Kavrayış

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Kavrayış

by Gaiatar » Tue Aug 15, 2006 11:55 am

aslında ben buna hikaye olarak başlamıştım ama devam edemeyince, böyle hikaye-deneme gibi ne olduu belli olmayan bişe çıktı...
dershanedeki türkçe hocam "aceleci genç yazarlar gibi, bilmemkaç kitabın konusunu bi sayfaya sıpdırmaya çalışmışsın" demişti.
bilmem siz ne düşünürsünüz...

Kavrayış

by Gaiatar » Tue Aug 15, 2006 11:52 am

“Ya farklı olsaydı?”

Soru kafasında uzun zamandır yankılanıyordu. Aklına düştüğünden beri, onu çılgına çevirecek şekilde, ısrarla fısıldıyordu. İlk başta sorgulamaya alışık olduğu felsefi problemlerden biri gibi görünmüştü. Ama bu soru cevap beklemiyordu; yalnızca oradaydı, her an zihninin bir köşesinde...

Ne olduğunu bilmediği bir karanlık, aylardır, yüreğindeki ışığı boğuyor gibiydi. Théanár amfinin en arkalarındaki yerinde otururken, beynindeki karmaşa dersi dinlemesini imkansız hale getiriyordu. Profesörün sesi bir uğultu gibi geliyor, tahtadaki yazılar ise anlamsız semboller gibi görünüyordu. Bu puslu boşluğun içinden birkaç anlamlı sözcük ayırt etmeyi
başardı. Kelimeleri bir araya getirdi. Ortaya çıkan cümle, son derece basit bir gerçekmişçesine vurgusuzca söylenmişti; fakat Théanár’ın amfiden fırlayarak çıkmasına sebep olacak kadar sarsıcı bir anlam taşıyordu aslında.

“Bu sonuç fiziksel dünya üzerine geleneksel düşünme yollarımızı altüst edecek bir soruya yönlendiriyor, gözlemcinin aklının biricik gerçeklik olduğu ya da paralel evrenlerin olabileceği yönünde uyarıcı olanaklar sunuyor.” 

Théanár içine doğan uzaklaşma isteğinin nedenini anlayamıyordu ama yüreğinin derinliklerinde bir siluetin belirginleşmekte olduğunu hissediyordu. şehrin kirli, gri sokaklarında, onu sırılsıklam eden bahar yağmuruna aldırmadan koşarcasına yürüyordu. Kendi iradesiyle hareket etmiyor gibiydi. Kafasında, ondan bağımsız iki bilincin çatışmasını duyuyordu. Tanık olduğu acı görüntüler bu çatışmayı pekiştiryor, Théanár’ın zihninde göğsünü sıkıştıran çağrışımlar uyandırıyordu. Toplumsal eşitsizliğin tüm bu resimleri, insanın doğadan kopuşunun bütün işaretleri...

Kaldırım kenarında dilenen, sefalet içindeki kadının kucağında hasta bir çocuk ağlarken, kaldırımdan şık giyimli, bu manzaraya duyarsız gençler gülüşerek geçiyorlardı. Yolda, bir yanda içi tıklım tıklım dolu bir otobüs, diğer yanda içinde tek kişinin bulunduğu, komforlu, gösterişli bir araba aynı trafiğin içindeydiler. Arabanın içindeki, son derece önemli biri gibi görünen adam, otobüsten kendisine yöneltilmiş bakışları farketmiyor gibiydi; öfkeli bakışlar, hevesli bakışlar, umutlu ve umutsuz bakışlar. Ama hepsi de kabullenmiş bakışlardı.

Koca, sevimsiz binaların arasındaki dar sokakta, kaldırımın kenarında yaşam mücadelesi veren ağacı, taşlar arasından zorlukla çıkmış bir parça çimeni kimse dikkate almıyordu; çünkü orada burada asılı reklamlar bütün ilgiyi kendilerine yönlendirmek üzere tasarlanmışlardı. Bunca insanın gözlerinden aynı endişe okunuyordu, stresliydiler; zira para kazanmalıydılar. Kimi yalnızca yaşamını sürdürebilmek için arzuluyordu bunu, kimi reklamlarda onlara sunulan nimetlerden yararlanabilmek için. Yağan yağmur kimseyi sevindirmiyordu artık, çünkü trafiği aksatıyor, ayakkabıları kirletiyor ya da dilenci kadının çocuğunu hasta ediyordu. “Oysa yağmur bereket demekti bir zamanlar...”

Théanár bir anlığına kafasındaki çatışmadan sıyrıldı ve hafızasındakiler suratına bir tokat gibi çarptı. Kalbinde şiddetli bir tepki gösterme, “Hayır!” diye bağırma isteği hissetti, fakat bu his birşeyler tarafından bastırıldı. Daha önce pek çok kez duyduğu ses yine yankılandı belli belirsiz zihninde; “Bütün bunları düzeltmek için hiçbir şey yapamazsın. Yapacağın herşey varolanı bozmaya yöneliktir. Böyle gelmiş, böyle gider...”. Haykırşı boğazında düğümlendi ve Théanár hissizleşti. Bütün gün şuursuzca şehri dolaştı. Cehennemin görüntüleri ve uyandırdıkları çağrışımlar devam etti. Bütün çağrışımlar aynı soruya itti Théanár’ı; “Başka türlü olamaz mıydı?”

Top