KAOSUN YUVASI............

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: KAOSUN YUVASI............

by Azalin » Thu Jun 03, 2004 8:08 am

çocuk tam büyü çalışmasnını bitirmişt. artk yatmayı düşünüyordu. toparlandı ve pijamalarını giyindi.

dragonfire a duasını etti.ayağa kalkmıştı. ki o anda ters bişeyler olduğunu anladı. ilk defa kendini bu özel düzlemde huzursuz hissetmişti.

o anda boğazında bir acı oluştu. elini götürdü ve kanı gördü. anlam vermeye vakti kalmadan birden bire boğazı yarıldı.ve gırtlağından kanlar fışkırdı. son bir refleks olarak boğazına sarıldı ama. sonra dizleriin üstüne düştü. ve herşey karardı.

ölmüştü.

by Azalin » Wed May 12, 2004 4:33 pm

Savaş karargahından Dragonfire ın çağrısı ile çıkan Firan kendini lorduyla ilk tanıştı yer olan lordunun düzleminde buldu . Ve inanılmaz bir şok geçirdi. Oğlu burdaydı. Lord oren in elinde değil. Ve beyninde yankılandı Dragonfire ın sesi "Kaosun ve Ölümün tapınağındaki çocuk sadece bir klon Firan, o yüzden gönlünü ferah tut. Esas oğlun burda ve benim güvencem altında " dedi.Kutsanmış büyücü gizlerinin üstüne çöktü Dragonfire a bütün kalbiyle teşekkürlerini sundu.

Dragonfire ın tekrar konuşmaya başladı bu sefer Firan ın karşısında ışıklar için altın renkli bir şövalyede belirmişti. "Firan Zalhonan. Bu çocuğu ilerde sana oynanması muhtemel hain bir oyuna karşılık, en iyi biçimde yetiştirmeni istiyorum. Bunu kendine görev bilecek ve elinden geleni en iyisini yapacağına eminim"dedi. Ve görüntü ve ses kayboldu.

Oğluna bakan büyücü bir anda kendini bir büyü laboratuarında buldu. Eğitim için gerekli olan her şey burdaydı. Parşömenler, büyülerde kullanılan materyaller, her türlü bilgi için kitaplar.

Ã?ocuğa dönen Firan " Gel bakalım oğlum, yavaş yavaş eğitimine başlayalım"

Ve beraber çalışmaya başladılar. Nasıl olsa zaman gibi bir dertleri yoktu. İstedikleri kadar çalışabilirlerdi.


Onlar çalışırken Firan ın kafasında beliren ve odaklandığı şey ise oğlunun mükemmel bir savaş büyücü olması gerektiği ve olacağıydı.

by Oren_Dautry » Mon Apr 19, 2004 9:48 pm

( rp dışı: Dragonfire sen bu olanlardan ancak şöyule haberdar olabilirsin o da bir anlık enerji dalgalanması... aslında senin boyutuna hiç gelmedim çocuğa ise hiç dokunmadım...sadece azalinle önceden olan bağımı kullanarak bir yanılgama gösterdim.. sadece 1 saniyelik. ama o bunu bir saniye yaşadı..... Azalinle icq da egrekli rp yi yaptık....)

Azalin bir anda kendine geldi...
Oğlu yanında meraklı gözlerle ona bakmakta bir yandan da sarsmaktaydı..
"baba, baba ne oldu?"
"birşey yok oğlum, bazen büyü beni garip yapıyor..."

ve orenin söylediği son sözler aklından geçti...

Seçimini yaptın..

Lanetin sahip olduğun etin kemiğin ve yanıldığını görmek olacak AZALİN.

seçiminden mutlu olursun... UMARIM......

by Dragonfire » Sat Apr 17, 2004 11:15 pm

Firan Zalhonan dona akalmıştı. Zaman tekrar durmuştu. Siste öylece dalgalanıyordu ve bir yere gidemiyordu.

Dalgalanarak ortam karardı ve Zamanın efendisi kendisini gösterdi.

Hiddet dolu sesi yaşayan tüm canlıları titretecek bir boyuttaydı.

"Sen ölüm budalalıkla, ahmaklıkla benim en güçlü olduğum yerde, bana kadaereinde yazılı olan sadakatini sunmuş birine acı çektirmeye çalışıyorsun. Ã?aban boş. Burası bana ait. Burada benim sözüm hakimdir. Burası benim hükmümün sınılamaz olduğu yer. Her yerde olduğu gibi. şimdi faketmediysen söyleyeyim. Burada bir gücün yok. Bunun için çocuğu bırak ve defol!"

"Ahhh unutmadan benim senin kutsal mezarına nasıl girdiğimide merak ediyorsundur. Basit çok basit. Ben zamanın efendisiyim. Zamanda geriye döndüm. Senin lanetinin henüz yazılmadığı dönemlere. Tapınağının olduğu yere girdim ve zamanda atlama yaptım. Bunun içindirki seninlanetinden etkilenmedim. Görüyorsun zaman yegane güçtür. Buda benim elimde. şimdi birdaha huzuruma çıkmamak üzere kaybol."

Dalgalanma kaybolur. Firan Zalhonan olduğu yere yığılır. Karşısında ise çocuğu sessizce durmaktadır.

by Oren_Dautry » Thu Apr 15, 2004 1:28 am

Azalin çocuğuyla hasret giderirken kafasında şu ses yankılandı....

"AZALİN............... Seçimini yaptın, anlaşmayı bozdun , bu i,şin bu kadar kolay olmayacağını söylemiştim...Bir ihanetin mutlak bir bedeli olacaktır, ve İHANETİN ÇOK BÃ?YÃ?K AZALİN... acın da öyle olacak...."


aradan bir süre geçti....
ses yokoldu hatta Azalin rahatlamıştı.....

İzlendiğini hissetti ve tekrar oğluna baktığında Olunun gülümsemesinin arkasında 2 çift göz gördü... parlak yeşil kurukafa şeklinde iki göz... ve arkasından o iğrendiği surat da ortaya çıktı ...arkasından ince uzun parmaklı pençeleri andıran 2 el azalinin oğlunu kavradı ve Lord Oren DAutry yerden doğruldu....


"Azalin hükmüm artık sana geçmese de lanetimi seninle paylaşmaktan büyük bir mutluluk duyacağım..... Bana yaptığın ihanetin bedeli 2 kez yaşayacağın evlat acısı olacak... "

Ses yankılanırken görüntü de duman gibi dağaldı.....

by Azalin » Wed Apr 14, 2004 6:25 pm

"ilk hissettiği şey nefes almak... oksijen... kaç bin sene..oldu.... bunu duymayalı...

sonra ilk refleks olarak gözlerini kırptığında ... gerçekten göz kapaklarının olması... ve o ateş kürelerinin yerine ırıslerinin geri gelmesi... bunlar gerçek olamaz...... dedi...

ellerine baktı... et..vardı...canlı deri....

ve birden inanılmaz bir telaşa düştü.... büyüm..gücüm... hayatın anlamı....

vücudunu zihinsel olarak taradığında ...hissetti... büyü artık.... eskiden olduğu çürümüş.. kafatasından yada kemiklerinden değil... zihninden, yaşayan bedeninden, kanından gelmekteydi... ve hatta sanki gücüne güç katılmıştı......

"Ben Firan Zalhonan...tekrar doğdum... "

figür kaybolduktan sonra Firan..."burada biraz vakit geçireceğim.... izninizle...." der..

"biraz daha "kendime" alışmam lazım"...

by Dragonfire » Wed Apr 14, 2004 5:10 pm

Firan Zalhonan bir an daha gözlerinin kırpıştırdığında artık o çürümüş, hastalıklı görünümden sıyrılmış ete ve kana bürünmüştü. Gayet sağlıklı , genç ve sarışın bir adam gibiydi. Olması gerektiğinden daha gençti. Etrafında bakındığında zamanın ve yaşamın ötesinde bir yerde olduğunu anlayabiliyordu. İlk merak ettiği şey şüphesiz uğruna kendi canını ve evladının canını feda ettiği ama buna değip değmediğini hala düşündüğü Gücü oldu. Ama gücüde hiç bir eksiklik yoktu. Görünümün önce güçlü bir ilüzyon olduğunu var saydı, ama hiçte ilüzyon gibi değildi. Olamazdı. Hele ki burada imkansızdı. Dalgın düşüncelerinden onu bir ok gibi sıyıran şey berrak ve neşeli bir çocuk sesi oldu; "Baba".
...



Firan Zalhonan nekadar zaman geçtiğini anlayamıyordu. Burada zaman kavramı yoktu. Bundan ve diğer tüm nedenlerden dolayı mutluydu.

Onu kendisinden alı koyan olay şefkatli ve dinç bir erkek sesi oldu. Ses ona ilk önce zihninde dokundu. Daha spnrasında altın renkli kumaşlara bürünmüş iri yarı yapılı ve ışıkla parlayan bir varlık belirdi Firan Zalhonan hemen önünde. Firan Zalhonan bunlar dışında net olarak seçebildiği tek şey altın rengi gözler oldu.

"Burada anlaşmamız süresince huzur ve mutluluğun süresince kal. Sana ileride ihtiyacım olacak. O gün gelene kadar kendini tart."

Işık hüzmesi birden kayboldu ama ışıkla birlikte gelen ferahlık kaldı.

by Azalin » Wed Apr 14, 2004 4:50 pm

"-Firan Zalhonan-, bu adı duymayalı , hatırlamayalı... binlerce sene geçmişti... ona en son canlı bedenindeyken böyle seslenmişlerdi.... bu olamaz dedi.... bu kadarını kimse bilemez...."

ikinci şok ise oğlunun görüntüsüyle geldi... bu görüntüyü ikinci kez yaşıyordu...diyarlara geldiğinden beri...savaş karargahındaki kara kambur figür de aynı görüntüyü göstermişti...( corax diyorlar galiba ona diye düşündü)....... ama bu sefer çok daha gerçekçi, güvenilir, ve hatta elle tutulur gibiydi....

"oğlum" dedi azalin... bu sefer gerçekti.. gerçek olmasını istiyordu... bu lanetten kurtulmak... onu öldürdüğü günü hiç yaşanmamış kılmak istiyordu....

azalin içindeki nefret bir anda dindiğini kendini daha huzurlu olduğunu hissetti....

"bunları hissetmeyeli ne kadar uzun zaman oldu.... huzur evrendeki bütün duyguların daha üstünde.. bunu çok özlemişim....."

sarışın illüzyonun gene sesi titriyordu...ancak bu sefer... sesinin sinirli değil...belkide ağlamaklı bir havası vardı....

"sen kudretli varlık teklifin ne ise kabul ediyorum... "

"sonucu ne olursa olsun......."

by Dragonfire » Wed Apr 14, 2004 6:49 am

Zaman donar ve hayat durur.

Tüm odayı bir bahar meltemi okşar. Oda daki herkes hareketsiz kalmanın acı hissini yaşadılar. Düşünceleri bile donmuştu.

Oda da, hissedilenden daha derin, daha kadim daha yüce bir güç mevcuttu.

Oda ki yüce güç tek tek tüm lanetli varlıklara dokunuşunu hissettirdi.

Zihinlerde canlanan ses onları lşunu acı ile fısıldıyordu;
"şimdilik yanlızca biriniz için geldim. Ama zamanı gelince sıra sizede gelicek. Yerinizi iyi seçin. Seçim hakkınız olmasada."

Birden bire Azalin oda dan başka bir yerdeydi. Bir yerdeydi ama aynı zamanda biryerde de değildi. Yavaş yavav ortam şekillenmeye başladı. Hayalle rüya arasında.

Burası insanların cennet diyebileceği yer olmalıydı, ama aynı zamandada olamazdı. Burası Azaline sonsuza dek yasaklanan yerlerden birisi olmalıydı.

Azalin bir ses işitti ve istemsizce ona döndü. Ses ona "Baba" diye şenlikle haykırıyordu.
Bu oğluyudu. Sağlıklı canlıl kanlı bir insandı. Koşuyor gülüyor oynuyordu. Büyüyordu adeta. Zaman geçiyordu. Oğlu yaşlanmış babasının mezarında baba diye ağlıyordu. Zaman geri döndü ve bu sefer Azalin kendisini insan hali ile oğlunun yanında gördü.
...


Zihninideki ses ona şevkat ile sesleniyordu;"Firan Zalhonan, sana bir seçenek sunuyorum. İster kabul et ve dilekerline azim ile ulaş. İstersen Azalin olarak bir mezarada cürüyerek yok ol.""

by yeminer » Thu Apr 08, 2004 10:08 pm

Yeminer ikili arsındaki konuşmaya müdahale etmeden dinledi ve Burock un gözlerindeki hırsı ve müttefiği Azalin'in sözlerindeki güveni hissedip daha da rahatladı.
"evet lord Oren-Dautry" dedi yeminer Lord'un kendisini duyup duymadığını bilmiyordu ama çok yakında Lord tekrar eski gücüne kavuşacaktı ve Yeminer de hayal ettiği şeylerde bir adım daha ileri gidecekti.
"amacımıza artık birkaç adım daha yakınız"
ve Yeminer burock'a seslendi.
"ortağım Azalin'le tanış Burock kendisi yeni müttefiğimiz. Diyarları kaosa sokmanın vakti yaklaşıyor. bize engel olmaya çalışabilecekler hazırlanmadan çok önce hazır olmalıyız. Bunu tartışıp yeni kararlar alıcağız. Tabi belki de yeni müttefiğimizz hakkında birşeyler öğrenmek istersin" dedi yeminer ve tekrar sessizleşti. Kadim lich yeni pla larını gözden geçiriyordu.

by burock » Thu Apr 08, 2004 9:25 pm

bu adam kesinlikle benim dilimden konuşuyor diye düşündü burock. savaş, ordular, zafer, güç... bunlar bir tempus rahibinin hayatını adayabileceği şeylerdi.

"bana bunları önerebilecek kişiyi tanımak isterim..."

by Azalin » Thu Apr 08, 2004 9:20 pm

"hahah... sana ne mi önereceğiz... bu diyardaki en karlı ortaklığı...ve kesin zaferi... az kaldı burock, ordumuz ve "yandaşlarımız" toplanmakta..... diyarlar hükmümüz altına girecek...... "

*sarışın adam o kadar büyük bir hırsla konuşmaktaydı.. .sesi titriyordu....birden o adamla bağdaşmayan bir kıkırdama duyulur adamdan.. ve tekrar konuşmaya başlar*

" eğer kazanan ve hükmeden taraf olmak istiyorsan.. tekrar hoşgeldin..."

by burock » Thu Apr 08, 2004 9:09 pm

doğru yerdeydi. ortamdaki gücün yoğunluğu başını döndürüyordu burock'un. odadakileri başıyla hafiçe selamladaktan sonra ilk kez konuştu :

"mutlu olup olmamam bana ne önereceğinize bağlı. Herhalde beni buraya mutlu olup olmadığımı anlamak için çağırmadınız?"

by Azalin » Thu Apr 08, 2004 9:03 pm

burock vücudunun bir an titrediğini yada kaşındığını hissetti... ortalık birden bire kararıp, aydınlanmıştı.... görüşü tekrar yerine geldiğinde oldukça geniş bir holün ortasındaydı...loş ışıklarla aydınlatılmış, duvarları garip garip rünlerle süslenmiş ve kırmızı-siyah taşlardan oluşan bir yerdi burası... sanki taşlardaki siyah kötülüğü, kırmızı ise kan ve kaos u anlatır gibiydi..... oda ise anlamsız biçimde soğuktu....

odanın içinde iki tane suret karşılıklı tahtlarda oturmaktaydı.... bir tanesi ni görür görmez bir lich olduğunu anladı burock... diğeri ise son derece yakışıklı, sarışın bir adamdı...

*sarışın adam.. burock u görünce kafasıyla onu selamlar ve...

"hoş geldin.... sanırım çağrımızın kabul edilmesi bizim kadar senide mutlu etmiştir?

by burock » Thu Apr 08, 2004 8:35 pm

tapınaktaki özel odasında istirahatteyken duydu çağrıyı burock. Gerçekten de diyarın üzerinde dönen hesaplardan uzak kalmak istemiyordu. Yatağından kalktı, kutsal madalyonunu öpüp bi dua fısıldadıktan sonra önünde açılan geçitten içeri adımını attı...

Top