by Walter » Mon Feb 01, 2010 11:37 pm
"Burada bunca hikaye yazıldı, bunca efsane söylendi,
ki bir adam vardı, Yıllarca efsanelerde adı geçti,
O bir Kılıç Ustasıydı, namı duyuldu çağlarca,
Sürerdi atını Derin Karanlıklara,""
".Justisar Günlükleri"
_ Yitik Kahramanlar _
-1- Silvan Fiednt
13. Ruhfan 1227
3.Ã?ağ
Hızlı adımlarla koştu, bu lanet ara sokaklar pis ve gürültücüydü. O sırada arkasında bir arbaletin kurulma sesini duydu. Bir de tehlikeli kelimesini unutmuştu. Hafifi bir tık sesi duyarken ellerini ileri uzatıp, yere balıklama daldı bacaklarını v şeklide açarak takla attı.
Okun titreşimlerini bacak arasında hissetmişti.
"Lanet olsun çok yakındı." dedi ve hızlı adımlarla ara sokaktaki ufak çitten atlayarak, karışık caddeye gitti.,Hızlı adımlarla etrafı araştırıyordu "Havuz havuz," diye mırıldanıyor etrafa tedirgin bir şekilde bakarak kalabalığı yarıyordu. bu aristokrat şehirde, bembeyaz bir havuz nerde olabilirdi ah March, onu bir bulsa öldürecekti.
"Yakalayın o hırsızı, durdurun, şu şerefsizi.." diye bir ses duydu arkasından.
Avcı, March"a küfrederken Pazar yerindeki bir tezgahın üzerinden atladı ve ne yazık ki muhafızlar onu fark etmişlerdi, bir mızrağın önünden geçtiğini yandaki ağaca saplandığını gördü, çevik bir adımla o mızrağın üzerine basıp ağacın dalına tutundu oradan da karşı çatıya doğru bıraktı kendini. Ã?atıda yuvarlanıp ayağa kalktığında küfreden muhafızlara bakıp gülümsedi. Adamların yaylarını gerdiğini görünce bu gülümsemesi yarım kalarak ağzı o şekline dönüştü ve hızla karşı çatıya doğru fırladı, rahatça kondu çatıya.
Hızla ilerlerken yan tarafta kavga gürültü duydu. Kavga sesleriydi, Lanet olsun March, ama o yapmazdı her zaman gizli ve sağlam çalışırdı. Yoksa sadece ahırda beklemesini söyledikleri Brian, ah lanet olsun. Ã?atıdan bakınca da sesler ahır tarafından gelir gibiydi.
Sağa doğru döndüğünde ise havuzu gördü ve havuzun başında duran genç adamı, sigara tüttürmüş etraftaki kızlara bakan genç adam. Küfreden Avcı, tüm gücüyle, özel ıslıklarını öttürdü, March ve tabii muhafızlar, ona doğru baktı, ve ok yağmuruna tutulmadan önce alta gerilmiş brandalara doğru atladı. Brandanın üzerinden tahta çardağa, tahta çardaktan da bir eskici arabasının üzerine atladı adam küfredip ona yumruk savurduğunda koşarak ahıra doğru gitmeye başlamıştı bile.
Avcı önüne gelen insanları itip, sıyrılarak ahıra doğru gitti.. Bir kükreyiş ve sert bir çatırtı duydu. Ardından acımasız sert bir ses, "Artık kendine koyacak başka bir baş bulursun Astgar pisliği."
Ahırdan içeriye doğru küfür ederek, girdi. Yerde bir sürü muhafız cesedi, Karşısında ise genç yaşına rağmen beyaz kısa saçlı, vücudu yaralı, iri sayılabilecek adam kocaman kavisli palasını, yüzünde delice bir sırıtış ile ona doğru doğrulttu. Avcı sinirle yüzündeki peçeyi yırtarcasına çıkardı.
"Lanet olsun sana Brian, burada bir iş yapmaya çalışırken senin yaptığın şeye bak."
