Ölüm Zamanı: Karanlığın Tohumları! (Ortak

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Julio Slicer'a bakarak sırıttı: "Agresiflik problemimiz mi var?" dedi. Bir an düşünceli bir biçimde Slicer'ı süzer gibi yaptı; sonra başını hararetle aşağı yukarı salladı: "Ah, evet, evet, kesinlikle var!"

Helikopter uçurmak hakkında hiç fikri yoktu. Belki pervaneyi hareket ettirebilirdi; ama onu da gücüyle yapmış olurdu, ki gerçekten küçük bir ihtimaldi zaten...
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Liderlerinin adı Kenan Akkılıç'tır. Kanatlılar tarikat kurulduğundan beri bizim ezeli düşmanımızdır. Neden savaşı sonlandırmadan geri döndüler ben de anlam veremedim, pek onların tarzı değildir. Genelde öleceklerini anlasalar dahi savaşmaya devam ederlerdi, ama bir şeyi riske etmek istemediler. Acaba çanta ile mi alakalı?" diye sesli düşündü Gökçe.

Gökçe, metal çantayı Statham'a uzattı: "Helikopteri ben alıyorum, sizler ise bir teslimat görevi gerçekleştireceksiniz. Ormanın güneyinden giderseniz ileride bir patikaya varacaksınız, bir saat boyunca patikayı takip edin, sizi bir mezarlığa çıkaracaktır. Mezarlıkta adamımız sizi bekliyor olacak, ona güvenli bir şekilde bu çantayı ulaştırmanız gerekiyor. Emin olmak için ona parolayı sorun, o da söyler..."

"Size orada bir araç temin edilecektir ve üsse geri dönebileceksiniz böylece..."

Gökçe daha fazla bir şey söylemeden helikopteri çalıştırdı ve helikopter bir süre sonra yükseldi. Helikopter uzaklaştırken Gökhan: "Parolanın ne olduğunu anlayan oldu mu?" diye sordu kafası karışarak.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth
Contact:

Post by Alenthas »

"Iııh, bizi de götürebilirdi herhalde? Bak işte, gördünüz mü! Gecenin bir yarısı saçma sapan bir ormanda kaldık yayan. Keşke o gitmeden önce silahımı aramaya devam etseydim ya."

"Parola mı? Bu çantanın şifresi dört haneli değil mi? Uğraşmaya değmez, veririz adama deneye deneye bulur işte."
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Metal çantaya baktı. "Lanet olsun böyle görev verilir mi! Parola bile söylenmedi. Adam ne söylerse vericez anlaşılan. Büyük bir ihtimalle çantanın içinde ne olduğuna bakmamamız için parola söylenmedi." Bir ah çekti. "Görev görevdir. Gidelim." dedi ve güneye yola koyuldu.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Beyler beni bu parola işine allah...... pardon, şeytan, aşkına karıştırmayın."

Diğerlerine baktı.

"Parola muhtemelen Ayşe tatile çıktı tarzında absürt bir şeydir, dolayısıyla kendimizi kasmanın bir anlamı yok zaten."
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

"Saçma sapan bir şey olabilir; ama şu Kanatsızlar belki bu yüzden kaçmışlardır? Belki şimdi de çantayı vereceğimiz adamın yerine geçeceklerdir. Böyle bir şeyi riske atarsak iblisle ikinci kez karşılaşabiliriz..." dedi Julio. Yani, bu riske girmek anlamsız olurdu gerçekten.

"Yiine de parolayı bulmak gerçekten çok zor olabilir. Belki adamın yalan söyleyip söylemediğini anlayıp bu tehlikeden kaçınabiliriz. Elimizden daha fazlası gelmez sanıyorum..."
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Sizce çantayı teslim edeceğimiz kişinin o olduğundan emin olabilecek miyiz? Bize kim veya neye bu çantayı götürdüğümüzü bile anlatmadılar, hem bu çantanın için de ne var ki? Eskiden melek olan şu tipler bu çantanın neden bu kadar peşindeler? Herhangi bir fikri olan var mı?" diye sordu Gökhan, zaten yolculuk sıkıcı geçeceğe benziyordu. Bari sohbet edecek bir konu çıksın istemişti.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Maalesef hiçbir fikrim yok.Ayrıca parolayı hala bulamadım.Aklıma hiçbir mantıklı şey gelmiyor."

(Catboy kimse bir şey yazamaz hikayeyi kitlenmesin istiyorsan yakınmak yerine olayı ilerletebilirsin bence.şifreyi bulmamızı bekleme bizden.Muhtemelen Ã?ykü'de gizli bir şeydi şifre, ama onu bulmamız çok zor olur.)
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

"Ã?yle olsun." dedi Gökhan sinirli bir ses tonuyla. Bu kadar meraksız ve bir fikir bile yürütmekten çekinen insanların arasında olduğuna inanamamıştım.

"Ben de bir daha soru sormam." dedi ardından.

Bir saat boyunca Statham önde liderlik etti ve herkes sessizce onu takip etti. Neredeyse hiç konuşmadılar başlarına gelenlerle ilgili.

Patika en sonunda mezarlığa götürdü onları. Genç bir adam onları bekliyor gibiydi. Hevesle Statham'ın çantasına bakarak: "Hiç gelemeyeceksiniz sanmıştım. Neyse benim adım Sinan." diye kendini tanıttı.

Ã?antayı yanına aldıktan sonra Sinan: "Sizi tekrar binaya götürecek bir helikopter az ileride bekliyor." diye açıkladı.

Helikopter gerçekten de ilerideydi, helikopter pilotu herkesin yerleşmesini bekledi ve ardından helikopter havalandı. Sinan da çantasıyla beraber mezarlıktan çıkmasını sağlayacak en yakın patikayı arıyordu en son baktıklarında.

Pek fazla uyanık kalamadılar, çünkü pilot üsse geri dönmeden hepsinin bayıltımasını emretmişti. Böylece helikopter yolculuğunun sonlarına doğru bayılmışlardı.

Ayıldıklarında beş kişilik odadalardı. Ama kapı kilitli değildi. Bir şey olmuştu sanki, kimse yok gibiydi koridorda.

(Devamı için önce Efla'nın yazısını tamamlaması gerekiyor, o yazmadan devam edemeyiz. İsteyen odadan çıkmadan karakteri ile ilgili yazacaklarını yazabilir, ama odadan çıkmıyoruz daha...)
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Engin*

Mide bulantısı da ağrıları da giderek azalıyordu. Ne kadar zamandır burada olduğunu tahmin edemiyordu artık. Zaman kavramı yok olmuştu. Daha az sıkıntılı olsa da hayatı daha az sıkıcı değildi. Fiziksel işkencelerin azalmış olması pek memnun edemiyordu. Kurtulamayacağını düşünmenin verdiği çaresizlik ona hala işkence ediyordu.

Bedenine yerleştirdikleri bu şey her neyse onu giderek daha iyi kontrol etmeye başlamıştı. Bir öfke dalgası vuruyordu bazen. Kırıp dökmek istiyordu. Parçalamak hatta öldürmek. Kendine hakim olmaya çalışıyordu. Derin nefes almak şimdilik işe yarıyordu. Bedeni kasılınca bütün ağrıları geri dönüyordu. Sanki zihninin de bir şey tarafından ele geçirildiğini hissediyordu o zamanlar. Düşünemiyordu.

Belli aralıklarla ilacı verdikleri yere götürüyorlardı. Ã?rnekler alıyorlar, elektrotlar bağlıyorlardı. Koridorda gelenlerin seslerini duymuştu. Yine geliyorlardı. En halsiz halini takındı kendini daha iyi hissetmesine rağmen. Gelenler her zamanki gibi gözlerini bağladılar ve götürdüler. Yürümesi için dürtmelerine izin verdi.

Yine aynı yere götürmüşlerdi. Kollarını bacaklarını ve boynunu deri kayışla bağlamışlardı. Kapı tekrar gıcırdadı. Doktor (öyle olduğunu düşünüyordu) içeriye girmiş olmalıydı. Artık insanları yürüyüşlerine göre ayırt etmeye çalışıyordu.

"Benimle işiniz ne zaman bitecek." diye sorabildi Engin. Uzun zamandır hiç konuşmadığı için konuşmakta zorlandı. Sesi de çatallanarak çıkmıştı. Her zamanki cevap geldi. Hiç...
"Beni duymadınız galiba." dedi sesini biraz yükselterek.
"Soru soracak konumda olduğunuzu sanmıyorum."dedi doktor her zamanki sinir bozucu soğuk kanlılığıyla.
"Soru soracak konumda olduğunuzu sanmıyorum." diye komikçe taklit etti Engin içinden. Nefes alış verişi tekrar sıklaştı. Ã?nceden içinde ufak bir alev olan öfke artık büyüyordu. Ã?nüne ne gelirse yakıyordu bu kez. Ã?nce umutsuzluğunu yaktı. Yavaş yavaş bilincini de yakıyordu. Kendini kaybediyordu bu kez.

Hareket etmeye çalıştığında yine kayışlar onu engellemişti. Bir anda bütün bedeni kasıldı. Ã?nceden kollarına olan bu kez bütün bedenine oluyordu. Kolları ve bacakları sanki genişliyordu. Deri kayışlar onu oldukça sıkmaya başlamıştı. Kayışların onu tutan yerlerinden bıçağa benzer uzantılar çıktı. Artık hareket edebiliyordu. Hemen belini kaldırarak doğruldu. Gözlerindeki bağı çıkardı.

İlk gördüğü doktor olacak adam oldu. Bir anda olup bitenler karşısında nutku tutulmuştu. Hareketsiz kalmıştı.
"Ama... na..nasıl?" diyebildi ancak. Bir anda ayağa kalkarak sağ eliyle doktorun boynuna yapıştı. Artık davranışlarını kontrol etmiyordu.

Kafası hafif yana yatık gözlerini sonuna kadar açarak doktorun gözlerine baktı."Soru soracak konumda olduğunuzu sanmıyorum." dedi bu kez sesli olarak. Biraz havaya kaldırdı. Doktor artık nefes alamıyordu. Kolları sanki pullarla kaplanmış koyu kahverengi bir renk almıştı. Ellerinden dikenlerin çıktığını hissetti. Dikenler doktorun boğazını parçalamıştı. Kan elinden akarak kollarına kadar süzüldü. Sonra doktorun bedenini yere bıraktı.

O anda kulakları tırmalayıcı bir alarm sesi duyuldu. Odanın kapısı açılmış ve silahlı iki kişi içeri girmişti.

"Derhal ellerini başının üstüne koy. Oyun bitti." Dedi içlerinden biri.

Mantıklı düşünmek için bilincini çoktan kaybetmişti. İleri bir adım atarak yavaşça yaklaşmaya başladı. O anda bir silah patlama sesi duyuldu. Silah sesiyle refleks olarak gözlerini yummuş olanlar yaklaştıklarında yaratığın çoktan silahlıların yanında olduğunu gördüler. Bir tanesinin göğsüne bir yumruk attı. Ne olduğunu anlayamayan adam duvara yapıştı.. Diğeri şaşkınlıkla elindeki pompalı tüfeğin tetiğini çekebildi. Bu darbe oldukça sarsıcıydı. Yarım metre kadar geriye gitmişti Engin'in bedeni. İçindeki Engin gibi gözükmüyordu artık.

Yüksek sesle bir kahkaha duyuldu. Engin odada kalın bir cam bölme olduğunu bölmenin arkasında onu izleyenlerin kaçışmaya başladığını gördü. Bir kez daha sıçrayarak vakit kaybetmeden Pompalıyı tutan adamın yanına sıçradı. şaşkınlıktan donakalmış adamın elinden silahını aldı. Kaçmasını engellemek için tuttu. Karnına doğrultarak tetiği çekti. Fakat hiçbir şey olmamıştı. Sonra neden bu tüfeklere pompalı dendiğini hatırladı. Pompalı tüfeğin mekanik sesi odada çınladı. Ardından korkuyla bakan adamın karnında patladı. Göğsüne darbe alan adamınsa kaburgaları kırılmış olmalıydı. Nefes almaya çalışıyordu. Taa ki ikinci bir yumruğa kadar.

Hiçbir yaptığını düşünmüyordu artık Engin. tek amacı vardı. Bunu yapanlara bir ders vermek ve intikamını almak....
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Julio artık şu bayıltılma işinden bıkmıştı; tam sivri bir yorumda bulunacaktı ki kulağına rahatsız edici bir gürültü geldi. Tam olarak nereden geldiğini bilemiyordu sesin, ama iyi bir işaret olmadığına emindi!

Kapıdan biraz uzak dırmaya karar verdi, başına bir şey gelmeyeceğinden emin olmak için. Eğer biri tarikata bir saldırı düzenlediyse onlar da hedef olurdu; eğer tarikat içinde anlaşmazlık çıkmışsa anlaşmazlığı çıkaran dengesizlerin onlara saldırmayacağından emin olmanın yolu yoktu. Tehlikeli bir şeyler dönüyormuş gibiydi; ama 'tehlike' kelimesini açıkça takım arkadaşlarına sarf etmek kortuğu izlenimini verebilirdi...

Sesini sakin tuttu, zaten çok da telaşlanmamıştı... "Sanırım her şey yolunda değil. Bir göz atmalı mıyız?" dedi, göz atma önerisi korkmadığını kanıtlardı...
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Ã?anakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Sanırım bunu yapması gereken birisi varsa o da benim."

Ã?ünkü bu tür gezmelerde en az hasar görebilecek olan kişi kendisiydi.

"Beyler, az sonra görüşürüz. Ne olduğunu anlayınca geleceğim."

Ardından bütün bedenini sarsan o panik duygusuna yeniden kapıldı. Ama artık meselenin panik olmadığını biliyordu.Kendi kendisine sakinleşmesi gerektiğini de söyleyip durmadı.

Fakat bu kez bir fark vardı.Biraz yorucuydu ama... Sanki aşırı derecede uzun süre giydikten sonra bir çorabı çıkarmaya çalışmak gibi bir duygu. Bu kez, üstündeki kıyafetle hava şekline dönüşmüştü.Ve basınçölçer yine devreye girmişti. Yeniden insanların kalplerini görüyordu, kan damarlarını... Sürekli olarak görünüp yok oluyorlardı. Ama eğer onların hareket ederlerse görünür olacaklarını biliyordu. Ã?ünkü bu bir hava akımı yapacaktı. Ve eğer onların üstünden geçmeye kalkarsa.

Daha sonra çıkmaya çalıştı. Ama inanılmaz bir şekilde duvara çarpmıştı.Yeniden çarptı, eğer moleküllerine ayrılmış bir hâldeyse şu an, o duvardan geçebilmeliydi.

Ama daha sonra bu odalara sürekli bayıltan gazlardan verildiğini ve odadan gaz çıkmasının mümkün olmadığını hatıladı.Sonra kapıyı açmaya çalıştı. Biraz uğraştıktan sonra başarmıştı. Ve dışarı çıktı... Koridoru takibe başladı...
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
catboy
Site Yazarı
Site Yazarı
Posts: 3268
Joined: Fri Jan 19, 2007 10:00 am
Location: Izmir
Contact:

Post by catboy »

Selim'in gittiğini biliyordu Gökhan. Başta Statham'ın emirlerini bekliyordu ama Statham sessiz kalmayı tercih etmişti. Biraz hayal kırıklığı duymuştu aslında, Statham pek lider gibi davranmıyordu.

Ne de olsa kimse onun varlığıyla ilgilenmiyor gibiydi. O da Selim'in arkasında koridora çıktı. Etrafı dolaşmaya başladı. Bir süre sonra kan kokusu çok keskin bir biçimde burnuna ulaştı.

Parçalanmış cesetlerin arasından kendine yol açtı ve ilerlemeye devam etti. Gölgelerin arasında bir hırıltı duyuyordu. Sanırım katil ile yüzyüzeydi.

"Bana yardım eder misin? Buradan çıkmak istiyorum ve sen benim tek şansımsın. Lütfen beni de yanında götür, sana yalvarırım. Sana zarar vermek istemiyorum, sadece buradan gitmek istiyorum senin gibi." dedi Gökhan. Gölgedeki kişiyi daha tam olarak göremiyordu, ama fark etmemişti Gökhan için. Yerlere kadar eğildi ve yalvarmaya başladı: "Beni de götür..."

(Efla'ya kişisel not: lütfen öldürme karakterimi, sana yalvarırım...)
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Hey, Gökhan!" dedi arkasından yetişmeye çalışarak. Onun peşinden gitti. Kapıdan çıktı ve peşinden devam etti. Cesetleri görünce kaşlarını çattı.

"Lanet olsun neler oluyor burada!" dedi. Sonra şunu duydu

"Beni de götür...". Gökhan'ın arkasına geldiğinde yakasından tuttuğu gibi geri çekti. Gölgedeki kişiye yalvarmıştı gökhan. Oraya baktı.

"Sende nesin? Lanet bir iblis daha mı?" dedi. Silahını doğrulttu. Ne olur ne olmaz. Eğer adam ani bir hareket yaparsa, algıları sayesinde zamanı dondurup adamı bayıltacaktı. Yan tarafından ensesine silahin dipçiğiyle vurarak.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Lydronk
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 882
Joined: Fri Feb 10, 2006 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Lydronk »

Julio Slicer'a baktı. Ellerini saçlarından geçirip kısa bir süre bir şey demesini bekledi. Hemen bir şey söylemeyice de kendisi harekete geçmeye karar verdi. Eline iki kurşun aldı; sonra Slicer'a baktı: "Ee, biz de gidelim mi?"

Cevabın hayır olmayacağından emin, kapıya doğru yönelip diğerlerini bulmaya çalıştı. Selim'i göremiyordu, ama Statham'ın sesini duyabiliyordu. Adımlarını daha temkinle atmaya başladı. Elindeki iki kurşunu daha sıkı kavradı. Statham'ın kime iblis dediğini bilmiyordu, öğrenmeye de niyetli değildi. Buradan, güvenli görünen bir uzaklıktan bekleyecekti; gelen ilk saldırıda telaşlanıp kendisi de saldıracaktı. Hız hissine dokundu ve ona çekilmeye hazır, tetikte, hazır odaklanabilirken tamamen odaklanmış bir biçimde bir hareket bekledi.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests