2004 Saat: 14:21
    Hikaye Ve Makaleler Gorath Ve Orenin Büyk ilgi uyandıran hikâyesinin ikinci bölümü...

    Bir sonbahar sabahıydı. Gökyüzüyle yeryüzü arasındaki pembemsi çizgi güneşin tekrar doğacağını müjdeliyordu...
    Aeron yataktan bir tüy edasıyla doğruldu ve hızla hazırlanmaya başladı. Altın rengi zırhını üzerine geçirdi ( kendine özel bir zırhtı ve tüy kadar hafif ademantit kadar sağlamdı.) gümüşi kılıcını belinin yanına astıktan sonra üzerine açık kahverengi bir paçavra geçirdi.
    Evin kapısını araladı ve şöyle bir etrafa baktı.Vakit çok erken olsa bile birileri uyanık olabilirdi, belki bir dilenci, belki bir hırsız. Kimsenin onu görmemesi gerekiyordu çünkü o Tanrısının emirlerine karşı çıkmıştı..
    Aeron kapının aralığından dışarı süzüldü, kapıyı sessizce kapattı ve kasabadan hızla ayrıldı...
    Yol boyunca yaptıklarını düşündü, Aeron bir insana aşıktı, tanrısı ise bu aşkı yasaklamıştı ama dün gece Aeron bu yasağı kırmış ve o insanla beraber olmuştu. şimdi ise kimseye görünmemesi gerekiyordu...
    Uzunca bir süre yürüdükten sonra döndü ve kasabayı mavi gözleriyle şöyle bir süzdü... Aşık olduğu kadın oradaydı, kendisi de orada olmalıydı.
    Aşk duyularını öyle bir köreltmişti ki onu izleyen gölgeyi görmedi bile...
    Aeron yeterince uzaklaştığını düşündü ve paçavraları üzerinden attı... Kürek kemiği hizasından çıkan iki bembeyaz kanat tüm görkemiyle açıldı ve düzenli hareketlerle onu bulutlara doğru taşımaya başladılar...
    Bulutların arasında ilerlemeye devam ederken Lord'unun sesi kulaklarını çınlattı... "AERONNnnn!!!"
    Ses kızgındı ve Aeron paniklemişti. Sağına soluna bakındı ve derken altından yükselen devasa bir el ve karşısında Lordunu, Savaş Tanrısını gördü.
    Aeron savaş tanrısının en gözde meleği idi ve saygıyla lordunun önünde eğildi, başını kaldırdığında ise lordunun diğer elinde duran gölge haberciyle göz göze geldi.
    Yakalandığını anlayan Aeron kısık bir sesle "lordum.." diye geveledi.
    Savaş Tanrısının sesi Aeronunkini ezdi ve üste çıktı.
    "Kurallarımı çiğnedin ve o insanla birlikte oldun Aeron. Sakın itiraz etmeye çalışma ve hiç değilse onurlu bir şekilde cezanı kabul et..."
    Aeron kabul ettiği anlamında başını önüne eğdi..
    "Cezan, sonsuza kadar uğruna tanrının sözlerini çiğnediğin insanların yanında yaşamak..."
    Aeron daha ağzını açmadan tanrısı onu tuttu. Elini sıkmış ve havaya kaldırmıştı. Bir sonraki hamlede onu yeryüzüne doğru fırlattı.
    İnanılmaz bir hızla yere yaklaşan meleğin kanatlarından tüyler kopuyor ve çatırdamalar geliyordu, Aeron bağırmak için ağzını açtığında rüzgar çığlıkları ağzına tıkıyordu.
    Kasabanın yakınlarında bir yere düşecekti, yer yaklaştı, yaklaştı ve sonunda Aeron yere tüm hızıyla çarptı... Çnce gözleri karardı ardından inanılmaz bir acı bütün vücudunu kapladı ve bilinci de dış ortama kapandı...

    Aralanan göz kapaklarının arasından ona gülümseyen bir elf kızı gördü. Acılarına aldırmadan doğrulmaya çalıştı ama elf kızı onu şiddetle geriye bastırdı. Hâla gülümsemesi suratındaydı. "Seni bulduğumuzda kötü yaralanmıştın." dedi. "Dinlenmen gerekli."
    Aeron gözlerini kırparak ona baktı ve bu güzelliğe hayran kaldı. Sonra aniden neler olduğunu anlayınca etrafına bakındı ve artık o güzel kanatlarının olmadığını fark etti. Tanrısı gerçektende onu cezalandırmıştı. şimdi hayatının geri kalan kısmını faniler arasında yaşamak zorundaydı.
    Gözleri yalvarırcasına gökyüzüne kalktı ama gökyüzünün bir evin tavanı ile engellendiğini görünce içini bir dehşet kapladı. "Neredeyim ben?" diye sordu.
    "Elf şehri Lianadasın." dedi elf kadın. "Seni bulduğumuz yere fazla uzak değil."
    Aeron doğrulmaya çalıştı. "Gitmem gerekli!" dedi.
    Elf kadını onu yeniden yatağa bastırarak "Henüz değil." dedi. "Çncelikle tamamen iyileşmelisin."

    Aeron kendine geldiğinde olanların bir rüya olmasını umut ediyordu ama olanların hepsi bütün vücudunu kaplayan acı kadar gerçekti.
    Bundan sonra başına gelecekleri az çok tahmin ediyordu ve bu tahminler onu iliklerine kadar titretiyordu.
    Gözünü güzel işlemelerle dolu odanın içinde gezdirdi, bir köşede duran kılıcını ve zırhını gördü. Gözleri yavaşça kendi üzerine kaydı ve oradan tekrar güzel elfe baktı. Güvende olduğuna kanaat getirdikten sonra yavaşça gözlerini kapattı.
    Çnceki hayatından ona kalan şeyler vardı, bunlara en basit işaretler göğsündeki meleklere özgü işaret, mavi parlak iki göz ve eşyalarıydı. Daha fazlası olmasını umut ederek kendini dinlenmeye bıraktı...

    En sonunda uyandığında kendisini gayet iyi hissediyordu ve yavaşça yattığı yumuşak yataktan kalktı. Kapı açıldı ve içeriye güzel elf girdi. Aeron bu elfte onu bu kadar etkileyen ne olduğunu bir türlü anlayamıyordu.
    Ona bakan güzel elf "İyileşmişsin!" dedi.
    Aeron başını sallayarak onayladı. Gömleğini sırtına taktı ve önünü iliklemeye başladı. Birden elfin gözlerinin üzerinde olduğunu hissedince bakışlarını kaldırdı ve elfin neye baktığını gördü. Güzel elf göğsündeki meleklere özgü işarete bakıyordu. Aeron ise hislerinin tamamen kaybolmadığını fark etti. Yoksa kızın gözlerinin üzerinde olduğunu nasıl hissedebilirdi ki?
    "Bu işareti başka bir yerde gördüm!" dedi güzel elf eli ile göstererek ve Aeron'u korkutarak. Eğer işaretin anlamını biliyorduysa bu hayattaki yeri ve geldiği yer sürekli olarak sorgulanırdı.
    O hızla düğmelerini iliklerken kız "Ama şu anda nerede gördüğümü hatırlamıyorum." dedi.
    Aeron kılıcını ve kalkanını aldıktan sonra kapıya doğru yöneldi ve bir kez daha elfin gözlerini üzerinde hissedince durdu. Hisleri gerçektende tamamen körelmemişti.
    "Nereye gidiyorsun?" diye sordu güzel elf kızı.
    Aeron bir an sessiz durduktan sonra cevapladı. "Umare köyüne! Biri ile buluşmaya!"
    Elf şehrinden ayrılan Aeron hala güzel elfte onu etkileyenin ne olduğunu düşünmekteydi.
    Umare köyüne doğru hızlı adımlarla ilerlerken Gördüğü manzara karşısında şok olan Aeron köye doğru koşmaya başladı.
    Gökyüzünde gezinen dumanların dibi köyü gösteriyordu ve çığlıklar etraftaki tepelerden yankılanıyordu.
    Aeron köye yaklaştıkça kontrolsüzce bağırmaya başladı. "Andariaaaaa!"
    Savaş tanrısının ona verdiği ceza bu kadarla kalmamıştı. Savaş tanrısı Umare köyünün üzerine felaketler yağdırmış onun yaptığı suçun cezasını içerisinde sevdiği kadınında olduğu bu köyden çıkarmıştı.
    Köy alevler içerisinde yanıyordu. Kurtulmayı başaranların söylediklerine göre gökyüzünden alevler yağmış ve dev bir hortum ortaya çıkarak tüm evleri havalandırmıştı.
    Çzerindeki lâneti daha yeni yeni hissetmeye başlayan Aeron dizleri üzerine çöktü ve artık olmayan köye baktı. Gözlerinden boşalan yaşlar sadece sevdiği insan için değildi. Kendi işlediği suçun cezasını çeken tüm insanlar içindi.

