by Bogus » Wed Apr 07, 2010 4:09 pm
Yorumlar için çok teşekkür ederim.
- Possessed'in dediği gibi doktor mesaisi bitmeden Serhat öldüğü için öyle söylüyor. Biraz daha dayansa başkasının sorumluluğu olacak.
- "Derin bir anlamı yok " başlığı aslında hayatın derin bir anlamı olmadığına dikkat çekmek için, ama bunu Serhat'ın giderayak yumurtladığı cümle üzerinden anlatmaya çalıştım. Kulağa heybetli ve derin geliyor, ama yok işte derin bir anlamı.
- Diğer yandan Serhat'ın hayatının anlamı doktor için mesai bitmeden başına gelen bir tatsızlık. Bu yüzden Serhat'ın meşhur son sözü kimsenin umrunda olmuyor, ama hikayenin meşhur son sözü "45 dakika daha dayanamadı..." oluyor. Dolayısı ile Serhat'ın hayatının anlamı doktora verdiği ızdıraptan öteye gidemiyor. Ama doktorun da hayatının bir anlamı yok, o da aslında Serhat ile aynı gemide... Derdi hasta kurtarmak değil, öğretileni yapmak ve mümkün olduğu kadar sorumluluktan uzak durmak.
- Bir diğer yandan da Serhat'ın hayatına bir anlam katamadığını görüyoruz. Başında bekleyeni yok, umursayanı yok, hayatta yaptığı ve gurur duyduğu hiç bir şey yok. Dolayısı ile onun için hayatın bir anlamı zaten hiç bir zaman olmamış, ancak yine de kaybetmek üzereyken ona bir anlam kazandırmak, bu dünyaya hiç bir şey bırakamadan göçmemek istiyor.
Bence Serhat çok özlü bir söz söyleseydi de onu hiç kimse umursamayacak veya söylediklerinde derin bir anlam bulamayacaktı. Mesela "Ne olursan ol gel" dese veya "Ete kemiğe büründüm, Serhat diye göründüm" dese yine onu hiç kimse umursamayacaktı. Buradan da hayatına bir anlam verememiş insanların söyledikleri sözlerin de bir anlamı olmadığını anlıyoruz. Doktor ve Hemşire Serhat'ı umursamıyor ki söylediklerini umursasın...
Mesela aynı sözü Ã?in Seddine, Berlin Duvarına veya İsrail'in Filistin'e ördüğü duvara bakan birisi, bir özgürlük savaşçısı, bir Doğu Alman veya İngiliz hapisanelerinde haksız yere çürüyen Mandela, ve bunlara benzer, bir şekilde hayatını onu emellerinden ayıran duvarı yok etmeye adamış, böyle bir anlama bağlamış birisi söylese Serhat'ın son sözcükleri derin bir anlam kazanacak. Aynı söz böyle bir insanın ağzından çıktığında "Duvarların görevi korumak ve bir arada tutmaktır. Ayırmak ve hapsetmek değil" anlamını çıkaracağız.
Sonuç olarak bu hikaye ile anlatmak istediğim insanların hayatları ve bu hayatlarına sığdırdıkları ile söyledikleri sözlerin derin anlamları arasındaki bağdı...
Derin bir anlamı yok diyerek hikayede okuyucuyu biraz pesimist bir bakışa sürükledim. Kendisini Serhat ile özdeşleştirenlerin biraz korkup onun durumuna düşmemek için düşünmelerini, son ana kadar beklemeden önce çok derin olmasa da hayatlarına bir anlam verme ihtiyacı hissetmelerini istedim.
Yorumlar için çok teşekkür ederim.
- Possessed'in dediği gibi doktor mesaisi bitmeden Serhat öldüğü için öyle söylüyor. Biraz daha dayansa başkasının sorumluluğu olacak.
- "Derin bir anlamı yok " başlığı aslında hayatın derin bir anlamı olmadığına dikkat çekmek için, ama bunu Serhat'ın giderayak yumurtladığı cümle üzerinden anlatmaya çalıştım. Kulağa heybetli ve derin geliyor, ama yok işte derin bir anlamı.
- Diğer yandan Serhat'ın hayatının anlamı doktor için mesai bitmeden başına gelen bir tatsızlık. Bu yüzden Serhat'ın meşhur son sözü kimsenin umrunda olmuyor, ama hikayenin meşhur son sözü "45 dakika daha dayanamadı..." oluyor. Dolayısı ile Serhat'ın hayatının anlamı doktora verdiği ızdıraptan öteye gidemiyor. Ama doktorun da hayatının bir anlamı yok, o da aslında Serhat ile aynı gemide... Derdi hasta kurtarmak değil, öğretileni yapmak ve mümkün olduğu kadar sorumluluktan uzak durmak.
- Bir diğer yandan da Serhat'ın hayatına bir anlam katamadığını görüyoruz. Başında bekleyeni yok, umursayanı yok, hayatta yaptığı ve gurur duyduğu hiç bir şey yok. Dolayısı ile onun için hayatın bir anlamı zaten hiç bir zaman olmamış, ancak yine de kaybetmek üzereyken ona bir anlam kazandırmak, bu dünyaya hiç bir şey bırakamadan göçmemek istiyor.
Bence Serhat çok özlü bir söz söyleseydi de onu hiç kimse umursamayacak veya söylediklerinde derin bir anlam bulamayacaktı. Mesela "Ne olursan ol gel" dese veya "Ete kemiğe büründüm, Serhat diye göründüm" dese yine onu hiç kimse umursamayacaktı. Buradan da hayatına bir anlam verememiş insanların söyledikleri sözlerin de bir anlamı olmadığını anlıyoruz. Doktor ve Hemşire Serhat'ı umursamıyor ki söylediklerini umursasın...
Mesela aynı sözü Ã?in Seddine, Berlin Duvarına veya İsrail'in Filistin'e ördüğü duvara bakan birisi, bir özgürlük savaşçısı, bir Doğu Alman veya İngiliz hapisanelerinde haksız yere çürüyen Mandela, ve bunlara benzer, bir şekilde hayatını onu emellerinden ayıran duvarı yok etmeye adamış, böyle bir anlama bağlamış birisi söylese Serhat'ın son sözcükleri derin bir anlam kazanacak. Aynı söz böyle bir insanın ağzından çıktığında "Duvarların görevi korumak ve bir arada tutmaktır. Ayırmak ve hapsetmek değil" anlamını çıkaracağız.
Sonuç olarak bu hikaye ile anlatmak istediğim insanların hayatları ve bu hayatlarına sığdırdıkları ile söyledikleri sözlerin derin anlamları arasındaki bağdı...
Derin bir anlamı yok diyerek hikayede okuyucuyu biraz pesimist bir bakışa sürükledim. Kendisini Serhat ile özdeşleştirenlerin biraz korkup onun durumuna düşmemek için düşünmelerini, son ana kadar beklemeden önce çok derin olmasa da hayatlarına bir anlam verme ihtiyacı hissetmelerini istedim.