by Galat-tirin » Sun Aug 15, 2004 8:55 pm
(aşağıda okuyacağınız bölüm kitabın başında geçmektedir. Psikopat bir karakter hakkındadır. Roman, Wampire The Masquarade hakkındadır. -bilgim dahilinde- wampire olarak White Wolf'un basacağı Türkiye'deki ilk kitap olabilir..)
Sinema perdesine baktı. "Seni seviyorum örümcek adam.."
O anda tüm bina üstlerine yıkıldı. Ve bütün film boyunca yalanlar söyleyip, birbirlerini kıskandırmak için başkalarının hayatlarını mahveden bu ikilinin üzerine dev bir beton bloğu düşerek, narin bedenlerini fındık kabuğu gibi parçaladı...
Filmi izlerken o, bunları görüyordu.. "Heyy kafanı biraz yana çek!" arkasından gelen bu sese doğru öfkeyle baktı. Koltuğunun içine biraz daha gömüldü. Bu sefer de oturduğu koltuk ileri geri sallanmaya başladı. Arkasına hışımla döndüğünde aynı kabasaba adamın alaycı bir ifadeyle gözlerinin içine bakmakta olduğunu gördü. Ayaklarını koltuğuna dayamış, onu hafifçe itiyordu.
Ã?nüne döndü, koltuğuna biraz daha gömüldü, sallantılar içerisinde filmin en beğendiği sahnesi olan Mary Jane"in kafasının kopuşunu izlemeye devam etti...
Film bittiğinde hava çoktan kararmıştı. Herkes yavaş ve tembelce yerlerinden kalktı, sallana sallana çıkış kapısına koyuldu. Adam, film boyunca içtiği kolanın etkisiyle sağlam bir geğirdi. En son o, yavaşça basamakları çıkıp sinemanın arka kapısından çıktı. Kot pantolonunun arka cebinden bir sigara çıkardı. Lanet olası şey dümdüz olmuştu. "Evde oturup kıçı büyütürsen olacağı budur işte! Ama yağma yok. Yarın spora başlıyorum" diye geçirdi içinden.
Evi bir sokak üstteydi. Yürüyerek on dakika. Eliyle sigarasını düzeltip, çakmak arandı. Yeleğinin ceplerine baktı, gömleğinin cepleri, pantolonu.. Bulamadı. şansına bir küfür ederek yürümeye başlayacaktı ki karanlıkta, hemen iki metre ötesinde, birinin sigarası parladı. Adam homurdanarak ateş istemeye gitti. Yanına ulaştığı zaman, burda dikilmiş sigara içenin, sinemadaki delikanlı olduğunu farketti. Ufak tefek bir şeydi kendisine göre.
- İrikıyım vücudunun hepsini görebilmek için evindeki iki aynayı birleştirmek zorunda kalmıştı. Aslında, hayatında cüssesinden başka hiçbir şeye sahip olmayan bir adamdı. -
"Heyy, çocuk. Ateş versene." Ã?akmağı almak için elini uzattığında, genç adam sigarasından derin bir nefes çekti. Yüzü aydınlandı. Gözlerini gözlerine dikmişti. Adamın çakmağa uzanan elleri bir an tereddüt etti.
"Gözünü kırpana kadar seni öldürebilirim.." dedi genç adam.
Adam telaşla delikanlıya baktı. Ellerine, kemerine, beline.. Hayır, silahı yoktu.
"Ölmenin nasıl bir duygu olduğunu bilir misin?.."
"Monitörden kendi kalp ritmine bakmak.. Yavaşladığını görmek.. Sayının her an düşmesi, yavaş.. yavaş.. Sonra kalbinin durması. Hayır, bunu anlaman için monitöre bakmana gerek yok.. Ama kafanı çevirdiğinde yanılmadığını görmek.. Saatine bakıp yirmi saniyen kaldığını fark etmek.. İşte o an.. Tanrıya sana bu yirmi saniyeyi verdiği için bile minnettar olmak.. Bir yimi saniyeye ömrünü nasıl dolduracağını düşünmek.. Ama Tanrı seni satmıştır.. Daha üçüncü saniye de ipek kanatlı meleklerin seni alıp daha iyi bir yere koymak için gelmeyeceğini anlarsın! Boğuluyorsundur.. Boğulmanın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun?
