Büyü Kulesi

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Büyü Kulesi

by catboy » Mon Mar 19, 2007 3:57 am

Nurbanu ocakta kaynattığı bitki çaylarını getirdiğinde Efe de hırsızla konuşmaktaydı:
_ şimdi hayat acımasız; ama sen yine de bunun karşısında iradene hakim olup tüm felaketlere namusunla iyi şeyler yaparak göğüs germeliydin demeyeceğim, dedi.Hırsız gülümseyerek:
_ Demiş kadar oldun zaten, dedi.
Nurbanu’nun getirdiği çayı aldı Efe Nurbanu’ya:
_ Sen de şu tabureye oturup bizim sohbetimize katılmak ister misin?Belki senin de söylemek istediğin şeyler vardır, dedi.Nurbanu:
_ İsterseniz gidebilirim, Pagan, dedi.
_ Hayır.Dışarısı bu vakitte çok tehlikeli.Seni bu vakitte dışarı bırakamam.Hem askerlerin çoğu ya Gomar’a gitti ya da revirde istirahattalar.
Hırsız çayından bir yudum aldı.Efe:
_ Peki sana nasıl hitap etmemizi istiyorsun hırsız kızım?Bir ismin ya da bir lakabın var mı?
_ Hırsızlar arasından lakabım “mor bela”dır.Ama gerçek ismim Gökçe.
_ Böyle mor gözlere böyle bir isim yakışırdı zaten.

by catboy » Sun Mar 18, 2007 3:32 am

Ã?mer ile Yağmur’un ölümüne savaşı daha sonra bir efsane haline geldi.Dilden dile, ülkeden ülkeye dolaştı.
Ã?mer son bir gayretle çekicini havaya kaldırdı.Ama Yağmur daha çevikti.Hasmını kalkanını ensesine geçire-
rek yere yatırdı.Sonra:
_ Yazık oldu.Ben bu avdan bir keyif alamadım, dedi.Ã?mer son kez:
_ Geber aşağılık sürtük, diye bağırdı.Yağmur öfkelenerek:
_ Ölürken bari günah işleme, budala, diye bağırdı.Ã?mer çekici “Urumar”a bakarak:
_ Bu kadar savaş gördüm. Bu kadar savaş kazandım.Ama ilk kaybettiğim savaşı kaybetmemin sebebi benim hatam mı olacaktı ve bunu canımla ödeyecektim, dedi acınası gözlerle.
Yağmur birden yumuşamıştı.Hasmının suratındaki zavallı ifadeye aldanarak:
_ Senin lakabın “Uru”.Önemli olan uruluk değil ululuk.Öldürmek değil yaşatmak daha zor, demişler, dedi ve Ã?mer’in üstünden ağır silahını itti.
_ Seni öldürmem gerekli.Biliyorum ki arkamı döndüğümde beni öldüreceksin.Ama bil ki işin kolayını herkes yapar.Önemli olan işin zorunu başarmak.Bunu bilesin, barbar Ã?mer.Uru Ã?mer!
Faris önündeki adamın kafa tasına bıçağını geçirdi.O sırada Ã?mer acı içinde olmasına rağmen ayağa kalkmaya çalışıyordu.Yağmur Ã?mer’e döndü:
_ Niye erkeklerden iğreniyorum.Biliyor musun?Daha doğrusu hiç düşündün mü?Kime soruyorsam ben de. Sen anlamazsın bunu ama ben yine de söyleyim.Ã?ünkü hepiniz aşağılıksınız.
Faris uzaktan olanları izlemekteydi.Yağmur hiddetle:
_ Sizin gibi erkekler yüzünden hayatım parçalandı.Senin gibi.Sen gibi, diye haykırdı.Kılıcını havaya kaldırdı:
_ Sen çoktan ölmeyi hak ettin.Bir günah işlediğinde geç de olsa bir gün cezanı ödersin ve bugün senin cezanı çekme günün.
O anda bir el Yağmur’un bileğini kavradı:
_ Dur!
Yağmur kurbanıyla onun arasına girenin kim olduğunu görünce şaşırdı:
_ Niye? Diye sordu Faris’e.
Ã?mer yattığı yerden:
_ Hala kapı bekçisi misin Faris.Atmaca Faris! Diye haykırdı.
Faris öfkeyle Ã?mer’e tekme attı.Selçuk atıyla yanlarına geldi.Atından inip:
_ İskeleye kadar gittik.Özgünüm tekneyle götürmüşler bile büyücüyü.
Selçuk Ã?mer’i fark edince:
_ Sen, dedi ve boğazını kavrayıp:
_ şimdi söyle.Büyücüyü nereye götürdünüz?Bir daha sormayacağım.Bunu bilesin, diye de ekledi.
Ama Ã?mer gülerek:
_ şimdi mi cesurluk taslamak aklına geldi.Bunu bana değil.O hırsıza taslasaydın ya ula, dedi.Selçuk:
_ Bundan bilgi alacağımız yok.Boğazını kesin, dedi.
Yağmur memnun bir ifadeyle kılıcını Ã?mer’in boğazına dayadı:
_ Günahlarının cezası çok ağır ve affedilemez, dedi ve Ã?mer’e son bir söz söyleme fırsatı bırakmadan boğazı- nı kesti.Sonra Ã?mer’in boynundaki kemikten yapılmış kolyeyi aldı:
_ İntikamımı aldım.Rahat uyu artık, dedi.
Faris içindeki sesin dediklerine uyarak Ã?mer’in evine girdi.Bir kaç barbarla daha savaşarak bir odaya girdi.Bir kuş kafesi vardı.Kafesin üstü kapalıydı.Hemen örtüyü çekti.Kafesteki atmacayı hemen tanıdı:
_ Senin yaşadığını biliyordum, dedi ve kafesteki atmacayı serbest bıraktı.Atmaca özgürlüğüne kavuşmasına rağmen odayı terk etmedi.Faris’in omzuna kondu.Yağmur da yanına geldi:
_ Yıllardır göz yaşı dökmene sebep olanın bir atmaca mı olduğunu da mı öğrenecektim, dedi.
Faris gözyaşlarını tutarak:
_ Bu atmaca benim için çok değerli, dedi. Ve merak ettiği soruyu sordu Yağmur’a:
_ Gerçekten bütün erkeklerden mi tiksiniyorsun? Diye sordu.Yağmur gülümseyerek:
_ Sayılır, diye kestirip attı.
_ Peki bunun Ã?mer’le gerçekten bir ilgisi var mı?
Yağmur Faris’e önce bir baktı sonra:
_ Sayılır, dedi.

by catboy » Sat Mar 17, 2007 1:10 am

“Gümüş Atmaca”
Uğur’un teknesi avıyla birlikte Gomar’daki savaştan çok uzaklarda seyir etmekteydi.Uğur, Gürhan’ın büyü denemelerini gülerek seyretmekteydi.Sonunda:
_ Bir de büyücüyüm, diye geçinirsin.Bu kafes büyü geçilmez kalkanla çevrili, dedi.
Gürhan ter içinde kalmıştı.Yaptığı son denemede kendini çok zorlamıştı.Acınası gözlerle yukardan onlara göz kırpan gözlere baktı.

by catboy » Fri Mar 16, 2007 5:32 am

Selçuk önde Gomar’ın içine girdiler.Yağmur atıyla öne atıldı:
_ Ben büyücüyü bulacağım, dedi.
O sırada uruklar da ortaya çıktı.Faris:
_ Bunların da ne işi var burada? Diye sordu.
Selçuk kılıcını sallayarak:
_ Anlaşılan düşmanlarımız artıyor, dedi.
_ Onların da sonu barbarlar gibi olacak, diye karşılık verdi Faris ve mızrağını havaya kaldırdı.Ona doğru ge-
len Uruk’a mızrağı fırlattı.Uruk acı içinde yere düştü.
Yağmur da atından indi ve uruklara saldırdı.Ama ona doğru yaklaşan tehlikeyi fark edemedi.Ã?mer, çekici “Urumar”ı Yağmur’un beline indirdi.Yağmur bu ani darbeyle yere çakıldı.Nefesini toplayıp ayağa kalktı.Ã?mer:
_ Bu daha başlangıç, dedi öfkeyle.
Faris uzakta savaşmaktaydı.Ama yerde yaralı halde yatan Yağmur’u da görmemiş değildi.Ama uruklar ko-
lay ölmüyorlardı.Daha Yağmur’un yanına varana kadar en az beş adamla savaşması gerekliydi.Yağmur soluklanarak:
_ Gel barbar lider.Senin gibileri bilirim.Sadece öfke kusarsınız.Gerçek gücünün bu kadar olmadığına emi-
nim, dedi.
Ã?mer naralar atarak çekici “Urumar”ı havaya kaldırarak ileri atıldı:
_ Hiç bir kadın karşımda bu kadar ağır sözler söyleme cesaretinde bulanamadı.
_ her şeyin bir ilki vardır, dedi Yağmur ve Yağmur’un kılıcı ile Ã?mer’in çekici havada kıvılcımlar saçarak çarpıştı.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o
Gürhan, uzaklaşan Gomar şehrinden yükselen dumanlara baktı:
_ Arkadaşlarımın bana ihtiyacı var, dedi ve asını kafesin demirleri değdirip bütün gücüyle haykırdı.

by catboy » Thu Mar 15, 2007 11:41 pm

Efe, asasından süzülen yeşil ışık sayesinde evinin yolunu tutuyordu.Kendisi Sohan da herkes tarafından tanı-
nan bir pagandı.Yeşil cübbesiyle yanağındaki gamzeyle tanınırdı.Geceleri “naika” adlı bir çiçekten toplamak için dı- şarı çıkardı.Bu gece de yeterince toplamıştı.Bu sabah olan barbarların saldırısından haberdardı.Yaralı askerler için ilaç hazırlamayı düşünüyordu.
Evine vardığında kapının açık olduğu gördü.İçeri sessizce girdi.İçinden:
_ Bu saatte kim bu koruya ayak basabilir ki?Ayının teki girmiş olmasın, dedi.
Koruda kurtlar ve ayılar bol miktarda bulunmaktaydı.Bazen soğuk kış gecelerinde vahşi hayvanların Sohan’ a indikleri de olurdu.şimdi de bir ayının evini işgal ettiğinden şüpheleniyordu pagan.
İçeri girdiğinde yanan mumların ışığında tanıdık birinin dua ettiğini gördü.Köyün aşçısı Nurbanu’yu hemen tanıdı.
_ Dua etmek için gece karanlığını neden seçtiğinizi pek anlayabilmiş değilim.
Nurbanu, duasını kesen Pagan’a samimi bir ifadeyle gülümsedi:
_ Duanın vakti olmaz.Bunu bize siz söylemediniz mi?
_ Elbette, kızım.Ama dua edeceğin yer oldukça tehlikeli.Karanlık ve ıssız da.Tek başına rahatlıkla kurtlara yem olabilirsin.
_ Biliyorum, Pagan.Ama dua etmem gerekiyordu.
Tam o sırada arka odadan bir tıkırtı geldi.Pagan asasının ışığını arka odaya doğrulttu.
_ Burada kal, dedi Nurbanu’ya.
Kapı aralıktı.Yavaşça kapıyı açtı.Kapının kenarında Pagan’ı bekleyen bir tehlike vardı.Yabancı eline bir bı-
çak almıştı ve amacı Pagan’ı sonra da içerdeki köylüyü öldürüp kaçmaktı.Tabi Pagan’ın değerli eşyalarını da topladıktan sonra.
Efe, karşısında parlayan bıçağı gördü.Azrail’ine gülümsedi:
_ Keşke herkes huzur bulduğu yerde ölse, dedi.
Hırsız bıçağı havaya kaldırdı.Ama yere düşürdü.Sesi titreyerek:
_ Çok özür dilerim, dedi ve kendini Pagan’ın kollarına bıraktı.Kemerinde Pagan’ın odasından yürüttüğü altın kadeh gözükmekteydi.
Pagan, hırsızı yavaşça mum ışığına götürdüğünde hırsızın bir kadın olduğunu fark ettiler.Kumral, mor gözlü biriydi.Nurbanu bir tabure çıkardı.Efe, hırsızı tabureye oturttu.Kendisi de karşısına bir tabureye oturdu.Bir süre suskun bir şekilde hırsızı süzdü.Sonra:
_ Anlaşılan uzun bir gece olacak, dedi.

by catboy » Thu Mar 15, 2007 4:08 am

Faris ve askerleri biraz daha ileri gittiler.Selçuk’un işaretini bekliyorlardı.şimdi Selçuk cebinden bir ayna çıkardı ve aya doğru tuttu.Ayna, ayın ışığını yansıttı.Bu beklenen işaretti.
Ama, Faris ve Sohan’ın askerlerinden başka surlarda bekleyen barbarlar da aynadaki yansımayı fark etti- ler.Ne olduğunu anlayamamışlardı.
Faris, mızrağını fırlatarak operasyonu başlattı.Mızrak, barbarlardan birinin göğsüne isabet etti.Barbar ne olduğunu anlayamadan aşağı düştü.Sonra diğer askerler, bazıları yayla bazıları mızrakla surlardaki barbarlara saldırdılar.
Barbarlar da karşılık vermeye başlamışlardı.Selçuk, mancınıklara dönüp:
_ Ateş, diye komut verdi.
İki dev kaya parçası havalandı ve şehrin ana giriş kapısını parçalandı.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Ã?mer olaylardan habersizdi.İskelede Uğur’un gelişini beklemekteydi.Bu gece, emanetini almaya geleceğini haber vermişti.
Gürhan da elleri kolları bağlı yanındaydı.
Uğur teknesiyle iskeleye yaklaşıyordu.Ã?mer, tekne iskeleye yanaşınca kendi elleriyle Gürhan’ı tekneye sürük- ledi:
_ İşte istediğin şey, dedi.
O sırada iskeleye koşa koşa barbarlardan biri geldi:
_ Efendim, Sohanlılar saldırıya geçti.Yanlarında iki mancınık getirmişler.Kapıyı yıktılar ve surlardaki askerlerimizi de tek tek indirdiler.
Ã?mer öfkeyle dev çekicini salladı:
_ Kahretsin, diye bağırdı.
Uğur teknedeki adamlarına döndü:
_ İki kişi benle kalsın.Diğerleri burada şehrin savunmasına yardım etsinler.
Uruklar, naralar atarak tekneden indiler.Uzun zaman olmuştu; kan akıtmamışlardı.Antrenmana ihtiyaçları vardı.Uğur Ã?mer’e:
_ Bunlar sana yeter.Hepsi birer yok edicidir, dedi.
Sonra yerdeki Gürhan’a döndü.Ensesinden yakaladığı gibi tekneye fırlattı.Teknedeki adamlar Gürhan’ı he- men bir kafese kapattılar.
Gürhan acıyla etrafına bakıyordu.Elinden hiçbir şey gelmiyordu ve bu onun sinirlerini bozuyordu.

by catboy » Wed Mar 14, 2007 4:09 am

Selçuk, ahırda atıyla ilgilenmekteydi.Kafası çok bulanıktı.Hangi sorunla ilgileneceğini, hangisine önem vere- ceğini bilemiyordu.Barbarlarla olan sorun zaten yıllardır olan bir sorundu.Bir de hırsızın biri şehre dadanmıştı ve bir türlü yakalanamamıştı.Hatta iki gece önce hırsız, ana binaya sızmıştı.Hırsız öyle sinsi hareketlerle ilerlemişti ki hiçbir asker onu fark edememişti.Selçuk’un odasına girip ta ki duvardaki değerli tablolardan birini yürütürken odadaki ye- şil taşlarla bezenmiş koltuklardan birine ayağı takılana kadar.Selçuk hemen uyanıp yatağın kenarındaki komedinden bıçağını kaptı.Hırsız ayağa kalkıp tabloyu aldığı gibi odadan çıktı.Selçuk yataktan kalkıp:
_ Hırsız var, diye bağırmıştı.
Hırsız, karşısına çıkan bir askere yumruğunu geçirdi ve en yakınındaki pencereye yöneldi.
Böylece Sohan’ın tarihi boyunca ilk kez bir hırsız merkez binaya girip birkaç eşya yürütüp kaçabilmiş oldu.Selçuk, halkın gözünden düşüyordu gün geçtikçe.İlk defa halk yönetime karşı isyana geçmişti.
Zilhak’ın kişnemesiyle Selçuk düşüncelerinden ayrıldı.Pencereden dışarı baktı.Güneş alçalmıştı.
_ Gece yaklaşıyor, dedi Selçuk ve ahırdan çıktı.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Gece olduğunda şehri tedirgin etmemek için arka kapıdan çıktılar.Nurbanu onlara birer pelerin verdi:
_ Bunlar hem sıcak tutar, hem de sizi saklar, dedi.Arkalarında mancınık yola çıktılar.Tek Selçuk ve Yağmur’ un atı vardı.Zaten Selçuk’un amacı sadece Gürhan’ı kurtarmaktı.Bu kadar az adamla Gomar’ı yıkamayacağını biliyordu.
Hava kapalıydı.Bir süre sonra yağmur da başladı.Fırtınalı bir gece olacak gibiydi.Hepsi pelerinlerine sarına-nak Nurbanu’ya ilerinden dua ederek teşekkür ettiler.
İki saatlik yolculuktan sonra Gomar’a yaklaştılar.Faris, surlardaki askerleri gösterdi:
_ Ben ve askerlerim surlardaki askerleri yay ve mızrakla indiririz, dedi.
Selçuk, mancınıklara dönerek, mancınıkları taşıyan askerlere:
_ Etraftan büyük kayalar bulun.şehrin kapısını yıkmalıyız, dedi.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Nurbanu da, Selçuk’ları uğurladıktan sonra şehrin arkasındaki Pak Korusu’nun yolunu tuttu.Koruda yaşa- yan bir pagan vardı.Dua etmek isteyen ya da günahlarından arınmak isteyen Pagan’ın dev bir ağacın gölgesine ya- pılmış evine ziyarete gelirdi.
Nurbanu, kurt ulumalarına ve diğer çeşitli garip seslere aldırış etmeden korudaki patikanın yolunu tuttu ve Pagan’ın evine vardı.Kapıyı yavaşça açtı.Bu Pagan’ın ricasıydı.Ev herkese serbestti.Herkes istediği saatte gelebilirdi. Nurbanu içeri girince:
_ Pagan, evde misiniz? Diye seslendi.
Yanıt yoktu.Herhalde çiçek toplamaya gitmiştir diye düşündü.Pagan her gece dışarı çıkar ve sadece geceleri açan “naika” çiçeğinin çanaklarından toplardı.Kendisi bu çiçeğin çok faydalı olduğuna inanırdı.
Evde zaten iki oda vardı.Biri hemen girişte salon gibi büyüktü.Kenarda mumlarla bezenmiş bir yer vardı. Nurbanu yere eğilip çakmak çıkardı.Ã?akmak sayesinde mumları teker teker yaktı ve dua etmeye başladı.Diğer oda Pagan’ın özel odasıydı.Oraya girmek kesinlikle yasaktı.
Ama Nurbanu’nun bilmediği diğer odada bir yabancının olduğuydu.Kapıyı aralayıp Nurbanu’nun dua edişi- ni izlemekteydi.İçinden:
_ Bu da nereden çıktı, şimdi? Dedi.

by catboy » Tue Feb 13, 2007 5:17 am

Gece karanlığında yola çıkacaklardı.Selçuk, odasına Faris’i çağırdı:
_ Yanımıza güvenilir on adam al.Özellikle uzak mesafe silahlarında etkili askerlerden olsun.
_ Peki, efendim, dedi Faris.
_ Mancınıklar hazır mı?
_ Hazırlanıyor.
_ İyi.Gomarlılara iyi bir sürpriz yapacağız.
_ Umarım büyücü iyidir.
Selçuk, Faris’i dikkatle süzdükten sonra:
_ Umarım, dedi.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Nurbanu, Yağmur’un deri avcı ceketini giymesine yardım etti.Bu özel avcı ceketini Yağmur bir avcılık yarış- masında kazanmıştı.Ne zaman ava çıksa ya da savaşması gereken bir durum hem şans için hem de bu derinin normal hayvan derilerinden bin kat daha sağlam olduğunu bildiği için üstünden çıkarmazdı.Deri firrebori familyasına giren sönmüş ejderha olarak bilinen otchill’in derisiydi. Bu ejderhalar ateş çıkarma yeteneklerini kaybetmiş olsalar da kanatları ve gözleri çok gelişmiştir.Gözleri sisli havada bile uzak mesafeleri görme duyusuna sahip, kanatları keskin olup hızlı uçtuğunda yandan çarptığı bir kaleyi anında yıkacak güce sahipti.şimdi yalnızca eski yüce okulun bulunduğu bölge olan Konador’un yakınlarında yuvalarına rastlanabiliyordu.
(Yüce Konador Okulu’nun var oluş ve yıkılış süresi oldukça kasvetli yıllara dayanmaktaydı.Okulun tam ola- rak kimin kurduğu hala karışık olup eskiden paganların ayin törenleri için kullandığı da sadece bir varsayımdan iba- retti.642 yıllarına gelindiğine okul en görkemli yıllarını yaşamaktaydı.Okula yeni gelen bir müdür yardımcısın aslın- da amacının okula yeni bir düzen getirmek maksadı taşıdığını kimsecikler keşfedemedi.Okulda çıkan büyük yangın- dan sonra bir takım söylentilere göre okulu bu hale getiren kişinin geçmişi tam olarak bilinmeyen Shermin olduğuy- du.Ama Shermin ikna eden gözleriyle ve diliyle işi çözmüştü bile.)
_ Dua etmeye gideceğim, dedi Nurbanu.
Yağmur elindeki mızrağı incelerken:
_ Korunun içi gece çok karanlık olur.Dikkat et, dedi.
_ Asıl sen kendine dikkat et ve Gürhan’ı kurtarın, dedi Nurbanu gülümsemeye çalışarak.
O sırada kapıyı biri tıklattı.Nurbanu kapıya yaklaşarak:
_ Kim o? Diye sordu.
Kapıdaki kişi:
_ Benim, Faris, dedi.Nurbanu kapıyı açtı.Faris’in yüzü oldukça tedirgin bir ifade içerisindeydi.Yağmur:
_ Ne oldu? Diye sordu Faris’e.Faris bir süre bir şey diyemedi.Yağmur sorusunu tekrarladı:
_ Sana sordum.Ne oldu?
Faris birden ayılır gibi oldu.Sanki bir rüyadan uyandırılmış gibiydi.Sonra kendini toparlayarak:
_ Komutan Selçuk, iki saate kadar hazırlıkların tamamlanacağını ve ona göre sizin de hazır olmanızı rica ediyor.
_ Ben hep hazırım zaten, dedi Yağmur alay edercesine.

by catboy » Mon Feb 12, 2007 5:59 am

Savaştan sonra Selçuk, toplantı yaptı adamlarıyla.Toplantıya Nurbanu ve Yağmur da katılmıştı.Yağmur sinirle:
_ Dostumuzu kurtarmalıyız, dedi.
Selçuk Yağmur’a:
_ Ben de farkındayım.Ama önce ne yapacağımıza karar vermeliyiz, diye açıklama yaptı.
Faris düşüncesini dile getirdi:
_ Barbarların şehre saldırma amacı büyücüyü ele geçirmekmiş demek ki.
_ Bu doğru, dedi Selçuk.Sonra ayağa kalkıp:
_ Bu akşam Gomar’a gideceğiz, dedi.Yağmur:
_ Ben de geleceğim, diye atıldı.
_ Fazla askerle gitmeyeceğiz.Amacımız sadece büyücü dostumuzu kurtarmak olacak, dedi Selçuk.Sonra Faris’e:
_ Yanımıza iki tane mancınık da götürelim.İşimize yarayacaktır, dedi,
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Ã?mer’in ordusu Gomar şehrine geri dönmüştü.Gürhan’ı zindana atmışlardı.Ã?mer askerlerine:
_ Yakında sahibi burada olacaktır.O zamana kadar kaçmasın, dedi.
Gürhan hiç konuşmuyordu.Ã?mer de pis bir bakış atıp Gürhan’a zindandan çıktı.
Zindan öyle pisti ki demirler pas tutmuş, yerler yosunlaşmıştı.Oturacak yer kırıktı ve yer de duvar da ıslaktı. Rutubetten nefes almak gittikçe zorlaşıyordu büyücü için.Ayakta mecburen beklemeye başladı.Ne duvara yaslanabi-
di ne de yere oturabilirdi.Bir süre konforsuz bir yaşam sürecekti zorunlu olarak.Katlanabilirse tabi.

by catboy » Sat Feb 03, 2007 10:57 pm

“Barbarların Saldırısı”
Faris surlara dayanan merdivenleri kılıcıyla indiriyordu.Yağmur ise mızrak atmaktaydı uzaktan.Ama kapı dayanamayacak gibiydi.Bir şahmerdanı yıkıyorlar.Yenisi geliyordu hemen.
Ama Sohan asıl kozunu daha oynamamıştı.Selçuk ve diğer atlı birlikleri şehrin arkasından çıktılar ve barbarlara yandan saldırdılar.
Ã?mer böyle bir ani saldırı beklememişti.Adamlarına:
_ Hepsini öldürün.Acımayın, diye bağırdı.
Selçuk da kendi askerlerine cesaret veriyordu:
_ Hadi aslanlarım, yıkın hepsini.Özellikle şahmerdanları taşıyanlara saldırın.
Birkaç barbar merdiven sayesinde surlara tırmanmıştı.Ama Faris hepsini halletmişti.Faris surlara çıkan- larla ilgilenirken kapıya yaklaşan şahmerdanı fark edemedi.Kapı aniden yıkılınca şehrin içine barbarlar sızmaya başladı.
Gürhan vaktinin geldiğini anladı.Kapının önüne geldi ve ona doğru gelen bir grup barbara asasını doğrult-
tu.Asasından basınçla beraber bir rüzgar çıktı.Barbarlar geriye fırladılar.Ama daha çok barbar içeri sızıyordu.Gürhan:
_ Bu böyle olmayacak, diye düşündü.
Nurbanu da baltasıyla karşılık vermeye çalışıyordu.Gürhan, Nurbanu’nun yanına gidip:
_ Nurbanu, savaşma.Sana asıl içerde ihtiyaç var.Yaralılarla ilgilenmelisin, diye uyardı.
Nurbanu önce tereddüt etti.Ama sonra:
_ Tamam, size güveniyorum, dedi.Gözleri Yağmur’u aradı.Yağmur da kapının önünde Faris’le içeri sızan barbarlarla savaşmaktaydı.
Gürhan, yıkık kapıdan dışarı çıktı.Onlara doğru gelen barbarlara:
_ Saldırmayın.Beni komutanınıza götürün, dedi emredercesine.
Ã?mer, ilerdeki büyücüyü fark etti.Gürhan da onu gördü:
_ Komutanınız bu mu? Diye sordu.
Barbarın teki:
_ Evet, senin canını alacak kişi, dedi.
Ã?mer, büyücünün yanına gitti:
_ Ne oldu?
Büyücü yaptığı şeye emindi.Yoksa bu savaşın neticesini kendi tarafının lehine çekemeyebilirdi.
_ Beni istiyorsunuz.Ben de teslim oluyorum.Yeter ki şehre saldırıyı kesin, dedi.
Ã?mer iğrenç bir kahkaha attıktan sonra:
_ Büyücüyü bağlayın, dedi adamlarına.
_ Peki şehre ne yapacağız? Diye sordu yanındaki adamı.
_ Büyücüyü duydun.Saldırıyı kesin.Geri çekiliyoruz.şimdilik!
Selçuk, barbarların büyücüyü götürdüğünü gördü.Ama bir şey yapamadı.Ã?ünkü şehre sızan barbarlarla ilgi-
lenmesi gerekiyordu.

by catboy » Sat Feb 03, 2007 2:28 am

Faris’in nöbeti bitmek üzereydi.Birden ilerde bir toz bulutu fark etti.Kalabalık birileri geliyordu.Faris heyecanla bağırdı:
_ Barbarlar!Barbarlar saldırıya geçiyor!
Selçuk hemen ayağa kalktı:
_ Hayır!Bunlar da nereden çıktı?
Gürhan yavaşça doğruldu:
_ Artık şu barbar sorununu halletmelisin, dedi.Selçuk, Gürhan’a döndü:
_ Ama nasıl?
_ Savaşarak, dedi ciddi bir şekilde Gürhan.Selçuk askerlerine seslendi:
_ Kılıcımı ve atımı hazırlayın, dedi.
Gürhan cesaret vermek istercesine:
_ Merak etme.Onlar ne kadar vahşilerse senin adamların da o kadar cesur savaşçılardır, dedi.
_ Biliyorum, dedi Selçuk.
Selçuk’un atı Zilhak’tı.Kahverengi tüyleri vardı.Selçuk zırhını üzerine geçirdi bir askerinin yardımıyla.Askerlerine seslendi:
_ Artık cesaretimizi gösterme zamanıdır, diyerek kılıcını havaya kaldırdı.Kılıcı güneş ışığında parlamaktaydı.
Yağmur ve Nurbanu evlerinden dışarı çıktılar.Yağmur, Faris’i uzaktan gördü ve ona seslendi:
_ Bu gürültü de ne_
_ Barbarlar saldırıya geçiyor.
_ Demek öyle, dedi Yağmur.
Nurbanu’nun yanından fırlayıp ahıra koştu.Atını ve mızraklarını aldı:
_ Artık barbar avlayabilirim.
Nurbanu da eve koştu.Eline bir tava ve oklava aldı:
_ Bunlar işime yaramaz ki, diye düşündü.Sonra şöminenin yanındaki odun baltasını kaptı.Baltayı inceleye- rek:
_ İşte bu işime yarar,dedi.
Selçuk, Faris’i yanına çağırdı:
_ Sen ve askerlerin kapıyı koruyun.Biz de arka kapıdan çıkıp onlara saldıracağız, dedi.Faris:
_ Peki, efendim, dedi ve ana kapıya doğru yol aldı.
Sonra Selçuk Gürhan’a döndü:
_ Sen de güvenli bir yere gitsen iyi olacak.
_ Hayır, ben de savaşa katılacağım.
Selçuk, Gürhan’daki kararlılığı görünce:
_ Sen nasıl istersen, dedi ve:
_ Ama kendine dikkat et yeter ki, diye de ekledi.
-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-o-
Ã?mer ordunun başındaydı.Askerlerine döndü:
_ Yıllardır düşmanımız olan Sohan halkının bugün sonu gelecek, diye bağırdı.
Barbarlar “savaş” diye haykırdı.Ordu da sadece askerler yoktu.Sura tırmanmak için merdivenler, bir de kapıyı yıkmak için şahmerdanlar getirmişlerdi.Gerçi Ã?mer’in merdivene ihtiyacı yoktu.O rahatlıkla surlara tırmanabilirdi.
Surların üstüne Sohan’ın okçuları dizilmişti.Aralarında büyücü şapkası takan biri vardı.Ã?mer onun kim olduğunu anlamıştı:
_ Bu Halil’in istediği adam olmalı, dedi ve barbarların haykırışlarıyla savaş başladı.

by catboy » Fri Feb 02, 2007 2:35 am

Sohan’ın şefinin binası şehrin göbeğinde yer almaktaydı.Fazla şaşaalı değildi.Ama yanından geçen biri oranın ne binası olduğunu anlayabileceği kadar da ciddi bir görünüme sahipti.
şehrin hem lideri hem de komutanı olan Selçuk resmi kıyafetini üzerine geçirdiğinde askerlerden biri odanın kapısını tıklattı.Selçuk:
_ Gir içeri, dedi.
Asker kapıyı açıp:
_ Efendim, bir konuğunuz var, dedi.
_ Kimmiş?
_ Bir gezgin.Sizi tanıdığını söylüyor.
_ Misafir odasına götürün.Ben hemen geliyorum, dedi Selçuk.Kimin olabileceğini tahmin edememişti.
Asker odadan çıktı.Selçuk odadan çıkmadan aynada kendine baktı.Ã?illi yüzü ve yeşil gözleri vardı.
_ Bakalım gizemli konuğumuz kimmiş? Diye sordu aynadaki yansımasına.
Yanıt gelmeyeceğini elbette biliyordu.Odadan çıkıp merdivenlerden indi.Asil bir komutan ve liderdi.Herkes ona saygı duyardı.Ama son günlerde otoritesini aşağılara çeken olaylar meydana gelmişti.Misafir odasına girdiğinde gelenin eski bir arkadaşı olduğunu anladı.Gelen Gürhan’dı.”Gezgin büyücü” diye bilinirdi.Ã?yle uzun süre ikamet ettiği belli bir yerde yoktu.Hiç bir yerde uzun süre kalmazdı.
Selçuk, gezgini asil bir komutan değil eski bir arkadaş gibi selamladı.Kahvelerini içerken bir süre konuşma- dılar.Oda, binanın dışı gibi fazla şaşaalı değildi.Duvarlarda eskiden yaşamış ünlü komutanların tabloları vardı.Biri odanın güneş ışığının bol alındığı yere asılmıştı.Bu şehrin kurucusu Selçuk’un büyük büyük babası Mehmet’in tablosuydu.
Yıllar önce insanlar ve kötü güçler Doğu Denizi’nin kıyısında uzun süren bir savaş yaptılar.Kötülerin başında şeytan Shaklan vardı.Alevler içindeydi bütün vücudu.Lanetinden kurtulmak için Papa’nın taşıdığı elması ele geçir- meliydi.Ama tam tersi oldu.Ã?yle bir büyü yapıldı ki Shaklan kendini elmasın içinde buldu.İnsanlar Papa’nın emriyle elması Ã?rümcek Mağarası’nın derinliklerine gömdüler.
Savaş bitince Komutan Mehmet’in önderliğinde bir grup asker evlerine dönmediler.Orta Irmak’ın yakınına yerleştiler.Ama bir süre sonra yakınlarına barbarlar şehir kurdular.Yıllar süren düşmanlıkları da böyle başladı so- hanlılar ve barbarlar arasında.
Selçuk kahvesinden son yudumunu içtikten sonra:
_ Peki ne kadar zaman buralardasın? Diye sordu.Gürhan önce tereddüt eder gibi oldu.Sonra:
_ Daha bir süre buralardayım, dedi.

by catboy » Wed Jan 31, 2007 10:15 pm

Ağaçların arasında bir ceylan az sonra olacaklardan habersizce etrafta özgürce dolaşmak- taydı.Avcı gözlerini ceylana dikmişti.Elinde mızrağı vardı avcının.Ceylan onun olduğu tarafa yaklaştığı sırada avcı ortaya çıktı.Ani bir refleksle mızrağı ceylana attı.
Avcı bir kadındı.Ölü ceylanın gövdesinden mızrağını çıkardı.Sonra ceylana bakıp:
_ Tanrı beni affetsin, dedi.
_ Bugünlük bu ceylan işimi görür, diye de ekledi.Ceylanı sırtladı ve patikaya indi.
şehre geri döndüğünde kapıdaki nöbetçi Faris’le karşılaştı.Faris ona şehrin ana giriş kapısını açtı.Aşağı inip:
_ Yardıma ihtiyacın var mı? Diye sordu avcı kadına.
_ Gerek yok.Bunun iki katı ağırlığını sırtladığım zamanlar oldu, dedi avcı kadın.
_ Ben yalnızca yardım amaçlı sordum.
_ İyi o zaman.Hadi görüşürüz.
_ Görüşürüz, Yağmur, dedi Faris ve bir süre avcı kadını gözleri izledi.
Yağmur, Nurbanu ile birlikte aynı evi paylaşıyordu.İkisi iyi arkadaştı.Ama tamamen kişilikleri farklıy- dı.Nurbanu herkesle iyi geçinirdi.Yardımsever bir kişiliğe sahipti.Yağmur da iyi biriydi, ama soğuk davranırdı insanlara, özellikle erkeklere.Tam bir erkek düşmanıydı.
Eve vardığında bahçede hiç kimse yoktu.
_ Hani çimleri budayacaktı, diye düşündü.Bildiği kadarıyla Nurbanu hiç işlerini geciktirmezdi.
İçeri girdiğinde Nurbanu’nun biriyle konuştuğunu fark etti.Eve bir misafir gelmişti.Gri kukuletası ve temiz, sakalsız yüzüyle, gezgin büyücü eski dostları Gürhan’dı gelen.En son üç yıl önce bir saatliğine Nurbanu’nun sıcak çorbasından bir tas içmek için uğramıştı.Acele bir işi vardı ve çorbayı içip hemen yola koyulmuştu. Yağmur’un herhalde konuştuğu üç beş erkekten bitiydi Gürhan.
Kısa bir hoşbeşten sonra Gürhan Nurbanu’nun ona getirdiği bitki çayını içip ayağa kalktı.Yağmur:
_ Nereye?Daha yeni geldin.Hem Nurbanu’nun yemeklerini özlemişsindir de, dedi.
_ Akşama söz geleceğim.Ama bir de sizin şefinizle görüşmeliyim.
_ İyi o zaman.Akşama bekliyoruz.
Gürhan kapıya yöneldi.Vestiyerden kukuletasını aldı.Takmadan önce eski dostlarına döndü:
_ Görüşmek üzere, dedi.
_ Kendine iyi bak, dedi Nurbanu.
_ Bir yerini incitme, sen bize lazımsın, dostum, dedi Yağmur.
not: Uruk konusuna gelince uğur ismine yakın olduğu için öyle koydum. Haklı olabilirsin o konuda yani.

by darkelven » Mon Jan 29, 2007 3:53 am

Pardon ama uruklar ork-goblin melezi değilmiydi?

Senin bu bahsettiğin yarım ork olmuyormu?

by catboy » Sun Jan 28, 2007 10:33 pm

Sohan şehri olanlardan habersizdi ve sıradan yaşmalarına devam ediyorlardı.Sohan, at beyleri diye tanınan süvarilerden oluşan ordusuyla meşhurdu.At bu halkın en önemli geçim kaynağıydı.şehrin başında Selçuk isminde güçlü bir komutan vardı.
Sabahleyin köyün aşçısı ve terzisi olarak tanınan Nurbanu bahçeyi temizlemeye koyuldu:
_ Ã?imler iyice uzamış, diye düşünmüştü.
Bahçesine çok özen gösterirdi.Beyaz laleler, mor menekşeler, pembe güller itinayla bahçenin etrafına yerleş- tirilmişti.Bahçenin tam ortasında bir elma ağacı, yanına da kurulmuş ahşap bir masa ve iki tabure vardı.
O çimlerle uğraşırken bahçe kapısına kukuletalı bir adam yaklaştı.İzin istemeye bile gerek duymadan bahçe- ye girdi.Bahçede çalışan Nurbanu’nun yanına gitti.Nurbanu işine öyle bir dalmıştı ki geleni bile fark etmemişti.Adam sırıtarak:
_ İşin uzun sürer mi? Diye sordu.
Nurbanu birden korktu.Arkasında biri olduğunu ve ne kadar zamandır orda onu izlediğini fark edemediğine de kızdı kendine.Ama gelenin eski bir dostu olduğunu görünce rahatlamıştı:
_ Gürhan, dedi ve eski dostuna sarıldı.
_ Tanımayacağından önce korkmuştum açıkcası, dedi sarılma faslı bitince Gürhan.
_ Ã?yle şey mi olur?Sen bizim en yakın dostumuzsun.
_ Teşekkür ederim, dedi Gürhan.Etrafına bakındıktan sonra:
_ Peki Yağmur nerde?Onu da görmek isterim, dedi.
Nurbanu da gülerek:
_ Ava gitti, dedi.
_ Yine hala aynı mı?
_ Ne zaman değişti ki?

Top