by Ghost_OF_A_Rose » Mon Jan 31, 2005 10:36 pm
ALEVLE DANS
Poyinna üzerine giyebileceği en rahat elbiseyi geçirdi ve akşamın coşkusuyla bir kaçamağı iyi olabileceğini düşündü. Bu gece onun içinde ki asilik, asaletin üzerine geçecekti. O buna alışıktı"zamanında yaramaz bir çocuktu"hala yaramaz bir çocuktu. Dans etmeyi hep severdi. Hep sevmişti o bedenle garip ritmlerin uyumunu ve onun çoğalttığı, ısıttığı ateşi. şimdiye dek ne Comberd, ne annesi, ne babası bilmemişti bu gibi çılgınlıklarını. Onlar hiçbir zaman bilmemişti bir gecenin tamamını bir handa dans ederek geçirdiğini, bilememişlerdi güneşin muhteşem doğuşuyla henüz yatağına girip uyumaya başladığını.
Akşamın geceye dönük anını bekliyordu siyahın ve kırmızının ipekte dans edişlerinin resmi olan elbisesiyle. Anlatılamayacak kadar rahattı ama oldukça çekici bir yanı vardı. Eteği oldukça kısaydı ve Poyinna"nın kusursuz bacaklarını gösteriyordu cesurca. Göğüs dekoltesi çokta fazla değildi ama sırtının neredeyse tamamı açıkta kalıyordu bu elbiseyle. Bu elbiseyle dans etmek ayrı bir zevkti ama aynı ortamda ki sarhoş ama hoş beyefendilerin bakışlarını görmezden gelebilirse.
Gecenin yaklaşan kudretiyle çıktı dışarıya, anne ve babasının erkenden uyuma alışkanlıklarını şükrediyordu böyle zamanlarda. Bu ayrı bir aşktı onun için"dans etmek. Hızla ama zarifçe yürüdü sokakları, ara sokaklardan mümkün olduğu kadar geçmemeye çalışarak ilerledi artık gözü kapalı bulabileceği SERİN hana. Yine kalabalık gibiydi içerisi, sesler derin ama coşkulu geliyordu. Her gece olduğunu tahmin ettiği o kalabalık inanılmaz oluyordu. O dansla, kimsenin gözüne bakmadığı, vücutlarının kıvraklığında, ateşlerin serinlediği bir ortam" burası iki katlıydı. Balkonlardan bakan insanlar aşağıda dans edenleri izleyebilirdi ya da içkinin hep sınırsız olduğu bu ortam da farklı şeyler de yapılabilirdi. Odası yoktu bu hanın sadece dans etmeleri için açılmıştı şehir halkına. Nitekim öyle de oldu"dans etmeyi coşkuyla alışkanlık haline getiren insanlar çoktu. Masalar en kenarlarda oldukça alçaktılar. Yiyecek yoktu ama bira ve şaraplar kimsenin tahmin edemeyeceği kadar çok tüketiliyordu. Burası değişiklik konusunda kimsenin eline su dökemeyeceği bir yerdi. Kudretli, ateşli ya da çok soğuk"titrek bedenler, uzun öpücükler, kendini kaybedişler"dansla, coşkunun en son noktası yani"
***
Galris, elinde ki birayı bıraktı bir anda. Kırmızı gözlerinin gördükleri, kırmızıyı bile delip geçti adeta. O kız"burada ne işi olabilirdi. Ã?yle bir kadın, masum"burada neden dans ederdi ki? Ayağa kalktı yanında ki kadını itip. Kadın şaşkındı ama çok fazla bozuntuya vermeden yanında ki diğer adama sarılmaya başladı. Muhteşem güzellik neredeyse handa ki herkesin iki kez dönüp bakmasına neden oluyordu. Üzerinde ki elbisenin çekiciliği ve biraz da vücudunu cüretkarca sergileyişi" dile gelmez bir istek yaratıyordu içinde ama gözlerini çevirdi hızla. Alnına elini vurdu;
"Lanet olsun Galris kendine gel""diye söylendi. Elinden gelebilecek en iyi şey kendi kendini azarlamaktı. Kadının kokusu geliyordu adeta burnuna. Gözlerinde elbisesinin kırmızısı kalmıştı"ateşli, derin bir arzu yaratmıştı içinde. Garip, içini huzursuz eden birkaç hisle birlikte. Bu yavan bir tutku değildi. Onu istiyordu ama istediği sadece onun bedeni değildi. Üstelik bu ilk kez oluyordu. Yeniden lanette etti kendine ve duvara yaslandı sertçe. Gözlerini yere indirdi bakmamaya yemin etmiş gibi. Ama yapamıyordu"o muhteşemliği izlemeden burada kalamazdı. Ya gidecekti"ki bunu yapmazdı. Ya da izleyecekti ve belki de"dans ederdi.