Ã?nce derin bir nefes alırsın.. Suda solumaktan farksızdır.. Hiçbir işe yaramaz.. O zaman farkedersin.. Cennet yok! Cehennem ise sana ulaşmak üzere.. Dördüncüde başına korkunç bir ağrı saplanır. Birinin kafana kılıç sapladığını zannedersin.. Beşincide kanama başlar.. Ahh, hayır. Teknik olarak kanın akmaz.. İşte o zaman küçüklüğünde kafanı yardığında oluşan o kan gölü bir nimete dönüşür senin için.. Gözlerin.. Gözlerin o akmasına kıyamadığın değerli kanınla doludur o an.. Büyürler.. Büyürler.. Dışardan koca kırmızı gözleri olan bir yaratığa benziyorsundur artık.. Yedide kaslarının kontrolünü kaybedersin.. Deliler gibi kasılmaya, çırpınmaya başlarsın.. Ağzından çıkan hırıltıların bir yardımı olmaz.. Ne dediğini sen bile anlamıyorsundur artık.. Cehennemin içindesindir.. Bitmesine az kaldığını düşünürken, bunun asla bitmeyeceğini de biliyorsundur aslında.. Sekizde..."
"Bebe, kes saçmalığı da kodumun çakmağını ver banaahhhg!"
Daha gözünü kırpamadan delikanlının yumruğu adamın nefes borusunu içeri göçertmişti bile. Adam, dizlerinin üstüne çökmüş, inanmaz gözlerle ona bakıyordu.
Saatine baktı delikanlı. "Yirmi saniyen var" diye fısıldadı adama. Ve sigarasından bir nefes daha çekip ilerlemeye başladı...
(aşağıda okuyacağınız bölüm kitabın başında geçmektedir. Psikopat bir karakter hakkındadır. Roman, Wampire The Masquarade hakkındadır. -bilgim dahilinde- wampire olarak White Wolf'un basacağı Türkiye'deki ilk kitap olabilir..)
Sinema perdesine baktı. "Seni seviyorum örümcek adam.."
O anda tüm bina üstlerine yıkıldı. Ve bütün film boyunca yalanlar söyleyip, birbirlerini kıskandırmak için başkalarının hayatlarını mahveden bu ikilinin üzerine dev bir beton bloğu düşerek, narin bedenlerini fındık kabuğu gibi parçaladı...
Filmi izlerken o, bunları görüyordu.. "Heyy kafanı biraz yana çek!" arkasından gelen bu sese doğru öfkeyle baktı. Koltuğunun içine biraz daha gömüldü. Bu sefer de oturduğu koltuk ileri geri sallanmaya başladı. Arkasına hışımla döndüğünde aynı kabasaba adamın alaycı bir ifadeyle gözlerinin içine bakmakta olduğunu gördü. Ayaklarını koltuğuna dayamış, onu hafifçe itiyordu.
Ã?nüne döndü, koltuğuna biraz daha gömüldü, sallantılar içerisinde filmin en beğendiği sahnesi olan Mary Jane"in kafasının kopuşunu izlemeye devam etti...
Film bittiğinde hava çoktan kararmıştı. Herkes yavaş ve tembelce yerlerinden kalktı, sallana sallana çıkış kapısına koyuldu. Adam, film boyunca içtiği kolanın etkisiyle sağlam bir geğirdi. En son o, yavaşça basamakları çıkıp sinemanın arka kapısından çıktı. Kot pantolonunun arka cebinden bir sigara çıkardı. Lanet olası şey dümdüz olmuştu. "Evde oturup kıçı büyütürsen olacağı budur işte! Ama yağma yok. Yarın spora başlıyorum" diye geçirdi içinden.
Evi bir sokak üstteydi. Yürüyerek on dakika. Eliyle sigarasını düzeltip, çakmak arandı. Yeleğinin ceplerine baktı, gömleğinin cepleri, pantolonu.. Bulamadı. şansına bir küfür ederek yürümeye başlayacaktı ki karanlıkta, hemen iki metre ötesinde, birinin sigarası parladı. Adam homurdanarak ateş istemeye gitti. Yanına ulaştığı zaman, burda dikilmiş sigara içenin, sinemadaki delikanlı olduğunu farketti. Ufak tefek bir şeydi kendisine göre.
- İrikıyım vücudunun hepsini görebilmek için evindeki iki aynayı birleştirmek zorunda kalmıştı. Aslında, hayatında cüssesinden başka hiçbir şeye sahip olmayan bir adamdı. -
"Heyy, çocuk. Ateş versene." Ã?akmağı almak için elini uzattığında, genç adam sigarasından derin bir nefes çekti. Yüzü aydınlandı. Gözlerini gözlerine dikmişti. Adamın çakmağa uzanan elleri bir an tereddüt etti.
"Gözünü kırpana kadar seni öldürebilirim.." dedi genç adam.
Adam telaşla delikanlıya baktı. Ellerine, kemerine, beline.. Hayır, silahı yoktu.
"Ölmenin nasıl bir duygu olduğunu bilir misin?.."
"Monitörden kendi kalp ritmine bakmak.. Yavaşladığını görmek.. Sayının her an düşmesi, yavaş.. yavaş.. Sonra kalbinin durması. Hayır, bunu anlaman için monitöre bakmana gerek yok.. Ama kafanı çevirdiğinde yanılmadığını görmek.. Saatine bakıp yirmi saniyen kaldığını fark etmek.. İşte o an.. Tanrıya sana bu yirmi saniyeyi verdiği için bile minnettar olmak.. Bir yimi saniyeye ömrünü nasıl dolduracağını düşünmek.. Ama Tanrı seni satmıştır.. Daha üçüncü saniye de ipek kanatlı meleklerin seni alıp daha iyi bir yere koymak için gelmeyeceğini anlarsın! Boğuluyorsundur.. Boğulmanın nasıl bir şey olduğunu biliyor musun?
Ã?nce derin bir nefes alırsın.. Suda solumaktan farksızdır.. Hiçbir işe yaramaz.. O zaman farkedersin.. Cennet yok! Cehennem ise sana ulaşmak üzere.. Dördüncüde başına korkunç bir ağrı saplanır. Birinin kafana kılıç sapladığını zannedersin.. Beşincide kanama başlar.. Ahh, hayır. Teknik olarak kanın akmaz.. İşte o zaman küçüklüğünde kafanı yardığında oluşan o kan gölü bir nimete dönüşür senin için.. Gözlerin.. Gözlerin o akmasına kıyamadığın değerli kanınla doludur o an.. Büyürler.. Büyürler.. Dışardan koca kırmızı gözleri olan bir yaratığa benziyorsundur artık.. Yedide kaslarının kontrolünü kaybedersin.. Deliler gibi kasılmaya, çırpınmaya başlarsın.. Ağzından çıkan hırıltıların bir yardımı olmaz.. Ne dediğini sen bile anlamıyorsundur artık.. Cehennemin içindesindir.. Bitmesine az kaldığını düşünürken, bunun asla bitmeyeceğini de biliyorsundur aslında.. Sekizde..."
"Bebe, kes saçmalığı da kodumun çakmağını ver banaahhhg!"
Daha gözünü kırpamadan delikanlının yumruğu adamın nefes borusunu içeri göçertmişti bile. Adam, dizlerinin üstüne çökmüş, inanmaz gözlerle ona bakıyordu.
Saatine baktı delikanlı. "Yirmi saniyen var" diye fısıldadı adama. Ve sigarasından bir nefes daha çekip ilerlemeye başladı...