ÖLÖMSÖZLÖK CEZASI

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: ÖLÖMSÖZLÖK CEZASI

by CHANGES » Thu Jan 27, 2005 12:50 am

Zax ALK köyüne geldiğinde doğruca bambulardan yapılmış evine girdi.Bitki köklerinden yapılmış çeşitli boyaları yüzüne sürdü,kırmızı yeşil ve sarı ağırlıklı boyalardı bunlar.Kabilesinin sembolü olan şahin kafası şeklindeki tahtayı da boyalara daldırdı ve göğsünün tam ortasına bastırdı.
Onlarca tüyü kulaklarına ve saçlarına iliştirdi.Sahilde bulduğu hançeri küçük çıkınına attı.Bir yandan hazırlanıyor bir yandan da nereye gittiğini merak ediyordu.Ama şaman bundan önceki ayinde ne demişti,sen sadece kendi kaderini değil bütün köyün kaderini değiştireceksin.Yüce ruh seni denize alacak.Daha önce hiç tekne görmemiş olan Zax ALK,o zaman bunu komik bulmuştu çünkü denizde yüzerek ne kadar uzağa gidebilirdi ki?Ama o adamlar geldiğine göre demekki yüzerek gidilebiliyordu.Bir kaç dakika içerisinde gitmek için hazırlanmıştı.Mızrağını ve çıkınını aldığı gibi koşarak tekrar şefin yanına gitti.

by Gorath » Fri Jan 14, 2005 7:24 pm

Menfor şefe baktı ve "Neden ölemiyorum?" diye sordu. "Bedenimdeki tüm acılara rağmen neden ölüm ile kucaklaşamıyorum."

Büyük şefe doğru ilerlei korkusuzca. Artık korkmuyordu. Zaten ölmeyen birisi neden ölümden korksundu ki? "Söyle bana şef!" dedi. "Görevim nedir?"

şef ona baktı ve asasını yanında yere vurarak adamın gözlerine bakmaya devam etti. "Büyük ruh diyor ki..." Adam derin bir nefen aldı ve "... büyük ruh diyor ki denizden gelen en genç olanı ve üç denizden gelenide yanına alıp yeniden denize dönecek. Görevini ona deniz verecek!"

Çalıların arasında izlemekte olan Zax ALK birden yerinde dona kaldı...

Kaptan Menfor daha ağzını açamadan şef asasını bir kez daha yere vurdu ve "Zax ALK!" dedi. "Gidiş için hazırlan ve yol boyalarına bürün. Adam seni almak için bu adada!" Zax ALK yavaşça çalıların arasından çıktı ve şefin önüne gelerek saygı ile selam verdi. Bir an sonra deliler gibi koşarak köye yönelmişti. Yol için hazırlanmaya gidiyordu.

"Ukate Mon, Yuk-Same!" iki savaşçı hızla çalıların arasından fırladılar ve şefin iki yanına gelerek durdular. "Bir deniz teknesi yapın!" dedi şef. "Bu adamın istediği gibi bir şey olmalı. Sen denizden gelen!" Menforu gösterdi. "Onlara nasıl yapacaklarını göster!"

by Gorath » Wed Dec 29, 2004 3:02 am

Menfor acı içerisinde karşısında duran şefe baktı. "Gemimiz battı." dedi. "Yardım için buradayız." Normal şekilde konuşmuştu ve şefin kendisini artık anlayabileceğini biliyordu. Ã?ünkü ruhu ile yapılan teması oda hissediyordu.

"Yüzen tekne!" dedi büyük şef. "Bir lânet varsa kaptan o büyük ruh tarafındandır." Sonra bir an durdu ve havada bir ses dinler gibi kulağını yukarıya doğru kaldırdı. "Size yardım edeceğiz!" dedi. Havadan uçan üç ok hızla geldi ve Menforun arkasında durmakta olan üç adam anında yere indi. şimdi sadece üç kişi daha ve Menfor kalmıştı. "Ama onlara değil!" dedi büyük şef.

Diğer üç korsan paniklemişçesine atraflarında düşen adamlara bakarken ve korku ile tirerken "Büyük ruh ruhunu tutsak etmişse bir bildiği vardır Menfor!" dedi büyük şef.

by CHANGES » Wed Dec 29, 2004 12:54 am

Menforun yüzündeki ifade şefin yüzündeki dehşet görüntüsüyle karşılaştırıldığında çok soğuk kalıyordu.Ruhun çığlıkları şefin kafasında yankılanıyor sanki etrafına lanet saçıyordu.Ama şef bilge bir adamdı en azından köyün en yaşlı ve bilgesiydi.Ayrıca kutsal ruhun seçilmişiydi.Kısa sürede iç disiplinini sağladı ve karşısındaki ile iletişim kapısını yeniden araladı.

