by Alenthas » Wed Dec 08, 2010 6:18 am
Yüksek derecede küfür ve uygunsuz davranış içerir, rahatsız olabilecek kullanıcıların dikkatine.
1
Küfürler annemden başlıyor babaannemin dışkısına kadar gidiyordu.
“Özür diler—“
“Ananın amına özür dile!“
“Özür dilerim! İsteyerek olmadı.” adam hâlâ küfrediyordu.
“Anan seni gördüğünde de aynı şeyi söylemiştir kesin, ‘isteyerek olmadı’, geri zekâlı, beceriksiz embesil!”
Tarif edilemez bir utanç duygusu hissettim. Kafamı eğmiştim. Zaman yavaşlamış gibiydi. Kulaklarım duymaz oldu, sadece bir uğultu vardı. Adamın ağzı yavaş yavaş oynuyor, tükürükler adeta suratıma fışkırıyordu. Kafamı kaldırmadan utangaç bir hisle baktım, o sırada sağ gözüme bir damla tükürük girdi. Ama elimle silmeye bile cesaret edemedim, tükürüğü gözümü kırpıştırarak çıkartmaya çalıştım.
“Siktir git, kovuldun!” yaka paça yakalayıp bir berduş gibi dışarı fırlattılar. Duruma da uygundu hani, aynı berduş gibi giyinmiştim zaten. Kahverengi yırtık bir ceket ve pantolon, siyah tişört; yeşil, pis bir atkı ve parmakları kesik siyah eldiven. Ã?yle de bir sakalım vardı ki içine çakı saklasam bulamazsınız. Gerçi çakıyı ne yapacaksam, param yok ki önümü kessinler, yaşama isteğim yok ki kendimi savunayım. Yorgundum, yer rahat gelmişti. Bezmiştim de artık. Yerden kalkasım gelmedi. Bir titreme hissettim vücudumun her yerinde, cenin pozisyonunu alarak kendi kendime ısınmaya çalıştım. Bir-iki kuruş para atan bile oldu hatta. ‘İyi’ dedim. ‘Bir simit alırım hiç olmazsa.’
Kendime kızdım, adam haklıydı. Korkak orospu çocuğunun tekiydim. Sonra düşündüm yine kendi kendime ‘Korkak orospu çocuğunun teki olduğumu düşündüğüm için korkak orospu çocuğunun tekiyim.’ diye kızdım.
Ama öte yandan simitler güzel görünüyordu. Bak, yine dikkatim dağıldı. ‘Ne düşünüyordum?’
“Ne kadar?” dedim
“Yetmiş beş kuruş abi. Ã?ıtır çıtır.” dedi.
“Yuh,” dedim “zengin mi sandın?”
“Kurtarmıyor be abi.” diye kıvırmaya başladı.
Beş ve onluklardan oluşan bir elli kuruş verdim. Sıkıla sıkıla bir simit uzattı. “Eyvallah.” dedim ve yürümeye devam ettim.
Parka gittim. Orada oturan yaşlı bir adam vardı, gazete okuyordu. “Okumadığın bir sayfa var mı bey amca?” diye sordum. “Yere dökülmesin, nimet. Bereketimiz kaçmasın.” Sonra da gülmemek için kendimi zor tuttum. ‘Ama olsun’ diye düşündüm, ‘dökülmesin nimet.’ Magazin sayfasını çıkartıp uzattı. “Sağ olasın bey amca.” dedim, karşıdaki banka oturup simide yumuldum. İyi gelmişti.
Okulların çıkış saati olmalıydı. İki liseli kız geçti, kısa etek. Ã?orap yoktu. Sadece pürüzsüz bacaklar vardı. Yaşlı amca da gitmişti, kızlar geçtikten sonra fermuarımı indirdim ve arkalarından bakarken asılmaya başladım. Ellerim soğuktu ve bu da pek yardımcı olmuyordu, ama kısa sürede ısı dengelendi. Kızlar gözden kaybolmuştu, bana da hayal kurmak düştü. Kaptırmış olacağım ki yaklaşan topuklu ayakkabı sesini duymamışım. Yan binada çalışan kadın parktan geçip karşıdaki kafeye gidiyordu. Ã?ğlen vaktiydi anlaşılan. Aleti içeri tıkıştırıp üstünü kapattım ama kadın ne yaptığımı görmüştü. Geçerken gülmemek için kendini zor tuttu. O geçtikten sonra tekrar çıkarttım. Bu sefer ona bakıyordum, siyah takım giymişti, siyah ceket; dar, siyah bir pantolon. Kalçaları güzeldi ve kullanmasını da biliyordu. Ona bakarken geldim ve tekrar içeri tıkıştırıp ayağa kalktım. Elimi de üstüme sildim.
İçime bir sıkıntı düştü. Bezgin bir hâlde nefes verdim. ‘Cenabet dolaşacağız şimdi.’
