Yolun gittiği yere...

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Yolun gittiği yere...

by Hükümlü » Mon Sep 06, 2004 5:58 pm

"Evet ne dersin barbar efendi? Var mısın?"

Soytarı ile barbar bütün gece konuştular neler yapıp neler yapmıcaklarını. soytarı olduğu yere çömelmiş hafif hafif hareket ediyordu, her hareketi takiben gelen şıngırtılarla beraber.
Barbar kafasıdakileri tarttı, düşündü.
Barbarın kararsızlığını gören Emrahab:

"pekala o zaman yarın sabah konuşuruz. şimdilik ikimizide iyi bir uyku iyi gelecektir; ama önce biraz daha su dökmeliyim." hafif hafif gülerek mağaradan çıktı.

by astarte » Sun Sep 05, 2004 1:31 am

birden bütün çocukluğu,babasının sözleri geldi aklına..neyini iyi neyin kötü olacağını söyleyen ve de garip bir şekilde he zaman haklı çıkan babası...

'her şeyin bir ndeni vardır...evet vardır..diye düşündü..kaderim beni olmam gereken yere götürecektir...'

yalnız olmak çoğu zamn güvenli olsada..birilerine ihtiyacı vardı..yalnız bir şekilde kimsesiz ölmek istemiyordu...

'eğer babam bana yalnızolmayı öğütlediyse herşeye rağmen....bütün bu yalnızlığıma rağmen...onu bir kez daha dinleyeceğim..'

tabi daha sonra karşısına çıkacak olan hiç tahmin edemeyeceği bir insan için bu kuralını bozacağını daha o zamnlar bilmiyordu....

by wicked_one » Mon Aug 23, 2004 5:42 pm

Ozan araj ı evdeki yatağa koyduktan sonra yemek aramaya çıkmıştı...Bazen niye bu kadar çok yardım ettiğini merak etiyordu...Onun hayatı kendini kurtarmakla geçmişti hep...'Neden'dedi kendi kendine ama cevabı biliyordu,her ne kadar hatırlamak istemesede...Babası onun yalnız çalışmasının daha iyi olacağını söylemişti...Ama artık yalnız olmak,yalnız bir şekilde ölmek onu korkutuyordu...

by Araj_The_Wolf » Sat Aug 21, 2004 10:01 pm

Not: Geçmiş olsun kardeşim.Sorumsuzluk yaptığınıda hiç düşünme sonuçta burada bir hikaye yazıyoruz diye gerçek hayattan kopamayız işimiz varken gelip yazamayız.Geçmiş olsun tekrar...

Üzerine geliyordu...Tekrar...Hayır olmaz..Yapmaa...Seni lanet pis şeytan...Hayır...Senden bunun hesabını soracağım!!!!!
"Hayırr Arghhhhhhhhhhhhhhhhh!!!!!!"
Uzun süre sayıkladıktan sonra nefes nefese uyandı Araj.Quel-Saruk onu izliyordu.Gözleri hep aynı tarafa bakıyordu.Sürekli....2 saat boyunca...Sanki bitkisel hayata geçmiş gibiydi.
Aniden gözleri quel-saruğa döndü.Bana ne olduğunu merak ediyor musun kardeşim? Necromancerlar...O pis şeytanların eline düştüm.Eğer istiyorsan sana acılarımı anlatırım ...Ama yanımda bana acı çektiren şeytanların sanatını nasıl öğrendiğimi...
Kafasını çevirdi;cevabını bekliyordu...

Not: Raistlin???Raistlin???Raistlin???Raistlin??? benim grubum nerde?
---------------luiltarva-------------

by Hükümlü » Sat Aug 21, 2004 7:02 am

not: öncelikle daha önce msj yazamadığım için çok özür dilerim arkadaşlar sorumsuzluk yaptım ama sağolsun raistlin bey pek güzel idare etmiş teşekkür ederim.
bu arada bir şey daha adım Emrahab abiler ;) :P


Emrahabı hafif bir titreme aldı.
"Büyük...büyük ihtimalle hasta olucam. baksana nasıl da titriyorum. dur ama önce su dökmem lazım hemen. ondan sonra gelirim konşuruz...
Emrahab işini halledip geldikten sonra İki üç parça et koparıp konuşmaya başladı:
Kan dökmeyi seviyorsun ve para kazanmayı da seviyorsun....benzeşiyoruz seninle küçük adam.
para kazanıcaz ve zevkli olucak emin ol...yapacağımız şey işe şu...


not2: çok kötü hasta olduğum için devamını yazamayıp böyle kısa kestim özürlerimi dilerim....

by Raistlin » Thu Aug 12, 2004 3:45 am

Gece bastırdığında dağın eteklerindeki sert rüzgarlar basık ılık havayla büyük bir tezat oluşturuyordu. Mağaranın içinde yanan ateşin ışığı içeri sızmayı başaran meltemle bir dansöz gibi oynuyordu. Barbar hala yemekle meşguldu ve duracak gibi de gözükmüyordu. Kocaman iki matara birayı mideye indirmiş neredeyse bir ayıdan daha fazla yemek yemişti. Barbar adam gayet doğal bir şekilde geyirirken taşların üzerine sanki pamuktan bir yataktaymış gibi rahatça uzanmıştı.

Ağzındaki yemeği çiğnemeye devam ederken elindeki dev ayının budunu kullanarak Emraha'ya işaret etti:
"Evet konuş bakalım deli... Ne yapıyoruz?"

by wicked_one » Sat Aug 07, 2004 4:52 am

'Eğer sana yardımım dokunacaksa'dedi...Zaten grup dağıtmayı hiç düşünmemişti...SEndelediğinde büyücü hemen yanına gitti...Korunaklı bir yer istemişti...Ve ona istediğini verecekti...Hemen kolyelerinden birini çıkarttı...Bİr kulübe yaratacak büyünün sözlerini söylemeye başladı...Kulübe oluştuğunda hemen büyücüyü içeri taşıdı...Ve quel e sessizce içeri gelmesini söyledi...HEpsi içerideydi...

by Araj_The_Wolf » Sat Aug 07, 2004 2:19 am

Rüzgar saçlarını uçuştururken demir parmaklıkları elinde hissetti.Kaybettiği yılları geri getiremiyor olmak kalbine dayanılmaz bir acı veriyordu.Yine de kardeşini bulmuş olmak onu rahatlatıyordu.Kardeşinin söylediği sözler hoşuna gitmişti.Acı çektiği belli olacak şekilde gülümsedi:
"Evet kardeşim...Evet.Seni bulacağımı biliyordum ve buldum.Ancak bana 10 dakika verirsen sana yaşadıklarımı anlatacağım." dedi ve arkada yaklaşmakta olan barda doğru ilerledi:
"Belkide...Belkide bana sinirlerime hakim olmasını bana öğretebilirsin.?İyi bir grup olabiliriz belki.Ama sakın ,sakın kardeşimi benden almaya kalkma...Kaybederiz...İkimizde." dedi.
Tam dönecekken sendedeli ve yere düştü.Başı dönüyordu.Yorulmuştu.QuelSaruk a döndü ve :
"Kardeşim...Kalacak bir yer bulalım.Uyumam lazım;bana yardım et...Lütfen"...

by QuelSaruk » Tue Jul 20, 2004 5:29 pm

katil arkasından gelen ayak seslerini duyup arkasını döndü kardeşi geliyordu ağaçlar arasından.güldü ve seslendi .seneler sonra tekrar berabermiyiz dersin kardeşim.ve gür bir kahkaha attı

by wicked_one » Tue Jul 20, 2004 2:23 am

'Aptallar'diye düşündü...Ama sonra bu düşünceyi kafasından uzaklaştırdı...tanrılar onlara seçim şansını bahşetmişlerdi...Ve dost olmayı,yoldaş olmayı,ölmeyi bahşetmişlerdi...'Tek tek veya topluca,ne fark eder?'diye düşündü...
'Çok şey farkeder'diye yankılandı bir ses zihninin derinlerinde...Babası onun akıl hocası olacağını söylerken bunu kastetmemişti....'Onlara doğruları söyledin oğlum...Ve her ne kadar tek çalışman gerektiğini düşünsem de fikrine saygı duyuyorum...Hepininz bir grup olsaydınız,karşınızda durabilecek sadece yaşlı bir kırmızı ejder olurdu...Hehehe oğlum,hep yanında olacağım...Hernekadar buna zorunlu olsam da...Hehehe...En azından seni dostu kabul eden tek kişinin yanına git,bul onu ve onla yolculuğa çık...İki her zaman için birden iyidir...Özellikle savaşta...Neyse evlat,sen devam et yolculuğuna,ben yanındayım...
'Sağol baba'diye düşündü...Sonra aklında bir şiir yola,onu dostu kabul eden kişiye,kiralık katile doğru yürümeye başladı...Büyü kullanarak onun yanına gidebilirdi...Ama biliyordu ki,büyü gerekmedikçe kullanılmamalıydı...

by QuelSaruk » Tue Jul 20, 2004 12:54 am

ahada bende tam onu dicektim .günlerdir aynı yerde dönüpo duruyoruz ya. deli oldum valla .neyse bundan sonrası olduğu gibi gitsin boşuna ortamı germeye gerek yok değilmi :D

by Raistlin » Mon Jul 19, 2004 11:43 pm

NOT: Beyler daha fazla izini buluyorum, yolda rastgeliyorum tarzı mesaj atarsanız silmek zorunda kalacağım. İnsanları zorlayarak istemedikleri şeyleri yapmaya yönlendiremezsiniz. Siz ne yaptığınızı söylersiniz, daha fazlasını değil... Bırakın herkes istediğini yapsın... Bu zorunlu bir FRP grubu değil, ayrıca Araj bu "senin grubun" hiç değil... Anlayışınız için teşekkürler...

by Raistlin » Mon Jul 19, 2004 11:39 pm

Corax Araj'ın bayılmasıyla güçleri azalan ghoulların elinden kurtuldu ve koşmaya devam etti. Yüzünde üzerine çok gelindiği için gizleyemediği öfke vardı.
"Lanet olsun! Eski dostum bile bana saldırıyor! Bundan sonra asla kimseye güvenmeyeceğim" diye düşündü. Yine de Araj'a zarar vermek istemiyordu. Onun kafası dağınıktı ve toparlaması gerekiyordu belli ki...

Büyüden oldum olası nefret etmişti ve bugün boş yere kullanılan yeterince büyü görmüştü. Yanında onunla beraber koşan adama baktı. Yetişmekte zorlandığı belliydi. Hızını biraz azaltıp Emraha'nın yetişmesine izin verdi.

Corax koşarken Araj'ın iyileştirdiği yaralarına baktı. Yeniden saatlerce savaşacak kadar iyi hissediyordu. "Sabrım taştı deli adam. Bir daha bana müdahale edecek olan olursa kafatasından kanını içeceğim! Bu yüzden hazır olsan iyi olur!"

Yüzündeki beyaz boyaları teriyle yıkanınca akmaya başlayan adam nefes nefese gülümsedi. "Hehehh..... Demek.... senin gibi azmanlar bile.... gerekirse.... kaçabiliyormuş...." diye alaya aldı

Corax umursamadı: "Ben korkumdan kaçmıyorum... Araj'ı öldürecek öfkemden kaçıyorum.... O eskiden bir dostumdu ve ona en azından bu kafası karışık anda bunu borçluyum... Her ne kadar katil olsam da onursuz bir savaşçı asla değilim! Birini öldüreceksem suratına söylerim!"

"Peki beni... öldürecek misin... onurlu savaşçı?" dedi Emraha bu sefer aralarda gülerek...

"Henüz değil deli adam... Henüz değil..." diye güldü Corax

Patikalardan ayrılıp sık ormanda ilerlediler. Barbar buraları iyi biliyor gibiydi ve izini nasıl kaybettireceğini de çok iyi biliyordu. Derelerden geçip ufak tepelerden aşağı atladılar ve hızlarını biraz azaltsalarda uzun süre ilerlediler. Sonunda Corax tatmin oldu ve bazı ağaçların güneşe göre yönünü ve yerdeki bitkileri inceledi. Ya da Emraha öyle yaptığını zannetti. Sonunda rahatça bir mağara buldu ve önünde yere çöküp sırtını taşa verdi ve dinlenmeye başladı.

"Dinlen deli adam... Birazdan geceyi geçirmek için mağaraya gireceğiz..."

Emraha'nın üzerindeki ziller her adımında ses çıkartarak bir tür müzik çalıyordu.
"Mağara mı? Ya içerde bir ayı filan varsa?"

"Elbette var" dedi barbar sakince... "Akşam ne yiyeceğimizi sandın... İçerde iki tane boz ayı var... Bir anne bir de yavrusu... Yavrusunun pençeleri yeterince büyük yani kendi kendine hayatta kalabilir. Soğuk mevsime daha çok var" diye kendi kendine konuşuyordu sanki.

Emraha yorgunluktan yere çöktü. Kalkmak ona hiç de iyi bir fikir gibi gelmiyordu. Barbarın uyukladığını farketti. Bir anda adam konuşunca irkildi:
"İstiyorsan kısa bir süre uyu, ayılar yeni avlanmışlar karınları toktur... Ben nöbet tutuyorum... Karanlık bastırınca içeri gireriz ve rüzgardan korunuruz ve senin şu konuyu konuşuruz..."

by Araj_The_Wolf » Mon Jul 19, 2004 4:37 pm

Araj etrafında olup bitenleri fark etmekte gecikmişti çünkü büyü gücünü önemli ölçüde alıyordu.Ancak bir anda grubunun parçalandığını fark etti ve iç güdüsel bir hareketle:
"Vela Comensan,Turuman Quele SAMANANN!!!!!"
ve etrafından bir sürü iskelet çıkmaya başladı.Araj tekrar bağırdı:
"Dostlarımı getirin onların hata yapmasını istemiyorum!!!!!"
İskeletler hızla dağılan kişilerin arkasından yönelmeye başladılar.Araj kalan son gücünü Corax için harcayacaktı.Ã?ünkü iskeletler onu tek başlarına getiremezlerdi.Araj:
"Geliyorum....." dedi ve görüntüsü bulanıklaşmaya başladı.
Corax yüzü boyalı adam elindeyken bile hiç beklenmeyen bir şekilde koşuyordu.Arkasındaki ağaçların ona doğru yaklaşan bir alevle yandığını fark etmemişti.Birden üzerine 1 metre boyunda birşeyin dokunduğunu hissetti.Arkasına baktığında kimse yoktu.Onu çekiyordu.Geriye doğru...Corax durmuştu.şimdi eli kendine doğru çekiyordu.Birden Corax'ın etrafında 4 tane ghoul belirdi.Onlar da onu çekiyordu.Bu defa Corax geriye doğru sürüklenmeye başlamıştı.Sürükleniyordu.Ama bir an onu çeken görünmez el durdu.Ve yere düşme sesi geldi.Corax yere baktığında Araj'ı gördü. Yerde bayılmıştı ve sayıklıyordu:
"Corax onları geri getir,Corax onları geri,Corax ...."

by QuelSaruk » Mon Jul 19, 2004 4:06 pm

quel arajın yanına gitti ve arkasını dönmüş barbara sadece basit bir güle güle dedi.sonra araja ve ozana dönüp bırakalım gitsin benim için fark etmez dedi.bu yaşıma tek başıma geldim evlat dedi araja.güldü bir kahkaha attı ve arajın elini sıkarak beni nerde bulacağını biliyorsun evlat hiç kaybetmemiştin oysa öle değilmi diyerek güldü.ve ozana bakarak dostum seni sevdim diyerek güldü.duraksadıktan sonra belki başka bir gün başka bir yerde gerçek bir maceranın içinde omuz omuza senin şarkılarını dinleriz .dedi ve ozanın sırtına dostça vurduktan sonra ormanın içine gölgeler doğru ilerlemeye başladı.kim bilir belkide bir çağrı vardı kafasında ta uzaklardan esen ...

Top