by Greyspirit » Mon May 11, 2009 2:13 am
"Ne yaptım dedin?"
"Açlık...açlık çekiyorum. Yemem gerek, içmeliyim..."
Geldhur dehşet içinde kalmıştı, dibindeki sefil varlık tepiniyor, iğrenç çığlıklar atarak bağrıyordu. "Açlık!"
Her geçen saniye daha vahşileşen varlık tekrar kan gölüne kafasını yapıştımış, beslenmeye uğraşıyordu.
Paladin bunun tek şansı olduğunu düşündü, bu uğursuz dönüşümü öğrenmeliydi.
"Nasıl bu hale geldin? Konuş sefil şey!"
Yaratık kafasını kaldırırarak hırıltılı sesiyle birşeyler geveledi.
"Ben hatırlamıyorum... biz birkaç kişiydik... buraya geldiğimizde ise...Aaah!"
Tekrar çığlık nöbetleri başlamıştı, tepindikçe tepindi yaratık. Biraz sonra tekrar sakinleşti.
Geldhur acıyla baktı ona, merhamet ve acıma duygusu içiçeydi. "Zavallı" dedi içinden. "Bu hale gelmek büyük bir acı..." Tekrar sorguya devam etti :
"Devam et, ne oldu?"
"Ben...yani biz...onu gördük."
"Kimi?"
"Yakut. Kızıl bir yakut... O kadar güzeldi ki ister istemez ayaklarımız bizi yanına götürdü..."
"Yakut mu?"
"Ellerimi uzattım. Dokundum ona...Aah!"
Hırıltılar artık korkunç bir hal aldı, sefil varlık artık tepinmekle kalmıyor; ayakları yerden kesilircesine savruluyordu. Her tarafı kana bulanmıştı, suratı eski iğrençliğinden bile daha korkınç bir hâl alarak değişiyordu.
Kutsal savaşçı kılıcını kaldırdı : "Acına son veriyorum."
Yaratık daha hızlı davrandı; atlıarak Geldhur'un göğsüne büyük bür baskı uyguladı.
Savaşçı bir an için dengesini yitirdi.
Yaratık bunu fırsat bilerek dişlerini savaşçının güçlü kollarından birine geçiriverdi...
Geldhur acıyla inledi, yaratığı savuşturarak üzerinden fırlattı.
Hissettiği acı inanılmazdı, kolu tam anlamıyla felç olmuş gibiydi; bir an için çaresizliğe kapıldı. Lanet etti.
Yaratık bu arada ikinci hamlesi için hazırlanıyordu, temkinle savaşçıya yaklaştı.
Geldur bağırdı : "Baba! Başaracağım!"
Gözlerini kapatarak duasını okudu, sözcükleri fısıldadıkça cesaretini toplamaya başladığını, ruhunun ışıldadığını hissetti. Gözleri parlamaya, kudreti yükselmeye başladı.
Dev kılıcıyla saldırdı; tek hamlede iğrenç kafa, gövdeden fırlayarak uzağa savruldu.
Dövüş bittiğinde savaşçı tekrar yalnız başına karanlıktaydı.
"Yakut öyle mi? Belki de tılsım denilen şey odur...Ama bunların anlamı ne? Neden...?"
"Muhakeme yeteneğine hayran kaldım savaşçı..."
Yankılı ses tekrar konuşmuştu. Gülerek ekledi : "Sanırım tanışmamızın zamanı geldi..."
"Ne yaptım dedin?"
"Açlık...açlık çekiyorum. Yemem gerek, içmeliyim..."
Geldhur dehşet içinde kalmıştı, dibindeki sefil varlık tepiniyor, iğrenç çığlıklar atarak bağrıyordu. "Açlık!"
Her geçen saniye daha vahşileşen varlık tekrar kan gölüne kafasını yapıştımış, beslenmeye uğraşıyordu.
Paladin bunun tek şansı olduğunu düşündü, bu uğursuz dönüşümü öğrenmeliydi.
"Nasıl bu hale geldin? Konuş sefil şey!"
Yaratık kafasını kaldırırarak hırıltılı sesiyle birşeyler geveledi.
"Ben hatırlamıyorum... biz birkaç kişiydik... buraya geldiğimizde ise...Aaah!"
Tekrar çığlık nöbetleri başlamıştı, tepindikçe tepindi yaratık. Biraz sonra tekrar sakinleşti.
Geldhur acıyla baktı ona, merhamet ve acıma duygusu içiçeydi. "Zavallı" dedi içinden. "Bu hale gelmek büyük bir acı..." Tekrar sorguya devam etti :
"Devam et, ne oldu?"
"Ben...yani biz...onu gördük."
"Kimi?"
"Yakut. Kızıl bir yakut... O kadar güzeldi ki ister istemez ayaklarımız bizi yanına götürdü..."
"Yakut mu?"
"Ellerimi uzattım. Dokundum ona...Aah!"
Hırıltılar artık korkunç bir hal aldı, sefil varlık artık tepinmekle kalmıyor; ayakları yerden kesilircesine savruluyordu. Her tarafı kana bulanmıştı, suratı eski iğrençliğinden bile daha korkınç bir hâl alarak değişiyordu.
Kutsal savaşçı kılıcını kaldırdı : "Acına son veriyorum."
Yaratık daha hızlı davrandı; atlıarak Geldhur'un göğsüne büyük bür baskı uyguladı.
Savaşçı bir an için dengesini yitirdi.
Yaratık bunu fırsat bilerek dişlerini savaşçının güçlü kollarından birine geçiriverdi...
Geldhur acıyla inledi, yaratığı savuşturarak üzerinden fırlattı.
Hissettiği acı inanılmazdı, kolu tam anlamıyla felç olmuş gibiydi; bir an için çaresizliğe kapıldı. Lanet etti.
Yaratık bu arada ikinci hamlesi için hazırlanıyordu, temkinle savaşçıya yaklaştı.
Geldur bağırdı : "Baba! Başaracağım!"
Gözlerini kapatarak duasını okudu, sözcükleri fısıldadıkça cesaretini toplamaya başladığını, ruhunun ışıldadığını hissetti. Gözleri parlamaya, kudreti yükselmeye başladı.
Dev kılıcıyla saldırdı; tek hamlede iğrenç kafa, gövdeden fırlayarak uzağa savruldu.
Dövüş bittiğinde savaşçı tekrar yalnız başına karanlıktaydı.
"Yakut öyle mi? Belki de tılsım denilen şey odur...Ama bunların anlamı ne? Neden...?"
"[i]Muhakeme yeteneğine hayran kaldım savaşçı[/i]..."
Yankılı ses tekrar konuşmuştu. Gülerek ekledi : "[i]Sanırım tanışmamızın zamanı geldi[/i]..."