by catboy » Thu May 08, 2008 5:54 am
“Sulep Hava Yollarına hoş geldiniz. Gündelik ihtiyaçlarınız için birbirinden estetikli hosteslerimizden yardım talebinde bulunabilirsiniz. Rotamız Ege Denizi üzerinden Meksika dolaylarına doğru yol alacaktır. Biraz sarsıntı olabilir. şimdiden özür dileriz.”
Gergin adımlarla yerine geçti. Bavulundan çıkarttığı aynasına baktı. Sarı, dalgalı saçlarının düzgün görünmesi için uğraştı.
Bir süre sonra yanına kumral, uzun saçlı bir bayan geldi:
“Geçebilir miyim?” diye sordu güleç yüzüyle.
“Tabiki de.” dedi ve ayaklarını geriye alıp geçmesine yardım etti.
“Adım Melike.”
“Memnun oldum, Melike. Ben de şule.”
(10 dakika sonra)
Yolculuk fena geçmemişti. Alsancak’ın üzerinden geçiyorlardı.
“Pislik yuvaları...” diye söylendi Melike.
“Yakında öyle olmayacak.” dedi şule fısıltıyla.
Birden bir sarsıntı oldu. Ama neyseki kısa sürdü.
“Lanetli yer işte.” dedi Melike kızgınlıkla.
(3 saat sonra)
Gece olmuştu. Yanlarından üç hostes geçti. şule uyanmıştı. Ama Melike hala uyuyordu. Karşı taraftaki koltukta oturan gözlüklü, kısa saçlı adam gülümseyerek: “Acele işe şeytan karışır.” dedi.
Sonra “Adım Gürhan. Bu uçak benim tasaramımdı.” dedi.
“Demek uçak mühendisisin. Ben de doktorum. Adım şule.”
“Sizi tanıyorum. şu altı aylık çocuğa böbrek naklini büyük başarıyla gerçekleştirmiştiniz.”
Tekrar sarsıntı oldu. Bu sefer Melike uyandı. Sinirle:
“Ben bu uçağı tasarlayanın...” dedi.
Birden oksijen maskeleri indi.
“Biraz sarsıntılı bir yolculuk olacak. Lütfen kemerlerinizi takınız.” dedi Pilot mikrofondan.
“Sulep Hava Yollarına hoş geldiniz. Gündelik ihtiyaçlarınız için birbirinden estetikli hosteslerimizden yardım talebinde bulunabilirsiniz. Rotamız Ege Denizi üzerinden Meksika dolaylarına doğru yol alacaktır. Biraz sarsıntı olabilir. şimdiden özür dileriz.”
Gergin adımlarla yerine geçti. Bavulundan çıkarttığı aynasına baktı. Sarı, dalgalı saçlarının düzgün görünmesi için uğraştı.
Bir süre sonra yanına kumral, uzun saçlı bir bayan geldi:
“Geçebilir miyim?” diye sordu güleç yüzüyle.
“Tabiki de.” dedi ve ayaklarını geriye alıp geçmesine yardım etti.
“Adım Melike.”
“Memnun oldum, Melike. Ben de şule.”
(10 dakika sonra)
Yolculuk fena geçmemişti. Alsancak’ın üzerinden geçiyorlardı.
“Pislik yuvaları...” diye söylendi Melike.
“Yakında öyle olmayacak.” dedi şule fısıltıyla.
Birden bir sarsıntı oldu. Ama neyseki kısa sürdü.
“Lanetli yer işte.” dedi Melike kızgınlıkla.
(3 saat sonra)
Gece olmuştu. Yanlarından üç hostes geçti. şule uyanmıştı. Ama Melike hala uyuyordu. Karşı taraftaki koltukta oturan gözlüklü, kısa saçlı adam gülümseyerek: “Acele işe şeytan karışır.” dedi.
Sonra “Adım Gürhan. Bu uçak benim tasaramımdı.” dedi.
“Demek uçak mühendisisin. Ben de doktorum. Adım şule.”
“Sizi tanıyorum. şu altı aylık çocuğa böbrek naklini büyük başarıyla gerçekleştirmiştiniz.”
Tekrar sarsıntı oldu. Bu sefer Melike uyandı. Sinirle:
“Ben bu uçağı tasarlayanın...” dedi.
Birden oksijen maskeleri indi.
“Biraz sarsıntılı bir yolculuk olacak. Lütfen kemerlerinizi takınız.” dedi Pilot mikrofondan.