Öapulcular Öetesi

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Öapulcular Öetesi

by Alenthas » Tue Jan 05, 2010 5:53 am

Hepsi bağlandıktan sonra diğerlerine göre daha gösterişli bir Vara girdi odaya. Küçümseyerek bir bakış fırlattıktan sonra konuşmaya başladı.
"Adım Fargan. Bu çetenin lideriyim, peki siz kimsiniz ve burada işiniz ne?"
"Ben Jacques, bunlar da arkadaşlarım. Yaki, Barbaros ve Aegron. Bir de bu eleman." Ozan'ı göstererek. "Yargılanmak üzere Pliar'a gönderiliyorduk."
"Neden?" belli ki fazla konuşmayı sevmeyen biriydi.
Jac omuz silkerek "Özel mülke girmekten." dedi.
"Hırsızlık için biraz aşırı değil mi?" dedi Fargan. Eğer kaşı olsaydı kaş kaldıracakmış gibi görünerek.
"Lütfen beyefendi, hırsızlıkla uğraşacak insanlara benziyor muyuz biz? Ayrıyetten bulunduğumuz mekan Pliar'a aitti."
"Deme yahu? Ne işiniz vardı ki orada?"
"Biraz meraklanmıştık da..."
"Hah! Ne öğrendiniz bakalım."
"Müsaadenizle, Bay Fargan, hepimiz bir hayli yorgun ve açız. Konuşacağımız önemli şeyler var fakat hemen değil, umarım anlayışla karşılarsınız." dedikten sonra hafifçe reverans yaptı.
Fargan hoşlanmamış bir ses tonuyla hıhladı. Adamlarına bir kaç şey söyledikten sonra "Adamlarım sizi geçirecekler." dedi ve kendi gemisine döndü. Ã?eteye de eski mürettebatın kamaraları verildi. Kamaralara giderken tüm cesetler kaldırımış olsa dahi hâlâ sağda solda kan, duvarlarda yanık ve deliklerle karşılaşıyorlardı. Tabii kapılar kilitlendi. Getirilen yemekleri yedikten sonra Fargan'ın yanına götürüleceklerdi.

by WeS_DeX » Sat Jan 02, 2010 1:32 am

Yaki bir süre sonra sinirinden yapacak bir şey bulamamıştı. Tekrar sessizce oturmuştu, arkadaslarının gergin ve ufak tefek konusmalarını dinlerken uykuya dalmıştı. Ne alarm sesini ne de silah seslerini duymuştu. Kendisini derin bir uykuda garip rüyalar görerken buldu.

Kafasına gelen sert bir darbeyle uyandı ve daha ne olduğunu anlamadan kollarının tekrar baglanmaya çalıstığını farketti. Debelendi olduğu yerde ve kafasına bir darbe daha alınca tamamen ayıldı. "Neler oluyor... Zaten hapiste değil miyiz? bizi neden bağlıyorl....." dedi ve etraflarındakilerin Kargha olmadığını anlayınca arkadaşlarına baktı. "Neler oluyor?"...

Uyurken tecavüz etseler hiç bir şey hissetmeyecektin demek ki ha Yaki? Kendine gel! Bir şeyler olmuş anlaşılan. Kargha pislikleri daha nazikti en azından... düsünceleri iyice sinirlenmesine yol açmıştı. "Hey!... JB, Gümüş, Barbaros ve yeni arkadaşımız bilim adamı!" dedi ve yere tükürdükten sonra devam etti "Kafama aldığım bu darbeleri her bir uzaylıya ödeteceğim!" konusması o kadar nefret doluydu ki, Varalar bile anlayabilirdi sinirini. Tabi o kadar akıllıysalar.

by Possessed » Mon Dec 28, 2009 5:59 am

Zaten bir kere yakalanmış iken odaya doluşan tipsiz uzaylıların onları rehin alması Barbaros'un komiğine gitmişti. Elleri bağlanırken gülme tuttu, kahkahalarını bastırmaya çalıştı; ama kıkırdamasına engel olamıyordu. Sonra elleri bağlı arkadaşlarına döndü.

"Acaba bunlar bizim konuştuklarımızı anlıyorlar mıdır..." dedi, uzaylılara dönüp baktığı zaman uzaylıların konuşmalarından pek anlıyormuş gibi görünmediklerini fark etti.

Garip bir durumun içine düşmüşlerdi şu anda. Bir gemiyi kaçırmak istemişlerdi; ama kaçırmak istedikleri gemiyi kaçıramamış, üstüne gemiyle beraber komple kaçırılmışlardı. Kaçıranlar ise bambaşka bir ırka ait tiplerdi. Acaba nasıl bir diplomatik durumun içindeydiler. Bir şekilde durumu öğrenmeleri gerekiyordu ama nasıl...

by Aegron Linwelin » Sun Dec 27, 2009 10:32 pm

Siniri daha geçmemişti ki birden bir anons sesi kafasındaki herşeyi unutmasını sağladı. Anlamadığı bir anons evet süperdi bu. Sonra bilim adamıyım deyip duran adama baktı. Anlamışa benziyordu. Tam ona ne diyor diye soracaktı ki JB ondan önce davrandı.

Anlaşılan gemiyle ilgili planları olan tek uyanıklar onlar değildi. Bunu nasıl akıl edememişlerdi acaba. Dünyada ki tek hırsız takılan kişiler onlarmıydı. Bakalım bu sefer ne bela açacaktı başına. Sessiz bir yarım saat geçirirken buraya gelirken düşündüklerini düşündü yeniden ve yeniden..

Sonra birden kapı aralandı. İçeriye giren Varalardı. Silahlarını ona dnlara doğrultmuşlardı. Gümüş artık sinirlenmişti. JB ye bakarak:

''şimdi ayvayı yedik. Bir kurtuluş yolu bulsak artık hiç fena olmayacak'' dedi kısık bir ses tonuyla.

by Alenthas » Sun Dec 27, 2009 7:15 pm

JB tedirgindi. Hayat boyu hapis yatabilir, daha kötüsü idam edilebilirdi. Lanet Karghaların yasalarını bilmiyordu ama başlarına her şey gelebilirdi. Bu işten bir çıkış yolu düşünüyor, artık ne kadar tanrı varsa hepsine yalvarıyordu. Bir kere daha hapishaneye gitmek istemiyordu.

Sinir bozucu bilim adamı kılıklı herif iki kere "saygı"dan bahsetmişti. "Pöh." diye çıkıştı JB "bilim adamı olsan ne olacak, eğer bizim gibi hapsedilirsen bütün o saygınlığını yitireceksin zaten. Fazla kasma."

JB diğerleri gibi bu işten yakayı nasıl kurtaracaklarını düşünüyordu ki bir alarm sesi duyuldu. Tiz, sinir bozucu bir ses. Hemen ardından kapının önünden geçen ayak sesleri duyuldu. Birisi telaşlı bir şekilde Karghan dilinde bir ananons yaptı. Ozan dışında kimse anlamamıştı. şöyle diyordu anons: "Herkes savaş istasyonlarına, herkes savaş istasyonlarına."

Sert ve kısa bir sarsıntı oldu. Ve ardı geldi. Bu sarsıntılar yaklaşık on dakika boyunca sürdü. Alarm sesi ve arada sırada gelen küçük patlama sesleri dışında bir şey yoktu. Sonunda ortalık sessizliğe büründü.

"şimdi ne olacak..." diye mırıldandı Jacques. Ona cevap verircesine bir anons daha geldi, JB anlayamamıştı gerçi ama anons şöyleydi: "Kenetlendik, tüm savaşçılar iskele tarafındaki havakilidine. Düşman güvertede!"

JB, Ozan'a döndü. "Ne diyor? Anlayabildin mi?"
"Ss-sanırım bir problemimiz var. Ahh, diyor k-ki onlar artık her kim iseler güverteye ç-çı-çı-çıkmışlar."
JB kaşlarını çatıp düşünmeye başladı "Yani bir kurtuluş yolu açıldı?"
"Tabii gemiyi e-ele geçirecek olanlar b-bizi öldürmezse."
Jac sıkkın bir tavır takındı "şom ağızlı pislik."

Savaşın sesleri artık bulundukları bu ... enteresan odaya kadar geliyordu. Yarım saat içerisinde gemiye bir kez daha sessizlik gelmişti. Ne olmuştu, ne olacaktı? Beş kişilik minik ayak sesleri duyuldu. Birisi bir şeyler söyledi, emir niteliğindeydi. Karghan değildi, genizden geliyordu ses.

Kapı tekleyerek açıldı. Varalar karşılarında birilerini gördüklerine şaşırmış gibiydiler. Tipsiz yaratıklar kendilerinden emin bir halde küçük tabancalarını doğrulttular.

"Harika, baştan başlıyoruz." diye mırıldandı JB, Varalar tarafından bağlanırken.

by Aegron Linwelin » Sun Dec 27, 2009 7:56 am

Alarm sesiyle JB nin arkasından telaşlı bir şekilde fırladı Gümüş. Ardından tüm ışıkların gitnmesi onu iyice panikletsede bozuntuya vermemeye çalışmıyordu. Kendi kendine İyi oalcak, geçecek, iyi düşün Bu kelimeler zihninde yıllardır hep vardı ve her sıkıştığı anda ona yardımcı olmuştu ama bu sefer pek bir şansı var gibi gözükmüyordu.

Gelen emirle birden teni buz kesildi ve silah ve aletlerini yere bırakmak zorunda kaldı. Evet yine bir hücreye tıkılmıştı. Hem de daha gemiye bile giremeden. Ama olsun artık gemideydiler bir şekilde. Arkadaşlarının hepsi kendi gibi düşünceliydi. Tam bir sessizlik anına kavuşmuştu ki bilim adamı olduğunu her fırsatta söyleyen adamın sesi ile bu bozuldu. Kendini bilmiş bilmiş konusurken Gümüş kendini tutamadı ve:

Kapa çeneni diyebildi..

by catboy » Wed Dec 23, 2009 12:12 am

"Lütfen bu diye bahsettiğiniz kişi yani ben bir bilim adamıyım. Saygıyı hak ediyorum." diye belirtti Ozan. Kendisine bu diye hitap edilmesinden hoşlanmazdı.

Daha sonra bulunduğu durumun farkına vardı ve: "Be... Benden artık bi.. bir şey beklemeyin. Ama kı... kıçımı kurtarmalısın, sizin yüzünüzden şu anda burada tıkılı kaldım." dedi.

by Possessed » Tue Dec 22, 2009 9:40 am

Alarm sesiyle JB ve diğerlerinin odadan fırlaması bir oldu. Yerdeki vurulmuş yaratığı bırakıp Franky'yle beraber takım arkadaşlarını takibe koştular. JB ve Gümüş'ün yanındaki adam da kimdi diye düşünüyordu bu arada Barbaros. Keşke içeri girseydi o da, merakından aklını toparlayamıyordu.

Bahçede düştükleri panik ve ardından tuzak her şeyi bitirmiş görünüyordu. Eli otomatik silahına giden Barbaros son anda vazgeçti. Bu kadar kalabalık adama yapılan saldırı çok açık aptallık olurdu. Keşke daha sakin ve emin ilerleselerdi. Bir anda fırlamışlardı bahçeye. Zoraki bir teslim sahnesi yaşandı. Herkes zor da olsa birbirine bakarak yavaşça üzerlerindeki silah ve aletleri yere bıraktılar. Artık esirlerdi.

İşte ironi! Çalmaya çalıştıkları gemiye uzaylılar tarafından bindirildiler. Franky kendisinden daha atar adamdı, hemen kafalardaki temel soruları sordu JB'ye. Gerçekten de nolacaktı şimdi? Ayrıca daha da önemlisi odadan beraber fırladıkları yanlarındaki adam da kimdi?

Barbaros da daha fazla ağzını kapalı tutamadı, suratını biraz ekşiterek "Bu da kim yau?!" dedi ortaya.

by WeS_DeX » Mon Dec 21, 2009 5:09 am

En önde gemiye dogru koşarken, ışıkların gelmesiyle tökezledi Yaki. Ve dizlerinin üzerine çöktü önce gemiye baktı şaşkın şaşkın, gemi nasıl bu kadar uzakta olabilirdi. Uzun süre kostuğunu düşünüyordu fakat anlaşılan çok uzun bir koşu değildi bu. Döndü ve diğerlerine baktı. Herkezin yavaşca ellerini kaldırdığını gördü. Teslim mi oluyoruz? Neler oluyor Yaki?... Macera başlamadan bitti mi yoksa? Bu nasıl olabilir Yaki? düsünceler beyninde sıra sıra ilerliyordu. Bir süre sonra oda herkez gibi silahlarını bıraktı ve kendisini Kargha pisliklerinin emrinde buldu.

Özgürlüğünün elinden alınması Yaki'nin kaldırabileceği bir şey değildi. Sinirliydi ve tek kelime etmek istemiyordu. Sigarasını bile almışlardı. Bu kafesten nasıl çıkacağız simdi... düsüncesi yarıda kesildi ve ayağa kalktı. Sinirinden konusmak istemesede konusmalıydı. "şu anda bu gemide olduğumuzu kimse bilmiyor Kargha pisliklerinden baska! Bizi burada istedikleri anda öldürebilirler ve kimsenin ruhu duymaz bile. Kimsenin!. Bizi Pliar'a mı götürüyorlar JB? orada bizi infaz mı edecekler?" dedi sinirli olduğunu herkez anlamıstı bu ses tonuyla. "En azından başından beri olmak istediğimiz yerde gemideyiz!" dedi ve botuna bağlı ufak bir cakmak çıkardı. Durmadan onu çakıp durmaya başladı.

by Alenthas » Mon Dec 21, 2009 3:47 am

JB dişlerini sıktı. Sinirli bir halde "Hadi, hadi!" diye fısıldayarak koşmaya başladı. Jacques'ın bunu iki kere söylemesine gerek yoktu. Herkes canını kurtarmak için yapması gereken şeyi yapıyor, yani gemiye koşuyorlardı. O sırada bir ses işitti, motor gibiydi ama daha yumuşaktı. Ardından küçük bir fanın dönme sesine benzeyen bir şey duyuldu ve konsolosluğun bütün ışıkları geri geldi.

Aslında koşmaya devam edecekti ama bütün bunlar o kadar hızlı oldu ki geminin kapısına yaklaşamamışlardı bile. Herkes olduğu yerde donup ellerini havaya kaldırmıştı. Ardından gelen emirle birlikte yavaşça üzerlerindeki bütün alet-edevat, silah ne varsa yere bıraktılar. JB burnundan soludu. "Lanet olsun."

Çalmaya çalıştıkları gemide esir olarak buldular kendilerini. Suç konsoloslukta işlendiğinden dolayı Pliar mahkemesinde yargılanacaklardı. JB suratını ekşiterek "En azından gemideyiz." dedi. Beyaz duvarları ve beyaz ışıklandırmasıyla pek aydınlık bir yerdi. Dışarıya bakacakları bir pencere bile yoktu mekanda. Yere bir kaç minder dizilmişti o kadar.

Kaderin bir cilvesiyle Ozan denilen, sabahları bilim adamı, akşamları ninja takılan, sinir bozucu kekeme arkadaş da yanlarındaydı.

"Bamyayı tuttuk."

by WeS_DeX » Fri Dec 18, 2009 9:19 pm

Bahceye henüz cıkmıslardı ve konusacak fırsat bile bulamamıslardı. Bir anda bütün ısıkların kendilendirendi oldugunu hissettiginde bir sürü duygu karmasası yasadı beyninde Franky. Sonrasında ısıklar birden kapanmıstı ve sessizlik olusmustu. JB ne düsünüyorsun lanet olası... hala geminin kapısının nasıl acılacagını bulamıs mı? "Cabuk olun gemiye gitmemiz gerekmiyor mu?" diyerek tabancaları eline aldı ve kosmaya basladı. "JB kapıdan ne haber?" dedi bir yandan gemiye dogru karanlıkta kosarken. Gözleri yeni yeni alısmaya baslamıstı karanlıga.

by Alenthas » Fri Dec 18, 2009 3:17 am

"E-evet biraz bi-bi-biliyorum. P-peki, bakalım neler yapabilirim." diyerek bilgisayarı kurcalamaya başladı Ozan. Dünyadakilerden çok daha farklı bilgisayarları vardı, bilene düzenliydi. Bilmeyene işkence.
"Bi-bilgisayarda spyware var. Eğer SRT olsaydı aleti takıp bütün şifreleri alete yönlendirebilirdim."
Jac "Ne olduğunu bilip bilmeden bir sürü alet edevat aldım, bakayım çantamın içinde mi..." diyerek çantasını karıştırmaya başladı. Üzerinde SRT olan bir kutuyu çıkartıp "Aradığın bu mu?" dedi.
"Bu modelin nasıl çalıştığını pek bilmiyorum ama, bakalım." Daha kutusundan bile çıkartılmamış aleti çıkartıp bilgisayara takmıştı.
"Güzeel. Bakalım n-neler varmış. Heh, bak burada diyor ki: Ka-kapı hazırla bütün... ımm, bu kelime neydi..? Ah, evet savaş gemisi atlayış ya-yapar ve onları beklemedikleri yakala ... bir anda yakalar. Hımmm. Kapı hazırlandığında b-b-bü-bütün savaş gemileri atlayış yapar ve onları hiç beklemedikleri bir anda yakalamış oluruz? Bu da ne demek? Bu kapı da neyin nesi, ben geminin kapısını arıyordum!"

JB düşünceli bir şekilde "Vay şerefsizler, demek birilerinin arkasından işler çeviriyorlar. Yalnız bütün bunları delinin teki bilgisayara mı yazmış?"
"H-hayır, sanırım bu Ka-karghalardan birine gelen m-m-mail. Maillere bakıyorum çünkü bazen bazı konulandırmada birbirlerini bilgilendirmek için mailleşiyorlar. Onlara bakarak ... ah işte sanırım bir şey buldum.
Bunu sana ... ne kadar daha söylemem gerekiyor bilmiyorum. ımmm Bu maili bir ... yere kaydet de sürekli sorup durma. Çalıştıra girip <kapıkontrolleri> yaz ve şifreyi açılan ... sayfaya gir.

şifre: Z15*VE+A33Q78J
"

Ozan hiç vakit kaybetmeden mailde denilenin aynısını yaptı. Ekranda "Açıldı" anlamına gelen garip semboller çıkmıştı.

"Sağ ol." dedi JB adama, sonra sırtına silahı dayayarak. "şimdi bizimle geliyorsun."
"A-a-ama ben bu-bu-burada iyiydim, cidden."
Tam o sırada alarm sesi duyuldu. Ozan "Sanırım sizinle gelsem daha iyi olur." diye düzeltti. "Hadi, hadi, hadi! Hemen buradan çıkalım!"
JB koşarken telefonunu çıkarttı. Hem koşuyor hem telefonla konuşuyordu. "Beş, dört, üç, iki, bir, KES!" Tam kes dediği anda dışarı çıkmışlardı ve uzay gemisinin olduğu bahçeye giriyorlardı. Bütün şehrin ışıkları teker teker kapanırken konsolosluğa sıra gelmemişti ne yazık ki. Ve elemanlar kendilerini spot ışıkları altında buluverdiler. JB arkasına baktı ama Ozan denilen adamı göremedi. "Grrr, o herifi öldürmeliydim."

Tam o sırada konsolosluğun ışıkları gitti ve her yer karanlığa gömüldü.

by WeS_DeX » Wed Dec 16, 2009 2:14 pm

Franky irkildi. Bir silah sesiydi bu Yaki!... Kafasını hemen sesin geldigi yöne cevirdi. Koridorun ilerisindeki Barbaros degil mi? Bir sey olmus olmalı Yaki. Barbaros'a dogru baktı ve yanına dogru yürüdü. Kapının oradan uzaklasmak pek de iyi fikir degildi. Silahını eline almıstı cünkü tedirgindi. Barbaros'un yanına yaklastıgında "iyi misin? ne oldu?" dedi, bir yandan da koridora göz gezdiriyordu pek de birsey göremedi. Bir süre... Bir süre birşey göremedigini sanmıştı fakat yerde ki karaltıyı farkedince onun bir uzaylı oldugunu anladı. "Kapının oraya geri dönsek iyi olur..." dedi ve ekledi "Umarım JB işi halledebilmiştir."

by Aegron Linwelin » Wed Dec 16, 2009 5:21 am

Gümüş bu adama pek güvenir gibi görünmüyordu. Silahları adama doğrultmuş JB nin arkasında neler olacagını bekliyordu. Sanki zaman durmuştu. şu anda tek düşündüğü rahat huzur gibi kavramlara ulaşma gayesiydi.

Hey hadi acele etsek fena olmayacak çok vakit kaybediyoruz diyebildi en sonunda.

by Alenthas » Tue Dec 15, 2009 11:04 pm

"Yardım et o halde! Karghan (Kargha dili) biliyor musun mesela? Yazılanları okuyup gemiyi nasıl çalıştıracağımızla ilgili bilgileri indirebilir misin?" JB bıçağını botunun arasına sıkıştırmıştı şimdi. Karşısındaki adamın ona yapabileceği hiç bir şey olduğuna inanmıyordu, ama belki hazırda sakladığı bir iki numarası vardır diye bir adım ötede duruyordu.

Top