YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Kadının sözü üzerine tüm bedenini ve iradesini hazırlayıp patikadan aşağıya doğru yöneldi.. magma tabakasına yaklaştıkça hem nefes alması zorlaşıyor hemde yaşaran gözlerden ileriyi görmek zorlaşıyordu.. ama Malhevian inatçıydı.. yavaşça dönerek aşağıya inen patikadan... ilerlemeye devam etti...
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
shi'el'Elesia aşağıda ne olduğunu çok merak ediyordu ve o da, hemen Malhevian'ın peşinden patikadan aşağı inmeye başladı. Etrafı saran sıcaklık nefes almayı zorlaştırıyordu.
Patikadan inerken lavların dansı eşlik ediyordu shi'el'Elesia'ya..
Patikadan inerken lavların dansı eşlik ediyordu shi'el'Elesia'ya..
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Volkanın içinden yavaş yavaş yükselen gazların ciğerleri dağlayan bir zahir içerdiği aşikardı ancak bu gazlar volkanın bacasına doğru yoğun bir hızla yükseliyor patikanın da yer aldığı çeperlerde yoğunlaşmıyordu.
Aşağıya indikçe ısı artmaya başladı ancak volkan üzerinde birer ikişer el yapımı köprüler belli olmaya başladı.Bu köprülerin üzerinde ise bazı silüetler aceleyle koşuşturuyorlar sanki hep birlikte önemli birşeyler yapmaya çalışıyorlardı.Yoğun gaz ve sıcaktan ıslanan gözler ikilinin silüetleri seçememesindeki en büyük etkendi.Bu sırada çok aşağılarda hareket eden bir mekanizmanın sesleri duyuldu.
Aşağıya indikçe ısı artmaya başladı ancak volkan üzerinde birer ikişer el yapımı köprüler belli olmaya başladı.Bu köprülerin üzerinde ise bazı silüetler aceleyle koşuşturuyorlar sanki hep birlikte önemli birşeyler yapmaya çalışıyorlardı.Yoğun gaz ve sıcaktan ıslanan gözler ikilinin silüetleri seçememesindeki en büyük etkendi.Bu sırada çok aşağılarda hareket eden bir mekanizmanın sesleri duyuldu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Malhevian kısık sesle konuşmaya çalıştı, ancak bu volkanın içinde nefes almak dolayısıylada konuşmak son derece zordu. boğulan birinin sesini andıran bir sesle kadına döndü..
"Drow! ileride bir yol var.. sanırım bir köprü.."
Bir volkanın içinde yapılmış bir köprü.. ne kadar olası olabilirdi ki.. Malhevian hayretle burada yaşayan birileri olabileceği ihtimalini farketti.. ne olduğunu görmeliydi.. ama köprünün üzerinden geçerken, aşırı sıcağa ve gaza maruz kalacağıda aşikardı.. alevin kızıllığı ile aydınlanmış bu kayalık; sulanmış gözlerin arkasından, bulanık bir kırmızı olarak görünüyordu sadece.. köprünün başına geldiğinde yarı şeytan bir müddet duraksadı.. kısa bir süreliğinede olsa burayı net görmeliydi.. gözlerini kapattı.. kapanan göz kapaklarının arasında sıkışan gözyaşı.. süratle aşağıya doğru süzüldü.. sonra elleri ile göz çeperinde kalan son nemide sildi.. tekrar gözlerini açtığında.. sıcak ve buhar süratle gözüne hücum etti, ama çok kısa bir sürede olsa Malhevian.. köprüyü ve uzunluğunu fark etmişti.. drow'a doğru döndü, ama ona birşey anlatmayacaktı, artık alınan her nefes değerliydi.. akciğerlerini doldurabildiği kadar hava ile doldurdu.. sonra köprü üzerinden koşmaya başladı...
Koşarken sıcak vücuduna temas ediyor.. magmanın hareketleri yeri titreştiriyor.. ve gürleyen volkan.. Yarı şeytanın kulaklarında gümdürdüyordu adeta..
"Drow! ileride bir yol var.. sanırım bir köprü.."
Bir volkanın içinde yapılmış bir köprü.. ne kadar olası olabilirdi ki.. Malhevian hayretle burada yaşayan birileri olabileceği ihtimalini farketti.. ne olduğunu görmeliydi.. ama köprünün üzerinden geçerken, aşırı sıcağa ve gaza maruz kalacağıda aşikardı.. alevin kızıllığı ile aydınlanmış bu kayalık; sulanmış gözlerin arkasından, bulanık bir kırmızı olarak görünüyordu sadece.. köprünün başına geldiğinde yarı şeytan bir müddet duraksadı.. kısa bir süreliğinede olsa burayı net görmeliydi.. gözlerini kapattı.. kapanan göz kapaklarının arasında sıkışan gözyaşı.. süratle aşağıya doğru süzüldü.. sonra elleri ile göz çeperinde kalan son nemide sildi.. tekrar gözlerini açtığında.. sıcak ve buhar süratle gözüne hücum etti, ama çok kısa bir sürede olsa Malhevian.. köprüyü ve uzunluğunu fark etmişti.. drow'a doğru döndü, ama ona birşey anlatmayacaktı, artık alınan her nefes değerliydi.. akciğerlerini doldurabildiği kadar hava ile doldurdu.. sonra köprü üzerinden koşmaya başladı...
Koşarken sıcak vücuduna temas ediyor.. magmanın hareketleri yeri titreştiriyor.. ve gürleyen volkan.. Yarı şeytanın kulaklarında gümdürdüyordu adeta..
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
çilek ve thyrlotel buradan devam...
http://frpworld.com/modules.php?name=Fo ... 8b75#73631
http://frpworld.com/modules.php?name=Fo ... 8b75#73631
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Tapınağın içi garip bir karanlığa boğuldu. Mağaranın sarkıt ve dikitleri akkor hale gelip sıvılaşarak yere akarken cehennemin alevleri tapınağın içine doldu... Kara boyut kapısı açılmıştı ve garip çığlıklar ve karanlık figürler mağaranın içine doldular. Korkunç sıcaklık duvarları ve yüzeyleri mükemmel derecede düzgün bir hale getirirken enteresan oda şekilleri ve anlaşılmaz rünleri sıvı hale gelmiş kayalara yerleştirdiler.
Mağaranın temelleri ve şekli yeryüzünü başka bir boyuta bağlayan bir büyünün sembolüne dönüşürken, kadim bilgilerin saklı olduğu kitaplar ve eşyalar kaosun değiştiren alevinden etkilenmediler. Cehennemde acı çeken onbinlerce insanın çığlıklarının gücüyle yeniden değişen mağarada taht odasında beş tane siyah taştan kapı ve çif kanatlı dev bir kapı oluştu.
Herbirinin üzerinde başka bir işaret vardı... İşaretlerden kan sızıyordu...
Taht odası Mabed'in tam merkezindeydi. Taht'ın üstünde acı çeken iblis heykelleri kan ağlıyordu ve kan tahtı sarıyordu... Taht dibinde ise melekleri ezen bir fresk çizilmişti. Kara taht'tan çıkan dikenler kimsenin oturmasına olanak vermiyordu.
Taht odasının kuzeyindeki çift kanatlı kapının ardındaki holde bir kan havuzunun iki yanında iki kaos şovalyesi belirdiler ve sonsuza kadar tapınağı korumak için beklemeye başladılar...
Mabedin yalnızca taht odasından açılan holünden ayrılan koridorların
Kuzeyinde uzun bir koridorun sonunda tapınağın girişi vardı. Koridor duvarları savaş, cinayet ve ölüm kabartmalarıyla kaplıydı. Cehennem dilinde rünler kızıl bir aurayla kalp atışı gibi parlıyordu. Garip bir dalgalanmayla sürekli bir değişim halindeydi.
kuzey doğusunda kanın asla kurumadığı ve korkunç aletlerin bulunduğu altın ve diğer değerleri madenler ve taşların bulunduğu sunak odaları
güney doğusunda cehenneme açılan kara boyut kapısı ve dev komplike bir pentagram
güney batısında yeraltı mağaralarına açılan bir koridor ve dev çift kanatlı bir kapı
kuzey batısında çalışma odaları ve kadim bilgilerin bulunduğu karanlığın sürekli fısıldadığı odalar vardı.
Tapınağın dışarıya açılan merdivenleriyle beraber ilüzyon da ortadan kalkmıştı...
Kaos Madedine açılan dev kara kapıların dışında acılar içerisindeki yüzlerce figür ve kapalı gözkapakların fresklerinin ortasında iki kara ejderhanın koruduğu bir pentagram resmi yer alıyordu...

Mağaranın temelleri ve şekli yeryüzünü başka bir boyuta bağlayan bir büyünün sembolüne dönüşürken, kadim bilgilerin saklı olduğu kitaplar ve eşyalar kaosun değiştiren alevinden etkilenmediler. Cehennemde acı çeken onbinlerce insanın çığlıklarının gücüyle yeniden değişen mağarada taht odasında beş tane siyah taştan kapı ve çif kanatlı dev bir kapı oluştu.
Herbirinin üzerinde başka bir işaret vardı... İşaretlerden kan sızıyordu...
Taht odası Mabed'in tam merkezindeydi. Taht'ın üstünde acı çeken iblis heykelleri kan ağlıyordu ve kan tahtı sarıyordu... Taht dibinde ise melekleri ezen bir fresk çizilmişti. Kara taht'tan çıkan dikenler kimsenin oturmasına olanak vermiyordu.
Taht odasının kuzeyindeki çift kanatlı kapının ardındaki holde bir kan havuzunun iki yanında iki kaos şovalyesi belirdiler ve sonsuza kadar tapınağı korumak için beklemeye başladılar...
Mabedin yalnızca taht odasından açılan holünden ayrılan koridorların
Kuzeyinde uzun bir koridorun sonunda tapınağın girişi vardı. Koridor duvarları savaş, cinayet ve ölüm kabartmalarıyla kaplıydı. Cehennem dilinde rünler kızıl bir aurayla kalp atışı gibi parlıyordu. Garip bir dalgalanmayla sürekli bir değişim halindeydi.
kuzey doğusunda kanın asla kurumadığı ve korkunç aletlerin bulunduğu altın ve diğer değerleri madenler ve taşların bulunduğu sunak odaları
güney doğusunda cehenneme açılan kara boyut kapısı ve dev komplike bir pentagram
güney batısında yeraltı mağaralarına açılan bir koridor ve dev çift kanatlı bir kapı
kuzey batısında çalışma odaları ve kadim bilgilerin bulunduğu karanlığın sürekli fısıldadığı odalar vardı.
Tapınağın dışarıya açılan merdivenleriyle beraber ilüzyon da ortadan kalkmıştı...
Kaos Madedine açılan dev kara kapıların dışında acılar içerisindeki yüzlerce figür ve kapalı gözkapakların fresklerinin ortasında iki kara ejderhanın koruduğu bir pentagram resmi yer alıyordu...

That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Kaos'un kalbi yeniden o bilindik boyut yolculuğu duygusunu hissetti. Kara dev bir Pentagram yerde önünde uzanırken kendisi de siyah gazlardan ve garip adeta parlayan siyahlıktaki sıvıya benzer bir boyut kapısından çıkmıştı... Kaos'un kalbinin tapınağa ayak basmasıyla, Koridorlardaki kırmızı alev rengindeki rünlerin kalp atışına benzer parıldamaları hızlandı. Karanlıktaki fısıltılar ve hareket eden gölgeler artmıştı. Tapınaktaki eski ruhlar acı içinde uğuldamaya başladılar...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
"İşte evime geldim.."
diye düşündü Talon. Ã?nündeki şaşaalı kapılar açılırken yüzüne yayılan memnuniyet ifadesinigizlemeye çalışmadı.
Ruhlar acı içinde bağırırken ya ev sahiplerinden birinin gelişini kutluyor ya da çektikleri acıların bir miktarınına sebebiyet veren bu kişiye lanet okuyorlardı..
Burası yükselişin durakladığı yerdi ve Talon her yükselişin bir düşüşü olduğunu bilecek kadar bilge bir savaşcıydı.Ayakları onu odasına götürürken beyni bu konuyu düşünüyordu.
Efendinin güçten daha çok hoşlandığı birşey varsa o da daha fazla güçtü..Tutunabilmek için daha güçlü olmalıydı,sonrasında daha da güçlü.
Tapınağın merkezindeki taht odasından geçerken oturmak istediği o yeri gördü, izin verilmeden oturacak kadar da aptal değildi. ama gerçek gücün yolu burdan geçiyordu belli ki...
diye düşündü Talon. Ã?nündeki şaşaalı kapılar açılırken yüzüne yayılan memnuniyet ifadesinigizlemeye çalışmadı.
Ruhlar acı içinde bağırırken ya ev sahiplerinden birinin gelişini kutluyor ya da çektikleri acıların bir miktarınına sebebiyet veren bu kişiye lanet okuyorlardı..
Burası yükselişin durakladığı yerdi ve Talon her yükselişin bir düşüşü olduğunu bilecek kadar bilge bir savaşcıydı.Ayakları onu odasına götürürken beyni bu konuyu düşünüyordu.
Efendinin güçten daha çok hoşlandığı birşey varsa o da daha fazla güçtü..Tutunabilmek için daha güçlü olmalıydı,sonrasında daha da güçlü.
Tapınağın merkezindeki taht odasından geçerken oturmak istediği o yeri gördü, izin verilmeden oturacak kadar da aptal değildi. ama gerçek gücün yolu burdan geçiyordu belli ki...
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Talon kendi sembolünün bulunduğu güney kapısına baktığında, kapının açmayı düşündüğü anda, kapı ağır bir mekanizmanın harekete geçmesiyle açılmaya başladı. Ağır bir kan kokusu Kaos'un Kalbini ziyafet için bekliyor gibiydi...
Bu sırada boyut kapısından Yıkımın gözleri geçti. Efla yeni vücudunu ve güçlerini keşfetmek için Kaos Tapınağına gelmişti sonunda...
Kaos'un Peygamberi boyut yolculuğundan sonra garip asasını yine elinde buldu. Fakat ne ona ne de Efla'ya verilen garip eşyalar üzerlerinde değildi...
Ã?ığlıklar ve uğultular her yeni gelenle yeniden coşuyor gibiydi...
Bu sırada boyut kapısından Yıkımın gözleri geçti. Efla yeni vücudunu ve güçlerini keşfetmek için Kaos Tapınağına gelmişti sonunda...
Kaos'un Peygamberi boyut yolculuğundan sonra garip asasını yine elinde buldu. Fakat ne ona ne de Efla'ya verilen garip eşyalar üzerlerinde değildi...
Ã?ığlıklar ve uğultular her yeni gelenle yeniden coşuyor gibiydi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Brenne Kaosun cehenneminde yükseldi her tarftaki vahşeti katliamı ve ölümleri gördü.Sayısız iblisin hiç bitmeyen savaşlarına tanık oldu,kaosun lejyonunun o boyuttaki askerleriydi hepsi de.Sonra yine o tanıdık his etrafındaki her şey bulanıklaştı sanki zaman çok hızlanmıştı ama Brenne çok yavaş hareket ediyordu.Brenne tekrar boyut değiştiriyordu ve nihayet uzun zaman sonra tanıdık bir yerde maddeleşmişti.Uzun sarı saçları dalgalandı ve kendisini yine evinde buldu.Kendi elleriyle duvarlara dokuduğu motifler hala dursa da burası çok büyük bir değişime uğramıştı.Hemen her yerde yer alan dehşet figürlerinin yanlarına Kaosun cehennemindeki tapınakta yer alan diğer figürler işlenmişti.Yapı çeşitli sütunlarla desteklenmiş ve işlenmişti.Brenne yeni vücuduna baktı,gerçekten iyi görünüyor olmalıyım diye düşündü.Ama biliyordu ki bu sadece bir görüntüydü,bir yanıltmaca ama bu küçük bir sır olarak kalacaktı.Elindeki asaya baktı,demek efendinize hizmet için buradasınız diye düşündü.Yüzünde bir gülümseme oluştu.Etrafı dolaşırken burasının iki katlı bir hale geldiğini farketti.Ne demişti efendi sembolünü bulmalıydı.Etrafı gezdi dehşet koridorlarında dolaştı,yarattığı ölemeyenleri gördü ve onların sadakatı karşısında keyiflendi.Üst katta dolaşıyordu bir salon ve tam merkezinde bir taht gördü.Baştan aşağı işlenmiş figürleri ile adeta etrafına güç saçıyordu.Brenne nin içindeki güce olan tutku açığa çıktı.Doğruca tahta ilerledi ama üzerinde işlenmiş D.B. yi görmeyince bunun kendi tahtı olmadığını anladı ama öyleyse bu taht kime aitti?Ã?ğrenecekti ve sahiplenecekti.Bunun için her şeyi yapacak ve hükmedecekti.Tahtın yanından ayrıldı ve diğer odaları gördü bir odanın kapısında o iki güzel sembol vardı.Siyah bir gül ve beyaz bir kurukafa.Yavaşça kapıya ilerledi ve açtı.Oda tam olarak sunakların üzerinde yer alıyordu.Brenne için daha keyif verici birşey olamazdı,kurbanların dehşet dolu çığlıkları Brenne için keyifli birer melodi olacaktı.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Mudvayne. uzun ve kıvırcık saçlara sahiptir. Kısık ve puslu bakışlarında ürkütücü bir hava vardır. Gözleri iri ela rengindedir. Dev cüssesi, iri yapısıyla korkutucu bir görünüm sergiler. Vücudu göz ardı edilemeyecek kadar kaslıdır. Üzerinde yırtık bir pantolonla, hiç bir özelliği olmayan kısa kollu bir yelek vardır. Ayrıca yanından hiç ayırmadığı bir heybesi.
Geçmişini oldukça sorunlu geçirmiştir. Unutamadığı bir çok anısı vardır. Bir ormanın ötesinde kendi haline yaşayan bir ailenin çocuğuydu Mudvayne. O zamanlarda gayet sakin bir yaşam sürerken ansızın bastırdı kötülükler. Hiç beklenmeyen bir anda; hiç bir neden olmadan, o zamanlar şirin bulduğu cüceler tarafından saldırıya uğradı ailesiyle. Ailesinin gözlerinin önünde ölmesiyle; öldürülme korkusuna kapılıp, ormanın derinliklerine kaçtı. Belirli bir zaman sonra yorgun düştü ıssız ormanda. Gözlerini açtığında farklı kişileri gördü. Bunlar barbarlardı. Mudvaynenin ailesi artık onlar olmuştu. Bu zaman zarfı içinde savaşmakla ilgili herşeyi öğrenmiş Mudvayne. Belirli bir zanaata ulaşmıştı artık. Gitme vakti geldiğinde onu yetiştiren ailesine teşekkür ederek ayrıldı oradan. Savaşma dürtüsüne kapılarak her türlü olaya girdi ve bundan hiç bir şüphe duymadı.. Bu olaylarda vücuduna aldığı derin yara izleri artık onun kişiliğinin bir parçası haline gelmişti ve yine yollara düştü içindeki acımasızlığı yaymak için....
Ã?fke dolu bakışlarıyla sert adımlarla ilerledi yine ormanın karanlığına...İçinden bazı sesler duyuyordu kimi zaman ama ne olduğunu çözemiyordu. İçinden bir ses..yok etmesi gerektiğini fısıldıyordu sürekli olarak. Bunlara kulak vermenin gerektiğini düşünmesine gerek yoktu. Ã?ünkü zaten amacı buydu..Varoluş amacı...
Derken bir mağara buldu öldürmek için arayan gözleri..Meraklı bakışlarla inceledi mağarayı..Ama anladığı tek şey sıradan bir mağara olmadığıydı. Karanlık ve korku mağaranın girişinden dışarı dalga dalga yayılıyordu. İlgisini çekti...
Ve kendisini mağaranın derinliklerine ilerlerken buldu..
Geçmişini oldukça sorunlu geçirmiştir. Unutamadığı bir çok anısı vardır. Bir ormanın ötesinde kendi haline yaşayan bir ailenin çocuğuydu Mudvayne. O zamanlarda gayet sakin bir yaşam sürerken ansızın bastırdı kötülükler. Hiç beklenmeyen bir anda; hiç bir neden olmadan, o zamanlar şirin bulduğu cüceler tarafından saldırıya uğradı ailesiyle. Ailesinin gözlerinin önünde ölmesiyle; öldürülme korkusuna kapılıp, ormanın derinliklerine kaçtı. Belirli bir zaman sonra yorgun düştü ıssız ormanda. Gözlerini açtığında farklı kişileri gördü. Bunlar barbarlardı. Mudvaynenin ailesi artık onlar olmuştu. Bu zaman zarfı içinde savaşmakla ilgili herşeyi öğrenmiş Mudvayne. Belirli bir zanaata ulaşmıştı artık. Gitme vakti geldiğinde onu yetiştiren ailesine teşekkür ederek ayrıldı oradan. Savaşma dürtüsüne kapılarak her türlü olaya girdi ve bundan hiç bir şüphe duymadı.. Bu olaylarda vücuduna aldığı derin yara izleri artık onun kişiliğinin bir parçası haline gelmişti ve yine yollara düştü içindeki acımasızlığı yaymak için....
Ã?fke dolu bakışlarıyla sert adımlarla ilerledi yine ormanın karanlığına...İçinden bazı sesler duyuyordu kimi zaman ama ne olduğunu çözemiyordu. İçinden bir ses..yok etmesi gerektiğini fısıldıyordu sürekli olarak. Bunlara kulak vermenin gerektiğini düşünmesine gerek yoktu. Ã?ünkü zaten amacı buydu..Varoluş amacı...
Derken bir mağara buldu öldürmek için arayan gözleri..Meraklı bakışlarla inceledi mağarayı..Ama anladığı tek şey sıradan bir mağara olmadığıydı. Karanlık ve korku mağaranın girişinden dışarı dalga dalga yayılıyordu. İlgisini çekti...
Ve kendisini mağaranın derinliklerine ilerlerken buldu..
Karanlık... Ölüm... Yaşam... Neler ifade ediyorlar? Neler anlatıyorlar bizlere? Aşılmazlık, yenilmezlik, sonsuzluk... Belki de hepsi. Ne kadar aciziz. Ne kadar acizdik...
Taht odasındaki boyut kapısının önünde belirdiğinde çıplak vücudundaki devasa kasların anlık dalgalanışı kendisini iyi hissetmesini sağlamıştı. Geçmişi, yaşadıkları, anıları hepsi onunla birlikteydi. Ã?oğu boş ve saçma, gereksiz, anlamsız, koca birer hiç... Andero... Adını bile boş buldu bir an. Katliamın eli... İşte yeni adı buydu. Yaratılış amacı, olması gereken ve olduğu şey... Tapınakta gezdirdi gözlerini yavaşça. Bakış açısı ona garip geldi ilk an. Sanki daha, yukarıdan. Uzadığını hissetti. Ã?ıplak vücudunda gezdirdi ellerini. Vücudu daha önce hiç olmadığı kadar güçlüydü. Kasları vücudunu baştan sona kalınca kaplamıştı. "Güç" diye düşündü. İşte güç buydu. Belki de daha kazanacaklarının sadece bir kısmı. Bu korkunç vücutla, bu korkunç güçle neler yapabileceğini düşündü bir an için O'nun adına.
Taht odasında, etrafına bakındı. Nereye çekildiğini biliyordu, hissediyordu. O kapıya doğru ilerledi. Ã?ıplak ayakları tapınağın zemininde ilerler, duvarda güç rünleri parlar, kaos kendini her köşede hissettirirken kapının önüne yavaşça vardı. Kapıya bakarak gülümsedi ama bu eski içten gülümsemesinden çok farklıydı. Daha çok, vahşiydi. Kafasını yavaşça salladı. Gözlerinin önünden geçen saçların beyaz olduğunu görünce şaşırdı bir an. Elleriyle saçını öne alıp baktı. Beyazlardı artık, hoşuna gitmediğini söyleyemezdi. Tekrar kapıya yöneldi dikkati. Kapının üstündeki simge hoşuna gitmişti. Uzun tırnaklarla bir pençe daha yeni kopartıldığı altından hala fışkıran kanlardan belli olan bir kafayı tutmuş, sıkarak yamyassı etmiş, ezmişti. Kafatası katliamın elleriyle ezilen adamın çektiği acı yüzünün o halinden bile belliydi.
Katliamın eli ilerledi. Kapıdaki simge vahşi bir kızıllıkla yandı ve kapı odanın sahibi için açıldı. Katliamın eli içeri girdi ve odaya göz gezdirdi. Etrafa saçılmış etler, her tarafta kırmızı kan... Odanın diğer ucunda siyah kalkanı vardı alev alev. Onun yanında da yeni silahı... Tutma yeri siyah olan ve üzerinde kızıl rünler bulunan devasa bir double axe... Rünler dalgalar gibi sap boyunca yükseliyordu. Balta kısımlarında metalin üzerindeki katliam simgesi kapıdakiyle aynıydı. Baltaların uçlarında kan gibi kırmızılıklar vardı metalin bir parçası. Zırhına ilerledi ve bir an durup ona baktı. İblisin onu öldürmemesinde bu zırhın büyük payı olduğunu biliyordu. Zırhı aldı ve giydi. Eldivenleri ellerine geçirdi, çizmeleri giydi. Zırh miğferle beraber üzerinde alev alev yanıyordu. Yeni vücuduna uyum sağlamak için zırh da büyümüştü. Etraftaki et parçalarına bakınca acıktığını hissetti. İlerledi ve et parçalarının arasına oturdu. Büyük bir parçayı eline alıp ağzına götürdü. Et parçasında kalan kan yavaşça ağzının kenarından akarken et parçası leziz tadını ağzında bırakarak yavaşça midesine doğru kaydı. Tat, gerçekten hoşuna gitmişti. Başka bir tane daha attı ağzına ve daha sonra bir tane daha ta ki doyduğuna kanaat getirene kadar.
Kalktı ve duvara doğru ilerledi. Silahına elini yavaşça uzattı ve onu aldı. Elin temasıyla double axe ın üzerindeki rünler vahşi bir kırmızı ile parlarken, baltalardaki simge soğuk bir beyazla parladı. Sonra rünler atar gibi yavaşladı ve sonunda tekrar söndü simgeyle beraber. Yeni bir silahla ilk tanışma. Katliamın eli odasının kapısına doğru ilerledi. Dönüp odaya bir kez daha baktı. Artık,güç onundu. Tapınağı araştırmak için odadan çıktı.
Tekrar taht odasına girdi. Ortadaki, üzeri dikenlerle kaplı tahtı inceledi bir süre. Oturması imkansızdı. Tahtı bırakıp odadan çıktı. Bir süre tapınağı inceledi. Gücün aktığı duvarlarda kaosu ve acıyı, yani hayatın gerçeklerini gösteren bütün güçler adeta dans ediyordu. Sonra, ileriden bir ses duydu. Oraya doğru ilerledi. İleride cüsseli bir adam vardı. Tabii ki katliamın elinin yanında bir hiç sayılırdı. Silahını sağ elinde sıkıca kavradı ve adama doğru ilerledi.
-Sen yabancı... Katliamın ve kaosun tapınağında ne işin var? Ã?abuk cevap ver. Yoksa yaşamın ellerinde fazla kalmayacak.
-------------------------------------------------------------------------------------
Rp dışı:
Yeni görünüm:
Boy: 2.40
Kilo: 300
Fiziksel görünüm: Beyaz uzun saçlar, açık mavi gözler, kara alevler içinde yanan bir zırh
Taht odasındaki boyut kapısının önünde belirdiğinde çıplak vücudundaki devasa kasların anlık dalgalanışı kendisini iyi hissetmesini sağlamıştı. Geçmişi, yaşadıkları, anıları hepsi onunla birlikteydi. Ã?oğu boş ve saçma, gereksiz, anlamsız, koca birer hiç... Andero... Adını bile boş buldu bir an. Katliamın eli... İşte yeni adı buydu. Yaratılış amacı, olması gereken ve olduğu şey... Tapınakta gezdirdi gözlerini yavaşça. Bakış açısı ona garip geldi ilk an. Sanki daha, yukarıdan. Uzadığını hissetti. Ã?ıplak vücudunda gezdirdi ellerini. Vücudu daha önce hiç olmadığı kadar güçlüydü. Kasları vücudunu baştan sona kalınca kaplamıştı. "Güç" diye düşündü. İşte güç buydu. Belki de daha kazanacaklarının sadece bir kısmı. Bu korkunç vücutla, bu korkunç güçle neler yapabileceğini düşündü bir an için O'nun adına.
Taht odasında, etrafına bakındı. Nereye çekildiğini biliyordu, hissediyordu. O kapıya doğru ilerledi. Ã?ıplak ayakları tapınağın zemininde ilerler, duvarda güç rünleri parlar, kaos kendini her köşede hissettirirken kapının önüne yavaşça vardı. Kapıya bakarak gülümsedi ama bu eski içten gülümsemesinden çok farklıydı. Daha çok, vahşiydi. Kafasını yavaşça salladı. Gözlerinin önünden geçen saçların beyaz olduğunu görünce şaşırdı bir an. Elleriyle saçını öne alıp baktı. Beyazlardı artık, hoşuna gitmediğini söyleyemezdi. Tekrar kapıya yöneldi dikkati. Kapının üstündeki simge hoşuna gitmişti. Uzun tırnaklarla bir pençe daha yeni kopartıldığı altından hala fışkıran kanlardan belli olan bir kafayı tutmuş, sıkarak yamyassı etmiş, ezmişti. Kafatası katliamın elleriyle ezilen adamın çektiği acı yüzünün o halinden bile belliydi.
Katliamın eli ilerledi. Kapıdaki simge vahşi bir kızıllıkla yandı ve kapı odanın sahibi için açıldı. Katliamın eli içeri girdi ve odaya göz gezdirdi. Etrafa saçılmış etler, her tarafta kırmızı kan... Odanın diğer ucunda siyah kalkanı vardı alev alev. Onun yanında da yeni silahı... Tutma yeri siyah olan ve üzerinde kızıl rünler bulunan devasa bir double axe... Rünler dalgalar gibi sap boyunca yükseliyordu. Balta kısımlarında metalin üzerindeki katliam simgesi kapıdakiyle aynıydı. Baltaların uçlarında kan gibi kırmızılıklar vardı metalin bir parçası. Zırhına ilerledi ve bir an durup ona baktı. İblisin onu öldürmemesinde bu zırhın büyük payı olduğunu biliyordu. Zırhı aldı ve giydi. Eldivenleri ellerine geçirdi, çizmeleri giydi. Zırh miğferle beraber üzerinde alev alev yanıyordu. Yeni vücuduna uyum sağlamak için zırh da büyümüştü. Etraftaki et parçalarına bakınca acıktığını hissetti. İlerledi ve et parçalarının arasına oturdu. Büyük bir parçayı eline alıp ağzına götürdü. Et parçasında kalan kan yavaşça ağzının kenarından akarken et parçası leziz tadını ağzında bırakarak yavaşça midesine doğru kaydı. Tat, gerçekten hoşuna gitmişti. Başka bir tane daha attı ağzına ve daha sonra bir tane daha ta ki doyduğuna kanaat getirene kadar.
Kalktı ve duvara doğru ilerledi. Silahına elini yavaşça uzattı ve onu aldı. Elin temasıyla double axe ın üzerindeki rünler vahşi bir kırmızı ile parlarken, baltalardaki simge soğuk bir beyazla parladı. Sonra rünler atar gibi yavaşladı ve sonunda tekrar söndü simgeyle beraber. Yeni bir silahla ilk tanışma. Katliamın eli odasının kapısına doğru ilerledi. Dönüp odaya bir kez daha baktı. Artık,güç onundu. Tapınağı araştırmak için odadan çıktı.
Tekrar taht odasına girdi. Ortadaki, üzeri dikenlerle kaplı tahtı inceledi bir süre. Oturması imkansızdı. Tahtı bırakıp odadan çıktı. Bir süre tapınağı inceledi. Gücün aktığı duvarlarda kaosu ve acıyı, yani hayatın gerçeklerini gösteren bütün güçler adeta dans ediyordu. Sonra, ileriden bir ses duydu. Oraya doğru ilerledi. İleride cüsseli bir adam vardı. Tabii ki katliamın elinin yanında bir hiç sayılırdı. Silahını sağ elinde sıkıca kavradı ve adama doğru ilerledi.
-Sen yabancı... Katliamın ve kaosun tapınağında ne işin var? Ã?abuk cevap ver. Yoksa yaşamın ellerinde fazla kalmayacak.
-------------------------------------------------------------------------------------
Rp dışı:
Yeni görünüm:
Boy: 2.40
Kilo: 300
Fiziksel görünüm: Beyaz uzun saçlar, açık mavi gözler, kara alevler içinde yanan bir zırh
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Efla öldüğünü hissetmişti, yutulduğunu...Ruhu bedeninden ayrılmıştı. Bedensel olarak çektiği acıların sonuydu bu, garip bir duygu... Ruhu yükseliyordu ki birşey ruhunu yapaladı hırçınca tuttu sürükledi.Ruhu kaosu seziyordu Efla'nın Kaos her yanına çarpıyor, içine işliyor, bir bütün oluyordu... Ne kadar zaman geçtiğini gösterecek hiçbirşey yoktu. Ama artık olmuştu. Yeni bir beden can buldu. Ruh ise değişmişti. Geçmişten hatıralarla süslenmiş sanki. Bazı şeyler vardı ona bırakılan, işine yarayacaktı... Bir hazırlık olmuştu geçmiş yaşamı şimdiki için. Ã?ğrendiği bazı şeyler vardı. Tanıdıkları. Ama yenileri de vardı. Ve bir belirsizlik... Ruh bedenin içinde açtı gözlerini. Başka hiçbirzaman görmediği bir manzaraydı bu. Herşeyin değiştiğini görebiliyordu ve gördüğünün değiştiğini biliyordu. O zaman zihnine fısıldandı."Kaosun Gözleri..." Büyü onda yeni bir anlam kazanmıştı. Eski yaşamının son demlerinde anlamaya başladığı şeyler şimdi o kadar berraktı ki. Değişimi seziyordu, bundan güç alıyor ve ona hizmet ediyordu. Bir süre daha bedenini inceledi. Mükemmel sayılırdı. Ve zayıf değil. Artık güçlüydü. Eski zayıf bedenini geide bırakmıştı. Zayıf ve ölümlü bedenini... şimdi ruhunu sonsuzluğa taşıyacak donanıma sahipti. Yeni bedeni, büyüsü ve kaosu...
Kaosun gözleri yürüdü. Kendisi için ayrılmış olan yeri biliyordu.Kapı açıldı elini bile dokundurmadan. İçeri yürüdü Efla. Burası ona aitti artık. Amacı, yeni amacı için ona sunulmuştu. Artık elinde güç vardı. Birçok büyücünün hayalinde bile göremeyeceği güç. Yüzüne bir sırıtış yayıldı. Düşünceleri bir kahkaha gibi dalga dalga yayıldı heryana...Evindeydi, huzurluydu ve güçlüydü...
Kaosun gözleri yürüdü. Kendisi için ayrılmış olan yeri biliyordu.Kapı açıldı elini bile dokundurmadan. İçeri yürüdü Efla. Burası ona aitti artık. Amacı, yeni amacı için ona sunulmuştu. Artık elinde güç vardı. Birçok büyücünün hayalinde bile göremeyeceği güç. Yüzüne bir sırıtış yayıldı. Düşünceleri bir kahkaha gibi dalga dalga yayıldı heryana...Evindeydi, huzurluydu ve güçlüydü...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Order is the dream of man.
*******Kaosun Peygamberinin yeni görünüşüdür********************
Boy: 195
Kilo : 80
Sarı uzun dalgalı saçları yarım şekilde toplanmış bir insan görüntüsüne sahiptir.Geriye kalan kısmı ise omuzlarından sarkıyor.Bir kas yığını olmasa da güçsüz sayılmayacak kadar heybetli görünüyor.Sol kulağındaki küpesi uzun ve ucunda bir kuzgun tüyü var tıpkı saçlarının toplu olan kısmındaki gibi.Küpenin ucundaki kuzgun tüyü inciden daha büyük olmayan bir kurukafa işlemesine tutturulmuş durumda.Vücudunun kolları ve bacakları hariç heryeri cehennem rünleri ile dövmelenmiş durumda.Yüzü daima tıraşlı. Ortalama bir insandan çok daha etkileyici bir görüntüsü var.Siyah deri pantolonu,siyah deri çizme ve siyah deri bir tüniği var.Tüniğin iç kısmında parşömenlerini ve büyü bileşenlerini taşıyabileceği gözleri mevcut.Elinden hiç düşürmediği bir asası var.Bu asa Fırtına,Sel,Deprem RP sinde tarif edilmiştir.
Boy: 195
Kilo : 80
Sarı uzun dalgalı saçları yarım şekilde toplanmış bir insan görüntüsüne sahiptir.Geriye kalan kısmı ise omuzlarından sarkıyor.Bir kas yığını olmasa da güçsüz sayılmayacak kadar heybetli görünüyor.Sol kulağındaki küpesi uzun ve ucunda bir kuzgun tüyü var tıpkı saçlarının toplu olan kısmındaki gibi.Küpenin ucundaki kuzgun tüyü inciden daha büyük olmayan bir kurukafa işlemesine tutturulmuş durumda.Vücudunun kolları ve bacakları hariç heryeri cehennem rünleri ile dövmelenmiş durumda.Yüzü daima tıraşlı. Ortalama bir insandan çok daha etkileyici bir görüntüsü var.Siyah deri pantolonu,siyah deri çizme ve siyah deri bir tüniği var.Tüniğin iç kısmında parşömenlerini ve büyü bileşenlerini taşıyabileceği gözleri mevcut.Elinden hiç düşürmediği bir asası var.Bu asa Fırtına,Sel,Deprem RP sinde tarif edilmiştir.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Ailesini katledenleri bulmak için yola düşmüştü Rhonin....Onların yüzünü hiç unutamıyordu ve şu düşünceyide aklından çıkaramıyordu "neden beni öldürmediler neden,neden sadece ailemi gözümün önünde katledip gittiler" bunları hergün düşünüyordu ama cevabını hiç bir zaman bulamıyordu bir gün yollardayken dinlenmek için bir yer buldu bir mağra oraya girdi içinde garip bir his vardı ama dinlenmek zorundaydı orada oturup düşünmeye başladı ve herhangi bir saldırı içnde bekliyordu ama yorgunluğu onu yenik düşürdü ve uykuya daldı...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
