Yeni Dünya ( RP EKRANI )
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Cody Büyücünün sözlerini onaylarcasına Kafasını ... büyücüğü ile ağzında konuştuğu mağranın Yan tarafına geçti. Yanıdaki sarışın Birden dikkatini dağıtsa da...
Tamamen kulağını ve tüm duyu organları ile Mağraya verdi...
kılıcının kavzasını daha sert sıktı... Kalkanını vücudundan biraz uzakta tutarak... Her hangi gelcek olan darbeyi yumuşatmak için Hazırda tutu...
Gelecek yaratıklar Belki çok güçsüz ola bilirdi ama kalabalık olmaları biraz olsun güçlendire bilirdi...
Düşüncesi. Cıkan bir kaç yaratıktan sonra gözüne kestirdiği... bir tanesine iler doğru hamle yapmadan saldıracaktı sabit bir şekilde belki biraz vura bileceği mesafe için bir adım ala bilirdi ama 2 ,3 yaratık geçtikten sonra ortalarında olmadan. Hamlesini yapacaktı...
(Full Turn Atack)
Tamamen kulağını ve tüm duyu organları ile Mağraya verdi...
kılıcının kavzasını daha sert sıktı... Kalkanını vücudundan biraz uzakta tutarak... Her hangi gelcek olan darbeyi yumuşatmak için Hazırda tutu...
Gelecek yaratıklar Belki çok güçsüz ola bilirdi ama kalabalık olmaları biraz olsun güçlendire bilirdi...
Düşüncesi. Cıkan bir kaç yaratıktan sonra gözüne kestirdiği... bir tanesine iler doğru hamle yapmadan saldıracaktı sabit bir şekilde belki biraz vura bileceği mesafe için bir adım ala bilirdi ama 2 ,3 yaratık geçtikten sonra ortalarında olmadan. Hamlesini yapacaktı...
(Full Turn Atack)
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Clesnyé,Edmond'un arkasından bakakaldı..Ne yaptığını düşünüyordu bu çılgın büyücü acaba.Gereksiz kahramanlıkların hiç sırası değildi.Grup halinde hareket etmek zorundaydılar.Tek başlarına pekde etkili olamazlardı. Takip ettiği kolcuya seslendi."Yeni gelcek olan yaratıklarla ilgili ne yapmayı düşünüyosunuz?Ben arkadaşım büyücüyle beraber gidicem büyük itimal onu şu an yalnız bırakamam ölüme terk etmek olur ama 2 kişide ne yapabileceğimizi bilmiyorum.Gruplara ayrılmanın zamanı geldi bence.Ben Edmond'a desteğe gidiyorum birisi daha gelirse daha garantide oluruz ama genede siz bilirsiniz..."dedi ve Edmond'un arkasında koşturmaya başladı.Savaş Clesnyé'yi gaza getirmişti.Yüreğinde savaşın ateşi yanıyordu.Artık savaşmayı istiyordu ve hiç başarısızda olduğunu hatırlamıyordu.Gene kahkahasını koyuverdi.Hem deli hemde cesurdu ve ölüme koşuyordu...
<div>Tári Nénharma....</div><br>
-
haldor_goraxe
- Kullanıcı

- Posts: 275
- Joined: Wed Oct 26, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul, sen??
- Contact:
Susy onu korumasını istemişti. Biraz da bitkin gözüküyordu. Dinlenmesi lazımdı.
"Tamam, ben burdayım Susy. Sen biraz otur dinlen. Sana ihtiyacımız var.
Susy'nin yanında olmalıydı. Fakat bir anda Kara Tenli gelmiş ve Susy'yi koruyacağını söylemişti. Piijek ne hissettiğini tam acıklayamıyordu. Kıskançlık? Sinir? Fakat şimdi sırası değildi.
Arkasını döndü ve tünelin girişine doğru ilerledi. Bir savaşçı da girişe doğru ilerlemiş ve pozisyonunu almıştı. Kılıcı ve kalkanı tutuşundan tecrübeli bir savaşçı olduğunu anlayabiliyordu. Yanına ilerledi ve "Birbirimizin sırtını kollasak iyi olacak sanırım. İçimden bir ses savaşın uzun olacağını söylüyor. Ben Piijek..." dedi.
Bir elinde epesi diğer elinde hançeriyle yaratıkları beklemeye başladı. Sesleri yaklaşıyordu.
(Kaçınma +1 ve sınıfın getirdiği Dodge +1 eklenecek ilk yaratığa)
"Tamam, ben burdayım Susy. Sen biraz otur dinlen. Sana ihtiyacımız var.
Susy'nin yanında olmalıydı. Fakat bir anda Kara Tenli gelmiş ve Susy'yi koruyacağını söylemişti. Piijek ne hissettiğini tam acıklayamıyordu. Kıskançlık? Sinir? Fakat şimdi sırası değildi.
Arkasını döndü ve tünelin girişine doğru ilerledi. Bir savaşçı da girişe doğru ilerlemiş ve pozisyonunu almıştı. Kılıcı ve kalkanı tutuşundan tecrübeli bir savaşçı olduğunu anlayabiliyordu. Yanına ilerledi ve "Birbirimizin sırtını kollasak iyi olacak sanırım. İçimden bir ses savaşın uzun olacağını söylüyor. Ben Piijek..." dedi.
Bir elinde epesi diğer elinde hançeriyle yaratıkları beklemeye başladı. Sesleri yaklaşıyordu.
(Kaçınma +1 ve sınıfın getirdiği Dodge +1 eklenecek ilk yaratığa)
Rakı ve Balık....İşte Bütün Mesele Bu... By ViceRoy Haldor Goraxe Herkesin şuursuzluğu kendine... By ViceRoy Haldor Goraxe Don't dream of women; cause they'll only bring you down... by Dio
Argay az önce onları yanına çağıran savaşçıya baktı.büyücünün sözlerinden sonra mağranın yan tarafına geçmişti savaşçı(cody) ve silahını kavrayıp yapacağı saldırı için hazırlandı.Argay mağranın diğer tarafına geçti.
"Ben Argay"dedi savaşçıya çevredilerinde duyabileceği ama yüksek olmayan bir sesle.kılcını ve kalkanını çıkarttı.
Yıllar önce terkettiği evindeki yaşantısını hatırladı.gençti o zamanlar.çevresinde bir yığın eğitmen vardı.annesinin sürekli ilgisi , babasının mesafeli ve soğuk davranışları...kılıçları dersten derse eline alırdı.zengin giyinir ve istediğini alırdı.taki...
