***KIZIL KANAT HANI***

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: ***KIZIL KANAT HANI***

by Lugtarias » Fri Jun 20, 2008 1:31 am

Dilinizi mi yuttunuz yahu konuşsanızza diye bağırdı sabrı taşan cüce.

by Lugtarias » Fri Jun 06, 2008 7:31 am

Kager gitgide yükselen alevlerin bir o yana bir bu yana savrulmasını andıran değişken sohbetin içinde kendini kaybetmişti. Rom'undan ufak bir yudum ve pilicinden koskocaman bir ısırık aldıktan sonra Kalkas'a döndü ve konuştu:

''Benim halkım şu sıralar çekinik davranır bilirim. Ama bil ki hepimiz öyle değiliz. Kimilerimiz yuvalarından uzaklara göçmeye zorlandılar başkaldırılarından dolayı ve savaşıyorlar hala kralların hükmüne karşı.''

Yemekten başka bir şey düşünmeyen cüce gitmiş, yerine sağlam bir düşünür gelmiş gibiydi.

''Bilesin ki cücelerin hepsi duyarsız değil Kalkas. Biliyorum görünümüm pek belli etmez ama ben bir sürgünüm. Kuzeydeki yuvamdan, -Alénthas'a göz kırptı- bir ork gübresinden daha az iç açıcı olan cüce madenlerinden kovuldum krallığa baş kaldırınca. Ve uzun süredir burada yaşamaktayım. Ama aslına bakarsan son bir iki yılı saymazsak ben bir gezginim. Senin gibi bir adam görmek insanı neşelendiriyor. Uzun süre zaman geçirmek ve kaynaşmak isterim seninle.'' bunları söylerken sarhoşluk namına hiçbir belirti yoktu cücenin üstünde. Ve devam etti:

''şu dönem benim yolculuk dönemimdi aslında. Yakınlardan geçen kervanlara muhafızlık yapıyorum bu mevsimde para karşılığında. Lakin şimdi yeterince yemek, biraz içki ve biraz da para karşılığı, yerleşik bir iş bulasım geldi kendime.'' Hancıyı melül melül süzmekteydi bunları söylerken. Bir yandan da sırıtıyordu.''

''Eğer saygıdeğer hancımız beni işe alırsa, mal yerleşimi, taşınması, alımı, teslimi, pazarlık, güvenlik, ulaklık vs. -yaşamım kervanlarda, konvoylarda, geçti sayılır ve madenlerden yüzeye mal satımı-aktarımı ile ben ilgilenirdim- gibi konularda yardımcı olabilirim.'' Alénthas'ı göz ucuyla keserek, aslında Kalkas'ı süzermiş gibi yaptı ve devam etti: ''Tabi hancımız birkaç kişiyi barındıracak bir odadan fedakarlık etmeyi, kocaman oda arkadaşı adayımda o odayı paylaşmayı kabul ederse'' cüce gülümsüyordu.

by WeS_DeX » Mon May 19, 2008 3:21 am

Korsan Donaef günün yorgunluguyla bir masaya cöktü.Henüz bir sey istememisti fakat büyük bir bardak rom iyi gelebilirdi.O sırada bir köseye toplanmıs gruba baktı.Yarı dev hic durmadan konusuyordu ve hancı da yanlarınday grubun.

Donaef elini salladı baktı olmucak bir ıslık caldı.Islık cok siddetli cıkmıstı.En azından hancının dikkati ona yönelmis gibiydi."böylesi daha iyi..." dedi ve yüksek sesle konustu."Hancı kardeş... bana büyük bir bardak bir rom ve en azından bir kac gün kalıcak bir oda..." dedi kaslı kollarını sıvazlarken.

by Tersyuz » Sun May 18, 2008 6:11 pm

"Loncaya üye olabilecek miyim? Ya başıma bir kaza filan gelirse? Yaralanma masraflarımı karşılayacak mısın? Zutal tersanelerinde yaralanan ölen bir sürü işçi varmış onlar gibi olmayalım sonra."
Kallas bu kadar duyarsız insanlardan oluşan bir topluluk görmemişti şimdiye kadar. Canı sıkılmıştı doğrusu bu işe.
"Gün gelecek dünyadaki bütün emekçiler birleşecek." diye homurdandı kendi kendine.

by ElessarTelemnar » Sun May 18, 2008 12:35 am

"hele sen bu islere bak gerisi onemli degildir benim icin yeterki buraya gelen herkimse memnun ayrilsin"diye cevap verdi hanci gulumseyerek

by Tersyuz » Sun May 18, 2008 12:32 am

"Olur çalışırım. Tarla sürme zamanı da geçti işim gücüm yok bu aralar. Yalnız iki porsiyon yemek yerim ben yoksa güçsüz düşüyorum. Etrafı da siler süpürürüm akşamları."
Sonra aklına yeni gelmiş gibi kaşlarını çatarak hancıya baktı.
"Söyle bakalım bu vezir hakkında sen ne düşünüyorsun? Ã?yle her döneme ayak uyduran, sermaye düşkünü birinin yanında sürekli çalışamam haaa!"

by ElessarTelemnar » Sun May 18, 2008 12:18 am

Olaylarin sokunu atlatir atlatmaz once cucenin pilicini ve rom'unu ardindanda dev cusseli adamin bardagini doldurdu baska isteyenlerinde isteklerini yerine getirdikten sonra camin kosesinde oturup dusunmeye basladi."Isteeeeee olay budur " dedikten sonra kosarak dev cusseli adamin yanina kostu.

"Emeginle parami kazanmak istiyorsun sana bir teklifim var ozaman kallas, han daha yeni ve burda cikacak olaylari yatisitacak, hana gelen ficilari kolayca yerine tasiyacak senin gibi bir kisiye ihtiyacim var maasinla eger istersen yatacak yerinle varmisin calismaya?"

by Tersyuz » Sat May 17, 2008 6:16 am

"Kallas derler bana elf efendi. Büyücülerde canımı filan sıkmıyor. Emekçilerin hakkının yenmesi canımı sıkıyor. On kişi yerine bir kişi çalıştırıp, onu da olabildiğince sömüren uyanık patronlar canımı sıkıyor."
Dönüp hancıya doğru seslendi, kupasının boş olduğunu belirtecek şekilde havada salladı.
"Hancı yoldaş! Bize biraz daha içecek getir sana zahmet."
Sonra Alènthas'a döndü tekrar.
"Tabii asıl canımı sıkan o vezir olacak adam. Oğlu geçen güz kalyon almıştı haberin var mı? Sorunca da kalyon değil kano demiş. Nasıl kanoysa artık otuz metre boyunda."

by Alenthas » Sat May 17, 2008 5:06 am

Alènthas gülümseyerek başını eğdi cüceye karşı. Ardından ayağa kalkıp onunla tartışmaya giren adamın masasına yaklaştı, uzaktan bağırarak konuşmak hoşuna gitmiyordu. "Konuşmadan önce adını söyleme nezaketinde bulunabilirdin sanırım," dedi gülümseyerek "benim adım Alènthas. Denge dostum, denge. Herkes sizin gibi iri kıyım doğmuyor ne yazık ki. Bazıları da başka alanlarda güçlerini ortaya koyuyorlar. Eğer sen dengenin sağlandığı böyle bir ortamda onları yenemiyorsan, senin yerine onları seçiyorlarsa o zaman bunun bir nedeni olmalı, değil mi? Fakat benim hakkımda yanılıyorsun, dediklerimi de saptırıyorsun. Ben bir büyücü değilim, hayat enerjisini benimsemiş bir druidim. Ve tahmin ettiğin gibi de ağaç kavuğunun içerisinde yaşamıyorum," gülümsedi. Cüceye göz atıp eliyle gelmesini işaret ettikten sonra tekrar adama dönüp "Adın nedir yabancı, ve büyücüler neden bu kadar canını sıkıyor?"

by Tersyuz » Sat May 17, 2008 3:07 am

"Pöh! Sizin gibi kendini halktan üstün gören sınıflar olduğu sürece bizim geleceğimiz karanlık. Zaten büyü denilen o melun şey yüzünden işçi gücünü öldürüyorsunuz. Odun kesilecek kesilecek hooop bir büyü odunlar hazır! Duvar yapılacak hooop başka bir büyü duvar hazır. Emek ne oldu hiç! Paralar da sizin gibi beyaz yakalılarda toplanıyor sonra."
Kupasını bir dikişte bitirdi.
"Sana da söylüyorum cüce efendi. Senin ırkın çalışkanlığıyla bilinir. Siz beraberce karşı durmazsanız bu kralla vezirine sizinde başınız yanar sonra. Kafanızı duvarlara vurursunuz ama iş işten geçmiş olur. Geçen işçiler beraber yürümüştük, üzerimize zırhlı muhafızları saldılar. Üç-beş elf büyücüde etrafa zehirli gaz saçan büyülerinden attı. Ã?ksür öksür canımız çıktı. Hanginiz geldi bize destek olmay hiiiç."

by Lugtarias » Sat May 17, 2008 2:55 am

''Trol beyinli hokkabaz'' diye homurdandı Kager kendi kendine. Bir yandan sinirleri hepten tepesine çıkmıştı, bir yandan da kendisine itiraf edemese de rahtlamıştı. Baltasını iliğine takarak, kendisine henüz gelmekte olan hancıya söylendi: ''Herşeyden önce şunu bilesiniz; pilicimi unutmadım! Ve bana yeni bir bira getirin! Ya da... Ya da rom getirin be vazgeçtim. Garsonlarına da sor neler oldu diye. Anlatacakları ve iletecekleri var sana.'' Alénthas'ın yanına doğru yönelmişti ki, hızlıca döndü ve hancının hala elinde tutmakta olduğu sekiz gümüş sikkeyi yapmacık bir gülümsemeyle çekip aldı... ''Neredeyse unutuyorduk'' dedi kıkırdayarak...

Yarımelfin yanına yeniden oturduğunda kendisine gözünü kırpmadan yardım etmeye karar vermiş olan adama saygıyla baktı ve ''Vay be! Teşekkür ederim Alénthas.'' dedi.

by catboy » Sat May 17, 2008 1:09 am

Yaşlı adam hanın dışına çıkınca pis gibi havayı içine çekti önce. Sonra yavaşça handan uzaklaştı.
"Kızıl Kanat Hanı. Aklımın bir köşesinde dursun. Belki buralara geri döndüğümde han daha derlenmiş toplanmış bir hale gelir ve yemekleri daha güzel olur. O zaman buranın ilk müşterilerinden biri olduğumu söylerim ve belki hancı bana yemek konusunda bol davranır." dedi ve uzun sürecek olan macerasına yol aldı.

by Alenthas » Sat May 17, 2008 1:04 am

"O zaman ormanda yaşayasın. Bir sikke vergi almıyorlar," dedi Alènthas. "O kaslı adaleler uzun süre hayatta kalmana yardımcı olabilir. Kim bilir, belki hoşuna bile gider."

Ardından cüceye dönerek "Sanırım rüyan sadece sorumsuz bir büyücünün sonuçlarını bilmeden yaptığı mantıksız bir hareketten ibaretmiş," dedi gayet ciddi bir tavırla. Ardından cüceyle daha demin oturduğu masadaki taburelerden birine oturup bir bardak şarap daha rica etti.

by Tersyuz » Fri May 16, 2008 6:33 pm

Yarı dev Kallas ayağa kalkıp yumruğunu sallayarak bağırdı.
"Büyük annen Söyenfa'nın da... Senin deee..."
Hana geldiğinden beri sessizce kafayı çekiyordu. Farkedilmemesi olanaksızdı, atalarından biri dev olduğu için cüssesi yüzünden göze batıyordu hemen. Olağanüstü kuvveti de herkes tarafından bilinirdi, köydeki değirmenin taşı kırıldığında değiştirmek için düzenek yapılmamış Kallas yeni gelen taşı sırtladığı gibi yerine yerleştirmişti.
"Bu gibi soytarılıklara da vergi koyacaklarmış zaten, o zaman bakalım şaklabanlık yapabilecek misin?"
Sonra ortaya doğru dönüp:
"Haberiniz var mı? Evimizin önünde duran atlardan da vergi alacaklarmış. Yakında sakal bıyık vergisi almaya başlarlarsa hiç şaşırmam."

by Lugtarias » Fri May 16, 2008 1:09 am

Kager şaşkınlıkla olanları kavramaya çalışırken, hanın damından aşağı doğru sarkan, has demirden yapılma, üzerinde bronz işlemeli ejderha kanatları olan, çember şeklindeki devasa avize'den, tatmin olmuşluk duygusuyla dolup taşan kahkahalar geldi. Tüm han tavana odaklandığında, çok kısa süreliğine gözükmüş olan, mor pelerinli ve kara şapkalı, elinde asaya benzer bir cisim tuttuğu farkedilen adam, görünmez oluverdi. Birkaç saniye sonra sırtına ok yemiş han sahibinin yanında bitti ve bir kahkaha daha patlatarak; ''Hanının açılışı kutlu olsun eski dostuuum!'' diye bağırdı. Kager baltasını çekip büyücü ya da sihribaz olduğunu düşündüğü bu yavan adamı öfkeyle dürttü. ''Ne dediğini sanıyorsun sen be ne idüğü belirsiz soytarı. Görmüyor musun han sahibinin sırtına ok saplandı. Baltam kellenle ilişkiye girmek için sabırsızdır bilesin!'' diye böğürdü mor pelerinli adama. Derken adam karşılı verdi: ''Sakin ol efendi cüce. Dostunuzun birşeyciği yok merak etmeyiniz.'' Bunu söylerken han sahibinin sırtına saplı halde durmaktayken aniden yok oluveren oku gösterdi, ağzı kulaklarında bir yüz ifadesiyle. ''Sevgili han sahibinize, eski kapı komşusunun kendisini kutlamaya geldiğini söyleyin. Ve Kurönya halamın, Lıyıtık eniştemin, amcaoğlum Kedömak'ın, amca kızım Merağun'un, ve dedem Hugururg'un selamını da getirdim. Küçük şakamı bağışlayınız.'' Daha kocaman sırıtarak eliyile baygın han sahibini işaret etti. ''Bir de ona merak etmemesini söyleyin, önümüzdeki iki sene buralara uğramayacağım'' Bir kahakaha daha patlatarak, elinde gülünç duran, huş ağacından yapılma asasıyla hanın döşemesine kendisinin merkezinde bulunduğu bir çember çizdi ve verdiği ilk hasarın tadıyla neşelenerek öyle bir eğildiki neredeyse başı yere değecekti. Ve eğilmiş boynuyla, çizdiği çember boyunca dönerek tüm hanı selamladı. Sonra da yokoldu...

Henüz on saniye geçmişti ki, adamın neşeli sesi, Kızıl Kanat Hanı'nda coşkunca yankılandı: ''Söylemeyi unutmuşum, büyük annem Söyenfa'nın da çooooook selamı var.''

Koca bir kahkaha daha duydu han sakinleri. Ve sonra uzun süren bir sessizlik hakim oldu ortalığa...

Top