***
Poyinna , içeri girdi ve sadece bir kadeh şarap istedi. şarabını hızla içti ve rahatlığını hissettiğin de dans edenlerin arasına karıştı. Dans etmek arzusu içini kavuruyordu. Bedeni müziğin davulla ritmine uygun kıvrılmaya başladı. Eli eteğinin ucuna gitti ve daha da fazla kaldırdı. Saçlarını savurdu ve dansa kendini bıraktı. Huzurdu bu. Ritimle uçmak"kavrulmak tüm seslerle. Kalçasını, omuzlarını, vücudunun kıvrak olabilecek her kısmını kullanıyordu. Uzun zamandır yaptığı bu etkinliğin etkisi, artık çekiciliği kelimelere sığmayan, kusursuz bir dans edişi vardı. Tutkuyla"arzuyla ve aslında küçük davetlerle.
***
Galris gözlerini ondan ayıramıyordu. İçinde ki coşku ne kadar kudretliydi. Yanında ki adamlarından birinin taktığı siyah maskeyi aldı hızla. Adam şaşırmıştı ama sadece saygıyla baktı. Maske burnunu da kapatıp, dudaklarını açıkta bırakıyordu. Siyahı parlaktı. Tabii bir de kırmızı gözlerini netleştiriyordu, daha fazla ne olabilirdi ki. Kadının yanına gitti hızla. Onun zaten çoktan ritme kaptırmış haline sorgusuz bir hareketle eşlik etmeye başladı. Arkasındaydı kadının ve karnına gitti eli, onun kıvrılan bedenine arzuyla eşlik ediyordu. Kadın sormadı, bakmadı sadece dans etmeye devam ediyordu. Yüzü onun ensesine gitti ve nefesini bıraktı. Kollarındaki beden gözlerini kapattı tepkiyle.
***
Kimdi bedenini tutan umurunda olmadı. Sadece hissettiği vücudun kendisini baştan çıkarışının rüzgarına bıraktı ruhunu. Yüzünü döndü adama ama bakmadı gözlerine, gözleri kapalıydı, görmek istemediği için belki de. Fark etmezdi ki dans ederken kiminle dans ettiği asla fark etmezdi. İkisinin de karşılıklı nefesleri karıştı birbirlerine. Derin derin, içten soluklarla. Dansın bedenlerine aşıladığı tutkuyla. Poyinna neredeyse tüm vücudunu dayamıştı, dansını oldukça beğendi adamın bedenine. His tek bir ruh gibiydi"arzu"tutku"kırmızının her bir tonu yeterdi bunu resmetmeye. Poyinna bir anlık tepkiyle gözlerini açtı ve kırmızının en derin rengini barındırdığı gözleri aldı içine. Hatırladığı, aklından gitmeyen"hissetmek istediği o gözler"derin bakış öylesine kudretliydi. Bir anda kolundan çekilmesiyle kendini kaybetti Poyinna"acıdığını hissetti teninin ama yüzüne baktığı kişi, o an ve o sahne de görmeyi en son isteyeceği kişiydi. Comberd! Yüzünde katıksız bir öfke vardı. İlk kez görüyordu onu bu şekilde. İlk kez gözlerinde kendine yönelik nefrete kayan bir öfkeyi görüyordu gözleri. Yanında ki adam kaybolmuştu bir anda kalabalığın ortasında iki kişi duruyordu ve bakışıyorlardı artık. Birkaç asker daha vardı etrafta müzik kesilmişti. Kaçak aranıyordu tüm hanlarda. Poyinna lanet etti içinden bu geceye denk gelmek zorunda mıydı sanki! Comberd bağırmadı, diğer askerler kaçağı ararken, dişlerini birbirlerine bastırarak, derin bir öfkeyle, fısıltıyla konuştu, bu daha da kötüydü daha da etkileyici"
"Ne yapıyorsun sen?"
"şey ben dans ediyordum""
"Biraz önce gördüğüm lanet bir danstan başka her şeye benziyordu."
"şey"Ben."
"Umurumda değil Poyinna. Buraya gelirken haberimin dahi olmaması bir konu, o adam kimdi lanet olası."
"Tanımıyorum."
"Ah! Bu daha da rahatlatıcı."
"Comberd"dinle."
Poyinna, yakışıklı askerin kolunu tuttu ama tepki sertti hızla kasılmış kolları itti, üzerine konan zarif ve titrek eli. Comberd derin ve hızlı nefes alıp veriyordu. Gözlerinde ki öfkenin rengi anlatılabilecek gibi değildi.
"Boş versene Poyinna!"
"Hadi çocuklar gidiyoruz."
Zaten kaçağın bulunamadığı belliydi ve Comberd"in bu emriyle herkes toplanıp, dışarı çıktı. Poyinna başını eydi ve kaldı"tek kelime gelmiyordu aklına söyleyebilecek. Bedeni tutuklu kaldı ve gece hızla geçti sanki"kırmızı gözler kaldı en son sahnesiyle aklında ve öfkeli maviliği kudreti"elinden hiçbir şey gelmezdi"yaptığı hatayı, hayat saklamasına izin vermemişti"bıraktı kendini"karanlıkta düşünmeliydi"en derin karanlıkta"tek yapması gereken"düşünmekti!
[color=red]ALEVLE DANS[/color]
Poyinna üzerine giyebileceği en rahat elbiseyi geçirdi ve akşamın coşkusuyla bir kaçamağı iyi olabileceğini düşündü. Bu gece onun içinde ki asilik, asaletin üzerine geçecekti. O buna alışıktı"zamanında yaramaz bir çocuktu"hala yaramaz bir çocuktu. Dans etmeyi hep severdi. Hep sevmişti o bedenle garip ritmlerin uyumunu ve onun çoğalttığı, ısıttığı ateşi. şimdiye dek ne Comberd, ne annesi, ne babası bilmemişti bu gibi çılgınlıklarını. Onlar hiçbir zaman bilmemişti bir gecenin tamamını bir handa dans ederek geçirdiğini, bilememişlerdi güneşin muhteşem doğuşuyla henüz yatağına girip uyumaya başladığını.
Akşamın geceye dönük anını bekliyordu siyahın ve kırmızının ipekte dans edişlerinin resmi olan elbisesiyle. Anlatılamayacak kadar rahattı ama oldukça çekici bir yanı vardı. Eteği oldukça kısaydı ve Poyinna"nın kusursuz bacaklarını gösteriyordu cesurca. Göğüs dekoltesi çokta fazla değildi ama sırtının neredeyse tamamı açıkta kalıyordu bu elbiseyle. Bu elbiseyle dans etmek ayrı bir zevkti ama aynı ortamda ki sarhoş ama hoş beyefendilerin bakışlarını görmezden gelebilirse.
Gecenin yaklaşan kudretiyle çıktı dışarıya, anne ve babasının erkenden uyuma alışkanlıklarını şükrediyordu böyle zamanlarda. Bu ayrı bir aşktı onun için"dans etmek. Hızla ama zarifçe yürüdü sokakları, ara sokaklardan mümkün olduğu kadar geçmemeye çalışarak ilerledi artık gözü kapalı bulabileceği SERİN hana. Yine kalabalık gibiydi içerisi, sesler derin ama coşkulu geliyordu. Her gece olduğunu tahmin ettiği o kalabalık inanılmaz oluyordu. O dansla, kimsenin gözüne bakmadığı, vücutlarının kıvraklığında, ateşlerin serinlediği bir ortam" burası iki katlıydı. Balkonlardan bakan insanlar aşağıda dans edenleri izleyebilirdi ya da içkinin hep sınırsız olduğu bu ortam da farklı şeyler de yapılabilirdi. Odası yoktu bu hanın sadece dans etmeleri için açılmıştı şehir halkına. Nitekim öyle de oldu"dans etmeyi coşkuyla alışkanlık haline getiren insanlar çoktu. Masalar en kenarlarda oldukça alçaktılar. Yiyecek yoktu ama bira ve şaraplar kimsenin tahmin edemeyeceği kadar çok tüketiliyordu. Burası değişiklik konusunda kimsenin eline su dökemeyeceği bir yerdi. Kudretli, ateşli ya da çok soğuk"titrek bedenler, uzun öpücükler, kendini kaybedişler"dansla, coşkunun en son noktası yani"
***
Galris, elinde ki birayı bıraktı bir anda. Kırmızı gözlerinin gördükleri, kırmızıyı bile delip geçti adeta. O kız"burada ne işi olabilirdi. Ã?yle bir kadın, masum"burada neden dans ederdi ki? Ayağa kalktı yanında ki kadını itip. Kadın şaşkındı ama çok fazla bozuntuya vermeden yanında ki diğer adama sarılmaya başladı. Muhteşem güzellik neredeyse handa ki herkesin iki kez dönüp bakmasına neden oluyordu. Üzerinde ki elbisenin çekiciliği ve biraz da vücudunu cüretkarca sergileyişi" dile gelmez bir istek yaratıyordu içinde ama gözlerini çevirdi hızla. Alnına elini vurdu;
"Lanet olsun Galris kendine gel""diye söylendi. Elinden gelebilecek en iyi şey kendi kendini azarlamaktı. Kadının kokusu geliyordu adeta burnuna. Gözlerinde elbisesinin kırmızısı kalmıştı"ateşli, derin bir arzu yaratmıştı içinde. Garip, içini huzursuz eden birkaç hisle birlikte. Bu yavan bir tutku değildi. Onu istiyordu ama istediği sadece onun bedeni değildi. Üstelik bu ilk kez oluyordu. Yeniden lanette etti kendine ve duvara yaslandı sertçe. Gözlerini yere indirdi bakmamaya yemin etmiş gibi. Ama yapamıyordu"o muhteşemliği izlemeden burada kalamazdı. Ya gidecekti"ki bunu yapmazdı. Ya da izleyecekti ve belki de"dans ederdi.
***
Poyinna , içeri girdi ve sadece bir kadeh şarap istedi. şarabını hızla içti ve rahatlığını hissettiğin de dans edenlerin arasına karıştı. Dans etmek arzusu içini kavuruyordu. Bedeni müziğin davulla ritmine uygun kıvrılmaya başladı. Eli eteğinin ucuna gitti ve daha da fazla kaldırdı. Saçlarını savurdu ve dansa kendini bıraktı. Huzurdu bu. Ritimle uçmak"kavrulmak tüm seslerle. Kalçasını, omuzlarını, vücudunun kıvrak olabilecek her kısmını kullanıyordu. Uzun zamandır yaptığı bu etkinliğin etkisi, artık çekiciliği kelimelere sığmayan, kusursuz bir dans edişi vardı. Tutkuyla"arzuyla ve aslında küçük davetlerle.
