ÖIğLIKLARIN KALESİ(DÖşMÖş TANRI:AZALIN)
Cüce Gorath küçük(Bir cüce kadar) ama hızlı adımlarla kaleye doğru ilerledi ve kalenin duvarlarının içinden hiç bakışlarını yerden kaldırmadan geçti. Sessizce koridorlarda ilerlemeye başladı. Lorduna sua etmek ve komudan galadlirim ile konuşmak için buraya gelmişti ama o anda bir ses duydu koridorlarda. Bir düşme sesi buna eşlik etti.
Bakışlarını düşme sesinin olduğu yere kaldırarak koşmaya başladı ve bir an sonra yerde yatmakta olan Firble'ı gördü. Uyanmıştı ve kalenin içerisinde yalnız başınaydı. Lord Azalinin ruhuna dokunuşunu hissetti o anda. Bir szcüktü bu ama ona gelen bir sözcükten öte bir şeydi.
Hızla yerde yatmakta olan Firble'a doğru ilerledi ve onu kaldırmak için eğildi. Cehennemden ruhunu kurtardığıdostuna dokunduğu anda zihnine hücum eden binlerce görüntü ve acı ile çarpıldı ve elini hızla geriye çekti. Sırtını koridorun karşı duvarına vererek sıktığı dişlerinin arasından ellerine baktı ve hiç bir iz göremedi ama orada bir yerlerde acıyı hissetmişti. Yanmıştı elleri. Yıllarda Horndrasta maden ocaklarında çalışmış ve kim bilir kaçkez ocakların o akıl almaz ateşinde yanmıştı ama bu güne kadar hiç bir ateşin verdiği acı bu kadar baskın olmamıştı.
İşte o anda lordunun zihnine bir anlık dokunuşunda söylediklerini hatırladı. "Onun içindeki acıyı hissediyorsan ve buna katlanabilirsen ona yerimiz vardır Gorath!" O zaman anlamaya başladı. Her şey onun ellerindeydi. Firble'ın hayata katlanabilmesi ve acılarını dayanılır kılabilmesi için her şey kendi ellerindeydi.
Yeniden ayağa kalktı ve firble'a doğru ilerledi. Bir an için yerde yatan bedene baktı ve "O acıların yarısı bana ait!" diye mırıldandı. Hızla eğildiği gibi Firble'ın küçük bedenini kaptı ve çığlıklar içinde kalenin içinde koşmaya başladı. Vücudunda Firble'ı tuttuğu her noktanın yandığını hissediyordu ama onun ufak bedenini bırakmamak için de direniyordu. Ellerinde ve kollarında yanan derinin kokusunu bile alabiliyordu ama oralarda hiç bir yanık izi olmadığına iddiasına dahi girerdi. Koşmaya devam ederken zihnine acılar hücum etti. Firble'ın cehennemde çektiği acılar bedenine boşalmaya başladı. O acıların bir kısmı hızla cücenin içine aktı.
En sonunda Gorath merdivenleri acılar içinde çıkıp bir odanın kapısını açtığında acılardan dolayı yere düşmek üzereydi. Hızla kapıyı tekmeledi ve içeriye girdi. Bedeni yatağa tüm acılarına rağmen zarifçe bıraktı ve çığlıklar içinde yere düştü. Firble'ın acılarının yarısını bedenine almıştı ve bu yük altında eziliyordu. şimdi o yük olmaksızın Firble yaşayabilecekti. Onun küçük bedeni hayatta kalabilecekti. O acılar şimdi ikisinin bedeninde ortaktı. Birisi bu acıları hatırladığı anda diğeride hatırlayacaktı. Birisi ölümü tattığı zaman diğeride ölümü tadacaktı.
Bakışlarını düşme sesinin olduğu yere kaldırarak koşmaya başladı ve bir an sonra yerde yatmakta olan Firble'ı gördü. Uyanmıştı ve kalenin içerisinde yalnız başınaydı. Lord Azalinin ruhuna dokunuşunu hissetti o anda. Bir szcüktü bu ama ona gelen bir sözcükten öte bir şeydi.