Kahretsin gene başı dönüyordu.kendini topladı.biraz şarap ve ota ihtiyacı vardı.buraya gelmeden üç gün önce tükenmişti ikiside.
Sesler giderek yaklaşıyordu.bu arada yanındaki sarışın okçu hangi cehennemdeydi.evet şimidi gördü onu ama tünele doğru koşuyotdu."Umarım aynı hızda kaçabiliyordur"dedi kendi kendine.
şimdi sıra kendisindeydi.kılıcını olabildiğince sağlam tuttu.kendini karşı taraftaki savaşçıya göre ayarladı(cody).o saldırdığı an o da fırlayıp en yakındakini ortadan kaldıracaktı.arkadaki büyücüleri korumak için
"Ben Argay"dedi savaşçıya çevredilerinde duyabileceği ama yüksek olmayan bir sesle.kılcını ve kalkanını çıkarttı.
Yıllar önce terkettiği evindeki yaşantısını hatırladı.gençti o zamanlar.çevresinde bir yığın eğitmen vardı.annesinin sürekli ilgisi , babasının mesafeli ve soğuk davranışları...kılıçları dersten derse eline alırdı.zengin giyinir ve istediğini alırdı.taki...
Kahretsin gene başı dönüyordu.kendini topladı.biraz şarap ve ota ihtiyacı vardı.buraya gelmeden üç gün önce tükenmişti ikiside.
Sesler giderek yaklaşıyordu.bu arada yanındaki sarışın okçu hangi cehennemdeydi.evet şimidi gördü onu ama tünele doğru koşuyotdu."Umarım aynı hızda kaçabiliyordur"dedi kendi kendine.
şimdi sıra kendisindeydi.kılıcını olabildiğince sağlam tuttu.kendini karşı taraftaki savaşçıya göre ayarladı(cody).o saldırdığı an o da fırlayıp en yakındakini ortadan kaldıracaktı.arkadaki büyücüleri korumak için
Swain kendisine söylenen sözleri dikkatle dinledi evet haklıydı kadim büyücü. şu anda bunun sırası değildi.. Bunları düşünürken bir anda gelen çığlıklar onu harekete geçirdi. Arkasını döndüğünde savaşçıyı çoktan bir tünelin azına koşarken gördü ve hemencecik oda en yakındaki diğer tünelin çıkışına koştu. Koşarken de sırtındaki kalkanını çekerek savunma pozisyonu aldı.
Sonunda durması gereken yerdeydi ve burayı kanının son damlasına kadar savunmaya hazırdı. Ã?ekicini geride tutuyordu. Böylece savurduğunda ivmesiyle birlikte daha sert bir darbe indirecekti karanlıktan çıkacak ilk yaratığa.. (Power Attack) Bir gözü diğer tünelin çıkışını tutan savaşçıya kaydı.. ve sonra tekrar önünde uzanan karanlığa dikti gözlerini ve mırıldandı ;
“Tanrılar hepimizin günahlarını affetsin cesur dostum..”
Sonunda durması gereken yerdeydi ve burayı kanının son damlasına kadar savunmaya hazırdı. Ã?ekicini geride tutuyordu. Böylece savurduğunda ivmesiyle birlikte daha sert bir darbe indirecekti karanlıktan çıkacak ilk yaratığa.. (Power Attack) Bir gözü diğer tünelin çıkışını tutan savaşçıya kaydı.. ve sonra tekrar önünde uzanan karanlığa dikti gözlerini ve mırıldandı ;
“Tanrılar hepimizin günahlarını affetsin cesur dostum..”
what does not kill you.. wish you make it had.
Amora'nın yırtık eteği yine başına bela olmuştu, bir yandan elleriyle eteğini havaya kaldırıyor diğer yandan gözleriyle ilerideki gruba doğru bakıyordu İçinde bu lanet yere geldiğinden beri ilk defa sevinç olduğunu fark ettiğinde şaşırmadı çünkü artık korkmayacaktı. Aklında bu düşüncelerle yürümeye devam ederken olduğu yerde kalmasını sağlayan bir çığlık duydu. Ã?ığlık duyulduğu an da Amora yeni bir görü görmeye başlamıştı ve gördüğü yüzünden yürümeye korkuyordu, "Tanrım bu olamaz!... "
Bir adam kanlar içinde yerde yatıyordu ve başında onu korumaya çalışan göz yaşları içinde bir kadın vardı. Dehşet ve acı içinde yalvarıyordu. Amora kadının kime yalvardığı göremiyordu, aynı anda kadın yerden yukarı doğru yükselmişti... ölmeden hemen önce son bir yakarışla ancak çığlık atabilmişti...
Amora'nın tüm vücudu titriyordu, zavallı kadının tüm yaşadıklarını hissetmiş hatta ölüm anına tanık olmuştu. Böyle bir ölümü kimsenin hak etmediğini biliyordu, bunu nasıl bir yaratık yapmış olabilirdi. "Lanet olsun bu yere!" Hala aynı yerde durduğunu ona doğru gelen birisini gördüğünde fark etmişti.(Edmond) Adam gittikçe yaklaşmıştı Amora bir an gelen adamın ona saldıracağını sanmış olsada yanılmıştı adam ona yardım etmek istiyor gibi gözüküyordu. Yeni gelenin garip bir hali vardı, sanki gelmeden önce ağlamış gibi gözleri kızarmıştı ama bunu adama sorarak onurunu zedelemek yada onu utandırmak istemedi...
- Bayan siz iyimisiniz? Bir az önceki çığlıklarla bir ilginiz yok sanırım...
- şimdilik iyiyim . Yalnız lütfen beni burdan götürün size yalvarıyorum kendi başıma yürüyemeyecek haldeyim .
Amora adama neden böyle bir yalan söylediğini bilmiyordu, aslında söylediği bir bakıma doğruydu korkudan şu an için hareket edemiyordu ama içinde adamın gitmesine engel olmalıymış gibi bir his vardı ve Amora'nın anladığı kadarıyla adam bir büyücüydü şu an ne olursa olsun herkezin bir arada kalması gerekiyordu.
Bir adam kanlar içinde yerde yatıyordu ve başında onu korumaya çalışan göz yaşları içinde bir kadın vardı. Dehşet ve acı içinde yalvarıyordu. Amora kadının kime yalvardığı göremiyordu, aynı anda kadın yerden yukarı doğru yükselmişti... ölmeden hemen önce son bir yakarışla ancak çığlık atabilmişti...