    Lordun emriyle, onun gazabının bir elçisi olan kara şövalyelerden bir birlik yağan alevlerden ve hortumdan kurtulan köylüleri yok etmek için görevlendirilmişti. Sayıları fazla değildi. Sekiz ila on kişilik bir ekip kapkara zırhlar içinde, kuru kafa şeklinde bütün kafalarını örten bir başlık ve ellerinde kalkanları, savaş baltaları tutarak son derece azimli ve lorda inançlı şekilde garnizondan çıkmışlardı. Saflarını asla bozmadan uygun adım yürüyorlar. Birbirlerini bir adım dahi geçmiyorlardı. Köye doğru yaklaştıkça verilen görevi yerine getirmenin mutluluğunu şimdiden yaşamaya başlamışlardı. Sonuçta lorda hizmet layıkıyla ve kusursuz yapılmalıydı. Çylede olacaktı.
    "Artık bu kadar kan ve vahşet gördüğüm yeter" diye düşündü Gray kendi kendine. Bu olaylara, lorda hizmete daha ne kadar katlanabilirim ki?
    Yirmi altısında, esmer, yanık tenli, bir seksen beş boylarında, tam bir savaşçı fiziğine sahip bir adamdı bunları düşünen. O anda gece kadar siyah gözlerindeki tereddüt fark edilseydi hemen üstleri tarafından ölümü emredilirdi; hiç şüphesiz.
    O bunları düşüne dursun birlik köye varmıştı ve tek tek zaten bir harabeye dönen köydeki evleri, ahırları ve içinde insanın yada hayvanın barınabileceği her şeyi aramaya başladılar. Bulduklarını kadın çocuk demeden paramparça ediyorlardı. Bütün hepsinin üstü başı kan içinde kalmıştı. Kollar ve bacaklar, atılan çığlıklarla birlikte havada uçuyordu.
    Gray baktığı evde kimseyi bulamayınca evin mahzenine inmeye karar verdi. merdivenleri inmişti. Gözlerinde hala tereddüt vardı. Niye buradayım. Merdivenlerden indi. içeriyi gözlerken bir hıçkırığı duydu ve yaklaştı. İki tane güzeller güzeli yavrucak birbirlerine sarılmış duvara sinmiş titremekteydi. Birden Grayin ensesindeki tüyler diken diken oldu. Bu hissi tanıyordu. Tam arakasını dönmüştü ki o anda dışardan gelen ince ışık çizgisinde parıltıyı gördü. aşağıdan gelen bir hançer darbesi tam zırhının boşluğuna koltuk altına yerleşmişti. Acı dayanılmaz olmuştu ve o anda sendeledi. Olduğu yere kalçalarının üstüne çöktü. Nefes almak çok zorlaşmıştı bir anda aldığı her nefes sanki hançerin tekrar battığını hissettiriyordu.
    Sonra etrafına bakındı. Gördüğü son şey sarışın bir kadının elinde bir hançerle mahzenin merdivenlerinden yukarı kayboluşuydu. Duyduğu son ses ise o kadının olduğunu tahmin ettiği acı bir feryattı. Sonra derin bir uyku hissi bastı ve kendini derin bir karanlığın içine bıraktı.
    Uyandığında hala ordaydı. karanlık aynı idi ve kapıda açıktı. Ama sesler kesilmiş ve içeriye is ve kan kokusu dolmuştu. Midesinin bulanmaması için kendini zor tutuyordu. Yarası ise daha acı verir olmuştu. Burda kalırsa öleceği kesindi.
    "Kalk, en azından sürün asker " diye kendini telkin etti ve insan üstü bir çaba ile sürünmeye başladı. Merdivenlere geldiğinde nerdeyse bayılacaktı ve sonuna kadar gün ışığına çıktığında bilinci tekrar kapanmıştı.
    Aeron kasabaya girdi ve hızla sevgilisinin kulübesine yöneldi.
    Oraya vardığında kapı kırılmış, kulübenin iki duvarı çökmüştü. Yıkımdan kalkan tozlar hala havada asılı durmaktaydı.
    Kılıcını yere atan Aeron taşları etrafa fırlatıp yıkıntıyı eşelemeye başladı. Eskisi kadar olmasa da hala güçlüydü ve hızlı iyileşiyordu..
    Bir süre umutsuzca eşeledikten sonra boşluğa bir lanet savurdu ve etrafına bakındı.
    Gözüne yerde yatan bir figür ilişti ve Aeron ona doğru ilerlemeye başladı.
    Yerdeki figür kasabayı katleden lanet olası kara şövalyelerden biriydi.
    Aeron yerde yatan kara şovalyeye baktı. Son nefeslerini alıyor gibiydi. Karanlık bu sefer ona yardım etmemişti.
    şövalye karşısında Aeron kendini bir tanrı gibi hissetti. Bir elinde yaşam bir elinde ölümü tutuyordu şövalye için..
    Çlümün sapını kavradı sıkıca ve kol kasları gerildi.
    Kılıç titredi ve alçaldı. Lorunun bu konudaki emirleri açıktı ve affedilmek istiyorsa onlara uymalıydı, lordu için iyi yada kötü önemli değildi, savaşçılara yardım edilmesini emretmişti...
    Aeron yavaşça ölümü kınına koydu ve yaşamı kara şövalyeye uzattı.
    "Belki bu davranışım senin içine bir parça ışık koyar şövalye!!"
    Aeron elini kara şövalyenin göğsüne koydu ve her zaman yaptığı gibi ışığı düşledi.
    Kesik kesik nefes alan şövalyenin solukları düzene girdi ve arkaya dönmeye mehilli gözleri hizasını buldu.

    Ormanda hızla ilerleyen ayakların sahibi bir anda karşısındaki manzarayı görerek durdu. Yıkılmış köy harabelerine bakan iki badem göz acıyı hissettiler ve ölen insanlar için göz yaşı dökmeye başladılar. Biliyordu bu gözlerin güzel sahibi, biliyordu bu yıkımı neyin getirdiğini? Hatırlamıştı adamın göğsündeki o sembolün anlamını ve hemen düşmüştü adamın peşine neler olduğunu sormaya?
    Belindeki ince kılıcına elini attı ve ondan güven duydu. Güzel elf kızı köye doğru hızla ilerlemeye başladı.
    Biraz sonra çığlıkları duydu ve kendisine doğru koşarak gelen korkudan çılgına dönmüş bir insan gördü. Hemen ardında atlı bir kara şövalye vardı. Elinde kılıcını savuruyordu.
    İnce kılıcı hızla kınından sıyırdı ve hayatı için kaçan insanı arkasına aldı. İnsan hızla kaçarak uzaklaştı. Ne pahasına olursa olsun onu koruyacaktı. Sonrada gidip o meleği bulacak ve ona neden dünyaya bu şekilde yaralı olarak indiğini soracaktı.
    Kara şövalye kılıcını savurdu ve elf eğilerek darbeden kaçtı. Elindeki kılıcı daha eğildiği anda hızla savrulmuş ve atın bedeninde derin kesikler açmıştı. At acı içerisinde sahibini fırlattı ve sahibi havada savrularak yere indi. Ağır zırhının altında ezildi.
    Güzel elf kılıcını kara şövalyenin boynuna dayadı ve "Söyle bana neler oluyor?" dedi.
    şövalye kadına boyun eğmez bir bakışla baktı ve kılıç hafiften boynuna batınca kelimeler ağzından dökülmeye başladı...
    "Burada olanlar seni ilgilendirmez uzun kulak, kılcını kınına sok ve git buradan, belki böylece hayatta kalabilirsin. Kasaba düştü ve senin bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yok. Beni öldürebilirsin ama ardımda daha niceleri var..."
    Elf kızı önünde yatan kara şövalyeye suratında bariz bir tiksinti ile baktı ve hızla kılıcını boğazına soktu.
    Kara şövalyenin boğazından akan kanlar yere damlarken elf kızı son bir kez kara şövalyeye baktı ve "Demek uzun kulak!" dedi.
    Arkasını dönerek uzaklaşmaya başladı. şimdi yıkılmış kasabaya gidecek ve o meleği bulacaktı.
    Kara şövalyenin bedeninden çıkan kara bir bulut hızla havaya yükseldi ve elf kızına arkadan saldırıya geçti. Elf son anda arkasını döndü ama kara ruh çoktan bedenine girmişti.
    Elf yeniden arkasını döndü ve badem gözleri şeytanca kısılarak köye baktı. "Sana gitmeni söylemiştim uzun kulak." dedi elf kızı. "İşte şimdi yeni bir bedendeyim." Köye doğru yürümeye başlarken. "Sen ve ben güzel yıkımlar yapacağız." dedi.
    Aeron kendine gelmeye çalışan şövalyeyi kendi haline bıraktı ve yıkıntıları eşelemeye devam etti. Yaşıyorsa onu kurtaracaktı, öldüyse de bedenini elleriyle toprağa teslim etmek istiyordu.
    Eşeledikçe eşeledi. Taşlar, toz ve tırnak gıcırtıları.
    Harabenin altını üstüne getirdi ama onu bulamadı.
    "Acaba bu kötü olay olduğu sırada o burada değil miydi" diye içinden geçirdi.
    O sırada gözü karşıdan gelmekte olan Elf kızına takıldı. Uyandığında başında bekleyen kız onu şehre kadar takip etmişti ama burası narin bir elf kızı için güvenli değildi.
    Yaklaştıkça kız daha net görünmeye başladı ve Aeronun gözü kızın çarpılmış surat ifadesini fark ettikten sonra elindeki kılıca kaydı.
    Elf kızının bedenindeki iki ruh çelişiyordu. Birisi bu meleğin üzerine gitmek istemiyor ama diğeri sürekli ölüm diye haykırıyordu.
    Elf kılıcını çektiğini fark ettiğinde tüm benliğini ortaya koyarak gerçekleri aradı. Kılıç kınından daha fazla çıkmadı.
    Aeron kılıcı elinde kıza baktı ve hala içinde yanan o sıcak ateşi yeniden hissetti. "Bu elf kızını öldüremezdi! Ne olursa olsun ona zarar veremezdi!"
    Yürüyüşünde tereddüt olan elf kızına dikkatlice baktı.
    Kılıcı sertçe kavrayışına, yüzündeki nefret ifadesine, merhametsizce çatılmış kaşlarına, sinirden titreyen dudaklarına ve gözlerindeki.
    Bu gözler, bunlar ona elf şehrinde bakan gözler değildi...
    Aeron kara şövalyeleri tanıyordu ve olmuş olanı az çok tahmin edebilirdi, ne de olsa kara şövalyelerde birer savaşçıydı...
    Elf kızı ilerden yaklaşırken Aeron elini kaldırdı ve durmasını işaret etti...
    "Dur kara şövalye... Benim yüzümden daha fazla ölüm istemiyorum, bir beden arıyorsan onu bırak benimkini al. Bir şeyler yapmak istiyorsan cılız bir kız bedeninden daha fazlasına ihtiyacın olacak...."
    Aeron ne olursa olsun hala bir melekti ve bedeni ele geçirilemezdi. En azından kendisi öyle umut ediyordu.
    Eğer bedeni ele geçirilemiyorsa kara şövalyenin uğursuz ruhu ortada kalacaktı, işler umduğu gibi gitmezse, kontrolünü kaybetmeye başladığını hissettiği anda kendini öldürmeyi planlıyordu.
    Ama biliyordu ki kendisini öldürmesi hiç bir şeyi değiştirmezdi. Kara şövalyenin ruhu yeniden elf kızının bedenine girer ve insanlar ölmeye devam ederdi.
    Kara şövalye bu teklifi düşündü ve elf kızının suratına sinsi bir gülümseme yayıldı. Ruh bedenden ayrılmaya başladı ve hızla Aerona doğru uçtu. Kendisine gerçekten güçlü bir beden bulmuştu. Kendi ölmüş bedeninden bile güçlü bir beden. Çzellikle melek onu kabul ederken savunmasız ve ele geçirilebilir bir beden.
    Ruh bir tabakaya çarparak geriye savruldu ve ne olduğunu anlamadan yeniden ileriye atıldı.
    Aeron bir büyü duvarı ördü ve garip bir şekilde bazı güçlerinin hâla elinde olduğunu fark etti.
    Ruh neler olduğunu kavrayınca hızla geriye döndü ve elf kızının bedenine yeniden girmeye çalıştı. Ama yeni bir duvara çarparak geriye savruldu. İki arada kaldı. Aeron elf kızına bir büyü duvarı örmüştü.
    Melek ona tanrılar tarafından verilmiş olan büyü yüklü kılıcını eline aldı ve ruhun üzerine doğru yürümeye başladı. Tek bir savuruş ve büyü yüklü kıvılcımlar ruhun oluşumunu yok ettiler.
    Kendine gelmeye Çalışan elf kızına döndü ve "Git buradan, burası senin için güvenli değil, kimse için değil! Hala dönebiliyorken güzel elf şehrindeki güzel yaşantına dön..."
    Aeron birden göğsündeki büyük acıyla beraber göğsünü tutarak yere yıkıldı. Bunu yaparken kadim kılıcını elinden düşürmüştü. Göğsündeki işaret dayanılmaz bir acıyla yanıyordu.
    "Artık güçlerimi kullanmanın bir bedeli var sanırım." diye içinden geçirdi. Belli ki bunu elf kızı da fark etmişti. Tereddütle ona bakıyordu.
    Kız hızla yanına koştu ve Aeronun koluna girdi. Meleği kaldırırken "Seni böyle bırakamam!" dedi.
    Aeron bakışlarını yeniden elf kızının suratına kaldırdı. Kaşları çatılmıştı. Elf kızının onun güçlerinden yararlanmak istediğini düşünmüştü ama o güzel yüzüne bakınca yüreğinde böyle düşündüğü için büyük bir acı duydu. Bu güzel kız ondan yararlanmak istemiyordu. Tam tersine ona yardım etmek istiyordu.
    "Kara şövalyeleri durdurmalıyız." dedi ve elf kızını iterek uzaklaştırdı. Zorlukla yürümeye başladı. Yeniden tökezleyince elf koşarak yanına geldi ve onun koluna girdi. İkisi birlikte ilerlemeye başladılar.
    Aeorunun iyileştirdiği kara şövalye arkalarından onlara baktı ve ikisinin ne denli zayıf göründüklerini düşündü. Onları öldürmek ne kadarda kolay olurdu. Ama bunu yapamayacağını yüreğinin en derinlerinde bir yerlerde biliyordu. O ki büyük şövalye Gray asla kendisini kurtaran birisine zarar veremezdi. Ayrıca artık bu meleğin yaptığı büyünün kendisini iyilikle doldurduğunu da hissediyordu. Bundan sonra asla kimseye zarar veremezdi.
    Gray hızla koşarak artık dost olarak gördüğü kişilere yetişti ve kılıcını eline aldı. Artık yeni düşmanları vardı.
    İkinizde beni bırakıp gidin. Yolarımız hiçbir yerde buluşmuyor.
    Benim adım ise Aeron, yapmam ve gitmem gereken yerler usta bir savaşçı için bile büyük bir tehlike ki ben seni bulduğumda şövalye basit bir yıkım sırasındaki direnişte düştün.
    Narin bir elf kızının ise bu yolculuğu kaldıramayacağına eminim. Çlümünüzü görmek istemiyorum.
    şövalyeye dönerek; "Sen onurlu bir savaşçısın, üzerindeki kara zırhlardan kurtul ve kendine güzel bir yaşam kur!Â?
    Başını elf kızına çevirdi ve; "Sen ise ormanına dön elf bir güzellik abidesinin yok oluşunu kaldıracak yeterli gücüm kalmadı.
    Hiçbir şey başlamadan zaten fazlasıyla kayıp verdim ve değersizim.
    şimdi izninizle.
    Aeron kolunu güzel elf kızının omzundan nazikçe çekerek kasaba çıkışına doğru yöneldi.
    Elf kızı arkasından baktı ve omuz silkerek peşine takıldı. Bir meleğin dünya üzerinde neden bu şekilde dolaştığını öğrenmeden hiç bir yere gitmeye niyeti yoktu.
    Aeron önünde bir çığlık duyunca hemen kılcını eline aldı ve hazıra geçti. Bir kara şövalye yıkılmış bir evin ardından çıktı ve önünde durmakta olan yaşlı bir kadının kafasını tek bir darbede uçurdu. Bir ok havada uçarak geldi ve şövalyenin zırhına çarparak geriye döndü.
    Aeron bir lanet okuyarak ileriye atıldı. Elf kızının peşini bırakmayacağını biliyordu zaten.
    Kara şövalye kılıcı ile Aeronun kılıcını buluşturdu ve etrafta duyulan bir ses ile ikinci kez buluşturdu. Kılıçlar hızlı darbelerle savruldu.
    Elf kızı okunu atacak bir açıklık bekliyor ve aynı zamanda Aerona zarar vermekten korkuyordu. Yanındaki kara şövalyede sadece izlemekle yetiniyordu. Ona göre birebir dövüşe asla başka birisi müdahale edemezdi.
    Aeron geniş bir kavis çizdi ve rakibinin kılıcının kontrolünü kaybetmesini sağladı. Kılıç geriye giderken Aeronun kılıcı çoktan boğazından girmişti. Artık bu şövalyelere hiç mi hiç acımıyordu.

    Bir güç gökyüzünden süzüldü ve savaş tanrısının lâneti olarak yoluna devam etti. Savaş tanrısının lâneti kutsal bir şekilde ilerledi ve sahibini buldu.
    İyiliğin yolunu bulan kara şövalye birden gelen lânet ile sarsıldı ve yanında duran elf kızına tutunmaya çalıştı. Ama elf kızı panik içinde kenara kaçtı. Zira şövalyenin gözlerinde derin bir dehşet vardı. şövalye bir iki kere daha sendeledi ve dinliyormuş gibi sağ kulağını başını yukarı getirerek havaya çevirdi.
    Â?Kötülükten doğan bir vücudun iyilikle bu kadar kolay mı buluşacağını sandın?Â? diye geldi savaş tanrısının sesi gökyüzünden.
    Aeron arkasını döndü ve bu çok tanıdığı sese konsantre oldu. Ses sanki her yerden gelmişti. Elf kızı ise bakışlarını kara şövalyenin kapkaranlık olan gözlerinden ayıramıyordu. Kara şövalye elini belinde kabzasında duran kılıcına götürdü ve kılıcını hızla çekti.
    Aeron kılıcına davrandı ve elf kızı hızla geriledi ama çok geç kalmışlardı. Kara şövalyenin kılıcı elf kızının midesine girerken çok geç kaldıklarını anlamışlardı. Aeron hızla ileriye atıldı ve şövalye daha kılıcını kızın midesinden çekemeden kendi kılıcı ile şövalyenin bağırsaklarını yere döktü.
    Hızla yüreğinde ona huzur veren ve kendisini en zor anında kurtaran kızın yanına koştu. Onu iyileştirebilirdi ama bunun yeniden ondan bir şeyler alacağını biliyordu.
    Havada bir kahkaha duyuldu ve Aeron bakışlarını yukarıya kaldırdı. Elf kızını kurtarabilirdi ve kurtarmalıydı. Daha ismini bile öğrenememişti!
    Elf kızının yerde yatan bedenine baktı ve Aeronun gözünden bir damla yaş geldi. Ellerini elf kızının karnına yerleştirdi.
    Bu iyileştirmenin bedeli öncekinden çok daha fazla olacaktı ama o bunu çok az önemsiyordu.
    Ellerini elf kızının yarsına yerleştirdi ve ellerinden çıkan mavi parlama ile yaranın kapanmaya başladığını gördü ve göğsünde yine o acı başladı. Biri sanki göğüs kafesini kör bir bıçakla yavaş yavaş deliyordu.
    Görüntüsü titremeye başladı ve ardından görüntüsü karamaya başladı...


    "Kaos Zamanı Part.2" | Hesap A�/Yarat | 0 yorum
    Yorumlar yazarlar�na aittir. ��eriklerinden biz sorumlu tutulamay�z.

    Anonim kullan�c� yorum yazamaz, l�tfen kay�t olun
    Forumlardan
    ---
    Specjalistyczna ochrona rezultaty tego? przewodu
    oryqyri May 30, 2023 - 17:56:58

    How to order a bouquet in Floral Expert with delivery to Ala
    klaka May 28, 2023 - 13:01:26

    Mechanik? oceny a ?agodzeniu manualnym
    ekyjygavi May 25, 2023 - 12:21:23

    ??? ????? ????????
    amudevuky May 24, 2023 - 23:55:36

    Pewno owo znowu zmierza?
    ivyfopoj May 24, 2023 - 12:15:06

    ?????? ?????????? ????? ? ??????????? ?? ????. ????? ???????
    uzigid May 24, 2023 - 11:45:43

    4th Irklar ve Sınıflar
    easoll May 23, 2023 - 08:02:04

    ???? ??? Instagram ?? ?????? ??????? ?? SovaDS
    ifuzok May 23, 2023 - 00:26:58

    Obok kobiet g??bokiego trudzie
    acoxyhyc May 22, 2023 - 10:47:22

    ??????? ????????
    otahi May 22, 2023 - 08:03:05

    ???????????? ????????? ???????? ???????????: ???????????????
    igivam May 22, 2023 - 05:27:11

    ?????? ???????? ?? ???? ? ??????. ?????? ??????????
    aqumi May 21, 2023 - 06:43:28

    ??????????? ????????? ???? (??). ??? <a href="https
    okydot May 21, 2023 - 05:33:14

    ??????? ????? ????????? ??? ?? ????
    udysap May 21, 2023 - 04:21:38

    ?????? ???????? ?? ???? ? ??????. ?????? ??????????
    oxadab May 20, 2023 - 05:50:22


    [ FRP World © Fantezi Edebiyat ve FRP sitesi ]
       
    Geni�let

    Son Eklenen İçerikler
    · OLASILIKSIZ (Adam Fawer)
    · Torilin Tarihçesi: Yaratým ve ilk adýmlar.
    · Warhammer Fantasy Battles
    · Magic Hakkında
    · Nöbet
    · İkonia
    · Eski Hikaye
    · Günah Yiyen
    · Kara Gül'ün Masalı
    · Warhammer 40000: Space Marines (1)

    Anket
    Sitemizin teması sizce nasıl ?

    �ok güzel
    Güzel
    Ä°dare eder
    Kötü
    �ok kötü



    Sonuçlar
    Anketler

    Toplam Oy: 436
    Yorum: 8

     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.80 Saniye