şARKILARIN LÖNETİ VE BİTMEYEN şARKI!

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: şARKILARIN LÖNETİ VE BİTMEYEN şARKI!

by Gorath » Tue Mar 15, 2005 5:44 am

Yabancı? İsim?

"Efendim!" dedi Emerald bir adım öne çıkarak. "İsmimi söyleyince bir yabancı olmadığımı anlayacaksınız!"

Gülümsedi. "İsmim... Emerald..."

Adamın gözleri bir anda büyüdü ve hızla yerinden kalktı. "Krallık yıkan!" dedi şaşkın bir sesle. Nâmı tüm dünyada, hatta su altında bile duyulmuş olan ozana baktı. "Senin yer altına kaçtığın söyleniyordu!" dedi şaşkınlığını ve sözlerini gizleyemeden...

Emerald ona baktı ve "Kaçtım efendim!" dedi. "Ama söylemiş olduğum gibi bitmeyen şarkı için geriye döndüm!"

by esen » Mon Mar 14, 2005 8:09 pm

Khamel yanlış duymadığını biliyordu karşısındaki adam "Bitmeyen şarkı"yı aradığını söylüyordu.
Adam ya bir deliydi yada gerçekten dediği gibi kendisinin duyamadığı tüm melodileri duyabiliyordu... Adam bir şeyler söylüyordu bir kızdan bahsediyordu üstelik biraz tutarsızdı sözleri ama balıklar gibi suyun altında nefes alan bu güne kadar gördüğü tek insandı. Ayrıca gözleri... Yabancı sözlerini bitirmişti ama ondan öğreneceği çok şey vardı onun istediği gibi şu an onu serbest bırakması söz konusu bile olamazdı.
- "Sen yabancı! İsmini söyle."

by Gorath » Wed Feb 23, 2005 9:21 pm

Amber elindeki bardağı masanın üzerine bırakırken gözü uzaklardaydı ve sürekli düşünüyordu. Rüzgârın şarkısı nasıl olmuştu da böylesine yalancı bir adama inanmıştı? Adamın gücünü o zaman fark etti. şimdi ise Emerald'ı düşünüyordu. Onu öldürmesi çok iyi olmuştu. Böylesine aşşağılık bir adamı öldürmesi ve bir an önce ondan kurtulması çok iyiydi.

Birden önünde, hava da bir titreşme oldu ve Amber bakışlarını şaşkınlıkla oraya kaldırdı. "Kimsin?" dedi kaşlarını çatarak.

Yaşlı bir adamın kafası belirdi gökyüzünde ve Amber şaşkın bir şekilde "Büyücü Olben!" dedi. "Burada ne işin var senin?" Her zaman bu büyücüden nefret eden Amber onun suratına kızgınlıkla baktı ve "Niye buradasın?" diye sordu.

"Ã?ünkü başarısızlığını sana iletmek istedim Amber!" dedi Olben sırıtarak. Amber şaşkın bir şekilde ona bakarken büyücü Olben konuşmaya devam etti. "Öldü sandığın Emerald hâla yaşıyor Amber ve Lord Alemnan da diğerleri de bundan hiç memnun değiller!"

Amber sıktığı yumrukları ile ileriye atılmak istedi ama kendisine engel olarak ona baktı ve "Yalan söylüyorsun!" dedi.

"Yalan değil Amber!" dedi Olben'in görüntüsü kahkahalar içinde. "Düşmanın olan ve bir çok krallığın yıkımını getiren Emerald şu anda su altı krallığında ve yaşıyor. Sen ise onu öldürdüm diye övünerek geriye dönüyorsun!"

Amber aldığı haber karşısında uğradığı şoktan zorlukla sıyrılarak büyücüye baktı ve "Bunu bana neden söylüyorsun?" diye sordu. "Sanki o ozanın yok edilmesini hem istiyorsun hemde istemiyorsun! Seni anlamıyorum Olben! Sen ki Lord Alemnan'a bile bu konuda yardım etmeyen yüce büyücü şimdi neden bana doğruları söyleme zahmetine katlanıyorsun?"

Büyücü bir kahkaha attı ve "Sırlar güzeldir Amber! Ben ise bu güzellikle yaşarım!" dedi. Bir an sonra yeniden konuya dönerek "Emerald peşinden gelecektir şövalye!" diye bildirdi. "Eğer onu karşılamak istiyorsan Rüzgârlar denizine yönelmeli ve hazırlık yapmalısın değil mi?"

Amber büyücünün söylediğini dinledi ve başını sallayarak onayladıktan sonra hızla arkasını dönerek güverteye yöneldi. Kamaranın kapısı adamın arkasından kapanırken büyücünün görüntüsü de yok olmamıştı. Büyücü Olben her ne kadar Lord Alemnan'ın dediklerini yapmasa da asla halkına karşı gelecek bir davranışta bulunmamıştı ve Amber onu dinlemeye karar vermişti.

Tüm bu konuşmalar olurken Emerald su altı şehrinde muhafızlar eşliğinde götürülüyordu ve etrafında ki güzellikleri izliyordu. Bir duvardan geçerek şehre sokulmuştu ve bu şehirde insanlarla karşılaşmak onu oldukça şaşırtmıştı. Yunuslar kendisinden ayrılırken onu beklediklerine dair şarkılar söylemişlerdi...

Emerald bir adamın karşısına getirilirken Rüzgârın şarkısının bulunduğu gemi durmuştu ve Rüzgârın şarkısı geminin bu ani duruşunu hissetmişti. Aynı şekilde geminin garip hareketini de hissetmişti. Gemi Rüzgârlar denizine doğru yeniden rotasını değiştirmişti ve şimdi tam ters yönde ilerliyordu.

by esen » Tue Feb 22, 2005 8:40 pm

Alaham hiç zorlanmadan yüzeyden gelen yabancıyı saraya kadar getirmişti. Asıl merak ettiği konu ise insanın nasıl olupta onlar gibi suyun altında rahatca nefes alabildiğiydi. Bu soru kafasını kurcalıyordu, ama öncelikle kralın emrini yerine getirmeliydi. Saraya giderken meraklı gözlerde onları yol boyunca izlemişti.Bu durum ne kadarda tuhaftı, belkide yaşadığı süre boyunca şehir sınırlarını aşan, hatta sarayın içine giren bir insan daha görmeyecekti...
Sarayın o muhteşem görkemi yüzeyden gelen insanı fazlasıyla etkilemiş gibi gözüküyordu. Kapıların açılmasıyla saraya giriyorlardı, girişteki heykeller ve altından yapılmış süslemeler tam bir usta işiydi. Ama yabancıyı asıl şaşırtan olay ise bilmediği bir makanizma sayesinde suların tamamn çekilmiş olmasıydı...

********* ******** *********

Yemek biter bitmez kamarasına çekilmesine izin vermişti. şimdi düşünceleriyle başbaşaydı, akşam yemeyi boyunca sohbet etmiş ve bol bol gülücük dağıtmıştı. Aslında bu planı işe yararsa hem bu gemiden kurtulacak hemde Emerald'a bir şekilde yardım edebilecekti. Planın tamamen başarıya ulaşması onun duygularını asla belli etmemesine bağlıydı bu biraz canını sıkıyordu ama işi başaracaktı ne pahasına olursa olsun...

by Gorath » Thu Feb 10, 2005 10:47 pm

Emerald ve yunuslar şarkısını ezgiler içerisinde söylerken bir anda sanki bütün deniz susmuştu ve onları dinliyordu. Onlarca balık o tarafa bakıyordu. Hepsi bu coşku dolu grubu izliyor gibiydi. Emerald... Biran sonra dibinde olacak olan deniz halkına hitaben söylüyordu bu şarkısını. Onlarla birlikte de şarkılar söylemek, onların şarkılarını öğrenmek istiyordu ve deniz halkının bir an önce oraya gelmesini istiyordu. Bir an sonra deniz insanlarını tamamen görebilir olmuştu ve bir an sonra deniz insanları neredeyse dibindeydi. Ne yunuslar ne de Emerald kaçmıyorlardı!

by esen » Thu Feb 10, 2005 10:28 pm

Alaham' a kral tarafından bildirilen emir getirildiğinde , gözcü kulelerindeki askerlere talimatlar veriyordu.
şehir sınırlarında dolaşan yabancıyı, saraya onun getirilmesi istenmişti. Bu isteği anlamamakla bilikte, kralın bizzat bu görevi ona vermesi, biraz tuhafına gitmişti. Sarayın baş kumandanıydı aynı zamanda kralın tek yiyeni. Kral çok önemli olan görevler haricinde ondan özellikle gitmesini asla istemezdi.
- " Bu insanı canlı istediğine göre kafasında farklı şeyler düşünüyor olmalı." Bu düşüncesini haberi getiren askere söyledi. Daha sonra on askeriyle birlikte şehir kapılarından çıktı...
Bir asırdır su altındaki dünyayı gören olmamıştı. şehir sınırları görünmez bir kalkan ile korunurdu ve hiç bir kara insanı bu kalkanın yakınına dahil yaklaşamazdı.
Alaham en önde yüzüyordu, yunusların oyun oynarken çıkardıkları sesler öylesine mutlu geliyordu ki kulağına, bir an durup olduğu yerden izledi. Yabancı olan insan bir erkekti vede yunuslarla birlikte şarkı söylüyordu. Ama nasıl olmuştuda denizin fersahlarca altında böylesine rahat bir şekilde yüzebiliyor ve nefes alıyordu. Ama oyalanmanın anlamı yoktu ve askerlere hareket etmelerini söyledi, tam bu sırada yabancı onları farketti ve kaçmak yerine yunusların eşliğiyle bir şarkı söylemeye başkadı...

by Gorath » Thu Feb 10, 2005 9:53 pm

Denizin güzellikleri dört bir yanını çevrelemişti ama Emerald bu güzelliklerin arasında bir kargaşa olduğunu tüm ruhunda hissetmeye başlamıştı. Sanki yangınlar yanıyordu bedeninde. Her yerini sarıyordu bu tehlike hissi. O anda onun hızlı gitmesine yardımcı olan Bigindi isimli yunusun yüzgeçini bıraktı ve grubun üzerine yükselerek denizin daha ileride bir noktaya baktı. Gördükleri ile şaşkına döndü. Üzerine doğru hızlı yüzen insansı şekiller geliyordu. Tam olarak görünümlerini çıkartamıyordu ve yine o başını her zaman belaya sokan merakı onu sarıyordu. Bu gelenler neydi böyle?

Emerald üzerine eglenleri bir süre sonra görmeyi başardı ve bunların ne olduklarını anladı. "Deniz insanları!" dedi yüzünde ufak bir gülümseme ile. Henüz bulamadığı şarkılarla dolu bir halk! Deniz insalrı üzerine doğru gelirken diğer yunuslar etrafını çevirdi ve Emerld onların eşliğinde bir şarkı söylemeye başladı...

by esen » Thu Feb 10, 2005 9:46 pm

Khamel uzun zamandır merak ediyordu, Sonunda bu merakını giderebilecekti. Ama nasıl olmuştuda bu insan şehrin sınırlarına bu kadar yakınlaşabilmişti. Bu düşünceler öyle hızlı geçiyordu ki aklından yanına kadar gelen danışmanı ve yardımcısı Haslley" in sorduğu soruyu bile duymamıştı.

- " Efendim, çalan alarm tüm şehirde ve sarayda kargaşaya neden oldu. şehirde yaşanlar korku içindeler, suyun üstünden gelen insanı, saraya canlı olarak getirilmesi için emir vermişsiniz.Bu doğrumu?"

- "Haberler ne kadar çabuk yayılıyor. Evet duydukların doğru Haslley, sınırlarımıza kadar gelen insanı görmek istiyorum. Ayrıca belkide bizim hayrımıza olacak bir konuşma yapmalıyım
Sende benim kadar iyi biliyorsun yunuslar tarafından bize bildirilen haberler hiç iç açıcı değildi. Bilmediğimiz çok şey var, ayrıca en kötü ihtimalle insanı öldürmek zorunda kalıcağız hepsi bu..."

by Gorath » Thu Feb 10, 2005 9:41 pm

Emerald denizin binlerce güzelliği ile çevrilmiş bir şekilde yüzüyordu ve her yanını kaplayan onlarca balığa bakıyor, etrafında yüzen yunus dostlarına şarkısını duyup geldikleri için minnet duyuyordu. Yunuslar onun normalinden daha hızlı yolculuk yapmasını sağlıyorlardı ve her zaman ona tatlı gevezelikleri ile huzurlu bir yolculuk vaat ediyorlardı.

Denizin tüm güzelliklerini izliyordu ama aklında tek bir güzellik vardı. "Rüzgârın şarkısı!" diyordu yunuslara. Anlatıyordu onlara o kızı. Onun o eşsiz ve huzur dolu sesini, onunla girdikleri maceraları anlatıyordu tüm yunuslara... Yunuslar etrafında o gırtlaktan gelen seslerini çıkarırlarken Emerald onların bu hikayeden çok hoşlandıklarını ve bu hikayeyi tüm denizlere ve okyanuslara yayacaklarını biliyordu...

by esen » Thu Feb 10, 2005 9:14 pm

- "Neler oluyor , bu kargaşada neyin nesi?..." şehrin alarmları çalmaya başladığında uzun süredir etrafta böylesine bir telaş görülmemişti...
- " Efendim gözcüler, şehir sınırlarımızda bir insanla birlikte yüzen yunusları gördüklerini bildirdiler. Biliyorsunuz ki hiç bir insan sınırlarımıza bu kadar yakın gelememiştir..."

- " Demek bir insan , Alaham' a haber verin ! O insanı bir an önce burda görmek istiyorum vede canlı olarak."

- " Ama efendim, bu yasalarımıza aykırı, yaşayan hiç bir insan şehir sınırlarımız içerisine giremez , girende sağ olarak çıkamaz"

- " Bu şehrin yönetici benim ve sana de diyorsam onu yapmak zorundasın . şimdi benim koyduğum kuralları bana öğretmeye kalkma ve dediklerimi
Alaham' a ilet."

by Gorath » Mon Jan 31, 2005 6:17 pm

Amber Rüzgârın şarkısının oturduğu yerin karşısına oturup ona gülümserken ve yemeğini yemeye başlarken uzaklarda iki çocuk yanlarında yaşlı bir bilgeden aldıkları ilacı almış geliyorlardı ve geldiklerinde Emerald'ı uyanmış, çırılçıplak bir halde bir kayaya sırtını vermiş denizin dalgalarını izlerken buluyorlardı.

Emerald çırıl çıplaktı ama çocuklar onu uyanık görünce korkup utansalarda Emerald buna aldırmadı. "Benim için yaptıklarınızdan dolayı hepinize teşekkür ederim!" dedi Emerald ve mağaranın ortasında yanmakta olan ateşe bakarak "şarkılar ve onların güçleri!" dedi çocuklara. Gözlerindeki kızıl ışık çocukları korkutmuştu bir an ama sonrasında çocuklar her nasılsa korkmamaya başlamışlardı. Yarım saat kadar bir sürenin ardından ise Emeraldın yanına oturmuş onun söylediği şarkıları dinliyor, başka diyarların hikayelerini tekrar tekrar anlatmasını istiyorlardı. Gece nasıl geldi hiç birisi anlamadı ama Emerald'ın artık yorgunluğu geçmiş, kıyafetleri kurumuştu.

Ã?ocuklar ondan ayrılmak istemiyorlardı ama gitmeleri gerektiğini biliyorlardı. Emerald ise onları hiç bir şekilde zorlamıyordu. Onlara yarın yeniden gelirlerse onu orada bulabileceklerini söylüyordu ama yarın orada olmayacağınıda biliyordu. Kelaen ve Belar ismindeki iki çocuğu asla unutmayacaktı. Onun hayatını kurtaran iki ismi aklının bir köşesine yazdı. Bu iki çocuğu hap hatırlayacaktı.

İki çocuk gittikten sonra Emerald kalktı ve denizin sonsuz güzelliğine bakarak yeni şarkısını söylemeye başladı. Bu yunusların şarkısıydı. Denizin salgaları boyunca denize doğru yürüdü ve bir yandan da "Geliyorum Rüzgârın şarkısı!" diye haykırdı. Bir an sonra başıda denize girmişti ve Emerald denizin içerisinde kaybolmuştu! Ama Yunusların şarkısı artık suyun altında sürüyordu!

by esen » Mon Jan 31, 2005 4:05 am

Miğdesi bulanıyordu, düşüncelere daldığı anda uzaklardan bir melodi geliyordu kulaklarına. Ã?ylesine bitkin ve öylesine umut dolu bir sesle gelmişti... Biliyordu o ölmemişti ve kim bunun aksini iddia etsede inanmayacaktı. Gözlerindeki yeni parıltılarla karşısındaki adama döndü ve
-" Lordum lütfen bu üzücü ama ne yazık ki gerçek olan olayları konuşmayalım. Beni yemekte size eşlik etmem için davet etmenize inanın çok sevindim. Ayrıca baştaki kabalığımı lütfen affedin. Nede olsa biraz şaşkındım yabancı bir yerde uyanmak beni biraz asabi ve hırçın yapmıştı. Sizin asil kalbinizi ve iyi niyetinizi şimdi farkediyorum ve şu andan itibaren sizinleyim her şekilde " Bu kelimeleri ustalıkla söylemiş ve birazda cazibesiyle bütünleştirmişti. Emerald'a yardım etmek istiyorsa karşısındaki adamın güvenini kazanmalıydı böylece her istediğini rahatça yapabilecekti.

by Gorath » Sat Jan 29, 2005 6:08 pm

Karanlık...