Hızla yerde yatmakta olan Firble'a doğru ilerledi ve onu kaldırmak için eğildi. Cehennemden ruhunu kurtardığıdostuna dokunduğu anda zihnine hücum eden binlerce görüntü ve acı ile çarpıldı ve elini hızla geriye çekti. Sırtını koridorun karşı duvarına vererek sıktığı dişlerinin arasından ellerine baktı ve hiç bir iz göremedi ama orada bir yerlerde acıyı hissetmişti. Yanmıştı elleri. Yıllarda Horndrasta maden ocaklarında çalışmış ve kim bilir kaçkez ocakların o akıl almaz ateşinde yanmıştı ama bu güne kadar hiç bir ateşin verdiği acı bu kadar baskın olmamıştı.
İşte o anda lordunun zihnine bir anlık dokunuşunda söylediklerini hatırladı. "Onun içindeki acıyı hissediyorsan ve buna katlanabilirsen ona yerimiz vardır Gorath!" O zaman anlamaya başladı. Her şey onun ellerindeydi. Firble'ın hayata katlanabilmesi ve acılarını dayanılır kılabilmesi için her şey kendi ellerindeydi.
Yeniden ayağa kalktı ve firble'a doğru ilerledi. Bir an için yerde yatan bedene baktı ve "O acıların yarısı bana ait!" diye mırıldandı. Hızla eğildiği gibi Firble'ın küçük bedenini kaptı ve çığlıklar içinde kalenin içinde koşmaya başladı. Vücudunda Firble'ı tuttuğu her noktanın yandığını hissediyordu ama onun ufak bedenini bırakmamak için de direniyordu. Ellerinde ve kollarında yanan derinin kokusunu bile alabiliyordu ama oralarda hiç bir yanık izi olmadığına iddiasına dahi girerdi. Koşmaya devam ederken zihnine acılar hücum etti. Firble'ın cehennemde çektiği acılar bedenine boşalmaya başladı. O acıların bir kısmı hızla cücenin içine aktı.
En sonunda Gorath merdivenleri acılar içinde çıkıp bir odanın kapısını açtığında acılardan dolayı yere düşmek üzereydi. Hızla kapıyı tekmeledi ve içeriye girdi. Bedeni yatağa tüm acılarına rağmen zarifçe bıraktı ve çığlıklar içinde yere düştü. Firble'ın acılarının yarısını bedenine almıştı ve bu yük altında eziliyordu. şimdi o yük olmaksızın Firble yaşayabilecekti. Onun küçük bedeni hayatta kalabilecekti. O acılar şimdi ikisinin bedeninde ortaktı. Birisi bu acıları hatırladığı anda diğeride hatırlayacaktı. Birisi ölümü tattığı zaman diğeride ölümü tadacaktı.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
"yanında mı?"
"komutan beni şaşırtıyorsun. sen duygusuz ve kendi tabirinle mezar kadar donuk birisisin. Bir drowu hemde bir dişi drowu neden yanındsa isteyesinki?"
"ve eminim bunu bir askeri ortaklıkla ilgisi yok. bunu hissediyorum Unholy."
"komutan beni şaşırtıyorsun. sen duygusuz ve kendi tabirinle mezar kadar donuk birisisin. Bir drowu hemde bir dişi drowu neden yanındsa isteyesinki?"
"ve eminim bunu bir askeri ortaklıkla ilgisi yok. bunu hissediyorum Unholy."
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Dikkatle kafasını kaldırdı. Lord Azalin'e bakıyor ve yüzündeki bozulmadan anlam çıkartmasını bekliyordu. Geçmişindeki sislerde gördüğü Drow kadını ve o genç adamı hatırladı tekrar. Kendi geçmişini biliyordu, sislerin ardında da olsa. Donuk sesi yankılandı tekrar.
- Geçmişimdeki sislerin ardındaki yüzü onda gördüm... Onu yanımda istiyorum... Nedenini istersen İntikam Lordu sana hissettiğim ama tarif edemediğim duyguyu belirtemeyeceğim, ama bildiğim bu diyarda sadece onun ölümü için bir damla göz yaşı dökerim...
- Geçmişimdeki sislerin ardındaki yüzü onda gördüm... Onu yanımda istiyorum... Nedenini istersen İntikam Lordu sana hissettiğim ama tarif edemediğim duyguyu belirtemeyeceğim, ama bildiğim bu diyarda sadece onun ölümü için bir damla göz yaşı dökerim...
