by Aegron Linwelin » Sun Dec 21, 2008 6:35 pm
Sabah yine olmuştu ve uyku vakti sona ermişti. Onun için bu özgürlüğü elinden alınmış bir insan gibi olmaktı. Ã?ünkü sadece rüyalarında birine bağlı olmadan yaşayabiliyordu. Kafasını yukarı çarpmamak için yavaş ve sakince kaldırdı. Eskiden aynı yere kaç kere çarpmıştı kim bilir. Kaldığı yer bir barakydı. Bir kişinin bile içinde zor yaşayabileceği ufak bir baraka. Kırık aynası, biraz suyu ve birazda ekmek kırıntısı vardı barakanın içinde. Her taraf karton ve naylonla kaplıydı. Ama bu yağmurlu havada yağmurun içeri girmemesi imkansızdı. Siyah saçlarını düzeltirken, sanki kendini gerçek bir evde aynanın karşısında hissediyordu. Sonra giysilerinin yırtık pırtık olduğunu görünce gerçek kimliğine anında kavuşuyordu. Bunu hergün yaşasada o iki üç saniyelik bu mutlulukla tatmin olmasını biliyordu. Hayatın bu kadar zor olması onu sanki artık etkilemiyordu. Ã?ünkü kafaya takmamayı, üzülmemeyi zorla kabullenmişti. Onun dünyasında artık sadece kendisi vardı ve birkaç sefil arkadaşı. Her sabah olduğu gibi zengin olsaydım ne yapardım soruları içinde huzur bulmak için düşünürken artık iş vaktinin geldiğini anlamıştı. Bir saati yoktu ama dışardan gelen sesler işin başladığının bir kanıtıydı. Kafasını eğerek küçük barakasından dışarı çıktı. Yağmur çok yağmıştı ve her yer ıslaktı. Bugün işin çok zor olacağı şimdiden belliydi bile. Ama her harukerda bu işi yapmak zorundaydı. Bugünün nasıl geçtiğini düşünerek ilerliyordu. O kadar farklı şeyler aklına gelmiştiki o bile bugünün süper olacağına inanmıştı. Tam bu derin duygular içindeyken fabrikanın önüne geldiğini farketti. Cebindeki biraz parayı çıkartıp adama uzattı. Adam ilerdeki arabayı gösterip onu al dedi. Tamam dercesine başını salladı ve arabaya doğru yürüdü. Bu arabalr onalrın karton veya demir teneke toplamaları için hergün kiraladıkları iki tekerlekli çekmeli arabalardı. Arabanın tutma yerine geçti ve arabayı sürüklemeye başladı. Her zaman olduğu gibi bildiği en iyi mahalleden başlayacaktı. Arabanın boyunduruğu altına girdiğinde bugünün diğer günlerden farklı olmadığını anladı. Sonra düşünürken kendi içinde ne olacaktı ki zaten milyoner mi olacaktım birgünde diyerek gülümsedi. Aslında bu gülümseme kendisini yatıştırmak içindi. Kendide bunun farkındaydı ve kendini kandırmaya devam etti her zaman olduğu gibi. Kendisinin oldğunu zannettiği blgeye gelmişti. Belki bugün daha çok şey elde edebilirdi. Daha fazla kazanıp akşam yemeğinde kuru ekmek yerine az da olsa patates yemek istiyordu ve ya domates. Yanına içecekte fena olmazdı. Sonra birden kendini toparladı ve yoluna devam etti.
Sabah yine olmuştu ve uyku vakti sona ermişti. Onun için bu özgürlüğü elinden alınmış bir insan gibi olmaktı. Ã?ünkü sadece rüyalarında birine bağlı olmadan yaşayabiliyordu. Kafasını yukarı çarpmamak için yavaş ve sakince kaldırdı. Eskiden aynı yere kaç kere çarpmıştı kim bilir. Kaldığı yer bir barakydı. Bir kişinin bile içinde zor yaşayabileceği ufak bir baraka. Kırık aynası, biraz suyu ve birazda ekmek kırıntısı vardı barakanın içinde. Her taraf karton ve naylonla kaplıydı. Ama bu yağmurlu havada yağmurun içeri girmemesi imkansızdı. Siyah saçlarını düzeltirken, sanki kendini gerçek bir evde aynanın karşısında hissediyordu. Sonra giysilerinin yırtık pırtık olduğunu görünce gerçek kimliğine anında kavuşuyordu. Bunu hergün yaşasada o iki üç saniyelik bu mutlulukla tatmin olmasını biliyordu. Hayatın bu kadar zor olması onu sanki artık etkilemiyordu. Ã?ünkü kafaya takmamayı, üzülmemeyi zorla kabullenmişti. Onun dünyasında artık sadece kendisi vardı ve birkaç sefil arkadaşı. Her sabah olduğu gibi zengin olsaydım ne yapardım soruları içinde huzur bulmak için düşünürken artık iş vaktinin geldiğini anlamıştı. Bir saati yoktu ama dışardan gelen sesler işin başladığının bir kanıtıydı. Kafasını eğerek küçük barakasından dışarı çıktı. Yağmur çok yağmıştı ve her yer ıslaktı. Bugün işin çok zor olacağı şimdiden belliydi bile. Ama her harukerda bu işi yapmak zorundaydı. Bugünün nasıl geçtiğini düşünerek ilerliyordu. O kadar farklı şeyler aklına gelmiştiki o bile bugünün süper olacağına inanmıştı. Tam bu derin duygular içindeyken fabrikanın önüne geldiğini farketti. Cebindeki biraz parayı çıkartıp adama uzattı. Adam ilerdeki arabayı gösterip onu al dedi. Tamam dercesine başını salladı ve arabaya doğru yürüdü. Bu arabalr onalrın karton veya demir teneke toplamaları için hergün kiraladıkları iki tekerlekli çekmeli arabalardı. Arabanın tutma yerine geçti ve arabayı sürüklemeye başladı. Her zaman olduğu gibi bildiği en iyi mahalleden başlayacaktı. Arabanın boyunduruğu altına girdiğinde bugünün diğer günlerden farklı olmadığını anladı. Sonra düşünürken kendi içinde ne olacaktı ki zaten milyoner mi olacaktım birgünde diyerek gülümsedi. Aslında bu gülümseme kendisini yatıştırmak içindi. Kendide bunun farkındaydı ve kendini kandırmaya devam etti her zaman olduğu gibi. Kendisinin oldğunu zannettiği blgeye gelmişti. Belki bugün daha çok şey elde edebilirdi. Daha fazla kazanıp akşam yemeğinde kuru ekmek yerine az da olsa patates yemek istiyordu ve ya domates. Yanına içecekte fena olmazdı. Sonra birden kendini toparladı ve yoluna devam etti.