***
Galris gözlerini ondan ayıramıyordu. İçinde ki coşku ne kadar kudretliydi. Yanında ki adamlarından birinin taktığı siyah maskeyi aldı hızla. Adam şaşırmıştı ama sadece saygıyla baktı. Maske burnunu da kapatıp, dudaklarını açıkta bırakıyordu. Siyahı parlaktı. Tabii bir de kırmızı gözlerini netleştiriyordu, daha fazla ne olabilirdi ki. Kadının yanına gitti hızla. Onun zaten çoktan ritme kaptırmış haline sorgusuz bir hareketle eşlik etmeye başladı. Arkasındaydı kadının ve karnına gitti eli, onun kıvrılan bedenine arzuyla eşlik ediyordu. Kadın sormadı, bakmadı sadece dans etmeye devam ediyordu. Yüzü onun ensesine gitti ve nefesini bıraktı. Kollarındaki beden gözlerini kapattı tepkiyle.
***
Kimdi bedenini tutan umurunda olmadı. Sadece hissettiği vücudun kendisini baştan çıkarışının rüzgarına bıraktı ruhunu. Yüzünü döndü adama ama bakmadı gözlerine, gözleri kapalıydı, görmek istemediği için belki de. Fark etmezdi ki dans ederken kiminle dans ettiği asla fark etmezdi. İkisinin de karşılıklı nefesleri karıştı birbirlerine. Derin derin, içten soluklarla. Dansın bedenlerine aşıladığı tutkuyla. Poyinna neredeyse tüm vücudunu dayamıştı, dansını oldukça beğendi adamın bedenine. His tek bir ruh gibiydi"arzu"tutku"kırmızının her bir tonu yeterdi bunu resmetmeye. Poyinna bir anlık tepkiyle gözlerini açtı ve kırmızının en derin rengini barındırdığı gözleri aldı içine. Hatırladığı, aklından gitmeyen"hissetmek istediği o gözler"derin bakış öylesine kudretliydi. Bir anda kolundan çekilmesiyle kendini kaybetti Poyinna"acıdığını hissetti teninin ama yüzüne baktığı kişi, o an ve o sahne de görmeyi en son isteyeceği kişiydi. Comberd! Yüzünde katıksız bir öfke vardı. İlk kez görüyordu onu bu şekilde. İlk kez gözlerinde kendine yönelik nefrete kayan bir öfkeyi görüyordu gözleri. Yanında ki adam kaybolmuştu bir anda kalabalığın ortasında iki kişi duruyordu ve bakışıyorlardı artık. Birkaç asker daha vardı etrafta müzik kesilmişti. Kaçak aranıyordu tüm hanlarda. Poyinna lanet etti içinden bu geceye denk gelmek zorunda mıydı sanki! Comberd bağırmadı, diğer askerler kaçağı ararken, dişlerini birbirlerine bastırarak, derin bir öfkeyle, fısıltıyla konuştu, bu daha da kötüydü daha da etkileyici"
"Ne yapıyorsun sen?"
"şey ben dans ediyordum""
"Biraz önce gördüğüm lanet bir danstan başka her şeye benziyordu."
"şey"Ben."
"Umurumda değil Poyinna. Buraya gelirken haberimin dahi olmaması bir konu, o adam kimdi lanet olası."
"Tanımıyorum."
"Ah! Bu daha da rahatlatıcı."
"Comberd"dinle."
Poyinna, yakışıklı askerin kolunu tuttu ama tepki sertti hızla kasılmış kolları itti, üzerine konan zarif ve titrek eli. Comberd derin ve hızlı nefes alıp veriyordu. Gözlerinde ki öfkenin rengi anlatılabilecek gibi değildi.
"Boş versene Poyinna!"
"Hadi çocuklar gidiyoruz."
Zaten kaçağın bulunamadığı belliydi ve Comberd"in bu emriyle herkes toplanıp, dışarı çıktı. Poyinna başını eydi ve kaldı"tek kelime gelmiyordu aklına söyleyebilecek. Bedeni tutuklu kaldı ve gece hızla geçti sanki"kırmızı gözler kaldı en son sahnesiyle aklında ve öfkeli maviliği kudreti"elinden hiçbir şey gelmezdi"yaptığı hatayı, hayat saklamasına izin vermemişti"bıraktı kendini"karanlıkta düşünmeliydi"en derin karanlıkta"tek yapması gereken"düşünmekti!