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Firble uyandığında yıllar önce tanıdığı dostunu gördü. Cüce Gorath ı... Yıllardır ilk defa.. cehennemin kanuslarında ona vicdan azabı çektirmeyen bir durumda bir dostunu görüyordu. Bunun bir hayal olduğunu düşündü.. Ya da Gorath ın bir Lord Oren inanı olduğunu hatırladı. Ancak yine de her şeye rağmen Gorath hala onun dostuydu onu öldürmüşü olsa bile. Bunu isteyerek yapmadığını biliyordu Firble.. Eğer ona birisi işkence çektirecekse bu dostu olsundu. Bu işkenceyi daha katlanılır apardı. Geçen onca dakikaya rağmen (ya da Firble ye öyle geldi) cüce hareketsizce ona bakmayı sürdürdü. Gnom yavaşça biraz da çekinerek " Gorath" demeyi başardım. "Bu saiden sen misin? "
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Lord Azalin Komutanla konuşurken odanın içinde bir iki tur attı. bu olaya hem şaşırmış hemde sevinmişti. Bir duygusuz bir drowa değer veriyordu..hatta onu için göz yaşı dökeceğini söylüyordu... azalinin o maske ardında bir yüzü vardıysa o anda pis bir şekilde sırıtmış olmalıydı. ve Azalin yüzü nü birşey diyecekmiş gibi Unholye döndü.
Lord galadliriminin de kalede olduğunu biiyordu. drow kaleye yakarmak üzere gelmişti. ve Azalin onu duygularını buraya doğru yönlendirimişti. Drow savaşçı içeri girdi.ve içeri girdiğinde görüdüğü sahne karşısında şok a girmişti, hatta bunun bir kandırmaca olacağını düşünmekteydi. gördükleriyle beraber duyduğu brutal ses asla kafasından çıkmayacaktı:
"....bakalım o senin arkandan bir damla gözyaşı dökecek mi?Komutan...."
Gladlirimin gördüğü şey İntikamın Lordunun o Lanetli Hançerinin, Zamanının Korucusunun tam kalbine, havada Lordun oğlunun kanını damla damla bırakarak girdiğiydi......
Lord galadliriminin de kalede olduğunu biiyordu. drow kaleye yakarmak üzere gelmişti. ve Azalin onu duygularını buraya doğru yönlendirimişti. Drow savaşçı içeri girdi.ve içeri girdiğinde görüdüğü sahne karşısında şok a girmişti, hatta bunun bir kandırmaca olacağını düşünmekteydi. gördükleriyle beraber duyduğu brutal ses asla kafasından çıkmayacaktı:
"....bakalım o senin arkandan bir damla gözyaşı dökecek mi?Komutan...."
Gladlirimin gördüğü şey İntikamın Lordunun o Lanetli Hançerinin, Zamanının Korucusunun tam kalbine, havada Lordun oğlunun kanını damla damla bırakarak girdiğiydi......
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Kalbine saplanan hançere ramen donuk yüzünde bir değişme olmadı. Lord hançeri geriye çektiğinde Savaşçının eli anlık hareket ile kılıcına gitti. Kılıcının kınından çekti ve dizlerinin üzerine yığılırken kılıcının ucu kalenin mermer zeminine saplandı.
Seçilmiş Savaşçı olduğu yerde duruyordu. Elleri yavaşça kılıcının kabzasını kavradığında nefesi ciğerlerinden boşaldı.
Seçilmiş Savaşçı olduğu yerde duruyordu. Elleri yavaşça kılıcının kabzasını kavradığında nefesi ciğerlerinden boşaldı.
Sıradan bir insanla bir savaşçı arasındaki fark,
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
savaşçının olayları mücadele kavramıyla eşdeger görmesi,
sıradan bir insanın ise olayları mutluluk kaynağı ya da felaket olarak ele almas
Gorath baygınlığın sınırında başını kaldırdı ve Firble'ın gözlerinin içine baktı. Gnome'un yaralı olmadığını görünce sevindi. Sanki o yakıcı güç onada geçicekmiş gibi gelmişti oraya doğru koşarken ama onada geçmemiş olmalıydı. Yada yaralar kendisine olduğu gibi vücudun içinde saklıydı. Kendisinin hiç bir yerinde tek bir yara dahi taşımıyordu.