Amora'nın tüm vücudu titriyordu, zavallı kadının tüm yaşadıklarını hissetmiş hatta ölüm anına tanık olmuştu. Böyle bir ölümü kimsenin hak etmediğini biliyordu, bunu nasıl bir yaratık yapmış olabilirdi. "Lanet olsun bu yere!" Hala aynı yerde durduğunu ona doğru gelen birisini gördüğünde fark etmişti.(Edmond) Adam gittikçe yaklaşmıştı Amora bir an gelen adamın ona saldıracağını sanmış olsada yanılmıştı adam ona yardım etmek istiyor gibi gözüküyordu. Yeni gelenin garip bir hali vardı, sanki gelmeden önce ağlamış gibi gözleri kızarmıştı ama bunu adama sorarak onurunu zedelemek yada onu utandırmak istemedi...
- Bayan siz iyimisiniz? Bir az önceki çığlıklarla bir ilginiz yok sanırım...
- şimdilik iyiyim . Yalnız lütfen beni burdan götürün size yalvarıyorum kendi başıma yürüyemeyecek haldeyim .
Amora adama neden böyle bir yalan söylediğini bilmiyordu, aslında söylediği bir bakıma doğruydu korkudan şu an için hareket edemiyordu ama içinde adamın gitmesine engel olmalıymış gibi bir his vardı ve Amora'nın anladığı kadarıyla adam bir büyücüydü şu an ne olursa olsun herkezin bir arada kalması gerekiyordu.
Artık kızıl cüppeli iyi görünüyordu. Anlaşılan rahip başarmıştı. Mahçup paladinle beraber ayağa kalktıkları sırada oldukça endişeli bir hali vardı. İnsanları yakın bir tehlikeye karşı uyaran ve ne yapmaları gerektiğini söyleyen konuşması üzerine ortalık hareketlendi. Endişelerini vurgularcasına peş peşe duyulan iki acı çığlık insanları tetiklemeye yetmişti. Ã?oğunun gelen şey hakkında bir fikri olmasa da herkes en iyi savunacağı yere doğru hızla ilerliyordu.
Paladin en yakındaki çıkışı tutmaya koşmuştu bile. Az ötedekini de bir savaşçı...
Kararını vermekte zorlanmadı. Büyücünün yanında kalmalı ve onu mümkün olduğunca korumalıydı. Aralarındaki en güçlü kişi olduğu belli olan bu adam korunmalıydı.
Kılıcının kabzasını daha bir sıkı kavradı. "Hey Saelnir! Büyücüyü korumalıyız. Büyü yaparken zayıf düşerse yardımımız dokunabilir."
Onları mutlak bir ölümden kurtaran yaşlı adama tekrar baktı. Nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilmediği için söyleceklerini duymasını istemiyordu. Rahibe iyice yaklaşıp fısıldadı. "Bence ona ödeyebileceğimizden fazlasını borçluyuz. Elinden gelenin en iyisini yapmaya hazır mısın? Bence kaybedilmeyecek kadar değerli."
İş birliğini kabul edeceğini umuyordu. Hafifçe gülümseyerek geri çekildi. Kabul etmese bile büyücünün yanında kalmaya karar vermişti. "Görelim bakalım ne geliyormuş," dedi kendi kendine tünele doğru bakarken.
Paladin en yakındaki çıkışı tutmaya koşmuştu bile. Az ötedekini de bir savaşçı...
Kararını vermekte zorlanmadı. Büyücünün yanında kalmalı ve onu mümkün olduğunca korumalıydı. Aralarındaki en güçlü kişi olduğu belli olan bu adam korunmalıydı.
Kılıcının kabzasını daha bir sıkı kavradı. "Hey Saelnir! Büyücüyü korumalıyız. Büyü yaparken zayıf düşerse yardımımız dokunabilir."
Onları mutlak bir ölümden kurtaran yaşlı adama tekrar baktı. Nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilmediği için söyleceklerini duymasını istemiyordu. Rahibe iyice yaklaşıp fısıldadı. "Bence ona ödeyebileceğimizden fazlasını borçluyuz. Elinden gelenin en iyisini yapmaya hazır mısın? Bence kaybedilmeyecek kadar değerli."
İş birliğini kabul edeceğini umuyordu. Hafifçe gülümseyerek geri çekildi. Kabul etmese bile büyücünün yanında kalmaya karar vermişti. "Görelim bakalım ne geliyormuş," dedi kendi kendine tünele doğru bakarken.
Kizil cuppeli buyucu`nun soyledikleri uzerine,
Etrafindaki herkes bir yerlere kosturmaya baslamisdi.
Adam`in bahsettigi seyleri dinlerken, arka arkaya kopan cigliklari oda duymustu,
diger herkezin duydugu gibi.Cigliklar buyucunun soylediklerinin dogru
oldugunu tastikler nitelikteydi. Ondan suphe etmiyordu,Ama duydugu cigliklar
uzerine kesinlikle emin olmusdu.
Suratini burusturup kiliclarini yeniden cekdi.
`Kisa bir an bile olsa, rahat edemeyecekmiyiz.`diye soylenmeye, basladi.
Etrafina bakindi, `Xyra hadi, tunellerden birini tutmaliyiz`dedi ve
bir iki adim atmisdiki durdu arkasini donup Xyraya bakdi.
Kafasi karismisdi, kollarini iki yana acip `Peki sence hangisi?`
diye sordu?? Cevabi bile beklemeden,`Onden sen gitsen cok iyi olur,ben aklimi kacirmak
uzeriyim.`dedi. Onu takip etmek icin hazirdi.
Etrafindaki herkes bir yerlere kosturmaya baslamisdi.
Adam`in bahsettigi seyleri dinlerken, arka arkaya kopan cigliklari oda duymustu,
diger herkezin duydugu gibi.Cigliklar buyucunun soylediklerinin dogru
oldugunu tastikler nitelikteydi. Ondan suphe etmiyordu,Ama duydugu cigliklar
uzerine kesinlikle emin olmusdu.
Suratini burusturup kiliclarini yeniden cekdi.
`Kisa bir an bile olsa, rahat edemeyecekmiyiz.`diye soylenmeye, basladi.
Etrafina bakindi, `Xyra hadi, tunellerden birini tutmaliyiz`dedi ve
bir iki adim atmisdiki durdu arkasini donup Xyraya bakdi.
Kafasi karismisdi, kollarini iki yana acip `Peki sence hangisi?`
diye sordu?? Cevabi bile beklemeden,`Onden sen gitsen cok iyi olur,ben aklimi kacirmak
uzeriyim.`dedi. Onu takip etmek icin hazirdi.
