YER ALTINDA BİR MABED(TANRI:APOCALYPSE)(KAOS, KATLİAM,
Ateş vücudunu yakarken, kızgın alevlerin bedenini dağladığı gibi yenilgisinin hala aklındaki utancı, efendisinin öfkesi ve daha nice bir çok şey zihnini işkencelerle ezerken, ateş onun için ölümden yaşama, karanlık yokluktan varlığa, duygular hiçliğe, hisler boşluğa dönüştüğünde ve dünyası acıdan ibaret kılındığında, aklının kalan son zerreleri (kimbilir, belki de iradesi) hayatının artık salt acıdan ibaret olduğunu düşünmeye başladığında duymuştu *O*nun sesini en karanlık rüyalarındaki kadar korkunç ve kudret dolu... İşte şimdi, tekrar odasındaydı. Cezasının ardından...
Katliamın eli odasının zemininde boylu boyunca yatıyordu. Devasa vücudunu taşıyan ruhu ne kadar olduğunu bilmediği bir zamandır çektiği işkenceler yüzünden hala acı ile kıvranıyordu. Başı, vücudu, her yeri korkunç derecede ağrıyordu. Ã?ıplak vüduyla yerde uzanırken artık işkence görmüyordu ama o ana kadar çektiklerinin ağrısı hala üzerindeydi. Elini başına götürdü. Sivri bir şeye değen keskin şeylerin çıkarttığı ufak ve sinir bozucu ses bir süre için duyduğu son sesti. Odasının zemininde ağrıdan ve onun verdiği yorgunluktan bayılmıştı.....
Ne kadar zaman o şekilde kaldığı hakkında herhangi bir fikri yoktu. Gözlerini açtı. Yavaşça doğruldu. *O*, ona karanlığın gücünün artık bedenini terk ettiğini söylemişti. Bir şeyler farklıydı. Bunu içinde, derinlerde bir yerlerde hissedebiliyordu.
Aklına birden en son duyduğu o iç gıcıklayan ses geldi. Ellerine baktı başını eğip. Eller... Artık birer el değillerdi. Bunlara "pençe" demek daha doğru olurdu. Teni koyu bir kırmızıydı. Ellerini alnına götürdü, iki boynuz alnından yükseliyordu. Kızıl saçlar kafasından omuzlarına dökülüyordu. Kendi üzerinde görebildiği şeyler bu kadardı. Bir de bu arkasındaki hafif ağırlık... Arkasından bir şeyler genişlemeye başladı. Genişledikçe genişlediler ve en sonunda devasa iki kanat katliamın eli tarafından da görülebilir bir hal aldı. Bu hoşuna gitmişti. Kanatlar... Ona çok faydası olacaklardı.
Katliamın eli odasını incelemeye başladı. Etraftaki et parçalarına takıldı gözü. Gitti ve bir miktarını pençeleriyle rahatça parçalayarak yedi. Savaşırken de en azından bu şekilde işe yarayacaklarını umuyordu. Ardından silahların durduğu tarafa yöneldi. Orada, duvara yaslı duran zırhını ve sanki doğduğundan beri kullanıyormuşcasına iyi tanıdığı silahlarıı gördü onca malzemenin arasından hemen. İlerledi ve zırhını aldı. Zırh, yeni formuna uyum sağlamak için hafifçe değişmişti. Gövde kısmının arkasında kanatlar için boşluklar vardı, miğferindeyse boynuzları için... Zırhını giymek ve gücünü bilmese de tekrar üzerinde hissetmek güzeldi. Sönmüş zırh, üzerine yerleştiğinde tekrar alev alev yanmaya başladı. Silahlarını aldı ve kemerindeki haznelerine taktı. Sonra orada duran siyah bir pelerin ilişti gözüne... Genişçe bir pelerindi. Pelerini aldı ve omzundan zırhına bağladı. Pelerin, açmadıkça devasa kanatlarını rahatça saklayabilecek kadar genişti.
Artık yeni bedeni ve yeni amaçlarıyla hazır olduğunu düşünüyordu. Ellerini kılıçlarına koydu. Kılıçların kabzalarındaki katliam simgeleri solgun bir beyazlıkla parladılar bir süreliğine. Sonra tekrar sönükleştiler ama çok dikkatli bakan biri kılıçlardaki katliam simgelerinin etrafında sürekli dolanan solgun, beyaz, ince, çok ince bir sis tabakasına benzer farklı bir yapının dolandığını görebilirdi.
Katliam, *O* nun iradesiyle, *O* nun isteğiyle ve Andero yoluyla diyara geri dönüyordu. Bu sefer eski hatalarını yapmayacaktı. Bu sefer, *O* na layık olduğunu ispat edecekti. *O* ki, ona yeter ve gerek gücü verirdi eğer Andero inancında sapmaz olursa. Bu diyar üzerinde gezen kimsenin yaşamadığı deneyimler yaşamıştı. *O* nun kudretini, hiç kimsenin görmediği haliyle görmüş, öfkesini hiç kimsenin hissetmediği haliyle hissetmişti. *O* kutlu olandı, diğer tanrıların aksine, diyardaki herkesin üzerinde kudret sahibi olandı. Herkes değişimi yaşar, onu içinde taşırdı ve *O*, değişimin ta kendisiydi. Andero'da yeni formuyla *O* na hizmet için elinden geleni yapacaktı.
Katliamın eli, aklında bu düşünceler, üzerinde kara alevler saçarak yanan zırhı, arkasında sürüklenen ve kanatlarını saklayan pelerini, belinde silahları ve kalbinde *O*na olan inancıyla odasından çıkarak taht odasına geçti. Odanın kapısını kapatışıyla, kapıdaki katliam simgesi koyu bir kızıllıkla yandı ve odayı o geri gelene kadar mühürledi. Katliamın eli, işte şimdi, yeniden başlıyordu.
Katliamın eli odasının zemininde boylu boyunca yatıyordu. Devasa vücudunu taşıyan ruhu ne kadar olduğunu bilmediği bir zamandır çektiği işkenceler yüzünden hala acı ile kıvranıyordu. Başı, vücudu, her yeri korkunç derecede ağrıyordu. Ã?ıplak vüduyla yerde uzanırken artık işkence görmüyordu ama o ana kadar çektiklerinin ağrısı hala üzerindeydi. Elini başına götürdü. Sivri bir şeye değen keskin şeylerin çıkarttığı ufak ve sinir bozucu ses bir süre için duyduğu son sesti. Odasının zemininde ağrıdan ve onun verdiği yorgunluktan bayılmıştı.....
Ne kadar zaman o şekilde kaldığı hakkında herhangi bir fikri yoktu. Gözlerini açtı. Yavaşça doğruldu. *O*, ona karanlığın gücünün artık bedenini terk ettiğini söylemişti. Bir şeyler farklıydı. Bunu içinde, derinlerde bir yerlerde hissedebiliyordu.
Aklına birden en son duyduğu o iç gıcıklayan ses geldi. Ellerine baktı başını eğip. Eller... Artık birer el değillerdi. Bunlara "pençe" demek daha doğru olurdu. Teni koyu bir kırmızıydı. Ellerini alnına götürdü, iki boynuz alnından yükseliyordu. Kızıl saçlar kafasından omuzlarına dökülüyordu. Kendi üzerinde görebildiği şeyler bu kadardı. Bir de bu arkasındaki hafif ağırlık... Arkasından bir şeyler genişlemeye başladı. Genişledikçe genişlediler ve en sonunda devasa iki kanat katliamın eli tarafından da görülebilir bir hal aldı. Bu hoşuna gitmişti. Kanatlar... Ona çok faydası olacaklardı.
Katliamın eli odasını incelemeye başladı. Etraftaki et parçalarına takıldı gözü. Gitti ve bir miktarını pençeleriyle rahatça parçalayarak yedi. Savaşırken de en azından bu şekilde işe yarayacaklarını umuyordu. Ardından silahların durduğu tarafa yöneldi. Orada, duvara yaslı duran zırhını ve sanki doğduğundan beri kullanıyormuşcasına iyi tanıdığı silahlarıı gördü onca malzemenin arasından hemen. İlerledi ve zırhını aldı. Zırh, yeni formuna uyum sağlamak için hafifçe değişmişti. Gövde kısmının arkasında kanatlar için boşluklar vardı, miğferindeyse boynuzları için... Zırhını giymek ve gücünü bilmese de tekrar üzerinde hissetmek güzeldi. Sönmüş zırh, üzerine yerleştiğinde tekrar alev alev yanmaya başladı. Silahlarını aldı ve kemerindeki haznelerine taktı. Sonra orada duran siyah bir pelerin ilişti gözüne... Genişçe bir pelerindi. Pelerini aldı ve omzundan zırhına bağladı. Pelerin, açmadıkça devasa kanatlarını rahatça saklayabilecek kadar genişti.
Artık yeni bedeni ve yeni amaçlarıyla hazır olduğunu düşünüyordu. Ellerini kılıçlarına koydu. Kılıçların kabzalarındaki katliam simgeleri solgun bir beyazlıkla parladılar bir süreliğine. Sonra tekrar sönükleştiler ama çok dikkatli bakan biri kılıçlardaki katliam simgelerinin etrafında sürekli dolanan solgun, beyaz, ince, çok ince bir sis tabakasına benzer farklı bir yapının dolandığını görebilirdi.
Katliam, *O* nun iradesiyle, *O* nun isteğiyle ve Andero yoluyla diyara geri dönüyordu. Bu sefer eski hatalarını yapmayacaktı. Bu sefer, *O* na layık olduğunu ispat edecekti. *O* ki, ona yeter ve gerek gücü verirdi eğer Andero inancında sapmaz olursa. Bu diyar üzerinde gezen kimsenin yaşamadığı deneyimler yaşamıştı. *O* nun kudretini, hiç kimsenin görmediği haliyle görmüş, öfkesini hiç kimsenin hissetmediği haliyle hissetmişti. *O* kutlu olandı, diğer tanrıların aksine, diyardaki herkesin üzerinde kudret sahibi olandı. Herkes değişimi yaşar, onu içinde taşırdı ve *O*, değişimin ta kendisiydi. Andero'da yeni formuyla *O* na hizmet için elinden geleni yapacaktı.
