by Alenthas » Fri Dec 18, 2009 3:17 am
"E-evet biraz bi-bi-biliyorum. P-peki, bakalım neler yapabilirim." diyerek bilgisayarı kurcalamaya başladı Ozan. Dünyadakilerden çok daha farklı bilgisayarları vardı, bilene düzenliydi. Bilmeyene işkence.
"Bi-bilgisayarda spyware var. Eğer SRT olsaydı aleti takıp bütün şifreleri alete yönlendirebilirdim."
Jac "Ne olduğunu bilip bilmeden bir sürü alet edevat aldım, bakayım çantamın içinde mi..." diyerek çantasını karıştırmaya başladı. Üzerinde SRT olan bir kutuyu çıkartıp "Aradığın bu mu?" dedi.
"Bu modelin nasıl çalıştığını pek bilmiyorum ama, bakalım." Daha kutusundan bile çıkartılmamış aleti çıkartıp bilgisayara takmıştı.
"Güzeel. Bakalım n-neler varmış. Heh, bak burada diyor ki: Ka-kapı hazırla bütün... ımm, bu kelime neydi..? Ah, evet savaş gemisi atlayış ya-yapar ve onları beklemedikleri yakala ... bir anda yakalar. Hımmm. Kapı hazırlandığında b-b-bü-bütün savaş gemileri atlayış yapar ve onları hiç beklemedikleri bir anda yakalamış oluruz? Bu da ne demek? Bu kapı da neyin nesi, ben geminin kapısını arıyordum!"
JB düşünceli bir şekilde "Vay şerefsizler, demek birilerinin arkasından işler çeviriyorlar. Yalnız bütün bunları delinin teki bilgisayara mı yazmış?"
"H-hayır, sanırım bu Ka-karghalardan birine gelen m-m-mail. Maillere bakıyorum çünkü bazen bazı konulandırmada birbirlerini bilgilendirmek için mailleşiyorlar. Onlara bakarak ... ah işte sanırım bir şey buldum.
Bunu sana ... ne kadar daha söylemem gerekiyor bilmiyorum. ımmm Bu maili bir ... yere kaydet de sürekli sorup durma. Çalıştıra girip <kapıkontrolleri> yaz ve şifreyi açılan ... sayfaya gir.
şifre: Z15*VE+A33Q78J"
Ozan hiç vakit kaybetmeden mailde denilenin aynısını yaptı. Ekranda "Açıldı" anlamına gelen garip semboller çıkmıştı.
"Sağ ol." dedi JB adama, sonra sırtına silahı dayayarak. "şimdi bizimle geliyorsun."
"A-a-ama ben bu-bu-burada iyiydim, cidden."
Tam o sırada alarm sesi duyuldu. Ozan "Sanırım sizinle gelsem daha iyi olur." diye düzeltti. "Hadi, hadi, hadi! Hemen buradan çıkalım!"
JB koşarken telefonunu çıkarttı. Hem koşuyor hem telefonla konuşuyordu. "Beş, dört, üç, iki, bir, KES!" Tam kes dediği anda dışarı çıkmışlardı ve uzay gemisinin olduğu bahçeye giriyorlardı. Bütün şehrin ışıkları teker teker kapanırken konsolosluğa sıra gelmemişti ne yazık ki. Ve elemanlar kendilerini spot ışıkları altında buluverdiler. JB arkasına baktı ama Ozan denilen adamı göremedi. "Grrr, o herifi öldürmeliydim."
Tam o sırada konsolosluğun ışıkları gitti ve her yer karanlığa gömüldü.
"E-evet biraz bi-bi-biliyorum. P-peki, bakalım neler yapabilirim." diyerek bilgisayarı kurcalamaya başladı Ozan. Dünyadakilerden çok daha farklı bilgisayarları vardı, bilene düzenliydi. Bilmeyene işkence.
"Bi-bilgisayarda spyware var. Eğer SRT olsaydı aleti takıp bütün şifreleri alete yönlendirebilirdim."
Jac "Ne olduğunu bilip bilmeden bir sürü alet edevat aldım, bakayım çantamın içinde mi..." diyerek çantasını karıştırmaya başladı. Üzerinde SRT olan bir kutuyu çıkartıp "Aradığın bu mu?" dedi.
"Bu modelin nasıl çalıştığını pek bilmiyorum ama, bakalım." Daha kutusundan bile çıkartılmamış aleti çıkartıp bilgisayara takmıştı.
"Güzeel. Bakalım n-neler varmış. Heh, bak burada diyor ki: [i]Ka-kapı hazırla bütün...[/i] ımm, bu kelime neydi..? Ah, evet [i]savaş gemisi atlayış ya-yapar ve onları beklemedikleri yakala ... bir anda yakalar.[/i] Hımmm. [i]Kapı hazırlandığında b-b-bü-bütün savaş gemileri atlayış yapar ve onları hiç beklemedikleri bir anda yakalamış oluruz?[/i] Bu da ne demek? Bu kapı da neyin nesi, ben geminin kapısını arıyordum!"
JB düşünceli bir şekilde "Vay şerefsizler, demek birilerinin arkasından işler çeviriyorlar. Yalnız bütün bunları delinin teki bilgisayara mı yazmış?"
"H-hayır, sanırım bu Ka-karghalardan birine gelen m-m-mail. Maillere bakıyorum çünkü bazen bazı konulandırmada birbirlerini bilgilendirmek için mailleşiyorlar. Onlara bakarak ... ah işte sanırım bir şey buldum.
[i]Bunu sana ... ne kadar daha söylemem gerekiyor bilmiyorum.[/i] ımmm [i]Bu maili bir ... yere kaydet de sürekli sorup durma. Çalıştıra girip <kapıkontrolleri> yaz ve şifreyi açılan ... sayfaya gir.
şifre: Z15*VE+A33Q78J[/i]"
Ozan hiç vakit kaybetmeden mailde denilenin aynısını yaptı. Ekranda "Açıldı" anlamına gelen garip semboller çıkmıştı.
"Sağ ol." dedi JB adama, sonra sırtına silahı dayayarak. "şimdi bizimle geliyorsun."
"A-a-ama ben bu-bu-burada iyiydim, cidden."
Tam o sırada alarm sesi duyuldu. Ozan "Sanırım sizinle gelsem daha iyi olur." diye düzeltti. "Hadi, hadi, hadi! Hemen buradan çıkalım!"
JB koşarken telefonunu çıkarttı. Hem koşuyor hem telefonla konuşuyordu. "Beş, dört, üç, iki, bir, KES!" Tam kes dediği anda dışarı çıkmışlardı ve uzay gemisinin olduğu bahçeye giriyorlardı. Bütün şehrin ışıkları teker teker kapanırken konsolosluğa sıra gelmemişti ne yazık ki. Ve elemanlar kendilerini spot ışıkları altında buluverdiler. JB arkasına baktı ama Ozan denilen adamı göremedi. "Grrr, o herifi öldürmeliydim."
Tam o sırada konsolosluğun ışıkları gitti ve her yer karanlığa gömüldü.