Sanırım herkes bir heyecanla aklına geleni yazmış. Açık konuşmak gerekirse sizleri neyin bu kadar sinirlendirdiğini ve galeyana getirdiğini anlamış değilim. Ortak öykü yazıyoruz burada her düşündüğümüz, her yaptığımız her fikrimiz elbette uyuşmayacaktır.
Benim amacım herkesi yazmaya teşvik etmek, yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmak. Ben de profesyonel bir yazar değilim, oturup ahkam kesmeye de ne kadar hakkım olup olmadığı tartışılır. Bu yüzden kimin nasıl yazdığı konusunda bir otorite değil, sadece fikir sahibiyim. Moderatör olarak sizi yazmaya teşvik etmeye çalışıyorum. Ã?düller koyarak, bu tip hikayelere yazarak, yarışmalar, temalar ve bunun gibi şeyler düzenleyerek.
şimdi genel olarak gelen şikayetlere ve fikirlere dayanarak kendi fikrimi söyleyeceğim.
1- Catboy, seni yazmaya teşvik edebilirim ama ikna etmeye gücüm yok. Bunun için yeterli zamanım da yok.
Ayrılığına üzüldüm, hak vermiyorum ve umursuyorum. Ocakbaşı'nın eğlenceli bir başlığı kavgalı bir başlığa dönüştü.
Gelelim yetenek konusuna. Yetenek doğuştan gelir, çalışma ile gelişir ve beceri olur. Eğer becerin yoksa bu yeteneksiz olduğun anlamına gelmez, yeterince yol kat etmediğin anlamına gelir. Bence yarışmaya gönderdiğin hikayenin Anlatım ve Karakterleri çok güzeldi. Sele serpe başlayıp yaya yaya anlatım sonra sonunu sığıştıramadığın için kurguna düşük puan verdim. Ortam konusunda ise evveliyatı olan bir hikayeye sırtını dayadığın için sadece bu hikayeyi bilen ve okuyanları düşünmeden yazmışsın ister istemez. Ben senin dünyanı biliyorum ve çok güzel. Ama o hikayeyi okurken hiç bir şey bilmiyormuş gibi okudum. Bu yüzden de puanın düştü.
Emek konusuna gelince. Ben burada emeğimin karşılığını beklemiyorum. Herkese aynısını tavsiye ederim, ama elbette sizin bileceğiniz iş. Yazma konusunda da emeğime bir karşılık beklemiyorum, ve aynısını size de tavsiye ediyorum. Yazmak istediğiniz için yazın.
Son olarak hakkında kişisel hissimi söyleyeceğim. Hırslısın ve bu güzel bir şey ama hırsın bir dezavantajı beraberinde sabırsızlığı getirmesidir. "Ben mesela DL'den nefret ediyorum, Forgo şöyle şu böyle" diyebilirsin. De hatta. Ama yine de oku, neyi sevmediğini iyice bil. Ben de mesela dinsizim ama 3 kitabı da, fazlasını da adım gibi biliyorum. Oku, yaz, oku, yaz, oku, oku, oku, yaz, yaz, yaz. Amerika yeniden keşfedilmeyecek. Bir şey keşfetmek için nelerin keşfedildiğini de bilmen gerekiyor. Yazılarını ilk okuduğum zamanlardan bu zamana çok ilerleme kaydettin. Yarışma hikayenin kurgusu da harika başlamıştı ama işte kelime sınırına yenik düşmüşsün, sonra da güzel olan başını bozmak istememişsin belli ki, sonu kırpmışsın. Bu da bir tecrübedir. Az kelimeyle daha çok şey anlatmak da güzel bir şeydir, seni buna kanelize edebilir.
2- Gelelim İştirak konusuna. Arkadaşlar, ortak öykü yazıyoruz. Bu öyküye başlarken bir kontratın altına imza attık mı? Atmadık. Yazmayanları teşvik edin ama lütfen suçlamayın, zorlamayın, laf atmayın, taciz etmeyin. Satır ve post sayısı karşılaştırmayın. Birisi daha çok yazıyorsa, daha çok yazmak istediği için yazıyordur, eh bırakın yazsın, birisi yazamıyorsa işi olduğu için veya koptuğu için yazamıyordur. Derdini anlayın, olmuyorsa olmuyordur...
Catboy bu teşvik işini başlarda güzel yapıyordu ama sonra iş biraz azara kaçar gibi oldu sanki.
3- Gelelim Griffon konusuna.
Bu sefer Hobbit'den örnek vereceğim. Diyelim Hobbit bir ortak öyküydü ve herkes karakterlerini yaratıp oyuna başladı. Harika ilerliyorlar, cüceler var, büyücü var bir tane de hobbit var. Ejderhanın peşindeler, troller çıkıyor karşılarına ve bir sürü macera. Sonra Hobbit'in yazarı gidiyor kendisine mağarada bir yüzük buluyor, yazıyor da yazıyor yüzük hakkında. Bütün hikayenin akışını yavaşlatmakla kalmıyor, üstüne üstlük bir de bütün hikayenin içinde sırıttıkça sırıtıyor bu yeni oyuncağı ile. Ama diğer yazarlar belli ki bozuk atıyorlar Hobbit'in yazarına. Büyücü biraz şüphelenmiş gibi yapıyor ama umursamıyor. Cüceler oralı bile değiller zaten. Çalışma başlığının altında azarlıyorlar Hobbit'in yazarını. Koptun gittin bir tane yüzüğün peşinden yazdın da yazdın ama hikayeyi bir gıdım ilerletmedin diye.
Ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım mı? Bence gerek yok. İnsanları kırıp azarlamaktansa kurguda ufak çalımlar atın, bağlandıkları, hakkında yazmaktan hoşlandıkları şeyleri hikayenin içine katın. Hikaye anlatmak maç sipikerliği yapmak değildir.
Oraya gittiler, hara gürele harala gürele.
şunu şunu yendiler, harala gürele gürele,
şunu buldular, harala gürele
şuraya soktular, onu da buna verdiler, harala gürele harala.
Arasını doldurmak lazım.
Ama işte bunu sadece iki kişi arasında yapmamalı. Bu tür şeyler herkesin katılabileceği şekilde gelişmeli. Bazı karakterleri soyutlamak için değil, onları da işin içine sokmakta kullanılmalı. Bu görev de biraz Catboy'a düşüyor.
4- Gelelim sahiplenme konusuna.
Hepsi benim arkadaşlar. Dağılın bakiim
şaka bir yana, gerçekten ne kadarının kimin olduğunu mükemmel bir şekilde belirlesek, mesela ben üşenmesem kelime kelime saydırsam word'de merak edeniniz var mı?
Diyelim var, bilmek neyi değiştirecek?
Ã?yküyü kim sahiplenirse öykü onundur. Sahiplenmek den kastım "benim benim" demek değil, yazmak ve yazmaya devam etmek.
Söyleyeceklerim bu kadar. Cuma günü bir sürü iş vardı tetkik hazırlığı sırasında yapamadığım, onların hepsi şimdi beni bekliyor. Offf
Sanırım herkes bir heyecanla aklına geleni yazmış. Açık konuşmak gerekirse sizleri neyin bu kadar sinirlendirdiğini ve galeyana getirdiğini anlamış değilim. Ortak öykü yazıyoruz burada her düşündüğümüz, her yaptığımız her fikrimiz elbette uyuşmayacaktır.
Benim amacım herkesi yazmaya teşvik etmek, yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmak. Ben de profesyonel bir yazar değilim, oturup ahkam kesmeye de ne kadar hakkım olup olmadığı tartışılır. Bu yüzden kimin nasıl yazdığı konusunda bir otorite değil, sadece fikir sahibiyim. Moderatör olarak sizi yazmaya teşvik etmeye çalışıyorum. Ã?düller koyarak, bu tip hikayelere yazarak, yarışmalar, temalar ve bunun gibi şeyler düzenleyerek.
şimdi genel olarak gelen şikayetlere ve fikirlere dayanarak kendi fikrimi söyleyeceğim.
1- Catboy, seni yazmaya teşvik edebilirim ama ikna etmeye gücüm yok. Bunun için yeterli zamanım da yok.
Ayrılığına üzüldüm, hak vermiyorum ve umursuyorum. Ocakbaşı'nın eğlenceli bir başlığı kavgalı bir başlığa dönüştü.
Gelelim yetenek konusuna. Yetenek doğuştan gelir, çalışma ile gelişir ve beceri olur. Eğer becerin yoksa bu yeteneksiz olduğun anlamına gelmez, yeterince yol kat etmediğin anlamına gelir. Bence yarışmaya gönderdiğin hikayenin Anlatım ve Karakterleri çok güzeldi. Sele serpe başlayıp yaya yaya anlatım sonra sonunu sığıştıramadığın için kurguna düşük puan verdim. Ortam konusunda ise evveliyatı olan bir hikayeye sırtını dayadığın için sadece bu hikayeyi bilen ve okuyanları düşünmeden yazmışsın ister istemez. Ben senin dünyanı biliyorum ve çok güzel. Ama o hikayeyi okurken hiç bir şey bilmiyormuş gibi okudum. Bu yüzden de puanın düştü.
Emek konusuna gelince. Ben burada emeğimin karşılığını beklemiyorum. Herkese aynısını tavsiye ederim, ama elbette sizin bileceğiniz iş. Yazma konusunda da emeğime bir karşılık beklemiyorum, ve aynısını size de tavsiye ediyorum. Yazmak istediğiniz için yazın.
Son olarak hakkında kişisel hissimi söyleyeceğim. Hırslısın ve bu güzel bir şey ama hırsın bir dezavantajı beraberinde sabırsızlığı getirmesidir. "Ben mesela DL'den nefret ediyorum, Forgo şöyle şu böyle" diyebilirsin. De hatta. Ama yine de oku, neyi sevmediğini iyice bil. Ben de mesela dinsizim ama 3 kitabı da, fazlasını da adım gibi biliyorum. Oku, yaz, oku, yaz, oku, oku, oku, yaz, yaz, yaz. Amerika yeniden keşfedilmeyecek. Bir şey keşfetmek için nelerin keşfedildiğini de bilmen gerekiyor. Yazılarını ilk okuduğum zamanlardan bu zamana çok ilerleme kaydettin. Yarışma hikayenin kurgusu da harika başlamıştı ama işte kelime sınırına yenik düşmüşsün, sonra da güzel olan başını bozmak istememişsin belli ki, sonu kırpmışsın. Bu da bir tecrübedir. Az kelimeyle daha çok şey anlatmak da güzel bir şeydir, seni buna kanelize edebilir.
2- Gelelim İştirak konusuna. Arkadaşlar, ortak öykü yazıyoruz. Bu öyküye başlarken bir kontratın altına imza attık mı? Atmadık. Yazmayanları teşvik edin ama lütfen suçlamayın, zorlamayın, laf atmayın, taciz etmeyin. Satır ve post sayısı karşılaştırmayın. Birisi daha çok yazıyorsa, daha çok yazmak istediği için yazıyordur, eh bırakın yazsın, birisi yazamıyorsa işi olduğu için veya koptuğu için yazamıyordur. Derdini anlayın, olmuyorsa olmuyordur...
Catboy bu teşvik işini başlarda güzel yapıyordu ama sonra iş biraz azara kaçar gibi oldu sanki.
3- Gelelim Griffon konusuna.
Bu sefer Hobbit'den örnek vereceğim. Diyelim Hobbit bir ortak öyküydü ve herkes karakterlerini yaratıp oyuna başladı. Harika ilerliyorlar, cüceler var, büyücü var bir tane de hobbit var. Ejderhanın peşindeler, troller çıkıyor karşılarına ve bir sürü macera. Sonra Hobbit'in yazarı gidiyor kendisine mağarada bir yüzük buluyor, yazıyor da yazıyor yüzük hakkında. Bütün hikayenin akışını yavaşlatmakla kalmıyor, üstüne üstlük bir de bütün hikayenin içinde sırıttıkça sırıtıyor bu yeni oyuncağı ile. Ama diğer yazarlar belli ki bozuk atıyorlar Hobbit'in yazarına. Büyücü biraz şüphelenmiş gibi yapıyor ama umursamıyor. Cüceler oralı bile değiller zaten. Çalışma başlığının altında azarlıyorlar Hobbit'in yazarını. Koptun gittin bir tane yüzüğün peşinden yazdın da yazdın ama hikayeyi bir gıdım ilerletmedin diye.
Ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım mı? Bence gerek yok. İnsanları kırıp azarlamaktansa kurguda ufak çalımlar atın, bağlandıkları, hakkında yazmaktan hoşlandıkları şeyleri hikayenin içine katın. Hikaye anlatmak maç sipikerliği yapmak değildir.
Oraya gittiler, hara gürele harala gürele.
şunu şunu yendiler, harala gürele gürele,
şunu buldular, harala gürele
şuraya soktular, onu da buna verdiler, harala gürele harala.
Arasını doldurmak lazım.
Ama işte bunu sadece iki kişi arasında yapmamalı. Bu tür şeyler herkesin katılabileceği şekilde gelişmeli. Bazı karakterleri soyutlamak için değil, onları da işin içine sokmakta kullanılmalı. Bu görev de biraz Catboy'a düşüyor.
4- Gelelim sahiplenme konusuna.
Hepsi benim arkadaşlar. Dağılın bakiim :-o
:D :D
şaka bir yana, gerçekten ne kadarının kimin olduğunu mükemmel bir şekilde belirlesek, mesela ben üşenmesem kelime kelime saydırsam word'de merak edeniniz var mı?
Diyelim var, bilmek neyi değiştirecek?
Ã?yküyü kim sahiplenirse öykü onundur. Sahiplenmek den kastım "benim benim" demek değil, yazmak ve yazmaya devam etmek.
Söyleyeceklerim bu kadar. Cuma günü bir sürü iş vardı tetkik hazırlığı sırasında yapamadığım, onların hepsi şimdi beni bekliyor. Offf