by catboy » Sat May 30, 2009 10:24 pm
8. Bölüm “Ölüm Zamanı”
Catboy gözlerini aniden açtığında kendini bir hastane odasında buldu. Yatakta serumlar ve cihazlar bağlanmıştı. Yatağın başında bir doktor elindeki kâğıda bir şeyler yazıyordu.
“General Sacokhan, siz misiniz?” diye sordu Catboy.
“General olduğumu pek sanmıyorum, ama başhekim diyebilirsin eğer çok arzu edersen.” diye takıldı doktor ve gülümseyerek: “Hayata yeniden hoş geldin…” diye ekledi.
“Ailen de dualarla uyanması bekliyordu. Yaşama şansın çok azdı, beynindeki tümörü temizleyebilmemiz bir mucize sayılırdı zaten.” diye açıkladı doktor.
“Ne ailesi? Benim tesiste olmam gerekiyordu. Edmond ile Alenthas kaçmadan peşlerine düşmeliyiz. General ile görüşmek istiyorum.”
“Onların hepsi geride kaldı, Gürhan. Bunlar sadece sıkıntılı zamanlarda zihninde seni oyalaması için uydurduğun şeylerdi. Artık her şey bitti.”
“Benim adım Gürhan mı? Kaç yaşındayım peki?”
“Yirmi üç yaşındasın, kötü haber Mardukluları kaçırdın, iyi haber Mardukluların uydurma olduğu ortaya çıktı ya da bizi ziyaret etmekten vazgeçip ne halimiz varsa görün dediler.”
“Eve gitmek istiyorum.” dedi Gürhan zor duyulan bir sesle.
Evindeydi ve bilgisayarının karşısındaydı. Masaüstünde yığınla dosya vardı. Marduk, Mısır, zamanda yolculuk, ölüm melekleri, güneş enerjisi gibi konularda yığınla bilgisayarında doküman vardı. Sonra sık girilen sitelere baktığında karşısına bir forum sitesi çıktı ve sitenin kullanıcıların isimlerini gördü: Alenthas, Illyra, Efla, Mark ve böyle gidiyordu.
“şimdi her şey anlamlı gelmeye başladı.” diye yorumladı Gürhan.
Arkadaşı Egemen onu dışarı gezdirmek için ısrar ettiğinde Gürhan kabul etti. İzmir’in Konak Meydanı’na vardıklarında ayakları onu bir resim galerisine doğru sürükledi.
“Bu resimler kaç yıllık?” diye sordu Gürhan.
“şu köşedeki resimlerin beş yıllık mazisi olmalı, hatta seninle de gelmiştik ya resimlere bakıp senaryolar üretildik.” diye yanıt verdi Egemen.
Resimlerin birinde piramidin biri çölün sıcak kumlarının altından yükseliyordu. Bir tanesinde ise bir ressam galerisinin önünde anahtarı buluyordu ve onu yerden almak için eğiliyordu.
Gürhan, daha fazla galeride duramayacağını hissetti sıkıntıyla ve kendini dışarıya attı. Karşı kaldırımda tekerlekli sandalyeli bir adam gördü: “Efla bu!”
Hızla karşı kaldırımda soluğu aldı ve tekerlekli sandalyeli adamı durdurdu: “şimdi hangi eylemde bulunacağımı tahmin edebilir misin? Lütfen ederim de, hatta ben hiç yanılmam de”
“Deli midir nedir, sakatım diye benimle dalga mı geçiyorsun?” dedi bozulan adam ve Gürhan’ı itekleyerek yoluna devam etti.
“Ne yaptığını sanıyorsun, Gürhan?” diye peşinden geldi Egemen.
“Bir dakika şurası evcil hayvan dükkânı mı?” diye sordu birden Gürhan.
“Evet de ne oldu ki şimdi?”
Dükkânın tabelasında Red Raven yazıyordu. İçeri giren Gürhan dükkânın sahibine bakıp: “Illyra… Yani iyi günler!” diyebildi.
“İyi günler.” diye karşılık verdi dükkânın güleç yüzlü bayan sahibi.
Gürhan, kafesteki kuzgunu gösterip: “Kuzgunun ne diyor, bana söyleyebilir misin?” diye sordu.
“Anlamadım, kuzgunlardan hoşlanır mısınız?”
“Hayır, yani onu demek istemedim. şu anda kuzgundan hoşlanıp hoşlanmadığımı anlatmaya çalışmıyorum. Kuzgunun hatırını sorabilir misin benim için?”
“Sormama bile gerek yok, şu anda uyuyor zaten.”
“Bakın gözleri açık durumda, bir şey diyor mu?”
“Sanırım eğer bir şey almayı düşünmüyorsan dükkânın önüne kapama diyor.”
Egemen, Gürhan’ı dükkândan çıkarttıktan sonra: “Ne yapmaya çalışıyorsun?” diye sordu.
Gürhan yanıt verecekti ki gazete bayisini fark etti. Derginin biri Driveshaft isimli bir müzik grubunun posterini veriyordu.
“Hey, bunlar bir dizinin hayali müzik grubu değil miydi?”
“Drive Shaft’i de unuttum deme bana, en sevdiğin gruptu hani.”
“Bir dakika, kendine Sylar diyen bir sürü insanın ölümünden sorumlu katil en sonunda yakalandı. Eskiden bir saatçi olduğu tespit edilen adamın neden cinayet işlemeye başladığı bilinmiyor. Bu da mı benden önce olan bir haber?”
“Evet, beş yıldır yakalanamamıştı ya. Unuttun mu o adamın neden cinayet işlemiş olabileceğini tartışırdık. Hatta senin uçuk bir teorin bile vardı, yok o insanların beyinlerini nasıl çalıştığını anlamak için açıyormuş filan diye bir şeyler söylerdin.”
Gürhan derin bir nefes aldıktan sonra: “O zaman şunu sorayım, biz Yüzük Kardeşliği’nin Mordor’a yüzüğü atmasının kaçıncı yılını kutluyoruz?” diye sordu.
“Her şeyi unutmuşsun, ama bir tek bunu mu hatırlıyorsun?”
“Efendim?”
“Yüzük Kardeşliği bir metal grubuydu. Hatta Himalaya’larda grubun liderliğini üstlenen Gri Gandalf uçurumdan yuvarlandığında öldü sanılmıştı da bir süreliğinde liderlik Aragorn’a kalmıştı. Sonra yaşadığı anlaşılınca kendine Ak Gandalf demeye başlamışlardı.”
“Bu delilik olmalı, bunlar tamamen saçmalık!” diye bağırmaya başladı Gürhan.
“Hey, Gürhan. İyi misin?” diye sordu birden kızın biri. Gürhan ile aynı boyda, sarışın, uzun saçlı, yeşil gözlü, güzel bir kızdı.
“Seni tanıyor muyum? Hastanede de ailemin yanındaydın.”
“Elbette, evlenmeyi düşündüğün kızı unuttuğunu söyleme bana.” diye karşılık verdi kız.
“Gerçekten de Gürhan, sana ne oldu böyle? Hem sana sürpriz yapacaktık, içine ettin şu anda.” dedi Egemen.
“Sürpriz derken?”
Kalabalık bir grup ortaya çıktığında: “Ben bir rockstar filan mıydım?” diye sordu Gürhan iyice kafası karışınca.
“Hayır, ama kitapları milyonlarca satan bir yazardın. Ölüm Zamanı üçlemen öyle popüler oldu ki tabi ki sen göremedin ama Hollywood onun filmlerini çekti. Hem de kitabındaki karakterlerden Henry Soul’u kim oynadı biliyor musun?”
“Bu muhteşem bir şey, gerçekten de filmleri mi çekildi kitaplarımın?”
Kalabalığın arasından genç aktör Matt Dallas çıkıp selam verdi.
“Hey, Ali Larter da filmlerde oynadı mı?” diye sorabildi Gürhan mutlulukla.
Akşama büyük bir parti düzenlemişlerdi deniz kıyısında Gürhan’ın dönüşü için. Gürhan hatırlayamadığı ama hayallerindeki kız olduğu için gayet durumdan memnun olduğu sevgilisiyle dans etmekteydi.
“Sanırım dans etmeyi bile unutmuş olabileceğimi düşünmüştün.” dedi Gürhan.
“Bence enerjimizi partiden sonraya bıraksak daha doğru olur görüşündeyim, Gürhan Bey.” diye karşılık verdi sevgilisi göz kırparak.
Gürhan içki almak için dansı bıraktıktan sonra kendine gelmek için uzun bir süre derin nefesler almaya başladı: “Bu muhteşem hayatı kime borçluyum acaba, Tanrım? Beni duyuyor musun, şükürler olsun ki sen harika birisin!”
“Bence Tanrı’ya dua etme boşuna…” dedi birden arkasından bir ses.
“Dwaxer!” diye bağırdı Gürhan, yaşlı adama bakarak. Ama elinde içkilerle yanına gelen sevgilisini görünce Gürhan, demin duyduğu şeyi unutmuştu bile.
“Ne dersin, gidelim mi?” diye sordu sevgilisi.
“Nereye, daha iki saat bile olmadı. Parti yeni başlıyor. Tanrım, sanki hayatım boyunca hiç partiye gelmemişim gibi hissediyorum. Bunun doğru olmaması gerçekten de harika, bazen hayatımın ne kadar boş olduğunu düşünüp dururdum.”
“Herkes ikinci bir şansı hak eder…” diye karşılık verdi sevgilisi gülümseyerek.
Sabah olduğunda ilk defa güneşe el sallayıp onun hatırını soracak kadar mutluydu Gürhan. Deniz kıyısına yakın bir otelin balkonunda sabah jimnastiği yapmaya başladı.
“İnanmıyorum, kaslarım nasıl da tutulmuş! Sanki hayatım boyunca hiç spor yapmamış gibi hissediyorum…”
“Daha vaktin gelmedi, ölemezsin!” diye bir bayan sesi birden kulaklarından yankılandı.
“Illyra, sen misin?” diye sordu Catboy gökyüzüne dönerek.
“Illyra da kim?” dedi balkona giren sevgilisi.
“Hiç kimse, canım. Aslında bir şey düşünüyordum. Sence fırsat varken hemen evlensek mi?”
“Hemen mi? Bunun daha güzel ve düzgün olması hayalimizde olan bir şeydi ama...”
“Hayır, tekrardan bu hayatı kaybedeceğim gibi duygu var içimde ve hemen seninle evlenmek istiyorum. Lütfen, benimle evlenir misin?”
“O zaman en azından hazırlanmama izin ver, pijamalarımızla evlenecek değiliz.”
“Tamam, ben de Egemen’e haber vereyim. Başka kimse bilmeyecek ama.”
Deniz kıyısında yürüyüşe çıkan Gürhan dalgaların ayak bileklerine yaptığı masajın etkisiyle kendinden geçiyor gibiydi.
“Olması gereken buydu zaten en başından biri. Benim gibi biri için bu kadarı bile yeter. Hiçbir zaman fazla ısrarcı ya da gereğinden çok isteyen biri olmadı. Sadece yeteneğimin fark edilmesi, bana destek çıkan dostlarımın ve beni seven birisinin olması gibi masumane isteklerdi. Hiçbir zaman senden para ya da haddimi aşacak şeyler istememiştim. Sonunda birbirimizi anlayabilmiş olmamış gerçekten de çok güzel.”
“Onu kaybediyoruz, yapacak bir şey yok.” diye bir ses yankılandı kulaklarında birden.
“Darkgnome, bu senin sesin? Ã?ıkın artık beynimden, ben bu hayatımdan memnunum. Lütfen beni rahat bırakın.” diye haykırdı Gürhan.
“Ama bunlar gerçek değil.” diye karşılık verdi önünde aniden beliren Dwaxer.
“Bunların hepsini sen mi yaptın?” diye sordu Gürhan ağlamaklı bir sesle.
“Yapmam gerekiyordu, çünkü en azından birimizin huzurlu bir şekilde ölmesini istedim.”
“Ben ölüyor muyum? Ama yapmam gerekenler var…”
“Her şeyi Possessed bize anlattı, merak etme. Görevini biz devralacağız. Sen üstüne düşeni yaptın, sana söz veriyorum işini yarım bırakmayacağız.”
“Ölümden kaçamıyoruz değil mi? Ne kadar da basit geliyor ama kulağa: Ölüm! Anlamı bu kadar derin ve bilinmez başka bir kavram var mı k bu dünyada?”
“Var tabi: Yaşam! Yaşam da derin ve bilinmezliklerle doludur.”
“Ne kadar zamanım kaldı peki?”
“Bilemiyorum, birkaç dakika belki…”
“O zaman hemen bitirmem gereken bir iş var, Dwaxer bunu yapabilir misin?”
“Elbette…”
Deniz kıyısındaki yazlık evinin bahçesinde Gürhan bir süre dolaştıktan sonra evine girdi, ona doğru koşturan biri kara biri tekir iki kedisini sevdikten sonra ahşap merdivenlerden yukarı çıktı. Eşi banyodan yeni çıkmıştı. Ona gülümseyerek: “Sonunda gelebildin, Gürhan. Bak birilerinin sana bir sürpriz var…” dedi.
Yatak odasına girdiğinde yatağın üstünde biri kız biri oğlan beş, altı yaşlarında iki çocuk bağırışlar eşliğinde babalarına sarıldılar. Gürhan, eşinin yanağından öptükten sonra: “Mutluluk ve huzur bu olsa gerek…” diyebildi.
Yavaşça gözleri kapanırken ve yere düşerken çocukları ve eşi bir an olsun yanından ayrılmadı. Onlara son kez gülümsedi Gürhan ve ölümü kucakladı.
Dwaxer, sanki makinenin fişini çekmiş gibi bir edayla Catboy’un bedeninin yanından ayrıldı. Ensesini sıvazlayarak: “Boşuna uğraşmayın, öldü çoktan.” dedi.
Illyra: “Her şey bitti ama değil mi? Kaçırdık elimizden onları, Catboy’a olan sözümüzü tutamayacağız anlaşılan.” diye haykırdı ağlayarak.
General Sacokhan öfkeli bir halde odasına doğru ilerlemeye başladı: “Kimse bu tesisten dışarı çıkamayacak!”
“Nasıl ama?” diye sordu Illyra.
“Sadece bekle…” diye karşılık verdi Sacokhan.
Alenthas ve Edmond tesisten çıkmışlar ve uzaklaşmaya başlamışlardı. Mark da onlara katılmıştı: “Clicks neden sizle beraber değil?”
“O sonra bize katılacak…” diye yanıt verdi Edmond.
O sırada Clicks, Starfell’in yanında Catboy’un ölmüş bedenine bakıyordu. Alenthas için burada casusluk yapması için geride bırakılmıştı, daha inandırıcı olsun diye Edmond onun kafasına vurmuştu.
“şimdi ne yapmayı planlıyorsun? Hala yalnız takılmak mı istiyorsun?” diye sordu Clicks.
“şansımı deneyeceğim.” dedi Starfell ve Clicks’in yanından uzaklaşıp Darkgnome ve Firble’nin yanına gitti.
Edmond, Mark ve Alenthas ise koşmaya devam ediyorlardı. Alenthas birden: “Durun!” diye bağırdı.
Tam durmuşlardı ki tesisin etrafı mavi bir kalkanla çevrilmeye başlandı. Edmond, Mark ve Alenthas da kalkanın içinde kalmışlardı.
“İşte buna inanmıyorum…” diye bağırdı Edmond.
Arkalarını döndüklerinde Efla ile karşılaştılar.
“Sen kaderci adam, bu aptal kalkanı nasıl aşabileceğimi söyleyebilir misin?” diye sordu Mark.
“Orayı aşmak için muazzam bir enerjiye ihtiyacınız olacaktır ya da elinizde bir rehine olsaydı daha kolay olurdu.”
“Mesela senin gibi mi?” dedi hevesle Edmond.
“Hayır, ben bu işi sizin yerinize hallediverdim.” dedi Efla ve çalılıkların dibinde elleri ayakları bağlı Possessed’i gösterdi.
“Onu nasıl yakalayabildin?” diye sordu Alenthas merakla.
“Elinden tüm kalem ve kâğıtları aldığında elinde hiçbir kozu olmadığını sanıyorum düşünemediniz.”
“şimdi işte elimizde onların geri almak için her türlü şeyi yapabilecekleri bir rehine var!” dedi hevesle Alenthas.
8. Bölümün Sonu
X-WORLD’ün gelecek bölümünde…
Illyra: “Possessed’in en son çizdiği şeyi görmek ister misiniz?”
Possessed’i geri almaları gerekecek. Ã?ünkü o sadece olayları değiştirebilir.
Alenthas: “Artık kaderimizi kendi ellerimize alma zamanı!”
X-WORLD 9. Bölüm "Seçilmiş Kişi" yakında...
8. Bölüm “Ölüm Zamanı”
Catboy gözlerini aniden açtığında kendini bir hastane odasında buldu. Yatakta serumlar ve cihazlar bağlanmıştı. Yatağın başında bir doktor elindeki kâğıda bir şeyler yazıyordu.
“General Sacokhan, siz misiniz?” diye sordu Catboy.
“General olduğumu pek sanmıyorum, ama başhekim diyebilirsin eğer çok arzu edersen.” diye takıldı doktor ve gülümseyerek: “Hayata yeniden hoş geldin…” diye ekledi.
“Ailen de dualarla uyanması bekliyordu. Yaşama şansın çok azdı, beynindeki tümörü temizleyebilmemiz bir mucize sayılırdı zaten.” diye açıkladı doktor.
“Ne ailesi? Benim tesiste olmam gerekiyordu. Edmond ile Alenthas kaçmadan peşlerine düşmeliyiz. General ile görüşmek istiyorum.”
“Onların hepsi geride kaldı, Gürhan. Bunlar sadece sıkıntılı zamanlarda zihninde seni oyalaması için uydurduğun şeylerdi. Artık her şey bitti.”
“Benim adım Gürhan mı? Kaç yaşındayım peki?”
“Yirmi üç yaşındasın, kötü haber Mardukluları kaçırdın, iyi haber Mardukluların uydurma olduğu ortaya çıktı ya da bizi ziyaret etmekten vazgeçip ne halimiz varsa görün dediler.”
“Eve gitmek istiyorum.” dedi Gürhan zor duyulan bir sesle.
Evindeydi ve bilgisayarının karşısındaydı. Masaüstünde yığınla dosya vardı. Marduk, Mısır, zamanda yolculuk, ölüm melekleri, güneş enerjisi gibi konularda yığınla bilgisayarında doküman vardı. Sonra sık girilen sitelere baktığında karşısına bir forum sitesi çıktı ve sitenin kullanıcıların isimlerini gördü: Alenthas, Illyra, Efla, Mark ve böyle gidiyordu.
“şimdi her şey anlamlı gelmeye başladı.” diye yorumladı Gürhan.
Arkadaşı Egemen onu dışarı gezdirmek için ısrar ettiğinde Gürhan kabul etti. İzmir’in Konak Meydanı’na vardıklarında ayakları onu bir resim galerisine doğru sürükledi.
“Bu resimler kaç yıllık?” diye sordu Gürhan.
“şu köşedeki resimlerin beş yıllık mazisi olmalı, hatta seninle de gelmiştik ya resimlere bakıp senaryolar üretildik.” diye yanıt verdi Egemen.
Resimlerin birinde piramidin biri çölün sıcak kumlarının altından yükseliyordu. Bir tanesinde ise bir ressam galerisinin önünde anahtarı buluyordu ve onu yerden almak için eğiliyordu.
Gürhan, daha fazla galeride duramayacağını hissetti sıkıntıyla ve kendini dışarıya attı. Karşı kaldırımda tekerlekli sandalyeli bir adam gördü: “Efla bu!”
Hızla karşı kaldırımda soluğu aldı ve tekerlekli sandalyeli adamı durdurdu: “şimdi hangi eylemde bulunacağımı tahmin edebilir misin? Lütfen ederim de, hatta ben hiç yanılmam de”
“Deli midir nedir, sakatım diye benimle dalga mı geçiyorsun?” dedi bozulan adam ve Gürhan’ı itekleyerek yoluna devam etti.
“Ne yaptığını sanıyorsun, Gürhan?” diye peşinden geldi Egemen.
“Bir dakika şurası evcil hayvan dükkânı mı?” diye sordu birden Gürhan.
“Evet de ne oldu ki şimdi?”
Dükkânın tabelasında Red Raven yazıyordu. İçeri giren Gürhan dükkânın sahibine bakıp: “Illyra… Yani iyi günler!” diyebildi.
“İyi günler.” diye karşılık verdi dükkânın güleç yüzlü bayan sahibi.
Gürhan, kafesteki kuzgunu gösterip: “Kuzgunun ne diyor, bana söyleyebilir misin?” diye sordu.
“Anlamadım, kuzgunlardan hoşlanır mısınız?”
“Hayır, yani onu demek istemedim. şu anda kuzgundan hoşlanıp hoşlanmadığımı anlatmaya çalışmıyorum. Kuzgunun hatırını sorabilir misin benim için?”
“Sormama bile gerek yok, şu anda uyuyor zaten.”
“Bakın gözleri açık durumda, bir şey diyor mu?”
“Sanırım eğer bir şey almayı düşünmüyorsan dükkânın önüne kapama diyor.”
Egemen, Gürhan’ı dükkândan çıkarttıktan sonra: “Ne yapmaya çalışıyorsun?” diye sordu.
Gürhan yanıt verecekti ki gazete bayisini fark etti. Derginin biri Driveshaft isimli bir müzik grubunun posterini veriyordu.
“Hey, bunlar bir dizinin hayali müzik grubu değil miydi?”
“Drive Shaft’i de unuttum deme bana, en sevdiğin gruptu hani.”
“Bir dakika, kendine Sylar diyen bir sürü insanın ölümünden sorumlu katil en sonunda yakalandı. Eskiden bir saatçi olduğu tespit edilen adamın neden cinayet işlemeye başladığı bilinmiyor. Bu da mı benden önce olan bir haber?”
“Evet, beş yıldır yakalanamamıştı ya. Unuttun mu o adamın neden cinayet işlemiş olabileceğini tartışırdık. Hatta senin uçuk bir teorin bile vardı, yok o insanların beyinlerini nasıl çalıştığını anlamak için açıyormuş filan diye bir şeyler söylerdin.”
Gürhan derin bir nefes aldıktan sonra: “O zaman şunu sorayım, biz Yüzük Kardeşliği’nin Mordor’a yüzüğü atmasının kaçıncı yılını kutluyoruz?” diye sordu.
“Her şeyi unutmuşsun, ama bir tek bunu mu hatırlıyorsun?”
“Efendim?”
“Yüzük Kardeşliği bir metal grubuydu. Hatta Himalaya’larda grubun liderliğini üstlenen Gri Gandalf uçurumdan yuvarlandığında öldü sanılmıştı da bir süreliğinde liderlik Aragorn’a kalmıştı. Sonra yaşadığı anlaşılınca kendine Ak Gandalf demeye başlamışlardı.”
“Bu delilik olmalı, bunlar tamamen saçmalık!” diye bağırmaya başladı Gürhan.
“Hey, Gürhan. İyi misin?” diye sordu birden kızın biri. Gürhan ile aynı boyda, sarışın, uzun saçlı, yeşil gözlü, güzel bir kızdı.
“Seni tanıyor muyum? Hastanede de ailemin yanındaydın.”
“Elbette, evlenmeyi düşündüğün kızı unuttuğunu söyleme bana.” diye karşılık verdi kız.
“Gerçekten de Gürhan, sana ne oldu böyle? Hem sana sürpriz yapacaktık, içine ettin şu anda.” dedi Egemen.
“Sürpriz derken?”
Kalabalık bir grup ortaya çıktığında: “Ben bir rockstar filan mıydım?” diye sordu Gürhan iyice kafası karışınca.
“Hayır, ama kitapları milyonlarca satan bir yazardın. Ölüm Zamanı üçlemen öyle popüler oldu ki tabi ki sen göremedin ama Hollywood onun filmlerini çekti. Hem de kitabındaki karakterlerden Henry Soul’u kim oynadı biliyor musun?”
“Bu muhteşem bir şey, gerçekten de filmleri mi çekildi kitaplarımın?”
Kalabalığın arasından genç aktör Matt Dallas çıkıp selam verdi.
“Hey, Ali Larter da filmlerde oynadı mı?” diye sorabildi Gürhan mutlulukla.
Akşama büyük bir parti düzenlemişlerdi deniz kıyısında Gürhan’ın dönüşü için. Gürhan hatırlayamadığı ama hayallerindeki kız olduğu için gayet durumdan memnun olduğu sevgilisiyle dans etmekteydi.
“Sanırım dans etmeyi bile unutmuş olabileceğimi düşünmüştün.” dedi Gürhan.
“Bence enerjimizi partiden sonraya bıraksak daha doğru olur görüşündeyim, Gürhan Bey.” diye karşılık verdi sevgilisi göz kırparak.
Gürhan içki almak için dansı bıraktıktan sonra kendine gelmek için uzun bir süre derin nefesler almaya başladı: “Bu muhteşem hayatı kime borçluyum acaba, Tanrım? Beni duyuyor musun, şükürler olsun ki sen harika birisin!”
“Bence Tanrı’ya dua etme boşuna…” dedi birden arkasından bir ses.
“Dwaxer!” diye bağırdı Gürhan, yaşlı adama bakarak. Ama elinde içkilerle yanına gelen sevgilisini görünce Gürhan, demin duyduğu şeyi unutmuştu bile.
“Ne dersin, gidelim mi?” diye sordu sevgilisi.
“Nereye, daha iki saat bile olmadı. Parti yeni başlıyor. Tanrım, sanki hayatım boyunca hiç partiye gelmemişim gibi hissediyorum. Bunun doğru olmaması gerçekten de harika, bazen hayatımın ne kadar boş olduğunu düşünüp dururdum.”
“Herkes ikinci bir şansı hak eder…” diye karşılık verdi sevgilisi gülümseyerek.
Sabah olduğunda ilk defa güneşe el sallayıp onun hatırını soracak kadar mutluydu Gürhan. Deniz kıyısına yakın bir otelin balkonunda sabah jimnastiği yapmaya başladı.
“İnanmıyorum, kaslarım nasıl da tutulmuş! Sanki hayatım boyunca hiç spor yapmamış gibi hissediyorum…”
“Daha vaktin gelmedi, ölemezsin!” diye bir bayan sesi birden kulaklarından yankılandı.
“Illyra, sen misin?” diye sordu Catboy gökyüzüne dönerek.
“Illyra da kim?” dedi balkona giren sevgilisi.
“Hiç kimse, canım. Aslında bir şey düşünüyordum. Sence fırsat varken hemen evlensek mi?”
“Hemen mi? Bunun daha güzel ve düzgün olması hayalimizde olan bir şeydi ama...”
“Hayır, tekrardan bu hayatı kaybedeceğim gibi duygu var içimde ve hemen seninle evlenmek istiyorum. Lütfen, benimle evlenir misin?”
“O zaman en azından hazırlanmama izin ver, pijamalarımızla evlenecek değiliz.”
“Tamam, ben de Egemen’e haber vereyim. Başka kimse bilmeyecek ama.”
Deniz kıyısında yürüyüşe çıkan Gürhan dalgaların ayak bileklerine yaptığı masajın etkisiyle kendinden geçiyor gibiydi.
“Olması gereken buydu zaten en başından biri. Benim gibi biri için bu kadarı bile yeter. Hiçbir zaman fazla ısrarcı ya da gereğinden çok isteyen biri olmadı. Sadece yeteneğimin fark edilmesi, bana destek çıkan dostlarımın ve beni seven birisinin olması gibi masumane isteklerdi. Hiçbir zaman senden para ya da haddimi aşacak şeyler istememiştim. Sonunda birbirimizi anlayabilmiş olmamış gerçekten de çok güzel.”
“Onu kaybediyoruz, yapacak bir şey yok.” diye bir ses yankılandı kulaklarında birden.
“Darkgnome, bu senin sesin? Ã?ıkın artık beynimden, ben bu hayatımdan memnunum. Lütfen beni rahat bırakın.” diye haykırdı Gürhan.
“Ama bunlar gerçek değil.” diye karşılık verdi önünde aniden beliren Dwaxer.
“Bunların hepsini sen mi yaptın?” diye sordu Gürhan ağlamaklı bir sesle.
“Yapmam gerekiyordu, çünkü en azından birimizin huzurlu bir şekilde ölmesini istedim.”
“Ben ölüyor muyum? Ama yapmam gerekenler var…”
“Her şeyi Possessed bize anlattı, merak etme. Görevini biz devralacağız. Sen üstüne düşeni yaptın, sana söz veriyorum işini yarım bırakmayacağız.”
“Ölümden kaçamıyoruz değil mi? Ne kadar da basit geliyor ama kulağa: Ölüm! Anlamı bu kadar derin ve bilinmez başka bir kavram var mı k bu dünyada?”
“Var tabi: Yaşam! Yaşam da derin ve bilinmezliklerle doludur.”
“Ne kadar zamanım kaldı peki?”
“Bilemiyorum, birkaç dakika belki…”
“O zaman hemen bitirmem gereken bir iş var, Dwaxer bunu yapabilir misin?”
“Elbette…”
Deniz kıyısındaki yazlık evinin bahçesinde Gürhan bir süre dolaştıktan sonra evine girdi, ona doğru koşturan biri kara biri tekir iki kedisini sevdikten sonra ahşap merdivenlerden yukarı çıktı. Eşi banyodan yeni çıkmıştı. Ona gülümseyerek: “Sonunda gelebildin, Gürhan. Bak birilerinin sana bir sürpriz var…” dedi.
Yatak odasına girdiğinde yatağın üstünde biri kız biri oğlan beş, altı yaşlarında iki çocuk bağırışlar eşliğinde babalarına sarıldılar. Gürhan, eşinin yanağından öptükten sonra: “Mutluluk ve huzur bu olsa gerek…” diyebildi.
Yavaşça gözleri kapanırken ve yere düşerken çocukları ve eşi bir an olsun yanından ayrılmadı. Onlara son kez gülümsedi Gürhan ve ölümü kucakladı.
Dwaxer, sanki makinenin fişini çekmiş gibi bir edayla Catboy’un bedeninin yanından ayrıldı. Ensesini sıvazlayarak: “Boşuna uğraşmayın, öldü çoktan.” dedi.
Illyra: “Her şey bitti ama değil mi? Kaçırdık elimizden onları, Catboy’a olan sözümüzü tutamayacağız anlaşılan.” diye haykırdı ağlayarak.
General Sacokhan öfkeli bir halde odasına doğru ilerlemeye başladı: “Kimse bu tesisten dışarı çıkamayacak!”
“Nasıl ama?” diye sordu Illyra.
“Sadece bekle…” diye karşılık verdi Sacokhan.
Alenthas ve Edmond tesisten çıkmışlar ve uzaklaşmaya başlamışlardı. Mark da onlara katılmıştı: “Clicks neden sizle beraber değil?”
“O sonra bize katılacak…” diye yanıt verdi Edmond.
O sırada Clicks, Starfell’in yanında Catboy’un ölmüş bedenine bakıyordu. Alenthas için burada casusluk yapması için geride bırakılmıştı, daha inandırıcı olsun diye Edmond onun kafasına vurmuştu.
“şimdi ne yapmayı planlıyorsun? Hala yalnız takılmak mı istiyorsun?” diye sordu Clicks.
“şansımı deneyeceğim.” dedi Starfell ve Clicks’in yanından uzaklaşıp Darkgnome ve Firble’nin yanına gitti.
Edmond, Mark ve Alenthas ise koşmaya devam ediyorlardı. Alenthas birden: “Durun!” diye bağırdı.
Tam durmuşlardı ki tesisin etrafı mavi bir kalkanla çevrilmeye başlandı. Edmond, Mark ve Alenthas da kalkanın içinde kalmışlardı.
“İşte buna inanmıyorum…” diye bağırdı Edmond.
Arkalarını döndüklerinde Efla ile karşılaştılar.
“Sen kaderci adam, bu aptal kalkanı nasıl aşabileceğimi söyleyebilir misin?” diye sordu Mark.
“Orayı aşmak için muazzam bir enerjiye ihtiyacınız olacaktır ya da elinizde bir rehine olsaydı daha kolay olurdu.”
“Mesela senin gibi mi?” dedi hevesle Edmond.
“Hayır, ben bu işi sizin yerinize hallediverdim.” dedi Efla ve çalılıkların dibinde elleri ayakları bağlı Possessed’i gösterdi.
“Onu nasıl yakalayabildin?” diye sordu Alenthas merakla.
“Elinden tüm kalem ve kâğıtları aldığında elinde hiçbir kozu olmadığını sanıyorum düşünemediniz.”
“şimdi işte elimizde onların geri almak için her türlü şeyi yapabilecekleri bir rehine var!” dedi hevesle Alenthas.
8. Bölümün Sonu
X-WORLD’ün gelecek bölümünde…
Illyra: “Possessed’in en son çizdiği şeyi görmek ister misiniz?”
Possessed’i geri almaları gerekecek. Ã?ünkü o sadece olayları değiştirebilir.
Alenthas: “Artık kaderimizi kendi ellerimize alma zamanı!”
X-WORLD 9. Bölüm "Seçilmiş Kişi" yakında...