by UndeadBlackDragon » Thu Dec 27, 2007 5:56 am
Mellor'u Anmak
Ana salon bir kral için sade döşenmişti. Salonun iki yanında karşılıklı duran iki büyük taş şömine içeriyi ısıtıyordu. Zemin boydan boya halılarla kaplıydı. Duvarlardan ise birkaç savaş, av, şehir yada ziyafet motifli kilim sarkıyordu. Tavandan sarkan dev avize ve gelen ışığı güçlendirmek için etrafa dağılmış olan aynalar büyük salonu yeterince aydınlatıyordu. Salonun ortasında iki büyük taht duruyordu. Biri kral, digeri kraliçe için. Tahtların etrafına ise danışmanlar, katipler, generaller ve diğer yönetim kademesindekiler için geniş koltuklar dizilmişti. Kraliçenin tahtı boştu. Valet-Ruhin'in hükümdarlık koltuğunda ise düşüncelerine dalmış bir kral oturuyordu.
Valhin büyük salonda tek başınaydı. Yağmurun, cama vurunca çıkarttığı ritmik seslerin hızlanmasından, dışarıdaki yağışın sanağa dönmeye başladığını tahmin ediyordu. Dirseğini tahtın kolluğuna yaslamış, çenesini ise eliyle kavramıştı. Dalgalı, uzun, kahverengi saçları, derin bakışlı, yeşil gözleri vardı. Ã?ıkık elmacık kemikleri, kartal gagasına benzeyen burnu, belirgin çenesi ve daima çatık kaşlarıyla, dışarıdan sert ve kizgin birisi gibi gözükürdü. Ama onunla tanışmak, dış görünüşün yanıltıcı olduğunu kanıtlardı.
Altın ve gümüş işlemelerle süslü giriş kapısının açılmasıyla düşüncelerinden sıyrıldı. İçeri giren kişiyi görünce sevinçle ayağa kalktı. Kapı gürültüyle kapandı. Mendal, yüzündeki sırıtışla karşısında dikiliyordu. "Konağını büyütmeyi ne zaman bitireceksin Valhin? şu lanet merdivenler, yukarı çıkmak bir süre sonra işkenceye dönüşüyor." Valhin, "Krallık Ağacı izin verdiği müddetçe büyücü." Kahkaha atarak gürledi, "Hoşgeldin hayırsız dostumun, hayırsız çırağı Mendal. Son ziyaretinizden beri aradan koca bir üç ay geçti. Yaşlı adam nerede?"
Elf Kralı, Mellor ile çocukluk arkadaşıydı. Valhin bir elf olmanın verdiği uzun yaşam sayesinde otuzlarında gösteriyordu. Bu yüzden Mellor'u kızdırmak için, ona yaşlı adam derdi. Birtek yaşlı adamda değil, Mellor'un daha birçok takma adı vardı. Mendal'in ustasıda aynı şekilde Valhin'e birçok takma isim bahşetmişti. Bu ikisinin konuşmalarına şahit olan bir kişi, bir kralla, güçlü bir büyücünün konuşmasını değilde, iki arabacının konuşmasını dinlediğini zannederdi. Muhabbet sırasında, küfürler, yersiz şakalar ve laf sokmalar havalarda uçuşurdu. Mendal bu iki efendinin sohbetlerini dinlemenin ne kadar keyifli olduğunu hatırladı, ve bir daha asla dinleyemeyeceğinide.
Mendal cevap veremedi. Vermeye çalıştı ama veremedi. Ustasının en iyi dostuna onun öldüğünü söyleyemedi. Sadece yere bakarak orada öylece durdu. Valhin ilk kez Mendal'in elindeki asaya dikkat etti. Özüntüyle tahtına çöktü, gözleri boşluğa dikildi. Salondan birkaç dakika boyunca en ufak bir ses çıkmadı. Gelen tek gürültü, şiddetini arttıran yağmurun tahtaya çarpınca çıkarttığı ritmik seslerdi. İki adamda anılara dalmıştı. Belkide aynı anıyı düşünüyorlardı. Mendal, elf kralının gözlerinden birkaç damlanın süzüldüğünü gördü. Kendininkilerini tutmaya çalıştı ama başaramadı. Gözlerinden çenesine doğru, bir ıslaklığın aktığını hissetti.
Sessizliği Valhin bozdu. Sesi hafifçe titriyordu. Çok dikkat edilmedikçe anlaşılmayacak bir tireme. "Binlerce yıl yaşamanın laneti dostum, elf olmayan dostlarının, zaman denilen zehirle yavaş yavaş zayıflamasını ve en sonunda ölmesini izlemektir. Birçok insan uzun yaşamı elflerden kıskanır, bize imrenirler. Biz ise onları kıskanır ve onların kısa yaşamına imreniriz." Yılların acısını ve zorluklarını yankılayan bir iç geçirdi. "Bir dostunun ölüm haberini almak kadar acı veren çok az şey vardır. İlk Ruhin kralı Dramir far'Ruhin bu yüzden halkının, kendi ırkı dışında başka bir ırkla arkadaşlık yada dostluk kurmasını yasaklamıştır. Bunu biliyosundur."
Mendal biliyordu. Ustasının Valet-Ruhin tarihi hakkında yazdığı kitapları okumuştu. "Yedi nesil sonra II. Hulgar bu yasağı kaldırmıştır. Bir insana aşık olduğu söylenir. Azgerdas kraliçesi Althera'ya."
Valhin gülümseyerek tahtından kalktı, biraz sevgi, birazda keder barındıran bir gülümseme ile. "Seni oğlu gibi görürdü. Seninle hep gurur duyardı. Ne zaman konu sana gelse öve öve bitiremezdi." Bir elini Mendal'in omzuna koydu ve gözlerinin içine baktı. O yeşil gözler, Mendal'e hep kendini çıplakmış gibi hissettirirdi. İçindeki bütün duyguları, düşünceleri görüyormuş gibi gelirdi. "Artık usta sensin Mendal. Tribland'a gidip asayı konseye sunacaksın ve asanın yeni taşıyıcısı sen olacaksın. Bir konsey üyesi olacaksın. Mellor seni çok iyi yetiştirdi, artık bundan sonrası için sen kendi kendini yetiştireceksin. Ã?ırak artık usta." Elini Mendal'in omzundan çekip, birkaç adım attı. Camın önünde durarak dışarıyı izlemeye başladı. "O bunak büyücü eğlenmesini bilirdi. Onun ardından oturup ağlarsak, sessiz topraklarda bizi rahat birakmaz." Gülümseyerek döndü, "Onun isteyeceği şekilde anacağız onu, eğlenerek." Hızlı adımlarla Kral'ın salonundan, konağın kolidoruna açılan kapıya doğru yürüdü. "Benimle gel Mendal, sana odanı göstereyim. Artık ustanın odasında kalacaksın. Nede olsa bundan sonra usta sensin. Sana kalacağın odayı gösterdikten sonra, anma yemeği için hazırlıklara başlıyacağım."
Mendal hafif bir gülümseme ile Valhin'in arkasından yürümeye başladı. Ustasını, sevgili babasını en iyi şekilde anacaklardı. Onun istiyeceği şekilde anacaklardı.
Mellor'u Anmak
Ana salon bir kral için sade döşenmişti. Salonun iki yanında karşılıklı duran iki büyük taş şömine içeriyi ısıtıyordu. Zemin boydan boya halılarla kaplıydı. Duvarlardan ise birkaç savaş, av, şehir yada ziyafet motifli kilim sarkıyordu. Tavandan sarkan dev avize ve gelen ışığı güçlendirmek için etrafa dağılmış olan aynalar büyük salonu yeterince aydınlatıyordu. Salonun ortasında iki büyük taht duruyordu. Biri kral, digeri kraliçe için. Tahtların etrafına ise danışmanlar, katipler, generaller ve diğer yönetim kademesindekiler için geniş koltuklar dizilmişti. Kraliçenin tahtı boştu. Valet-Ruhin'in hükümdarlık koltuğunda ise düşüncelerine dalmış bir kral oturuyordu.
Valhin büyük salonda tek başınaydı. Yağmurun, cama vurunca çıkarttığı ritmik seslerin hızlanmasından, dışarıdaki yağışın sanağa dönmeye başladığını tahmin ediyordu. Dirseğini tahtın kolluğuna yaslamış, çenesini ise eliyle kavramıştı. Dalgalı, uzun, kahverengi saçları, derin bakışlı, yeşil gözleri vardı. Ã?ıkık elmacık kemikleri, kartal gagasına benzeyen burnu, belirgin çenesi ve daima çatık kaşlarıyla, dışarıdan sert ve kizgin birisi gibi gözükürdü. Ama onunla tanışmak, dış görünüşün yanıltıcı olduğunu kanıtlardı.
Altın ve gümüş işlemelerle süslü giriş kapısının açılmasıyla düşüncelerinden sıyrıldı. İçeri giren kişiyi görünce sevinçle ayağa kalktı. Kapı gürültüyle kapandı. Mendal, yüzündeki sırıtışla karşısında dikiliyordu. "Konağını büyütmeyi ne zaman bitireceksin Valhin? şu lanet merdivenler, yukarı çıkmak bir süre sonra işkenceye dönüşüyor." Valhin, "Krallık Ağacı izin verdiği müddetçe büyücü." Kahkaha atarak gürledi, "Hoşgeldin hayırsız dostumun, hayırsız çırağı Mendal. Son ziyaretinizden beri aradan koca bir üç ay geçti. Yaşlı adam nerede?"
Elf Kralı, Mellor ile çocukluk arkadaşıydı. Valhin bir elf olmanın verdiği uzun yaşam sayesinde otuzlarında gösteriyordu. Bu yüzden Mellor'u kızdırmak için, ona yaşlı adam derdi. Birtek yaşlı adamda değil, Mellor'un daha birçok takma adı vardı. Mendal'in ustasıda aynı şekilde Valhin'e birçok takma isim bahşetmişti. Bu ikisinin konuşmalarına şahit olan bir kişi, bir kralla, güçlü bir büyücünün konuşmasını değilde, iki arabacının konuşmasını dinlediğini zannederdi. Muhabbet sırasında, küfürler, yersiz şakalar ve laf sokmalar havalarda uçuşurdu. Mendal bu iki efendinin sohbetlerini dinlemenin ne kadar keyifli olduğunu hatırladı, ve bir daha asla dinleyemeyeceğinide.
Mendal cevap veremedi. Vermeye çalıştı ama veremedi. Ustasının en iyi dostuna onun öldüğünü söyleyemedi. Sadece yere bakarak orada öylece durdu. Valhin ilk kez Mendal'in elindeki asaya dikkat etti. Özüntüyle tahtına çöktü, gözleri boşluğa dikildi. Salondan birkaç dakika boyunca en ufak bir ses çıkmadı. Gelen tek gürültü, şiddetini arttıran yağmurun tahtaya çarpınca çıkarttığı ritmik seslerdi. İki adamda anılara dalmıştı. Belkide aynı anıyı düşünüyorlardı. Mendal, elf kralının gözlerinden birkaç damlanın süzüldüğünü gördü. Kendininkilerini tutmaya çalıştı ama başaramadı. Gözlerinden çenesine doğru, bir ıslaklığın aktığını hissetti.
Sessizliği Valhin bozdu. Sesi hafifçe titriyordu. Çok dikkat edilmedikçe anlaşılmayacak bir tireme. "Binlerce yıl yaşamanın laneti dostum, elf olmayan dostlarının, zaman denilen zehirle yavaş yavaş zayıflamasını ve en sonunda ölmesini izlemektir. Birçok insan uzun yaşamı elflerden kıskanır, bize imrenirler. Biz ise onları kıskanır ve onların kısa yaşamına imreniriz." Yılların acısını ve zorluklarını yankılayan bir iç geçirdi. "Bir dostunun ölüm haberini almak kadar acı veren çok az şey vardır. İlk Ruhin kralı Dramir far'Ruhin bu yüzden halkının, kendi ırkı dışında başka bir ırkla arkadaşlık yada dostluk kurmasını yasaklamıştır. Bunu biliyosundur."
Mendal biliyordu. Ustasının Valet-Ruhin tarihi hakkında yazdığı kitapları okumuştu. "Yedi nesil sonra II. Hulgar bu yasağı kaldırmıştır. Bir insana aşık olduğu söylenir. Azgerdas kraliçesi Althera'ya."
Valhin gülümseyerek tahtından kalktı, biraz sevgi, birazda keder barındıran bir gülümseme ile. "Seni oğlu gibi görürdü. Seninle hep gurur duyardı. Ne zaman konu sana gelse öve öve bitiremezdi." Bir elini Mendal'in omzuna koydu ve gözlerinin içine baktı. O yeşil gözler, Mendal'e hep kendini çıplakmış gibi hissettirirdi. İçindeki bütün duyguları, düşünceleri görüyormuş gibi gelirdi. "Artık usta sensin Mendal. Tribland'a gidip asayı konseye sunacaksın ve asanın yeni taşıyıcısı sen olacaksın. Bir konsey üyesi olacaksın. Mellor seni çok iyi yetiştirdi, artık bundan sonrası için sen kendi kendini yetiştireceksin. Ã?ırak artık usta." Elini Mendal'in omzundan çekip, birkaç adım attı. Camın önünde durarak dışarıyı izlemeye başladı. "O bunak büyücü eğlenmesini bilirdi. Onun ardından oturup ağlarsak, sessiz topraklarda bizi rahat birakmaz." Gülümseyerek döndü, "Onun isteyeceği şekilde anacağız onu, eğlenerek." Hızlı adımlarla Kral'ın salonundan, konağın kolidoruna açılan kapıya doğru yürüdü. "Benimle gel Mendal, sana odanı göstereyim. Artık ustanın odasında kalacaksın. Nede olsa bundan sonra usta sensin. Sana kalacağın odayı gösterdikten sonra, anma yemeği için hazırlıklara başlıyacağım."
Mendal hafif bir gülümseme ile Valhin'in arkasından yürümeye başladı. Ustasını, sevgili babasını en iyi şekilde anacaklardı. Onun istiyeceği şekilde anacaklardı.