by Greyspirit » Wed May 13, 2009 5:12 am
"Helm, yolumu aydınlat..."
Genç rahip Aleas, bu sözleri söylemeyi artık adet edinmişti. Her defasında topuzunun ve altın kalkanının yanında olduğuna emin olmak istercesine elini silahlarında gezdiriyordu.
Yola çıkalı dört saat olmuştu; ancak bir yorulma belirtisi göstermemişti.
Yürürken gece çöktü, hızını bozmadan devam etti yoluna. Sağında bir yokuş ve bu yokuştan inen bir atlı gözüne çarptı.
"Selam gezgin."
"Selam." Dedi adam, ifadesini bozmadan. Uzun sakallı bir insandı; omzunun ardında ok ve yaylar dizilmişti. Adam deri bir zırh kuşanmıştı, ifadesi sert ama dostçaydı.
Aleas pelerininin kapişonunu çıkararak yüzünü gösterdi.
"Korucu gibi bir halin var."
"Evet, adım Relod, Yüksekorman'dan geliyorum."
"Yolun nereye gidiyor?"
"Derinsu. Senin de öyle sanırım."
"Evet."
"Koruyucu'nun sembollerini taşıyorsun..." Dedi adam kalkana ve zırha bakarak.
"Helm rahibiyim."
"Sahi mi? Tehlikeli bir yolda bir Helm rahibine rastlamak çok büyük br şanstır." dedi adam. Gülümsedi.
Aleas iltifatı kabul ederek reverans yaptı. "Beraber yolculuk edelim dostum."
"Pekala...Ardeep ormanına giriyoruz, çabuk olsak iyi olur."
Relod atında, Aleas yürüyerek ilerlediler. Gece çökmüştü.
"Yüksekorman artık eskisi gibi değil..." Dedi Relod. "Fazla tehlikeli... Yoldaşlarım garip bir nedenle ölmekteler... Yükselen bir karanlık var. Bilemiyorum..."
"Yola bu yüzden mi çıktın?" Dedi Aleas.
"Evet, efendi Druid Joras'ın mesajını şehre ulaştırmalıyım. Ya sen dostum?"
"Ben..." Rahibin sesi dikkatinin dağılmasıyla kesildi. Karanlıkta birşeyler hareket etti.
"Kahretsin. İzimi kaybettirdim sanmıştım"
"
"Helm, yolumu aydınlat..."
Genç rahip Aleas, bu sözleri söylemeyi artık adet edinmişti. Her defasında topuzunun ve altın kalkanının yanında olduğuna emin olmak istercesine elini silahlarında gezdiriyordu.
Yola çıkalı dört saat olmuştu; ancak bir yorulma belirtisi göstermemişti.
Yürürken gece çöktü, hızını bozmadan devam etti yoluna. Sağında bir yokuş ve bu yokuştan inen bir atlı gözüne çarptı.
"Selam gezgin."
"Selam." Dedi adam, ifadesini bozmadan. Uzun sakallı bir insandı; omzunun ardında ok ve yaylar dizilmişti. Adam deri bir zırh kuşanmıştı, ifadesi sert ama dostçaydı.
Aleas pelerininin kapişonunu çıkararak yüzünü gösterdi.
"Korucu gibi bir halin var."
"Evet, adım Relod, Yüksekorman'dan geliyorum."
"Yolun nereye gidiyor?"
"Derinsu. Senin de öyle sanırım."
"Evet."
"Koruyucu'nun sembollerini taşıyorsun..." Dedi adam kalkana ve zırha bakarak.
"Helm rahibiyim."
"Sahi mi? Tehlikeli bir yolda bir Helm rahibine rastlamak çok büyük br şanstır." dedi adam. Gülümsedi.
Aleas iltifatı kabul ederek reverans yaptı. "Beraber yolculuk edelim dostum."
"Pekala...Ardeep ormanına giriyoruz, çabuk olsak iyi olur."
Relod atında, Aleas yürüyerek ilerlediler. Gece çökmüştü.
"Yüksekorman artık eskisi gibi değil..." Dedi Relod. "Fazla tehlikeli... Yoldaşlarım garip bir nedenle ölmekteler... Yükselen bir karanlık var. Bilemiyorum..."
"Yola bu yüzden mi çıktın?" Dedi Aleas.
"Evet, efendi Druid Joras'ın mesajını şehre ulaştırmalıyım. Ya sen dostum?"
"Ben..." Rahibin sesi dikkatinin dağılmasıyla kesildi. Karanlıkta birşeyler hareket etti.
"Kahretsin. İzimi kaybettirdim sanmıştım"
"