by Starfell » Sat Apr 19, 2008 5:37 am
Kendimi biran önce toplamalıyım.Vücudum hala bana direniyor.Ona kimin efendi olduğunu gösterme zamanı geldi.Eğer şimdi ayaklarımın üstüne kalkamazsam beklide bir daha hiçbir zaman başaramayacağım.Bu lanet dumanlar yüzünden görüşüm neredeyse sıfır…Gözlerim yanıyor ve çok korkuyorum…Kirişlerden gelen acı sesler binanın çökmek üzere olduğunun habercisi adeta…Bu bina çok dayanmayacak…Büyük bir gayret göstererek ayağa kalkıyorum.Başım dönmeye başlıyor,nefes almak giderek daha da zorlaşıyor.Bir şeyler yapmazsam burada kızaracağım…
Sanırım; demin, harlayan alevlerin ardında bir kapı gördüm.Temiz havaya ulaşmanın beklide tek yolu…Tanrım bana yardım et bu bir hayal mi? Alevlere doğru birkaç adım atıyorum.Hayır bunun hayal olmasına imkan yok o kadar gerçek ki …
Tam arkamdan çok şiddetli bir çarpma sesi duyuyorum.Aceleyle arkamı döndüğümde demin yattığım yerde alevler saçan bir kalasın etrafa kılıcımlar saçarak düştüğünü görüyorum.Tanrım gerçekten çok şanslıyım ama etrafımdaki çember giderek daralıyor.Biran önce bir şeyler yapmalıyım…öhööhöö… öhöhöhööö…Nefes almak ciddi boyutlarda güçleşti.Ama kapıya gitmenin tek yolu alevlerin içinden geçmek…Derken, aklıma o hayali görüntü geliyor…Evet; tabi, buralarda bir pencere olmalı…Peki ama nerede?..İşte! kafamı biraz çevirdiğimde dumanların çıktığı yeri görebiliyorum.Bulunduğum yerden birkaç metre mesafede.Yaşamak için tek şansım,tam karşımda… Başım çok dönüyor…Çok uykum var…Yaşamalıyım, henüz çok gencim, acı bana Tanrım…Tüm dikkatimi toplayıp.Kalan bütün gücümü pencere ulaşmak için kullanıyorum.Bir kaç adım daha atıyorum ama çok fazla uykum var…Biraz kestirmek ne kadar tatlı olurdu…Hayır! “Kendine gel şapşal uyursan ölürsün,sen yaşamalısın”…Son birkaç adımdan sonra temiz havayı ciğerlerime çekebilirim…öhööhöhö…öhööhöhö…Pencerenin önüne yaklaştığımda kalan bütüm gücümü kendimi dışarı atmak için kullanmalıyım…Temiz hava bekle beni,yaşamaya geliyorum…Aklımdaki bütün korkulardan sıyrılıp pencereye doğru atılıyorum…
Aaarghhh !!! Tanrım… Temiz hava; şükürler olsun.Yaşıyorum hahaha…Nefes almayı gerçekten seviyorum…öhööhöö…Düştüğüm yerde yüzü koyun yatıyorum,birden birkaç şok ifadesi içeren çığlıkla irkiliyorum.Kafamı saman balyalarının arasından kaldırıp çığlıkların geldiği yöne baktığımda,kalabalık bir grup kadınlı,erkekli insan görüyorum.Hepside öylece durmuş bana bakıyor bazıları kısa süren şaşkınlıktan sonra gözlerini kaçırıyor ve yangından uzaklaşıp,gözden kayboluyor…Tanrım bu insanların nesi var böyle?...Neden hiç biri yanıma gelip ayağa kalkmam için yardım etmiyor yada neden hiç biri yangını söndürmek için su getirmiyor da uzaklaşıyor…Bu insanların nesi var?..
Kendimi biran önce toplamalıyım.Vücudum hala bana direniyor.Ona kimin efendi olduğunu gösterme zamanı geldi.Eğer şimdi ayaklarımın üstüne kalkamazsam beklide bir daha hiçbir zaman başaramayacağım.Bu lanet dumanlar yüzünden görüşüm neredeyse sıfır…Gözlerim yanıyor ve çok korkuyorum…Kirişlerden gelen acı sesler binanın çökmek üzere olduğunun habercisi adeta…Bu bina çok dayanmayacak…Büyük bir gayret göstererek ayağa kalkıyorum.Başım dönmeye başlıyor,nefes almak giderek daha da zorlaşıyor.Bir şeyler yapmazsam burada kızaracağım…
Sanırım; demin, harlayan alevlerin ardında bir kapı gördüm.Temiz havaya ulaşmanın beklide tek yolu…Tanrım bana yardım et bu bir hayal mi? Alevlere doğru birkaç adım atıyorum.Hayır bunun hayal olmasına imkan yok o kadar gerçek ki …
Tam arkamdan çok şiddetli bir çarpma sesi duyuyorum.Aceleyle arkamı döndüğümde demin yattığım yerde alevler saçan bir kalasın etrafa kılıcımlar saçarak düştüğünü görüyorum.Tanrım gerçekten çok şanslıyım ama etrafımdaki çember giderek daralıyor.Biran önce bir şeyler yapmalıyım…öhööhöö… öhöhöhööö…Nefes almak ciddi boyutlarda güçleşti.Ama kapıya gitmenin tek yolu alevlerin içinden geçmek…Derken, aklıma o hayali görüntü geliyor…Evet; tabi, buralarda bir pencere olmalı…Peki ama nerede?..İşte! kafamı biraz çevirdiğimde dumanların çıktığı yeri görebiliyorum.Bulunduğum yerden birkaç metre mesafede.Yaşamak için tek şansım,tam karşımda… Başım çok dönüyor…Çok uykum var…Yaşamalıyım, henüz çok gencim, acı bana Tanrım…Tüm dikkatimi toplayıp.Kalan bütün gücümü pencere ulaşmak için kullanıyorum.Bir kaç adım daha atıyorum ama çok fazla uykum var…Biraz kestirmek ne kadar tatlı olurdu…Hayır! “Kendine gel şapşal uyursan ölürsün,sen yaşamalısın”…Son birkaç adımdan sonra temiz havayı ciğerlerime çekebilirim…öhööhöhö…öhööhöhö…Pencerenin önüne yaklaştığımda kalan bütüm gücümü kendimi dışarı atmak için kullanmalıyım…Temiz hava bekle beni,yaşamaya geliyorum…Aklımdaki bütün korkulardan sıyrılıp pencereye doğru atılıyorum…
Aaarghhh !!! Tanrım… Temiz hava; şükürler olsun.Yaşıyorum hahaha…Nefes almayı gerçekten seviyorum…öhööhöö…Düştüğüm yerde yüzü koyun yatıyorum,birden birkaç şok ifadesi içeren çığlıkla irkiliyorum.Kafamı saman balyalarının arasından kaldırıp çığlıkların geldiği yöne baktığımda,kalabalık bir grup kadınlı,erkekli insan görüyorum.Hepside öylece durmuş bana bakıyor bazıları kısa süren şaşkınlıktan sonra gözlerini kaçırıyor ve yangından uzaklaşıp,gözden kayboluyor…Tanrım bu insanların nesi var böyle?...Neden hiç biri yanıma gelip ayağa kalkmam için yardım etmiyor yada neden hiç biri yangını söndürmek için su getirmiyor da uzaklaşıyor…Bu insanların nesi var?..