by catboy » Mon Jun 28, 2010 6:34 am
5. Bölüm
(Bir ay önce)
Sakallarını kaşımayı bırakıp terapistin sesini kesmeyi umut ederek ayağa kalktı. Diğer alkoliklere döndü, beş kişilik bir gruptular. Obez otuzlu yaşlarında bir kadın, siyah bir tişört giymiş ve sol omzunda tırpanlı bir Azrail dövmesi olan uzun saçlı bir delikanlı, her an ağlayacakmış gibi duran titrek bakışlı genç bir kadın ile uzun tırnaklarıyla bir vampiri andıran ellili yaşlarında başka bir kadın. Sakallı adamın bu grupla üçüncü toplantısıydı, alkoliklerle arası hiç bir zaman iyi olmamıştı ve kendisi de bir alkolik olduğu için kendisinden de nefret ederdi.
"Gerçekten de Ã?inlilere telif hakkı ödemelisiniz çünkü yaptığınızın Ã?in işkencesinden bir farkı yok." diye söylendi ve: "Bu akşam Bursa Fabricii isimli bir gece klubünde eski bir arkadaşımın doğum günü partisi var, hepiniz davetlimsiniz ve şunu eklememe izin verin içkiler bedava. Hatta yanında deve etinden yapılmış harika bir burger de veriyorlar." diye ekledi. Ama deve eti lafı özellikle kadınları çok rahatsız etmiş olacaktı ki: "Deve eti şakaydı, ama ben köpek eti olduğundan şüpheleniyorum, sadece bilin istedim." diye düzeltmek zorunda kaldı.
Genç terapist yaşlı adamın ayrılmasına müsaade edemezdi: "Kusura bakmayın, Cem Bey. On beş dakika dolmadan ayrılmanıza izin veremem, benim de bir patronum var ve daha burada bir haftadır bulunuyorum, azar işitmeye niyetim yok."
"Bak Burak dost, sana bir sır vereyim. Başkasından duymuş olma ama biz alkolikler bir yerden sıkılmışsak o iş bitmiştir ve şunu da bil ki senden izin almadım ve öyle bir niyetim de yok, şimdi yolumdan çekil. Bu arada sen davetli değilsin, sakın akşama partiye gelmeye kalkma."
Cem gidince diğer alkolikler de Burak"ı kenara itip toplantıdan ayrılmıştı ve söylentilere göre ertesi günü Burak yarım saatlik bir azarın ardından işten çıkartılmıştı.
(şimdi)
Kerem, Damla sakinleşsin diye bir şişe su bulmuştu, Damla memnuniyetle suyu içerken Kerem onu yalnız bırakmıştı. Kavga bitmiş gibiydi, sakallı adam ile kumral bayan başka taraflara gitmişlerdi.
Elindeki şu şisesine bakan Damla memnuniyetle içini çekti. Artık kendisini daha iyi hissediyordu. Sadece birbrilerine bağrışan insanlardan rahatsız olmuştu. Biraz da hayranlıkla uzaklaşan Kerem'in arkasından baktı. Doktor kendisini kurtarmıştı, ya da en azından böyle düşünüyordu. Sonra aklına gelmiş gibi bakışlarını çevrede gezdirip, doktorun yanında gördüğü küçük kızı aramaya başladı...
Yere devrilmiş ambulansın arkasında Damla"nın da yolcularından biri olduğu otobüs, otobüsün arkasında Kerem"in siyah otomobili vardı. Otomobilinin arkasında ise Kerem arka kapağı açılmış bir kamyonet görmüştü. Hayvanat bahçesine giden bir nakliyat arabasıydı. Sakallı adamın ceketine bakınca hayvanat bahçesinin amblemini gördü, iki başlı bir deve iyi bir seçim değil diye düşünmeden edemedi Kerem.
"Acaba hayvanat bahçesine hangi hayvanı götürdüğünüzü sorabilir miyim?" diye sordu Kerem. Aklında sisin içinde kaybolmuş deve vardı ve arka kapak açılmışsa deve oradan kaçmış olabilirdi.
Cem, doktora dikkatle baktı. Kazanın ardından beri yaralılarla ilgilenmiş, hatta küçük bir kızı bulmak için hiç düşünmeden karın içine girmiş cesur bir adamla konuşurken daha dikkatli olmaya karar verdi. Elini uzatarak medeni olmaya çalıştı: "Adım Cem."
"Kusuruma bakmayın, doğru isminizi sormayı unuttum. Benim adım da Kerem."
Sürdüğü kamyonete baktıktan sonra Cem: "Kamyonetin arkası boştu, sadece bir kaç malzemeyi acil olarak götürmemi istediler. Aslında garipti, birden gece vakti neye ihtiyaçları olabilirdi ki diye düşünmeden edememiştim. Ama hiç bir hayvan yoktu yük olarak arabamda." diye açıkladı.
"Anladım, teşekkür ederim." dedikten sonra Cem"in yanından ayrıldı doktor.
Topluluğa dönerek Kerem bir öneride bulundu: "Biliyorum, kötü bir kaza geçirdik. Ã?oğunuz yaralısınız ve yorgunsunuz, hatta sevdiklerinizi kaybettiniz. Ama burada beklersek donarak ölmemiz yakındır. Bu nedenle benim önerim bir grup ile beraber şu hemen yakınımızdaki tepeye gitmek ve telefonlarımız sinyal alabilecek mi bir kontrol etmek, birilerine durumumuzu haber verebilirsek kurtarılma şansımız artacaktır. İki kişi bile yeterli olur."
"Ben gelirim, doktor." diye seslendi Cem hemen.
"Ben de gelmek isterim." dedi elindeki boş su şişesini yere fırlattıktan sonra Damla.
"Emin misin?" diye sordu Kerem.
"Eminim." diye yanıt verdi Damla.
Damla, kaçamak bakışlarla Cem'i süzüyordu. Belli ki çocukken izlediği çizgi filmlerden çok etkilenmişti, yoksa kimse kendisine Kaptan Mağara Adamı'nın imajını yapamazdı. Cem'den çekindiği için fark etmeden Kerem'e doğru yaklaştı yürürken. En azından doktor güvenilirdi.
Tepeye vardıklarında Kerem umutla gülümsedi: "Sinyal alıyorum."
O anda telefonu çalmaya başladı, arayan kız kardeşiydi. Kerem hemen telefonu açtı: "Alo, Meltem. şükürler olsun, neler oldu tahmin bile edemezsin."
"Kerem Ã?oban ile mi görüşüyorum?" diye sordu karşı taraftan bir erkek.
"Siz kimsiniz, neler oluyor?"
"Kız kardeşiniz elimde, Bay Ã?oban. Eğer dediklerimi yapmazsanız onu öldürürüm. Sizi on beş dakika sonra talimatlar için arayacağız, eğer telefonu açmazsanız..."
Telefonun şarjı bitmişti. Kerem korkuyla Cem ve Damla"ya baktı. Ne diyeceğini bilemiyordu, tek düşüncesi kız kardeşiydi. Ona yardım etmek zorundaydı, ama burada mahsur kalmışken ne yapabilirdi ki?
[b]5. Bölüm[/b]
(Bir ay önce)
Sakallarını kaşımayı bırakıp terapistin sesini kesmeyi umut ederek ayağa kalktı. Diğer alkoliklere döndü, beş kişilik bir gruptular. Obez otuzlu yaşlarında bir kadın, siyah bir tişört giymiş ve sol omzunda tırpanlı bir Azrail dövmesi olan uzun saçlı bir delikanlı, her an ağlayacakmış gibi duran titrek bakışlı genç bir kadın ile uzun tırnaklarıyla bir vampiri andıran ellili yaşlarında başka bir kadın. Sakallı adamın bu grupla üçüncü toplantısıydı, alkoliklerle arası hiç bir zaman iyi olmamıştı ve kendisi de bir alkolik olduğu için kendisinden de nefret ederdi.
"Gerçekten de Ã?inlilere telif hakkı ödemelisiniz çünkü yaptığınızın Ã?in işkencesinden bir farkı yok." diye söylendi ve: "Bu akşam Bursa Fabricii isimli bir gece klubünde eski bir arkadaşımın doğum günü partisi var, hepiniz davetlimsiniz ve şunu eklememe izin verin içkiler bedava. Hatta yanında deve etinden yapılmış harika bir burger de veriyorlar." diye ekledi. Ama deve eti lafı özellikle kadınları çok rahatsız etmiş olacaktı ki: "Deve eti şakaydı, ama ben köpek eti olduğundan şüpheleniyorum, sadece bilin istedim." diye düzeltmek zorunda kaldı.
Genç terapist yaşlı adamın ayrılmasına müsaade edemezdi: "Kusura bakmayın, Cem Bey. On beş dakika dolmadan ayrılmanıza izin veremem, benim de bir patronum var ve daha burada bir haftadır bulunuyorum, azar işitmeye niyetim yok."
"Bak Burak dost, sana bir sır vereyim. Başkasından duymuş olma ama biz alkolikler bir yerden sıkılmışsak o iş bitmiştir ve şunu da bil ki senden izin almadım ve öyle bir niyetim de yok, şimdi yolumdan çekil. Bu arada sen davetli değilsin, sakın akşama partiye gelmeye kalkma."
Cem gidince diğer alkolikler de Burak"ı kenara itip toplantıdan ayrılmıştı ve söylentilere göre ertesi günü Burak yarım saatlik bir azarın ardından işten çıkartılmıştı.