-Kimsiniz ve ne istiyorsunuz.Ayaklarınız halkımın topraklarını çiğnemesin,burnunuz halkımın havasını solumasın yeterki.Ne istiyorsanız söyleyin.

by Gorath » Sat Dec 25, 2004 4:47 pm

Zax ALK şefin denizden gelenlerin karşısına çıkmasını izledi ve aynı zamanda denizden gelenin kendisinin anlayamadığı bir dilde bir şeyler söylediğinide işitti. şef elindeki Edem asasını yukarıya kaldırdığında kendisine elinde tutmakta olduğu tamtamı çalmaya başladı ve şef elinde tuttuğu Edem Asasını yere vurduğunda tamtamı çalmayı kesti. Ellerindeki Eem asası sayesinde büyük ruh hep yanlarındaydı ve bu yüzden hiç korkusu yoktu. Köye gelenler geriye dürülecek yada büyük ruhun yardımları ile yok edileceklerdi.

şef olduğu yerde durarak ne konuştuğunu anlamadığı, sürekli konuşarak bir şeyler anlatmaya çabalayan, gelen yabancıların şefi olduğu belli olan adama baktı ve kolundan sarkmış olan etleri dikkatini çekti. Bunu büyük ruhun bir işaret olarak algıladı ve hâla konuşmakta olan ceset gibi adama elini kaldırarak susmasını işaret etti.

Elinde tuttuğu Edem asasını kaldırdı ve adama doğru tutarak "şimdi konuş yabancı!" dedi. Asanın arka ucu kendisine, ön ucu yabancıya çevriliydi. şimdi iki yaşayan ruh arasında bir bağlantı vardı. İkisi birbirlerinin dediklerini anlayabileceklerdi. Aynı dili konuşuyorlarmışcasına birbirlerinin seslerini zihinlerinde duyabileceklerdi.

Birden nefesi kesilir gibi oldu şefin ve sendeledi ama kendisini zorlukla konumunda tutarak bağını kopmaması için zorladı. Bu gelenlerin ne istediklerini öğrenmelerinin tek yoluydu. Ama artık biliyordu. Karşısındaki adamın sürekli acılar çeken ruhunda bir gariplik vardı. Ruh artık bedene ait olmadığı halde hâla orada kalıyordu. Bir engel ruhun bedenden kopmasını engelliyordu. İşte buda büyük ruhun bir işaretiydi.

by CHANGES » Fri Dec 24, 2004 8:39 pm

Sözlerinin anlaşıladığından mı bilinmez Menfor sözlerini tamamladığı sırada elinde garip tüyler bağlanmış bir sopa tutan,yüzü garip boyalarla renklenmiş,bir kurt postuna sarılmış adam tek başına ilerideki açıklıkta görünür oldu.Yüzü ifadesiz denebilecek kadar donuk bir şekilde Menfor a dönüktü.Adamı ilk önce tayfalar farketti ve menfora gösterdi.Adam hiç kımıldamadan duruyordu sağ elindeki garip sopayı yukarı kaldırdığında Menfor ve adamlarının dört bir yanından yavaş yavaş artan bir ritimle tamtam sesleri yükselmeye başladı.Bu sesler tayfaların ve açıkçası Menforun gerginliğini ve korkusunu uyandırdı.Adam sopasını sert bir hareketle yere vurduğunda tamtamlar sustu.Havada hafifçe esen rüzgarın ağaç dallarını birbirine sürtmesinden başka ses yoktu.

by Gorath » Fri Dec 24, 2004 8:25 pm

Menfor iki elini havaya kaldırdı ve dudakları bir kelime şekillendirdi. "Dost!" Ama korsanlarına havada olan ellerinden birisi ile işaret vereek geriye çekilmeye başlamıştı. Burada yollarına devam ederlerse kaybedecekleri kesindi. Bir düşmanla düşmanın sahasında savaşmak her zaman en tehlikelisi olurdu.

Korsanlar yavaş adımlarla gerilerlerken gözleri etraflarındaydı. Bir korsan hızla elini belinde durmakta olan kılıcına attı ama aynı anda uçan bir ok korsanın eline saplandı ve korsan acı içerisinde yere düştü. Okun ucundaki zaehir damarlarına akıyordu.

"LÃ?NET OLSUN ATEş ETMEYİN. KİMSEYE SALDIRMAYACAğIZ. SADECE BİR Kİşİ İLE, ZİZİ TEMSİLEN BİR Kİşİ İLE KONUşALIM YETER!" Menfor sıkıntı ile yerde ölüme doğru giden adamına baktı.

by CHANGES » Fri Dec 24, 2004 6:58 pm

Köylüler sık ağaçlar ve otlar arasında birer hayalet kadar sessiz ve farkedilmeden hareket ediyordu.Menfor ve adamlarının etrafındaki çember gitgide daralmaktaydı.Kimileri birisini gördüğünü sanıyor hatta bundan emin oluyor ama içlerinde o tarafa gidecek cesareti bulamıyorlardı.Menfor yoluna devam ediyordu artık köyün sınırlarına çok yaklaşmıştı bir kaç ağaç sonra önüne çıkacak olan patikayı izlerse köye çıkabilecekti ama tam bu sırada önündeki ağaca saplanan bir ok onu durdurdu.Okun arkasındaki tüyler siyah yeşil ve kırmızı idi.Menfor bunun bir uyarı oku olduğunu anlamıştı,daha fazla ilerlememesi gerektiğini biliyordu.Bütün tayfalar ve menfor umutsuzca etraflarına bakınıyor ama kimseden çıt çıkmıyordu.Görebildikleri ise zaman zaman etrafta dolanan küçük gölgelerden ibaretti.

by Gorath » Mon Dec 20, 2004 6:28 am

Köyde onu bir curcuna karşıladı. Zira bir çok köylü haberi ondan duyduğu anda harekete geçmişti. Tam zamanında görmüştü Zax Alk yabancıları. şimdi köylüler kendilerini çabucak savunmaya alabilirlerdi. Hızla saklandılar köylüler ağaçların arkasına ve çalıların arasına. Bir anda köy büyük bir sessizliğe büründü.

Kaptan Manfor köye doğru yürürken bu sessizliğin doğal olmaktan çok uzak olduğunu anladı. Hemen bir şeyler yapmalıydı...

by CHANGES » Thu Nov 11, 2004 12:50 am

Zax ALK ormanda dolaşıyordu elinde uzun mızrağı altında sahilde bulmuş olduğu deri pantolonu ile.En sevdiği yer olan kuş gözü tepesine gelmişti,buradan tüm sahili görebiliyor ayrıca etraftaki hindistan cevizi ağaçlarındanda en sevdiği yieceği temin edebiliyordu.Mızrağını ağaca dayadı ve büyük bir çeviklikle ağaca tırmandı.En sulu olanlarından bir tanesini seçip koparttı ve aşağı indi.Cebinden çıkardığı büyükçe bir hançer ile cevizde küçük bir delik açtı.Ağzını bu deliğe dayadı ve suyunu içmek için cevizi kafasının üzerinde yükseltti.Bu sıcak havada gerçekten çok iyi gelmişti.Sahile şöyle bir gözatmak için o tarafa döndüğünde sahilde yürüyen onlarca yabancıyı gördü.İlk önce şaşırdı,hemen sonra mızrağını eline aldı ve koşar adım köyüne yöneldi.

by astarte » Wed Nov 03, 2004 10:14 pm

hemen birşeyler düşünmeliydi...hareket eden gemiye doğru yaklaşılmasıını emretti...tayfalar önce şaşırdılarsa da,kaptan menforun zekasına bariz bir güven vardı,uyguladılar...

uyandıklarında gemiyi karaya oturmuş ve de bol miktarda zarar görmüş,kendilerini de kumun üzerinde yatarken bulmuşlardı..kaptan düşünmeye başladı..nasıl buraya gelmişlerdi....

menfor,rotanın düşmana doğru kırılmasını emretmşiti..çünkü düşman geminin unuttuğu bir şey vardı..adayla adanın önündeki kayalıklar arasında bu aylarda olan,medcezirden kaynaklanan kocaman bir amfora!!!düşman gemiyi amfora tarafına çekmeli,daha sonra rotayı kayalık tarafına kırarak bu doğal felaketten kurtumalıydı....düşman gemisi yavaş yavaş yaklaşıyordu..ve birden ani bir sarsıntı...diğer gemiyle birlikte amforanın içine sürükleniyorlardı....kaptan hemen rotayı kayalıklara kırdı..büyük bir çarpışma ve işte bu küçük adadalardı.......gemileri zarar görmüş,2 tayfasını kaybetmişlerdi ama yinede kurtulmuşlardı..şimdi adayı araştırmalı ve güvenli bir yer bulmalılardı

by CHANGES » Tue Nov 02, 2004 6:47 pm

Bu sırada Menfor güverteye çıktı elinde palası ile birlikte.Aniden gözüne çarpan güneş ışığı gözlerini rahatsız etti.Karşılarında yaklaşık 120 metre kadar uzakta bir gemi vardı ve top atışı yapıyordu henüz isabet ettiremesede çok yakınlara düşen toplar adeta bir felaketin habercisiydi.
Ortalıkta bir curcuna vardı.Kaptan menfor hemen tüm tayfasına emirler yağdırmaya başladı.Bir kısmını yelkenleri sonuna kadar açması için yönlendirirken bir kısmını da alttaki topların başına gönderdi onun işareti ile karşı ateşe başlamaları için.Tamamen hazırlıksız yakalanmışlardı ve eğer yakındaki adanın arkasına kaçabilirlerse durumu eşitleyebilirdi.Hemen dümene geçti ve yelkenler sonuna kadar açıldı.Diğer gemide de buna karşılık olarak yelkenler açıldı.Menforun gemisinin önünü kesmek üzere harekete geçti.Durum bariz bir şekilde diğer geminin lehineydi,Menforun çabuk düşünüp doğru kararlar vermesi gerekliydi.

by Gorath » Sat Oct 23, 2004 7:56 am

Gökyüzündeki ruh hızla dünyaya yöneldi ve gemiye bir saldırı olurken tüm sürratini kaptan menfoa ulaşmak için kullandı. Bu sefer tüm engelleri yıkmaya kararlıydı.

Ruh o hız ile büyük, beyaz bir güç kalkanına çarpınca dünya yüzeyinde kaldı ve zorla kalkandan geçmeye çabaladı ama geçemiyordu. Kaptan Menfora ulaşamıyordu. Onun içinde duran diğer ruhu söküp almak için ona ulaşamıyordu. Ölüm anı çoktan geçmişti ve beden dünya üzerinde gereğinden fazla yaşamıştı.

Bir ses duydu ruh alan ruh gökyüzünün derinliklerinde ona geriye dönmesini emreden ömür tanrısının sesini. Ã?mür tanrısı Menfordan bir şey yapmasını beklediği için almasına izin vermiyordu Menforun ruhunu. Oysa artık ruhun dünyayı terk edip huzura kavuşma zamanı gelmişti. "Bırak onun ruhunu!" dedi ruh alan ruh ömür tanrısına hiddetle. "Huzur anı geldi ömür tanrısı onu neden engelliyorsun? Onunla ilgili planların nelerdir?"

by astarte » Sat Oct 23, 2004 3:01 am

yarası..kesilen et aşağıyaa doğru sarkmış,kan akmış o yaranın etrafında kurumuştu..midesi bulandı kendi görüntüsünden..debelendi,ayağa kalkmak istedi kalkamadı...küfür edicekti ama kelimeler ağzından çıkmıyordu..panikledi..aynadaki görüntüsü gözlerini dikmiş ona bakıyordu ve ona doğru yaklaşan ayak sesleri..içinde aniden beliren bir kötü his....çığlık sesleri duydu birden her taraftan..ve de sarsıntı...

birden uyandı...gün ışımıştı..anlaşılan o kadar içkiden sonra sızmıştı..işin kötüsü yaşadığı şeylerin hangisini gerçekten yaşamıştı işte bunu ayıramıyordu..birden geceki miçonun ona doğru koştuğunu gördü..ürperdi ilk önce..gece gördüğü yaratıkla aynı miço olmadığını kendisine kanıtlamak istercesine dikkatlice baktı onun suratına..herşey normaldi ama miço bağırıyordu:

kaptan menfor,saldırı var....

şimdi kendini toplamalıydı...kişisel problemleri sonraya bıraktı..bütün gemiyi düşünerek içinden gelen bir güçle bağırdı

-geliyorum,emirlerimi beklemeden harekete geçmeyin!!

by CHANGES » Thu Oct 21, 2004 4:04 pm

Bir anda arkasından gele sesle irkildi.
-Önemli değil kaptan ben silerim.
Hızla arkasını göndü bir miço kafası önüne eğik elinde paspasla yaklaştı,yavaşça kafasını kaldırdığında suratındaki çürümüş et parçaları ışıkta görünür oldu.Gözünün bir tanesi yerinde yok gibiydi.
-Bu kadar çok içmemelisiniz,kişi öldükten sonra da yaşamsal zevkler arıyor ama bulmak çok zor.Hahahhaa.
Bu gülme sesi adeta kaptanın kanını dondurdu,duvara tutunarak dengesini sağlamaya çalıştı bir yandan da bu yaratıktan uzaklaşmaya çalışıyordu.Hızlandı koridor boyunca arkasına bakarak koştu ve bir ana ayağı yerdeki basamağa takıldı ve düştü.Ayağa kalktığında bir aynanın önünde arkası aynaya dönük duruyordu.Kafasını ovuşturdu.Arkasını döndü ve gördüğü manzara karşısında nutku tutuldu.Haykırmak istedi ama o ses boğazında düğümlendi ve garip bir hırıltı olarak dışarı çıktı.

Top