Zorlanarak ayağa kalktı ve yeniden yere düştüğünü hayal meyal fark etti. Bundan sonrası bir kaç adım daha sürünmeye kalmıştı. Süründüğünü düünüyordu ama sürünmüyordu sanki. Buna rağmen firble'a yaklaşınca bir güç ile dolduğunu hissetti ve baygınlığın sınırının hızla uzaklaşmakta olduğunu gördü. Bakışlarını firble'dan ayırmayınca kendisinden ona doğru bir gücün akmakta olduğunu gördü. Bu güç hızlı bir akımla Firble'a ulaştı ve Gorath anılarının paylaşıldığını fark etti. Artık Firble tüm olanları biliyordu. Artık tüm olanları sanki Gorath'ın yerinde kendisi yaşamışçasına biliyordu ve ilk gördükleri Gorath'ın karşısında baygınlıkla yere yığılmasıydı. O sınır hızla geriye gelmiş ve onu ele geçirmişti. Bu çok hızlı omuştu. O kadar hızlı olmuştu ki Gorath bayıldığını fark etmemişti bile.
Artık aynı düşüncelere ve aynı anılara sahip olan iki küçük beden aynı odada yatmaktaydılar...
Zorlanarak ayağa kalktı ve yeniden yere düştüğünü hayal meyal fark etti. Bundan sonrası bir kaç adım daha sürünmeye kalmıştı. Süründüğünü düünüyordu ama sürünmüyordu sanki. Buna rağmen firble'a yaklaşınca bir güç ile dolduğunu hissetti ve baygınlığın sınırının hızla uzaklaşmakta olduğunu gördü. Bakışlarını firble'dan ayırmayınca kendisinden ona doğru bir gücün akmakta olduğunu gördü. Bu güç hızlı bir akımla Firble'a ulaştı ve Gorath anılarının paylaşıldığını fark etti. Artık Firble tüm olanları biliyordu. Artık tüm olanları sanki Gorath'ın yerinde kendisi yaşamışçasına biliyordu ve ilk gördükleri Gorath'ın karşısında baygınlıkla yere yığılmasıydı. O sınır hızla geriye gelmiş ve onu ele geçirmişti. Bu çok hızlı omuştu. O kadar hızlı olmuştu ki Gorath bayıldığını fark etmemişti bile.
Artık aynı düşüncelere ve aynı anılara sahip olan iki küçük beden aynı odada yatmaktaydılar...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Gnom cücenin acı çektiğini görebiliyordu. Onu duyamıyor gibiydi. Büyük bir acı kendisininki kadar büyük mü bunu anlaması zordu ama...
Gorathın yanında olması etrafına bir defa bakmasını sağladı. Neredeydiler?? Uzun zamandan beri belki de ilk defa bu kadar net görebiliyordu. Ya da belki de o öyle zannediyordu. Etrafa baktı ve Ölüm tanrısının heykelini gördü. Firanın heykeli.. Burası Firanın evi diye düşündü. Firan Zamanın ve büyünün lordunun inanı ama aynı zamanda kilisenin en kuvvetli müttefiği ve Firblenin en eski dostlarından biri. Gorath sa.. Firan bir şekilde ikisine yardım etmiş olmalıydı... İçinden güçlü de olsa ölümlü bir büyücü Lord Orene ne yapabilir ki diye düşündü. Ama Firan bunları bir şekilde başarmış olmalıydı..
Peki şu yankılanan çığlıklar ne anlama geliyordu. Belki de çığlıklar yoktu.. Bu sadece artık onun zihnine iyice yerleşen cehennemin bir işkencesi idi.
Noolursa olsun artık daha iyi görüyordu. Bir şeyler... Acısını hafifletmese de işkencenin durmadan tekrarlanıp duran işkencenin miktarını düşürmüştü. Firble etrafına bakındı. Firan burada mıydı?? İçinde bir yan bunun hayal olduğunu söylese de gnom bu yanı yıllardan beri ilk defa bastırdı.
Bastırdı ve elinden gelen tüm gücü ile bu tüm gördüklerinin gerçek olduğuna inanmaya çalıştı.
Flüdün hala elinde olup olmadığına baktı. Oradaydı .. Toprağın şarkısı.. En eski dostu.. Ancak şimdi başka bir dostunun yardımına ihtiyacı vardı. Ve onlarca yıl sonra dostu olan ya da olmayan onca masumun çektiği işkencelere yardım edememenin çaresizliğinden sonra... bir kez daha Firble bir dostuna yardım edebilecekti. Tabii bu da onun işkencesine yeni bir boyut kazandırmak için düzenlenmiş bir oyun değilse.. Ama öyle değildi. Once yılın ardından artık Firble bu hayale gittikçe daha fazla inanmak istiyordu
Böylece Firbe tüm gücünü topladı. Ve dostunun yanına doğru hafif sendeleyerek ilerlemeye başladı. Sonra Gorath ın yanında diz çöktü ve hafifçe sarsarak cüceyi uyandırmaya çalıştı. Cücenin acı çektiği belliydi .. Belki bunun nedeni acı veren bir düştü ve... ne zamandır Firble ilk defa gerçeğin düşlerden daha az acı verdiği bir yerde bulunuyordu.
Gorathın yanında olması etrafına bir defa bakmasını sağladı. Neredeydiler?? Uzun zamandan beri belki de ilk defa bu kadar net görebiliyordu. Ya da belki de o öyle zannediyordu. Etrafa baktı ve Ölüm tanrısının heykelini gördü. Firanın heykeli.. Burası Firanın evi diye düşündü. Firan Zamanın ve büyünün lordunun inanı ama aynı zamanda kilisenin en kuvvetli müttefiği ve Firblenin en eski dostlarından biri. Gorath sa.. Firan bir şekilde ikisine yardım etmiş olmalıydı... İçinden güçlü de olsa ölümlü bir büyücü Lord Orene ne yapabilir ki diye düşündü. Ama Firan bunları bir şekilde başarmış olmalıydı..
Peki şu yankılanan çığlıklar ne anlama geliyordu. Belki de çığlıklar yoktu.. Bu sadece artık onun zihnine iyice yerleşen cehennemin bir işkencesi idi.
Noolursa olsun artık daha iyi görüyordu. Bir şeyler... Acısını hafifletmese de işkencenin durmadan tekrarlanıp duran işkencenin miktarını düşürmüştü. Firble etrafına bakındı. Firan burada mıydı?? İçinde bir yan bunun hayal olduğunu söylese de gnom bu yanı yıllardan beri ilk defa bastırdı.
Bastırdı ve elinden gelen tüm gücü ile bu tüm gördüklerinin gerçek olduğuna inanmaya çalıştı.
Flüdün hala elinde olup olmadığına baktı. Oradaydı .. Toprağın şarkısı.. En eski dostu.. Ancak şimdi başka bir dostunun yardımına ihtiyacı vardı. Ve onlarca yıl sonra dostu olan ya da olmayan onca masumun çektiği işkencelere yardım edememenin çaresizliğinden sonra... bir kez daha Firble bir dostuna yardım edebilecekti. Tabii bu da onun işkencesine yeni bir boyut kazandırmak için düzenlenmiş bir oyun değilse.. Ama öyle değildi. Once yılın ardından artık Firble bu hayale gittikçe daha fazla inanmak istiyordu
Böylece Firbe tüm gücünü topladı. Ve dostunun yanına doğru hafif sendeleyerek ilerlemeye başladı. Sonra Gorath ın yanında diz çöktü ve hafifçe sarsarak cüceyi uyandırmaya çalıştı. Cücenin acı çektiği belliydi .. Belki bunun nedeni acı veren bir düştü ve... ne zamandır Firble ilk defa gerçeğin düşlerden daha az acı verdiği bir yerde bulunuyordu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Kalenin çığlıkları sardı bir kez daha etrafı ve Gorath açtı acılar içinde gözlerini. Eski dostunun acılarını hafifletmek ve onun bedeninin hayata dayanabilmesini sağlamak için paylaşmıştı onun acılarını. şimdi ise kendisini daha iyi hissediyordu. Sanki ruhunda çoğalan acılar ona güç veriyor gibiydi.
Gözlerini yavaşça açtığında gördü Firble'ı ve yavaşça doğruldu yerden. Dudaklarından homurdanma gibi bir ses döküldü ve "İyi misin?" diye sordu. Firble'ın cevabını beklemeden ayağa kalktı. Eh iyi olduğunu görmüştü. Firble ayağa kalkmış ve onun yanına gelmişti sonuçta. Buda artık hayata dayanabildiği anlamına geliyordu.
"Gitmeliyiz!" dedi. Zorlukla sendeleterek kapıya doğru ilerledi ve kapıya ulaşınca bir an durdu. Gözlerini önündeki kapının kolundan ayırmadan "Geliyormusun Firble?" diye sordu. Ama ruhunda onun zaten gelmek için kalktığını hissediyordu. Artık birdiler. Artık acılar ile bağlanmış tektiler...
Gözlerini yavaşça açtığında gördü Firble'ı ve yavaşça doğruldu yerden. Dudaklarından homurdanma gibi bir ses döküldü ve "İyi misin?" diye sordu. Firble'ın cevabını beklemeden ayağa kalktı. Eh iyi olduğunu görmüştü. Firble ayağa kalkmış ve onun yanına gelmişti sonuçta. Buda artık hayata dayanabildiği anlamına geliyordu.
"Gitmeliyiz!" dedi. Zorlukla sendeleterek kapıya doğru ilerledi ve kapıya ulaşınca bir an durdu. Gözlerini önündeki kapının kolundan ayırmadan "Geliyormusun Firble?" diye sordu. Ama ruhunda onun zaten gelmek için kalktığını hissediyordu. Artık birdiler. Artık acılar ile bağlanmış tektiler...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Gnom cücenin kalkışını ve bir şey sormadan ilerleyişini izledi. Konuşmaya çalıştı ama ağzından sadece fısıltı gibi bir sesle: Dostum... Nereye.... Nereye gidiyoruz.... ?? Kelimeleri çıktı. Ancak Gorath duymamıştı ve ilerliyordu. Firble elinden geldiğince hızla tekrar ayağa kalktı. Gorath kapıdaydı.. Ona söylediklerini bir hayal alemindeymiş gibi. duydu. Gelmiyor musun? Hala bu bir düş gibi idi. Ama onu nereye götürecek olursa olsun dostunu izleyecekti. İçinden başka bvir dostu olan Firanı göreceğini umarak ilerledi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Corax yeni ismini zihninin derinliklerine yazdı ve kendisine bahşedilen eşyaları güç hırsı ve açgözlülükle aldı. Zihninde yaptığı korkunç planların ardından yeni Lord'unun aklına fısıldadığı görevi dinledi. Pençeli elleriyle boynuna kolyesini geçirdiğinde vücudunda garip bir karıncalanma hissetti. Karanlığı yaran alevle parlayan gözleriyle etrafı süzerken, kara dev tırnaklı ayaklarının yerdeki mermerde acı çığlık sesleri çıkartmasını umursamadan karanlık odanın çıkışına yöneldi...
Ritüel odasından kısa kara saçlı yakışıklı bir adam çıktı. Üzerinde işlenmiş demirle güçlendirilmiş deri bir zırh vardı. Sırtında büyükçe bir kılıç özel kara bir kında duruyordu. Boynunda ağzı açık çığlık atan bir kurukafa şeklindeki kolye sallanıyordu. Uzun boylu adam gözleri adeta şaşırmış bir ifade ile sonuna kadar açık bir şekilde etrafına bakıyordu. Sırtında mor kadife kumaşın üstünde altın işlemelerle süslü pelerinin üzerinde garip rünler vardı. Ayağındaki botların altındaki çiviler yürürken mermere sürterek rahatsız edici tiz sesler çıkartıyordu.
Ellerindeki işaret parmağını açıkta bırakan garip zırhlı eldiven dikenlerle kaplıydı. Kalede kıskançlık ve öfkeyle kendisine bakan Galadrilim'in bakışlarını yakaladığında korkunç bir biçimde sırıttı ve kara kukuletasını kafasına geçirip duvardan geçerek yok oldu...
Kalenin dışına çıktığında daha önceden tanıdığı birini gördü...
Adama Dragonfire diye bir Tanrının tapınağında rastlamıştı. Konuşmalarının bir kısmına kulak misafiri olduktan sonra adamın "kadın meselesini" Tanrısı Azalin'i rahatsız ederek çözmek istemesine sinirlenip onu katledip kanını dökmek için içinde korkunç bir arzu alevlendi. Azalin'in adamı öldürdüğünü görünce korkunç sesiyle zevkle gülerek bazı büyülü güçler etrafını sararken uçarak oradan uzaklaştı...
Ritüel odasından kısa kara saçlı yakışıklı bir adam çıktı. Üzerinde işlenmiş demirle güçlendirilmiş deri bir zırh vardı. Sırtında büyükçe bir kılıç özel kara bir kında duruyordu. Boynunda ağzı açık çığlık atan bir kurukafa şeklindeki kolye sallanıyordu. Uzun boylu adam gözleri adeta şaşırmış bir ifade ile sonuna kadar açık bir şekilde etrafına bakıyordu. Sırtında mor kadife kumaşın üstünde altın işlemelerle süslü pelerinin üzerinde garip rünler vardı. Ayağındaki botların altındaki çiviler yürürken mermere sürterek rahatsız edici tiz sesler çıkartıyordu.
Ellerindeki işaret parmağını açıkta bırakan garip zırhlı eldiven dikenlerle kaplıydı. Kalede kıskançlık ve öfkeyle kendisine bakan Galadrilim'in bakışlarını yakaladığında korkunç bir biçimde sırıttı ve kara kukuletasını kafasına geçirip duvardan geçerek yok oldu...
Kalenin dışına çıktığında daha önceden tanıdığı birini gördü...
Adama Dragonfire diye bir Tanrının tapınağında rastlamıştı. Konuşmalarının bir kısmına kulak misafiri olduktan sonra adamın "kadın meselesini" Tanrısı Azalin'i rahatsız ederek çözmek istemesine sinirlenip onu katledip kanını dökmek için içinde korkunç bir arzu alevlendi. Azalin'in adamı öldürdüğünü görünce korkunç sesiyle zevkle gülerek bazı büyülü güçler etrafını sararken uçarak oradan uzaklaştı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Gorath arkasında kendisini takip eden minik ayakların sesleri ile koridorda ilerledi ve ana salona giren kapıyı iterek içeriye girdi. Hâla vücudunda acılar vardı ama artık bunlarla ilgilenmiyordu. Sadece kapıdan girince karşısında duran yüce, ilahi varlığa bakıyordu.
"Lordum!" dedi gözlerinde kızıl bir parıltı ile "Size intikam ve acılarımızı getirdik." Eğilmedi, diz çökmedi. Sadece lorduna baktı. Gözlerini ayıramıyordu.
Bakışlar birden yana kaydı ve yerde cansız yatan bir bedeni gördü. Bir an için bir ilgi belirtisi gösterdi ama sonunda omuz silkerek yeniden lorduna döndü. "Eğer yerde yatan beden Unholy'e aitse!" dedi bedeni işaret ederek "Tahminimce kimse kılıcı oradan çekemeyecek." İşaret parmağı zemine saplanmış kılıca kaydı. "O kılıcı oradan ancak Unholy çekebilir lordum." dedi acıları arasından zorlukla gülümseyerek. "Eski bir dost ve eski bir düşmanın kılıcını oradan alabilirsiniz lordum ama bırakın o kılıç orada onun kudretini beklesin."
Suratındaki gülümseme silindi ve Gorath bakışlarını yanındaki Firble'a çevirdi. "O geriye döndü Lordum. Sizin kutsamanızı bekliyor."
"Lordum!" dedi gözlerinde kızıl bir parıltı ile "Size intikam ve acılarımızı getirdik." Eğilmedi, diz çökmedi. Sadece lorduna baktı. Gözlerini ayıramıyordu.
Bakışlar birden yana kaydı ve yerde cansız yatan bir bedeni gördü. Bir an için bir ilgi belirtisi gösterdi ama sonunda omuz silkerek yeniden lorduna döndü. "Eğer yerde yatan beden Unholy'e aitse!" dedi bedeni işaret ederek "Tahminimce kimse kılıcı oradan çekemeyecek." İşaret parmağı zemine saplanmış kılıca kaydı. "O kılıcı oradan ancak Unholy çekebilir lordum." dedi acıları arasından zorlukla gülümseyerek. "Eski bir dost ve eski bir düşmanın kılıcını oradan alabilirsiniz lordum ama bırakın o kılıç orada onun kudretini beklesin."
Suratındaki gülümseme silindi ve Gorath bakışlarını yanındaki Firble'a çevirdi. "O geriye döndü Lordum. Sizin kutsamanızı bekliyor."
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Firble Firanı görünce sevinçle Firan sen de buradasın sdiye bağırır. Ve Elinden koşmaya çalışarak ilerler. (Lord Azalinin Firanın görünümündki avatarı ile ortamda olduğunu varsaydım.) Sonra birden yerde yatan ceseti görüp şaşkınlıkla durur. Sonra ceseti tanır. Ve aman tanrım der.. şaşkınlığı daha da artmıştır. Yerde onun ölümünde rol oynayan Savaş tanrısı şovalyesi yatmaktadır. Acaba Firan bir şekilde.... Onu kurtarmaya çalışırken karşısına Unholy mi ... çıkmıştı... Ã?yl olmalıydı.. Zamanında birbirlerine saygı duyan düşmanlardı. Ama ölüm tanrısının entrikalarına fazlası ile bulaşmıştı. Eğer ölmüşse bunu haketmiş olmalıydı.
Sonra sanki uzaktan geliyormuş gibi gelen Gorathın konuşmasını işitir. Ve yeniden arkadaşlarına döner. İntikam ve acı .. Bunların anlamı nedir?? Ve Lord... Firan lord mu olmuştu.. Nerenin lordu??? Arkada duran ozan Galadlirimi görünce şaşkınlığı daha da artar... şaşkınlıkla eski arkadaşları Gorath Firan ve Galadlirime soran gözlerl teker teker bakar.
Sonra sanki uzaktan geliyormuş gibi gelen Gorathın konuşmasını işitir. Ve yeniden arkadaşlarına döner. İntikam ve acı .. Bunların anlamı nedir?? Ve Lord... Firan lord mu olmuştu.. Nerenin lordu??? Arkada duran ozan Galadlirimi görünce şaşkınlığı daha da artar... şaşkınlıkla eski arkadaşları Gorath Firan ve Galadlirime soran gözlerl teker teker bakar.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
kendi hırsı içerisinde azaline haykırırken duyduğu şeyler beyninin karıncalanmasına sebep olmuştu..ve gördüğü şey..!hançer kendi kalbine saplanmıştı sanki o anda..birkaç saniye durdu;gururu ona yerinde kalmasını ve azalinin işine karışmamasını söylüyordu,kalbi ise çoktan unholynin yanına varmıştı bile.."ne zaman mantıklı davrandımki?"diye mırıldandı ve yavaşça Unholynin yerde yatan bedenine doğru yürüdü..
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
yerde yatan bedene bakıyordu..bir zamanlar onun kendisini farketmesini herşeyden çok istediği savaşçıya bakıyordu..diyarda nefretle dolmadığı tek kişiye bakıyordu..sevdiği kişiye..eli kılıcının kabzasında yüzünde yaşlarla ayakta uzun süre öylecedurdu..belkide bir umut vardır diye..hiç umut yoktu..yerde dağılmış saçlara ve yüze hayran hayran baktı belki saatlerce belki birkaç saniye..azalini düşünüyordu,onun için yapabileceği şeyleri ve bu adam için yapabilecekleri..unholy için..geçmişin önemi yoktu..geleceğin de,orada durduğu andı sadece..onun hakkında hayaller kurduğu kişiye baktı..kendisini seven adama baktı..kılıcı gördü sonra yerde saplı duran..o zaman belkide onun öldüğünü gerçekten kavradı ve gözünde yaşlarla kılıca doğru yürüdü,boynundaki mücevherli kolyeyi çıkardı ve kılıcın kabzasına astı."seni unutmayacağım Seçilmiş Savaşçı .."dedi karanlığa,"Ben unutmam.."sonra nerede olduğunu hatırlamışçasına geriye döndü ve firble ı ve gorathı gördü..onlara gözlerinde garip bir ışıkla bakarak konuştu sanki gnomun düşüncelerini okumuştu"Biz değiştik.."dedi gnoma sesizce,"biz Değiştik..Ama acımız değişmedi.."
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests
