Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: ecomulyz
    Bugün: 1
    Dün: 11
    Toplam: 36670

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 272
    Üye: 0
    Toplam: 272

    FrpWorld.Com :: View topic - KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI) View next topic
    View previous topic
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.
    Author Message
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 7:41 am Reply with quoteBack to top

    Klesme uon Deala devam etti.

    "Elbetteki dinlenebilirsiniz. Lathander Tapınağında dinlenebilmeniz için gerekli odaları sizler için hazırladık. Ama önce sizlerden buraya geliş sebebinizi detaylı bir şekilde açıklamanızı istememi nezaketsizlik olarak görmezsiniz umarım. Sizlerle görüşmek için buraya geldim ve beni bilgilendirmenizi rica ediyorum.
    Yine de biraz dinlenmek istiyorsanız..."

    diyen Kraliçe elini geldiği tarafa doğru uzatır;

    "Odalarınıza çekilebilirsiniz."

    Ardından Kraliçe Lathander Ataerkine yaklaştı, ona birşeyler fısıldadı ve eliyle yüzüne dokundu.

    Rasnar, Mael ve Necros orada mistik birşeylerin döndüğünü sezmişlerdi. Ama gücün hangi yönüyle ve ne olarak kullanıldığını sezemediler.
    Ve Lathander Ataerkinin yüzü bir anlığına taş kesilir gibi oldu. Ardından Frazel ağzından bir iki sözcük çıkarmayı denedi.
    Grupla karşılaştığından beri birşeylerden hoşnutsuzmuş gibi gözüken yüzü şimdi bariz bir huzurla dolmuştu.

    Ardından kraliçe kaşlarını kaldırarak gruba döndü...



    RP DIşI NOT: Bu noktada dinlenmek ya da konuşmaya devam etmek isteyenler olabilir. Ben grupça ortak bir karar vermenizden yanayım. Yine de size kalmış, dinlenmek isteyenler sorgusuz sualsiz ayrılabilir bahçeden.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 10:01 am Reply with quoteBack to top

    Cücenin gevezeliklerinden yeterince sıkılmıştı. Rasnar habire yerleşiklerle konuşup duruyordu ama az açıklamada bulunuyordu. Kendisine bir şeyler mi saklıyordu? Hayır, Başbüyücü bunu düşünmüyordu. İzlediği yol sayesinde cüce bir şeyler gizleyecek ve gizli işler çevirecek bir yapıya sahip değildi. Ama yine de konuşulanları düzgünce anlatabilirdi.

    Sonra ileriden bir ses duyuldu ve ardından bahçede büyük bir hareketlenme meydana geldi. Pek çok kişi diz çöküyordu veya resmi bir selamlama pozisyonunu alıyordu. Asil ailelerin arasındaki toplantılarda sıklıkla bulunmuştu Necros. Bu sayede çok önemli birisinin geldiğini anlayabilmişti.

    Cüce de şüphelerini doğruladı.

    Marangue’nin Büyük Kraliçesi ha?Gelişimiz bu kadar büyük bir olay mı yarattı?

    Büyük Kraliçe görüşüne girdiği anda Necros içgüdüsel olarak selam verdi. Sonra eğildiği yerden Kraliçe’yi incelemeye çalıştı. Kraliçe uzun boylu değildi. Her nedense kat kat giysiler giymişti. Necros, Kraliçe’nin yaşı konusunda en ufak bir fikir bile yürütemiyordu. İlerleyişi ise çok daha tuhaftı. En ilginci ise anlındaki sarı ışıltıydı. Başbüyücü gözlerini kısıp bunu daha dikkatli incelemeye çalıştığında bunun bir rün olduğunu fark etti.

    Ve birden Necros’un midesi bulanmaya ve gözleri kararmaya başladı.

    Ama neden? Bu tür törenlere alışıktı. Bunun heyecanı olamazdı ki? Gerçi daha önce hiç böyle yüksek bir makamın huzurunda bulunmamıştı. Bu yüzden de biraz heyecanlıydı. Ama çukur iblisinin huzurunda bulunan birisi için neden böyle bir etkide bulunmuştu ki? Belki de anlındaki ründen kaynaklanan bir şeydi. Hatta Lathander tapınağının, Necros’un yolunu izleyenlere karşı bir tür savunma mekanizması da olabilirdi. Başbüyücü yarı iblisin ve drowun da aynı durumda olup olmadığını merak etti.

    Kraliçe’nin konuşmaya başlayacağını fark etmişti Necros. Eh, muhtemelen Rasnar onlunla konuşacaktı yine.

    Quote:
    “Hoş geldiniz yaralı diyarın seçilmişleri. Ben Marangue’nin Kraliçesi Klesme un Deala. Geç geldiğim için üzgünüm, bir zamanlama hatası oldu diyebiliriz. Yine de her halükarda, sizleri bekliyorduk.”


    Takhisis beni alsın!

    Kraliçe Ortak Lisan’da konuşmuştu! Evet, bütün dillerde konuşulmasını sağlayan bir büyü mevcuttu ve pek de güçlü bir büyü değildi. Bu yüzden Kraliçe’nin Ortak Lisan’da konuşması Necros’u şaşırtmamıştı. Onu şaşırtan, Kraliçe’nin sadece bizzat gelmiş olmakla kalmayıp, bu şekilde onlarla doğrudan iletişime geçmeye tenezzül etmiş olmasıydı. Belki de bunu yararlarına çevirebilirdi...

    Eğer Rivro yeniden her şeyi berbat etmeseydi.

    Aah, fırsatım varken buçukluğu gerçekten lanetlemeliydim.

    Rivro, Klesme un Deala’nın huzurunda saçmasapan şeyler gevelerken Necros oracıkta buharlaşabilmek için pek çok şeyden vazgeçebilirdi. Belki de bu kadar kolayca vazgeçebilmesinin sebebi, elinde hiçbir şeyin kalmamış olmasıydı. Yine de kraliyetten birisine rezil olma düşüncesini çekilmez buluyordu. İçgüdüleri Rivro’yu oracıkta parçalarına ayırmasını bağırsa da kendisini dizginledi. Bu sırada Lathander ataerkinin Kraliçe’ye belli bir mesafeye kadar yaklaşıp bir şeyler fısıldadığını gördü.

    Ve Rivro saçmalamaya devam etti.

    Quote:
    “Elbetteki dinlenebilirsiniz. Lathander Tapınağında dinlenebilmeniz için gerekli odaları sizler için hazırladık. Ama önce sizlerden buraya geliş sebebinizi detaylı bir şekilde açıklamanızı istememi nezaketsizlik olarak görmezsiniz umarım. Sizlerle görüşmek için buraya geldim ve beni bilgilendirmenizi rica ediyorum. Yine de biraz dinlenmek istiyorsanız...”
    Kraliçe elini geldiği tarafa doğru uzattı.
    Quote:
    “Odalarınıza çekilebilirsiniz.”


    İşte bu kesinlikle düşünülemezdi! Büyük Kraliçe ayaklarına kadar geliyordu ve onlar Kraliçe’yi resmen reddediyorlardı! Bu, yaratacağı kötü izlenimin yanında belki sahip olabilecekleri bazı imtiyazları da kaybetmelerine neden olabilirdi. Necros tam durumu düzeltmek için öne bir adım atıyordu ki Klesme un Deala, Lathander ataerkine yaklaştı, bir şeyler fısıldayıp yüzüne dokundu. Büyüsel enerjinin kullanılmasıyla birlikte Necros’un derisinde bir karıncalanma meydana geldi. Olayların nasıl geliştiğini anlayamadı ama bir şeyler olmuştu. Zira ataerkin, tanıştıklarından beri hoşnutsuz görünen yüzü bir anda huzurla dolmuştu.

    Neler olduğunu merak etse de bu olayın gerçekleşmesi çok iyi olmuştu. Bu vesileyle Necros kendisini tutabilmişti. Eğer az önceki gibi bodoslama öne atlasaydı bu sefer pot kırabilirdi. Yine de cevaplanmasını istediği soruları vardı ve Necros hâlâ konuşmaktan yanaydı. Kaldı ki Büyük Kraliçe’yi geri çevirmenin saygısızlığı kelimelere dökülemezdi bile.

    Başbüyücü başının çabuk bir hareketiyle gruba göz gezdirdi.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 10:35 am Reply with quoteBack to top

    Hobbit odaların hazır olduğunu duyunca sevindi. Biraz dinlenmek oradaki herkese iyi gelecekti. Gruptaki herkes çok yorulmuş gibi görünüyorlardı.

    Kesme gitmeden önce neden geldiklerini açıklamalarını istemişti. Gruptakilerin yorgun olduklarını bildiği için kendisi tekrar her şeyi kraliçeye açıklamaya çaba harcamaya karar verdi...

    Bayan Kesme Hanım, size ne olduğunu tekrar anlatayım. Daha uzun anlatalyım bu defa...

    Biz Nergos yani arkamdaki büyücü (RP DIşI: farklı bir yöndeyse bunu değiştirebilirsiniz) ...... bir an buna inanılıp inanılmayacağını düşündü. Ama ne de olsa sarılar arasında da büyücü vardı. dışında hepimiz bir tepenin üstündeydik. Orada başka bir büyücü vardı. Kel bir büyücü. Bize ormanların, derelerin yok olacağını tüm uzunların ve hobbitlerin öleceğini söyledi. Bunu engellemek için bizi İsimsiz Oğlan diye bir tanrının yanına gönderecekti. Sonra bize siyah derili uzun kulaklı uzunlar saldırdı. Beni bıçakladılar. Burada olanların garipliğini hatırlayıp durakladı.

    Sonra nasıldı bilmiyorum. Böyle sanki garip bir ses duydum. Sonra sanırım isimsiz oğlan bir şekilde beni buldu. Bana dereleri, ormanları, hobbitleri ve uzunları kurtarmak için değerli bir taşı ona getirmemi istedi. Biraz durup ismi hatırlamaya çalıştı. Jeki Jane gibi birinin kalbiydi sanırım.

    Benimle konuşan tanrı İsimsiz Oğlan beni taşı bulacağımız bir yere yollayacağını söledi. Sonra diğerleri ile bir araya geldik. Yanımızda bi de Nergos gelmişti.
    O an Nergosun kendisine bi şey yaptığını hatırladı. Yeniden korkmaya başladı. Ama bitirmesi galiba daha iyi olacaktı. Daha hızlı konuşmaya başlayarak devam etti.

    şey Bayan Kesme... Biz kendi aramızda konuştuk.. Orada hepimiz uçuyorduk. Garip iplikler vardı. bi de güneş vardı. Taş güneşin orada olabilir dedik. Güneşe uçtuk. Sonra o o ........... sarı saçları olan adamları gördük... Ama onlar bizim dediklerimizi anlamıyorlardı. Ama boyu benim boyuman biraz uzun olan .... bir an tereddüt etse de olabildiğince çabuk anlatmak için kendini serbest bıraktı. Cüce Büyücümüz onlarla kounştu. Onlarda bizi buraya getirdi.

    Nergos la ilgili korkuyu hala duyuyordu. Ama Bayan Kesme de yorgun olduğundan onu anlamamış olabilirdi. O nedenle konuşma bitince Bayan Kesme'ye

    Anlamadığınız bi şey varsa sorabilirsiniz Bayan Kesme? diye sormayı da ihmal etmedi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Sylvos
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Nov 21, 2004
    Posts: 1073
    Location: Darkon

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 4:07 pm Reply with quoteBack to top

    Herşey aniden gelişmişti.

    Çenesini bir türlü tutamayan buçukluk, durmadan konuşurken Rasnar bıkkınlıkla onu hayretle izliyordu. Orrtamın esrarengiz güzelliğini bile unutturmuştu ona.
    Hızlı bir şekilde herşeyi anlatmış ve üstüne Kraliçe Klesme' ye hiçte nezaketli olmayan bir teklif sunarak yeterince saçmalamıştı.

    Kraliçenin ortak dilde konuşması cüceyi oldukça şaşırtmıştı. Yine de böyle bilge birisinden bu tür bir durum beklenmedik değildi. İlk etapta kötü bir durum olmuştu. Rasnar derin bir iç çekerken buçukluğu dürtükleyerek susması için bir harekette bulundu.

    Quote:
    "Odalarınıza çekilebilirsiniz."


    Sözler, durgun suda oluşan ani bir dalga gibi cücenin suratına çarpmıştı. Bu uzun yolculuk onu biraz yormuştu doğrusu ama ırkının dayanıklılığı söz konusu olunca şu anki durumu zayıflık sayılırdı. Hem burada uyumaktan daha önemli işleri vardı.

    Rivro wrote:
    Ya da arkadaşım................ Biraz uzun olan büyücü arkadaşım da size anlatabilir.


    Büyücü mü? Bu sözler cüceyi birkez daha afallatmıştı. Onun ilahi gücünü nasıl böyle yorumlayabilirdi!

    Bu sözü de diğerleri gibi buçukluğun cahilliği ve düşük çeneli olmasına varsayarak sakinleşmeye çalıştı.
    'Sakin olmalıyım..' diye tekrarladı içinden birkaç kez.

    Sonra Rivro' ya birkez daha dürtüklercesine bir harekette bulunarak konuşmaya başladı.
    "İstersen sen gidebilirsin ufaklık, kalanı sensiz de halledebiliriz." dedi mırıltıyla, zorla da olsa tebessüm etmeye çalışarak.
    Tekrar Kraliçeye döndü ve yüzünde nedensiz bir hafif utanma ifadesiyle konuşmasını sürdürdü.
    "Misafirperverliğiniz için teşekkürler, saygıdeğer Kraliçe. Fakat işimizin aciliyeti yeterince önemli" dedi sakince.

    _________________
    -I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVÄ°L!!
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailMSN Messenger
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 4:31 pm Reply with quoteBack to top

    Hobbit cücenin sesindeki gariplği farketti. Sanki.... sanki biraz sinirlenmişti.

    Yanlış bi şey mi anlattım dedi kendi kendine... Ama grup yorgun olduğu için hemen konuşsa iyi olur diye düşünmüştü.

    Ama işte cüce de çok sinirliydi. Diğer uzunlar gibi...

    Zaten aklına gelenleri de anlatmıştı. Bi şeyi yanlış dediyse de cüce düzeltirdi her halde.

    Yeniden uzanmasının veya odasına gitmesinin uzunlardan birini kızdırıp kızdırmayacağından emin olamadığı için Rivro bir süre yerinde durdu. Sonra hafifçe adım atıp cücenin birazcık gerisine geçti.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 8:17 pm Reply with quoteBack to top

    Bu kadarı fazlaydı! Kraliçe’nin karşısında yerin dibine geçseler yeriydi! Buçukluk her şeyi mahvetmişti. Bunca zamandır konuşmaları cüceye bırakmasının sebebi, anlayamadığı Semavi dilde konuşmalarıydı. Ama artık böyle bir kısıtlama yoktu ve Kraliçe ile konuşmayı gerçek bir asilzade almalıydı.

    Necros, rezil cüppesinden utanarak, saçlarını düzeltti ve öne, cücenin yanına kadar ilerledikten sonra sağ elini yumruk yapıp sol göğsüne vurdu ve hafifçe eğildi. Sonra zarafetle doğrularak saygılı bir ses tonuyla konuştu.

    “Acaba konuşabilme lütfunu bu büyücüye bahşeder misiniz Majesteleri?”

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Sun Apr 02, 2006 10:05 pm Reply with quoteBack to top



    Patavatsız konuşmalar

    Beklenmedik hareketler

    Hareketsizlikler




    Klesme un Deala önce Rivro'ya baktı, sonra cüceye, ardından da Necros'a. Geri kalanları şimdilik gözardı edilmiş gibiydi ki böylesi bile grubun dağınıklığını ve başsızlığını gösteriyordu.

    Kraliçe üslubunu hiç bozmadı.

    "Buçukluk Rivro'ya yolu gösterin." dedi yerleşiklerden birine ve ardından yerleşiklerden biri bahçenin çıkışlarından birini gösterirken buçukluğa doğru yaklaştı.

    "Çnce isminizi ve kim olduğunuzu bahşederseniz elbette büyücü."

    Ardından huzursuzlukla o yöne doğru birkaç metre ilerledi. Necros bir an geriye baktı. Kami, Andero ve Maeltharach hala eğilmiş duruyorlardı. Bunu ilk başta garipsedi fakat birkaç saniye içersinde bir şok dalgası daha kendisini vurdu, kadar büyük bir pot kırıyor olduklarını anladı.
    Necros aristokrat bir aileden geliyordu ve biliyordu ki soylu birisinin karşısında bu kadar uzun süre eğilip bekleyedurmak soyluya büyük saygısızlıktı. Bir soylunun karşısında eğilinir ve ardından hemen doğrulunurdu.

    Ve şimdi Marangue'li Klesme un Deala bundan huzursuzlanmıştı. Yerleşikler bile doğrulmuşlardı çünkü.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Mon Apr 03, 2006 7:35 am Reply with quoteBack to top

    Rivro Kesme nin sözlerinden sanki onun sinirlendiği izlenimine kapılmıştı.

    Belki yanılıyordu... Yanlış ne yapmıştı ki hem? Ama uzunlar garipti?

    Belki sesi yorgun gibi çıkmıştı. Ne olursa olsun.. Zaten uzunlarla bu kadar süre kalmak onu sıkmıştı. Kendisi ile ilgili adama döndü... Tam olarak ne yapacağını anlamamıştı. Her halde onu bir yere götürecekti.

    Ya da gösterdiği çıkışa gitmesini istiyordu. Bir an düşünüp çıkışa gitmenin daha doğru olacağına karar verdi. Yerden bohçasını aldı. Çıkışa doğru ağır ağır yürümeye başladı. Bir yandan da hafifçe ıslık çalıyordu.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Mon Apr 03, 2006 5:22 pm Reply with quoteBack to top

    Bir anda kan beynine sıçramıştı. Yoldaşlarının bu kadar hödük olduklarına inanamıyordu. Necros’un içindeki dürtü o anda öyle kuvvetlenmişti ki grubun kalanını katledip, Kraliçe ile rahat rahat konuşabilmeyi istedi. Gözlerinden resmen ateş saçan Başbüyücü, elinin sert bir hareketiyle Kami, Andero ve Maeltharach’a doğrulmalarını işaret etti. Sonra yüzündeki öfke çizgilerini silerek tekrar Kraliçe’ye döndü.

    “Yoldaşlarımın yakışıksız tavırlarını affedin lütfen Majesteleri. Onlar maalesef ki bu tip seramonilere alışık değiller...en azından ben öyle düşünüyorum. Sanırım şimdi merak ettiğiniz bazı soruları yanıtlasam iyi olacak.

    Adım Necros Spelweaver, Majesteleri. Her ne kadar kıyafetim bunu göstermese de-ki huzurunuza layık olmayan bu giyim için binlerce kez affınızı diliyorum-Sigil’li aristokrat ailelerden birisiyim. Gelişimizden önce muhtemelen size ulaştırılan haberler gibi...”
    Necros, Quarion’u işaret etti. “Kendi diyarımızı kurtarmaya uğraşıyoruz.

    Geldiğimiz diyarda, yaratımın temel unsurlarını kontrol eden tanrılar birer birer ortadan kayboldular. Bunun sonucunda gözetilmeyen unsurlar, kontrol dışına çıktılar ve diyarın sonunu hazırlamaya başladılar. Diyarımız şu anda gittikçe kötüleşen bir kaos içerisinde bulunmakta.

    Bundan kurtulmak için güçlü bir dış güçle temasa geçtik ve bize yardım etmeyi kabul etti. Diyarı kurtarmak için ihtiyacı olan şeylerden bahsetti ve bunlardan birini bulmamız için bizi bu boyuta gönderdi.

    Boyutta araştırmalarımıza başladığımız sırada halkınızla karşılaştık. İlk başta iletişimimizde bir sorun olmasına rağmen anlaşabildik ve bizi buraya davet ettiler. Buraya henüz geldik ve siz de varlığınızla bizi onurlandırdınız Majesteleri.”


    Başbüyücü duraksadı. Bazı şeylerden bahsetmemeyi daha uygun bulmuştu. Çrneğin kendisinin Avernus yolcuğu, veya bu dış güç tarafından kısmen bu göreve zorlanmaları gibi. Ayrıca bu grubun nasıl bir araya geldiğini de atlamıştı ki zaten bu konuda tam bir fikri yoktu. Bu kadarının Klesme un Deala’yı tatmin edeceğini umuyordu.

    “Eğer Majesteleri’nin aklına takılan başka bir konu varsa, elimden geldiğince açıklık getirmeye çalışırım.”

    Aslında bu soruyu sormayacaktı, ama burası Klesme un Deala’nın yeriydi ve kartlar onun elindeydi. Eğer bunu söylemeseydi bu büyük bir nezaketsizlik olacaktı ve Kraliçe’de daha büyük soru işaretleri yaratıp ona “Bu kadarını bilmen yeterli, üsteleme.” demek gibi olacak. Eğer eşit şartlarda olsalardı Necros bu konu üzerinde düşünmezdi bile. Ama şartlar...

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    fingolfin
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jan 08, 2004
    Posts: 1636
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Tue Apr 04, 2006 7:37 pm Reply with quoteBack to top

    Yakışıksız tavırlar... Farklı coğrafyaların ve farklı sınıfların farklı adetleri vardı elbette. Kami önce tapınağının büyüklerine verilen kısa selamı vermeyi düşünmüş, fakat yerleşiklerin ona göre abartı olan selamlamaları üzerine bu şekilde davranmayı uygun görmüştü. Doğrulduktan sonra Necros'un tavırlarını inceledi, onun hakkındaki düşünceleri gittikçe yerleşiyordu.

    _________________
    Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
    GümüÅ?tendi parıldayan miÄ?feri.
    Ringil'di kadim kılıcının adı,
    Kristallerle donanmıÅ?tı mavi kalkanı.
    Back to top View user's profileSend private messageVisit poster's websiteMSN MessengerICQ Number
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Wed Apr 05, 2006 8:50 am Reply with quoteBack to top

    Rivro yavaş adımlarla bahçenin çıkışına doğru yaklaşırken yerleşik onun yanına gelmiş ve bahçeden ayrılırken ona eşlik etmişti. Rivro yerleşiğe o kadar yakındı ki onun mükemmel görüntüsü karşısında ıslığını da bi farklı çalmaya başlamıştı. Yerleşik onu bahçenin asmalarla kaplanmış girişinden çıkarttığında altında hala çimlerin serilmiş olduğu ve ışığın asmaların arasından ince huzmeler halinde sızarrak aydınlattığı koridor benzeri yolda ilerlemeye başladı. Yanındaki yerleşik sürekli onu izliyordu ama nasıl konuşacağını bilmiyor gibiydi. Yerleşikler oldukça soylu bir ırk olarak görülüyordu, yine de bu soyluluk onların sosyal yapılarını birbirlerinden ve başkalarından uzak bir pozisyona sokmamıştı. Gayet sıcakkanlıydılar. İkili bir dönemeç ile karşılaştı, ardından bir dönemeç daha, sonra bir bahçe daha göründü, onun hemen ilerisinde ise ikili tapınağın içersine girdiler. Rivro tapınağın burçlarla çevrelenmiş görüntüsünü bu sefer çok daha yakından gördü ve o burçların arasından geçme şerefine nail oldu...

    -------------------------------

    Klesme tepkisiz bakışlarla Necros'u izlemeye devam etti. Kraliçenin iki eli de iki yanında duruyordu ve zeki Necros tarafından rahatlıkla anlaşılabileceği şekilde vücut dilini kullanmıyordu.

    "Sizi kollayanların birer birer kaybolması gerçekten anlaşılması güç bir durum. Ve belirttiğiniz dış güçler, henüz kaynağının ne olduğunu bilmediğiniz güçler anladığım kadarıyla. Çünkü bu konuda herhangi birşey bahsetmediniz Efendi Spellweaver.

    Boyutumuza ulaşmayı başarmışsınız, nereden geldiğinizi tam olarak bilmesemde bu konuda fikirsiz değilim."

    Bunu söylerken yanındaki ataerke dğru elini uzattı. İnce eller bir kez daha ataerkin omzuna hafifçe dokundu. Ve ardından ataerk ortak dilde konuşmaya başladı.

    "Zat-ı muhtereminiz Waterdeepli Oliamar'dır. Buraya geldikten sonra positailer ismimi Frazel olarak değiştirmişlerdir. Açıkçasını söylemek gerekirse ismimi yeniden hatırlayabilmem bile bir mucize, çünkü yüzlerce yıldır unutulmuş diyarlardan bana kalmış hiçbirşeyi kullanmıyorum, dinim dışında, ki beni buraya bağlayan en önemli etkende budur. Işığın ve doğumun dinmediği bir diyar burası ve bu diyarın tamamı Efendimiz Lathander'ın mabedidir.
    Buradaki positailerden farklı olarak insan ırkına mensubum ve sizlerinde hangi ırklara mensup olduğunuzu az çok biliyorum."

    "Heria zent ysazza Oliamar Dun khillir."* dedi ardından yüzünde hafif bir tebessüm belirirken. Sözler Mael haricinde diğer kimse tarafından anlaşılamamıştı. Mael'in kendinde olmaayn zihni ise bir an bu sözlerle sarsılmıştı! Sözler deneme maksatlı söylenmişti, ataerks bu dili hala eskisi kadar iyi kullanabilip kullanamadığını merak etmişti, hem belki bu şekilde karşısındakilerinde unutulmuş diyarlardan gelip gelmediğini öğrenebilirdi. Aksanı biraz bozuk kullanmış olsa da Waterdeep'in yüksek dili diyar üzerinde gezen pek çok aristokrat tarafından bilinir, bilinmese bile anlaşılırdı. Ataerk sözleri söyledikten sonra anlayan birisinin olup olmadığını izlemek üzere grup üyelerini birer birer incelemeye koyulmuştu.

    Bunun hemen ardından Klesme devam etti;

    "Bizlere yolunuzun neden düzlemimizden geçtiğini açıklayabilir misiniz Efendi Spellweaver.

    Biliyorsunuz, ölümsüzlük sadece zamanın, yaşamın, maddenin ve yanılsamanın üzerine bi nebze kontrol sahibi olmak ile mümkündür. Oysa bu bahsettiklerim kendi başlarına birer alandırlar ve hakim oldukları güçler pek fazladır. Dolayısıyla bulunduğunuz şartlar altında tüm bunlara karşı bir mücadele içersindesiniz."

    Kraliçe durdu ve bekledi, ardından hızla devam etti.

    "Tanrıların bile terkettiği başıboş diyarınızı nasıl ve ne yöntemlerle kurtaracaksınız Efendi Spellweaver?"


    *Mael için Waterdeep high language çevirisi;
    Spoiler:
    Oliamar sizlere selamlarını sunar

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Lord Necros
    BaÅ?büyücü





    Joined: Apr 29, 2005
    Posts: 1916
    Location: Necropolis

    PostPosted: Wed Apr 05, 2006 12:43 pm Reply with quoteBack to top

    Lathander ataerki konuşurken Necros ifadesiz bir suratla onu dinledi. Dışarı vurmasa da içten içe böylelerine gülüyordu. Tam da hükmedilecek enayi tiplerdi. Ama adam konuştukça bazı konulardaki fikirleri değişmeye başladı. Waterdeep ismi tanıdıktı ama nereden duyduğunu çıkartamıyordu. Ama Necros’un asıl dikkatini çeken şey ise ataerkin aslen bir insan olmasına rağmen evine dair anılarını yüzlerce yıl içinde kaybetmiş olmasıydı. Bu adam, belki tanrısının bir lütfu belki de positai ismindeki bu ırkın yardımı ile, bir şekilde ölümsüzlüğe ulaşmıştı. Gerçek anlamda ölümsüz olamazdı muhtemelen, ama yılların bedeni üzerindeki yıpratıcı etkisini atlatmayı başarmışa benziyordu. Bunu nasıl yapabildiğini en kısa sürede öğrenmeyi aklının bir köşesine yazdı Başbüyücü. Sonra Klesme un Deala’ya dönerek sorularını yanıtladı.

    “Majesteleri’nin haklı olduğunu esefle belirtirim. Maalesef ki bu dış güç konusunda pek de bilgi sahibi değiliz. Ama bunu gözardı etmek zorunda kaldık. Diyarın benim gibi güçlü büyücüleri kendilerini yaklaşan kıyametten kurtaracak kudrete sahip. Ama peki ya bunca yıl boyunca diyarda inşa ettiklerimiz? Onları nasıl kurtarabiliriz? Kendimizi, bütün ömrümüzü heba ettiğimiz şeylere sil baştan başlamak için mi kurtaracağız?” Bunlardan sonra Necros, gerçekte zerre kadar umurunda olmayan, ama yerleşiklere iyi görünmek için söylemek zorunda olduğu şeyleri ekledi. “Peki ya bizim gücümüze sahip olamayan halklar? Onları kim kurtaracak? Onları yokoluşa terk edebilir miyiz?” Necros derin bir nefes verdi ve sonra devam etti. “Majesteleri’nin de gördüğü gibi, yegâne kurtuluş ümidimiz buydu ve biz de çaresizce, sorgulamadan bu ümide tutunduk. Tek temennimiz, her şey bittiği zaman bu gücün bizim zararımıza olmamasıdır.”

    Necros bir süre durdu ve Klesme un Deala’nın ölümsüzlük üzerine anlattıklarını düşündü. Bu konuda tartışabilirdi ama şimdi ne yeri ne de zamanıydı.

    “Tüm kozmoloji, onu oluşturan kozmik enerjilerden varolmuştur Majesteleri. İçtiğimiz su, yediğimiz yemek, bastığımız toprak... Hepsi bu enerjiler sayesinde vardır. Bu yüzden tanrıların kendileri dahi bu enerjilere muhtaçtırlar. Bazı kişiler bu enerjiler üzerinde çalışır ve benim yürüdüğüm yolda yürür. Enerjileri farklı şekillerde şekillendirerek gerçekte olamayacak şeyleri meydana getirirler. Bu da büyüyü, ya da benim yolumda yürüyenlerin tabiriyle Sanat’ı meydana getirir.

    şahsi fikrim, bahsettiğim dış gücün diyardaki büyücülerin kabiliyeti dışında olan büyük bir ayin ile diyarda dengesizleşen temel unsurları düzeltebileceği, veya bunu yapamazsa diyarı topluca tahliye edeceği yönündedir. Biz ayrıldığımız sırada bu temel unsurların en önemlisi olan büyünün enerji ağında henüz büyük bir bozulma mevcut değildi, ama bu durumun uzun süreceğini sanmıyorum. Ama ilk yaratılışta kozmik enerjiler öyle mükemmeliyetle yaratıldılar ki, en vahşi anlarında bile şekillendirilebilip istenilen etkiyi vermeleri için zorlanabiliyorlar. Kanaatimce bu dış güç, bu zorlamayı yapabilecek kudrete sahip.”


    Başbüyücü tekrar sessizleşip ifadesiz bir yüzle Klesme un Deala’nın yorumunu bekledi.

    _________________
    All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

    Power demands sacrifice.
    Back to top View user's profileSend private message
    Andero
    SeçilmiÅ? SavaÅ?çı





    Joined: Jun 24, 2004
    Posts: 758
    Location: Ä°stanbul

    PostPosted: Wed Apr 05, 2006 1:08 pm Reply with quoteBack to top

    Andero konuşmaları sessizce dinliyor ve grubu izlemeye devam ediyordu. Karşılarına sonunda sorularına cevap verebilecek üst düzey birisinin çıkması gerçekten üzerine dua edilebilecek bir olguydu. Etraftakilerin aşırı saygı çerçevesi içerisindeki yaklaşımları aslında Andero için boş şeylerdi zira bir kraliçeden daha güçlü şeylere hizmet ediyordu. Her ne kadar kendisine verilen kodlardan biri saygı da olsa bu kodun sınırlarını ona Apocalypse bizzat açıklamıştı ve bu, o sınırlar dahilinde değildi.

    Katliam'ın Eli buçukluğun konuşmalarını yan kulakla dinledi zira kesinlikle amaçsız şeyler söylüyordu. Ardından başından beri duymak istediği bir ses çalındı kulaklarına. Büyücünün konuşmayı ele alışı ve cüceyi ikinci plana atışı üzerine yüzüne hafif bir sırıtış yayıldı. Artık dinleyebileceği ve inceleyebileceği birisi olmuştu karşısında. Büyücü ve kraliçe arasındaki konuşmayı takip etmeye başladı. Sorular sorulduğunda ve cevaplar alındığında kendi sorusunu soracaktı. Kirathor'un ne olduğunu burada yaşayan ırkın bilme ihtimali vardı. Konuşma bittiğinde kraliçe uzaklaşmadan saygı çerçevesini zorlayarak kraliçeyle görüşmeyi rica edecek ve Kirathor hakkında bilgi edinmeye çalışacaktı.

    _________________
    Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Wed Apr 05, 2006 2:49 pm Reply with quoteBack to top

    Rivro bir süre yanındaki yerleşiği inceledi. Kız kardeşim Yeala onu çok beğenirdi her halde... Adamın bir şeyi kötüydü vardı. Boyu... Böyle uzun biri ile hangi hobbit evlenmek isterdi. Yine de adam iyi görünüyordu.

    Yaprakların yaptığı tünele girdiğinde Rivro tünele hayran kaldı. Yapraklardan böyle bir şey yapılabileceğini hiç düşünmemişti. Acaba başka bir tür bina da yapılır mı diye de düşündü kendi kendine.

    Tünelden çıktıklarında ise o büyük biraz da korkutucu binaya yaklaşmışlardı. Yeni bir bahçeden geçip o kocaman iki sutunun arasından geçtiler. Rivro geçerken sütunlara baktı. Bu sutunları nasıl yukarı kaldırmış olabilirlerdi acaba diye düşündü.

    Sonra yoluna devam etti. İlerdeki büyük binaya girmesini istiyorlardı her halde...

    Rivro daha küçük bir binaya girmeyi tercih ederdi. Ama adamlar onu evlerine götürüyordu. Hem onları kızdırmışken tekrar konuşmayı istemedi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Eldarin_






    Joined: Dec 20, 2006
    Posts: -27
    Location: Yolcu

    PostPosted: Thu Apr 06, 2006 8:36 am Reply with quoteBack to top

    Klesme un Deala Necros'u pür dikkat dinledi. Hem hareketlerini hemde söylediklerini iyiden iyiye idrak etmeye yoğunlaşmıştı, bunu yaparkende kendi ifadesizliğini korumaya devamediyordu.

    Necros'un sözleri bittiğinde ise Klesmeun Deala'nın aklında tek birşey vardı.

    Bu bilinmez güç kimdi, neyi, neredeydi?

    "Kozmoloji üzerine oldukça bilgilisiniz Efendi Spellweaver, bilgili olmanızı takdir ettim.
    Fakat anladığım üzere şimdi sorunumuz bu değil. Sorun bu unsurların nasıl ve kim tarafından getirilebileceği?
    Bunu siz yapabilecek misiniz? Yapabilecekseniz bu nasıl mümkündür? Bahsettikleriniz akla gelebilecek şeylerdir, fakat uygulaması sorun yaratabilir. Çzellikle de bunu gerçekleştirebilecek güce sahip olabilmek önemlidir. Haksız mıyım? Bu konuda bana ne söyleyebilirsiniz?"

    -----------------------------------

    Rivro burçların arasından geçirilerek yüksek tavanlı tapınağın içersine götürüldü. Etrafta daha önce hiç görmediği derecede ihtişamlı heykeller, sütunlar, motifler görülebilmekteydi.

    Rivro'nun en çok huylandığı şey ise sarı tozlara bulanmış şu havayı solumaktı. Küçükken Hobbitköy'de karabiber çekme yarışmalarına birkaç kez katılmıştı ve belki de bundandır ki tozlu havayı çekmek onu huylandırıyor, kendisini her an hapşıracakmış gibi hissetmesine yol açıyordu. Fakat burada böyle de dedğildi, hiç hapşıramıyordu. Aslına bakılırsa bu da Rivro içi takıntı haline gelmişti. Hapşırmayı bekleyipte hapşıramamak. Hapşırmaktanda fena birşeydi bu.
    Buçukluk bir üst kata çıkarılarak geniş bir hole yerleştirildi. Holde kitaplıklar, oyma masa, sandalye yatak takımları bulunmaktaydı. Holün gerisinde ise bir balkon vardı ve bu balkondan şehrin bir kısmı görülebiliyordu...

    Yiyecek ve içecekler önceden yemek masasının üzerine konulmuş, hazır edilmişti. Beş buçukluk için 3 gece yetecek kadar yiyecek ve içecek vardı o masanın üzerinde.

    -------------------------------------

    Frazel hiçkimseden tepki gelmeyince grubun Unutulmuş Diyarlardan gelmediğine kanaat kıldı ve başını hafifçe öne eğdi, elleri iki yanında açık bir şekilde Necros Spellweaver'ı dinlemeye devam etti.

    _________________
    Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülükleri site yönetimindedir
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicThis topic is locked: you cannot edit posts or make replies.


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.53 Saniye