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Yanındaki mavi saçlı elfin sorusuna kendisi de bir cevap ararken bir taraftan da kadaharların cehennem yaratıklarıyla savaşmasını izliyordu. Cehennem yaratıkların taşlaştığını farketmişti. Demek ki onları yavaşlatan buydu yani kadaharların vuruşu taşlaştırıcı etki gösteriyordu. Bunu kadaharla savaşırken ondan darbe yiyen kişilerde de farketmişti. Onların da hareketlerinde yavaşlama vardı. Muhtemelen taşlaşmış olmalılar ama bunun farkındalar mıydı acaba? Mümkün olduğunca bu kadaharlardan darbe yememesi gerektiğini aklının bir köşesine yazdı.
Bu keşfini söylemek ve sis tarafından engellese de gözüne ilişen hareketlenmeleri ve duyduğu sesleri sormak için kızıl cüppeli büyücüye yaklaşmayı düşündüğü anda adam sanki onun düşüncelerini okumuş gibi konuşmaya başlamıştı. Görünüşe göre tünellerden savaşacak başka yaratıklar geliyordu. Gördüğü hareketler ve duyduğu sesler onlara ait olmalıydı.
Bu yeni gelenlerin kadahar kadar güçlü olmaması Xyra’yı pek de rahatlatmamıştı. Kendisine ne yapması gerektiğinin söylenmesinden nefret etse de duyduğu çığlık bu seferlik söz dinlemesini sağladı. Yanındaki elfe baktı ve konuştu:
“Büyücü haklı hadi gidip yardım edelim. Bu sefer ayrılmayalım ama. Ã?ünkü...”
Sözleri ikinci bir çığlık tarafından kesilmişti. Bu tür şeylere alışık olmasına rağmen yine de etkilendiğini itiraf etti kendi kendine. Hayatta kalmalıydı ve her ne kadar bulundukları yerde diğerlerine göre daha rahat olsa da olan çok az sabrı da tükenmişti. Zaten kısa süreli bir rahatlamadan sonra herkesi yine bir telaş ve korku kapladığını farkediyordu. Susy ona el sallerken Elanora da ne yapacaklarını soruyordu.
“Biraz ilerideki tünel girişini koruyabiliriz. Burası kalabalık ve diğer taraflarda daha çok işe yarayabiliriz. Ne dersiniz?”
Bunları hem mavi saçlı elfe hem de kolcu kadına söylerken aynı zamanda rahiple de göz göze gelmişti. Zamanları kısalıyordu. Tekrar Ales, Elanor ve rahibe bakıp gözüne kestirdiği tünele doğru yürümeye başladı.
Bu keşfini söylemek ve sis tarafından engellese de gözüne ilişen hareketlenmeleri ve duyduğu sesleri sormak için kızıl cüppeli büyücüye yaklaşmayı düşündüğü anda adam sanki onun düşüncelerini okumuş gibi konuşmaya başlamıştı. Görünüşe göre tünellerden savaşacak başka yaratıklar geliyordu. Gördüğü hareketler ve duyduğu sesler onlara ait olmalıydı.
Bu yeni gelenlerin kadahar kadar güçlü olmaması Xyra’yı pek de rahatlatmamıştı. Kendisine ne yapması gerektiğinin söylenmesinden nefret etse de duyduğu çığlık bu seferlik söz dinlemesini sağladı. Yanındaki elfe baktı ve konuştu:
“Büyücü haklı hadi gidip yardım edelim. Bu sefer ayrılmayalım ama. Ã?ünkü...”
Sözleri ikinci bir çığlık tarafından kesilmişti. Bu tür şeylere alışık olmasına rağmen yine de etkilendiğini itiraf etti kendi kendine. Hayatta kalmalıydı ve her ne kadar bulundukları yerde diğerlerine göre daha rahat olsa da olan çok az sabrı da tükenmişti. Zaten kısa süreli bir rahatlamadan sonra herkesi yine bir telaş ve korku kapladığını farkediyordu. Susy ona el sallerken Elanora da ne yapacaklarını soruyordu.
“Biraz ilerideki tünel girişini koruyabiliriz. Burası kalabalık ve diğer taraflarda daha çok işe yarayabiliriz. Ne dersiniz?”
Bunları hem mavi saçlı elfe hem de kolcu kadına söylerken aynı zamanda rahiple de göz göze gelmişti. Zamanları kısalıyordu. Tekrar Ales, Elanor ve rahibe bakıp gözüne kestirdiği tünele doğru yürümeye başladı.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
Saelnir kızıl büyücüye okuduğu duadan sonra adamın durumuna baktı, artık çok daha iyi görünüyordu. Bir paladinin büyücünün önünde eğilerek özür dilemesini izlerken aynı zamanda çevresinde ki insanların sessizce kızıl büyücüden yol göstermesini beklediklerini fark etti. O esnada büyücü paladinin omuzlarından tutup ayağa kalkmasını işaret ettikten sonra konuşmaya başladı. Saelnir duyduklarından sadece tekbir sonuç çıkarmıştı. Ölüm onlara dokunmadan buradan kurtulamayacaklardı.
Ã?evresinde toplanan insanların dualarına ihtiyacı olup olmadığını anlamak için incelerken herkesi yerinde donduran bir çığlık sesi yükseldi ve bazıları büyücünün sözlerinde ki gerçekliği çok daha iyi anlayarak harekete geçtiler. Fakat çok geçmeden ikinci bir çığlık yükseldiğinde Saelnir’in yüreği ızdırapla sıkıştı. Ölen bir kadının son çaresiz haykırışı kalbini sıkıştırmış içinden bir rahibe yakışmayacak kadar büyük bir öfke dalgası yükselmesine neden olmuştu. O çığlığın sahibinin nasıl birisi olduğunu bilmiyordu ama kendisi için fark etmezdi, sağ elini kalbinin üzerine koyarak kısa bir duayı içinden geçirdi. "Ruhu ölümden sonra huzur bulsun"
Omzuna batan tırnakların sızlatan acısını hissettiğinde dönerek arkasına baktı ve kara cübbeli bir adamla göz göze geldi.
"Rahip, onurun ve vicdanın belki seni rahatsız edecek, ama... çeşitli sebeplerden dolayı... seninle ilgilenmek zorundayım... Bir kara cüppeli olduğum için belki beni yadırgayabilir, belki söyleyeceklerimi hiçe sayabilirsin ya da belki de sadece gururun beni dinlemene engel olur ama yine de...
"Senden savaşta seni korumak istediğimi söyleyeceğim rahip. Karşılığında ise, sadece neden bunu istediğimi sormamanı istiyorum. Ve bir şey daha, kızıl cüppeliden fazla uzaklaşmak istemiyorum çünkü onu da korumak ve yapacaklarını izlemek zorundayım.
"Sadece bir büyücünün hırsı yüzünden, rahip, sadece bir büyücünün hırsı..."Saelnir yavaşça gülümsedi. Onur, gurur ve vicdanın ne önemi vardı ki, sonuçta masumlar yine ölüyor, son çığlıkları da onları koruyamayanların omuzlarında kalkmaz bir azap oluyordu. Başını karşısında ki adama hafifçe eğerek gülümsemesi daha da büyüdü "Teşekkür ederim. Bahsettiğiniz çeşitli sebepler sadece sizin için, ben bu savaşta bana her nerede ihtiyaç duyulursa orada olmak zorundayım. Bu yüzden beni koruyabilmek için ne kendi hayatınızı tehlikeyi atmanızı isteyebilirim ne de kızıl büyücüden uzaklaşmanızı. Ve son bir şey, gördüğüm tüm büyücüler hırslarıyla yok oldular. Ya söylediğiniz hırsı bırakın ya da o hırsın üstüne çıkın. ayrıca belirtiyim kara cübbe giyiyor olmanız sizi benim gözümde şeytan yapmaz" ve içinden ölümüm senin elinden bile olsa diyerek ekledi.
Yanında ki kadının ona seslenmesiyle kara cübbeli büyücüye dönerek "izninizle" diyerek kadına doğru yaklaştı.
"Hey Saelnir! Büyücüyü korumalıyız. Büyü yaparken zayıf düşerse yardımımız dokunabilir." Saelnir bir cevap vermeden aklındaki büyüleri tekrar etti. Derken çok yakından gelen bir fısıltıyla ve tenine değen bir nefesle tüm konsantresi dağıldı ve şaşkınlıkla yanında ki kadının gülümsemesine ve gözlerine bir kez daha baktı. Farkında olmadan yine gülümsemiş olduğunu fark etti. İçinden bir kara cübbeliden çok bir kadından korkmak gerek diye düşündü kendisine bakan bir çift göze bakarken. Sonra kadın geriye çekildi ve tünellere bakmaya başladı. "Görelim bakalım ne geliyormuş,"
Saelnir derin bir nefes aldı, o gözlerde başka bir şey daha görmüştü. Onur, vicdan, gurur ve kırık kalpler diye ekledi. Ölüm burada ki insanlara dokunmadan gitmeyecekti.
O düşüncelere dalarken kendisine bakan dişi drowla göz göze geldi ve daha önce söylediği bir şeyi içinden tekrar etti. Normal şartlarda birbirine düşman olacaklar şimdi omuz omuza savaşıyordu. Drow kadının söylediklerini duyduktan sonra mantıklı olanın onun söylediği şeyi yapmak olduğunu fark etti. Sonra kendisinin bile ummadığı bir şey yaparak yanındaki kadının (Alegria) kolundan sıkıca tuttu. "Biz drow un grubuyla gidiyoruz ve itiraz etmeden ben nereye gidersem sende geliyorsun"dedi garip bir gülümsemeyle ve kadını yanında zorla sürükleyerek drow un peşinden yürümeye başladı.
Ã?evresinde toplanan insanların dualarına ihtiyacı olup olmadığını anlamak için incelerken herkesi yerinde donduran bir çığlık sesi yükseldi ve bazıları büyücünün sözlerinde ki gerçekliği çok daha iyi anlayarak harekete geçtiler. Fakat çok geçmeden ikinci bir çığlık yükseldiğinde Saelnir’in yüreği ızdırapla sıkıştı. Ölen bir kadının son çaresiz haykırışı kalbini sıkıştırmış içinden bir rahibe yakışmayacak kadar büyük bir öfke dalgası yükselmesine neden olmuştu. O çığlığın sahibinin nasıl birisi olduğunu bilmiyordu ama kendisi için fark etmezdi, sağ elini kalbinin üzerine koyarak kısa bir duayı içinden geçirdi. "Ruhu ölümden sonra huzur bulsun"
Omzuna batan tırnakların sızlatan acısını hissettiğinde dönerek arkasına baktı ve kara cübbeli bir adamla göz göze geldi.
"Rahip, onurun ve vicdanın belki seni rahatsız edecek, ama... çeşitli sebeplerden dolayı... seninle ilgilenmek zorundayım... Bir kara cüppeli olduğum için belki beni yadırgayabilir, belki söyleyeceklerimi hiçe sayabilirsin ya da belki de sadece gururun beni dinlemene engel olur ama yine de...
"Senden savaşta seni korumak istediğimi söyleyeceğim rahip. Karşılığında ise, sadece neden bunu istediğimi sormamanı istiyorum. Ve bir şey daha, kızıl cüppeliden fazla uzaklaşmak istemiyorum çünkü onu da korumak ve yapacaklarını izlemek zorundayım.
"Sadece bir büyücünün hırsı yüzünden, rahip, sadece bir büyücünün hırsı..."Saelnir yavaşça gülümsedi. Onur, gurur ve vicdanın ne önemi vardı ki, sonuçta masumlar yine ölüyor, son çığlıkları da onları koruyamayanların omuzlarında kalkmaz bir azap oluyordu. Başını karşısında ki adama hafifçe eğerek gülümsemesi daha da büyüdü "Teşekkür ederim. Bahsettiğiniz çeşitli sebepler sadece sizin için, ben bu savaşta bana her nerede ihtiyaç duyulursa orada olmak zorundayım. Bu yüzden beni koruyabilmek için ne kendi hayatınızı tehlikeyi atmanızı isteyebilirim ne de kızıl büyücüden uzaklaşmanızı. Ve son bir şey, gördüğüm tüm büyücüler hırslarıyla yok oldular. Ya söylediğiniz hırsı bırakın ya da o hırsın üstüne çıkın. ayrıca belirtiyim kara cübbe giyiyor olmanız sizi benim gözümde şeytan yapmaz" ve içinden ölümüm senin elinden bile olsa diyerek ekledi.
Yanında ki kadının ona seslenmesiyle kara cübbeli büyücüye dönerek "izninizle" diyerek kadına doğru yaklaştı.
"Hey Saelnir! Büyücüyü korumalıyız. Büyü yaparken zayıf düşerse yardımımız dokunabilir." Saelnir bir cevap vermeden aklındaki büyüleri tekrar etti. Derken çok yakından gelen bir fısıltıyla ve tenine değen bir nefesle tüm konsantresi dağıldı ve şaşkınlıkla yanında ki kadının gülümsemesine ve gözlerine bir kez daha baktı. Farkında olmadan yine gülümsemiş olduğunu fark etti. İçinden bir kara cübbeliden çok bir kadından korkmak gerek diye düşündü kendisine bakan bir çift göze bakarken. Sonra kadın geriye çekildi ve tünellere bakmaya başladı. "Görelim bakalım ne geliyormuş,"
Saelnir derin bir nefes aldı, o gözlerde başka bir şey daha görmüştü. Onur, vicdan, gurur ve kırık kalpler diye ekledi. Ölüm burada ki insanlara dokunmadan gitmeyecekti.
O düşüncelere dalarken kendisine bakan dişi drowla göz göze geldi ve daha önce söylediği bir şeyi içinden tekrar etti. Normal şartlarda birbirine düşman olacaklar şimdi omuz omuza savaşıyordu. Drow kadının söylediklerini duyduktan sonra mantıklı olanın onun söylediği şeyi yapmak olduğunu fark etti. Sonra kendisinin bile ummadığı bir şey yaparak yanındaki kadının (Alegria) kolundan sıkıca tuttu. "Biz drow un grubuyla gidiyoruz ve itiraz etmeden ben nereye gidersem sende geliyorsun"dedi garip bir gülümsemeyle ve kadını yanında zorla sürükleyerek drow un peşinden yürümeye başladı.
Bir tek seni bana çok gördü dünya
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
İyiler bu savaşı kaybetmiş
Peki ben nası büyük adam olucam
Kötü olmak seni geri getirir mi acaba...
kalabalık ve kaos. her zaman beraberdi. özellikle bu karmaşa içinde duyulan ve ölmek üzere olan -hatta ölen- bir kadının çığlığı kulakları tırmalarken çevredekiler panik moduna girmiş, ayaklanmıştı. tek bir sakin kişi vardı. Lineas.. Lienas şu anda ne yapabileceğini düşünüyor bu paniğin içine kendini kaptırırsa o çığlık atan kadının kendiside olabileceğini kendisine hatırlatıyordu.
elf, savaşçı bir kadını kolundan çekerek götürmüştü. kızıl cüppeli büyücü paladinle bir şeyler konuşmuş sonra ayağa kalkmıştı. belli ki şu anda sorularına cevap vermezdi. onunla daha sonra daha sakin bir zamanda konuşmanın daha iyi olduğunu kendisine hatırlatan Lienas, paladinin bir girişi Cody in diğer bir girişi tuttğunu gördü.
bu kadar büyütecek ne vardı ki? altı üstü tanımadıkları bir kadın ölmüştü. önemli olan onu öldüren şeyin kalabalığa ulaşıp aynı katliamı tekrarlamamasıydı. belli ki paladin ve savaşçılar bunu ayarlayacaktı. nede olsa onlar savaşçıydı ve bunu belki isteyerek belkide istemeyerek yapmak zorundaydılar.
Lienas gibi birisi içinde bu kalabalıktan yararlanmak kalıyordu...
"hadi Cody" dedi yumuşak bir sesle,
"gelenleri karşıla, onlara "sıcak" bir selam ver. eminim çelikten çok hoşlanacaklardır. eh daha zeki olanları ise hemen başka bir işleri olduğunu hatırlayacaktır. senin gibi kudretli bir savaşçının karşısında hepsi sinecektir. rahat ol sadece bir kadın öldü. onun için şimdi yapabileceğimiz bir şey yok ama bizim için var. hala hayatta ve birlikteyiz bir sürü kişiyiz. bu kadar kalabalıkta korkmaya gerek yok. gerginleşme eski dostum, kontorlünü elinde tut"
bu sırada gözleri ile etrafı tarıyordu. tam Cody nin arkasına geçmiş ona moral vermek için konuşmuştu. nede olsa Cody en yakınındaki savaşçıydı ve kendisine en muhtemel tehlike çanları çalan yerin önündeydi. Cody kendisini korurken o arada daha farklı şeyler yapabilirdi.
mesela, buradan çıkmasına yardım edecek şeyler..
aslında uzun konuşmlar için uygun bir ortam olmadığının farkındaydı. herkez paniklemişti ve bu kadar panik halindeki bir kalabalığın doğru düzgün bir dinleyici kitlesi olacağı şüpheliydi. bu yüzden en yakınındakilere istediği hamleleri oynatmak en mantıklısı gibi gözüküyordu.
çevrede yapacak bir şey bulamayınca, cody nin arkasına geçti, onu kendisine canlı siper yaptı. elinde tutuğu yayını önünde getirdi. bu sırada tek elini sırtındaki sadağına attı, eline aldığı oku yılların alışlanlığıyla parmakları arasında gezidrdi. ardından dikkatle küçük bir fısıltı sesiyle oku kirişe yerleştirdi. gerdi ve artık her ne halt gelecekse gergin ok ve yayla, fakat gevşek sinirlerle beklemeye başladı
"sanırım beraber çalışmamız gerekecek, ne dersin?"
elf, savaşçı bir kadını kolundan çekerek götürmüştü. kızıl cüppeli büyücü paladinle bir şeyler konuşmuş sonra ayağa kalkmıştı. belli ki şu anda sorularına cevap vermezdi. onunla daha sonra daha sakin bir zamanda konuşmanın daha iyi olduğunu kendisine hatırlatan Lienas, paladinin bir girişi Cody in diğer bir girişi tuttğunu gördü.
bu kadar büyütecek ne vardı ki? altı üstü tanımadıkları bir kadın ölmüştü. önemli olan onu öldüren şeyin kalabalığa ulaşıp aynı katliamı tekrarlamamasıydı. belli ki paladin ve savaşçılar bunu ayarlayacaktı. nede olsa onlar savaşçıydı ve bunu belki isteyerek belkide istemeyerek yapmak zorundaydılar.
Lienas gibi birisi içinde bu kalabalıktan yararlanmak kalıyordu...
"hadi Cody" dedi yumuşak bir sesle,
"gelenleri karşıla, onlara "sıcak" bir selam ver. eminim çelikten çok hoşlanacaklardır. eh daha zeki olanları ise hemen başka bir işleri olduğunu hatırlayacaktır. senin gibi kudretli bir savaşçının karşısında hepsi sinecektir. rahat ol sadece bir kadın öldü. onun için şimdi yapabileceğimiz bir şey yok ama bizim için var. hala hayatta ve birlikteyiz bir sürü kişiyiz. bu kadar kalabalıkta korkmaya gerek yok. gerginleşme eski dostum, kontorlünü elinde tut"
bu sırada gözleri ile etrafı tarıyordu. tam Cody nin arkasına geçmiş ona moral vermek için konuşmuştu. nede olsa Cody en yakınındaki savaşçıydı ve kendisine en muhtemel tehlike çanları çalan yerin önündeydi. Cody kendisini korurken o arada daha farklı şeyler yapabilirdi.
mesela, buradan çıkmasına yardım edecek şeyler..
aslında uzun konuşmlar için uygun bir ortam olmadığının farkındaydı. herkez paniklemişti ve bu kadar panik halindeki bir kalabalığın doğru düzgün bir dinleyici kitlesi olacağı şüpheliydi. bu yüzden en yakınındakilere istediği hamleleri oynatmak en mantıklısı gibi gözüküyordu.
çevrede yapacak bir şey bulamayınca, cody nin arkasına geçti, onu kendisine canlı siper yaptı. elinde tutuğu yayını önünde getirdi. bu sırada tek elini sırtındaki sadağına attı, eline aldığı oku yılların alışlanlığıyla parmakları arasında gezidrdi. ardından dikkatle küçük bir fısıltı sesiyle oku kirişe yerleştirdi. gerdi ve artık her ne halt gelecekse gergin ok ve yayla, fakat gevşek sinirlerle beklemeye başladı
"sanırım beraber çalışmamız gerekecek, ne dersin?"

Kathranis toplanan kalabalığı ve ardından gelen çığlığı işitmişti ancak yerinden kımıldamadı ve bekledi kalabalığı sessizce. Sussy i drowu Piijek i ve diğerlerinin huşu içinde olduklarını hisstemesi çok zor değildi.Ancak yine de gelmedi yanlarına ta ki bir çığlık daha işitene kadar.
Yavaşça kafasını kaldırdı ve yayını eline aldı galiba birazdan burası hareketlenecekti. Diğerlerinin olduğu bölüme doğru hızlıca yürüdü ileride ki savaşçıların savaşmaya neredeyse istekli olduklarını gördü ve gülümsedi, gülümsedi bu insanlara ve silah kardeşlerine...
Ardından diğerlerinin yüzlerine baktı ancak bir cevap ya da söz beklemeden devam etti savaçıların ardına geldi yayını gerdi.ilk başta oklarıyla saldırmayı düşünüyordu ancak bir büyüyleişleri kolaylaştırmayı da biliyordu.(call lightling)
Yavaşça kafasını kaldırdı ve yayını eline aldı galiba birazdan burası hareketlenecekti. Diğerlerinin olduğu bölüme doğru hızlıca yürüdü ileride ki savaşçıların savaşmaya neredeyse istekli olduklarını gördü ve gülümsedi, gülümsedi bu insanlara ve silah kardeşlerine...
Ardından diğerlerinin yüzlerine baktı ancak bir cevap ya da söz beklemeden devam etti savaçıların ardına geldi yayını gerdi.ilk başta oklarıyla saldırmayı düşünüyordu ancak bir büyüyleişleri kolaylaştırmayı da biliyordu.(call lightling)
Elinde kılıcı, başını öne eğmiş, nefesini tutmuş, hevesle yaklaşan şeyi karşılamak için tünele doğru dönmüştü. Geri kalanların aralarında ne yapacaklarını tartıştıklarını duyuyordu.
Tünellerden gelecek olan şey bile onu bu kadar şaşırtamazdı herhalde. Rahip onu kolundan yakalamış sürüklemeye başlamıştı bile.
Ã?fkesi kabarıp taşacakken rahibin gülümsediğini farketmişti. Ve bu dilinin ucuna gelenleri de, içindeki direnme isteğini de alıp götürdü. Birden bire düşüncelerini ve öfkesini yalanlarcasına yüzünde beliren gülümseme gerçekten utanç vericiydi. Saklamaya çalıştı ve başardığını umdu.
Sürüklenmeye razı olsa da ciddiyetini kazanması uzun sürmedi. Asi yanı savaş için tetikteyken fazla gülümsemezdi. Tekrar nefesini tuttu.
Güçlü bir büyücü olmasına rağmen yaşlı adamı yalnız bırakma fikri hoşuna gitmiyordu, ama kalabalık konusunda haklıydı. "Eh madem onlar gidiyorlar, kalabalık sorunu ortadan kalkıyor demektir," diye düşündü. "Burada kalmalıyım," diye direndi içinden. Ama anlaşılan biri bu kararı onun adına vermişti.“Biraz ilerideki tünel girişini koruyabiliriz. Burası kalabalık ve diğer taraflarda daha çok işe yarayabiliriz. Ne dersiniz?”
Tünellerden gelecek olan şey bile onu bu kadar şaşırtamazdı herhalde. Rahip onu kolundan yakalamış sürüklemeye başlamıştı bile.
İlk andaki şaşkınlığı geçene kadar onu çekiştirmesine itiraz bile edemedi. Kısa süreli şaşkınlığının yerini hızla öfke aldı. İtiraz etmeden mi? Ben nereye gidersem oraya geliyorsun mu? Bu ne küstahlıktı böyle! Tek istediği yardımdı, bir baba değil!"Biz drow un grubuyla gidiyoruz ve itiraz etmeden ben nereye gidersem sende geliyorsun"
Ã?fkesi kabarıp taşacakken rahibin gülümsediğini farketmişti. Ve bu dilinin ucuna gelenleri de, içindeki direnme isteğini de alıp götürdü. Birden bire düşüncelerini ve öfkesini yalanlarcasına yüzünde beliren gülümseme gerçekten utanç vericiydi. Saklamaya çalıştı ve başardığını umdu.
Sürüklenmeye razı olsa da ciddiyetini kazanması uzun sürmedi. Asi yanı savaş için tetikteyken fazla gülümsemezdi. Tekrar nefesini tuttu.
Xyra'nın gösteriği yeri anlamışdı.Kim ne düşünürse düşünsün, önemli değildi. Drow kızı anlamadığı bir nedenle benimsemişti.Başkalarının ona güvenip güvenmemesi önemli değildi.Aynı belaya bulaşmışlardı.Bu beladan dahep birlikde kurtulucaklardı.'Umarım, kurtuluruz.' diye aklından geçirdi.'Tamam, anladım.' dedi,
ve Xyra'nın gösterdiği tünel girişine koşarak gitti ve yerini aldı.Savaş Pozisyonunu almıştı.Kılıçlarını sıkıca tutuyordu. 'Bu beladan kurtlursam, ilk işim bir içki içmek olucak!'dedi..derin bi nefes aldı. Dudaklarını ısırmaya başladığını fark etti.
Kalbi hızla çarparken beklemekden başka bir şey yapmıyordu.
ve Xyra'nın gösterdiği tünel girişine koşarak gitti ve yerini aldı.Savaş Pozisyonunu almıştı.Kılıçlarını sıkıca tutuyordu. 'Bu beladan kurtlursam, ilk işim bir içki içmek olucak!'dedi..derin bi nefes aldı. Dudaklarını ısırmaya başladığını fark etti.
Kalbi hızla çarparken beklemekden başka bir şey yapmıyordu.
Kara cüppeli, yaptığı hatayı anlamasını sağlayacak bu cevapla beraber suskunluğuna geri döndü. Biraz önce yaptığı şeyi neden yaptığını bilmiyordu ama yine de hiç düşünmeden yapmıştı. Xardas'a göre insanlar ve diğer bilinçli canlılar da hayvandılar ve yaptıkları bazı istemsiz hareketleri hayvani içgüdüler sebebiyle yaparlardı. Bunun içine sosyalleşmek için sarfedilen çabalar da giriyordu çünkü bilinçli hayvanlar genelde sosyal yaşam tarzına sahip varlıklardı.
Kara cüppeli, biraz önce yaptığı hareketi aynen böyle bir hayvani içgüdüyle yaptığı sonucuna varmıştı. şimdi ona çocuksu, aptalca bir hareket gibi geliyor olsa da, hayvani yönünü saklamaya çalışmayan biriydi ve bu yaptıklarından pişmanlık duymadı. Yapılan hatalar bir şeyler öğrenilmesine sebep olurdu...
Bir şey öğrenmişti.
Yine de, rahibe ve yanındakilere baktığında hissettiği bu sinir bozucu duyguya anlam veremiyordu. Ellerini kastı ve yüzü nefretle buruştu. Hareketleri ona ne kadar çocuksu gelse de, bir şekilde onu rahatsız ediyorlardı. Ve birden bilinçaltının derinliklerinden gelen bu ses, ona hissettiği bu duygunun ne olduğunu fısıldadı...
Kıskançlık.
Ã?ocukluğundan beri hep yalnızdı ve bunu ilk hissedişi değildi, sadece son hissedişinden bu yana çok uzun zaman geçmişti ve Xardas buna zamanla yeniden alışacağını düşünüyordu. Rahibin konuşması aslında hoşuna gitmişti ama yine de diğer rahiplerin düşüncelerinden yağmur damlaları barındırıyordu Saelnir'in düşüncelerinin kuyusu... Ve bir yağmur bile eğer doğru düşmesini bilirse dalga yaratıp diğer damlaları aynı yönde hareket ettirebilirdi. Ustası, ona, eğer yeni bir düşünce getiriyorsan, senden öncekini tamamen, hiç bir iz bırakmadan söküp atmalısın derdi. şimdi anlamını biliyordu. Ustasının sözlerini bir kez daha ruhunda duydu...
"Daha önceden yaratılmış engelleri yok etmek için taze ve güçlü bir rüzgar gibi gel."
Kara cüppelinin yüzündeki buruşukluk, yerini manasız, alaylı bir sırıtışa bıraktı...
Güçlü bir rüzgar olmaya karar vererek yeniden yaratığın toza dönüştüğü yığına yöneldi ve parçalarını yanına almak için eyleme geçti. Bunu yaptıktan sonra kızıl cüppeliyle ilgilenebilecekti. Bir meslektaşına yardım edecekti, sonuçta her şeyi büyü için yapıyordu ve Khedan kudretli bir büyücüydü. Ve bunu düşünürken içindeki ses ona yine fısıldadı:
"Senden daha kudretli..."
Kara cüppeli yine sinirle geçirdi aklından:
"Hayır, bunu sadece bilgi almak için yapacağım..."
Kara cüppeli, biraz önce yaptığı hareketi aynen böyle bir hayvani içgüdüyle yaptığı sonucuna varmıştı. şimdi ona çocuksu, aptalca bir hareket gibi geliyor olsa da, hayvani yönünü saklamaya çalışmayan biriydi ve bu yaptıklarından pişmanlık duymadı. Yapılan hatalar bir şeyler öğrenilmesine sebep olurdu...
Bir şey öğrenmişti.
Yine de, rahibe ve yanındakilere baktığında hissettiği bu sinir bozucu duyguya anlam veremiyordu. Ellerini kastı ve yüzü nefretle buruştu. Hareketleri ona ne kadar çocuksu gelse de, bir şekilde onu rahatsız ediyorlardı. Ve birden bilinçaltının derinliklerinden gelen bu ses, ona hissettiği bu duygunun ne olduğunu fısıldadı...
Kıskançlık.
Ã?ocukluğundan beri hep yalnızdı ve bunu ilk hissedişi değildi, sadece son hissedişinden bu yana çok uzun zaman geçmişti ve Xardas buna zamanla yeniden alışacağını düşünüyordu. Rahibin konuşması aslında hoşuna gitmişti ama yine de diğer rahiplerin düşüncelerinden yağmur damlaları barındırıyordu Saelnir'in düşüncelerinin kuyusu... Ve bir yağmur bile eğer doğru düşmesini bilirse dalga yaratıp diğer damlaları aynı yönde hareket ettirebilirdi. Ustası, ona, eğer yeni bir düşünce getiriyorsan, senden öncekini tamamen, hiç bir iz bırakmadan söküp atmalısın derdi. şimdi anlamını biliyordu. Ustasının sözlerini bir kez daha ruhunda duydu...
"Daha önceden yaratılmış engelleri yok etmek için taze ve güçlü bir rüzgar gibi gel."
Kara cüppelinin yüzündeki buruşukluk, yerini manasız, alaylı bir sırıtışa bıraktı...
Güçlü bir rüzgar olmaya karar vererek yeniden yaratığın toza dönüştüğü yığına yöneldi ve parçalarını yanına almak için eyleme geçti. Bunu yaptıktan sonra kızıl cüppeliyle ilgilenebilecekti. Bir meslektaşına yardım edecekti, sonuçta her şeyi büyü için yapıyordu ve Khedan kudretli bir büyücüydü. Ve bunu düşünürken içindeki ses ona yine fısıldadı:
"Senden daha kudretli..."
Kara cüppeli yine sinirle geçirdi aklından:
"Hayır, bunu sadece bilgi almak için yapacağım..."
<div> Wir sind nicht gestorben. Wir haben nie gelebt.<br> <br> -Ragnar Lodbrok</div>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests