Kanunsuzlar

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Kanunsuzlar

by Alenthas » Sat Jul 10, 2010 7:59 pm

Image
Image

Bundan sonrası çizgi roman olarak ilerleyecek. Haydi hayırlısı? :P

by Alenthas » Sat Jun 26, 2010 7:34 am

Mike bir süre boyunca hareket etmeden durdu. Yabancıyı süzüyordu. Mike bir anlığına, sadece bir anlığına yabancının sol gözünde kırmızı bir ışığın parladığını fark etti. Ama üzerinde düşünmedi. Ne de olsa birazdan ölecekti.

Tetiği çekti. Ama silah kafasına dayalı değildi, aksine namlu yabancıya çevrilmişti.

Yabancı bu hareketi beklediğini ele veren bir hareketle kendisini sandalyeyle geriye atmış, bunu yaparken ayaklarıyla masayı kaldırarak kendine korunma sağlamıştı. Kurşun yabancının şapkasını uçurup arkasında duran John"a gelmişti.

John küfürler savurarak sol eliyle karnındaki kanamayı durdurmaya çalışırken sağ eliyle silahını çekmiş ve üç el ateş etmişti. İlk el Mike"ın sağ omzuna, ikinci el tam alnına gelmişti. Mike sandalyesinden geriye uçarken üçüncü el ise onun arkasında duran Phillips"i kalça kemiğinden vurarak yere yığılmasına sebep oldu.

Phillips"in bir arkadaşı olan Jimmy "the Rider" ise silahını çekip John"a doğrulttu. John küfürler savurmaya devam ediyordu. "Daha fazla kan dökülmesin Jimmy, lanet olsun çek şu tabancanı suratımdan!"

Fakat o sırada Jimmy"den nefret eden Ben Caldwell kimseye fark ettirmeden tabancasını çekmişti. Hiç acımadan Jimmy"yi kaşlarının ortasından vurdu. Ve ondan sonra neler olup bittiğini kimse anlayamadı. Küçücük bir odada birbirine ateş kusan bir düzüne herif...

Bazıları Caldwell gibi bu mazeretle düşmanlarını öldürmek için, bazıları ise sırf eğlencesine kurşun yağdırıyordu. Uzun lafın kısası hayatta sadece iki kişi kalmıştı. Phillips ve yabancı, bunun nedeni de ikisinin de bütün bunlar olurken yerde yatıyor olmalarıydı. Yabancı ayağa kalktı ve sıcağı sıcağına delinmiş şapkasını kafasına geçirdi. Arkasını dönüp gitmeye kalkışıyordu ki Phillips"in kahkahasıyla olduğu yere çivilendi.

"şu hale bak. şu koca hayatımda böyle bir katliam görmemiştim. Hele hele böyle bir katliamdan tek çizik almadan kurtulanı hiç görmemiştim." Phillips ayağa kalkmaya çalıştı. "Bir el uzatacan mı?"

Yabancı cevap vermedi. Merdivenleri çıktı. Bu sırada arkasından Phillips'in küfürettiğini duydu ama umursamadı. Salona açılan kapıyı açtı. Işık göz kamaştırıcıydı ve yabancının gölgesi aşağıdaki bodrum katının kan gölüne dönüşmüş yüzeyine kadar iniyordu.

Işığa alıştığı vakit yabancı salondaki bütün gözlerin kendisine çevrildiğini gördü. Bazıları hemen gözlerini kaçırdı ve kendi işlerini yapmaya devam etti. Bazıları ise pis pis yabancıyı süzüyordu. Yabancı elini silahının kabzasına attı. Emin ve sert adımlarla çıkışa doğru yürümeye başladı.

Tavernanın sahibi ise bu tekinsiz herife hesap soramayacak kadar ürkmüştü. Aşağıda her ne olduysa buradan dışarı çıkmayı becermiş bu iblisin karşısına çıkmak pek akıl kârı bir hareket olmazdı.

Salondaki diğer herkes de aynı şeyi düşünüyor olacak ki kimse silah çekmedi. Salondan çıktı ve köşeyi döndükten sonra adımlarını hızlandırdı. Bir ahır bulmuştu, burada beğendiği bir atı alıp en yakındaki şehre sürdü.

Yarın sabah bütün kelle avcıları peşimde olacak nasılsa, fiyatın biraz daha artmasında bir sakınca görmüyorum.

Kanunsuzlar

by Alenthas » Thu Jun 24, 2010 5:33 am

Pala bıyıklı adam revolver model tabancaya bir tane kurşun sürdü. şarjörü kapattı ve eliyle vurup çevirdi. Oyunun en sevdiği yanıydı bu, dönen şarjörün çıkardığı o tıkırtı...

Mekan duman altıydı, etrafta oyunu izleyen birkaç kişi vardı ama masanın tepesindeki lamba direkt masaya iniyor, etrafı karanlık bırakıyordu. Hakem konumundaki pala bıyıklı adamın yüzü gölgelendi. Tabancayı masaya koydu, baş, işaret ve orta parmağıyla tabancayı çevirdi.

Tabancanın namlusu dönerken odaya derin bir sessizlik hakim oldu. Namlu bir şehirdeki yabancıya dönüyor, bir de tüm parasını ve evini kumarda kaybetmiş Bay Rooney"e dönüyordu. Sonunda namlunun ucu yabancıya döndü ve durdu. Yabancı hiç tereddüt etmeden silahı aldı, kafasına dayadı ve tetiği çekti. Bunu o kadar hızlı yaptı ki kimse sıçrayacak beyin parçalarından korunmaya vakit bulamamıştı. Neyse ki böyle bir şey olmadı da, tabancanın o rahatlatıcı tık sesi geldi ve yabancı tabancayı masaya geri koydu.

Yabancının şapkası yüzünün gölgelenmesine sebep oluyordu, bu sayede neler hissettiğini kimse göremiyordu.

Mike Rooney silahı aldı ve kafasına dayadı. Sarhoş olduğu besbelliydi. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Tetiği çekti.

Tık...

Bir anlığına yüzünde rahatlama ifadesi okundu, sonra hemen silindi. Tabancayı masaya koydu, sıra yabancıdaydı.

Yabancı istifini bozmadan silahı aldı ve tetiği çekti.

Tık...

Ter, Rooney"nin alnından Niagara şelalesi gibi akıyordu. Tabancayı aldı, elleri gözle görülür bir şekilde titriyordu. Bu dördüncü yuvaydı. Silahın tutuluşu gereği dördüncü yuva silahın altına geliyordu, bu nedenle kurşunun burada durma olasılığı en yüksekti. Silahı kafasına dayadı. Rooney korkudan ölüyordu ama yüzünde korkunun izi bile yoktu. Rooney"nin yüzünden nefret okunuyordu. Yabancıyla bir alıp veremediği yoktu, ama nefret ediyordu o adamdan, sanki hayatı boyunca onu öldürmek istemişçesine nefret ediyordu. Gözlerini sıkıca yumdu. Ve tetiği çekti...

Tık...

Büyük bir rahatlıkla sandalyesine yaslandı ve tabancayı masaya koydu. Ellerini sandalyenin iki yanından sarkıtıp kafasını geriye doğru attı bir süreliğine.

Yabancı silahı aldı ve elinde çevirdi. Düşünmek için zaman kazanmaya çalışıyordu. Silahı kafasına götürdü, bu sefer önceki rahat değildi. Parmağını tetiğin üzerinde gezdiriyor, tetiği okşuyordu. Mike yabancının çenesinin oynadığını fark etti. Dua mı ediyordu ki? Mike"ın yüzüne çarpık bir gülümseme yerleşti. Bu yuvanın da boş çıkmasının imkanı yoktu.

Yabancı tetiği biraz oynatıyor, sonra geri çekiliyordu. Kalbi bütün dünyaya kan pompalamaya çalışıyormuş gibi atıyordu. Tetiği çekti.

Tık...

Derin bir nefes verdi yabancı. şu ana kadar çıkarttığı tek ses buydu.

Yabancı tabancayı masaya koyduğunda pala bıyıklı adam silahı almak için uzandı, son bir tek yuva kalmıştı. Mike Rooney kaybetmişti. Daha oynamanın bir anlamı yoktu. Ama Rooney önce davrandı ve silahı aldı. Sonuna kadar götürmeye kararlı gibiydi, yarı yolda bırakmayacaktı.

Artık endişeli görünmüyordu, gayet sakindi. Silahı kafasına dayadı...

Top