Su sesleri var etrafta! Bazı şapırtılar...

Öldü sanılanın uyanışı diyorlar buna!

Emeral gözlerini açtı ve etrafına baktı. Yanında konuşan bir ses duyduğunu sanmıştı ama aslında ses filan yoktu. "Rüzgârın şarkısı!" dedi hızla yerinden doğrularak ama bir anda gözleri kaydı ve başı gerisin geri düştü.

Yıllardır şarkıların dostluğunu almıştı. şimdi ise bu dostluğu kullanabiliyordu. Her şarkının bir gücü vardı. Bunu biliyordu. Bilinci kayma noktasındayken ruhu ile şarkı söylemeye çalıştı.

Yaşamın şarkısı!

Gönül ferahlatan bir nefes
Onu içine çekersen anlarsın
Böyle bir enerjiyi
Ne verebilir sana?
Gözlerdeki yaşlar bile doku ile gelir
Onları hissetmek lazım
Yaşamın dokuları onlar
Gözlerindeki dokular
Ruhuna şifa veren
Onları saran bazı eski tatlar!

Emerald'ın ruhu yaşamın şarkısını söylüyordu ve Emerald şarkının yaşamdan çektiği güçle ruhunun iyileştiğini hissediyordu. Evet artık biliyordu! Yaşayacaktı!

by esen » Fri Jan 28, 2005 2:09 am

Hey Belar biliyorsun sınırın ötesine geçmek yasak, her seferinde beni neden kandırmana izin veriyorum bilmiyorum.
- " Sende biliyorsun buralar çok sıkıcı, hem çıktığımızı kimse bilmezse sorun olmaz..."
- "Tamam, ama bu sefer mercan kayalıkların oraya ilk giden ben olacağım."
- " Ama oyun bozanlık yapıyorsun Kelaen, (heheh) ama unutma ben senden daha hızlıyım..."
- "Neden durdun yoksa korktun mu? Nereye bakıyorsun Belar?" ileride mercan kayalarının üzerine doğru düşmekte olan insanı gördüler. Bir an korkudan öylece durmuşlar ve mercan kayalarına çarpan insanı izlemişlerdi. Ama Belar denen küçük su perisi hızla yabancıya doğru yüzmeye başladığında, arkadaşı Kelaen korkudan hareket bile edememişti.
yabancıyı incelemeye başladı, ama insanlar su altında yaşayamazlardı ve galiba ölmek üzereydi. Kelaen' in olduğu yere doğru bakıp onu yanına çağırmayı düşündü. Bir şekilde bu insan hala yaşıyor olabilirdi. Bunu anlamaları için onu gecen sefer oyun oynarken keşfettikleri su altı mağrasına götürmeyi düşündü. Oradaki mağra yüzeye çıkış kapısı görevini görmesinin yanı sıra, insan yaşıyorsa nefes almasınada yardımcı olacaktı...
-" Bak gördünmü yaşıyor!, sana dedim" İnsanı mağraya getirmeleri zor olmamıştı ama arkadaşı Kelaen hep sızlanmış hatta korkudan bırakıp gitmeye bile kalkmıştı.
-" Belar , ya bu insana yardım ettiğimizi duyarlarsa, o zaman ne yapacağız söylermisin ?"
-" Kimse bilmeyecek ki!! Hem sen demezmiydin suyun üzerinde yaşam nasıldır diye? al işte elimize çok iyi bir fırsat çıktı. Hem bu seferki hala hayatta, diğerleri gibi ölü değil."
- " Ama yaralı ve her an ölebilir, hem ölmese bile onu burda tutamayız biliyorsun"

............

- " Tamam işte oldu, burada hem nefes alabilir hemde kuru ve rahat eder şimdi gitmeliyiz, ama bu olanlardan kimseye bahsetmeyeceksin Kelaen!!. Beni duydun değil mi? ayrıca bu seninle benim sırrımız olarak kalacak. şimdi söz ver bana , tamam mı ? dedim" İnsanı mağranın kuru yüzeyine kadar taşımış ve ona sıck bir yer hazırlamışlardı. Gerçi bu sıcaklık ne kadar işe yarardı bilmiyordu Belar, ilk iş olarak büyücüleri olan yaşlı Malear' dan insanı iyileştirmek için bazı iksirlerini almalıydılar ama bu kolay olmayacaktı.

-" Tamam söz veriyorum , sadece sen ve ben bileceğiz. Ama adam ileştiği zaman bize zarar vermeye kalkarsa o zaman ne yapmayı düşünüyorsun?"

Bu hiç aklına gelmemişti, biraz düşününce aklına bir fikir gelmişti. şimdi yüzünde koca bir sırıtışla cevap verdi.
-" İnsan iyileştiği zaman onu bir güzel bağlarız, bizim şu sağlam olan yosunları hatırlıyorsun değil mi. işte onlarla her yanını sararız yardımımız olmadan asla kurtulamaz ve bize zarar vermeyi bile düşünemez. Hadi geç kalıyoruz, şimdi anlayacaklar sınırı geçtiğimizi, elini çabuk tut. " Yaralı olan yabancıyı mağranın zemininde bırakıp hızla uzaklaştılar...

by Gorath » Sun Jan 23, 2005 9:05 pm

Bir gün önce denizde sürüklenen bir kapının üzerinde:

Emerald gözlerini zorlukla açtı ve bir filikanın kendilerine doğru yaklaştığını gördü. Gözlerini zorlukla açık tutuyordu. Sonra gözleri filikanın üzerindekilere odaklandı. Zırhlar içerisinde bir şövalye! Nasılda korkusuzca filikanın ucuna tek ayağını koymuş kendilerini gözlüyordu! Nasılda korkusuz, onurlu bir lord gibi... "Lord Alemnanın şövalye generali Amber!" dedi adamı tanıma ile sona kadar açılan gözlerini adamın üzerinden ayırmadan.

Rüzgârın şarkısı kapının üzerinde uykuya dalmıştı ve belkide bu gemi onun tek kurtuluşu idi. Peki ya kendisinin?

Bedeni daha fazlasına dayanamayacaktı belki ama buna mecburdu. Amber denen bu şövalye general ya onu öldürecekti ya da işkenceler çektirerek Alemnanın daha fazla işkence göreceği ellerine götürecekti. İşte böyle bir andan korktuğu için yer altını terk etmemişti bunca zamandır ve o an şimdi gelmişti!

Yavaşça kapıyı bıraktı ve kapıyı ayakları ile tekneye doğru ittirdi. Rüzgârın şarkısı kapı ile birlikte tekneye doğru sürüklendi. Hemde olağandan hızlı bir şekilde ve teknedekiler kapı ile çarpışınca dengelerini kaybettiler. Çok iyi bir şekilde dengede kalan Amber dışındaki üç kişi suya düştü. Kapı ise ters döndü ve rüzgârın şarkısı suya düşerken Lord Amber zırhının göğsünde duran bıçaklardan birisini sıkıca kavradı. Belli ki amacı esir almak değildi!

Suya düşmüş tayfalardan birisi rüzgârın kızını kolları arasına alıp filikaya çıkarken Emerald bir an rahatladı ama o ânın sonunda rüzgârın kızına sadece sessiz bir şekilde"Elveda!" diyebildi.

Bir an sonra ise "Cehenneme git Ozan!" diye haykıran Amberin sesi duyuldu. "O yalanlarla ve zehirlerle dolu hayatınıda yaında götür!"

Bıçak Amberin elinden çıktı ve büyük bir hızla döne döne hedefine doğru ilerledi. Bir an bir saplanma sesi geldi. Bir an sonra ise suda büyük bir şapırtı. Beden suyun altına doğru inerken suyun yüzeyi kanla kaplanmıştı ve bıçakta dahil suyun üzerinde hiçbir şey kalmamıştı.

Lord Amber hızla hayallerden sıyrıldı. "Onu ben öldürdüm!" dedi ve elindeki şarabı tutup bir dikişte içti. "O bunu hakediyordu!"

Top