(şimdi)
Kerem, Damla sakinleşsin diye bir şişe su bulmuştu, Damla memnuniyetle suyu içerken Kerem onu yalnız bırakmıştı. Kavga bitmiş gibiydi, sakallı adam ile kumral bayan başka taraflara gitmişlerdi.
Elindeki şu şisesine bakan Damla memnuniyetle içini çekti. Artık kendisini daha iyi hissediyordu. Sadece birbrilerine bağrışan insanlardan rahatsız olmuştu. Biraz da hayranlıkla uzaklaşan Kerem'in arkasından baktı. Doktor kendisini kurtarmıştı, ya da en azından böyle düşünüyordu. Sonra aklına gelmiş gibi bakışlarını çevrede gezdirip, doktorun yanında gördüğü küçük kızı aramaya başladı...
Yere devrilmiş ambulansın arkasında Damla"nın da yolcularından biri olduğu otobüs, otobüsün arkasında Kerem"in siyah otomobili vardı. Otomobilinin arkasında ise Kerem arka kapağı açılmış bir kamyonet görmüştü. Hayvanat bahçesine giden bir nakliyat arabasıydı. Sakallı adamın ceketine bakınca hayvanat bahçesinin amblemini gördü, iki başlı bir deve iyi bir seçim değil diye düşünmeden edemedi Kerem.
"Acaba hayvanat bahçesine hangi hayvanı götürdüğünüzü sorabilir miyim?" diye sordu Kerem. Aklında sisin içinde kaybolmuş deve vardı ve arka kapak açılmışsa deve oradan kaçmış olabilirdi.
Cem, doktora dikkatle baktı. Kazanın ardından beri yaralılarla ilgilenmiş, hatta küçük bir kızı bulmak için hiç düşünmeden karın içine girmiş cesur bir adamla konuşurken daha dikkatli olmaya karar verdi. Elini uzatarak medeni olmaya çalıştı: "Adım Cem."
"Kusuruma bakmayın, doğru isminizi sormayı unuttum. Benim adım da Kerem."
Sürdüğü kamyonete baktıktan sonra Cem: "Kamyonetin arkası boştu, sadece bir kaç malzemeyi acil olarak götürmemi istediler. Aslında garipti, birden gece vakti neye ihtiyaçları olabilirdi ki diye düşünmeden edememiştim. Ama hiç bir hayvan yoktu yük olarak arabamda." diye açıkladı.
"Anladım, teşekkür ederim." dedikten sonra Cem"in yanından ayrıldı doktor.
Topluluğa dönerek Kerem bir öneride bulundu: "Biliyorum, kötü bir kaza geçirdik. Ã?oğunuz yaralısınız ve yorgunsunuz, hatta sevdiklerinizi kaybettiniz. Ama burada beklersek donarak ölmemiz yakındır. Bu nedenle benim önerim bir grup ile beraber şu hemen yakınımızdaki tepeye gitmek ve telefonlarımız sinyal alabilecek mi bir kontrol etmek, birilerine durumumuzu haber verebilirsek kurtarılma şansımız artacaktır. İki kişi bile yeterli olur."
"Ben gelirim, doktor." diye seslendi Cem hemen.
"Ben de gelmek isterim." dedi elindeki boş su şişesini yere fırlattıktan sonra Damla.
"Emin misin?" diye sordu Kerem.
"Eminim." diye yanıt verdi Damla.
Damla, kaçamak bakışlarla Cem'i süzüyordu. Belli ki çocukken izlediği çizgi filmlerden çok etkilenmişti, yoksa kimse kendisine Kaptan Mağara Adamı'nın imajını yapamazdı. Cem'den çekindiği için fark etmeden Kerem'e doğru yaklaştı yürürken. En azından doktor güvenilirdi.
Tepeye vardıklarında Kerem umutla gülümsedi: "Sinyal alıyorum."
O anda telefonu çalmaya başladı, arayan kız kardeşiydi. Kerem hemen telefonu açtı: "Alo, Meltem. şükürler olsun, neler oldu tahmin bile edemezsin."
"Kerem Ã?oban ile mi görüşüyorum?" diye sordu karşı taraftan bir erkek.
"Siz kimsiniz, neler oluyor?"
"Kız kardeşiniz elimde, Bay Ã?oban. Eğer dediklerimi yapmazsanız onu öldürürüm. Sizi on beş dakika sonra talimatlar için arayacağız, eğer telefonu açmazsanız..."
Telefonun şarjı bitmişti. Kerem korkuyla Cem ve Damla"ya baktı. Ne diyeceğini bilemiyordu, tek düşüncesi kız kardeşiydi. Ona yardım etmek zorundaydı, ama burada mahsur kalmışken ne yapabilirdi ki?