by catboy » Wed Feb 20, 2008 11:29 pm
Kara cübbeli büyücü kulesinin balkonuna çıktı. Kulenin etrafına toplanmış onun söyleyeceği sözleri bekleyen ordusuna baktı. Yaklaşık bin ork, ölü ve barbardan oluşmuş bir orduydu.
Kara cübbeli büyücü sol elini havaya kaldırdı. Yüzük parmağındaki kan kırmızısı rengindeki elması olan yüzüğü sabah güneşinin saçtığı ışıltılarla parlamaktaydı. Gözleri de en az parmağındaki yüzük kadar aldı. Kan ve öldürme arzusuyla yanıp tutuşan askerler büyücünün artık kendilerini bekletmemesi gerektiğini aralarında tartışmaya başlamıştı ki sonunda büyücü konuştu:
“Neirassa Ölkesi... Yıllarca size yapılan kötülüklerin merkezi... Bugün birileri sizi hor gördüğüne pişman olacaklar...”
Gözleri iyice ışıl ışıl olmuştu büyücünün. Sesini daha da yükselterek: “Bugün yıllarca beklediğiniz intikamınızı alacağınız gündür... Tarih kitapları yakında yapılacak olan bu savaşı ve yıkımı anlatacaklar... şimdi ilerleyin...”
Orkların başındaki liderleri Talkador, savaş baltasının havaya kaldırarak: “Ölüm...” diye bağırdı. Orklar da liderlerine savaş naralarıyla katıldı.
Barbarlar ve ölüler de boş durmadılar. Onlarında liderleri ve komutanları onları savaş ve kan arzusuyla iyice kışkırttı. Sonunda beklenen an geldi ve Neirassa’ya yapılacak yürüyüş başladı. Akşama doğru oraya varacaklardı ve devamı orada yaşayan halk için pek hoş olmayacaktı.
Kara cübbeli büyücü arkalarından giden ordusunu izledi. Gözlerinden hafif hafif yaşlar akmaya başladı birden. Ama sonra yine eskisi gibi yüzü sert ve ciddi oldu. Odasına geri döndü ve büyü kitaplarının olduğu masaya baktı. Masanın üstünde, tam büyü kitabının arasında bir kuş tüyü fark etti. Onu eline aldı. Yanağına yaklaştırdı. Bu sefer dayanamadı. Ağlamaya başladı.
“Gerestara Varger bu dera...”
Büyücü hayaletimsi sesiyle ona yaklaşan fısıltının sahibini tanıdı. Bir kadın sesine aitti. Sözleri kadim bir dildendi.
“Geçmişin orada ve yok...” dedi büyücü kendi kendine; ama devamını getiremedi.
Kara cübbeli büyücü kulesinin balkonuna çıktı. Kulenin etrafına toplanmış onun söyleyeceği sözleri bekleyen ordusuna baktı. Yaklaşık bin ork, ölü ve barbardan oluşmuş bir orduydu.
Kara cübbeli büyücü sol elini havaya kaldırdı. Yüzük parmağındaki kan kırmızısı rengindeki elması olan yüzüğü sabah güneşinin saçtığı ışıltılarla parlamaktaydı. Gözleri de en az parmağındaki yüzük kadar aldı. Kan ve öldürme arzusuyla yanıp tutuşan askerler büyücünün artık kendilerini bekletmemesi gerektiğini aralarında tartışmaya başlamıştı ki sonunda büyücü konuştu:
“Neirassa Ölkesi... Yıllarca size yapılan kötülüklerin merkezi... Bugün birileri sizi hor gördüğüne pişman olacaklar...”
Gözleri iyice ışıl ışıl olmuştu büyücünün. Sesini daha da yükselterek: “Bugün yıllarca beklediğiniz intikamınızı alacağınız gündür... Tarih kitapları yakında yapılacak olan bu savaşı ve yıkımı anlatacaklar... şimdi ilerleyin...”
Orkların başındaki liderleri Talkador, savaş baltasının havaya kaldırarak: “Ölüm...” diye bağırdı. Orklar da liderlerine savaş naralarıyla katıldı.
Barbarlar ve ölüler de boş durmadılar. Onlarında liderleri ve komutanları onları savaş ve kan arzusuyla iyice kışkırttı. Sonunda beklenen an geldi ve Neirassa’ya yapılacak yürüyüş başladı. Akşama doğru oraya varacaklardı ve devamı orada yaşayan halk için pek hoş olmayacaktı.
Kara cübbeli büyücü arkalarından giden ordusunu izledi. Gözlerinden hafif hafif yaşlar akmaya başladı birden. Ama sonra yine eskisi gibi yüzü sert ve ciddi oldu. Odasına geri döndü ve büyü kitaplarının olduğu masaya baktı. Masanın üstünde, tam büyü kitabının arasında bir kuş tüyü fark etti. Onu eline aldı. Yanağına yaklaştırdı. Bu sefer dayanamadı. Ağlamaya başladı.
“Gerestara Varger bu dera...”
Büyücü hayaletimsi sesiyle ona yaklaşan fısıltının sahibini tanıdı. Bir kadın sesine aitti. Sözleri kadim bir dildendi.
“Geçmişin orada ve yok...” dedi büyücü kendi kendine; ama devamını getiremedi.