Katliamın eli, aklında bu düşünceler, üzerinde kara alevler saçarak yanan zırhı, arkasında sürüklenen ve kanatlarını saklayan pelerini, belinde silahları ve kalbinde *O*na olan inancıyla odasından çıkarak taht odasına geçti. Odanın kapısını kapatışıyla, kapıdaki katliam simgesi koyu bir kızıllıkla yandı ve odayı o geri gelene kadar mühürledi. Katliamın eli, işte şimdi, yeniden başlıyordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Kaosun peygamberi iki yeni gelenin silahlarını cüceye teslim etmesini memnuniyetle izledi.Bu sırada soytarının ortaya çıkması ile bir an olsun dikkati soytarıya kaydı ama tekrar yeni gelenlere odaklandı.Kadim büyü lisanında sözler dudaklarından dökülürken havada uçuşan yarasa pislikleri yeni gelenlerin yüzüne değdiğinde vücutlarına yayılan zehirin etkisi ile çoktan sonsuz rüyalar alemindeki hayallerine dalmışlardı.İki beden şuursuzca yere yığıldı ve derin bir uykuya daldılar.Zehir kanlarında etkisini çabuk göstermişti.Kaosun peygamberi bu durumun uzun süre almayacağını biliyordu bu yüzden cüceye onları hazırlamasını emretti.Soytarının olan biteni keyifle izlemesini görebiliyordu.Bu soytarının yapısını az çok anlamaya başlamıştı Brenne.Onun istediği tek şey canının istediğini yapmak,ortalığı karıştırmak ve bununla eğlenmekti.Gerçekten de eğlence anlayışı az çok Brenne ye uyuyordu.
Cüce iki hizmetkarı gül ve kurukafa işlenmiş kapısı olan odaya taşıdı. Sunak taşlarının üzerine yatırdı ve onları oraya iyice bağladı.Sonra hızla koşarak elinde bir iki kadeh ile kan havuzuna geldi ve onları doldurup tekrar odaya döndü.Brenne soytarıya baktı;
-Sen soytarı gerçek bir eğlence istiyorsan beni takip et!
Brenne soytarının bu sözlerin emir olduğunu bileceğini umuyordu.
Cüce iki hizmetkarı gül ve kurukafa işlenmiş kapısı olan odaya taşıdı. Sunak taşlarının üzerine yatırdı ve onları oraya iyice bağladı.Sonra hızla koşarak elinde bir iki kadeh ile kan havuzuna geldi ve onları doldurup tekrar odaya döndü.Brenne soytarıya baktı;
-Sen soytarı gerçek bir eğlence istiyorsan beni takip et!
Brenne soytarının bu sözlerin emir olduğunu bileceğini umuyordu.
Last edited by CHANGES on Tue Feb 15, 2005 10:41 pm, edited 1 time in total.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
DeS
- Kullanıcı

- Posts: 73
- Joined: Tue Feb 08, 2005 10:00 am
- Location: KurtarılmıÅ? Bölge
- Contact:
Des sarışın adam ilk büyü sözlerini söyleemeye başladığında sınavın başlamak üzere olduğunu hissetti.
Büyünün uyutucu etkisi kendini göstermeye başladığı anda Des etkiye direnmeye çalıştı ama bunun faydasız olacağını biliyordu ve daha yere düşmeden uyumaya başlamıştı.....
Büyünün uyutucu etkisi kendini göstermeye başladığı anda Des etkiye direnmeye çalıştı ama bunun faydasız olacağını biliyordu ve daha yere düşmeden uyumaya başlamıştı.....
Gott weiss ich will kein Engel sein
Rammstein
Rammstein
-
Par-Salian
- Kullanıcı

- Posts: 184
- Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
- Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
- Contact:
Efendisi sözleri söylerken büyünün geleceğini biliyordu hatta tanıyorduda bu büyüyü olucakları biliyordu kendiside kullanıyordu çünkü bu büyüyü öğrendiği birkaç kolay büyüden biriydi suikast yaparke işe yarıyan yagane büyülerden birkaçıydı ama o büyüyü sevmezdi kendiside yapmış olmasına rağmen büyünün içinde bir karışıklık sezerdi hep.Ama bu kez bir gariplik vardı.Kum yerine suratına çarpan bu şeyde neydi ve damarlarında hissettiği bu karıncalanma. büyü sözleri söylenip içinden geçerken drow azından sadece bir söylenti çıktı bu büyüye vede ondan sonra uykuya daldı olduğu yerde yere düşerek.
DMPar-Salian wrote:Elénæsse Salian durdu tapınağın girişinde bir mağraydı burayı biliyordu daha öncedde gelmişti kötü bir anıyla sonuçlanan bir yerdi burası bilioyrdu yolları içeride ama girmeye çekiniyordu biraz çok tuhaftı bir katilin içinde hissettiği ilk defa bir duyguydu en azından kendisinin hissettiği bir duyguydu yavaşça ilerledi karanlık yollarda yürüyordu kolayca drow gözlerine ona yol göteriyordu yerin altında yaşamak ona yabancu değildi karanlıklar arasında yürümek dahada ilerledi önceden olduğu yere geldi şöyle bir zemine baktı soytarıyla kavga ettikleri yere şimdi kimse yoktu bomboştu ama artık bilioyrdu zamanı gelince saygı göstermeyi biliyordu sezsizce bekledi nasıl olsa gene gelip biri onu bulacaktı buda büyük bir ihtimalle gene istemediği soytarı olacaktı ama bu sefer saygı göstermeyi biliyordu bu arada efendisinin kendisini çağırma nedeni olan görevi merak ediyordu bu düşüncelerle bekleme devam etti iyice dalmıştı bu düşüncelere
_____________________
Par Salian, bir önceki karakterin öldürülmüştü. Bu yüzden yeni karakterinin soytarının varlığı ya da eski karakterine soytarının yaptıklarından haberdar olması mümkün değil. Sen şu anda bu karakterinin deneyimleri ve gördükleri kadarını biliyorsun ve bunun rolünü yapmalısın, aksi takdirde yaptığın hataya meta denir. Yani RP dışı bildiğin şeyleri karakterini canlandırırken eğer karakterin habersizse bilmiyor gibi davranmalısın. Bu ilk uyarındır, ikinci uyarıda karma puanı kaybedebilirsin (xp kaybedersin)
İyi RPler...
