ADALETİN,ÖLÖMÖN ve SAVAşIN TAPINAğI(TANRI:OREN

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

İlyamain griffona sarılmayı bırakır ve arkasından gelen sesi dinler gözleri göremiyodu ama kulakları ile anlamıştı..Bu yeni gelen elfti..
Sesin geldiği yöne doğru kafasını çevirdi , ancak görebildiği tekşey uçsuz bucaksız bir karanlıktı.

"pardon hanımefendi , onkasabaya nasıl gidebilirim?Bir binekle beraber?"

Kadın ses üzerine cevabı aklında düşünmeye başladı.On kasaba neredeydi?Logan bir ara yolu tarif etmişti , ona her ihtimale karşı bir haritasını vermişti. Ancak bu uzun süre önceydi.Ah..Logan'ı nasılda özlüyordu.Duyguları çok yoğundu.Sonra duygularını açığa vurmamak için ifadesini sertleştirdi.
"Odamda bir tane haritası olmalıydı , bir bineğide ahırdan bulabilirsiniz.Siz bineğinizi hazırlarken bende size haritayı getireyim." dedi ve merdivenlerden yavaşca yukarıya çıkarak odasına doğru yürümeye başladı.

Rp Dışı : Gorath çeşitli nedenlerden dolayı rplere katılamıyor.Onun rpsini kendi izni ile ben yazdım.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

Archand kadın gittikden sonra atların olduğu yere doğru yol almaya başladı.Atların sesini biraz ilerledikden sonra duymaya başladı.Ahıra doğru iyice yaklaştı ve içerideki atlara baktı.2 beyaz ve bir siyah olmak üzere 3 tane at vardı.Bunlardan bir tanesi normal atlardan biraz daha büyükce idi.Beyaz bir rengi vardı.Archand ata doğru yaklaştı ve elini atın burnuna sürttü.Sonra yelesini okşadı.At başını eğdi korucuya doğru. "Güzel kız..."diye seslendi ata doğru Archand. Sonra bir köşede yerde duran eyerlerden biraz büyükçe olanını seçip ata giydirdi.Eyerlerden tutarak atın önünde yürümeye başladı.

Az sonra kadının griffonla beraber olduğu yere geldi.Orada ne kadından , nede griffondan bir iz vardı.Sadece merdivenlerin bir basamağında biraz yıpranmış bir parşömen vardı.Rulo şeklinde düzgünce katlanmışdı.
_____________________________________________________________

Haritayı cebine koydu ve atıyla beraber yola doğru hareket ettiler.Ã?imlik bir yerde idiler.Hala tapınağın dibindeydiler.İçerisinde bir huzurla beraber katediyordu her adımı.Gözleri neşeyle etrafa bakıyordu.Yemyeşil zemin üzerinde yürümek hayat veriyordu ona.Sonra birden birisini farketti.Bir kadın.Banklar üzerinde uzanmış , zırhlı bir kadın.Atını durdurdu ve indi.Yavaşca kadına doğru yaklaştı.Kadın uyuyordu.

"Hanımefendi , iyimisiniz?"
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

"Hanımefendi , iyimisiniz?"

Illyra birden sesle irkildi ve kalktı, karşısında bahçede kızlan berbaer gördüğü elf vardı. sonra kendni zorlayarak konuştu "iyiyim teşekkür ederim". uzun bacaklarını banktan aşağıya uzattı. sonra ayağa kalktı "nereye gidiyorsunuz?"
Image
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

Kadının doğruluşunu izledi.

"nereye gidiyorsunuz?"

Kadının bu sorusu karşısında biraz afallayan korucu , istifini bozmadan cevaplamaya çalıştı.

"Işığımı bulmaya gidiyorum hanımefendi.Lordumun , Oren'in ışığına gidiyorum.şövalyenin yanına gidiyorum."dedi.
Sonra kadını süzmeye başladı. Bir savaşcıya benziyordu.Giyimi ve hatlarıyla beraber.

"Sanırım bir savaşcısınız.İsterseniz bana eşlik edebilirsiniz.Bu çağrı , bütün adalet savaşçılarına yapılmıştır kanaatimce.Işık , bütün adalet dağıtıcılarına bir hediyedir.Ve isterseniz , bana katılıp kendi ışığınızı bulabilirsiniz" dedi ve kadının cevabının ne doğrultuda geleceğini düşünmeye başladı.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Illyra bir an yüzünde hiç bir kıpıtrı olmadan elf e baktı. sonra gülmseyerek "evet bende geliyorum" dedi" sonra ekledi "hadi benim atımı almaya gidelim"
Image
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

"Tabiiki hanımefendi" dedi ve kadının ani kararı üzerine birkez daha şaşırdı.İnsanların ne yapabileceklerini hala kestiremiyordu.Ne kadarda garip diye düşündü.

Atına atlayıp yavaşca kadını takip etmeye başladı.On kasabaya gitmeye can atıyordu.O şövalyeyi bulacak , ışığını bulacaktı.Heyecanlanmaya başlamıştı.Beklemek , onun için en büyük cezalardan bir tanesiydi...
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Illyra yürüyerek ahırlara doğru gitti. kendi bembeyaz atını buldu, önce yanına yakşaltı ve onu okşayıp öptü sonra atına "evet finney" dedi "uzun bir yolculuğa çıkıyoruz keyiflisin değilmi?" finney keyifle kişnedi "peki öyleyse" diyen Illyra eğeri aldı ve atının üzerine yerleştirdi. sonra onu ahırdan dışarı çıkarttı ve onaltı karış boyundaki atına binerek elf e döndü "ben hazırırm artık gidelimmi? çünkü sabırsızlanıyorum"
Image
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

Korucu "pekala!" dedi ve atını hareketlendirmeye başladı.Yolda yol uzun bir aldıktan sonra kemerinde asılı olan haritasını çıkarttı ve yolu tekrar inceledi.

Yaklaşık 10 kilometre kadar ileride yol ayrımı vardı ve onlar soldan giden yolu takip edeceklerdi.Onkasabaya varmalarıda yaklaşık bir tahminle 2 günlerini alacaktı.Atının hızını biraz artırdı.Sonra kadını gözucuyla baktı.Biraz arkasında kalmıştı.Atını yavaşlattı.
"Hanımefendi , biraz hızlı olursak , 2 saat sonra yol üzerinde kamp kurabileceğimiz uygun bir yer var."dedi ve atının hızını tekrar artırdı.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Sufferly
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 433
Joined: Wed Dec 22, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Sufferly »

Rp dışı : Bundan bir önceki yaptığım rp silinirse sevinirim.

Korucu "pekala!" dedi ve atını hareketlendirmeye başladı.Yolda bir süre ilerledikten sonra kemerinde asılı olan haritasını çıkarttı ve yolu tekrar inceledi.Parşömen biraz eskimişti ama haritanın çizgileri çok belirgindi.Çizgilere bir zarar gelmemişti.Kendi diyarından uzak bu çizgiler...

Biraz ileride bir yol ayrımı vardı.Gidecekleri yol sol taraftakiydi.Korucu kadına baktı ve "hanımefendi , tahminimce 3-3.5 saatlik bir mesafemiz var.Eğer biraz daha hızlanırsak 1 saat daha erken gidebiliriz."dedi.Atını biraz daha hızlanırdı ve ışığına doğru daha erken varma kararını uygulamaya başladı.
They awake for flesh
Choose pain as a path
Refuse a light
To blind you and me
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood
Contact:

Post by Illyra »

Illyra da elf e ayak uydurdu. sonra ona hep içinden elf dediğini farketti. halbuki adını söylemişti, parıldayan ay ormanından geldiğini söylemişti. evet adı Archand tı. adını hatırladığı için rahatladı. sonra atını çok daha hızlı sürmeye başladı. Lord Oren adına ışığı dağıtacağı için çok mutluydu...
Image
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: BoÅ? boÅ? gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

Adalet..

Kapı birden gıcırtı ile açılmaya başlamıştı..Genç savaşçı garip bir hisse kapılıp beklerken kapı gittikçe açılıyor..Ve açıldıgı yerden ışıklar saçarak savaşçının gözlerini kamaştırıyordu..İstemsizce elleri ile gözlerini koruyan savaşçı ışığa..ışığın kaynağına doğru bir iki adım attı..Görmek istiyordu bu ışıgın nedenini..Kapı..O kadar yakınında idi ki..Keşke ışık bu kadar parlak ve rahatsız edici olmasaydı..Ancak yinede yılmamıştı savaşçı..Bir adım..Bir adım daha..Kapıya ulaşmak üzereydi..Son bir adım diye düşündü ve kapıdan geçecek olan adımı attı..tam bu sırada ise..

Kapı gürültü ile kapanmıştı..Ve..Artık..
Artık ışık yoktu..

Kısa bir sessizlık hakim oldu bir an havaya..Sonrası ise..

İğrenç bir çığlık Vladek in istemsizce dizleri üzerine çöküp kulaklarını kapatmasına neden olmuştu..Neler oluyor diye düşündü savaşçı..Tüm bunlar niye..Neden..

Ã?ığlıklar gittikçe azaldı..Azaldı..Vladek yavaşça gözlerini ve kulaklarını açtı..Burası..Burası artık o garip oda değildi..Burası daha çok..

Kendi eviydi..

Savaşçıyı şaşkınlığa uğratacak bir manzara söz konusu idi..Babası ve annesi gözleri önünde yaşıyordu..Ve evlerine dadanan serseriler..İşte o andı..Babası ile annesinin öldüğü o an..Zavallı kaderinin değiştiği o an..Serseriler yaylarını gerip zengin anne ile deneyimli komutan babaya nişan almışlardı..Ve oklarını serbest bıraktılar..

Vladek için zaman yavaşlar gibiydi..Oklar havada ilerledi ilerledi..Babası ile annesine tam saplanacakken durdu..Herşey durdu..Havadaki toz parçaları..Serseriler..Annesi ile babasının agzı açık duruşu..herşey durmuştu..

Sadece ortada kılıcı ile kendisinin durdugunu farketti..Bir an kendi küçüklüğüne baktı..Ve annesi ile babasına..Ve yeri göğü inleten bir ses duydu kafasında..

[/i]Seçimini yap ya burada annen ile babanın ölümünü engelleyip kendi varoluş nedenini yokedersin..Yada olması gerekenin olmasına karışmassın..Adalet in ne olduguna sen karar ver savaşçı..Ailenin yaşayıp yaşamamasımı..Yoksa senin ilerde yardım edip kurtaracagın nicelerinin yaşamımı..

Unutma V'ladek ''Adalet dengedir..Adalet olması gerekendir..Doğru olandır..Adalet olacakları bilmektir..Yönetmek değil..Ve bazen adaleti sağlamak için kan dökmek gerekir..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Gümüşyüz hissediyordu yakında birşeyler olcağını çok büyük şeylerin değişeceğini biliyordu...
Ama ne olursa olsun,ne çıkarsa cıksın Lord Oren 'e sağdık kalacaktı,iyiliğe sağıdık kalacaktı.

Belki büyük değişiklikler olcak ama yinede o Lord Oreni her Zaman kalbinin tamanında barındıracaktı...

Ã?ünkü inanç,sözle değil dua la değil ,kalple inanarak olur.
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon
Contact:

Post by Sylvos »

Gece etrafı sarmalamıştı. Harbormm yorulmuş dizleri üzerine çöktü. Kurtulmak, onun için bir mucize olmuştu sanki.
Ve o ork taburları... Karşı koyulması yetrince güçtü. 10 kasaba o kadar iyi savunmaya sahip değildi. Yıkılması pekte uzun sürmezdi.

Tapınak Koruyucuları efendim, sizin yolunuzdan sonsuza kadar ilerleyecekler. Savaş zamanı geldi. Ve 10 kasaba yalnız kalmayacak Lordum. Bundan şüpheniz olmasın.

Cüce savaşçısı bu düşünceler içersindeyken ay ışığında gümüşümsü, parlayan birşey dikkatini çekti. El yordamıyla dizleri üzerinden kalktı. Bitkin ayakları üzerinde parlayan cisime doğru ilerledi..
"Aman Tanrım!" dedi Harbormm kasvetle.
Gümüş kuştüyü. Bu Tapınak Lideri sembolü idi..
Ama burda ne arıyordu ki? Bunun tek bir cevabı vardı. Ve cüce savaşçısı da bunu tahmin edebiliyordu.
"Olamaz!!"
Fakat bu gerçekti. Horcoel kasabadan ayrılmıştı.
"Demekki bu yönden ilerlemiş. Sanırım bir ihanete daha uğradık." dedi hüzün dolu bir sesle. şövalyelere ne olmuştu böyle? Beklenmedik süprizlerle doluydu hepsi.
"Ne olursa olsun, sizi bırakmayacağım Lordum
Yerdeki Oren sembolünü aldı ve plaka zırhının ortasına yerleştirdi. Ve Thorgoriath' a doğru yoluna devam etti...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Sturm_Ardeth
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 562
Joined: Wed May 04, 2005 10:00 am
Location: Yanlýzlýktan..
Contact:

Post by Sturm_Ardeth »

lord_ariakan wrote:Morowinn güç bela atından indi.Zorlukla nefes alıp veriyordu.Vücundaki yaralar onu çok rahatsız ediyordu.Adam oldukça yetenekli bir savaşçıydı fakat orkların hain pususundan zorlukla kurtulabilmişti.Artık azraille olan savaşını yavaş yavaş kaybettiğini hissedebiliyordu.
Yere uzandı ve eski moda zırhına ve üzerinde rünlerin bulunduğu kadim kılıcının eskimiş kınına baktı.Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.Eski savaşlarının hatırası geldi gözünün önüne.Sanki hepsi hiç yaşanmamış uzak birer hayal gibiydiler.Uzun kumral saçlarını ygözlerinin önünden çekti ve ağzındaki kanları silmek için uğraştı.Masmavi gözleriyle son bir kez gece göğünü tarayıp yıldızlara bakmak için güç bela başını kaldırırken gözleri tek birnoktaya sabitlendi..
Ã?nünde büyük bir tapınak duruyordu.Tanrı Orene adanmış bir tapınak.Güç bela tapınağa ılaştı ve kapıyı çaldı.İçeriden bir ses gelmesini umarak...
" Let My Heart Go "
Swain
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 103
Joined: Thu Aug 18, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Swain »

Artık yaklaşmıştı. Hissedebiliyordu.. Tam kalbinin üstündeki “tüy” dövmesinin giderek yandığını.. Ama bu önemli değildi. Uzun zamandır yoldaydı ve sonunda varmak üzereydi Lord Oren’in tapınağına. Bu güne kadar ne yaptım Oren’in hizmetkarı olmaya layık olabilmek için diye düşündü kendi kendine.. Birden hayatı gözlerinin önüne geldi. Ã?ocukluğunu ve ergenlik dönemini hatırladı. O güne kadar anlam veremiyordu bu dövmeye oraya nası yapıldığı nasıl oluştuğu hakkında en ufak bir fikri bile yoktu. Annesini her zaman bir meleğe benzetmişti ve onu çocuk yaşta kaybettiği için onun hakkında tek hatırladığı her zaman “Tanrıların adaletine güven yavrum” demesiydi. Bu cümle zamanla beynine kazınmış ve adeta hayatının anlamı haline gelmişti. Haksızlık olarak gördüğü her olaydan sonra kendini yatıştırmak için bu sözü söylerdi kendi kendine ve dinmesini beklerdi engin öfkesinin. Adalet tanrısının yanlış bir şey yapmayacağını biliyordu çünkü.. tüm benliğiyle inanıyordu buna..

Kendisini bir türlü inandıramamıştı tüm bu adalet saçmalıklarına ta ki o gün gelip çatana kadar.. Kader sonunda ömrü boyunca kin ve nefret duyduğu insanı karşısına çıkarmıştı. Yaşamı boyunca onun yaptıklarının utancıyla yaşadı.Ve hesap sorma günü gelip çatmıştı. Elinden gelse damarlarında babasına ait ne kadar kan varsa boşaltacaktı. Onun kanını taşımaktan utanç duyuyordu. Ama sonunda tanrılar onu kendi elleriyle yakalayıp adalet adına öldürme onurunu ona bahşetmişlerdi. O vakit gerçekten inanmıştı Lord Oren’in adaletine ve yüceliğine. İlk kez babası tanrıların adaletine hesap verirken hissetmişti dövmesinin yandığını yoksa acıyan kalbimiydi.. Bilmiyordu. Dizleri üzerine çöktüğüne kalbinde hissettiği o tuhaf şevkat kırıntıları adeta yüreğindeki çağlayanları dindirmişti. Başını kaldırdığında gördüğü zifiri karanlığın içinde görünen bir çift ela göz onu gömüldüğü karanlıktan çıkarıp almıştı. Daha sonra babasına duyduğu hırsın ve kinin körelttiği bilinci yerine yavaş yavaş gelirken şu sözleri işitti ve irkildi istemsizce “Günahlarının cezasını çekti. Ruhu huzur bulsun.” Bu gözleri tanıyordu.. Yargıç Larin.. tanıyordu bu suratı.. ilk kez ona öfke duydu. Ve azından şu kelimeler döküldü bir fısıltı halinde.. hayır hayır daha çok bir tıslamaya benziyordu sesi. “Cehennemde kavrulsun!”
Kılıcındaki kanı silerken yaşadıkları gözünün önüne geldi. Kalbine kılıcını sapladığı anki o boş bakışı hiçbir zaman unutmayacaktı. Unutamazdı..

Yargıç Larin’in hayatına girmesi onun yaşamını kökten değiştirecek olayların başlangıcı olmuştu. Onu kendi oğlu gibi koruyup gözetti. şimdiye kadar olan eğitiminde büyük payı vardı. Babası gibi sevmişti onu ve ölürken sarfettiği sözler onu Oren’in yanıbaşına kadar getirmişti. “Işığı takip et o sana yol gösterecektir evlat. O ışıkla yardıma muhtaçlara el uzat ve adalet dağıt. Artık…” cümlesini bitiremeden kollarında can vermişti yaşlı Paladin.. yorgun ve yaşlı bedeni izin vermemişti cümlesini tamamlamasına. Ama artık ne yapması gerektiğini biliyordu. Larin’in ardından yas tutmayacaktı. Zaten o da bunu istemezdi. “Hiçbir zaman ölülerin arkasından yas tutma. Hayatları boyunca yaptıkları onları ya cezalandırır ya mükafatlandırır. Ölüm bu dünyanın sonu olabilir ama bilmediğin bir dünya daha var” derdi zaten.. Bu sebeple alelacele çıkmıştı yola kaybettiği her saniye bir masum ölüyordu. Bu savaş zamanında yas tutmak yersizdi.

Nice dağlar aştı nice denizlerden geçti nice düşmanla mücadele etti ve sonunda aylardır erişmek için çabaladığı yerdeydi. Lord Oren’in kutsal topraklarında.. Lakin hayatında tanrısından başka kimse yoktu. Ve Oren adına and içti tüm kötüleri yeryüzünden kazıma uğruna...

Lord Oren’in karşısında görkemli bir şekilde gök yüzüne yükselen tapınak karşısındaydı artık. Kör olanlar bile bu sessizlik ve huzur içerisinde orada bir tapınağın var olduğunu anlayabilirdi. Atıyla beraber uzun süren yolculuğunun ardından sızlayan bacaklarını gererek bayılacakmış gibi nefes alıp veren atından indi ve atının boynuna sarılarak ona minnettarlığını başını okşayarak gösterdi. Zaten halsiz olan atını bağlama gereğini bile görmemişti ama asıl nedeni yorgunluktan daha öte bir his olan sadakat ve minnettarlıktı, uzaktan bakıldığında belki fark edilmeyecek bir görüntü olabilir ama bunu her ikiside hissediyordu. Tapınağın önüne geldiğinde kafasını kaldırıp uzun dik merdivenlere bakarak kendi hayatı gibi sert olan merdivene ilk adımını onurlu bir biçimde kafasını göğe kaldırarak attı merdiveni tek tek arşınlarken yüreğindeki tanımlayamadığı duygu nefes almasını bile engeller olmuştu. Adım adım ilerledi tapınağın sessizlik içindeki avlusunda.. Gece vakti ay ışığı tapınağın taş avlusuna vururken usulca attı adımlarını bir yandan da derin derin nefes alarak dizginlemeye çalışıyordu yüreğindeki sonsuz heyecanını. Heykellerin yanlarından geçerken hepsine baktı. Belliydi ki hepsi Oren adına savaşmış ulu savaşçılardı ve bir Paladin’in isteyebileceği en büyük onura erişmişlerdi her biri.. Kim bilir? Belkide bir gün Onun heykelide burada bulunacak tapınağa girenleri selamlayacaktı göğsünü gere gere.. Bir an durakladı. Gözlerini kısarak seçmeye çalıştı ayın üstüne ışık huzmelerini gönderdiği nesneyi. “Lord Oren..” dedi ve hızla yanına giderek Kılıcını yere dik tuttu ve tek dizini yere koyarak boyun eğdi dünya üzerinde saygı duyduğu yegane varlığa. Bir süre sessizliğini bozamadı genç Paladin. Hep bu anın hayaliyle yaşamıştı. Ama şu anda heyecandan ağzı kurumuş, ne söyleyeceğini bilemez haldeydi. Derin bir nefes aldı ve başladı sözlerine ;

“Senin adına adalet ve huzur dağıtmaya geldim uzak diyarlardan ve şimdi yüceliğine boyun eğiyorum. Esir almadan önce karanlık fani bedenimi ışığınla kurtar beni…“ yere eğdiği başını kaldırdı ve devam etti sözlerine “…Yalvarırım kurtar!”

Gözlerinin dolduğunu hissetmişti son cümlesinde.. Eğer dünya üzerinde inandığı yegane varlık da onu yalnız bırakacak olursa ne yapacağı nereye gideceğini bilmiyordu ve bu yol ayrımında Oren’in ışığı yerine karanlık bir yola gitmek istemiyordu.

Tam bunları düşündüğü sırada arkasında bir gürültü duydu. Sesten irkilerek ani bi refleksle kılıcına sarıldı. Kapıya doğru yöneldi..Attığı her adımda hissettiği boşluk duygusu onu yeryüzünden uçurmaya yeterdi. Kapının önüne geldiğinde dışarıdaki sesi dinledi.. Bir süre bekledi fakat bir ses duyamadı ve yavaşça kapıyı araladı...

... Karanlıklar içinde iri bir silüet gördü yerde yatan.. Hemen yanına koştu başka hiçbirşeyi umursamadan.. Başına geldi ve çevirdi yüzüstü yatan bedeni. Yüzüne baktı, nabzını yokladı.Vücudundaki yaralarmı yoksa yaşadıklarımı daha fazla canını acıtıyordu bilinmez ama bu acı onun yüzüne işlemişti. Çok ağır yaralı ve kan kaybetmişti. Belli ki zorlu bir mücadeleden çıkmıştı ve onun için hepsinin yaşanmamış kabus dolu rüyalar gibi olmasını temenni etti. Ağzındaki yarı pıhtılaşmış kanı iyice yüzüne yapışmaması için temizledi ve başını çevirdi üstünde yükselen dolunaya "Yüce Oren! Bu adamın günahlarını affet ve kudretinle yaşamasına izin ver" dedi. Kirlenmiş ve biraz çamurlu olduğunu farkettiği elini adamın yarasına götürdü bedenindeki katlanamaz yorgunluğa rağmen Tüm konsantrasyonunu toplayarak onun yaralarına yapabileceği en kudretli büyüyü uyguladı. (Lay on Hands) Yavaş yavaş kendini kaybetmek üzere olduğunu hissetti. Ama o yaşamalıydı.. Kendi yaşamını kaybetme riski aklına geldi ister istemez.. "UMRUMDA DEğİL!" diye haykırdı ve büyüsünü yoğunlaştırarak devam etti.. Ta ki önünde yatan yiğit savaşçı gözlerini açana kadar...
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest