Benden Önce... Senden Sonra...

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Benden Önce... Senden Sonra...

by Artemis Entreri » Tue Dec 19, 2006 7:38 pm

Ã?ünkü başını kaldırdığında bambaşka bir yerde olduğunu farketti. şimdi etrafında hiç kimse yoktu. Uzun bir çöl. Rüzgarı hissetti, ve yaşıyor olduğunu düşünerek umutlandı.

by Wolodya » Sat Dec 09, 2006 6:56 am

Yaşamdan o an tat almak için kalp denen nesneye ihtiyacı vardı fakat cesetlerdeki anlamsız bakış onun üzerinde kalıcı ve acı etkiler bıraktı içine kapandı karanlığa karşı ayakları çözüldü gözlerini son bir umutla kaldırdı birisini görmek canlı bir ten hissetmek ona yetecekti ama bu düşünceler uzakta kaldı çünkü

by Artemis Entreri » Thu Sep 21, 2006 9:01 am

Süvari birliğinin, kafası karışmış ve iki taraftanda taaruza -maruz kalmış- zombileri ezip geçtiği sahneler komutanın gözleri önünden geçerken, komutanda elindeki bıçağı önünde tabakta bulunan domatese batırdı. Ã?arpışma da o sırada başladı. Aynı domatesin ilk darbede patlayıp etrafa saçılışı gibi dağıldı zombilerin safları. Gülümseyen komutan dişlerini domatese geçirirken, süvariler ellerindeki ağır mızrakları ve mızraklarını çoktan kullanmış diğerleri ise uzun kılıçlarıyla kelle uçuruyor, kol koparıyorlardı.

Tüm bu kargaşanın içinde, bir süvari atından düşmüş, kılıcınıda düşüş sırasında kaybetmişti. Aynı zamanda kolunu çarpan askerin omzu çıkmıştı ve bu, korkunç bir ağrıya sebep olurken, bayılacak kadar zorluyordu onu. O yüzdendir ki asker görmedi yanına yavaşça yaklaşan ve elindeki dikenli sopayı kafasına geçirmek üzere olan zombiyi...

by FaRaSTu » Mon Sep 18, 2006 2:45 am

(( biraz hızlı yazmak zorunda kaldım ve bu yüzden bir kaç yazım hatam olmuş bunlar için özür diliyorum))

by FaRaSTu » Mon Sep 18, 2006 2:42 am

Emir subayı Geren'in odasına girdiğinde Geren , tüm hazırlıklarını tamamlamış ve komutanları ile süvarilerin yapacağı bu umutsuz karşı taarruzun son detaylarını tartışmaktaydı. Emir subayı içeri girdiğinde tüm tartışmalar sona erdi ve sanki ondan bir şey beklermişcesine herkes ona doğru sorgulayan bakışlar attı.

- "Süvari birliği hazır lordum. Emrettiğiniz gibi tüm atlı birlikler cümle kapısının önünde toplandı ve emirlerinizi bekliyorlar."

-"Teşekkürler Eric... Teğmenlere birazdan aralarına katılacağımı bildir"

-"Lordum ayrıca surlarda görmeniz gereken birşeyler var. Sanırım karşı tarafın formasyonlarında büyük açıklar oluştu."

Bu sözleri duyan Geren hızla surlara çıkan merdivenlere doğru koştu. Eğer subayın dediği doğru ise bu yapacakları taaruz o kadar ümitsiz olmazdı. Surların en tepesine vardığında ise onu hiç olmazsa gülümsemesine neden olacak bir sahne gördü. Biraz önce havada süzülmekte olan ve Geren'in zombilere hükmeden kişi olduğunu sandığı yaratık ortalıkta gözükmüyordu ve önceden gördüğü manzaraya ek olarak karşı ordunun merkez kısmında bir karşama hakimdi.

Geren, emir subayına dönerek;

- "Evlat, tüm bunlar biterse bana hatırlat ki sana bir içki ısmarlayayım!"

Sonra tüm hızı ile cümle kapısına süvari birliklerinin onu beklediği yere doğru yöneldi. Bu karmaşanın ne kadar süreceğini bilmiyordu ama bunu kendi lehlerine kullanmadan bunun bitmesine izin veremezdi.

by Artemis Entreri » Thu Aug 24, 2006 9:55 pm

Ölümle savaşmak, ölümün kendisini yenmek...
Tüm bunlar ölü yaşamaktan daha zor olmalıydı..

Ulfhan şu an olduğu şeyle savaşıyordu.
Kendisini yenmeye çalışıyordu.
Ama yaşamı elden almanın kolaylığı kadar, ölümü yollamak zordur.
Bırakın onunla savaşmayı,
Ölümü yenmek ?

İçindeki ölü ruh tüm kudretiyle ona haykırırken, daha baskın bir ses , diğer tüm gürültünün önüne geçmişti.

Baba?

Ölülerin lordu yere yıkılmış gözlerinden yaşlar akarken ordu taaruza devam ediyordu.
Sonra görünütler gördü...
Paramparça bir surat vardı oralarda..
Bir zombinin pençesiyle yüzü yarılmış bir surat.
Masum bir surat.
Endişeli bir surat.
Küçük bir kızın suratı...

Ölümü yenmek ??

Ulfhan taaruza geçti..

Ama bu seferki hedefi önünde yükselen kale değildi...

by FaRaSTu » Wed Aug 23, 2006 9:15 pm

Baba?

Bu iki hecelik kelime küçük bir kızın ağzından bir fısıltı halinde çıkmış olsa da Ulfhan bunu duydu, daha doğrusu bu kelimeyi kızın yaşarmış gözlerinde gördü...

Baba?

O anda tüm hatıralar Ulfhan'ın zihnine bir çığ gibi çöktü. Doğduğu yer, annesi, babası, arkadaşları, karısı ve KIZI...

O anda Ulfhan öyle bir duygu seline boğuldu ki, gökyüzünde sendeledi ve yavaşça yere inişe geçti. Zombi ordusu üzerindeki muazzam kontrolü bir anda olsa gevşedi ve zombilerin kale surlarına olan hücumları şideetini yitirdi.

O an Geren'in gözlerinde de bir umut kıvılcımı hiç olmazsa zaman kazandıracak bir hamle görmenin mutluluğu vardı. Ã?ünkü kendisi adamlarına cesaret vermek için surlardaydı ve taaruzun şiddetini kesildiğini görmüştü. Bunun neden olduğunu bilmiyordu ama bunun olmasını sağlayan ve oraya bakan herhangi bir tanrı varsa ona şükürlerini sundu.Ve taaruzu tamamen durdurmak,kaleye biraz nefes aldırıp zaman kazandırmak için ellerinde olan tüm süvari birliklerinin cümle kapısının önünde toplanmasını emretti...

by siliterin » Wed Aug 23, 2006 1:14 am

çok güzel arkadaşlar devamını bekliyorum hepinize tebrikler :clap:

by Artemis Entreri » Tue Aug 22, 2006 8:53 pm

Korku..
Korku Ulfhan için yeterli değildi..
Daha fazla korku gerekiyordu halka ve o, bunu hissedebiliyordu.
Ã?ürümüşte olsa insanlığından ve eski hayatından hala bir parça taşıyan vücudu göklere yükseldikçe, şehir halkı korku nedir ilk defa o zaman anladı..

şehirdekilerden yalnız biri korkmuyordu. Ã?ünkü korku, yerini hüzün ve endişeye bırakmıştı. Küçük bir kızdı bu. Ellerinde annesi için toplamış olduğu çiçekler vardı. Surların gerisinde Ulfhanın korkunç silueti yükselirken kızın ağzı açıldı, çiçekler ellerinden düşüverdi.

Baba?

by Aredheliquas » Fri Aug 18, 2006 3:00 pm

umut!...
içerlerde küçük bir kızın gönlünden geçen tek sey buydu...
etrafına bakındı, korku dolu gözler gördü...
yapılabilecek hiçbirşey yokmuydu? kötü sesler,kötü haberler yaklasmaktaydı...
gözlerinden bir damla yas aktı, burnu inanılmaz bir bişimde yanmaya basladı...
umut!...
sanırım hiçbir umut yoktu...

by FaRaSTu » Fri Aug 18, 2006 8:25 am

Dışarıdaki Zombi ordusunun varlığı yetmezmiş gibi büyülü meteor saldırıları surların ardındaki halkın moralini iyice bozmuştu. Nerdeyse kaos ortamı hakimdi. zaten sayıca az olan kale muhafızları düzeni insan üstü çabalarla korumaya çalışıyorlar bazen bunun için zor kullanmak zorunda kalıyorlardı.

Geren her ne kadar emri altındaki hatırı sayılır güçlere sahip tam bir düzine büyücüsü ve onların yarattıkları koruma kalkanına güveniyor olsa da halkın moral durumu onu kara kara düşündürüyordu. Her ne adar inşa ettikleri ayna kendi lehlerine bir avantaj olsa da Zombi ordusunun büyüklüğü devasa boyutlardaydı ve ordunun tümü üstünde etkisiz kalmaktaydı. Bunları aklından geçirdiği sıralarda emir subayı hızlı ve koşar adımlarla odasına daldı ve beklenen kötü haberi ona verdi...

-Zombi ordusu taarruza geçti!

Hemen emrindeki büyücülere haber göndererek bunların altısının surlarda okçuların yanında yer almasını büyüleri ile saldırıya karşı koymalarını kalan altısının ise mevcut anti magic kalkanı haricinde surları güçlendirmek için birşeyler yapmaları için onları şehrin içine gönderdi. Geren bu ilk saldırıyı atlatabileceklerinden emindi ama çok yakında bir şekilde yardım gelmezse bu durum böyle dewam edemezdi. şu an için hiçbir umut yoktu...

by Artemis Entreri » Sun Jul 16, 2006 8:54 pm

Kalenin icinde...

Durumlar disarda oldugundan biraz farkliydi..
Tum sehirde gonglar calmaya baslamis ve eli
silah tutan herkes savasa cagriliyodu. Komutan
Gerenuaro Sill KesaUro yani kisaca Geren, sert
adimlarla koridorda ilerliyor bi yandan parmaklariyla
ritm tutuyordu. Cok stresliydi ve olmakta da hakliydi.
Hic bi sehir henuz zombilerin ilk saldirisina bile karsi
koyamamisti.. Ama Gerenin bir plani vardi...

Komutanlarin odasina geldiginde kapiyi hizla carpti.
Icerdeki tum bakislar bir anda Geren e dondu. Komutanin
yuzunden terler akiyordu ve zirhinin uzerine damliyordu.
Komutan icerdekilere gulumseyerek goz kirpti..
'Dostlarim.. Bir planim var...'

Elindeki parsomeni masaya uzatti...

Ordunun icinde...

Ordu surlara dogru yavas yavas ilerlerken bir sorun
ortaya cikti. Ulfhan neler oldugunu anliyabiliyordu. Her
ne kadar zombiler korku nedir bilmeselerde kalenin icinde
yapilanlar cok zekiceydi. Dev bir ayna insa ediliyordu ve
bu her ne kadar zombilere zarar vermesede aptal zombiler
ne yapcaklarini sasiracakti ve en onemli komutanlari olan
vampirler savas disi kalacakti..

Ulfhan gulumsedi.. Bir meteor buyusu icin ellerini gokyuzune
kaldirdi.. Gokten alev yagarken aynanin ustune, Ulfhan
gulumsemesi yuzund edonuverdi.. Meteorlar aynaya
carpmadan once bir enerji kalkani tarafindan yutulmustu.

Bu biraz ugrastiracaga benziyordu...

by FaRaSTu » Sat Jul 15, 2006 8:53 pm

Son rituel için yani bu dünyanın yoketmek için gerekli son rituel içi kendisinin de yeterli miktarda ruh gücünü bir arada toplaması gerekiyordu.birden uğursu bir gülümseme yüzünde belirdi. Emrinde bir ordu olduğu sürece bu hiç zor olmayacaktı. Fakat bu gücü toplaması için canlı insanlara itiyacı vardı. sadece canlı insanların ruh güçlerini çalablirdi. Bu yüzden zihninden bir başka telepatik mesaj tüm zombi ordusunun ilkel zihinlerine dağıldı." MÃ?MKÃ?N OLDUğU KADAR ÇOK CANLI ELEGEÃ?İRİN AMA DİRENENLERİN HEPSİNİ Ãƒ?LDÃ?RÃ?N!!"

Gece yavaş yavaş yerini alacakaranlığa ve şafağa bırakırken, İnsan şehri de yavaş yavaş uyanıyor ve karşılaştıkları tehlike ile yüzyüze geliyordu. şehrin her tarafında çalınan çanlar, eli silah tutan herkesii savaşa ve şehri savunmaya çağırıyordu.

Bu gülünç faydasız çabalamaları görünce Ulfhan korkutucu bir kahkaha koyverdi

"Varsın bizim farkımıza varsın ve savaşa hazırlansınlar. Ne de olsa bu onların görebileceği son şafak olucak!"

by Artemis Entreri » Fri Jul 14, 2006 4:33 am

karanligin ordusu toplanrken Ulfhan seyretti... sonra zihninde bir ses duyuverdi..

ONLARI YONET.. BUNU YAPABILIRSIN... SADECE HISSET

ve Ulfhan hissetti.. Onunde insanlarn geriye kalan tek buyuk sehri uzanrken on saflardaki zombielere zihniyle komut verdi.

Savasi baslatin..

Zombiler harekete gecti..

by FaRaSTu » Mon Jul 10, 2006 5:06 am

Adam öylece önünde çığlıklar içinde yanmasını yüzündeki bir tebessümle seyretti. Ã?ünkü kendine ilk geldiğinde içinde ortaya çıkan nedeni belirsiz duygu kabarmaları yüzünden bu dünyaya geliş amacı nerdeyse aklından çıkmıştı. Ama artık hedefini biliyordu. Yapması gerekeni de... Adam karşısından yanmış bir kütle halinde yatarken ve adamın hayat enerjisi Ulfhan'ın vücuduna akarken yüzünde uğursuz bir tebessümle ölmüş adama teşekkür etti.

Ne kadar ironik... Aslında bu adam onu lich'in elinden kurtarmakla tüm dünyayı ölüme sürüklemişti.
Ã?ünkü sahip olduğu yetenek, Öldürdüğü rakibinin ruh gücünü çalmak , ona efendisinin bu görevi için kendinise takdis ettiği hem bir lanet hem de bir lütuftu. Bunun sayesinde yeterince ruh gücünü elinde bulundurduğu vakit onu bu görevini tamamlamasına hiç bir kuvvet engel olamazdı...

Top