[size=150][color=red][b]Yüksek derecede küfür ve uygunsuz davranış içerir, rahatsız olabilecek kullanıcıların dikkatine.[/b][/color][/size]
1
Küfürler annemden başlıyor babaannemin dışkısına kadar gidiyordu.
“Özür diler—“
“Ananın amına özür dile!“
“Özür dilerim! İsteyerek olmadı.” adam hâlâ küfrediyordu.
“Anan seni gördüğünde de aynı şeyi söylemiştir kesin, ‘isteyerek olmadı’, geri zekâlı, beceriksiz embesil!”
Tarif edilemez bir utanç duygusu hissettim. Kafamı eğmiştim. Zaman yavaşlamış gibiydi. Kulaklarım duymaz oldu, sadece bir uğultu vardı. Adamın ağzı yavaş yavaş oynuyor, tükürükler adeta suratıma fışkırıyordu. Kafamı kaldırmadan utangaç bir hisle baktım, o sırada sağ gözüme bir damla tükürük girdi. Ama elimle silmeye bile cesaret edemedim, tükürüğü gözümü kırpıştırarak çıkartmaya çalıştım.
“Siktir git, kovuldun!” yaka paça yakalayıp bir berduş gibi dışarı fırlattılar. Duruma da uygundu hani, aynı berduş gibi giyinmiştim zaten. Kahverengi yırtık bir ceket ve pantolon, siyah tişört; yeşil, pis bir atkı ve parmakları kesik siyah eldiven. Ã?yle de bir sakalım vardı ki içine çakı saklasam bulamazsınız. Gerçi çakıyı ne yapacaksam, param yok ki önümü kessinler, yaşama isteğim yok ki kendimi savunayım. Yorgundum, yer rahat gelmişti. Bezmiştim de artık. Yerden kalkasım gelmedi. Bir titreme hissettim vücudumun her yerinde, cenin pozisyonunu alarak kendi kendime ısınmaya çalıştım. Bir-iki kuruş para atan bile oldu hatta. ‘[i]İyi[/i]’ dedim. ‘[i]Bir simit alırım hiç olmazsa.[/i]’
Kendime kızdım, adam haklıydı. Korkak orospu çocuğunun tekiydim. Sonra düşündüm yine kendi kendime ‘[i]Korkak orospu çocuğunun teki olduğumu düşündüğüm için korkak orospu çocuğunun tekiyim.[/i]’ diye kızdım.
Ama öte yandan simitler güzel görünüyordu. Bak, yine dikkatim dağıldı. ‘[i]Ne düşünüyordum?[/i]’
“Ne kadar?” dedim
“Yetmiş beş kuruş abi. Ã?ıtır çıtır.” dedi.
“Yuh,” dedim “zengin mi sandın?”
“Kurtarmıyor be abi.” diye kıvırmaya başladı.
Beş ve onluklardan oluşan bir elli kuruş verdim. Sıkıla sıkıla bir simit uzattı. “Eyvallah.” dedim ve yürümeye devam ettim.
Parka gittim. Orada oturan yaşlı bir adam vardı, gazete okuyordu. “Okumadığın bir sayfa var mı bey amca?” diye sordum. “Yere dökülmesin, nimet. Bereketimiz kaçmasın.” Sonra da gülmemek için kendimi zor tuttum. ‘[i]Ama olsun[/i]’ diye düşündüm, ‘[i]dökülmesin nimet.[/i]’ Magazin sayfasını çıkartıp uzattı. “Sağ olasın bey amca.” dedim, karşıdaki banka oturup simide yumuldum. İyi gelmişti.
Okulların çıkış saati olmalıydı. İki liseli kız geçti, kısa etek. Ã?orap yoktu. Sadece pürüzsüz bacaklar vardı. Yaşlı amca da gitmişti, kızlar geçtikten sonra fermuarımı indirdim ve arkalarından bakarken asılmaya başladım. Ellerim soğuktu ve bu da pek yardımcı olmuyordu, ama kısa sürede ısı dengelendi. Kızlar gözden kaybolmuştu, bana da hayal kurmak düştü. Kaptırmış olacağım ki yaklaşan topuklu ayakkabı sesini duymamışım. Yan binada çalışan kadın parktan geçip karşıdaki kafeye gidiyordu. Ã?ğlen vaktiydi anlaşılan. Aleti içeri tıkıştırıp üstünü kapattım ama kadın ne yaptığımı görmüştü. Geçerken gülmemek için kendini zor tuttu. O geçtikten sonra tekrar çıkarttım. Bu sefer ona bakıyordum, siyah takım giymişti, siyah ceket; dar, siyah bir pantolon. Kalçaları güzeldi ve kullanmasını da biliyordu. Ona bakarken geldim ve tekrar içeri tıkıştırıp ayağa kalktım. Elimi de üstüme sildim.
İçime bir sıkıntı düştü. Bezgin bir hâlde nefes verdim. [i]‘Cenabet dolaşacağız şimdi.’[/i]