by Lixer » Thu Dec 28, 2006 11:25 pm
AKALLABÃ?TH Númenór'un Yıkılışı
Eldar arasında denir ki, İnsanoğlu, Morgoth'un Gölgesi döneminde dünyaya gelmiş ve hızla onun boyunduruğu altına girmiş; çünkü onların arasına casuslarını yollamış, İnsanoğlu onun şeytani ve kurnaz sözlerini kulak vermiş, korkmalarına karşın Karanlık'a tapmışlardı. Ama içlerinden bazıları kötülüğe sırtlarını dönerek akrabalarının topraklarını terk etmiş, batıya doğru ilerlemişlerdi; çünkü Batı'da, Karanlık'ın gölgeleyemediği bir ışığın var olduğu hakkında söylentiler duymuşlardı. Morgoth'un hizmetkârları onları nefretle izledi, yolları uzun ve yorucuydu; yine de sonunda Deniz'e bakan topraklara ulaştılar, Mücevherler Savaşı'nın olduğu dönemde Beleriand'a girdiler. Sindar dilinde Edain diye isimlen dirildiler; çünkü Eldar'la dost ve yandaş oldular, Morgoth'a karşı yapılan savaşta büyük kahramanlıklar gösterdiler.
İşte dünyaya yayılışları böyleydi ve atalarından biri Parlak Eärendil'di; Eärendil Destanı'nda anlatıldığı kadarıyla, Morgoth nerdeyse zafere ulaşmak üzereyken Eärendil, İnsanoğlu'nun Rothinzil dediği gemisi Vingilot'u inşa ederek Valinor'u aramak için yelken açılmamış denizlerde yol aldı; İki Akraba adına Güçler'in huzurunda konuşmak istiyordu, çünkü Valar onlara acıyabilir, kendilerine en çok ihtiyaç duydukları bu günlerde yardım eli uzatabilirdi. Elfler ve insanlar, ona Kutlu Eärendil dediler; çünkü uzun uğraşların ve tehlikelerin ardından arzusuna ulaşmış, Batı'nın Efendileri'nin orduları Valinor'dan yardıma gelmişti.' Ama Eärendil, çok sevdiği topraklara bir daha asla dönmeyecekti.
Morgoth'un sonunda bozguna uğratıldığı ve Thangorodrim'in yıkıldığı Ulu Savaş'ta, İnsanoğulları'nın çoğu Morgoth için savaşırken, sadece Edain Valar'ın yanında savaşmıştı. Batı'nın Efendileri'nin kazandığı zaferinin ardından hayatta kalan kötü İnsanlar doğuya doğru kaçtılar, oralardaki ekilmeyen topraklarda Valar ve Morgoth'un çağrılarına uymayan birçok İnsanoğlu soyu hâlâ yabani ve kanunsuz bir şekilde gezinip duruyordu. Kötü İnsanlar onların arasına karıştılar, üzerlerine korkunun gölgesini yaydılar, onları kralları olarak bildiler. Valar yaptığı çağrıyı reddeden ve Morgoth'un dostlarını efendileri olarak gören Orta Dünya'daki İnsanları bir süre kendi haline terk etti; İnsanlar karanlıkta yaşayıp Morgoth'un egemenlik günlerinde tasarladığı birçok şeytani şeyle uğraşmak zorunda kaldı: ifritler, ejderler, biçimsiz yaratıklar ve aslında Ilúvatar'ın Ã?ocukları'nın kötü taklitleri olan pis Orklarla. İnsanoğulları'nın çoğu mutsuzdu.
Ama Manwë, Morgoth'u Boşluk'un içindeki Dünya'nın ötesine sürdü ve oraya kapattı; Batı'nın Efendileri tahtta olduğu sürece kendi başına bir daha Dünya'ya dönemeyecek, var olamayacak ve görünür hale gelemeyecekti. Yine de ektiği tohumlar hâlâ büyüyor, yeşeriyor, eğer birileri onlarla ilgilenirse şeytani meyveler veriyorlardı. Ã?ünkü onun istekleri sürüyor ve hizmetkârlarını yönlendiriyor, Valar'ın isteklerini engelleyip onlara boyun eğenleri yok etmeye yöneltiyordu. Bu durum, Batı'nın Efendileri tarafından çok iyi biliniyordu. Bu yüzden Morgoth uzaklaştırıldığında gelecek çağlar hakkında konuşmak için divan topladılar. Eldar'ı Batı'ya dönmeye davet ettiler ve bu çağrıya uyanlar Eressëa Adası'na yerleşti; orada Avallóne denilen bir liman vardı, tüm şehirler içinde Valinor'a en yakın olan oydu ve Avallóne kulesi, bir denizci için Deniz'in fersahlarını aştıktan sonra sonunda Ölümsüz Topraklar'a yaklaştığının ilk işaretiydi. Üç sadık hanedana, İnsanların Babalan'na değerli bir ödül verilmişti. Eönwë aralarına inerek onları eğitti; onlara bilgelik, güç ve hiçbir ölümlü ırkın sahip olmadığı bir yaşam verildi. Edain'in yerleşmesi için yaratılan diyar, ne Orta Dünya'nın ne de Valinor'un parçasıydı, ikisinden de engin bir deniz tarafından ayrılıyordu ama yine de Valinor'a daha yakındı. Osse tarafından Büyük Su'yun derinliklerinden yükseltilmiş, Aulë tarafından işlenmiş, Yavarına tarafından zenginleştirilmişti; Eldar oraya Tol Eressëa'dan çiçekler, çeşmeler getirmişti. Valar bu diyarı Andor, Armağan Edilen Ölke diye isimlendirdi. Eärendil Yıldızı, Batı'da her şeyin hazır olduğunun işareti olarak parladı, denizi aşarken yol gösterdi; ve İnsanoğlu Güneş'in patikalarındaki bu gümüş alevi görüp hayran kaldı.
Sonra Edain, Yıldız'ı izleyerek derin sulara doğru yelken açtı; Valar günler boyunca denizin üzerine bir sakinlik yaydı, gün ışığı ve yelkenler için rüzgâr yolladı, öyle ki sular Edain'in gözleri önünde gülüşüp dalgalanan cam gibi parıldadı, köpükler gemilerinin pruvasının önünde kar gibi uçuştu. Ancak Rothinzil Ã?ylesine parlaktı ki İnsanlar sabahları bile Batı'da ışıldayışını görebiliyordu ve bulutsuz gecelerde tek başına parlıyordu, yanında başka hiçbir yıldız yoktu. Ve Edain, rotasını ona doğru ayarlayıp fersahlar boyunca denizde ilerleyerek sonunda, uzaklarda, onlar için hazırlanan topraklan, altın bir pusun içinde ışıldayan Andor'u, Armağan Edilmiş Ölke'yi gördü. Ardından karaya çıktılar, aydınlık ve bereketli bir diyar buldular, çok mutluydular. Bu topraklara Yıldıza doğru anlamına gelen Elenna dediler; aynı zamanda Batıili anlamına gelen Anadûnê dediler, Yüce Eldarin dilindeyse Númenóre diye isimlendirdiler.
İşte Gri Elf dilinde, Dúnedain: Númenóreanlar, İnsanlar Arasındaki Krallar diye isimlendirilen halkın başlangıcı böyleydi. Ama yine de Ilúvatar'ın, İnsanoğlu'nun üzerine yaydığı ölüm yazgısından kaçamadılar, hâlâ ölümlüydüler, ömürleri çok uzun olsa ve hiç hastalık bilmeseler de gölge üzerlerine çok önceden düşmüştü. Böylece gelişip bilge ve görkemli oldular, İnsanoğlu'nun tüm soyları içinde her konuda İlkdoğanlar'a daha yakındılar; uzun boyluydular, Orta Dünya'nın en uzun oğullarından daha uzun; gözlerindeki ışık, parlak yıldızlar gibiydi. Ama bu topraklarda sayıları çok yavaş arttı, çünkü doğan kız ve oğlan çocukları babalarından daha güzeldi, ama onların çocukları daha azdı.
Güç Yüzüklerine Dair`den alıntıdır.
Rohirrime gelince çok ayrıntılı bir tarihleri yok. Kuzeyden geldikleri dışında...
//Daeya: Mesajınız düzenlenmiştir.
AKALLABÃ?TH Númenór'un Yıkılışı
Eldar arasında denir ki, İnsanoğlu, Morgoth'un Gölgesi döneminde dünyaya gelmiş ve hızla onun boyunduruğu altına girmiş; çünkü onların arasına casuslarını yollamış, İnsanoğlu onun şeytani ve kurnaz sözlerini kulak vermiş, korkmalarına karşın Karanlık'a tapmışlardı. Ama içlerinden bazıları kötülüğe sırtlarını dönerek akrabalarının topraklarını terk etmiş, batıya doğru ilerlemişlerdi; çünkü Batı'da, Karanlık'ın gölgeleyemediği bir ışığın var olduğu hakkında söylentiler duymuşlardı. Morgoth'un hizmetkârları onları nefretle izledi, yolları uzun ve yorucuydu; yine de sonunda Deniz'e bakan topraklara ulaştılar, Mücevherler Savaşı'nın olduğu dönemde Beleriand'a girdiler. Sindar dilinde Edain diye isimlen dirildiler; çünkü Eldar'la dost ve yandaş oldular, Morgoth'a karşı yapılan savaşta büyük kahramanlıklar gösterdiler.
İşte dünyaya yayılışları böyleydi ve atalarından biri Parlak Eärendil'di; Eärendil Destanı'nda anlatıldığı kadarıyla, Morgoth nerdeyse zafere ulaşmak üzereyken Eärendil, İnsanoğlu'nun Rothinzil dediği gemisi Vingilot'u inşa ederek Valinor'u aramak için yelken açılmamış denizlerde yol aldı; İki Akraba adına Güçler'in huzurunda konuşmak istiyordu, çünkü Valar onlara acıyabilir, kendilerine en çok ihtiyaç duydukları bu günlerde yardım eli uzatabilirdi. Elfler ve insanlar, ona Kutlu Eärendil dediler; çünkü uzun uğraşların ve tehlikelerin ardından arzusuna ulaşmış, Batı'nın Efendileri'nin orduları Valinor'dan yardıma gelmişti.' Ama Eärendil, çok sevdiği topraklara bir daha asla dönmeyecekti.
Morgoth'un sonunda bozguna uğratıldığı ve Thangorodrim'in yıkıldığı Ulu Savaş'ta, İnsanoğulları'nın çoğu Morgoth için savaşırken, sadece Edain Valar'ın yanında savaşmıştı. Batı'nın Efendileri'nin kazandığı zaferinin ardından hayatta kalan kötü İnsanlar doğuya doğru kaçtılar, oralardaki ekilmeyen topraklarda Valar ve Morgoth'un çağrılarına uymayan birçok İnsanoğlu soyu hâlâ yabani ve kanunsuz bir şekilde gezinip duruyordu. Kötü İnsanlar onların arasına karıştılar, üzerlerine korkunun gölgesini yaydılar, onları kralları olarak bildiler. Valar yaptığı çağrıyı reddeden ve Morgoth'un dostlarını efendileri olarak gören Orta Dünya'daki İnsanları bir süre kendi haline terk etti; İnsanlar karanlıkta yaşayıp Morgoth'un egemenlik günlerinde tasarladığı birçok şeytani şeyle uğraşmak zorunda kaldı: ifritler, ejderler, biçimsiz yaratıklar ve aslında Ilúvatar'ın Ã?ocukları'nın kötü taklitleri olan pis Orklarla. İnsanoğulları'nın çoğu mutsuzdu.
Ama Manwë, Morgoth'u Boşluk'un içindeki Dünya'nın ötesine sürdü ve oraya kapattı; Batı'nın Efendileri tahtta olduğu sürece kendi başına bir daha Dünya'ya dönemeyecek, var olamayacak ve görünür hale gelemeyecekti. Yine de ektiği tohumlar hâlâ büyüyor, yeşeriyor, eğer birileri onlarla ilgilenirse şeytani meyveler veriyorlardı. Ã?ünkü onun istekleri sürüyor ve hizmetkârlarını yönlendiriyor, Valar'ın isteklerini engelleyip onlara boyun eğenleri yok etmeye yöneltiyordu. Bu durum, Batı'nın Efendileri tarafından çok iyi biliniyordu. Bu yüzden Morgoth uzaklaştırıldığında gelecek çağlar hakkında konuşmak için divan topladılar. Eldar'ı Batı'ya dönmeye davet ettiler ve bu çağrıya uyanlar Eressëa Adası'na yerleşti; orada Avallóne denilen bir liman vardı, tüm şehirler içinde Valinor'a en yakın olan oydu ve Avallóne kulesi, bir denizci için Deniz'in fersahlarını aştıktan sonra sonunda Ölümsüz Topraklar'a yaklaştığının ilk işaretiydi. Üç sadık hanedana, İnsanların Babalan'na değerli bir ödül verilmişti. Eönwë aralarına inerek onları eğitti; onlara bilgelik, güç ve hiçbir ölümlü ırkın sahip olmadığı bir yaşam verildi. Edain'in yerleşmesi için yaratılan diyar, ne Orta Dünya'nın ne de Valinor'un parçasıydı, ikisinden de engin bir deniz tarafından ayrılıyordu ama yine de Valinor'a daha yakındı. Osse tarafından Büyük Su'yun derinliklerinden yükseltilmiş, Aulë tarafından işlenmiş, Yavarına tarafından zenginleştirilmişti; Eldar oraya Tol Eressëa'dan çiçekler, çeşmeler getirmişti. Valar bu diyarı Andor, Armağan Edilen Ölke diye isimlendirdi. Eärendil Yıldızı, Batı'da her şeyin hazır olduğunun işareti olarak parladı, denizi aşarken yol gösterdi; ve İnsanoğlu Güneş'in patikalarındaki bu gümüş alevi görüp hayran kaldı.
Sonra Edain, Yıldız'ı izleyerek derin sulara doğru yelken açtı; Valar günler boyunca denizin üzerine bir sakinlik yaydı, gün ışığı ve yelkenler için rüzgâr yolladı, öyle ki sular Edain'in gözleri önünde gülüşüp dalgalanan cam gibi parıldadı, köpükler gemilerinin pruvasının önünde kar gibi uçuştu. Ancak Rothinzil Ã?ylesine parlaktı ki İnsanlar sabahları bile Batı'da ışıldayışını görebiliyordu ve bulutsuz gecelerde tek başına parlıyordu, yanında başka hiçbir yıldız yoktu. Ve Edain, rotasını ona doğru ayarlayıp fersahlar boyunca denizde ilerleyerek sonunda, uzaklarda, onlar için hazırlanan topraklan, altın bir pusun içinde ışıldayan Andor'u, Armağan Edilmiş Ölke'yi gördü. Ardından karaya çıktılar, aydınlık ve bereketli bir diyar buldular, çok mutluydular. Bu topraklara Yıldıza doğru anlamına gelen Elenna dediler; aynı zamanda Batıili anlamına gelen Anadûnê dediler, Yüce Eldarin dilindeyse Númenóre diye isimlendirdiler.
İşte Gri Elf dilinde, Dúnedain: Númenóreanlar, İnsanlar Arasındaki Krallar diye isimlendirilen halkın başlangıcı böyleydi. Ama yine de Ilúvatar'ın, İnsanoğlu'nun üzerine yaydığı ölüm yazgısından kaçamadılar, hâlâ ölümlüydüler, ömürleri çok uzun olsa ve hiç hastalık bilmeseler de gölge üzerlerine çok önceden düşmüştü. Böylece gelişip bilge ve görkemli oldular, İnsanoğlu'nun tüm soyları içinde her konuda İlkdoğanlar'a daha yakındılar; uzun boyluydular, Orta Dünya'nın en uzun oğullarından daha uzun; gözlerindeki ışık, parlak yıldızlar gibiydi. Ama bu topraklarda sayıları çok yavaş arttı, çünkü doğan kız ve oğlan çocukları babalarından daha güzeldi, ama onların çocukları daha azdı.
[quote]
[i] Güç Yüzüklerine Dair[/i]`den alıntıdır.
Rohirrime gelince çok ayrıntılı bir tarihleri yok. Kuzeyden geldikleri dışında...[/quote]
[color=darkred]//Daeya: Mesajınız düzenlenmiştir.[/color]