İyi Eğlenceler...
Gayet iyi gidiyorsunuz...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Brenne kurukafa ve gül sembollü kapıdan içeriye girdi.Cüce bir önceki gibi bu iki ölümlüyü de bu sınav için hazırlamıştı.Bu sınav kaosun saflığını ölçüyordu.İçinde kaosa dair en ufak bir şüphe barındıranların sınavdan sağ çıkması imkansızdı.Brenne Kaosun yolu adlı kitaba uzandı,mürekkep ve kuş tüyünü hazırladı.Aynen kitapta yazan cehennem rünlerini sunak odasındaki taşlarda üstleri çıplak olarak yatan kurbanlarının vücuduna işledi.Sol bileğinin küçük bir hareketi ile cüppesinin içinden küçük bir hançer çıktı ve adamın elinde belirdi.Brenne Kaosun Yolu adlı kitaptan okuduğu dualar eşliğinde elindeki küçük hançerle bu rünlerin üzerinden sadece az miktarda kan çıkacak şekilde geçti.
*************************************************************
Yatan iki kurban ruhlarının yatan bedenlerinden uzaklaştığını hissettiler,bedenlerini görebiliyorlar ama bir tepki de bulunamıyorlardı.Sonra içlerinde beliren bir izlenme duygusu onları rahatsız etmeye başladı.Etraflarına baktılar ve sonra yukarıya.Yukarıda gördükleri bir çift devasa kırmızı göz onları izliyordu.sonra karşı konulamaz bir şekilde yükselmeye başladılar,sonsuzluk hiçliğe dönüştü,zaman sayılabilecek kadar yavaşladı ama görüntüler bir o kadar hızlı aktı.Etraf değişti,dünya değişti,boyut değişti.Korku tüm bedenlerinde dolaşıyordu.
*************************************************************
Brenne elindeki sülfür tozunu yavaşça yaraların üzerine serpti.Sülfür kana karıştı verdiği acı bedenlerde titreme oluşturdu.
*************************************************************
Ruhlar etraflarındaki yüzlerce iblisin bitmek bilmeyen savaşlarını gördüler,katliam zulüm ve işkenceye tanık oldular.Yürekleri hapsedildiği yerinden çıkacak gibi oldu.Sonra yine o izlenme duygusu,yüreklerine korku salan o izlenme duygusu.Bu kez nereye bakacaklarını biliyorlardı ve baktıkları yerde o iki kırmızı göz yine onları izliyordu.
*************************************************************
Brenne ikilinin ağızlarından içeriye kaosun özünü döktü ve vücutlarındaki tüm yaralardan dışarıya kan pompalanmaya başladı.Vücutlarındaki kan kaosun özüyle değişiyordu.Brenne ikilinin kollarına kurukafa ve gül dövmelerini itinayla işledi.
*************************************************************
Bir anda etraftaki bitmek bilmeyen savaş durdu,garip bir şeyler olmalıydı.
Tek görebildikleri iblislerin bir şey karşısında saygıyla eğildikleri idi.Her ne geliyorsa gücünü hissetmek ikiliyi dizleri üstüne düşürmeye yetti.Sonra zihinlerinde yankılanan sesi duydular.
"Kaos,katliam ve savaş"
*************************************************************
Brenne son sözlerini tamamladı ve ikilinin yanından ayrıldı.Soytarıya döndü.
-Sadece saf kaos ile kavrulanlar bu sınavı geçebilir yoksa ölüm kaçınılmaz.Onlar yeni askerler!Bakalım yeterliler mi?
*************************************************************
Gelen varlığın boyutları inanılmazdı.Henüz sadece silüeti görülse de saçtığı dehşet ona bakmaya cesaret edilmesini engelliyordu.İkili bir an için öleceklerini sandılar.Ama sonra yine her yer geldikleri hızla değişti ve vücutlarını gördüler,hızla onların içine götürüldüler ve tekrar içindeydiler.O sıcaklığı hissediyorlardı.Ama bir şeyler farklıydı ne olduğunu anlayamasalar da.
*************************************************************
Cüce adamların başında beklerken Brenne rahatça koltuğuna yerleşti ve soytarıya da karşısındaki yeri işaret etti.
*************************************************************
Yatan iki kurban ruhlarının yatan bedenlerinden uzaklaştığını hissettiler,bedenlerini görebiliyorlar ama bir tepki de bulunamıyorlardı.Sonra içlerinde beliren bir izlenme duygusu onları rahatsız etmeye başladı.Etraflarına baktılar ve sonra yukarıya.Yukarıda gördükleri bir çift devasa kırmızı göz onları izliyordu.sonra karşı konulamaz bir şekilde yükselmeye başladılar,sonsuzluk hiçliğe dönüştü,zaman sayılabilecek kadar yavaşladı ama görüntüler bir o kadar hızlı aktı.Etraf değişti,dünya değişti,boyut değişti.Korku tüm bedenlerinde dolaşıyordu.
*************************************************************
Brenne elindeki sülfür tozunu yavaşça yaraların üzerine serpti.Sülfür kana karıştı verdiği acı bedenlerde titreme oluşturdu.
*************************************************************
Ruhlar etraflarındaki yüzlerce iblisin bitmek bilmeyen savaşlarını gördüler,katliam zulüm ve işkenceye tanık oldular.Yürekleri hapsedildiği yerinden çıkacak gibi oldu.Sonra yine o izlenme duygusu,yüreklerine korku salan o izlenme duygusu.Bu kez nereye bakacaklarını biliyorlardı ve baktıkları yerde o iki kırmızı göz yine onları izliyordu.
*************************************************************
Brenne ikilinin ağızlarından içeriye kaosun özünü döktü ve vücutlarındaki tüm yaralardan dışarıya kan pompalanmaya başladı.Vücutlarındaki kan kaosun özüyle değişiyordu.Brenne ikilinin kollarına kurukafa ve gül dövmelerini itinayla işledi.
*************************************************************
Bir anda etraftaki bitmek bilmeyen savaş durdu,garip bir şeyler olmalıydı.
Tek görebildikleri iblislerin bir şey karşısında saygıyla eğildikleri idi.Her ne geliyorsa gücünü hissetmek ikiliyi dizleri üstüne düşürmeye yetti.Sonra zihinlerinde yankılanan sesi duydular.
"Kaos,katliam ve savaş"
*************************************************************
Brenne son sözlerini tamamladı ve ikilinin yanından ayrıldı.Soytarıya döndü.
-Sadece saf kaos ile kavrulanlar bu sınavı geçebilir yoksa ölüm kaçınılmaz.Onlar yeni askerler!Bakalım yeterliler mi?
*************************************************************
Gelen varlığın boyutları inanılmazdı.Henüz sadece silüeti görülse de saçtığı dehşet ona bakmaya cesaret edilmesini engelliyordu.İkili bir an için öleceklerini sandılar.Ama sonra yine her yer geldikleri hızla değişti ve vücutlarını gördüler,hızla onların içine götürüldüler ve tekrar içindeydiler.O sıcaklığı hissediyorlardı.Ama bir şeyler farklıydı ne olduğunu anlayamasalar da.
*************************************************************
Cüce adamların başında beklerken Brenne rahatça koltuğuna yerleşti ve soytarıya da karşısındaki yeri işaret etti.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Par-Salian
- Kullanıcı

- Posts: 184
- Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
- Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
- Contact:
Drow kendine gelmeye çalışıyordu uyandığında başı patlıyacak düzeyde ağrıyordu ne olduğunu anlayamamıştı gördükleri sanki rüyadı ama rüya olsa bile şu ana kadar görmüş olduğu en gerçekçi rüyadı bu kendisinin ölümü hissetmişti ilk defa bu kadar yakın o kadar kişi öldürmüştü ama hiç bu kadar tehlikeli bir duygu hissetmemişti önceden nerede olduğunu bir anda hatırlıyamadı ama sonra cüceyi görünce nerede olduğu tekrar hafızasına gelmişti bir sunak gibi birşey üstünde yatmış yanındada önceden görmüş olduğu insan yatıyordu üzerine baktığında çıplak olduğunu anladı tam bir laf söyleyecektiki cüce ona elbiselerini çoktan getirmişti giyinmeden önce kolundaki yaraları farketti etrafına sanki bir toz dökülmüş gibiydi parlak bir tozdu buda o iğrenç büyülürden olsa gerek diye iç geçirdi giyinmeye devam etti oturduğu sunaktan ayağa kalktı gözleri efendisini arıyordu etrafına bakındı en sonunda farketti büyük bir koltukta oturuyordu ilerde bir taht benziyor diye düşündü içinden yavaşça oraya doğru ilerlemeye başladı ama dengesini zor topluyordu sanki hala o rüyayı görüyor duvarlardan iblisler fırlayıp bir anda dövüşe başlıyacakmış gibi bir his bürümüştü içini biraz daha ilerleryince ileride birde soytarı kılıklı biri duruyordu ilk önce bunu efendisini eğlendirmek için bir kul olarak düşündü ama sonra yakınlaştıkça bu soytarıda garip bir şeyler olduğunun farkına vardı bu normal bir soytarı değildi garipti üstü başı kir içinde yanındada iki tane şiş taşıyordu görebildiği kadar bu kişiden uzak durmasını anladı büyük bir ihtimalle bir manyaktı böyle bir kıyafetle buralarda dolaşıyor düşüşncelerini soytarıdan uzaklaştırmaya çalıştı iyice kendine gelmeye çalıştı efendisinin önüne gelince saygıdan dolayı eğildi aslında bu eğilmeyede ihtiyacı vardı çünkü başı sarsılmaktak kopacakmış hissini veriyordu bir bacak üzerine saygı durumunda eğildi elleriyle taştan güç aldı sonra kafasını biraz toparladıktan sonra tekrar ayağa kalktı efendim ne oldu bize geçtikmi sınavı ne oldu bize bir takım rüyalar görmüş gibiyim iblisler dolu bir savaş sanki hiç bitmeyen bir savaş gibi sonra o devasa şey o görüntüyüü anlandıramıyorum çok büyüktü sonra bir kaç takım göz sanki hala beni hissediyormuş gibime geliyor neydi bütün bunlar sınavımı verdim mi başarıyla ??? bu arada silahlarımı alabilirmiyim böyle kendimi çıplak hissediyorum
Drow erkeği kendine gelmişti.Ancak hala gördüğü rüyaların etkisinde olduğu belliydi.Ne diyordu büyünün açıklamasında;
"Her kim ki bu işleme tabi tutulursa dayanıklılığı ve iradesi sınanacaktır. İradesinin çok ötesinde olan efendiyi hissedecektir.O nu görmese bile çoğu için bu mutlak bir irade kaybı anlamına gelir.İradesini toplayamayan ruhlar ise asla bedenine dönemez ve iki diyar arasına sıkışıp kalan ölemeyenlere katılır.Başaranlar ise vücutlarına geri döner ve kaosun özü ile yaşamaya başlarlar."
Drow erkeği aksak adımlarla Kaosun peygamberine yaklaştı ve şuursuzca bir saygı gösterisinden sonra silahlarını istedi.Brenne nin bir hareketiyle cüce silahlarını drowa iletti.
-Sınavı geçmek mi hizmetkar?Sen sınavına yeni başladın.Artık hiç bitmeyecek bir sınav içerisindesin,belki de tüm yaşamını kaplayacak bir sınav başarının ödüllendirildiği başarısızlığın ise cezalandırıldığı bir sınav.
şimdi dinlen buna ihtiyacın olacak.Diğer hizmetkar da iyileştiğinde bilmeniz gerekenler size söylenecektir.
"Her kim ki bu işleme tabi tutulursa dayanıklılığı ve iradesi sınanacaktır. İradesinin çok ötesinde olan efendiyi hissedecektir.O nu görmese bile çoğu için bu mutlak bir irade kaybı anlamına gelir.İradesini toplayamayan ruhlar ise asla bedenine dönemez ve iki diyar arasına sıkışıp kalan ölemeyenlere katılır.Başaranlar ise vücutlarına geri döner ve kaosun özü ile yaşamaya başlarlar."
Drow erkeği aksak adımlarla Kaosun peygamberine yaklaştı ve şuursuzca bir saygı gösterisinden sonra silahlarını istedi.Brenne nin bir hareketiyle cüce silahlarını drowa iletti.
-Sınavı geçmek mi hizmetkar?Sen sınavına yeni başladın.Artık hiç bitmeyecek bir sınav içerisindesin,belki de tüm yaşamını kaplayacak bir sınav başarının ödüllendirildiği başarısızlığın ise cezalandırıldığı bir sınav.
şimdi dinlen buna ihtiyacın olacak.Diğer hizmetkar da iyileştiğinde bilmeniz gerekenler size söylenecektir.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
Par-Salian
- Kullanıcı

- Posts: 184
- Joined: Tue May 04, 2004 10:00 am
- Location: Sanane taniyorsan beni zaten biliyorsundur...
- Contact:
Efendisini selamladı ama bu selamlama ona pahalıya patladı dengesini kaybedip bir ayağı üzerine düşmesine neden olmuştu başı çok beter ağrıyordu içi sanki kurumuş gibiydi efendisinin git dinlen sözleri adeta ona bir ilaç gibi gelmişti yeniden gücünü toplayınca tekrar ayağa kalktı kalkarken efendisinin korkunç gülümsemesini gördü bir anda bu hem içinde utanma hemde korkma güdülerini doğurdu hemen yüzünü ondan çevirdi bakışlarıyla cüceyi arıyordu buralarda bir yerde olmalıydı dinlencek bir yer yada karanlık bir köşe birkaç saat dinlenme ona iyi gelecekti en sonunda cüceyi gördü bir yer varmı diyecekti tam zaten çoktan yürümeye başlamıştı bir odanın önünde durdular en sonunda iyi dinlen dedi odanın kapısını açınca küf vede nem kokusu bir anda vurdu suratına çok yorgundu zaten odanın ne kadar kötü oldupunu düşünemeden rüyalara daldı bile
Andero odasından çıkıp taht odasına girdiğinde tapınağın güç saçan koridorlarındaki seslerden inanan sayılarının arttığını rahatlıkla anlamıştı. Ne kadar zamandır diyarda değildi? Neler olmuştu o yokken? Ã?ğrenmesi gereken şeyler vardı. *O*, Andero'ya üç görevden bahsetmişti. Yapması, başarması gereken üç görev... Nelerdi onlar? *O*, Andero'ya henüz bunu iletmemişti.
Yaklaşan ayak seslerini duyduğunda odasının bulunduğu köşedeki karanlıklara çekilmişti. Brenne taht odasına girmiş, hızlı adımlarla kendi odasına yönelmişti. Arkasında ise katliamının elinin tanımadığı kişiler vardı. Elbet tanırdı, tabii o zamana kadar sağ kalırlarsa... Peşlerinden bir... bir soytarı geliyordu. Basit bir soytarının bu tapınakta ne işi vardı ki? Neler oluyordu böyle? En arkadansa grubu basit bir cüce takip ediyordu.
Andero grubun odaya girişini, bir süre sonraysa cücenin elinde bir kadehle odadan koşarak çıkıp kısa zaman zarfında geri dönüşünü seyretti saklandığı yerden. Brenne bir şeyler yapıyordu yine.
Bir süre bekledi. Ardından odaya girenlerden birinin ağır aksak dışarı çıktığını gördü. Bunu gördükten sonra Brenne'in odasına doğru ilerlemeye başladı. Kara pelerinini arkasında sürükleyerek odanın kapısına geldi. Omzunu kapıya dayadı. Kırmızı gözleri odayı süzüyordu.
-Selamlar Brenne. dedi.
-Odanda bana da yer var mı?
Yaklaşan ayak seslerini duyduğunda odasının bulunduğu köşedeki karanlıklara çekilmişti. Brenne taht odasına girmiş, hızlı adımlarla kendi odasına yönelmişti. Arkasında ise katliamının elinin tanımadığı kişiler vardı. Elbet tanırdı, tabii o zamana kadar sağ kalırlarsa... Peşlerinden bir... bir soytarı geliyordu. Basit bir soytarının bu tapınakta ne işi vardı ki? Neler oluyordu böyle? En arkadansa grubu basit bir cüce takip ediyordu.
Andero grubun odaya girişini, bir süre sonraysa cücenin elinde bir kadehle odadan koşarak çıkıp kısa zaman zarfında geri dönüşünü seyretti saklandığı yerden. Brenne bir şeyler yapıyordu yine.
Bir süre bekledi. Ardından odaya girenlerden birinin ağır aksak dışarı çıktığını gördü. Bunu gördükten sonra Brenne'in odasına doğru ilerlemeye başladı. Kara pelerinini arkasında sürükleyerek odanın kapısına geldi. Omzunu kapıya dayadı. Kırmızı gözleri odayı süzüyordu.
-Selamlar Brenne. dedi.
-Odanda bana da yer var mı?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Brenne kapıda beliren iblisvari yaratığı görünce şaşırdı.Yarımkan olmalıydı,sonra içinde hissettiği kaos kıvılcımları girenin katliamın eli olduğunu belli ediyordu.Ama son gördüğünde farklı bir görüntüsü vardı ve o görüntüyü değiştirmenin sadece bir yolu vardı.Brenne Andero nun başarısızlığını anlamıştı ve bundan keyif alıyordu.Ama yine de o bir seçilmişti ve hakettiği saygıyı görmeliydi.
-Andero!Bu sen olmalısın içeri gel!
Sonra soytarıya döndü ve Andero yu işaret etti.
-Kaosun seçilmişi katliamın eli!Lanetliler lejyonu ordular kumandanı!
Bu sırada yarıçıplak suikastçi sunak taşına bağlı bir biçimde yatıyor,cüce ise bir köşeye pusmuş olan biteni izliyordu.
-Andero!Bu sen olmalısın içeri gel!
Sonra soytarıya döndü ve Andero yu işaret etti.
-Kaosun seçilmişi katliamın eli!Lanetliler lejyonu ordular kumandanı!
Bu sırada yarıçıplak suikastçi sunak taşına bağlı bir biçimde yatıyor,cüce ise bir köşeye pusmuş olan biteni izliyordu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
-
DeS
- Kullanıcı

- Posts: 73
- Joined: Tue Feb 08, 2005 10:00 am
- Location: KurtarılmıÅ? Bölge
- Contact:
Deffas uyandığında görebildiği şey kendi vücudundan ibaretti.Vücudu hafif çiziklerle kanatılmış ardından da bu yaralara sarı bir toz dökülmüştü.Ardından yavaş yavaş acısı azalıp kendine geldikçe bir sunakta yattığını fark etti ve şaşırdı.Etrafını hala göremiyordu.Ardından yanında bir sunak daha olduğunu fark etti ve ona da drowun yatıtılmış olduğunu varsaydı.Ama drowun orada olmaması içinin bir an için bir sevinç duygusuyla kaplanmasına sebep oldu ve bu sevinç yüz hatlarına yansıdı ve bir süre orada kaldı ta ki....
Sarışın adam yanında o soytarıyla birlikte bir , "şeyle" konuşuyordu bu sahneyi gören Des bir anda kendisinin sınavı başaramadığını ve herhalde cehennemde falan olduğunu sarışın adamın da bi çeşit elçi olduğunu düşündü ve suratındaki mutluluk ifadesi yok oldu.
Sonra bir anda gördüğü görüntüler aklına geldi.O savaş , o dev cüsseli "şey" ve en kötüsü o kırmızı devasa gözler...
Gözlerini sarışın adama dikti ve kendisini fark etmemiş olmalarına karşı boğazını temizledi ve iki şey umut etti.Birinci olarak sınavı geçmiş olmak ikinci olarak orada sarışın adamın yanındaki "şeyin" kendisine bişeyler yapmaması...
Bir an için kılıçlarını yokladı ve onları cüceye vermiş olduğunu hatırlayınca bir an için boğazını temizlememiş olmayı diledi.....
Sarışın adam yanında o soytarıyla birlikte bir , "şeyle" konuşuyordu bu sahneyi gören Des bir anda kendisinin sınavı başaramadığını ve herhalde cehennemde falan olduğunu sarışın adamın da bi çeşit elçi olduğunu düşündü ve suratındaki mutluluk ifadesi yok oldu.
Sonra bir anda gördüğü görüntüler aklına geldi.O savaş , o dev cüsseli "şey" ve en kötüsü o kırmızı devasa gözler...
Gözlerini sarışın adama dikti ve kendisini fark etmemiş olmalarına karşı boğazını temizledi ve iki şey umut etti.Birinci olarak sınavı geçmiş olmak ikinci olarak orada sarışın adamın yanındaki "şeyin" kendisine bişeyler yapmaması...
Bir an için kılıçlarını yokladı ve onları cüceye vermiş olduğunu hatırlayınca bir an için boğazını temizlememiş olmayı diledi.....
Gott weiss ich will kein Engel sein
Rammstein
Rammstein
-
dreamshadow
- Kullanıcı

- Posts: 138
- Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
- Location: karÅ?ıyaka
- Contact:
Thor soytarının gidişine bir anlam verememişti. Belli ki dışarıda bir şeyler oluyordu. Sonrasında soytarının ondan istediği şeyleri yapmak için biraz düşündü. "Acaba ne yapıp bu iğrenç yaratıkları dize getirip hükmümü kurabilirim" diye iç geçirirken aklına bir anda çok güzel bir fikir geldi. Bir anda barakalardan birinin içi tahtadan yapılmış küçük ve sevimli oyuncaklarla dolmaya başladı. Thor ne olduğunu anlayamamıştı ama bu düşündüğünün adeta aynasıydı. İstediği her şey oluyordu. Ã?ocukların pek yemek yiyecek havaları da yok gibiydi. Oradan oraya koşuşturan çocuklar oyuncakları görür görmez barakaya doğru koşmaya başladılar. Baraka içindeki oyuncakları görmeyen çocuklar da vardı. Thor barakada yoktan var olan oyuncaklardan birkaçını alıp o çocukların yanlarına gidiyor ve onları bir araya toplamaya çalışıyordu. Nerdeyse başarmıştı. Fakat annelerinin kucağında birkaç çocuk daha vardı. Ve anneleri onları çok lezzetli gözüken yemeklerden yedirerek karınlarını doyurmaya çalışıyorlardı. Artık onlar için çok geçti. Thor yemeklerden yiyen çocukların eğitim zayiatı olduğunu düşünerek geriye kalan çocukları toparladı. "Umarım soytarı gelene kadar onları bir arada tutabilirim" diye düşündü.
...........................S.D.W...........................
Soytarı peygamberin sözleri ile onu takip etti. Ayini büyük bir dikkatle izledi bütün dövmelerin yapılışını, tozların dökülmesini kendinden beklenmeyecek bir sabır ve ciddiyet ile izledi soytarı. Sadece iki defa güldü soytarı. Adamların bedenleri acı ile titrerken ve kanları bedenlerinden akarken. Bir kaç damlası adamın eline gelmşti bu kanların. soytarı ağır ağır olanları izlerken farkında olmadan yalamıştu ellerindeki kanları.
Ardından kalkanları oturduğu yerden inceledi ve süzdü...drow pek dayanıksız çıkmıştı yerden kalkamıyordu zavallı. Gülmesini tutamadı.
en sonunda odaya domates gibi kıpkırmızı iblisvari bir tip gelmişti...
Peygamber iki adamı tanıştırırken soytarı kolçaklarden güç alıp yerinden fırladı ve adamın önüne geldi...
"Kaosun seçilmişi katliamın eli!Lanetliler lejyonu ordular kumandanı!" diyerek tanıştırdı peygamber onu. Demek bir seçilmiş diye düşündü soytarı..oldukça etkileyici...
her zamanki abartılı reveransını yaptı soytarı parmaklarının ucunda kalkarak...
"Memnun oldum do...Andero, Kaos'un eli" soytarı bu adı gülünç bulmuştu gerçekten ama gülmesini büyük bir şans eseri bastırabildi "Ben evet peygamber efendinin de söylediği gibi Ordu komutanıyım ama bir adım var...adım Calindos. Benim için bir şereftir Kaos'un eli." tekrar dudaklarını ısırdı adam...
Ardından kalkanları oturduğu yerden inceledi ve süzdü...drow pek dayanıksız çıkmıştı yerden kalkamıyordu zavallı. Gülmesini tutamadı.
en sonunda odaya domates gibi kıpkırmızı iblisvari bir tip gelmişti...
Peygamber iki adamı tanıştırırken soytarı kolçaklarden güç alıp yerinden fırladı ve adamın önüne geldi...
"Kaosun seçilmişi katliamın eli!Lanetliler lejyonu ordular kumandanı!" diyerek tanıştırdı peygamber onu. Demek bir seçilmiş diye düşündü soytarı..oldukça etkileyici...
her zamanki abartılı reveransını yaptı soytarı parmaklarının ucunda kalkarak...
"Memnun oldum do...Andero, Kaos'un eli" soytarı bu adı gülünç bulmuştu gerçekten ama gülmesini büyük bir şans eseri bastırabildi "Ben evet peygamber efendinin de söylediği gibi Ordu komutanıyım ama bir adım var...adım Calindos. Benim için bir şereftir Kaos'un eli." tekrar dudaklarını ısırdı adam...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
DeS
- Kullanıcı

- Posts: 73
- Joined: Tue Feb 08, 2005 10:00 am
- Location: KurtarılmıÅ? Bölge
- Contact:
Deffas bu olup biteni izlerken hala fark edilmediğini düşünüp buna seviniyordu aynı zamanda o "şeyin" ve soytarının adlarını duyunca bunları aklında tutsa iyi edeceğini ama aynı zamanda onlara isimleri ie seslenirse kendi sonunun ölüm olacağının farkındaydı.
Artık fark edilmemin zamanı aksi takdirde duymamam gereken şeyler duyabilirim ki bunun sonu benim için iyi olmaz diye düşündü ve sunaktan inip sarışın adamın kendisini görebileceği bir yerde tek dizi üstüne çöktü.Bunu yapmak için çok fazla efor sarfetmesi gerekmişti ve şimid dizinin ütünden kalkamıyordu.En iyisi kalkmam için bir söz söylenene kadar böyle beklemek diye düşündü ve beklemeye başladı.Bu arada gördüğü rüya(?)nın etkisini üstünden atmaya çalışıyordu...
Artık fark edilmemin zamanı aksi takdirde duymamam gereken şeyler duyabilirim ki bunun sonu benim için iyi olmaz diye düşündü ve sunaktan inip sarışın adamın kendisini görebileceği bir yerde tek dizi üstüne çöktü.Bunu yapmak için çok fazla efor sarfetmesi gerekmişti ve şimid dizinin ütünden kalkamıyordu.En iyisi kalkmam için bir söz söylenene kadar böyle beklemek diye düşündü ve beklemeye başladı.Bu arada gördüğü rüya(?)nın etkisini üstünden atmaya çalışıyordu...
Gott weiss ich will kein Engel sein
Rammstein
Rammstein
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests