KonstantinaPolis Geceleri

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

KonstantinaPolis Geceleri

Post by findor »

Bu Başlık altında kendi oyunumuzda geçen önemli ve güzel sahneleri elimden geldiğince tasvirleyeceğim...
Saygılar..
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

Geceler acımasız ve zorlu geceler bastırıyordu insanın korkularını..
Yeni korku anlamları biçiyordu tohumlarını atıyordu insanların ruhuna..

Cervantes Yağmurlu ve fırtınalı bir geceye yakalanmış ve tanrılara lanetler yağdırıyordu.
Gemi bunlara dayanabilirdi ama yinede ne olacağı belli olmazdı. Gecenin koyusunda anadolu hisarının ışıkları azda olsa seçilebiliyordu. Çokta fazla sürmeden limana varacaklardı. O sırada küçük tayfalardan birisi gelerek omzuna dokundu.

-Efendi Cervantes Kaptan sizi köşküne çağırıyor
diye mırıldandı ufaklık.
"Lanet herif ne istiyor olabilir ki benden " diye konuştu kendi kendine.
Üstünü başını düzeltti ve adamın odasına ilerledi. İçeriye girdi ufak bir kafa selamı verdi kaptana. Gergin bakışlar iki taraftada seziliyordu..

-Evet Cervantes Liman Gözüktü yaklaşıyoruz.

"Bunun farkındayım" dedi Cervantes keskin bir ses tonu ile..

-Mallar Maller ne olucak peki adamların geliceklermi almaya...
Eğer öğlene kadar gelmezlerse mallara el koyarım ve limandan ayrılırım
diye lakırdamaya devam etti kaptan..
Gergin ortamın ateşi iyice yükseliyordu . Aralarından geçen bir kaç laf dalaşının ardından Cervantes odayı terk etti. Tekrar güverteye çıktı etrafı gözlemledikten sonra kamarasına çekildi dinlenmek için.
Bu sırada kaptan köşkünde bazı planların peşinde koşturuyordu. Haritalar üzerinde oynuyor düşüncelerini kaleme alıyordu.

Cervantes Kamarasına geçti hafif bir uykuya dalmıştı.. Günün ilk ışıkları kamara canımdan içeriye düştüğünde uykusuna son vermiş ve hazırlıklara başlamıştı.
Bugün tehlikeli ve yorucu bir gündü. Geminin güvertesine çıktı hemen tayfaya emirler vermeye başlamıştı..

Halatları toplayın... Yük yollarını açın Vinçleri hazırlayın gibisinden laflar güverte üzerinde dolaşıyordu.. Gemi yavaşça limana yaklaşmıştı ve yanaşma işlemi tamamlanmıştı..
Hemen kaptanın tayfasından 3-5 kişi aşağıya atlayıp limana dağıldılar..



Bu sırada şehrin surlarına dış surlardan bir at arabası yaklaşmaktaydı..
Anadolunun bağrından genç bir çocuk Lejyon komutanlarından birinin arabasına alınmış merkez şehre götürülüyordu..
"Baban benim en yakın silah arkadaşlarımdan birisi komutanımdı. Yıllar boyu sadakatımı sundum onun için dağ tepe kar yağmur çamur demeden birliğimizle savaştık ama kader onu aramızdan aldı öldürüldüğünü düşünüyorum ve katillerin izini sürüyoruz evladım " dedi.

Genç savaşçı Gabrieli dikkatle dinledi ve söylediklerini kafasıyla onaylıyordu gözleri dolmuştu sanki babası ile olan anıları gözünün önüne gelmişti kendini toparladı.

-Efendi gabriel bundan sonra kılıcım sizin hizmetinizdedir. Babamı en son gören insanlardan birisiniz. Hizmetlerinizin karşılığı olarak canım yolunuza fedadır..

Ardından sessizlik bürüdü biraz etrafı...
Atların ayak sesleri günün ilk saatlerinde boş yollarda yankılanıyordu.
"şehirde benim komutamda olan bir birlik var evladım . Bu birlik bundan sonra senin evindir. Benim adıma silah çekecek ve savaşıcaksın " dedi ve omzuma dokundu..

şehre yaklaşmışlardı İlk surlardan geçtiler askerlere selam vere vere ilerliyorlardı.
Ardından karargahın kapılarından içeriye girdiler..
Bahçede askerler antrenman yapıyorlardı. Devamsa bir yerdi burası...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

Ben : Cervantes
Chaotic Evil : Septimus
Korhan : Agrius

Saatler Hızlı geçiyordu ama Cervantesin mallarını almaya gelicek olan adamlardan ne bir iz ne bir ses vardı. Mallar limana indirilmeye başlamıştı.
Gemiden çalışan küçük bir çocuğu limandaki arkadaşına göndermişti notla beraber ama geriye cevap alamamıştı.
Ters giden bişeyler vardı. Zaten bu lanet dünyada 14 yaşından beri her işi ters gidiyordu. Bir aksilik çıkmamalı idi. Çok para yatırmıştı bu işe.

Malların hepsi limana indirilmişti. Kafasını çevirdiğinde piyadelerin limana giriş yaptığını gördü. Kaptan hafifçe sırıtıyordu. Sanırım ortalık karışıcaktı.
Askerler bir iki turdan sonra gemiden indirilen malların başına gelmiş ve incelemeye başlamışlardı. Askerlerden birisi gemiye bakarak "Kraliyet adına bu malları inceliyoruz"
dedi ve dağıtmaya başladılar..
Biri irkilmişti anında diğerlerine bişeyler fısıldadılar ve silahlarını çektiler.
Cervantes hemen atlamıştı gemiden limana arkasından sevdiği tayfalarıda atlamıştı.

Askerler gemiye yaklaştılar. Birisi öne çıkarak " Bu malların sahibi kim " dedi.
Cervantes başına geleceğini biliyordu. Derin bir iç çekti.. Bu sektör böyle tehlikeli idi.
Nasılsa bir şekilde bu işten sıyrılırım diye düşündü.

"BENİM" dedi yüksek sesle Cervantes. Gözler üstüne dikilmişti.
"şehir güvenlik birimleri olarak sizi Karakola götürmemiz gerek bir kaç soruya cevap vericeksiniz lütfen ellerinizi uzatın " dedi askerlerden birisi.

Tayfa hemen kılıç ve hançerlerine davranmıştı. Cervantes eli ile bir işaret yaptı silahları indirdiler sonra ellerini askerlere uzattı kelepçeleri takmışlardı aralarına aldılar ve oradan uzaklaşmaya başladılar..




-----------------------------------------------------------------------


şehrin başka köşesinde bir ispanyol ailesi gelenek ve göreneklerini yürüterek yaşamlarına devam ediyordu. Hatrı geçen sevilen bir aile idi. Ailenin büyüğü zamanında seferler ile geldiği bu şehirde bir demirci dükkanı açmış yaşamını sürdürüyordu. Zamanla oğlu zamanla torunları işin başına geçmişlerdi.
Septimus ailenin en büyük oğlu artık dükkanı o işletiyordu ve öğrendiklerini zanaatını sergiliyordu elinden geldiğince.
Her sabah dükkana gider akşamlarıda kapar evine gelirdi. Bazı geceler diğer usta dükkanda kalır bişeyler ile uğraşırdı iyice gizem kazanır bir hale gelmişti.

Evine gitmişti o akşam yine. Dedesi epeydir ağır bir şekilde hasta ve yatalak durumda idi. Dedesinin yanına gitti ellerini tuttu bir kaç laflamadan sonra onu rahat bırakıp yatağına döndü septimus.
İçini bir karanlık kaplamıştı ne oluyordu bu günlerde böyle diye düşünmeden edemedi.
Yatağına kafasını koydu ve tatlı bir uykuya daldı saatler geçmediki ateşler terler içinde yatağından fırladı. Garip çok garip bir rüya görmüştü . Soluk soluğa fırladı yataktan gitti elini yüzünü yıkadı biraz aynada kendine baktı şaşkın ve buruktu birazda içinde yaşadıkları nelerdi ve bu işin sonu nereye varacaktı.

Sabah erkenden uyandığında kardeşide kalkmış onu bekliyordu
"Abi seninle bugün işe gelebilirmiyim " diye sevimli bir şekilde sormuştu evin en küçük erkeği " Neden olmasın evlat artık sende ailemizin öğretilerini kapmalı ve zamanı gelince dükkanın başına geçmek için hazır duruma gelmelisin hazırlan ve çıkalım" dedi.

Evden çıkmışlardı dükkana ilerliyordu dükkan tam meydan da idi. Meydana çıkan köşeyi döndüklerinde bir kalabalık gördü hemde onun dükkanının önünde idi neler olmuştu burda diye heycanlandı ve kalabalığı yararak hemen önüne ulaştı.
Keşke ulaşmaz oraya varmaz olaydı o gün o sabah hiç doğmayaydı diye geçirdi içinde.
Yıllardır beraber demir dövdüğü sanatlarını ortaya koyduğu adam yerde yatıyordu uzunca gözleri açık boğazında bir kesik.

Hemen başına fırladı korumalardan birisi yolunu kesti "çizgiyi aşma" dedi
"Aptal herif burası benim dükkanım " dedi adam geri durmuştu..
Septimus ilerledi yoldaşının arkadaşının başına. Ağırlığını korusada gözünden tek bir damla yaş akıp hüzünle damlamıştı adamın teninin üstüne.
Elini tuttu " ne oldu sana dostum " dedi içlice ama cevap yoktu..
Sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu başarıyordu ama içten içe çok üzülüyordu.
Nasıl olmuştu niye birileri sadece bu adamı seçip öldürmüştü.

Koruma ekibinin lideri yaklaştı "Bay Septimus Sizmisiniz " dedi..
Kafasını hafifçe yukarı kaldırdı. "Evet benim " dedi başkada bir kelime telaffuz etmeden

"Sizinle biraz konuşmamız gerek efendim " dedi koruma ve devam etti.
"Arkadaşınız dün gece geç saatlerde bir cinayet olayına kurban gitmiştir incelemelerimiz bu işin profesyonelce ne bir iz ne bir ipucu bırakılmadan yapıldığını gösteriyor bu noktada normal halk y erine bazı kesimlerden şüpheleniyoruz" demişti.
Bu arada gelen diğer bir birlik cenazeyi yerden kaldırıyorlardı.

"Eğer uygun olursanız Lord Gabriel yarın sizi karakolda görmek istiyor" dedi.
"Tabiki " dedi septimus usulca bu iş aydınlığa kavuşmalı idi...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
Aredheliquas
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1039
Joined: Sat Apr 23, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Aredheliquas »

niye İstanbul yazmadında kostantinapolis yazdın??
<div>Duvarlar renkli olsada, karanlıkta ne görebilirsinki?... Bir köre rengi, nasıl anlatabilirsinki?</div><br>
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

çünkü 11.yüz yılda oynuyoruz. hikayemizde orda geçiyor
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
findor
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2247
Joined: Mon Jun 28, 2004 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by findor »

Cervantes bu sırada elleri kelepçeli asker birliği ile lejyon komuta merkezine götürülüyordu ite kaka içeri sokulmuştu içerde meydanda bir süre yürüdükten sonra zindanların olduğu bölgeye getirilmişti. Ne yaparımda bu bulmacadan sıyrılabilirim diye düşünüyordu.
O gece öylece geçivermişti.

Ertesi gün sabahın erken saatlerinde hiçte rahat olmayan yatağından kalkmış ve parmaklıklara ilerlemişti etrafı gözlemliyordu koridorun başında bir asker vardı.

Bir kaç saat sonra 5 asker birden geldiler.

"Lord Gabriel sizinle konuşmak istiyor" dediler. Kapıyı açtılar ellerini bağladılar ve yukarı çıkarmaya başladılar. Merdivenleri ağır ağır çıkıyordu. Bu adam hakkında bişe bilmiyordu ama sonuçta bir kafası vardı ve öldürülebilirdi diye düşündü içinden gülümsedi.

Gabrielin kapısı çalışmıştı ve onu içeri soktular.
Karşındaki sandalyeye oturrular.
Gabriel oldukça keskin surat hatlarına sahip ihtişamlı bir zırh giyen ve gerçekten bir savaşçı olduğunu belli eden bir adam dı.

Cervantes ayak ayak üstüne atmış bişeyler konuşulmasını en azından sorulmasını bekliyordu.

"Evet Bay Cervantes... Niye burda misafir olduğunuzu biliyormusunuz " diye
Sert bir ses tonu ile söze girdi Gabriel.

"Hayır.. Sadece ticaretle uğraşıyorum ve dün beni alıp buraya getirdiniz" dedi sinsice gülümsedi..

Gabriel elini çekmecesine attı ve bir paket çıkardı. İçinde beyaz toz vardı Cervantesin kucağına fırlattı.. "Peki bunun için ne diceksin " dedi..
Cervantes duraksadı.. " Kaliteli bir mal olsa gerek " dedi ve güldü.

"Bana isim vermelisin Cervantes nerden alıp nereye getiriyosun." diye mırıldandı savaşçı.

"Ben sadece Aracıyım " diye cevap verdi Cervantes
"İsim sadece isim istiyorum belkide özgürlüğe çıkan yol sadece bir kaç isimdedir ha ne dersin Cervantes yoksa bunun cezasını sende en az benim kadar iyi biliyorsun"..

Gabriel durdu ve bir kaç ismi telaffuz etti anadoludan aldığı adamı aracı olduğu adamı ve sahile malları almaya gelmeyen tiplerle ilgili azda olsa bilgi vermişti.
Sanırım bu gabrieli biraz oyalamak için yeterdi diye düşündü.

"Seninle tekrar görüştüğümüzde kaderine yön vericeksin şimdi geri dönüyorsun " deliğine Cervantes" dedi..

Askerler onu odadan çıkardılar..

Gabriel Bişeyleri not alıyordu ve Yanında duran genç askerine baktı.
Sfenks e bakıyordu "o Bir kaçakçı evlat yaptığı iş ise dolaylı yoldan insan öldürmek ama işimize yarıcak şeyler biliyor bu yüzden yaşıyor " dedi.

"Evet efendim onursuz bir yaşam seçtiği belli zaten" demişti genç asker.


Ardından bir kaç dakika sonra bir asker içeri girdi kapıyı çalarak
"Efendim Bay Septimus burda" dedi Gabriel " İçeri getirin onu" dedi ve beklemeye başladı.
Bir kaç dakika sonra içeriye Septimus girdi...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
User avatar
Chaoticevil
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 52
Joined: Mon Jul 14, 2003 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Chaoticevil »

Septimus hala yasadıklarına inanamıyordu, Morgan yıllardır ailesiyle beraber calısıyordu ve kimseye zararı olmicak biriydi. Onu kim? neden öldürmüs olabilirdi?
En azından bir isim veya bir sebep...
Ertesi gun sabahın ilk ısıklarıyla karakola, Lord Gabrielin yanına gitti.

Lord Gabriel, odasına yeni girmisti ki kapı calındı. Gelen dun, bir calısanı öldürülen Septimus adında İspanyol bir demirciydi.

Gabriel, Septimusa yer gosterdi ve " Lutfen oturun" dedi.

"Sizce Morgan'ı kim oldurmus olabilir.Dusmanları varmıydı?"

"Morgan kendi halinde bi demirciydi, kimseyle bi dusmanlığı yoktu. Ole bir insanı kim oldurmek isteki..."
"Peki son gunlerde hareketlerinde bir gariplik warmıydı."
"Hayır, en azından ben fark etmedim.İsini herzamanki ciddiyet ve sadakatle yapıyordu.Ne gec gelir ne gec giderdi. Dedigim gibi o sıradan bi demirciydi."
"Peki Bay Septimus siz isinize geri donebilirsiniz, biz herturlu gelismeden sizi haberdar edicez."

Septimus selam wererek ordan ayrıldı. Gabriel, belliki biseyler ögrenebilmeyi umuyordu ama buda gizemli faili mechul cinayetlerin arasında yerini alıcaktı.Cunku bu cinayetlerden sorumlu tuttugu loncalar konstantino polis uzerinde ole guclenmis ve yayılmıstıki; onlara erisebilmek imkansızdı, en azından kendisi icin...
User avatar
Chaoticevil
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 52
Joined: Mon Jul 14, 2003 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Chaoticevil »

Septimus artık Morgan olmasada işini dewam ettirmeli ve siparisleri yetistirmeliydi. Bugun önemli müsterilerden biri olan Lord Lucas'ın adamları ,siparisi olan nadir taşlarla bezenmis, altın islemeli bilekligi almaya geliceklerdi ve onun gibi birini memnun etmek cok onemliydi.

Dukkana donen Septimus kucuk kardesinin dukkanı açtıgını gordu ve Morganın boslugunu onu yetistirerek doldurabilicegini dusundu.Xavi, daha 14 yasında olmasına ragmen kendinden beklenmeyecek bir hırsa ve beceriye sahipti. Eger aile mesleklerini devam ettirecekse bu isin inceliklerininde ögrenme yası gelmisti.

Ã?glene dogru Lord Lucas korumalarıyla beraber Septimus'un dukkanına geldi.Septimus cok sasırmıstı cunku Lord Lucas yası ilerlemis birisiydi ve onun gibi onemli birisi asla bu tur islere zaman ayırmazdı.

"Kolay gelsin genc demirci"
"Hosgeldiniz Lordum" diye karsılık verdi Septimus.Heyecandan elleri ayaklarına karıstı.
"Buraya siparis icin gelmedim.Eger bitiremediyseniz anlarım.Morgan gibi bir ustanın ölümü beni cok üzdü."
"Gercekten cok iyi bir ustaydı ve onun yerini doldurmamız cok zor olucak.Gelmisken siparisinizide verebilirim Lordum, umarım begenirsiniz."

Septimus Morgan'ın hayatında yaptığı en guzel işciliklerden biri olan bilekligi Lord Lucas'ın begenisine sundu."Sizin gibi bir Lorda layık degil ama umarım begenirsiniz."

Lordun gozlerindeki ifade herseyi anlatıyordu.

"Cok guzel bir iş çıkartmıssınız."

Bu sozler Septimus'a bir ömür yeterdi. Lord Lucas'ın beline giden eli bi kese altınla geri dondugunde Septimus'un gözleri acıldı.

"Buda isinizin karsılıgı olan altınlar"

Septimus yere egilerek selam verdi.Lord bilekligi aldı ve Adamlarıyla beraber dukkandan cıkarken Septimus'un yuzunde isini iyi yaptıgı icin takdir edilen bir sanatçının gulumsemesi vardı, her nekadar Morgan'ın işçiliğide olsa...

Ertesi gun, gunluk islerine devam ederken bir grup sehir koruması dukkanına geldi.
"Bugun eger musait olursanız Lord Gabriel sizinle gorusmek istiyor Bay Septimus."

Morgan'ın ölümüyle ilgili bir gelisme olmalıydı."Musaitim hemen gidebilirim" seklinde yanıt verdi.

Karakola vardıgında Gabriel odasında onu bekledigini gordu.
"Hosgeldin Septimus.Otur lutfen."
Septimus Morgan'ın katiliyle ilgili biseyler ogrenecek olanın heyecanıyla kosarak gelmisti ve oturmanın iyi bir fikir oldugunu düsünen sadece Gabriel degildi...

"Morgan'ın katilinimi buldunuz yoksa,"
"Sakin ol Septimus" diye boldu Gabriel.Katili bulamadık ama bazı seyler ögrendik.
"Negibi seyler?"
"Morgan'ın sandıgımız kadar masum birisi olmadıgı ögrendik.Kendisi bazı loncalara degerli taş ve metallerden esyalar yapıyormuş.Katilinin bu loncalardan birinin emrindeki profesyonel katillerden birisi olabilicegini düsünüyoruz."
"Ama nasıl olur, benim nasıl bole biseyden haberim olmaz?"

Septimus dehset icindeydi.Morgan para duskunu birisi degildi.Ayrıca gunun buyuk bolumunde beraberlerdi ve onun haberi olmadan bole bisey yapmıs olması gercekten cok şaşırtıcıydı.

“Peki ne yapmayı planlıyorsunuz. Bunu onların yanlarına kar bırakmıcaksınız dimi?”

Gabriel’in gözleri üzüntüyle kendi önüne kaydı.
“Elimizden hic bisey gelmez.Loncalarla savasabilicek ne yeterli askeri gucumuz nede yetkimiz var”
“Ama nasıl olur.Morgan suç işlemiste olsa öldürüldü ve onun kanı yerde kalmamalı.Bunun pesini asla bırakmam.Onun intikamını alıcam”
“Biz bisey yapamayız ama sen kendi imkanlarınla savasacaksan seni gizli bi sekilde destekleyebilirim ve hatta yaptıgın seylerin bircoğunu gormezden gelebilirim.Cünkü loncalar artık fazlasıyla can sıkmaya başladılar ve elim kolum bağlı burada oturmak beni mahvediyo…”

Septimus boyle bir cevap beklemiyodu ama Morgan onun abisi gibiydi ve intikamını almak istiyordu.Gabriel gibi birinin yardımıyla bunu başarabilirdi.
“Bunu düsünücem ve size haber vericem.şimdilik hoşçakalın Lord’um” dedi ve dükkanının yolunu tuttu.

Aksam yemekten sonra ailenin en büyügü ve kendisine örnek aldığı tek kisi olan büyükbabası ile yapmayı düsündüğü şeyi paylaşmak için onun odasına yöneldi.Kapısını vurdu ve içeri girdi.

Sigmond, Septimus’un yaşlarındayken bir savaş dönüşü konstantinopolise gitmiş ve orda bi kadına aşık olup buraya yerleşmişti.Demir işçiliğinde usta oluşu ona kısa zamanda şehirde bir konum sağlamıştı.Ã?mrüne çok büyük mutluluklar ve üzüntüler sığdırmıştı ve simdi onunda gitme zamanı gelmişti.Uzun zamandır, hastaydı ve doktorlar onun icin daha fazlasını yapamıyorlardı.Hayatının son günlerini en sevdigi torunu olan Septimus’a yaşadıklarını anlatarak onu tecrubelendirmekle gecirmeyi tercih ediyordu.

“İyi geceler büyükbaba.Bügün kendini nasıl hissediyorsun?”
“Her zamanki gibi? Artık zamanımın geldigini hissediyorum”
“Ole konusmsa, sen daha cok guzel gunler goreceksin.Ayrıca senden ögreneceklerim daha bitmedi.”
“Sen ögrenmen gereken her şeyi örgendin ve artık ailemizi devam ettirebilicek vasıflara sahip birisin.Her zaman bize layık davranışlar sergileyeceginden ve ailemizi yucelteceginden kuskum yok.”
“Gercekten bolemi düsünüyorsun?Aslında bugun hayatımı tamamen degistirebilicek bi olay yasadım ve bununla ilgili senin dusuncelerini almak ve kararımı ondan sonra vermek istiyorum.Lord Gabriel, Morgan’ın ölümuünden bazı loncaları sorumlu tutuyor ama onlara hicbirsey yapamamaktan yakınıyordu.Bu yuzden bana bi teklifte bulundu.Onun destegi ile loncalara karsı savasmamı istedi.Bana öğrettiklerinin artık ise yaramasını istiyorum ve Morgan’ın intakımını almak istiyorum.Bunun icinde senden izin istiyorum.”
“Sen artık bir yetiskinsin ve kendi kararlarını kendin verebilirsin.Ben sana guveniyorum.Asla yuzumu kara çıkarmadın ama kendine dikkat etmelisin.Ailemizin uzerinde kara bulutlar dolaşıyor.”
“Sen merak etme, senin öğretilerin sayensinde her zorluğun ustesinden gelebilicegimi biliyorum”

Yaşlı adam gülümsedi ve yastığının altından bir broş çıkartıp toruna uzattı.Yuvarlak broşun ustunde bir ejderha ve çapraz sekilde birbirinin ustunde duran 2 kılıç figuru wardı.
“Bu aile yadigarımızdır.Bunu almanı istiyorum.”
“Bu çok büyük bir hediye.Bunu tek bir şartla alırım.Sağ sağlim donup sana geri vermek sartıyla…”
“Nasıl istersen.” Dedi ve o zamansız öksürük krizlerinden biri başlayı verdi aniden.

Septimus yandaki komidinin üzerindeki surahiden bir bardak su doldurdu ve buyuk babasına uzattı.Yaşlı adam suyu içti ve “simdi biraz dinlenmeliyim, sana son kez sarılmama izin ver genc adam.” Septimus’a sıkıca sarıldı ve uykuya daldı.
User avatar
Chaoticevil
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 52
Joined: Mon Jul 14, 2003 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by Chaoticevil »

hani bunun dewami findorrrr... bak hafta sonu carsıya cıkıcam. hala aynı sekildeyse o baltayı alır... anladınmı laynnnn :D
<div>Cya 6 month later...</div><br>
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest