Britannia Hikayeleri (Fairy Tales of Britannia)

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
User avatar
Willow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 69
Joined: Sat Jul 31, 2004 10:00 am
Contact:

Britannia Hikayeleri (Fairy Tales of Britannia)

Post by Willow »

Bu olaylar kesinlikle bir RP Ultima Online shardında yaşanmıştır. Fakat bazı betimlemeler süslemedir.

Britainde normal bir sabah gibi gözüksede Lord British için öyle değildi. Zırhını giydi ve merdivenlerden taht odasına indi. Tacını başına oturttu ve tahtına çöktü. Britain şehrinin loca başları bugün toplanacaktı. Lord British sıkıla dursun Sarah hiçte sıkıntılı bir gün geçirmiyordu. Troller arasında pek de hoş olmayan bir namı vardı. "Dum Abur" yani ona trol katili diyorlardı. Durum böyle olunca ormanda gezerken elindeki baltayla ona doğru koşan trolüde sorun etmiyordu tabii. Bu trol diğerlerinden biraz daha iriydi. Sırtından yayını çıkardı ve yayın ucuna bir ok koydu. Atına hızlanmasını emretti ve trolü açık alana çekmeye başladı. Troll onu açık alana kadar takip etti. Troll baltasını Sarah'ın üzerine doğru savurdu ama Sarah daha hızlı davranıp trollun arkasına geçti ve troll baltayı tekrar kaldırana kadar tam alnına bir oku fırlattı. Troll sinirlendi ve oku vahşice çıkarıp tekrar baltasını Sarah'a savurdu. Sarah yine erken davranıp kılıcını çekti. Trollun baltası yere saplandı. O sırada Sarah trollun eline büyük bir kesik açtı. Troll baltayı tekrar savurdu ve bu kez Sarah trollun ayaklarının arasına girdi ve iki ayağınıda sağlam darbelerle ağır yaraladı. Troll yere diz çöktü. Sarah atından atladı ve trollun boynuna kılıcını vurmaya başladı. İşi bittiğinde ter içinde kalmış olsada trollün durumunun daha kötü olduğuna emindi. Troll yerde yata dursun Sarah bir iksir açtı ve yudumladı. Bu sırada Lord British ve loca reisleri Lord Blackthornun kalesinden ihracına karar verdiler. Lord British ve şehir gardiyanları kalenin köprüsünün önünde durdular. Kalenin bulunduğu adacık Blackthornun kontrolündeydi. Bir nöbetçi elindeki kaos kalkanıyla Lord British ve gardiyanlara yaklaştı. Tam önlerinde durdu. Kılıcını çekti. Gardiyanlar adamın etrafını sardı. Bu sırada bir adam British'e arkadan yaklaşmıştı. Yayını gerdi ve fırlattı. British'in göğsüne bir ok saplandı. Tam o anda kaos kalkanlı savaşçı üstüne giymiş olduğu cübbeyi çıkardı. "Saldırın!" diye bağırdı. Savaşçı Lord Blackthorndu. Gardiyanları kılıcını savurarak uzaklaştırdı. Arkadaki adam tekrar yayı gerdi ve serbest bıraktı. Ok bu kez gardiyanlardan birini yere çiviledi. Blackthorne nazik hareketlerle dönerek gardiyanlardan birine büyük bir kesik attı. Diğer gardiyan Blackthorne'a kılıç salladığı sırada Blackthorne kalkanıyla kılıç saldırısın durdurdu. Adamı ittirmeye başladı. Kalkanın arkasından adamın suratına bir yumruk indirdi. Sersemleşen gardiyanın suratına bu kez kalkanla sert bir darbe vurdu ve kılıcını adamın karnına sapladı.
User avatar
Willow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 69
Joined: Sat Jul 31, 2004 10:00 am
Contact:

2

Post by Willow »

Lord Blackthorne yorgun bir sesle "Bizde tam ayrılıyorduk British. Ahh ihtiyacın olursa Delucia kalesine gel. Seni ağırlamaktan mutluluk duyarız. Tabi kurtulabilirsen." dedi ve adamlar koşturarak kalenin zıt yönüne doğru kayboldular. British kalbinin üst kısmından oku çıkardı. Ağır bir yaraydı. Kılıç seslerini duyan büyücüler çok uzakta olmayan kulelerinden koşturarak bölgeye intikal ettiler. British bir atın üzerine oturtuldu. Büyücüler Lorda basit birkaç sağlık büyüsü yaptılar. şehirin dışında bir göreve gitmiş olaran clerice haber verildi. British kalesine götürülmedi. Uyandığında gözlerini kısarak tavana baktı. Bir kara küre birde beyaz küre figürü vardı. İkisinin ortasındada gri bir sembol vardı. Büyücü kulesinde olmalıydı. British çağdaşlıktan yana olduğu için şehirindeki kulede hem clericlere hem necromancerlara yer veriyordu. Aynı zamanda büyücüler için ayrı bir kule vardı. Deriden zırhıyla bir büyücü yavaşça lordun yanına yaklaştı. Ağzından içeri tadını birşeye benzetemediği birşey döktü. Arkasını dönüp odadan çıktı. Bu sırada Sarah öldürdüğü trollün yorgunluğunu atmak için en yakındaki şehir olan Britain'e doğru gidiyordu. Britain şövalyeleri toplanıyordu. British'in en yakın arkadaşı olan ve hatta kardeşi olduğuna dair söylentiler olan Lord Dupre o kadar sinirliydiki şövalyeleri dört saat içinde toplamaya çalıştı. şehirin heryerinden gelen şövalyeler silahlandıktan ve bineklendikten sonra büyü yardımı alma gereği duymadan saldırıya geçme kararı verildi. Ordu güneye önce Trinsic'e uğrayacak ve Lord Flir'i uyaracak oradanda Delucia kalesine saldırıya geçecekti. Ordu hızla Trinsic'e uğradı ve Delucia'ya yola çıktı. Bu sırada British'in durumu ciddileşiyordu. Sarah'da Britain tavernasında odasına çekilmiş uyuyordu. Ordu hızla Delucia kapılarına dayandı. Fakat Blackthorne orda değildi. Blackthornun ordusunun çoktan Minoc'a yola çıktığının haberini alan Dupre yıkıldı
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests