Batı'nın Yolları

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Batı'nın Yolları

by Lugtarias » Fri Aug 15, 2008 8:12 am

Neden bilmiyorum Artemis, bu başlık bana Lovecraft'ı çağrıştırdı... Dediğin gibi umarım kısa sürede devamını görürsün, çözülmesi gereken epey gizem var
Bu arada kendi düşüncem, her rüyanın bir görülme nedeni ve mantıklı/mantıksız gelen çok farklı kaynakları olduğudur. Tabir konusuyla ilgili de.. kalıplaşmış tabirlerden çok bazen kişinin kendisinin çözmesi gereken şeyler olduğuna inanırım.

by Artemis Entreri » Fri Aug 15, 2008 5:32 am

"Güle güle hayatım." diye sesleniyor bana. Güzel bir kadın. Bende gülümseyip el sallıyorum. Sonra elimde çantam, arkamı dönüyorum. İşte orada başka bir adam var. Aynı kadına el sallıyor ve bana ters ters bakıyor. Sanırım yanlış anladım. Hızlı adımlarla uzaklaşıyorum.

"Bekle, nereye gidiyorsun?"

Bunun sorulmasına ihtiyacım varmış gibiydim.

"Yanlış soru sordun."

"O benim karım, güzel değil mi?"

"Evet, gerçekten çok güzel. şanslı bir adam olmalısın."

"Bilirsin işte, gecelerimiz çok renkli."

"Anlıyorum..."

"Peki sen ne yapıyorsun? Yani, demek istediğim, neden tekrar geldin?"

Aklım karışıyor.

"Pekala, bu da yanlış soru sanırım." diyor, "Ben kimim biliyor musun?"

Başımı iki yana sallıyorum. Bu adam kim bilmiyorum. O da, sanki bir anda herşeyi anlamış gibi bakıyor ve parmağını şıklatıyor.
"Zamanı geldi, zamanı geldi..." diye mırıldanıyor. Hala kapıdan kendisini izleyen karısına bakıyor. Anlık bir tereddütten sonra;"Bak şimdi zamanımız çok az. Bana güvenmelisin. Bir yolculuğa çıkacaksın. Uzun bir yolculuk olacak bu. Bir çocukla tanışacaksın. Sadece, onu kaybetme, kaybolmasına izin verme. O sana yolunu er ya da geç gösterecektir." diyor. Söylediklerini aklıma kaydediyorum. Ã?ünkü çok ciddi. Ve bu adamı bir yerlerden hatırladığıma da eminim. Çok.... Çok... tanıdık bir yüzü var. Sanki her gün görüyormuşum gibi.
"İşte, biletin geliyor."

Gökyüzünde bir uçağı izliyoruz birlikte. Hızla bizim olduğumuz yöne yaklaşıyor. Ve bir nesne bırakıyor aşağıya. Bu nesne hızla düşerken çıkan gürültüden söylenenleri zor duyuyorum.
"Sakın üzülme, eğer başarırsan bunların hiçbirini yaşamayacağız. Kim olduğuma gelirsek... Ben..."

Nesne kadının olduğu eve düşüyor ve büyük bir patlama, adamın bana söylediklerini yutuyor. Patlamanın etkisi bizi metrelerce geriye savuruyor. Ne dediğini duydum. Ama söylediği şeyin anlamını çıkarana kadar kendimi kaybettim. Belki siz bir anlam çıkarırsınız. Dedi ki;
"Ben, senim."

Aynen böyle dedi...
----------------------
---Saatler sonra---
----------------------


Bir durağa yaklaşıyorum. Sokak bomboş. Hava kapalı, gece çökmüş. Bir iki sokak lambası dışında aydınlatan bir şey yok. Durağın önünde bekliyorum. Etraftaki evler, sanki uzun süredir içinde birisi yaşamıyor gibi, isyandalar. Onları duyabiliyorum. Yalnızlıklarını anlayabiliyorum......

--------------------------
----Bknz: İlk mesaj----
--------------------------
12.8.8
Tarihten de anlaşılacağı gibi bu rüya iki gün önce görüldü. Rüya tabirlerine inanan, ya da batıl inançları olan birisi değilim ama bu gerçekten ilginç. Daha önce de devamı olan rüyalar gördüm. Özellikle iki gün ard arda gördüğüm çok rüya olmuştur ama bu rüya bir şekilde bilinç altıma yerleşmiş sanırım. Yine de bu tuhaf olaydan keyif alıyorum. Devamını da bir an önce görmek istiyorum.

Bu rüyamda garip bir şekilde ilk rüyanın öncesini gördüm. Ã?özümlenmesi gereken epey bir gizem var gibi. Bakalım neler olacak, sizlerde düşüncelerinizi söyleyin bu hikaye hakkında sizden çok şey biliyor değilim...

by Artemis Entreri » Fri Aug 15, 2008 5:22 am

Pekala, beğenmene sevindim. Devamını yolluyorum şimdi. Aslında ilk iki bölüm, altlarında yazan tarihten daha önce yazılmış. Ã?yle not etmişim. şimdi yazdığımın tarihi 24 Haziran, ilk iki yazıdan sonra, aradan aylar geçmiş olması lazım. Tabi "ne fark edecek?" diye sorabilirsiniz. Eder, çünkü bunlar gördüğüm rüyalardan esinlenerek yazılmıştır. Biraz değişmeler ve eklentiler olabilir ama şimdi yazacağım bölüm bir seneden uzun zaman önce bir rüyamda gördüğüm olayların devamıdır. Umarım beğenirsiniz. Bundan sonra tek bir bölüm var zaten, onu da düzenleyip buraya koyarım.

Ruhlarımızı bilet niyetine geride muavine yani Azraile bıraktık. Devasa ve mavi kapılardan geçtik. Otobüse derin bir sessizlik hakimdi. En sonunda otobüs durduğunda şoför koltuğunda başını geriye çevirerek;

"Cehennem'e geldik. İnecekler insin, cennete devam edecekler araçtan uzaklaşmasın."

İnmeye niyetim olmadığından camdan dışarı bir göz attım. Hiç de öyle masallarda yazdığı gibi ordada burada tırpanlı tipler dolaşmıyor, ateşler yanmıyordu. Pek ilerisini de göremedim zaten. Fakat şu kadarını söyleyebilirim. Cehennem acaip sıkıcı bir yere benziyordu. Her tarafta koca koca kadınlar bitmek bilmeyen dizilerini seyrediyordu. Acaba herkes aynı şeyi mi görüyordu. Duvar beni parmağıyla dürterek düşüncelerime cevap verdi;

"Ispanak ve bamya görüyorum ben orada. İnsan şekline girmişler ve otobüse doğru yaklaşıyorlar." Bir kaşını havaya kaldırarak bana baktı. Ã?ocukların bunu yapabildiğini bilmiyordum. "Yeterince dikkatli bakmazsan göremezsin. Of aman tanrım burada neden inmek isteyeyim ki?"

Yolcular indi ve yerlerine başkaları geldi. En son içeri bir köpek girdi ve kapılar kapandı. Köpek arkamdaki koltuğa oturdu. Oturmadan öncede yanındaki adamla
"cam kenarı benim" tartışması yaptı. En sonunda muavin (Azrail) gelerek biletleri kontrol etti ve köpeğin cam kenarına sahip olduğunu bildirdi. Köpek sırıtıp hırıltılar çıkartırken otobüs yola çıktı.

"Naber köpek? İsmin ne? Ben Duvar."

Ã?ocuk elini uzattı ve köpek onu yalayarak karşılık verdi.

"Merhaba küçük insan. İsmim Sanki, köpek dostlarım bana kısaca San der. " Duvar gülümsedi ve "Tanıştığıma memnun oldum Sanki, buraya neden geldin?" diye sordu. Aslına bakarsınız, Duvar'ın ilgisinin Sanki'ye kaymasına gocunmuştum. O yüzden gözlerimi kapatıp kafamı cama yasladım. Rüyamda koca karılarla dizi seyredip yorum yapıyordum. Ã?yle ki, aralarına katılabilmek, kendinizi kabul ettirebilmek için iyi bir yorum yaparak kendinizi kabul ettirmeniz gerekiyordu. Ne kadar uğraşırsam uğraşıyım koca karılar beni tersledi. Bir kabustu sanırım.

Beni Duvar uyandırdı.

"Rüyanda konuşuyorsun ahbap. Bu arada senin ismin ne?"

İsmimi ona söylemek istemedim. Köpeğin ismini öğrenmişti ya, benden daha ne istiyordu.

"Pekala, ismini söylemek zorunda değilsin." Ã?nüne döndü ve Ã?LÃ?MDEN SONRA YAşAM isimli bir dergiyi okumaya başladı. 3 yaşındaki çocuk dergi okuyordu. Köpeğin konuşmasından daha garip geldi bu bana.

Tam o sırada arkamda oturan köpek patisiyle sertçe koltuğuma vurdu.
"Hey, şu koltuğunu çek. Rahat edemiyorum burada." Zaten sinirlerim tepemde (?) hemen arkamı dönüp çıkıştım köpeğe, "Ne diyorsun lan it?"
"Koltuğu çek diyorum insan!"
"Ya çekmezsem?"
"Hrrrr..."
24.6.7

by Lugtarias » Fri Aug 15, 2008 4:50 am

hevesle bir sonraki kısmı bekliyorum... -umarım yazı dizisi uzundur-

by Artemis Entreri » Fri Aug 15, 2008 3:01 am



"Sende denemelisin."

Gözlerimi açtığımda hala otobüsteydim. Ã?ocuk da hala yanımdaydı. Kulağına kulaklık takmış müzik dinliyordu. Bir yandan benim kulaklıklarımı gösterip, "Sende denemelisin." diyordu. Denedim. Pink Floyd'dan Comfortably Numb çalıyordu. Arkama yaslanıp müziğin tadını çıkarmaya başladım. Rüya aklıma geldi, çocuğa baktım. Uyumaya başlamıştı.

Rahatça koltukta uyuşurken bir düşünce zinciri geçti aklımdan. Ã?nce aklıma hala otobüste olduğum geldi. Sonra otobüse vermediğim para, otobüste olmaması gereken kulaklıklar... (?) Ne yani, uzun yolculuğa mı çıkıyorduk?


"Lütfen emniyet kemerlerinizi bağlayınız. Kalkışa geçiyoruz."
Ne demek şimdi...?

Fakat sorumu tamamlayamadan otobüs midemi ağzıma getirerek havalanmaya başladı. Emniyet kemerimi taktım. Çok hızlı havalanmıştık. Karıncalanmalar sardı her yanımı. Yanımdaki çocuk (ismi her neyse) kemerini takmadığı ve hala uyumakta olduğu için yana düşmeye başladı. Son anda gözlerini açarak irkildi ve hemen kemerini taktı. şaşkın gözlerle bana bakarak,


"İsmim Duvar benim."

Duvar mı?

"Garip bir isim biliyorum ama napalım."

Pekala...

şaşırmıştım evet. Fakat merak şaşkınlığın yerini kısa sürede aldı. Bulutların arasından geçmeye, kuşlarla beraber havada süzülmeye başladık.


"Az sonra bilet kesimi başlayacaktır. Lütfen zorluk çıkarmayınız."
Anons edildi. Korkmaya başladım. Benim biletim yoktu ki?

"Herkesin bileti vardır. Sadece bazıları orada olduğunu bilmez." dedi çocuk gülümseyerek. Hiç taviz vermedim. Biletimi arıyormuş gibi yaptım. Ã?ocuk gülmeye başladı. Niye gülüyor ki? Yanımıza bilet kesmeye gelen muavini görünce anladım.

Bilet çok derinlerdeydi ve öyle aranacak cinsten de değildi.
12.6.7

by Lugtarias » Thu Aug 14, 2008 8:44 am

Güzel ve ürpertici olmuş. Devamını merak ediyorum. Okuyanı sokuyor otobüsün içine sanki, hisettiriyor yani..

Batı'nın Yolları

by Artemis Entreri » Thu Aug 14, 2008 4:47 am

Bu epey önce yazmış olduğum yazı dizisini sizlerle paylaşmak istedim. Aslında önceden yolladığımı sanıyordum ama devamını yazmaya karar verince burada göremedim. Her neyse, içinde biraz gerilim var sanırsam, eğer bu tarz şeylerden etkilenecek biriyseniz okumamanızı öneririm. Bu arada çoğu kez bu başlığı yorum için kullanacağımdan dolayı hikaye kısımlarını alıntı içine alacağım. Keyifli okumalar, yorum yapacaksanız yine bu başlığa yapabilirsiniz...
Bir durağa yaklaşıyorum. Sokak bomboş. Hava kapalı, gece çökmüş. Bir iki sokak lambası dışında aydınlatan bir şey yok. Durağın önünde bekliyorum. Etraftaki evler, sanki uzun süredir içinde birisi yaşamıyor gibi, isyandalar. Onları duyabiliyorum. Yalnızlıklarını anlayabiliyorum.

Bir otobüs yaklaşıyor. Farları kırık, o yüzden epey geç farkediyorum. İnen olmamasına rağmen tüm kapıları açılıyor. Fakat önden binmek zorundayım, biliyorum. Nereye gideceğimi sormasını istiyorum.
"Nereye gidiyorsun?"
"Bilmem..."

Bir cam kenarına gidip oturuyorum. Koltuğun döşemesiyle oynayıp dışarıyı seyrediyorum. Yanıma küçük bir çocuk geliyor. Kaç yaşında acaba?
"3 yaşındayım ben."
Fakat hiç de 3 yaşında gözükmüyor.
"Yaşıma göre biraz olgun olduğumu söylerler."
Kıpır kıpır olması, aklımdaki soruları okuması ve sürekli bacağını ileri geri oynatması sinirlerimi bozuyor ve tekrar cama yöneliyorum, o da konuşmayı kesiyor.

Yanımızdan bir kamyon geçiyor. Geçerken de kornaya sonuna kadar abanıyor şoför. Bir an içimi bir korku kaplıyor, başım dönüyor. Aklımdaki düşünceler gerçek oluyor ve BUM ! Başka bir kamyon, farları kırık otobüsümüze son hızla çarpıyor. Ama hiçbir şey olmuyor. Sadece duruyoruz.

Kafamı çevirip yanımda oturan çocuğa bakıyorum. Ağzı açık salyalarını akıta akıta uyuyor. Başı yana düşüyor. Ani bir hareketle başını kaldırırken konuşuyor. “Sende denemelisin.” Rüyasında konuşuyor olmalı. “Sende denemelisin.” Başını bana çeviriyor ama gözleri kapalı. “Sende denemeli…” Arka taraftaki kulağından kanlar boşalmaya başlıyor. Ã?ığlık atmaya çalışıyorum. Sesim çıkmıyor. Ã?ocuğun kafası fıldır fıldır dönmeye başlıyor. Gözkapakları açılıyor fakat gözleri yok.

“Sende denemelisin.”
11.6.7

Top