Brian denilen iri adam palasını indirdi, süklüm püklüm görünüyordu. "Of, Silvan alarmını duydum ilgi çekmek için yaptım. Yemin ederim zevk için değil." Silvan ona tek kaşı ile bakınca, "Belki birazcık eğlenmek için olabilir. Sahi March denen soysuz otçu nerde ?" dedi konuyu değiştirerek.
Silvan kafasını salladı, elini kafasındaki yeşil Bandanaya götürdü, yeşil gözlerinde sert bir ışıltı vardı. "Geliyor, İşlerimizi hallettik şimdi gidelim şu lanet Orchist"den" atları çözmeye davrandı..
"O kadar kolay değil, Silvan Fiednt. " diye bir ses duydu kapıdan, sert otoriter bir kadın sesiydi. Kadın bile değil henüz genç bir kız, topuklarının üzerinde hızla döndü. İnanılmaz hızı ile kılıcını çekmişti bile.
Karşısındaki kız kızıl saçlıydı, Özel Astgar şövalyelerinin resmi kıyafetlerini giymişti yanında da şövalyeliğe yeni kabul edilen bir çömez vardı. Kılıcını çektiğinde, - kimileri kılıcına " diel den des armo " derdi; zırh tanımayan kılıç anlamına gelen bir söz, kendi kılıcının büyü gücünü açığa çıkarabilen tarihteki tek avcıydı normalde kılıç ustalarının büyülü kılıçları olurdu.- Ã?ömezin gözünde korkuyu gördü, badem gözleri kocaman olmuştu....
"Cidden Silvan." diyebildi çömez şaşkınlıkla.
"Tabi ki Silvan o atışımdan kaçabilmeyi sadece bu adam başarabilirdi." dedi kız sinirle gülümseyerek, Kılıcını çekti, dümdüz, siyahlı kırmızılı bir kılıçtı. Nerdeyse kendisinin eşi yeşil gözlere doğru bakarken kız duruşunu aldı. "Ben Arenella Dorian Brega, ve Sen Silvan Fiednt bu kılıçla öleceksin."
Ã?ömez ise sıradan uzun kılıcını çekti ve efendisinin sözlerini söylemeye başladı ama Kahkahalarla gülme sesi çömezin sesini bastırdı. Bu Brian"dı, "Hep boş laf ha hep boş laf saldırın ahmaklar." diye kükredi ve çömezin üzerine atıldı.
Sert bir kılıcın savrulması çömezin inlemesi, ardından Brian"ın homurtusu. Silvan"ın hızlı gözleri bile Brian"ın delice saldırısını, çömezin savunamadan kolunu kopmasını, Brian"ın Aranelle"ya dönerken, kızın kılıcını Brian"ın karnına saplanmasını zor bela fark etti.
"Brian Lorn" dedi kız sert bir sesle,yerde kıvranan çömeze baktı. "Burkas"ın başına gelenleri ödeyeceksin."
Brian karnına saplanmış kılıcı tuttu. "Sen mi beni durduracaksın ha." diye haykırdı kılıcı eliyle girdiği yerden çıkardı. Ağzından kan damlıyordu ve ayaktaydı ama bu uzun sürmeyecekti.
Aptal direk saldırdı ve acık verdi, Arenella" denen kız iyi eğitim görmüş büyük ihtimalle Böbreğinden vurdu, Muhteşem kuvveti ile ayakta zor duruyor, Kız bile yıkılmamasına şaşırdı diye düşündü Silvan
"Onu bana bırak Brian." Dışarıda çatışma sesleri duyuluyordu, March"dır büyük ihtimalle diye düşündü. Brian homurdanarak bir saman balyasına çöktü. İtiraz etmediğine göre durumu kötü olmalıydı ve Kızın işini hemen bitirmeliydi.
Hızlı bir sağ sol hamlesiyle saldırdı, kılıcını sağa doğru kavisle savurdu sonra kılıcı döndürerek boynunu hedef aldı. Kılıçlar çarpıştı, kızın ateşli gözleri ona bakıyordu bu hamleyi zorlukla savuşturmuştu. Gözleri birbirine kenetlendikten sonra, birbirlerini savurarak ayrıldılar.
Kız ona saldırdı, şaşırtma değildi bu direk atak saldırıydı tek vuruş kalbine, Silvan, savunmayı kılıcına döndürerek yaptı ama Arenella"nın saldırı biçimi değişti sıçrayarak gerçek hedefi belirledi kafası, Silvan son anda kafasını yana eğdi kılıcın önce soğuk, kesişini ardından sıcak kanın ,sağ kaşından akmakta olduğunu hissetti. Bandanasının, sağ kısmı parçalanmış, Tuhaf şekilde siyah sarı renkteki saçları gözükmüştü.
Kız onun şaşkınlık anından yararlanarak kılıcını bu sefer boynuna savurdu, silvan inanılma bir şekilde başını bükerek havada takla attı, Tekmesi kızın sert, karın zırhına geldi. Ayağı acıdı ama kızda geriye doğru sendeledi.
"Gerçekten çok çeviksin, ama bu seni kurtaracak mı Silvan Fiendt ?" dedi Kız gülümseyerek.
Silvan ayağa kalktı, "Sen galiba Kılıç Ustalarını bilmiyorsun küçükhanım." dedi yavaşça ve ardından kadim dilde bir şeyler söyledi "Des Armo" Hafif kavisli kılıcı, kırmızı bir şekilde parlamaya başladı.
Arenella, şaşkınlıkla bir kılıca birde adama baktı " Sen, bir avcısın o mertebeye yükselmedin Seçtiğin kılıcı o raddede kullanamazsın."
Silvan gülümsedi "Denemeye ne dersin ?"
Arenella saldırdı, Silvan sert bir şekilde durdurdu saldırıyı. İnanılmaz bir kızla çarpışan kılıçlara güç vermeyi keserek geriye çekildi, Arenella, dengesini biraz kaybederken, omzunun üzerinde bir kesik açıldı.
Kız acıyla haykırarak, duvara doğru tutundu. "Lanet olsun sana." diye haykırdı Silvan sağ kolunu nerdeyse hareketsiz kılmıştı bu darbesiyle. Kız yinede cesurca saldırdı, Silvan kızın tek elinde zor bela tuttuğu kılıcı düşürdü. Arenella elinde saldıracak bir şey olmadığını anlayamayacak kadar sinirlenmişti, Kucağına doğru düştü Silvan"ın ve onu yumruklamaya başladı.
Silvan kızın son yumruğunu eliyle tuttu. " Neden beni öldürmek istiyorsun ?"
"Sanki bilmek bir şeyi değiştirecek Silvan Fiendt, Öldür beni öldür lütfen öldür beni manyak herif." dedi Arenella onu yumruklayarak. Silvan Brian"a bakarak kızı Samanlara doğru itti, dışarıdaki dövüş kesilmişti.
Kız kafasını atların bölüm bölüm ayrıldığı çite vurdu.tahtaya vurdu ve bilinçsizce yere yığıldı "Seni öldüremem, beni öldürmeye çalışmış olsan, ölümü bu kadar cesurca isteyen birinden, senin gibi bir güzel kıza bunu yapamam.." dedi Silvan hem anlayışlı hem alaylı bir gülümseme ile yere yığılan kıza baktı, Bir bakışta onun ciddi bir şeyi olmadığını anlamıştı.
Ciddi bir şeyi olan eski dostu Brian idi, Hızla yanına eğildi Kan kaybetmekte olduğunu gördü, üç gün daha hayatta tutabilirdi, Usta Ragnog"un derslerini dinlemiş olduğu için sevindi, Yarayı sarmaya başladı. Birden ahırın kapısından içeriye dövüşmekte olan birkaç adam girdi.
İnce bir kılıç, bir muhafızın koltuk altını delip geçti, İçeriye giren adam, eğilerek sonraki saldırıyı savuşturdu. Hızlı bir kırbaç sallar gibi hareketle diğer muhafızın kasık ile bacak arasındaki bölgeyi biçti. O yere yığılırken Kılıcını eliyle değiştiren ymruğunu adamın şakaklarına geçirdi, adamın gözleri kayarken sol elindeki kılıcını adamın göğsüne sapladı., iki saniye sonra çıkardı ve Silvan"a göz kırptı.
Sarı saçları uçuşuyordu etrafında ağzında hala tüttürmekte olduğu bitmek üzere olan bir sigarası vardı. Kanlı kılıcını, sırıtarak omzuna koydu "İşi yüzüne gözüne bulaştırdın."
Yarayı sarmakla meşgul olan Silvan "Atları çöz March" dedi sadece.
Kılıcı tahta duvara saplayan March, gözlerinde hafif tedirgin ifadesiyle ağzındaki sigarayı yere tükürdü ve atları çözmeye başladı.
"Beni geride bırak Silvan," diye bildi Brian gözlerini zor açıyordu. "Ben ilerlemeyi hak etmiyorum."
Atları hızlı bir şekilde çıkaran Marc kahkahalarla güldü. "En son Duegarlar senin nerdeyse kolunu kopardıklarında da böyle diyordun Brian şimdi kıçını kaldırda şu ata bin."
Brian sersem gülerek Silvan"a tutundu, İki Avcı zor bela onu kahverengi atına bindirdiler. Brian atın yelesine güç bela tutuna bildi.
March kendi atına binmeden önce Silvan"a baktı. "Sadece soruyorum, Etrafımızda bunca asker varken nasıl kaçacağız fikrin var mı?"
Silvan baygın kıza doğru baktı "Sence ?"
"Aynı şeyi düşünüyoruz ortak"" dedi Marc bir barikedo sararken, kıza doğru ilerledi".
Devam edebilir"..
[i]"Burada bunca hikaye yazıldı, bunca efsane söylendi,
ki bir adam vardı, Yıllarca efsanelerde adı geçti,
O bir Kılıç Ustasıydı, namı duyuldu çağlarca,
Sürerdi atını Derin Karanlıklara,""
".Justisar Günlükleri" [/i]
[b]_ Yitik Kahramanlar _
-1- Silvan Fiednt [/b]
[i]13. Ruhfan 1227
3.Ã?ağ [/i]
Hızlı adımlarla koştu, bu lanet ara sokaklar pis ve gürültücüydü. O sırada arkasında bir arbaletin kurulma sesini duydu. Bir de tehlikeli kelimesini unutmuştu. Hafifi bir tık sesi duyarken ellerini ileri uzatıp, yere balıklama daldı bacaklarını v şeklide açarak takla attı.
Okun titreşimlerini bacak arasında hissetmişti.
"Lanet olsun çok yakındı." dedi ve hızlı adımlarla ara sokaktaki ufak çitten atlayarak, karışık caddeye gitti.,Hızlı adımlarla etrafı araştırıyordu "Havuz havuz," diye mırıldanıyor etrafa tedirgin bir şekilde bakarak kalabalığı yarıyordu. bu aristokrat şehirde, bembeyaz bir havuz nerde olabilirdi ah March, onu bir bulsa öldürecekti.
"Yakalayın o hırsızı, durdurun, şu şerefsizi.." diye bir ses duydu arkasından.
Avcı, March"a küfrederken Pazar yerindeki bir tezgahın üzerinden atladı ve ne yazık ki muhafızlar onu fark etmişlerdi, bir mızrağın önünden geçtiğini yandaki ağaca saplandığını gördü, çevik bir adımla o mızrağın üzerine basıp ağacın dalına tutundu oradan da karşı çatıya doğru bıraktı kendini. Ã?atıda yuvarlanıp ayağa kalktığında küfreden muhafızlara bakıp gülümsedi. Adamların yaylarını gerdiğini görünce bu gülümsemesi yarım kalarak ağzı o şekline dönüştü ve hızla karşı çatıya doğru fırladı, rahatça kondu çatıya.
Hızla ilerlerken yan tarafta kavga gürültü duydu. Kavga sesleriydi, Lanet olsun March, ama o yapmazdı her zaman gizli ve sağlam çalışırdı. Yoksa sadece ahırda beklemesini söyledikleri Brian, ah lanet olsun. Ã?atıdan bakınca da sesler ahır tarafından gelir gibiydi.
Sağa doğru döndüğünde ise havuzu gördü ve havuzun başında duran genç adamı, sigara tüttürmüş etraftaki kızlara bakan genç adam. Küfreden Avcı, tüm gücüyle, özel ıslıklarını öttürdü, March ve tabii muhafızlar, ona doğru baktı, ve ok yağmuruna tutulmadan önce alta gerilmiş brandalara doğru atladı. Brandanın üzerinden tahta çardağa, tahta çardaktan da bir eskici arabasının üzerine atladı adam küfredip ona yumruk savurduğunda koşarak ahıra doğru gitmeye başlamıştı bile.
Avcı önüne gelen insanları itip, sıyrılarak ahıra doğru gitti.. Bir kükreyiş ve sert bir çatırtı duydu. Ardından acımasız sert bir ses, "Artık kendine koyacak başka bir baş bulursun Astgar pisliği."
Ahırdan içeriye doğru küfür ederek, girdi. Yerde bir sürü muhafız cesedi, Karşısında ise genç yaşına rağmen beyaz kısa saçlı, vücudu yaralı, iri sayılabilecek adam kocaman kavisli palasını, yüzünde delice bir sırıtış ile ona doğru doğrulttu. Avcı sinirle yüzündeki peçeyi yırtarcasına çıkardı.
"Lanet olsun sana Brian, burada bir iş yapmaya çalışırken senin yaptığın şeye bak."
Brian denilen iri adam palasını indirdi, süklüm püklüm görünüyordu. "Of, Silvan alarmını duydum ilgi çekmek için yaptım. Yemin ederim zevk için değil." Silvan ona tek kaşı ile bakınca, "Belki birazcık eğlenmek için olabilir. Sahi March denen soysuz otçu nerde ?" dedi konuyu değiştirerek.
Silvan kafasını salladı, elini kafasındaki yeşil Bandanaya götürdü, yeşil gözlerinde sert bir ışıltı vardı. "Geliyor, İşlerimizi hallettik şimdi gidelim şu lanet Orchist"den" atları çözmeye davrandı..
"O kadar kolay değil, Silvan Fiednt. " diye bir ses duydu kapıdan, sert otoriter bir kadın sesiydi. Kadın bile değil henüz genç bir kız, topuklarının üzerinde hızla döndü. İnanılmaz hızı ile kılıcını çekmişti bile.
Karşısındaki kız kızıl saçlıydı, Özel Astgar şövalyelerinin resmi kıyafetlerini giymişti yanında da şövalyeliğe yeni kabul edilen bir çömez vardı. Kılıcını çektiğinde, - kimileri kılıcına " diel den des armo " derdi; zırh tanımayan kılıç anlamına gelen bir söz, kendi kılıcının büyü gücünü açığa çıkarabilen tarihteki tek avcıydı normalde kılıç ustalarının büyülü kılıçları olurdu.- Ã?ömezin gözünde korkuyu gördü, badem gözleri kocaman olmuştu....
"Cidden Silvan." diyebildi çömez şaşkınlıkla.
"Tabi ki Silvan o atışımdan kaçabilmeyi sadece bu adam başarabilirdi." dedi kız sinirle gülümseyerek, Kılıcını çekti, dümdüz, siyahlı kırmızılı bir kılıçtı. Nerdeyse kendisinin eşi yeşil gözlere doğru bakarken kız duruşunu aldı. "Ben Arenella Dorian Brega, ve Sen Silvan Fiednt bu kılıçla öleceksin."
Ã?ömez ise sıradan uzun kılıcını çekti ve efendisinin sözlerini söylemeye başladı ama Kahkahalarla gülme sesi çömezin sesini bastırdı. Bu Brian"dı, "Hep boş laf ha hep boş laf saldırın ahmaklar." diye kükredi ve çömezin üzerine atıldı.
Sert bir kılıcın savrulması çömezin inlemesi, ardından Brian"ın homurtusu. Silvan"ın hızlı gözleri bile Brian"ın delice saldırısını, çömezin savunamadan kolunu kopmasını, Brian"ın Aranelle"ya dönerken, kızın kılıcını Brian"ın karnına saplanmasını zor bela fark etti.
"Brian Lorn" dedi kız sert bir sesle,yerde kıvranan çömeze baktı. "Burkas"ın başına gelenleri ödeyeceksin."
Brian karnına saplanmış kılıcı tuttu. "Sen mi beni durduracaksın ha." diye haykırdı kılıcı eliyle girdiği yerden çıkardı. Ağzından kan damlıyordu ve ayaktaydı ama bu uzun sürmeyecekti.
Aptal direk saldırdı ve acık verdi, Arenella" denen kız iyi eğitim görmüş büyük ihtimalle Böbreğinden vurdu, Muhteşem kuvveti ile ayakta zor duruyor, Kız bile yıkılmamasına şaşırdı diye düşündü Silvan
"Onu bana bırak Brian." Dışarıda çatışma sesleri duyuluyordu, March"dır büyük ihtimalle diye düşündü. Brian homurdanarak bir saman balyasına çöktü. İtiraz etmediğine göre durumu kötü olmalıydı ve Kızın işini hemen bitirmeliydi.
Hızlı bir sağ sol hamlesiyle saldırdı, kılıcını sağa doğru kavisle savurdu sonra kılıcı döndürerek boynunu hedef aldı. Kılıçlar çarpıştı, kızın ateşli gözleri ona bakıyordu bu hamleyi zorlukla savuşturmuştu. Gözleri birbirine kenetlendikten sonra, birbirlerini savurarak ayrıldılar.
Kız ona saldırdı, şaşırtma değildi bu direk atak saldırıydı tek vuruş kalbine, Silvan, savunmayı kılıcına döndürerek yaptı ama Arenella"nın saldırı biçimi değişti sıçrayarak gerçek hedefi belirledi kafası, Silvan son anda kafasını yana eğdi kılıcın önce soğuk, kesişini ardından sıcak kanın ,sağ kaşından akmakta olduğunu hissetti. Bandanasının, sağ kısmı parçalanmış, Tuhaf şekilde siyah sarı renkteki saçları gözükmüştü.
Kız onun şaşkınlık anından yararlanarak kılıcını bu sefer boynuna savurdu, silvan inanılma bir şekilde başını bükerek havada takla attı, Tekmesi kızın sert, karın zırhına geldi. Ayağı acıdı ama kızda geriye doğru sendeledi.
"Gerçekten çok çeviksin, ama bu seni kurtaracak mı Silvan Fiendt ?" dedi Kız gülümseyerek.
Silvan ayağa kalktı, "Sen galiba Kılıç Ustalarını bilmiyorsun küçükhanım." dedi yavaşça ve ardından kadim dilde bir şeyler söyledi "Des Armo" Hafif kavisli kılıcı, kırmızı bir şekilde parlamaya başladı.
Arenella, şaşkınlıkla bir kılıca birde adama baktı " Sen, bir avcısın o mertebeye yükselmedin Seçtiğin kılıcı o raddede kullanamazsın."
Silvan gülümsedi "Denemeye ne dersin ?"
Arenella saldırdı, Silvan sert bir şekilde durdurdu saldırıyı. İnanılmaz bir kızla çarpışan kılıçlara güç vermeyi keserek geriye çekildi, Arenella, dengesini biraz kaybederken, omzunun üzerinde bir kesik açıldı.
Kız acıyla haykırarak, duvara doğru tutundu. "Lanet olsun sana." diye haykırdı Silvan sağ kolunu nerdeyse hareketsiz kılmıştı bu darbesiyle. Kız yinede cesurca saldırdı, Silvan kızın tek elinde zor bela tuttuğu kılıcı düşürdü. Arenella elinde saldıracak bir şey olmadığını anlayamayacak kadar sinirlenmişti, Kucağına doğru düştü Silvan"ın ve onu yumruklamaya başladı.
Silvan kızın son yumruğunu eliyle tuttu. " Neden beni öldürmek istiyorsun ?"
"Sanki bilmek bir şeyi değiştirecek Silvan Fiendt, Öldür beni öldür lütfen öldür beni manyak herif." dedi Arenella onu yumruklayarak. Silvan Brian"a bakarak kızı Samanlara doğru itti, dışarıdaki dövüş kesilmişti.
Kız kafasını atların bölüm bölüm ayrıldığı çite vurdu.tahtaya vurdu ve bilinçsizce yere yığıldı "Seni öldüremem, beni öldürmeye çalışmış olsan, ölümü bu kadar cesurca isteyen birinden, senin gibi bir güzel kıza bunu yapamam.." dedi Silvan hem anlayışlı hem alaylı bir gülümseme ile yere yığılan kıza baktı, Bir bakışta onun ciddi bir şeyi olmadığını anlamıştı.
Ciddi bir şeyi olan eski dostu Brian idi, Hızla yanına eğildi Kan kaybetmekte olduğunu gördü, üç gün daha hayatta tutabilirdi, Usta Ragnog"un derslerini dinlemiş olduğu için sevindi, Yarayı sarmaya başladı. Birden ahırın kapısından içeriye dövüşmekte olan birkaç adam girdi.
İnce bir kılıç, bir muhafızın koltuk altını delip geçti, İçeriye giren adam, eğilerek sonraki saldırıyı savuşturdu. Hızlı bir kırbaç sallar gibi hareketle diğer muhafızın kasık ile bacak arasındaki bölgeyi biçti. O yere yığılırken Kılıcını eliyle değiştiren ymruğunu adamın şakaklarına geçirdi, adamın gözleri kayarken sol elindeki kılıcını adamın göğsüne sapladı., iki saniye sonra çıkardı ve Silvan"a göz kırptı.
Sarı saçları uçuşuyordu etrafında ağzında hala tüttürmekte olduğu bitmek üzere olan bir sigarası vardı. Kanlı kılıcını, sırıtarak omzuna koydu "İşi yüzüne gözüne bulaştırdın."
Yarayı sarmakla meşgul olan Silvan "Atları çöz March" dedi sadece.
Kılıcı tahta duvara saplayan March, gözlerinde hafif tedirgin ifadesiyle ağzındaki sigarayı yere tükürdü ve atları çözmeye başladı.
"Beni geride bırak Silvan," diye bildi Brian gözlerini zor açıyordu. "Ben ilerlemeyi hak etmiyorum."
Atları hızlı bir şekilde çıkaran Marc kahkahalarla güldü. "En son Duegarlar senin nerdeyse kolunu kopardıklarında da böyle diyordun Brian şimdi kıçını kaldırda şu ata bin."
Brian sersem gülerek Silvan"a tutundu, İki Avcı zor bela onu kahverengi atına bindirdiler. Brian atın yelesine güç bela tutuna bildi.
March kendi atına binmeden önce Silvan"a baktı. "Sadece soruyorum, Etrafımızda bunca asker varken nasıl kaçacağız fikrin var mı?"
Silvan baygın kıza doğru baktı "Sence ?"
"Aynı şeyi düşünüyoruz ortak"" dedi Marc bir barikedo sararken, kıza doğru ilerledi".
Devam edebilir"..